Hacze iştirak, borçlunun malvarlığının alacakların tamamını karşılamaya yetmemesi durumunda, birden fazla alacaklının aynı hacizden pay alabilmesini sağlayan bir hukuki müessesedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 100 ve 101. maddeleri uyarınca, alacağı daha önce doğmuş olan alacaklı, takibe geç başlasa dahi mevcut hacze katılabilir; bu noktada başkasının daha önce haciz koydurmuş olması engel teşkil etmez.
Hacze iştirak edilmediği takdirde, satış bedelinden öncelikle ilk haczi koyan alacaklı tatmin edilir ve ancak artan bir bedel kalırsa diğer alacaklılar ödeme alabilir. Bu nedenle hacze iştirak edilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Hacze iştirak, adi ve imtiyazlı hacze iştirak olmak üzere ikiye ayrılır.
İÇİNDEKİLER
- HACZE İŞTİRAK KAVRAMI VE HUKUKİ DAYANAĞI
- HACZE İŞTİRAK TÜRLERİ
- DOĞRUDAN (ASLİ) İŞTİRAK
- SONRADAN (FER’İ) İŞTİRAK
- HACZE İŞTİRAKİN ŞARTLARI
- HACZE İŞTİRAKTE ÖNCELİK VE PAYLAŞTIRMA KURALLARI
- REHİNLİ ALACAKLILARIN DURUMU
- KAMU ALACAKLARININ PAYLAŞTIRMAYA ETKİSİ
- AYNI DERECEDEKİ ALACAKLILARIN PAYLAŞTIRILMASI
- HACZE İŞTİRAKİN SONUÇLARI
- İŞTİRAK EDEN ALACAKLILARIN HAK VE YETKİLERİ
- HACZE İŞTİRAK TALEBİNİN REDDEDİLMESİ VE BAŞVURU YOLLARI
- SIRA CETVELİNE İTİRAZ DAVASI
- İCRA MÜDÜRÜ İŞLEMLERİNE KARŞI ŞİKÂYET DAVASI
- SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
- Hacze iştirak nedir?
- Hacze kimler iştirak edebilir?
- Hacze iştirak talebi nasıl yapılır?
- Hacze iştirak için aciz belgesi zorunlu mudur?
- Hacze iştirak talebi hangi sürede yapılmalıdır?
- Hacze iştirak ile sıra cetveline girmek arasında fark var mıdır?
- Hacze iştirak eden alacaklı satış bedelinden nasıl pay alır?
- Rehinli alacaklı hacze iştirak edebilir mi?
- Kamu alacaklarının hacze iştirakte önceliği var mıdır?
- Hacze iştirak talebi reddedilirse hangi hukuki yollar kullanılabilir?
- İştirak eden alacaklı daha önce yapılan hacizden yararlanabilir mi?
- Aynı derecedeki alacaklıların paylaşımı nasıl yapılır?
- Hacze iştirak için alacağın kesinleşmiş olması şart mıdır?
- Hacze geç iştirak eden alacaklıların hakları kısıtlanır mı?
- Birden fazla dosyadan hacze iştirak mümkün müdür?
HACZE İŞTİRAK KAVRAMI VE HUKUKİ DAYANAĞI
Hacze iştirak, borçlunun malvarlığının tüm alacakları karşılamaya yeterli olmaması hâlinde, birden fazla alacaklının aynı hacizden hukuken pay alabilmesini sağlayan icra hukuku kurumudur. Bu kurum, icra takibinde, alacağı daha önce doğmuş olan alacaklının sırf takibe geç başlaması nedeniyle hak kaybına uğramasının önüne geçmeyi amaçlar. Hacze iştirak sayesinde, borçlunun malvarlığı tek bir alacaklının yedine geçmemekte; borçlunun malvarlığı kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde alacaklılar arasında paylaştırma yapılır.
Hacze iştirakin hukuki dayanağı, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 100 ve 101. maddeleridir. İİK m.100’de, geçerli bir haczin varlığı hâlinde, alacağı ilk haczin dayanağı olan alacaktan önce doğmuş bulunan alacaklıların mevcut hacze iştirak edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme ile haczin konulduğu tarih değil, alacağın doğum zamanı esas alınmış; maddi hukuktan kaynaklanan öncelik, icra hukukunda da korunmuştur.
İİK m.101 ise, bazı alacaklılar bakımından takip merasimi şartını kaldıran özel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre, borçlunun eşi, çocukları ile vasi veya kayyımı olduğu kişiler; evlenme, velayet veya vesayetten kaynaklanan alacakları için, önceden takip başlatmalarına gerek olmaksızın, ilk hacze aynı derecede iştirak edebilirler. Ancak bu hak, haczin evlilik, velayet veya vesayetin devamı sırasında ya da sona ermesini takip eden bir yıl içinde yapılması şartına bağlanmıştır. Bu husus aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır.
HACZE İŞTİRAK TÜRLERİ
Hacze iştirak, İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) düzenlenen önemli bir müessesedir. Bu kurum, borçlunun malvarlığının tüm alacaklılara yetecek şekilde taksime imkân tanımadığı durumlarda, alacaklıların malvarlığından hangi oranda yararlanacaklarını belirleyen adil bir paylaştırma mekanizması işlevi görmektedir. İcra ve İflas Kanunu, hacze iştirak konusunda iki tür belirlemiş olup, bunlar adi hacze iştirak ve imtiyazlı hacze iştiraktir.
HACZE ADİ İŞTİRAK (TAKİPLİ İŞTİRAK)
Adi iştirak, İcra ve İflas Kanunu’nun 100. maddesinde düzenlenmiştir. Hacze adi iştirak (takipli iştirak), önceden bir takip yaparak başka bir alacaklının koydurduğu hacze iştirak edilmesidir. Bu türde, alacaklının hacze katılabilmesi için belirli maddi ve usuli şartları yerine getirmesi gerekmektedir. Alacağın doğum zamanı esas alınarak, ilk haczi koyduran alacaklı ile aynı derecede hacze iştirak edebilmesi için alacağın, ilk haczin dayanağı olan alacaktan önce doğmuş olması şartı aranır.
Hacze adi iştirak yolunun kullanılabilmesi için, hacze katılmak isteyen alacaklının öncelikle borçlu aleyhine usulüne uygun bir icra takibi başlatmış olması gerekir. Bununla birlikte, başlatılan bu takip kapsamında tesis edilen haczin, itiraz veya şikâyet yoluyla askıya alınmamış ve hukuki sonuçlarını doğurur hâle gelmiş olması, yani kesinleşmiş bulunması şarttır. Kesinleşmeyen bir hacze dayanılarak adi hacze iştirak talebinde bulunulması mümkün değildir.
Adi hacze iştirak talebi, zaman bakımından da sınırlandırılmıştır. Buna göre, hacze iştirak hakkı, ilk haciz üzerine satılan malın bedeli icra dairesi veznesine girinceye kadar ileri sürülebilir. Satış bedelinin vezneye intikal etmesinden sonra yapılan iştirak talepleri hukuken sonuç doğurmaz.
Son olarak, adi hacze iştirak talebinin kabul edilebilmesi için alacağın varlığı ve doğum tarihinin, kanunda yukarıda yer verilen sınırlı sayıda öngörülen belgelerle ispat edilmesi zorunludur.
Bu belgeler şunlardır:
- İlk hacizden önce başlatılmış takibe dayanılarak alınmış aciz belgesine dayanan alacaklar.
- İlk hacizden önce açılan dava sonucunda verilen mahkeme kararına dayanan alacaklar.
- İlk hacizden önce düzenlenmiş resmi veya onaylı yazılı belgeye dayanan alacaklar.
- İlk hacizden önce yetkili makamlarca düzenlenmiş resmi makbuz veya belgelere dayanan alacaklar.
HAZCE İMTİYAZLI İŞTİRAK (TAKİPSİZ İŞTİRAK)
Hacze imtiyazlı iştirak, İcra ve İflas Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenmiş olup, bazı alacaklılara tanınan istisnai bir hacze iştirak hakkını ifade eder. Kanun koyucu bu düzenleme ile, belirli kişi ve alacakları, genel hacze iştirak rejiminden ayırarak özel bir koruma altına almıştır.
İİK m.101 uyarınca; borçlunun eşi, çocukları ile vasi veya kayyımı olduğu kişiler, evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacakları nedeniyle, herhangi bir icra takibi başlatmaksızın, ilk haciz üzerine satılan malın bedeli icra veznesine girinceye kadar ilk haczi koyduran alacaklı ile aynı derecede hacze iştirak edebilirler. Bu düzenleme ile, aile hukuku ve koruma ilişkilerinden kaynaklanan alacaklar bakımından, takip şartı bilinçli olarak kaldırılmıştır.
Ancak bu imtiyaz sınırsız değildir. Kanun, bu hakkın kullanılabilmesini zaman bakımından sınırlandırmıştır. Buna göre haczin; evliliğin, velayetin veya vesayetin devamı sırasında ya da bu hukuki ilişkinin sona ermesini takip eden bir yıl içinde yapılmış olması gerekir. Bu sürenin hesabında, devam eden dava veya icra takiplerinin süresi dikkate alınmaz. Böylece, hakkın süresiz biçimde ileri sürülmesinin önüne geçilmiştir.
Usul bakımından ise, icra dairesi imtiyazlı iştirak taleplerini borçluya ve diğer alacaklılara bildirir ve itiraz için yedi günlük süre tanır. İtiraz hâlinde, iştirak talebi geçici olarak kabul edilir. Bunun üzerine hacze iştirak etmek için talepte bulunanın yedi gün içinde dava açması gerekir. Bu süre içinde dava açılmaması hâlinde iştirak hakkı düşer. Açılacak dava basit yargılama usulüne tabidir.
Son olarak, nafaka ilamına dayanan alacaklar, kanun tarafından en güçlü biçimde korunan alacaklar arasında sayılmıştır. Nafaka alacaklısı, kötü niyet hâli dışında, her zaman ve takip şartı aranmaksızın hacze imtiyazlı iştirak edebilir. Bu yönüyle nafaka alacakları, imtiyazlı hacze iştirakin en açık ve istisnasız uygulama alanını oluşturmaktadır.
DOĞRUDAN (ASLİ) İŞTİRAK
Doğrudan iştirak, borçlunun malvarlığı üzerine ilk haczi koyan alacaklı ile aynı sırada yer alan diğer alacaklıların, satış bedelinden doğrudan pay almalarını ifade eder. Bu iştirak türünde, satış bedeline katılabilmek için haczin kesin nitelikte olması zorunludur; geçici veya ihtiyati hacizler, doğrudan iştirak için yeterli değildir.
İcra ve İflas Kanunu m. 100 ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 21/1 uyarınca, kamu alacakları da özel alacaklılar tarafından haczedilmiş mallara fiilî ve geçerli haciz şartıyla doğrudan iştirak edebilir. Satış bedeli, aynı derecede yer alan alacaklılar arasında garameten paylaştırılır. Bu düzenleme, alacaklılar arasında eşitlik ve adalet ilkesinin korunmasını sağlar.
Rehinli alacaklılar açısından ise, rehinli alacaklar satış bedelinden öncelikle tahsil edilir. Rehinli alacak karşılandıktan sonra kalan bedel, diğer alacaklılar arasında garameten dağıtılır.
İhtiyati hacze doğrudan iştirak ise mümkün değildir. İhtiyati haciz, borçlunun malvarlığı üzerinde geçici güvence sağlamak amacıyla uygulanır; ancak satış bedeline katılım için kesin hacze dönüşmesi gerekir. Bu nedenle, ihtiyati haciz sahibi alacaklı, haciz kesinleşmeden satış bedelinden doğrudan pay alamaz. Kesin haczin gerçekleşmesiyle birlikte, ihtiyati haciz sahibi de satış bedeline garameten pay alma hakkı kazanır.
SONRADAN (FER’İ) İŞTİRAK
Sonradan iştirak, daha sonra haciz koyan alacaklıların, daha önce konulmuş hacizlere katılmasını ifade eder. Fer’i iştirak hâlinde, satış bedelinden pay alabilmek için haczin kesin nitelikte olması gerekir. Alacaklılar, satış bedelinden alacak miktarları oranında pay alırlar ve aynı derecede bulunan alacaklılar arasında dağıtım garameten yapılır.
Kural olarak, tatmin sırası tarih önceliğine göre belirlenir; rehin veya haciz koyan ilk alacaklı öncelikli olarak alacağını tahsil eder. Ancak sonradan haciz koyan alacaklılar, belirli şartlar sağlandığında ilk hacze katılma imkânına sahip olur ve satış bedelinden alacaklarının oranı nispetinde pay alabilirler.
HACZE İŞTİRAKİN ŞARTLARI
Aşağıda hacze iştirakin şartları kanun sistematiğine uygun olarak, öncelikle hacze adi iştirak sonrasında hacze imtiyazlı iştirak şeklinde ele alınmıştır:
HACZE ADİ İŞTİRAKİN ŞARTLARI
- Borçluya Karşı İcra Takibi Başlatılmış Olması
Hacze adi iştirak talebinde bulunan alacaklının, borçluya karşı usulüne uygun şekilde başlatılmış bir icra takibinin bulunması zorunludur. Takip bulunmaksızın adi hacze iştirak mümkün değildir.
- Takibin Kesinleşmiş Olması
İcra takibinin, haciz isteme yetkisi verecek şekilde kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşmemiş veya itirazla duran takip, hacze iştirak bakımından yeterli kabul edilmez.
- Alacağın İlk Hacze Dayanak Alacaktan Önce Doğmuş Olması
Adi hacze iştirakte esas alınan ölçüt, haczin tarihi değil, alacağın doğum tarihidir. İştirak edecek alacaklının alacağı, ilk haczi koyduran alacaklının alacağından daha önce doğmuş olmalıdır.
- Alacağın Kanunda Sayılan Belgelerle İspat Edilmesi
Alacaklı, alacağının önce doğduğunu kanunda sınırlı sayıda öngörülen belge ve evraklarla ispat etmek zorundadır. Bu belgeler dışında kalan delillerle hacze adi iştirak talebi ileri sürülemez. Kanunda sınırlı sayıda belirtilen belgeler şunlardır:
- Aciz Belgesi
- İlam
- Resmi senet veya tarih ve imzası onaylı senet
- Resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belgeler.
- İştirak Talebinin Süresinde Yapılması
Hacze adi iştirak talebi, ilk haciz üzerine satılan malın bedeli icra dairesi veznesine girinceye kadar yapılmalıdır. Bu sürenin geçmesi hâlinde iştirak hakkı ortadan kalkar.
HACZE İMTİYAZLI İŞTİRAKİN ŞARTLARI
- Kanunda Açıkça Belirtilen Kişilerden Olunması
İmtiyazlı hacze iştirak hakkı yalnızca:
- Borçlunun eşi,
- Çocukları,
- Vasi veya kayyımı olduğu kişiler lehine tanınmıştır. Bu kişiler dışında kalan alacaklılar imtiyazlı iştirak hükümlerinden yararlanamaz.
- Alacağın Evlenme, Velayet veya Vesayetten Doğmuş Olması
İştirake konu alacak, evlenme, velayet veya vesayet ilişkisinden kaynaklanmalıdır. Bu nitelikte olmayan alacaklar bakımından imtiyazlı iştirak söz konusu olmaz.
- Takip Başlatma Şartının Aranmaması
İmtiyazlı hacze iştirakte, önceden icra takibi yapılması zorunlu değildir. Alacaklı, mevcut hacze doğrudan iştirak edebilir.
- Kanunda Öngörülen Süre İçinde İştirak Edilmesi
İmtiyazlı iştirak hakkı;
- Haczin,
- Evliliğin,
- Velayetin veya vesayetin devamı sırasında ya da bunların sona ermesini izleyen bir yıl içinde kullanılmalıdır. Devam eden dava veya takip süreleri bu hesaplamaya dâhil edilmez.
- Nafaka Alacaklarında Özel Düzenleme
Nafaka ilamına dayanan alacaklar bakımından, kötü niyet bulunmadıkça, takip şartı aranmaksızın her zaman aynı derecede hacze iştirak mümkündür.
HACZE İŞTİRAKTE ÖNCELİK VE PAYLAŞTIRMA KURALLARI
HACZE İŞTİRAKTE ÖNCELİK KURALLARI
Sıra Cetveli ve Derece Sistemi
Hacze iştirak ve paylaştırma sürecinin bel kemiğini sıra cetveli oluşturur. Sıra cetveli, satıştan elde edilen bedelin hangi alacaklıya, hangi sırada ve ne miktarda ödeneceğini gösteren resmî belgedir.
Bu kapsamda sıra cetveli ile birlikte:
- Alacaklar derecelere ve sıralara ayrılır.
- Her sıradaki alacaklılar kendi aralarında eşit kabul edilir ve aynı sıradaki kişiler arasında garameten taksim yapılır. Başka deyişle satıştan elde edilen bedel, aynı sıradaki alacaklılara alacakları oranında dağıtılır.
- Bir sıradaki alacaklıların alacağı tamamen ödenmeden, alt sıraya geçilemez
İlk Haczi Koyduranın Durumu
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan yanlış hususlardan biri, ilk haczi koyduran alacaklının her durumda öncelikli olduğudur. Oysa bu görüş hukuken doğru değildir.
İlk haczi koyduran alacaklı, ancak: diğer alacaklılar hacze iştirak edemiyorsa ya da hacze iştirak şartları gerçekleşmemişse, fiilen öncelik elde eder. Aksi hâlde, kanuni şartları sağlayan diğer alacaklılar da ilk hacze aynı derecede iştirak eder ve satış bedeli garameten paylaştırılır.
Bu durum, icra hukukunda zamana dayalı mutlak bir önceliğin bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Özel Haciz Türlerinde Öncelik
Bazı haciz türleri, genel hacze iştirak kurallarından ayrılan özel düzenlemelere tabidir. Bunların başında:
- Ücret ve maaş hacizleri,
- Emekli aylıkları,
- Sosyal güvenlik ödemeleri, gelmektedir.
Özellikle maaş hacizlerinde, kanunda öngörülen kesinti oranı nedeniyle ilk gelen haczin sonraki hacizleri uzun süre etkisiz bırakabildiği görülmektedir. Bu durum, uygulamada fiili bir öncelik doğurmakta; ancak bu önceliğin, kanuni bir rüçhan hakkı olmadığını belirtmek gerekir.
PAYLAŞTIRILMA KURALLARI
Satış işlemi tamamlandıktan sonra elde edilen bedelin nasıl dağıtılacağı İİK m.138 kapsamında düzenlenmiştir. Bu madde, paylaştırma sürecinin temel ilkelerini belirler.
Önce Masrafların Karşılanması
Paylaştırma yapılmadan önce:
- Haciz,
- Muhafaza,
- Satış,
- Nakliye,
- Yediemin,
- Paylaştırma giderleri, öncelikle karşılanır. Bu masraflar, tüm alacaklıların ortak yararına yapılan giderlerdir ve her türlü alacaktan önce gelir.
Garameten Paylaştırma İlkesi
Masraflar çıktıktan sonra kalan tutar, aynı sıradaki alacaklılar arasında alacakları oranında paylaştırılır. Bu yönteme garameten paylaştırma denir.
Bu ilke gereği; hiçbir alacaklıya ayrıcalık tanınmamakta olup, tüm alacaklıların alacağının tamamına ulaşamaması halinde, herkes alacağı oranında tatmin edilir.
Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.10.2023 T., 2023/255 E. ve 2023/939 K. Sayılı ilamı: “Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır.” Şeklindedir.
- Avans Dağıtımı
Mahcuz malların bir kısmının satılması halinde, icra müdürlüğü uygun görürse avans paylaştırması yapabilir. Ancak bu ödeme geçicidir ve nihai paylaştırma yerine geçmez. Son hesaplama, tüm mallar paraya çevrildikten sonra yapılır.
- Kamu Alacakları ve İmtiyazlı Alacakların durumu
Kamu alacakları, vergi, resim, harç, sosyal güvenlik primi gibi kamu gücüne dayanan alacaklardır. Bu alacakların hacze iştiraki bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri önem taşır.
Kamu alacaklarının hacze iştirak edebilmesi için;
- Kamu alacağının ilk hacizden önce doğmuş olması,
- Alacağın kanunda öngörülen sürede takip ve tahsil aşamasına geçirilmiş olması,
- Kamu idaresi tarafından hacze iştirak iradesinin açıkça ortaya konulması, gerekmektedir.
Bu şartlar gerçekleşmediği sürece kamu alacağı, adi alacaklılarla aynı sırada veya daha geride yer alabilir. Önemle vurgulanmalıdır ki kamu alacağı, sırf “kamu alacağı” olduğu için otomatik olarak en üst sıraya yerleşmez. Öncelik, alacağın niteliği ve doğum zamanı esas alınarak belirlenir.
Diğer yandan kamu alacakları sebebiyle konulan hacizlere İİK m.100 uyarınca iştirak ise mümkün değildir. Bu hususta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 01.07.2024 T., 2024/687 E. ve 2024/2364 K. sayılı ilamı: “şikayetçi alacağı kamu alacağı olduğundan ve kamu alacaklarına İİK’nın 100 üncü maddesi gereğince iştirak mümkün olmadığından sıra cetvelinde öncelikle 1. sırada şikayetçi Vergi Dairesinin tüm alacaklarına pay ayrıldıktan sonra daha önce haczi kesinleşen dava dışı Güzelhisar Vergi Dairesine pay ayrılması, sonrasında bir bedel kalması halinde şikayet olunanlara pay ayrılması gerekir.” Şeklindedir.
İmtiyazlı alacaklar ise, adi alacaklara göre öncelikli olarak tahsil edilir. İmtiyazlı alacaklar İİK’nun 206. maddesinde ve bazı özel kanunlarda düzenlenmiştir. Başlıca imtiyazlı alacaklar şunlardır:
- İşçi ücret alacakları,
- İş ilişkisinden doğan kıdem ve ihbar tazminatları,
- Nafaka alacakları,
- Cenaze giderleri ve son hastalık giderleri,
- Ailenin geçimini sağlamaya yönelik bazı alacaklar.
Bu alacaklar, adi alacaklardan önce, ancak rehinli alacaklardan sonra ödenir.
İhtiyati Haczin İştirake Etkisi
İhtiyati haciz, kesin hacizden farklı olarak geçici bir koruma tedbiridir. Bu nedenle ihtiyati haczin hacze iştirak bakımından sonuç doğurabilmesi için kesin hacze dönüşmesi gerekir.
İhtiyati haczin:
- Ne zaman kesinleştiği,
- Takip veya dava süresinin doğru işletilip işletilmediği, öncelik sıralamasını doğrudan etkiler. Bu nedenle ihtiyati hacizlerde sürelerin kaçırılması, ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

HACZE İŞTİRAK NEDİR NASIL YAPILIR
REHİNLİ ALACAKLILARIN DURUMU
İcra ve İflas Kanunu’nda hacze iştirak kurumu esas itibarıyla rehinle temin edilmemiş (adi) alacaklar için öngörülmüştür. Rehinli alacaklılar ise alacaklarını ayni bir teminatla güvence altına aldıklarından, kanun koyucu tarafından ayrı bir hukuki rejime tabi tutulmuştur. Bu nedenle rehinli alacaklılar, kural olarak hacze iştirak edemez.
Bu sonucun temelinde, rehinli alacaklının alacağını öncelikle rehin konusu maldan tahsil etme hakkına sahip olması yatmaktadır. İİK’ nın 45, 83 ve özellikle 100 ve devamı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; hacze iştirak hükümlerinin, aynı mal üzerinde aynı hukuki konumda bulunan alacaklılar arasında uygulanabileceği, rehinli alacaklıların ise bu gruba dahil olmadığı açıktır. Rehin hakkı, alacaklıya şahsi değil, ayni bir öncelik tanır.
Rehinli alacaklı, borçlunun rehin konusu malı üzerine daha önce veya daha sonra konulmuş hacizlere katılamaz. Bunun sebebi, rehinli alacaklının zaten o mal üzerinde hacizden üstün bir hakka sahip olmasıdır. Hacze iştirak, haciz koyan alacaklıların satış bedelini paylaşmasını ifade ederken; rehinli alacaklı bu paylaşımın dışında kalır ve satış bedelinden öncelikle ve doğrudan tatmin edilir.
Rehin konusu mal paraya çevrildiğinde;
- Satış bedeli, rehinli alacaklının alacağını tamamen karşılıyorsa, rehinli alacak sona erer.
- Satış bedelinin yetersiz kalması halinde ise, rehinli alacaklının karşılanamayan alacağı bakımından rehin açığı belgesi gündeme gelir. İİK m. 152 uyarınca bu rehin açığı iki aşamada değerlendirilir:
- Geçici rehin açığı belgesi, satış tamamlanmadan önce, satış bedelinin alacağı karşılamayacağının anlaşılması üzerine icra müdürlüğünce düzenlenir. İİK m. 150/f uyarınca bu belge, rehinli alacaklıya 100’üncü maddedeki esaslar dahilinde diğer alacaklıların haczine iştirak etme imkânı tanımaktadır.
- Kesin rehin açığı belgesi ise, satış kesinleştikten ve rehin bedelinin alacağa yetmediği net olarak belirlendikten sonra düzenlenir. Bu belge ile rehinli alacaklı, karşılanamayan kısım yönünden artık adi alacaklı sıfatını kazanır. Kesin rehin açığı belgesine dayanan alacak, teminatsız hale geldiğinden; bu aşamadan sonra rehinli alacaklı, diğer adi alacaklılar gibi borçlunun malları üzerine haciz koydurabilir ve hacze iştirak hükümlerinden yararlanabilir.
KAMU ALACAKLARININ PAYLAŞTIRMAYA ETKİSİ
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/1 maddesi, kamu alacaklarının hacze iştirakini İİK m. 100’den bağımsız ve özel bir rejim olarak düzenlemiştir. Bu hükme göre; borçlunun malı, alacaklı tarafından 2004 sayılı İİK hükümlerine göre haczedilmiş olsa dahi, söz konusu mal paraya çevrilmeden önce kamu alacağı nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca geçerli ve fiilî bir haciz uygulanmışsa, kamu alacağı bu hacze İİK m. 100’de öngörülen şartlar aranmaksızın iştirak eder.
Bu iştirak, kamu alacağına satış bedelinden öncelikli bir tahsil hakkı tanımaz. Kanunun açık lafzı uyarınca, kamu alacağı ile özel alacak aynı dereceye yerleşir ve haczedilen malın satışından elde edilen bedel, alacaklılar arasında alacakları oranında (garameten) paylaştırılır. Dolayısıyla 6183 sayılı Kanun m. 21/1’in tanıdığı ayrıcalık, kamu alacağının sırada öne geçmesi değil; ilk hacze katılabilme imkânıdır.
Ancak bu sonucun doğabilmesi için, kamu idaresi tarafından tesis edilmiş haczin yalnızca yazı veya bildirim niteliğinde olmaması, haczin hukuken geçerli ve fiilen uygulanmış bulunması gerekir. Haciz tutanağı düzenlenmeden, taşınır üzerinde fiilî el koyma gerçekleştirilmeden veya taşınmaz bakımından tapu siciline haciz şerhi verilmeden, kamu alacağının önceki hacze katılması ve satış bedelinden pay alması mümkün değildir.
Sonuç itibarıyla, 6183 sayılı Kanun m. 21/1; kamu alacaklarına, satıştan önce konulmuş geçerli bir hacze dayanmak koşuluyla, özel alacaklıların haczine kendiliğinden ve eşit derecede katılma imkânı tanımakta; bu yönüyle kamu alacaklarının hacze iştiraki bakımından İİK m. 100’e istisna teşkil etmektedir.
AYNI DERECEDEKİ ALACAKLILARIN PAYLAŞTIRILMASI
İcra ve İflas Hukukunda, haczedilen malın paraya çevrilmesi sonucu elde edilen satış bedelinin paylaştırılmasında temel ayrım, alacaklıların aynı veya farklı derecede bulunup bulunmadığı noktasında ortaya çıkar. Aynı derecede yer alan alacaklılar arasında paylaştırma, öncelik esasına değil, orantı esasına dayanır. Bu ilke öğretide ve uygulamada garameten taksim olarak adlandırılmaktadır.
Garameten taksim; satış bedelinin, aynı sırada bulunan alacaklılar arasında alacak miktarlarıyla orantılı biçimde paylaştırılmasını ifade eder. Bu sistemde, alacaklılardan herhangi birinin yalnızca haczi daha önce koymuş olması, satış bedelinin tamamını veya alacağının tamamını öncelikle tahsil etmesi sonucunu doğurmaz. Aksine, aynı dereceye giren alacaklıların tamamı, satış bedelinden alacaklarının toplam içindeki oranı nispetinde yararlanır.
İcra ve İflas Kanunu sistematiğinde, hacze iştirak hâlinde alacaklılar arasında “ilk gelenin tamamını alması” şeklinde bir rüçhan ilkesi benimsenmemiştir. Yargıtay da yerleşik içtihatlarında, hacze iştirak eden alacaklıların aynı dereceye girmeleri hâlinde satış bedelinin garameten paylaştırılması gerektiğini, alacaklılar arasında sırf haciz tarihi esas alınarak mutlak bir üstünlük tanınamayacağını kabul etmektedir.
Nitekim Yargıtay, hacze iştirak hâlinde satış bedelinin, aynı derecede bulunan alacaklılar arasında eşit hukuki statü gözetilerek ve alacak miktarları oranında dağıtılması gerektiğini; icra hukukunda alacaklılar arasında adaletin bu yöntemle sağlanacağını vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, sıra cetvelinin düzenlenmesinde ve paylaştırma aşamasında icra dairesinin takdir yetkisini sınırlandıran, objektif bir ölçüt niteliğindedir.
HACZE İŞTİRAKİN SONUÇLARI
Hacze iştirak, borçlunun malvarlığı üzerinde birden fazla alacaklının hak sahibi olması durumunda ortaya çıkan hukuki sonuçları belirler. Bu sonuçlar, alacaklıların derecesi, alacağın türü ve haczin niteliğine göre farklılık gösterir.
- Satış Bedelinin Paylaştırılması
Hacze iştirak eden alacaklılar, satış bedelinden alacak miktarlarıyla orantılı olarak pay alırlar. Aynı derecede yer alan alacaklılar arasında paylaştırma garameten yapılır. Bu ilke, İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümleri ile uyumlu olarak, satış bedelinin eşit derecede alacaklılar arasında adil ve orantılı biçimde dağıtılmasını öngörür.
Farklı derecede alacaklılar söz konusu olduğunda, yüksek derecedeki alacaklıların alacağı öncelikle tahsil edilir ve artan bedel, düşük dereceli alacaklılar arasında yine alacak tutarları oranında paylaşılır.
- Rehinli Alacaklıların Hakları
Rehinli alacaklıların hakları, hacze iştirak durumunda özel olarak korunmaktadır. Rehinli alacaklar, satış bedelinden öncelikle tahsil edilir. Rehinli alacak karşılandıktan sonra kalan bedel, diğer alacaklılar arasında garameten paylaştırılır.
- Kamu Alacaklılarının Durumu
Kamu alacaklıları, özel alacaklılar tarafından haczedilen mallara İİK m. 100 şartları aranmaksızın iştirak edebilir. Satış bedelinin paylaşımında, kamu alacakları önceki hacze katılır ve alacak tutarları oranında garameten pay alır.
İŞTİRAK EDEN ALACAKLILARIN HAK VE YETKİLERİ
İcra hukukunda hacze iştirak kurumu, birden fazla alacaklının aynı borçluya karşı yürüttüğü takiplerin, belirli bir düzen ve denge içinde sonuçlandırılmasını amaçlayan hukuki bir müessesedir. Bu kapsamda iştirak eden alacaklılara tanınan dava ve şikâyet hakları, cebri icranın keyifliğe yol açmasını engelleyen, alacaklılar arasında eşitliği ve öngörülebilirliği sağlayan önemli güvenceler niteliğindedir. Aşağıda, hacze iştirak eden alacaklıların hak ve yetkileri, yer almaktadır:
- İcra dairesi işlemlerine karşı şikâyet hakkı:
Hacze iştirak eden alacaklılar, icra müdürlüğünün yaptığı işlemlerin kanuna aykırı veya somut olayın gereklerine uygun olmadığını düşündükleri hâllerde, İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca şikâyet yoluna başvurabilir. Bu hak, iştirak eden alacaklıların icra sürecinde yalnızca sonuçtan etkilenen değil, işlemleri denetleyebilen aktif taraflar olduğunu gösterir. Şikâyet, icra mahkemesinde görülür ve işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi günlük süre içinde ileri sürülmelidir.
- Sıra cetvelinin hukuka uygun düzenlenmesini talep etme hakkı:
İştirak eden alacaklılar, icra müdürlüğü tarafından hazırlanan sıra cetvelinin kanuna uygun şekilde düzenlenmesini isteme hakkına sahiptir. Alacağın yanlış sıraya yerleştirilmesi, imtiyazlı olmayan bir alacağın imtiyazlı kabul edilmesi veya garameten paylaştırma ilkesinin ihlal edilmesi gibi hallerde, alacaklılar İİK m. 16 kapsamında şikâyet yoluna başvurarak cetvelin düzeltilmesini talep edebilir.
- Sıra cetveline itiraz davası açma yetkisi:
Sıra cetveline ilişkin uyuşmazlık, yalnızca bir usul hatasından değil; alacağın varlığı, miktarı veya imtiyazına ilişkin maddi hukuki bir ihtilaftan kaynaklanıyorsa, bu durumda şikâyet yolu yeterli olmaz. Böyle hâllerde iştirak eden alacaklılar, İİK m. 142 uyarınca sıra cetveline itiraz davası açma yetkisine sahiptir. Bu dava, icra mahkemesinde değil, görevli ve yetkili genel mahkemede görülür ve sıra cetvelinin maddi anlamda düzeltilmesini amaçlar.
- Paylaştırma işlemlerine karşı şikâyet etme hakkı:
Satış bedelinin paylaştırılması aşamasında, masrafların hatalı hesaplanması, vekâlet ücretlerinin yanlış belirlenmesi veya alt sıradaki alacaklılara hukuka aykırı şekilde ödeme yapılması hâllerinde, iştirak eden alacaklılar İİK m. 16 ve devamı hükümleri çerçevesinde icra mahkemesine başvurarak paylaştırma işlemlerinin iptalini isteyebilir.
- Satış işlemlerine karşı satışın feshi davası açma yetkisi:
Hacze iştirak eden alacaklılar, satış işleminin kanuna aykırı biçimde gerçekleştirildiğini düşündükleri hâllerde, İİK m. 134 uyarınca satışın feshi davası açma yetkisine sahiptir. Satış ilanının usulsüz yapılması, artırma şartlarının ihlali veya malın gerçek değerinin çok altında satılması gibi durumlar, bu davanın açılmasına dayanak oluşturur.
- Menfaat ihlali halinde dava açma hakkı
Satışın feshi davasının açılabilmesi için, yapılan hukuka aykırılığın iştirak eden alacaklının alacağını tahsil etme imkânını olumsuz etkilemesi gerekir. Bu şartın varlığı hâlinde alacaklı, icra hukuk mahkemesinde satışın iptalini talep edebilir. Bu düzenleme, dava hakkının kötüye kullanılmasını engelleyen önemli bir sınırlama niteliği taşır.
- Usulsüz haciz ve paraya çevirme işlemlerine karşı başvuru hakkı:
Haczin kanuni şartlar oluşmadan yapılması, haczedilmezlik hükümlerine aykırı davranılması veya paraya çevirme sürelerine uyulmaması hâllerinde, iştirak eden alacaklılar İİK m. 16–18 hükümleri kapsamında icra mahkemesine başvurarak bu işlemlerin iptalini isteyebilir. Bu hak, icra sürecinin başından sonuna kadar hukuka uygun yürütülmesini sağlar.
HACZE İŞTİRAK TALEBİNİN REDDEDİLMESİ VE BAŞVURU YOLLARI
- Sıra Cetveline İtiraz (İİK m. 142)
Hacze iştirak talebinin reddi sonucunda alacaklının sıra cetveline hiç alınmaması veya yanlış sırada gösterilmesi, çoğu zaman maddi hukuka ilişkin bir uyuşmazlıktan kaynaklanır. Bu durumda başvurulması gereken yol, sıra cetveline itiraz davasıdır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca, sıra cetveline itiraz davaları icra mahkemesinde değil, görevli ve yetkili genel mahkemede açılır. Bu dava ile alacaklı, alacağının varlığını, miktarını veya imtiyazını ileri sürerek, sıra cetvelinin maddi anlamda düzeltilmesini talep eder.
Sıra cetveline itiraz davası özellikle şu hâllerde gündeme gelir:
- Alacaklının hacze iştirak talebi reddedildiği için cetvele hiç alınmaması,
- Alacağın imtiyazlı olmasına rağmen adi alacak olarak değerlendirilmesi,
- Garameten paylaştırma yapılması gerekirken alacaklıya hiç pay ayrılmaması.
Örneğin, alacağı kesinleşmiş ilama dayanan bir alacaklının hacze iştirak talebinin reddedilmesi ve bu nedenle sıra cetvelinde yer almaması hâlinde, bu durum basit bir icra işlemi hatası değil, alacak hakkının varlığına ilişkin maddi bir uyuşmazlık oluşturur. Bu durumda alacaklı, doğrudan sıra cetveline itiraz davası açmalıdır. Sıra cetveline itiraz davasının kabul edilmesi hâlinde, icra müdürlüğü cetveli mahkeme kararına uygun biçimde yeniden düzenler ve paylaştırma buna göre yapılır.
Uygulamada en sık yapılan hata, her ret işlemine karşı otomatik olarak şikâyet yoluna başvurulmasıdır. Oysa doğru yol, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmelidir. Eğer sorun, alacağın varlığına, sırasına veya imtiyazına ilişkinse, öncelikle sıra cetveline itiraz davası açılmalıdır. Buna karşılık sorun, icra müdürünün kanunu yanlış uygulamasından veya açık bir usul hatasından kaynaklanıyorsa, şikâyet yolu tercih edilmelidir. Şikâyet yolu makalemizin devamında detaylı olarak açıklanmıştır.
- Kanuni Sürede Hacze İştirak Edilmemesi
İcra ve İflas Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca hacze iştirak, ilk haczin kesinleşmesinden sonra ve satış bedeli paylaştırılmadan önce talep edilmelidir. Bu süre geçtikten sonra yapılan iştirak talepleri, süresinde olmadığı gerekçesiyle icra müdürlüğü tarafından reddedilir.
Bu ret işlemi, çoğu zaman icra müdürlüğünün satış veya paylaştırma aşamasını hatalı değerlendirmesinden kaynaklanır. Satış bedeli henüz paylaştırılmamış olmasına rağmen paylaştırma yapılmış gibi kabul edilmesi hâlinde, icra müdürünün bu işlemi İİK m. 16 uyarınca icra hukuk mahkemesinde şikâyet konusu yapılabilir. Buna karşılık satış bedeli gerçekten paylaştırılmışsa, ret hukuka uygundur ve artık hacze iştirak mümkün değildir. Bu durumda alacaklı ancak sıra cetveline itiraz davası açarak paylaştırmanın maddi hukuka aykırılığını ileri sürebilir.
- Satış Bedelinin Paylaştırılmış Olması
İcra ve İflas Kanunu sistematiğine göre, satış bedelinin sıra cetveline bağlanarak paylaştırılmasından sonra hacze iştirak mümkün değildir. Bu aşamadan sonra yapılan talepler, iştirak değil yeni bir takip talebi olarak değerlendirilir ve reddedilir.
Paylaştırma sırasında alacaklının haksız biçimde sıra cetveline alınmaması veya yanlış sıraya yerleştirilmesi, maddi hukuka ilişkin bir uyuşmazlık doğurur ve İİK m. 142 uyarınca sıra cetveline itiraz davası açılmasını gerektirir. Paylaştırma işlemi açık bir usul hatası içeriyorsa, örneğin sıra cetveli düzenlenmeden paylaştırma yapılmışsa, bu işlem şikâyet yoluyla iptal ettirilebilir.
- Alacağın İmtiyazlı Olduğunun Kabul Edilmemesi
Alacağın kanunen imtiyazlı olmasına rağmen icra müdürlüğü tarafından adi alacak olarak değerlendirilmesi, hacze iştirak talebinin reddine veya yanlış sıraya yerleştirmeye yol açabilir.
Bu durumda uyuşmazlık, alacağın hukuki niteliğine ilişkin olduğundan sıra cetveline itiraz davası açılması gerekir.
ŞİKÂYET YOLU (İİK M. 16)
Şikâyet, icra ve iflas hukukunda icra dairesi tarafından tesis edilen işlemlerin kanuna aykırı, olayın gereklerine uygun olmayan veya yetki sınırlarını aşan nitelikte olması hâlinde başvurulan, kendine özgü bir denetim yoludur. Şikâyet, bir dava olmayıp, icra müdürünün işlemlerinin hukuka uygunluğunun icra hukuk mahkemesi tarafından denetlenmesini amaçlar.
İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi, icra dairesinin tüm işlem ve kararlarını şikâyet yoluyla yargısal denetime tabi kılmıştır. Bu kapsamda hacze iştirak talebinin reddi işlemi de niteliğine göre şikâyete konu edilebilir.
- Hacze İştirak Talebinin Süresinde Yapıldığı Hâlde Geç Yapılmış Sayılması
Hacze iştirak talebi, satış bedeli paylaştırılmadan önce yapılmış olmasına rağmen, icra müdürlüğü tarafından süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilebilmektedir. Özellikle satış bedelinin icra veznesine yatırılmış olmasının, paylaştırma yapılmış gibi değerlendirilmesi bu tür hatalara yol açmaktadır.
Bu durumda ret işlemi, kanunun yanlış uygulanmasından kaynaklanan açık bir usul hatasıdır. Alacaklının başvurması gereken yol, İİK m. 16 uyarınca icra hukuk mahkemesine şikâyettir. Mahkeme, paylaştırma yapılmadığını tespit ederse ret işlemini iptal eder.
- Alacağın Kanunda Öngörülen Belgelere Dayanmaması
Hacze iştirak edebilmek için alacağın, İİK m. 100’de sayılan belge türlerine dayanması zorunludur. Kanunda öngörülen nitelikte belgeye dayanmayan veya henüz kesinleşmemiş alacaklar bakımından yapılan iştirak talepleri reddedilir.
Alacak, gerçekte kanunda sayılan belgelerden birine dayanmasına rağmen icra müdürlüğü tarafından yanlış nitelendirilmiş ve bu nedenle sıra cetveline alınmamışsa, uyuşmazlık maddi hukuka ilişkindir. Bu durumda İİK m. 142 uyarınca sıra cetveline itiraz davası açılması gerekir. Buna karşılık belgenin niteliği açık olmasına rağmen icra müdürlüğü şekli bir değerlendirme hatası yapmışsa, ret işlemi şikâyet yoluyla denetlenebilir.
- Alacağın Rehinle Teminat Altına Alınmış Olması
Rehinli alacaklılar, alacaklarını öncelikle rehinden tahsil etmekle yükümlü olduklarından, kural olarak hacze iştirak edemezler. Bu nedenle ipotek veya taşınır rehniyle teminat altına alınmış alacaklar için yapılan iştirak talepleri reddedilir.
Ancak rehnin alacağı tamamen karşılamadığı veya teminatın geçersiz olduğu hâllerde, teminatsız kalan kısım yönünden hacze iştirak mümkündür. Buna rağmen alacaklı sıra cetveline hiç alınmamış veya teminatsız kısım dikkate alınmamışsa, bu durum maddi hukuka ilişkin bir uyuşmazlık oluşturur ve sıra cetveline itiraz davası açılmasını gerektirir. Rehinin kapsamı açıkça belli olmasına rağmen icra müdürlüğü tarafından göz ardı edilmişse, ret işlemi İİK m. 16 kapsamında şikâyete konu edilebilir.
- İlk Haczin Hukuken Geçerli Olmaması
Hacze iştirak, yalnızca hukuken geçerli bir hacze mümkündür. İlk haczin iptal edilmiş, kaldırılmış veya kesin olarak hükümsüz hâle gelmiş olması durumunda, bu hacze dayalı iştirak talepleri reddedilir.
İlk haczin geçerli olmasına rağmen icra müdürlüğünün hatalı bir değerlendirmeyle haczi geçersiz kabul etmesi ve bu nedenle alacaklının sıra cetveline alınmaması hâlinde, uyuşmazlık maddi hukuka ilişkindir ve sıra cetveline itiraz davası açılmalıdır. Buna karşılık haczin geçerliliğine ilişkin açık bir usul hatası varsa, bu işlem şikâyet yoluyla icra mahkemesinin denetimine sunulabilir.
SIRA CETVELİNE İTİRAZ DAVASI
Sıra cetveline itiraz davası, icra dairesince düzenlenen sıra cetvelinin maddi hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan ve alacağın varlığı, miktarı, sırası veya imtiyazına ilişkin uyuşmazlıkların çözümlendiği bir dava türüdür. Bu davanın hukuki dayanağı İcra ve İflas Kanunu’nun 142. maddesidir. Şikâyet yolundan farklı olarak, bu dava icra hukuk mahkemesinde değil, görevli ve yetkili genel mahkemede görülür.
Hacze iştirak talebinin reddi sonucunda alacaklının sıra cetveline hiç alınmaması, yanlış sıraya yerleştirilmesi ya da imtiyazlı bir alacağın adi alacak olarak değerlendirilmesi hâllerinde, uyuşmazlık icra müdürlüğü işleminin usulüne değil, alacak hakkının hukuki niteliğine ilişkindir. Bu nedenle bu tür durumlarda şikâyet yoluna başvurulması mümkün değildir; uyuşmazlık ancak sıra cetveline itiraz davası ile çözümlenebilir.
Sıra cetveline itiraz davasında mahkeme, icra dosyasıyla sınırlı bir inceleme yapmaz. Alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını, imtiyazlı alacak niteliği taşıyıp taşımadığını, rehin veya teminatların alacağı ne ölçüde karşıladığını ve garameten paylaştırma gerekip gerekmediğini maddi hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirir. Bu yargılamada taraflar her türlü delili sunabilir; tanık dinlenebilir, bilirkişi incelemesi yapılabilir. Bu yönüyle sıra cetveline itiraz davası, tam yargılama niteliği taşır.
Davanın kabulü hâlinde, mahkeme sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verir ve bu karar icra müdürlüğü açısından bağlayıcıdır. Paylaştırma, mahkeme kararına uygun biçimde yeniden yapılır. Davanın reddi hâlinde ise sıra cetveli kesinleşir ve alacaklı bakımından cebri icra süreci bu aşamada sona erer.
İCRA MÜDÜRÜ İŞLEMLERİNE KARŞI ŞİKÂYET DAVASI
Şikâyet, icra dairesi tarafından tesis edilen işlemlerin kanuna aykırı, yetki aşımı içeren veya olayın gereklerine uygun olmayan nitelikte olması hâlinde başvurulan özel bir yargısal denetim yoludur. Şikâyetin hukuki dayanağı İİK m. 16–18 hükümleridir. Şikâyet bir eda veya tespit davası olmayıp, icra müdürlüğü işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemeye yöneliktir.
Hacze iştirak talebinin reddi bağlamında şikâyet yolu, yalnızca icra müdürlüğünün usule ilişkin hata veya yanlış değerlendirmelerinden kaynaklanan ret işlemleri için kullanılabilir. Talebin süresinde yapılmasına rağmen geç yapıldığı gerekçesiyle reddedilmesi, satış bedeli paylaştırılmadan ret kararı verilmesi, belge niteliğinin açık olmasına rağmen yanlış değerlendirilmesi veya geçerli bir haczin hukuka aykırı biçimde geçersiz sayılması bu kapsamdadır.
Şikâyet, icra dairesi işleminin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde işlemi yapan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra hukuk mahkemesine yapılır. Süre kural olarak hak düşürücü niteliktedir. Ancak kamu düzenine açıkça aykırı işlemler bakımından süresiz şikâyet imkânı kabul edilmektedir.
İcra hukuk mahkemesi, şikâyet incelemesinde yalnızca icra müdürü işleminin hukuka uygunluğunu denetler. Alacağın varlığı, miktarı veya sırası gibi maddi hukuka ilişkin konular bu incelemenin dışındadır. Mahkeme, icra müdürlüğünün yerine geçerek yeni bir işlem tesis etmez; yalnızca işlemi iptal eder veya düzeltilmesine karar verir. Şikâyetin kabulü hâlinde, icra müdürlüğü işlemi ortadan kalkar ve dosya mahkeme kararına uygun şekilde yeniden ele alınır. Şikâyetin reddi hâlinde ise işlem kesinleşir.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Hacze iştirak nedir?
Hacze iştirak, borçlunun malvarlığının alacakların tamamını karşılamaya yetmemesi durumunda, birden fazla alacaklının aynı hacizden pay alabilmesini sağlayan bir mekanizmadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 100 ve 101. maddelerinde düzenlenmiştir.
Hacze kimler iştirak edebilir?
Hacze, borçluya karşı takip başlatmış ve kanunda belirtilen şartları sağlayan alacaklılar iştirak edebilir. Haczin türüne ve alacağın niteliğine göre iştirak imkânı değişiklik gösterebilir. Özellikle ilamlı, ilamsız ve kamu alacakları bakımından farklı kurallar uygulanır.
Hacze iştirak talebi nasıl yapılır?
Hacze iştirak talebi, icra dosyasına yazılı dilekçe sunulmasıyla yapılır. Talepte, alacağın dayanağı, miktarı ve hangi hacze iştirak edilmek istendiği açıkça belirtilmelidir. Gerekli belgeler dilekçeye eklenmelidir.
Hacze iştirak için aciz belgesi zorunlu mudur?
Aciz belgesi, bazı iştirak türleri için zorunlu iken her durumda aranmaz. Özellikle ilamsız takiplerde hacze iştirak için aciz belgesi aranması kuraldır. Ancak ilamlı alacaklar bakımından bu zorunluluk bulunmamaktadır.
Hacze iştirak talebi hangi sürede yapılmalıdır?
Hacze iştirak talebi, kural olarak satış bedeli icra veznesine girinceye kadar yapılmalıdır. Bu aşamadan sonra yapılan talepler dikkate alınmaz. Süreye uyulmaması hâlinde iştirak hakkı kaybedilir.
Hacze iştirak ile sıra cetveline girmek arasında fark var mıdır?
Hacze iştirak eden alacaklı, satış sonucu elde edilen paranın paylaştırılmasına katılma hakkını ifade eder. Sıra cetveline girmek ise paylaştırmaya katılma hakkının kullanıldığı aşamadır. Hacze iştirak eden alacaklı sıra cetvelinde sonraki sıralarda olması halinde alacağına kavuşamayabilecektir.
Hacze iştirak eden alacaklı satış bedelinden nasıl pay alır?
Hacze iştirak eden alacaklılar, satış bedelinden kendi sıralarına göre pay alır. Aynı sıradaki alacaklılar arasında paylaştırma garameten yapılır. Üst sıradaki alacaklar tamamen ödenmeden alt sıraya geçilemez.
Rehinli alacaklı hacze iştirak edebilir mi?
Rehinli alacaklı, rehinle temin edilen alacağı bakımından hacze iştirak edemez. Ancak rehin bedelinin alacağını karşılamayan kısmı için hacze iştirak mümkündür. Bu durumda geçici rehin açığı belgesine sahip alacaklı bu belgeye dayanarak hacze iştirak edebilir.
Kamu alacaklarının hacze iştirakte önceliği var mıdır?
Kamu alacakları, kanunda açıkça belirtilen hâllerde imtiyazlıdır. Ancak her kamu alacağı kendiliğinden öncelikli sayılmaz. Öncelik, alacağın türüne ve ilgili kanun hükümlerine göre belirlenir.
Hacze iştirak talebi reddedilirse hangi hukuki yollar kullanılabilir?
Ret, icra müdürlüğünün usul hatasından kaynaklanıyorsa şikâyet yoluna başvurulabilir. Alacağın sırası veya imtiyazına ilişkin bir uyuşmazlık varsa sıra cetveline itiraz davası açılmalıdır. Doğru yolun seçilmesi hak kaybını önler.
İştirak eden alacaklı daha önce yapılan hacizden yararlanabilir mi?
Hacze iştirak eden alacaklı, iştirak ettiği haczin sonuçlarından yararlanır. Bu yararlanma, satış bedelinden pay alma hakkı şeklinde ortaya çıkar. Ancak haczin hukuken geçerli olması şarttır.
Aynı derecedeki alacaklıların paylaşımı nasıl yapılır?
Aynı derecedeki alacaklılar arasında paylaşım eşit değil, garameten yapılır. Her alacaklı, alacağı oranında pay alır.
Hacze iştirak için alacağın kesinleşmiş olması şart mıdır?
Hacze adi iştirak yapılması için öncelikle borçluya karşı icra takibi başlatmış olması ve bu haczin kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Hacze geç iştirak eden alacaklıların hakları kısıtlanır mı?
Satış bedeli icra veznesine girdikten sonra hacze iştirak talepleri dikkate alınmaz. Bu durumda alacaklı mevcut paylaştırmadan yararlanamaz.
Birden fazla dosyadan hacze iştirak mümkün müdür?
Aynı borçluya karşı yürütülen birden fazla takip dosyasından hacze iştirak mümkündür. Her dosya bakımından iştirak şartlarının ayrı ayrı sağlanması gerekir. İcra müdürlüğü her talebi dosya bazında değerlendirir.


