İdare HukukuÖN İNCELEME DURUŞMASI NEDİR

Ön inceleme duruşması, hukuk yargılamasında dilekçeler aşamasından (tarafların karşılıklı dava ve cevap dilekçelerini verdikleri dönem) sonra gelen önemli bir duruşma aşamasıdır. Bu aşamada mahkeme, davanın usule ilişkin şartlarını ve varsa ilk itirazları inceler; taraflar arasındaki uyuşmazlık konularını tam olarak tespit eder ve esas inceleme (tahkikat) aşamasına hazırlık yapar[2]. Kısaca, dava henüz esasa (olayların ve delillerin değerlendirilmesine) girmeden önce, dava şartları ve usule dair eksiklikler bu duruşmada ele alınır. Bu işlemlerin yapıldığı oturuma “ön inceleme duruşması” denir.

Ön inceleme duruşmasının amacı, yargılamanın gereksiz yere uzamasını engelleyerek davanın kısa sürede ve etkin şekilde ilerlemesini sağlamak ve mümkünse tarafları anlaşmaya yönlendirmektir. Bu aşama, mahkeme ve tarafların esas yargılamaya doğru bir hazırlık yapmasını gerektirir. Hakim, ön inceleme sırasında eğer dava tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konuya ilişkinse, tarafları sulh (uzlaşma) ya da arabuluculuk yollarını denemeye teşvik eder. Böylece, tahkikat aşamasına geçilmeden önce uyuşmazlığın çözümü için bir fırsat yaratılmış olur.

Ön inceleme duruşmasına katılmak büyük önem taşır. Bu duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan usule dair işlemlere ve alınan ara kararlara sonradan itiraz edemez. Başka bir deyişle, ön inceleme duruşmasını kaçıran bir taraf, duruşmada kararlaştırılan konulara itiraz hakkını kaybeder. Bu yüzden mahkemece taraflara gönderilen duruşma davetiyesinde, duruşmaya katılmamanın sonuçları açıkça ihtar edilir.

Ön İnceleme Duruşmasına Davet ve Tebligat

Mahkeme, taraf dilekçelerinin karşılıklı verilip dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra ön inceleme için bir duruşma günü belirler ve bunu taraflara tensip zaptı denilen bir hazırlık kararı ile tebliğ eder. Tensip zaptı, dava açıldıktan sonra mahkemenin ilk işleri düzenlediği ve duruşma gününü belirlediği belgedir. Bu zapt ile birlikte gönderilen duruşma davetiyesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.139 uyarınca tarafların hak ve yükümlülükleri ayrıntılı olarak bildirilir. Davetiyede özellikle şu hususlara dikkat çekilir:

  • Sulh hazırlığı: Tarafların duruşma gününe kadar uzlaşma (sulh) için gerekli hazırlıkları yapmaları istenir. Mahkeme, tarafların anlaşma ihtimalini değerlendirmelerine fırsat tanımak ister.
  • Tek taraflı katılımın sonucu: Duruşmaya sadece taraflardan biri gelir ve yargılamaya devam etmek istediğini bildirirse, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ihtar edilir. Yani duruşmaya gelmeyen, alınan ara kararlara sonradan itiraz hakkını kaybeder.
  • İki haftalık kesin süre: Davetiyenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde, taraflar dilekçelerinde bildirdikleri ancak henüz mahkemeye sunmadıkları belgeleri sunmak zorundadırlar. Eğer bazı deliller başka yerden getirtilmek isteniyorsa, bunlar için gerekli açıklamaları bu süre içinde yapmaları gerekir. Belirtilen süre içinde sunulmayan veya getirtilmesi için açıklama yapılmayan belgeler için, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacakları uyarısı yapılır.

Yukarıdaki ihtarlar, HMK m.139’da listelenmiştir ve tarafların ön inceleme duruşmasına tam hazırlıkla gelmelerini sağlamayı amaçlar. Özellikle, iki haftalık kesin süre kuralı çok önemlidir; çünkü taraflar bu süre içinde ellerindeki belgeleri sunmazsa, daha sonra (kural olarak tahkikat sırasında) bu delillere dayanmaları mümkün olmayacaktır. Bu kural, davanın gecikmesini önlemek ve “sürpriz delil” getirilmesini engellemek için getirilmiştir.

Ön İnceleme Duruşmasında Ne Yapılır?

Belirlenen günde ön inceleme duruşması gerçekleştirilir. Taraflar usulüne uygun tebligatlarını aldıktan sonra duruşma günü mahkemede hazır bulunurlar. (Tarafların duruşmaya bizzat gelme zorunluluğu bulunmasa da, yukarıda belirtildiği gibi gelmemek önemli hak kayıplarına yol açabilir.) Duruşmaya mazeretsiz olarak gelmeyen tarafın yokluğunda da hakim gerekli işlemleri yapabilir, ara kararlar alabilir ve yargılamaya devam edebilir. Hatta HMK’ya göre, ön inceleme duruşmasına gelmeyen tarafın yokluğunda, diğer taraf iddia ve savunmalarını değiştirebilir veya genişletebilir; bu durumda duruşmaya katılmayan tarafın buna itiraz hakkı olmaz. Bu ihtimal de davetiye ile taraflara önceden bildirilmektedir.

Ön inceleme duruşmasında hakimin yapacağı işlemler belirli bir sırayı izler:

  1. Dava şartlarının incelenmesi: Öncelikle, davanın görülmesi için gerekli dava şartları mevcut mu diye bakılır. Örneğin, mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı (zamanaşımı veya hak düşürücü süreler), davanın taraf ehliyeti ve husumetin doğru olup olmadığı gibi konular denetlenir[2]. Eğer bir dava şartı eksikse veya yoksa, mahkeme esasa girmeden davayı usulden reddeder. (Örneğin, görevsizlik kararı verip dosyayı görevli mahkemeye gönderebilir ya da davanın süresinde açılmadığını tespit ederse davayı reddedebilir.)
  2. İlk itirazların değerlendirilmesi: Davalı tarafın ileri sürdüğü usule ilişkin ilk itirazlar varsa (örneğin yetki itirazı, taraf itirazı, derdestlik itirazı gibi), hakim bunları değerlendirir. İlk itirazlar, davanın başında ileri sürülen usule dair itirazlardır ve ön inceleme safhasında karara bağlanır. Hakim gerekli görürse hem dava şartları hem de ilk itirazlar konusunda tarafları dinleyebilir. Eğer dosya üzerinden karar verilebilecek bir itiraz/dava şartı varsa, duruşmaya bile gerek kalmadan dosya üzerinden karar verilebilir; ancak çoğu durumda hakim duruşmada tarafların görüşünü alır.
  3. Uyuşmazlık konularının tespiti: Dava usulen ilerlemeye uygun ise hakim, davanın esasına geçmeden önce tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Bu oldukça önemli bir adımdır; çünkü bundan sonraki yargılama bu uyuşmazlık konuları üzerinden yürütülecektir. Hakim, tarafların dilekçelerindeki iddia ve savunmalarına göre hangi vakıalarda (olgularda) aralarında anlaşmazlık kalmadığını, hangi noktaların ise çekişmeli olduğunu belirler. Anlaşılan hususlar tutanağa geçirilir ve bunlar artık çekişmeli olmaktan çıkar; anlaşmazlık konuları ise davanın çatısını oluşturur ve tahkikat (delil toplama) bu konular üzerine odaklanır.
  4. Sulhe/Arabuluculuğa teşvik: Uyuşmazlık konuları netleştikten sonra hakim, taraflara sulh (dava konusu hakkında mahkeme huzurunda anlaşma) veya arabuluculuk imkanlarını hatırlatır ve teşvik eder. Hakim, tarafları barıştırmak veya uzlaştırmak için çaba gösterir; bu, HMK gereği hakimin görevidir. Tarafların bu konudaki beyanları tutanağa geçirilir – sulh olup olmadıkları sorulur. Eğer hakim, tarafların anlaşabileceğine dair bir işaret görürse veya taraflar biraz süre talep ederse, bir defaya mahsus olmak üzere duruşmayı ileri bir tarihe erteleyebilir. Bu erteleme, yalnızca tarafların uzlaşma ihtimalinin bulunduğu durumlar içindir. Normalde HMK 140’a göre ön inceleme tek bir duruşmada tamamlanmalıdır; ancak zorunlu hallerde (örneğin uzlaşma için süre verilmesi) hakim bir kez daha duruşma günü tayin edebilir.
  5. Tutanak ve ara kararlar: Ön inceleme duruşmasının sonunda, duruşmada yapılan işlemler ve alınan kararlar bir ön inceleme tutanağına yazılır. Bu tutanakta, tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadılarsa anlaşamadıkları konuların neler olduğu tek tek belirtilir ve hazır bulunan taraflarca imzalanır. Ayrıca duruşmada verilen ara kararlar (örneğin delil ibrazı için süre verilmesi, bilirkişi incelemesine ilişkin kararlar, tanık listelerinin sunulması için süre, vs.) da tutanakta yer alır. Bu tutanak, yargılamanın bundan sonraki aşamasının yol haritasıdır; tahkikat, bu tutanak esas alınarak yürütülür.

Ön inceleme duruşması genellikle yukarıdaki işlemlerle tek celsede tamamlanır. Hakim ve taraflar, bu duruşmada davayı tahkikata hazır hale getirmeyi hedefler. Tüm dava şartları tamam, ilk itirazlar karara bağlanmış ve uyuşmazlık noktaları belirlenmiş ise artık tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilir. Hakim, ön inceleme sonunda tahkikatın ne şekilde yürütüleceğine dair talimatlar da verebilir (örneğin, bir sonraki celseye tanıkların çağrılması, bilirkişi atanması gibi ara kararlar).

Eğer ön inceleme duruşması, her şey hazır olmasına rağmen tarafların gelmemesi nedeniyle yapılamazsa, hakim duruşmayı kendi takdirine göre bir kereye mahsus olmak üzere erteleyebilir. Genellikle, tarafların yokluğu özellikle sulh görüşmelerinin yapılmasını engelleyeceğinden, hakim önemli bir mazeret olmadıkça duruşmayı yapmaya çalışır. Ancak iki taraf da gelmediğinde veya gerekli gördüğünde, süreci aksatmamak için bir sonraki celseye bırakabilir.

Aile Mahkemesinde Ön İnceleme Duruşması

Aile hukukuna ilişkin davalar (örneğin boşanma, velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat ve mal paylaşımı davaları) Asliye Hukuk mahkemelerinden ayrı olarak Aile Mahkemeleri’nde görülür. Bu davalarda da, diğer hukuk davalarında olduğu gibi, dilekçeler aşamasının tamamlanmasının ardından bir ön inceleme duruşması günü belirlenir. Mahkeme, tensip zaptıyla belirlediği bu duruşma gününü taraflara davetiye ile tebliğ eder. Belirlenen günde yapılan ön inceleme duruşmasıyla, aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlığın konuları tam olarak tespit edilir ve yargılamanın seyri planlanır.

Aile mahkemelerindeki ön inceleme duruşmalarında da hakim, tarafları sulhe ve arabuluculuğa davet eder. Özellikle boşanma gibi davalarda, mümkünse tarafların uzlaşarak anlaşmalı şekilde boşanmaları veya aralarındaki diğer ihtilafları çözmeleri teşvik edilir. Tarafların sulh olup olmayacaklarına dair beyanları, duruşma sonunda tutanak altına alınır. Eğer taraflar bazı konularda anlaşıyor ancak bazılarında anlaşamıyorlarsa, bu hususlar da tutanakta belirtilir. Sonrasında tahkikat aşamasına geçilerek tarafların bildirdikleri deliller toplanır, gerekiyorsa tanıklar dinlenir, bilirkişi incelemeleri yapılır vb. Yani aile mahkemesinde de esas inceleme ön inceleme duruşmasından sonra, tahkikat safhasında gerçekleşir.

Ön inceleme duruşmasının aile davalarındaki işlevi usulen aynıdır: usule ilişkin işlemler yapılır, ara kararlar alınır ve dava tahkikata hazır hale getirilir. Bu bakımdan, boşanma gibi davalarda ön inceleme duruşmasında genelde davanın esasına girilmez; anlaşmazlığın çerçevesi çizilir ve sonrası için gereken işlemler kararlaştırılır.

Aile Hakiminin Sorduğu Sorular ve Geçici Tedbirler

Aile mahkemelerinde görülen davaların kendine özgü yönleri bulunduğundan, ön inceleme duruşmasında hakimin yaklaşımı bazı özel soruları içerebilir. Uygulamada aile mahkemesi hakimleri, duruşmada tarafların kişisel ve ekonomik durumlarına dair genel bilgiler sorabilmektedir. Örneğin, hakim taraflara: hangi adreste yaşadıklarını, nerede çalıştıklarını, gelir durumlarını ve eğer ortak çocuk varsa çocuğun halen kimin yanında kaldığını sorabilir. Bu soruların amacı, dava süresince veya sonucunda verilecek geçici tedbirler ve kararlar için gerekli altyapıyı toplamaktır. Nitekim ön inceleme duruşmasında aile hakimi, dava devam ederken uygulanacak geçici önlemler konusunda da kararlar alabilir.

Aile hukukunda yaygın olarak ön inceleme aşamasında alınan ara kararlar şunlar olabilir: geçici velayet (çocuğun dava süresince kimin yanında kalacağı), tedbir nafakası (dava sonuna kadar eş ve çocuk için geçici nafaka), aile konutunun tahsisi (eşlerden birinin ortak konutta kalmaya devam etmesi) gibi tedbirler. Hakim, tarafların verdiği bilgiler ışığında bu konularda bir karar verip vermeyeceğini değerlendirir. Örneğin, küçük çocuğun fiilen anneyle yaşadığı anlaşılıyorsa, genellikle geçici velayet anneye bırakılır; çalışmayan eş için geçici nafakaya hükmedilebilir.

Ancak ön inceleme duruşmasında hakim, davanın esasına ilişkin derin sorgulamalar yapmaz. Yani hakimin bu aşamada tarafları, boşanma nedeni veya iddialarının doğruluğu konusunda geniş çaplı sorguya çekmesi beklenmez. Uyuşmazlığın temeline dair ayrıntılı inceleme ve delil değerlendirmesi, tahkikat (yargılamanın esas merhalesi) sırasında yapılacaktır. Ön inceleme sadece gerekli görülen temel bilgilerin alınması ve usuli konuların netleştirilmesi ile sınırlıdır.

Boşanma Davası Ön İnceleme Duruşması

Boşanma davalarında da ilk duruşma, ön inceleme duruşmasıdır. Boşanma davası, yazılı yargılama usulüne tabidir; bu nedenle her iki taraf da ikişer dilekçe (dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve ikinci dilekçeler) verme hakkına sahiptir. Bu dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra, mahkeme tarafından ön inceleme aşamasına geçilir ve bir duruşma günü tayin edilir.Tensip zaptı ile belirlenen ön inceleme duruşma günü taraflara tebliğ edilir, böylece taraflar ilk duruşmanın ne zaman olduğunu öğrenmiş olur.

Boşanma davasında ön inceleme duruşmasına katılmak özellikle önemlidir. Her ne kadar tarafların bizzat bulunması zorunlu değilse de (vekil aracılığıyla da temsil edilebilirler), yukarıda açıklandığı gibi gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Uygulamada, eşlerden biri gelmezse hakim duruşmayı onun yokluğunda yürütüp iddia ve savunmanın genişletilmesine izin verebilir; bu da gelmeyen eşin aleyhine bir durum oluşturabilir.

Ön inceleme duruşmasında boşanma davasının uyuşmazlık konuları belirlenir. Örneğin, taraflar arasında boşanma konusunda aslında ihtilaf olmayabilir (ikisinin de boşanmaya istekli olması gibi) ancak çocukların velayeti, nafaka veya tazminat konularında anlaşmazlık olabilir. Bu durumda hakim, tarafların anlaşamadığı bu konuları netleştirir ve tutanağa geçirir. Taraflar uzlaşmaya yanaşmazsa, hakim ön incelemeyi tamamlayıp tahkikat aşamasına geçileceğini bildirir. Hatta genellikle ön inceleme duruşmasının hemen ardından tahkikat duruşması için tarih belirlenir veya mümkünse peş peşe duruşma yapılabilir.

Boşanma Davasında Ön İnceleme Duruşmasında Karar Verilebilir mi?

Çekişmeli (anlaşmazlıklı) boşanma davalarında, ön inceleme duruşmasında davanın esasını çözen nihai bir karar verilmez. Çünkü boşanma ve sonuçları hakkında karar verebilmek için tanık dinlenmesi, delillerin değerlendirilmesi, gerekirse bilirkişi incelemesi gibi adımlar gereklidir ve bunlar tahkikat aşamasında yapılır. Ön inceleme duruşması, bu adımlara geçmeden önce yapılması gereken usuli işlemlere odaklanır. Dolayısıyla hakimin, ön inceleme duruşmasında boşanma kararı vermesi veya velayet/nafaka konusunda nihai hüküm kurması mümkün değildir. Hakim ancak tüm deliller toplanıp duruşmalar yapıldıktan sonra (sözlü yargılama safhası da tamamlanarak) hüküm aşamasında boşanmanın esasına dair kararını verebilir.

Ön inceleme duruşmasında boşanma davasına ilişkin verilebilecek kararlar, usule dair veya geçici nitelikteki kararlardır. Örneğin, eğer dava şartlarında eksiklik varsa dava ön inceleme aşamasında usulden reddedilebilir (bu da bir karardır ama davanın esası incelenmediği için nihai hüküm sayılmaz). Ya da tarafların talebi varsa, davanın tefrik edilmesi (ayrılması) gibi usuli kararlar verilebilir. Bunun dışında, yukarıda değinilen geçici tedbirler konusunda kararlar alınabilir (örneğin dava süresince çocuğun geçici velayeti anneye bırakılmış olabilir, bu bir ara karardır). Ancak çekişmeli boşanma davasında boşanmaya veya boşanmanın ferilerine (velayet, nafaka, tazminat gibi) dair nihai karar ön inceleme duruşmasında verilmez.

Sonuç olarak, boşanma davasında ön inceleme duruşmasının rolü, boşanma ve bunun sonuçları üzerindeki uyuşmazlık noktalarını tespit etmek ve tahkikat öncesi işlemleri tamamlamaktır. Hakim tarafları sulh için son kez yoklar; taraflar sulh olmazsa, dava anlaşmazlık konuları çerçevesinde tahkikat aşamasına geçer.

Boşanma Davası Ön İnceleme Duruşma Tutanağı

Boşanma davasındaki ön inceleme duruşması sonunda tutulan tutanak, davanın yol haritasını belgeleyen önemli bir kaynaktır. Bu ön inceleme tutanağında, tarafların anlaştığı ve anlaşamadığı tüm konular tek tek yazılır. Örneğin, taraflar boşanmaya evet demiş fakat mal paylaşımı konusunda anlaşamamış ise, tutanakta “boşanma konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır; mal rejiminin tasfiyesi konusunda taraflar anlaşamamıştır” gibi bir ifade yer alır. Yine çocukların velayeti, nafaka miktarı gibi çekişmeli kalan hususlar da belirtilir.

Ayrıca ön inceleme tutanağında, duruşmada kurulan ara kararlar da bulunur. Örneğin, “Taraflara 2 hafta içinde tanık listelerini sunmaları için süre verilmesine, davalı tarafın gelir durumunun tespiti için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına, geçici velayetin dava sonuna kadar anneye bırakılmasına” şeklinde ara kararlar tutanağa yazılır. Tarafların sulh olup olmadığı da tutanakta gösterilir; eğer sulh sağlanamamışsa “taraflar sulh olmadı” diye belirtilir. Bu tutanak, taraflarca imzalanır ve tahkikat bu tutanak esas alınarak yürütülür.

Ön inceleme duruşma tutanağı, dava dosyasının sonraki aşamalarında referans belgesi niteliğindedir. Hakim tahkikata geçerken hangi konuların hala çekişmeli olduğuna bu tutanakla bakar ve delillerin toplanmasını buna göre yönlendirir. Örneğin tutanakta velayet konusu çekişmeli olarak belirtildiyse, tahkikat aşamasında bu konuda tanıklar dinlenecek, sosyal inceleme raporu alınacak vs. demektir. Tutanak, aynı zamanda üst mahkemelerce (istinaf veya temyiz) dosya incelenirken de davanın hangi çerçevede yürütüldüğünü gösterir.

Anlaşmalı Boşanmada Ön İnceleme Duruşması

Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar boşanmanın ve sonuçlarının tümü üzerinde (velayet, nafaka, mal paylaşımı vb.) önceden anlaşmış oldukları için, yargılama tek celsede sona erebilmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında mahkeme genellikle tek bir duruşma yapar. Bu ilk duruşma, şeklen bir “ön inceleme” duruşması gibi görünse de, taraflar zaten anlaşmış olduklarından, çoğunlukla aynı celsede hüküm de verilir.

HMK uyarınca ön inceleme duruşmasında esas konulara girilmese de, anlaşmalı boşanmada fiilen hakimin tarafları dinlediği bu ilk duruşmada davanın tamamı bitmiş olur. Hakim, her iki tarafı da dinleyerek anlaşmanın kendi serbest iradeleriyle yapıldığını tespit eder ve hazırlanan boşanma protokolünü uygun bulursa boşanmaya karar verir. Yani anlaşmalı boşanmalarda ayrı bir tahkikat duruşmasına genellikle ihtiyaç kalmaz; ön inceleme duruşması ile hüküm bir arada gerçekleşir. Bu durum, anlaşmalı boşanmanın doğasından kaynaklanır ve kanunun öngördüğü usule aykırılık oluşturmaz, çünkü taraflar uyuşmazlık bırakmamışlardır.

Özetle, anlaşmalı boşanma davasında ön inceleme duruşması klasik anlamda bir ön inceleme gibi değil, nihai duruşma gibi işler. Hakim gene de usulen tutanak tutar, tarafların anlaşmış olduklarını ve boşanmaya karar verildiğini belirtir. Bu tür davalarda ön inceleme aşaması hızlıca geçilerek tek duruşmada karar çıkmaktadır.

Boşanma Davasında Tahkikat Duruşması Nedir?

Tahkikat aşaması, ön inceleme tamamlandıktan sonra davanın esasının incelendiği aşamadır. Boşanma davası özelinde tahkikat; delillerin toplanması, incelenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerini kapsar. Tahkikat aşamasında yapılan duruşmalara genel olarak tahkikat duruşması denir. Bu duruşmalarda, tarafların ileri sürdüğü deliller sırasıyla ele alınır.

Örneğin, boşanma davasında taraflar tanık göstermişse, tanıklar tahkikat duruşmalarında dinlenir. Yine tarafların sunduğu belgeler bu aşamada incelenir, gerekli yazışmalar (müzekkereler) yapılarak dış kurumlardan bilgi veya evrak istenir, gerekirse keşif yapılır veya bilirkişi raporları alınır. Hakim, tahkikat duruşmalarında hazır bulunan taraflara dilekçelerinde tam açıklanmayan hususlar kalmışsa bunları açıklattırabilir; taraflara sorular yöneltebilir. Kısacası, tahkikat duruşmaları davanın ayrıntılı şekilde tartışıldığı ve tüm delillerin ortaya konulduğu duruşmalardır.

Tahkikat sonunda, hakim davayı hükme hazır gördüğünde tahkikatı bitirir. Bundan sonra sözlü yargılama aşamasına (taraflara son sözlerinin sorulması) geçilir ve nihayet hüküm verilir. Tahkikat aşaması, ön incelemede çizilen çerçeve doğrultusunda yürütüldüğü için, ön inceleme duruşmasında tutulan tutanak burada büyük rol oynar.

Yargıtay’da Ön İnceleme Ne Demek?

Yargıtay, adli yargıda en üst temyiz merciidir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulup, Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararına karşı da temyiz yoluna başvurulduğunda dosya Yargıtay’a gelir. Yargıtay’da dosya belli aşamalardan geçtikten sonra nihai karar verilir. Bu aşamalardan biri de Yargıtay’ın yaptığı ön incelemedir.

Yargıtay’daki ön inceleme, ilk derece mahkemesindeki ön incelemeden farklı olarak genellikle duruşmasız ve dosya üzerinden yapılır. Kural olarak Yargıtay, dilekçeler ve dosya üzerinden inceleme yaparak karar verir. Ancak bazı istisnai hallerde (örneğin tarafların talebiyle veya Yargıtay gerekli görürse), Yargıtay’da da duruşma yapılabilir. Eğer Yargıtay bir duruşma yapmaya karar verirse, bir duruşma günü belirlenir ve taraflara bildirilir.

Yargıtay’ın ön inceleme aşaması, dosyanın temyiz incelemesine hazır hale getirilmesi için yapılan işlemleri kapsar. Bu kapsamda dosya Yargıtay’a geldiğinde öncelikle temyiz başvurusunun usulden incelenmesi yapılır: Temyiz süresi içinde mi yapılmış, gerekli harçlar yatırılmış mı, karar türü temyize uygun mu vb. Yargıtay ilgili dairesinde dosya tetkik hakimi (raportör hakim) tarafından incelenir. Dosyada eksik evrak veya usuli problem yoksa, temyiz incelemesine geçilmesine karar verilir.

Eğer Yargıtay, dosyayı ele alırken duruşma yapılmasına karar vermişse (örneğin ceza davalarında bazı hallerde mümkündür veya tarafların hukuk davasında duruşma talebi kabul edilmiştir), duruşma bilgileri dosyaya kaydedilir ve taraflara duruşma günü tebliğ edilir. Belirlenen günde Yargıtay’da duruşma yapılarak taraflar dinlenir (Yargıtay duruşmaları genelde çok sınırlı ve özet şekilde yapılır). Bununla birlikte, hukuk davalarında Yargıtay duruşması çok istisnaidir; çoğu hukuk davası temyiz incelemesi duruşmasız gerçekleşir.

Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra dosya esastan incelenir. Yargıtay yaptığı esas inceleme sonunda genellikle üç tür karar verir: onama (bölge adliye mahkemesi kararının yerinde bulunması halinde), bozma (hukuka aykırı görülürse) veya düzelterek onama (küçük düzeltmelerle onama) kararları. Bu kararlar dosyanın temyiz incelemesinin sonucudur.

Özetle, Yargıtay’da “ön inceleme”, temyiz başvurusunun kabul edilebilirlik şartlarının incelendiği, duruşma yapılıp yapılmayacağına karar verilen ve dosyanın esas incelemeye hazırlandığı aşamayı ifade eder. Bu aşama genelde teknik ve dosya üzerinden yürütülen işlemlerden ibarettir.

Yargıtay Ön İnceleme Ne Kadar Sürer?

Yargıtay’daki ön inceleme süresi, dosyanın Yargıtay’a geldiği tarih ile esastan incelemeye alındığı tarih arasındaki süreyi kapsar. Bu süre, dosya yoğunluğuna ve işleyişe bağlı olarak değişebilir. Uygulamada Yargıtay’da bir dosyanın ön inceleme aşamasının tamamlanması genellikle 3-5 ay civarında sürmektedir.

Ön inceleme sürecinde tetkik hakimi dosyayı inceler, varsa eksikliklerin giderilmesini sağlar (örneğin eksik belge varsa ilgili mahkemesinden istenir). Eğer Yargıtay duruşma yapacaksa, bu duruşma için taraflara davetiye gönderilir ve duruşma tarihi belirlenir; bu da süreye dahil bir işlemdir. Bütün bu işlemler yaklaşık birkaç ay alabildiği gibi, iş yoğunluğuna göre bazen daha kısa veya uzun olabilir.

Belirtmek gerekir ki Yargıtay ön inceleme aşaması, hukuk mahkemelerindeki ön inceleme duruşması ile karıştırılmamalıdır. Yargıtay’daki ön inceleme, bir duruşma niteliğinde olmayıp çoğu zaman dosya üzerinden yapılan işlemler bütünüdür. Hukuk mahkemelerindeki ön inceleme duruşması ise bizzat hakim huzurunda yapılan ve tarafların katılımıyla gerçekleşen bir duruşmadır. Ortak noktaları, her ikisinin de esas inceleme öncesi hazırlık/eleme işlevi görmesidir.

ÖN İNCELEME DURUŞMASI NEDİR

ÖN İNCELEME DURUŞMASI NEDİR

Ön İnceleme Duruşmasıyla İlgili Sık Sorulan Sorular

Ön inceleme duruşmasında tanık dinlenir mi?

Hayır, tanık dinlenmesi kural olarak ön inceleme duruşmasında yapılmaz. Tanıklar, davanın esasını aydınlatmak için tahkikat aşamasında dinlenir. Ön inceleme aşaması, delillerin tartışılıp değerlendirilmesinden ziyade usule ilişkin konuların ve anlaşma imkanının ele alındığı bir safhadır. Bu nedenle, ön inceleme duruşmasında tarafların gösterdiği tanıklar çağrılmaz; tanık beyanlarının alınması bir sonraki aşama olan tahkikat duruşmalarında gerçekleştirilir.

Ön inceleme duruşmasında karar verilir mi?

Esasa ilişkin nihai karar, ön inceleme duruşmasında verilmez. Ön inceleme sadece dava şartları ve usule dair konuların halledildiği bir aşamadır. Ancak, ön inceleme duruşmasında bazı ara kararlar veya usule ilişkin nihai kararlar verilebilir. Örneğin, dava şartı eksikse davanın reddine karar verilebilir ya da yetki itirazı haklı bulunursa dosya yetkili mahkemeye gönderilebilir – bunlar ön inceleme aşamasında verilebilecek kararlardır. Fakat davanın esasını çözecek karar (örneğin davanın kabulü ya da reddi gibi hükümler) bu aşamada verilmez; esasa dair karar vermek için tahkikat safhasının tamamlanması gerekir.

Ön inceleme duruşmasına mazeret sunulur mu?

Evet, ön inceleme duruşmasına katılamayacak durumda olan bir taraf, duruşma öncesinde mahkemeye mazeret dilekçesi sunabilir. Bu dilekçede duruşmaya gelememe nedeni (örneğin sağlık sorunu, seyahat, zorunlu görev vb.) açıklanmalı ve mümkünse bunu destekleyen belgeler eklenmelidir. Hakim, sunulan mazeretin geçerliliğine kanaat getirirse duruşmayı erteleyebilir. Mazeretin kabul edilip edilmemesi hakimin takdirindedir. Geçerli bir mazeretle duruşmaya katılmayan tarafın yokluğu, hak kaybı yaşamaması için hakim genellikle duruşmayı yeni bir güne bırakır. Ancak mazeretsiz gelmeme halinde yukarıda bahsedilen olumsuz sonuçlar doğacaktır.

Ön inceleme duruşmasına katılmayan davacı neyle karşılaşır?

Ön inceleme duruşmasına davacı veya davalıdan herhangi biri katılmazsa – ve bu yokluk için geçerli bir mazeret de bildirilmemişse – duruşma yokluğunda yapılabilir. Gelmeyen taraf, duruşmada alınan kararlara sonradan itiraz edemez. Örneğin, davacı gitmez de davalı gelirse ve duruşma yapılıp bazı ara kararlar alınırsa, davacı bu kararlara itiraz hakkını kaybeder. Ayrıca, davacının yokluğunda davalı iddia ve savunmalarını genişletebilir, bu durumda davacı bunlara karşı cevap veremeyebilir. Katılmayan taraf, uyuşmazlık konularının tespitine de katkı sunamayacağı için kendi iddiaları veya savunması açısından dezavantajlı duruma düşebilir. Yine de, davacının duruşmaya gelmemesi davadan vazgeçtiği anlamına gelmez; dava devam eder ancak süreç davacının yokluğunda işlemiş olur. Sonuç olarak, katılmayan taraf açısından duruşma aleyhine ilerleyebilir ve sulh imkanı da değerlendirilemeden kaçırılmış olur. İstanbul Avukat.

Ön inceleme duruşması için mazeret dilekçesi nasıl yazılır?

Mazeret dilekçesi, duruşmaya gelemeyecek tarafın bu durumu mahkemeye bildirdiği resmi belgedir. Bu dilekçede öncelikle mahkemenin adı ve dosya numarası, duruşma günü açıkça belirtilir. Ardından, hangi tarafın (davacı/davalı) olduğu ve duruşmaya katılamama nedeninin ne olduğu izah edilir. Örneğin “… tarihinde yapılacak ön inceleme duruşmasına, geçirdiğim rahatsızlık nedeniyle hastanede tedavi altında olmamdan dolayı katılamayacağım” gibi bir ifade yazılır. Mazeret nedeni mümkünse bir belge ile desteklenir (örneğin doktor raporu, seyahat bileti vb. eklenir). Dilekçenin sonunda mahkemeden duruşmanın ertelenmesi talep edilir ve dilekçe ilgili tarafa veya vekiline ait imza ile tamamlanır.

Mazeret dilekçesi sunulduğunda, hakim bu dilekçeyi değerlendirir. Geçerli ve haklı bir mazeret gördüğü takdirde duruşmayı erteleyebilir ve taraflara yeni bir gün tebliğ edilir. Mazeretin kabulü tamamen hakimin takdirine bağlıdır; o nedenle dilekçede mazeretin ciddi ve belgelendirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Böylece, taraf duruşmaya katılmasa bile hak kaybı yaşamadan sonraki duruşmada savunma veya iddialarını sunma şansı elde eder.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment