Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası
Özet, seçtiğiniz yapay zeka aracında yeni sekmede oluşturulur. Yapay zeka özetleri hatalı veya eksik olabilir; hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda ayrı bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bu davalar evlilik birliğinin temelinden sarsılması hükmüne (TMK m.166/1) dayanılarak açılır ve sonucu çoğu zaman kusur değerlendirmesi belirler.[1]
Cinsel ilişkiden sürekli kaçınma, tedavi edilebilir bir sorunda tedaviyi reddetme ve eşin rızası dışında cinsel ilişkiye zorlanması kusur sayılabilir. Tedavisi mümkün olmayan bir rahatsızlık ise o eşe kusur olarak yüklenmez. Davanın sonucunu çoğu zaman sağlık raporları, tedavi kayıtları ve eşler arasındaki yazışmalar belirler.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Şartları
Eşlerin cinsel yaşamındaki ciddi sorunlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında boşanma gerekçesi olarak ileri sürülebilir. Kanunda cinsel problemler özel bir boşanma nedeni olarak sayılmamıştır. Halk arasında “şiddetli geçimsizlik” denilen bu genel sebep, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenir.
Cinsel birliktelikten kaçınılması veya cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesi ortak hayatı çekilmez hale getirebilir. Yine de bu gerekçeyle dava açmadan önce makul bir sürenin geçmesi beklenir. Evliliğin ilk günlerinde ortaya çıkan sorunlar tek başına boşanma nedeni sayılmaz.
Eşlerin fiilen yaklaşık bir ay birlikte kaldığı bir dosyada Yargıtay, makul süre geçmediği için cinsel ilişkiye girmeme vakıasının erkeğe kusur olarak yüklenmesini doğru bulmamıştır (Yargıtay 2. HD, 01.12.2025, E.2025/3555, K.2025/10459).
“…sağlıklı bir cinsel ilişkinin yaşanması için makul bir sürenin geçmesi gerektiği, somut olayda eşlerin fiilen birlikte kaldıkları süre dikkate alındığında; yeni evlenen eşler arasında ortaya çıkabilecek cinsel sorunların çözümü ve sağlıklı cinsel ilişkinin yaşanabilmesi için mâkul bir sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceği, bu durumda davalı erkeğe cinsel ilişkiye girmeme vakıasının kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığı anlaşılmaktadır.”
Davanın kabulü için sorunun evlilik birliğini temelinden sarsacak ciddiyette olduğu gösterilmelidir. Hakim, sorunun niteliğine, ne kadar sürdüğüne ve çözüm için çaba gösterilip gösterilmediğine bakar. Davalı eşe az da olsa bir kusur yüklenemiyorsa boşanma talebi reddedilebilir.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Sebebi Örnekleri
Evlilik içindeki cinsel hayatla ilgili problemler, şartları varsa haklı boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Mahkemelerin önüne en sık gelen durumlar şunlardır:
- Cinsel birliktelik kuramama: Eşlerin evlilik boyunca hiç cinsel ilişki yaşayamamaları veya buna fizyolojik bir engel bulunması.
- Cinsel ilişkiden sürekli kaçınma: Taraflardan birinin sebepsiz şekilde veya psikolojik nedenlerle yakınlıktan kaçması.
- Cinsel isteksizlik: Eşlerden birinin kronik biçimde cinsel arzu duymaması ve bu durumu değiştirmek için çaba göstermemesi.
- Cinsel uyumsuzluk: Eşlerin cinsel beklentilerinin birbirinden tamamen farklı olması.
- Erken boşalma: Erkekte yaşanan ve cinsel ilişkiyi sağlıklı sürdürmeyi engelleyen sorun.
- İktidarsızlık (erektil disfonksiyon): Erkekte cinsel ilişkiyi gerçekleştiremeyecek düzeyde sertleşme sorunu olması.
- Vajinismus: Kadında cinsel ilişkiye izin vermeyen, istem dışı kas kasılmasıyla ortaya çıkan sorun.
Bu sorunların geçici mi kalıcı mı olduğu ve tedavi edilip edilemeyeceği davanın seyrini belirler. Tedavi edilebilir bir sorunda belirleyici olan, sorunu yaşayan eşin iyileşmek için çaba gösterip göstermediğidir.
Vajinismus, erken boşalma veya iktidarsızlık tek başına eşe kusur atfedilmesine yol açmaz. Tedavi imkanı varken bu imkanı reddetmek ise kusur değerlendirmesinde o eşin aleyhine sonuç doğurur.
Cinsel İlişkiye Girmeme Boşanma Sebebi Midir?
Süreklilik kazanmışsa ve haklı bir nedene dayanmıyorsa evet. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür (TMK m.185/3). Yargıtay da evliliğin cinsel yönünü bu birliğin unsurlarından biri sayar.
Cinsel ilişkiden kaçınan eşin kadın ya da erkek olması sonucu değiştirmez. Kocasını sürekli reddeden kadın da, eşine haklı bir neden olmadan yaklaşmayan erkek de kusurlu bulunabilir. Bu konudaki dini değerlendirmeler mahkemeyi bağlamaz, aile mahkemesi uyuşmazlığı Türk Medeni Kanunu’na göre çözer.
Mahkeme önce cinsel birlikteliğin neden kurulamadığını araştırır. Sorunun fiziksel mi psikolojik mi olduğu çoğu zaman sağlık kuruluşundan alınan raporla belirlenir. Rapor sorunun tedavi edilebilir olduğunu gösteriyorsa, eşin tedaviye yanaşıp yanaşmadığı incelenir.
Evlilikte cinsel ilişki kurulmaması, kaçınan eşe karşı zor kullanılmasını hiçbir şekilde haklı kılmaz. Eşin rızası dışında cinsel ilişkiye zorlanması hem ağır bir boşanma kusuru hem de suçtur.
Evlenmeden Önce Var Olan Cinsel Sorunlarda Evliliğin İptali
Sorun evlenmeden önce de varsa ve eşten saklanmışsa, boşanmanın yanında evliliğin iptali davası da gündeme gelebilir. İki dava farklı hükümlere dayanır ve süreleri farklıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 149. maddesine göre, eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez kılacak önemli bir nitelikte yanılarak evlenen eş iptal davası açabilir. Aynı Kanun’un 150. maddesi ise, davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesini ayrı bir iptal sebebi sayar.[2]
Yargıtay, evlenmeden önce gizlenen bir hastalık nedeniyle açılan iptal davasında hastalığın ağır tehlike oluşturup oluşturmadığının uzman bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 20.02.2014, E.2013/18689, K.2014/3383).
Uyarı: İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m.152).
Evlilikte Cinsel Sorunlar Psikolojik Şiddet Sayılır Mı?
İyi niyetle ortaya çıkan bir cinsel sorun tek başına psikolojik şiddet sayılmaz. Cinsel işlev bozuklukları çoğu zaman tarafların istemeden karşılaştığı sağlık sorunlarıdır. Eşin cinsel ilişkiye girememesi, diğer eşi incitmek amacı taşımaz.
Belirleyici olan, sorun yaşayan eşe karşı diğer eşin tutumudur. Eşini bu nedenle aşağılayan, alay eden veya sorunu başkalarına anlatarak küçük düşüren kişi kusurlu davranmış olur.
Yargıtay, vajinismus rahatsızlığı olan ve tedaviden kaçınmayan kadına kusur yüklenemeyeceğini kabul etmiştir. Aynı kararda eşinin tedavisiyle ilgilenmeyen, onu eşinin annesine şikayet ederek aşağılayan koca tamamen kusurlu bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, 25.09.2014, E.2014/7276, K.2014/18483).
Tedaviden kaçınan eş ile durumu başkalarına anlatarak eşini aşağılayan eş ise eşit kusurlu sayılabilir. Böyle bir dosyada Yargıtay, eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 18.12.2013, E.2013/17130, K.2013/30028).
Boşanma Davasında Cinsel Şiddetin İspatı
Cinsel ilişki evlilik içinde de ancak iki tarafın rızasıyla olur. Eşi rızası dışında cinsel ilişkiye zorlamak, boşanma davasında ağır kusur olarak ileri sürülebilecek bir davranıştır. 6284 sayılı Kanun da aile içinde yaşanan cinsel şiddeti ev içi şiddet tanımına açıkça dahil eder.[3]
Bu fiil aynı zamanda suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin ikinci fıkrasına göre, fiilin eşe karşı işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikayetine bağlıdır.[4] Suçun unsurları ve cezası cinsel saldırı suçu yazımızda anlatılmıştır.
Cinsel şiddet çoğu zaman tanıksız yaşanır. İspat bu yüzden olaya yakın zamanda oluşturulan belgelere dayanır.
- Hastane veya adli tıp muayene raporu
- Kolluk ya da savcılığa yapılan şikayetin tutanakları ve soruşturma dosyası
- Varsa uzaklaştırma kararı ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir dosyası
- Eşin olayı kabul ettiği veya özür dilediği mesajlar
- Psikolog ya da psikiyatrist raporları
Yalnızca davacıdan duyduklarını aktaran tanığın sözleri yeterli görülmez. Yargıtay, böyle bir tanık beyanına dayanılarak erkeğe cinsel şiddet kusuru yüklenmesini hatalı bulmuş ve kadın yararına verilen tazminatları bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 16.04.2018, E.2016/16618, K.2018/5062).
Delilin elde edilme biçimi de önemlidir. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m.189/2).[5] Mesajların hangi durumda delil sayıldığı WhatsApp yazışmaları delil olabilir mi yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Ters ilişkiye zorlama iddiasının ispatı, adli tıp bulguları ve bu konudaki Yargıtay kararları için ters ilişki boşanma sebebi midir yazımıza bakabilirsiniz.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Dava, Türk Medeni Kanunu m.166/1 uyarınca aile mahkemesinde açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168).
Not: Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesine göre hakim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Başvurunun genel adımları boşanma davası nasıl açılır yazımızda yer alıyor. Cinsel sorunlara dayanan davayı farklı kılan, dilekçenin ve delillerin hazırlanma biçimidir.
Dilekçede her vakıa ayrı ayrı ve somut olarak yazılmalı, her vakıanın hangi delille ispat edileceği belirtilmelidir (HMK m.119/1-e, f). Yargıtay, dilekçeler aşamasında tanık deliline açıkça dayanılmamışsa tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 14.05.2018, E.2016/17676, K.2018/6163).
Aynı dilekçede boşanmanın sonuçları da istenebilir. Diğer eşi kusurlu gören taraf tazminat, şartları varsa nafaka talep eder. Kusur iddiasını destekleyen deliller baştan gösterilmezse bu talepler zayıflar.
İpucu: Cinsel sorunlara dayanan davalar genellikle çekişmeli boşanma olarak ilerler. Genel dilekçe yapısı için çekişmeli boşanma davası dilekçesi örneğimize de bakabilirsiniz.
Örnek dilekçe, cinsel birlikteliğin kurulamadığı bir evlilik için hazırlanmıştır. Vakıalar ve deliller somut olaya göre değiştirilmelidir.
…………………… NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No: ……………)
Adres: ……………………
VEKİLİ: Av. …………………
Adres: ……………………
DAVALI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No: ……………)
Adres: ……………………
KONU: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, tedbir nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
1. Müvekkil ile davalı …/…/…… tarihinde evlenmiştir. Taraflar …/…/…… tarihinden bu yana ayrı yaşamaktadır. Evlilikten doğan müşterek çocuk yoktur.
2. Evlilik süresince taraflar arasında cinsel birliktelik kurulamamıştır. Müvekkilin yaptırdığı muayenede cinsel ilişkiye engel bir rahatsızlığı bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Davalının …/…/…… tarihinde aldığı raporda, rahatsızlığının tedavi ile giderilebileceği belirtilmiştir. Davalı, müvekkilin tüm ısrarına rağmen tedaviye başlamamış, randevulara gitmemiştir.
4. Davalı, bu konuyu konuşmak isteyen müvekkile kırıcı sözler söylemiş, durumu aile büyüklerine müvekkilin kusuru gibi anlatmıştır. Bu durum taraflar arasındaki yazışmalar ve tanık beyanlarıyla sabittir.
5. Yaşanan olaylar nedeniyle evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmıştır. Davalı tam kusurludur.
HUKUKİ SEBEPLER:
TMK m.166/1, m.169, m.174, m.184; HMK ve ilgili mevzuat.
DELİLLER:
Nüfus kaydı, sağlık raporları ve hastane kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, tanık beyanları (isim ve adresleri ayrıca bildirilecektir), gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM:
Açıklanan nedenlerle; tarafların TMK m.166/1 uyarınca boşanmalarına, dava süresince müvekkil yararına aylık ………… TL tedbir nafakasına, ………… TL maddi ve ………… TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, duruşmanın gizli yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
…/…/……
Davacı Vekili
Av. …………………
(İmza)
Cinsel Sorunların Çözümü için Tedaviden Kaçınma
Cinsel problemler bazen kalp-damar hastalığı ya da depresyon gibi bir sağlık sorunundan, bazen psikolojik nedenlerden kaynaklanır. Sebep belirlendikten sonra sorunun giderilebilir olup olmadığına ve eşin tedaviye açık olup olmadığına bakılır.
Mahkemenin eşleri tedaviye ya da terapiye zorlama yetkisi yoktur. Ancak tedavi edilebilir bir sorunu olduğu halde doktora gitmeyen, tedaviyi yarıda bırakan veya terapiyi reddeden eş kusurlu sayılabilir. Kanun eşlere birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlama yükümlülüğü yükler (TMK m.185/2).
Sorunun tedavi edilebilir olması tek başına yetmez. Yargıtay, vajinismus rahatsızlığının tedavi edilebilir olduğu ancak davalının tedaviden kendi iradesiyle kaçındığının ispatlanamadığı bir dosyada boşanma kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 23.07.2009, E.2008/12583, K.2009/14812).
Tedaviye birlikte katılım da önemlidir. Yargıtay, tedavi gören kadını bu süreçte yalnız bırakan erkeğin davasında, tedaviden sonuç alınamamasını kadına kusur olarak yükleyen kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 10.05.2016, E.2015/22961, K.2016/9519).
Cinsel Uyuşmazlık ve Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Cinsel uyumsuzluk, eşlerin cinsel istek ve beklentilerinin birbirinden belirgin biçimde farklı olmasıdır. Bazı çiftler bunu evliliğin başında fark eder, bazılarında yıllar içinde değişen şartlar uyumu bozar.
Uyumsuzluk ortak hayatı sürdürülemez hale getirmişse haklı bir boşanma sebebidir. Her evliliğin dinamiği farklı olduğundan, aynı sorun bir çiftte tolere edilirken diğerinde diğer sorunları da tetikleyebilir.
Hakim, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığını görürse boşanma yerine ayrılığa karar verebilir (TMK m.170/3). Ayrılık süresinin nasıl işlediği ayrılık davası yazımızda anlatılmıştır.
Cinsel Sorunlarda İspat Yükü Kime Aittir?
İspat yükü, kusuru iddia eden taraftadır (TMK m.6). Eşinin cinsel ilişkiden kaçındığını ileri süren kişi bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Tedavi imkanı olmayan bir sağlık sorunu, o eşe kusur olarak yüklenmez. Buna karşılık tedavisi mümkün bir rahatsızlıkta tedaviden kaçınmak ya da hiçbir sağlık sorunu yokken eşine yakınlığı sürekli reddetmek kusur sayılır.
Hakim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Tarafların bu konudaki ikrarı da hakimi bağlamaz (TMK m.184/1, 3).
Bu davalarda en sık başvurulan deliller şunlardır:
- Eşler arasındaki mesaj, e-posta ve sosyal medya yazışmaları
- Doktor raporları, teşhis ve tedavi kayıtları
- Mahkemenin aldırdığı sağlık kurulu veya bilirkişi raporu
- Olayları doğrudan bilen tanıkların beyanları
Her iki eşin de cinsel ilişkiye engel bir rahatsızlığının olmadığı raporla belirlenirse, kaçınmanın kimden kaynaklandığı diğer delillerle aydınlatılır. İspatlanamayan kaçınma iddiası karşı tarafa kusur olarak yüklenemez.
Cinsel Sorunlarda Hakimin Takdir Hakkı
Hakim, kanıtları serbestçe takdir eder (TMK m.184/4). Mahkeme önce makul sürenin geçip geçmediğine bakar. Evliliğin ilk haftalarında açılan davalarda bu süre çoğu zaman dolmamış sayılır.
Ardından sorunun kaynağı tıbben belirlenir. Yargıtay, raporda vajinismus açısından psikiyatri konsültasyonu önerildiği halde bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesini eksik inceleme saymıştır (Yargıtay 2. HD, 18.11.2014, E.2014/12364, K.2014/23128).
Son aşamada hakim tarafların kusur durumunu belirler. Cinsellikten haklı bir neden olmadan kaçınan eşin aleyhine tazminat gibi sonuçlar doğabilir.
Cinsel Sorunların Boşanmada Kusur Durumuna Etkisi
Tazminat ve yoksulluk nafakası doğrudan kusura bağlıdır. Yargıtay kararlarında kusur sayılan davranışlardan bazıları şunlardır:
- Haklı bir neden olmadan cinsel birliktelikten kaçınma
- Eşine karşı tiksinti duyduğunu söyleyip yakınlığı reddetme
- Tedavi edilebilir bir sorunda tedaviden kaçınma
- Eşin cinsel sorununu başkalarına anlatarak onu aşağılama
- Eşi rızası dışında cinsel ilişkiye zorlama
Hiçbir sağlık sorunu olmadığı halde eşiyle cinsel ilişkiye girmeyi reddeden kişi ağır kusurlu bulunabilir. Bu durumda karşı tarafın talebiyle maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum edilebilir. Diğer kusur hallerini boşanmada kusur sayılan haller yazımızda bulabilirsiniz.
Eşin Cinsel İlişkiden Kaçınması Hakkında Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, cinsel ilişkiden kaçınma iddialarında kusuru somut delillere göre belirler. Kaçınmanın kimden kaynaklandığı ispatlanamazsa bu vakıa hiçbir eşe kusur olarak yüklenmez.
Uzun süren bir evlilikte cinsel ilişkinin hiç gerçekleşmediği bir dosyada Daire, kadına kusur yüklenemeyeceğini kabul etmiştir. Kararda erkeğin üroloji tedavisine başlayıp devam etmediği de dikkate alınmıştır (Yargıtay 2. HD, 23.01.2025, E.2024/2951, K.2025/719).
“Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların 20.06.2018 tarihinde evlenmiş oldukları, uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olduğu, kadının halen bakire olduğu ve birleşmeye engel bir rahatsızlığının bulunmadığı, dosyada mevcut raporlarla sabittir. Kadının cinsel ilişkiden korktuğunu tanık Asiye’ye söylemesinin kadının cinsellikten kaçındığını kabule yeterli olmayacağı; erkeğin ise üroloji bölümünde tedavisine başladığı ve bir müddet ilaç kullandığı ancak cinsel ilişkiye girememe problemi devam etmesine rağmen tedaviye devam etmediği bu haliyle kadının cinsel ilişki gerçekleştiremediği kusurunun kadına yüklenemeyeceği açıktır.”
Yaklaşık iki yıllık bir evlilikte ise iki eş için de alınan raporlar cinsel birleşmeye engel bir durum göstermemiştir. Daire, kadının cinsel birliktelikten kaçındığı ispatlanamadığından eşit kusur kabulünü bozmuş ve erkeği tam kusurlu saymıştır (Yargıtay 2. HD, 23.10.2024, E.2023/6362, K.2024/7736).
Kaçınmanın başka davranışlarla birlikte ispatlandığı bir dosyada sonuç farklı olmuştur. Beş gün evli kalan eşlerden kadının cinsel ilişkiden kaçındığı, tedavi yerine hocaya gittiği ve eşinden tiksindiğini söylediği belirlenmiştir.
Daire, kadının daha ağır kusurlu olduğunu kabul ederek eşit kusur kabulünü ve kadın yararına yoksulluk nafakasını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 12.12.2011, E.2010/22518, K.2011/21599).
Cinsel Sorunlarda Tazminat ve Nafaka Hakkı
Kusuru doğru tespit edilen davalarda maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelir. Maddi tazminatı, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf isteyebilir. Manevi tazminat için kişilik hakkının saldırıya uğraması ve karşı tarafın kusurlu olması gerekir.[6]
Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmez. Tedavisi mümkün olmayan bir rahatsızlık nedeniyle kusuru bulunmayan eş aleyhine de tazminata hükmedilemez.
Boşanma davasında gündeme gelen nafaka türleri tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasıdır. Ayrıntılar için nafaka türleri yazımıza bakabilirsiniz. Mevzuatta cinsel sorunlara özgü bir nafaka türü yoktur.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşe bağlanır. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175).[7] Cinsel ilişkiden haklı bir neden olmadan kaçındığı için daha ağır kusurlu bulunan eş yoksulluk nafakası isteyemez.
Cinsel Sorunlarda Uzman Görüşü ve Raporların Önemi
Cinsel problemler ileri sürüldüğünde tarafların anlatımları çoğu zaman birbirini tutmaz. Bu durumda mahkeme gerçeği ortaya çıkarmak için sağlık kuruluşundan rapor ya da bilirkişi incelemesi isteyebilir. Raporlar üroloji, kadın hastalıkları ve psikiyatri gibi bölümlerden alınır.
İyi bir rapor sorunun tıbbi tanımını, kalıcı mı geçici mi olduğunu ve tedaviye yanıt verip vermeyeceğini ortaya koyar. Tedavi kayıtları ise eşin çaba gösterip göstermediğini gösterir. Bu bilgiler kusur değerlendirmesinde belirleyicidir.
Taraflar da dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabilir (HMK m.293). Hakim, talep üzerine veya kendiliğinden bu uzmanın duruşmada dinlenmesine karar verebilir.
Cinsel Sorunlarla Boşanma Davası ve Velayet
Cinsel problemler yalnız yeni evli çiftlerde değil, uzun süreli ve çocuklu evliliklerde de ortaya çıkabilir. Sonradan gelişen sağlık sorunları, travmalar veya yoğun stres yıllar sonra bile cinsel hayatı etkileyebilir. Böyle durumlarda velayetin nasıl belirleneceği sıkça sorulur.
Velayet kararında çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınır. Mahkeme, anne ve babanın kusurundan çok çocuğun hangi ebeveynin yanında daha sağlıklı gelişeceğine bakar. Cinsel sorunlar nedeniyle kusurlu bulunan eş de çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilecekse velayeti alabilir.
Boşanmaya yol açan davranışlar ebeveynin tutumu hakkında fikir verebilir. Eşine cinsel konuda psikolojik şiddet uygulayan ebeveynin bu tutumu çocuğun güvenliği açısından değerlendirilir. Velayet konusunda mahkemenin önceliği ebeveyni cezalandırmak değil, çocuğun geleceğini korumaktır.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı
Mal paylaşımında önce evliliğin tarihine bakılır. 01.01.2002’den sonra yapılan evliliklerde, eşler başka bir rejim seçmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu tarihten önce evlenenler için o tarihe kadar mal ayrılığı, başka bir rejim seçilmemişse sonrasında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (4722 sayılı Kanun m.10).
Cinsel sorunlar nedeniyle açılan davalarda da tasfiye genel kurallara göre yapılır. Kusur, katılma alacağını kural olarak etkilemez. Hakimin pay oranını azaltabildiği veya kaldırabildiği haller yalnız zina ve hayata kast nedeniyle boşanmadır (TMK m.236/2).
Mal kaçırmanın ayrı bir yaptırımı vardır. Bir eşin diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m.229). Cinsel sorun yaşanması olgusunun kendisi ise mal paylaşımında bir yaptırıma yol açmaz.
Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel sorunlar nedeniyle boşanma davası ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.
Hukuki haberleri bizden takip edin
Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166 ↩
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.149, m.150, m.152 ↩
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m.2 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.102/2 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2 ↩
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.174 ↩
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175 ↩
