Dilekçe Örnekleri – Harbiye Hukuk https://www.harbiyehukuk.com İstanbul Avukat - 0507 433 00 00 Wed, 07 Oct 2026 08:57:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.1.3 https://www.harbiyehukuk.com/wp-content/uploads/2026/05/cropped-harbiye-favicon-32x32.webp Dilekçe Örnekleri – Harbiye Hukuk https://www.harbiyehukuk.com 32 32 Fon Mağdurları İçin SPK Şikayet Dilekçesi Örneği https://www.harbiyehukuk.com/fon-magdurlari-spk-sikayet-dilekce-ornegi/ Wed, 23 Sep 2026 10:04:30 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/fon-magdurlari-spk-sikayet-dilekce-ornegi/ Bu sayfadaki SPK şikayet dilekçesi örneği, fonu işleme kapatılan ya da tasfiyeye alınan yatırımcının Kurula yapacağı başvuruyu hazırlamak içindir. Dilekçenin işi, mevzuata aykırı olduğu düşünülen işlemi somut belgeyle Kurulun önüne getirmektir. Aşağıdaki başlıklar, örnekteki turuncu alanların nasıl doldurulacağını ve başvurunun hangi kanaldan yapılacağını anlatır. Fon krizinin hukuki arka planı için fon mağdurları yazımıza bakabilirsiniz. SPK […]

Fon Mağdurları İçin SPK Şikayet Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bu sayfadaki SPK şikayet dilekçesi örneği, fonu işleme kapatılan ya da tasfiyeye alınan yatırımcının Kurula yapacağı başvuruyu hazırlamak içindir. Dilekçenin işi, mevzuata aykırı olduğu düşünülen işlemi somut belgeyle Kurulun önüne getirmektir.

Aşağıdaki başlıklar, örnekteki turuncu alanların nasıl doldurulacağını ve başvurunun hangi kanaldan yapılacağını anlatır. Fon krizinin hukuki arka planı için fon mağdurları yazımıza bakabilirsiniz.

SPK Şikayet Dilekçesindeki Alanlar Nasıl Doldurulur?

Kurul, başvuruda mevzuata aykırı olduğu iddia edilen işlemlerin tarihini, bu işlemlerin hangi sermaye piyasası aracına ve hangi yatırım kuruluşuna ilişkin olduğunu ve ihlal edilen menfaat ya da hakkın ne olduğunu somut bilgi ve belgeyle görmek ister. Örnekteki alanlar bu üç soruyu karşılayacak biçimde kurgulanmıştır.

  • Fon kodu: Fonun adını yazmak yetmez, TEFAS ekranında ve hesap ekstresinde görünen üç harfli kod yazılır. Aynı kurucunun adları birbirine benzeyen birden çok fonu olabilir ve tasfiye kararı fon bazında verilir.
  • Fon kurucusu ve satıcı kuruluş: Fonu kuran portföy yönetim şirketi ile payı size satan banka ya da aracı kurum çoğu zaman farklı tüzel kişilerdir. İkisinin de unvanı ayrı ayrı yazılır.
  • Yatırım tarihi ve tutarı: Giriş tarihi, ödenen tutar ve alınan pay adedi ekstredeki haliyle aktarılır.
  • Nitelikli yatırımcı beyanı: Serbest fonlar yalnızca nitelikli yatırımcıya satılabilir. Taahhütnamenin alınıp alınmadığı ve beyanın hangi mali veriye dayandığı belirtilir.
  • Uygunluk ve yerindelik testi: İkisi aynı şey değildir. Fon alım satımında uygunluk testi gündeme gelir, yerindelik testi ise bireysel portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı hizmeti alındığında zorunludur.

En çok hata yapılan alan emir satırıdır. Fonların işleme kapatıldığı 17 Eylül 2026 gününden önce verilip karşılanmamış iade talimatları fon borcu olarak kaydedilir ve tasfiyeden çıkan nakitten öncelikle bunlar ödenir.

Yanlış yazım şuna benzer: “Fon kapanmadan önce satış emri vermiştim.” Bu cümle ne emrin saatini ne de akıbetini gösterir.

Doğru yazım ise şudur: “17.09.2026 günü saat 11.42’de {Fon Kodu} fonu için iade emri verdim, emir numarası … olup emir gerçekleşmemiştir.” Saat, emir numarası ve emrin akıbeti yazıldığında Kurul kaydı doğrudan eşleştirebilir.

SPK Şikayet Dilekçesindeki Alanlar Nasıl Doldurulur

SPK Şikayet Dilekçesi Nereye ve Nasıl Verilir?

Başvurunun üç yolu vardır. Birincisi Kurulun e-Başvuru Sistemidir ve bu sisteme e-Devlet kimliğiyle girilir. İkincisi Kurulun kayıtlı elektronik posta adresidir, üçüncüsü ise dilekçenin Ankara’daki merkeze ya da İstanbul Temsilciliğine posta veya elden verilmesidir.

Dilekçede başvuranın adı soyadı, imzası ve iş ya da ikametgah adresi bulunmak zorundadır. Bu unsurlardan biri eksikse dilekçe incelenmez.[ref]3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun m.4 ve m.6[/ref] Kurulun istediği bilgiler ve başvuru kanalları SPK şikayet başvurusu sayfasında yayımlanmıştır.

Yetkisiz bir makama verilen dilekçe o makam tarafından yetkili makama gönderilir ve başvurana bilgi verilir. Kurul başvuruya en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap vermekle yükümlüdür.[ref]3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun m.5 ve m.7[/ref]

Kurula başvurmak zamanaşımını durdurmaz ve kesmez. Kanun zamanaşımını kesen sebepleri borcun ikrarı, dava ya da defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurma, icra takibi ve iflas masasına başvurma olarak sayar, idari bir kuruma yapılan şikayet bu listede yer almaz. Kurulun incelemesi sürerken dava ve başvuru süreleri işlemeye devam eder.[ref]6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154[/ref]

SPK Şikayet Dilekçesi Nereye ve Nasıl Verilir

SPK Şikayeti Tazminat Sağlar mı?

Sağlamaz. Kurul idari bir inceleme yapar, mevzuata aykırılık bulursa faaliyeti sınırlandırma, yetki iptali ve lisans iptali gibi tedbirlere başvurur.[ref]6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.96[/ref] Yargı mercilerinin görevine giren konular dilekçe hakkı kapsamında incelenemez, bu yüzden Kuruldan para talep edilmez.

Kurulun elindeki yaptırım tedbirlerle sınırlı değildir. Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurulca alınan kararlara aykırı hareket edenlere idari para cezası verilir, aykırılıktan menfaat sağlanmışsa ceza bu menfaatin iki katından az olamaz. Tüzel kişilerde ceza, brüt satış hasılatının yüzde 1’i ile vergi öncesi karının yüzde 20’sinden yüksek olanına kadar çıkabilir.[ref]6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.103/1[/ref]

Şikayetin asıl değeri, aykırılığın resmi bir inceleme raporuyla tespit edilmesi ve bu raporun tazminat davasında delil olarak kullanılabilmesidir. Para talebi için ayrı yollar işler.

  • Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti: Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği bünyesinde çalışır ve borsa işlemleri dışındaki sermaye piyasası faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklara bakar. Önce üye kuruluşa başvurulur, kuruluş otuz gün içinde cevap verir, cevaptan sonraki altmış gün içinde Heyete gidilir ve başvuru ücretsizdir. İflasına, tasfiyesine ya da faaliyetlerinin tamamen durdurulmasına karar verilen üye hakkındaki uyuşmazlıklar ise Heyete iletilmeden reddedilir.
  • Borsa yolu: Borsa işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların çözüm usulünü borsa yönetim kurulu belirler.[ref]6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.70[/ref]
  • Asliye ticaret mahkemesi: Portföy yönetim şirketine, saklayıcıya ya da satıcı kuruluşa karşı açılacak tazminat davasının yeri burasıdır. Konusu para alacağı olan ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır.[ref]6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A[/ref]
  • Kurula karşı tam yargı davası: Denetim görevinin yerine getirilmemesinden doğan zarar için idari yargıya gidilir. Şartları idarenin hizmet kusuru yazımızda anlatılmıştır.

SPK Şikayeti Tazminat Sağlar mı

SPK Şikayet Dilekçesine Hangi Belgeler Eklenir?

Dilekçenin gücü ekindeki belgeden gelir. Ekstre ve emir kayıtları olmadan yapılan başvuru, Kurulun aradığı somutluk ölçütünü karşılamaz.

  • Yatırım hesabı ekstresi ve pay adedi dökümü.
  • MKK e-Yatırımcı ekranından alınan pay ve blokaj kayıtları.
  • Alım ve iade emirlerine ait zaman damgalı aracı kurum kayıtları.
  • Uygunluk testi, risk bildirim formu ve varsa nitelikli yatırımcı taahhütnamesi.
  • Fon izahnamesi, içtüzüğü ve yatırımcı bilgi formu.
  • Satış aşamasında gönderilen tanıtım mesajları ve görüşme kayıtları.

Belgeleri isteme hakkınız vardır. Aracı kurumdan emir kayıtlarını, saklayıcı bankadan ise tasfiye sürecine ilişkin bilgiyi yazılı olarak talep etmek, hem dilekçeyi güçlendirir hem de sonraki davada işinizi kolaylaştırır.

Kuruma yazılan belge talebi ya da Kurula verilen dilekçe, karşı tarafa çekilmiş bir ihtarname yerine geçmez. Sözleşmeden doğan muaccel bir borçta borçlu ancak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer, bu yüzden temerrüt faizi için portföy yönetim şirketine ve satıcı kuruluşa ayrıca yazılı ihtar gönderilmelidir.[ref]6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117[/ref]

SPK Şikayet Dilekçesine Hangi Belgeler Eklenir

Savcılığa Suç Duyurusu Ayrı Bir Yoldur

Kurula verilen şikayet dilekçesi idari bir başvurudur, ceza soruşturması başlatmaz. Sermaye Piyasası Kanunu’nda tanımlanan suçlarda soruşturma yapılması Kurulun Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır.[ref]6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.115[/ref]

Piyasa dolandırıcılığı suçunun cezası üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır.[ref]6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.107[/ref] Türk Ceza Kanunu’ndaki nitelikli dolandırıcılık gibi suçlar bakımından ise böyle bir şart aranmaz.

Savcılığa verilecek metnin biçimi ve içeriği farklıdır, örneği suç duyurusu dilekçesi sayfamızdadır. İki başvuru birlikte yapılabilir, biri diğerinin yerine geçmez.

Şikayet dilekçesi veren yatırımcı soruşturmada müşteki olur, katılan sıfatını ise ancak kovuşturma aşamasında kazanır. Katılma isteği ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar bildirilmelidir, istinaf ve temyiz aşamasında katılma talebinde bulunulamaz.[ref]5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.237[/ref]

Savcılığa Suç Duyurusu Ayrı Bir Yoldur

SPK Şikayet Dilekçesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular


Fon Mağdurları İçin SPK Şikayet Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tanık Listesi Dilekçe Örneği https://www.harbiyehukuk.com/tanik-listesi-dilekce-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/tanik-listesi-dilekce-ornegi/#respond Mon, 21 Sep 2026 15:25:01 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006290 Bu sayfadaki tanık listesi dilekçe örneği, mahkemenin verdiği kesin süre içinde sunulması gereken listenin nasıl yazılacağını gösterir. Dilekçe, tanıkların kimliğini ve her birinin hangi olay hakkında dinleneceğini mahkemeye bildiren usuli bir işlemdir. Tanık Listesi Dilekçe Örneği Nedir, Ne İşe Yarar? Tanık listesi dilekçesi, davanın taraflarından birinin dinletmek istediği tanıkların adını, soyadını, tebligata elverişli adresini ve […]

Tanık Listesi Dilekçe Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bu sayfadaki tanık listesi dilekçe örneği, mahkemenin verdiği kesin süre içinde sunulması gereken listenin nasıl yazılacağını gösterir. Dilekçe, tanıkların kimliğini ve her birinin hangi olay hakkında dinleneceğini mahkemeye bildiren usuli bir işlemdir.

Tanık Listesi Dilekçe Örneği Nedir, Ne İşe Yarar?

Tanık listesi dilekçesi, davanın taraflarından birinin dinletmek istediği tanıkların adını, soyadını, tebligata elverişli adresini ve her tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceğini mahkemeye bildirdiği dilekçedir. [ref]6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240[/ref] Maddenin tam metni Hukuk Muhakemeleri Kanunu üzerinden okunabilir.

Dilekçe, mahkemenin ön inceleme aşamasında verdiği kesin süre içinde sunulur. Sürenin kaçırılması halinde izlenecek yol ve duruşmada hazır edilen tanığın durumu için tanık listesi kesin süresi yazımıza bakabilirsiniz.

Listede gösterilmeyen kişiler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir tanık listesi verilemez. Bu nedenle dilekçenin tek seferde eksiksiz hazırlanması gerekir.

Tanık Listesi Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

Kanun dilekçenin içeriğini üç unsurda toplar. Bunlar tanığın adı ve soyadı, tebligata elverişli adresi ve hangi vakıa hakkında dinleneceğidir.

Üçüncü unsur uygulamada en çok atlanan noktadır. Her tanığın hangi olayı ispat için dinletileceğinin ayrı ayrı yazılması, somutlaştırma yükünün bir gereğidir ve bu bilgi bulunmadığında mahkeme listeyi eksik sayabilir.

Adres bilgisi eksikse ya da gösterilen adreste tanık bulunamazsa mahkeme tarafa adres bildirmesi için ayrıca kesin süre verir. Bu süre içinde de doğru adres bildirilmezse o tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır.

Tanık Listesi Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Dosya numarası doğru yazılmalıdır. Esas numarasındaki bir hata dilekçenin başka dosyaya düşmesine yol açar.
  • Her tanık için ayrı vakıa belirtilmelidir. “Olayın tamamı hakkında” gibi genel ifadeler somutlaştırma yükünü karşılamaz.
  • Adresler güncel olmalıdır. Tebligatın iade dönmesi halinde ek süre verilse de bu süre de kaçırılırsa tanıktan vazgeçilmiş sayılır.
  • Tanık sayısı davayla orantılı tutulmalıdır. Aynı vakıa için çok sayıda tanık göstermek yargılamayı uzatır ve mahkeme gereksiz gördüğü tanıkların dinlenmesinden vazgeçebilir.
  • Tanıklık ücreti ve davetiye gideri süresinde yatırılmalıdır. Gider yatırılmasa bile tanık duruşmada hazır edilirse dinlenir, ancak davetiyeli yolda bu gider zorunludur.

Dilekçedeki Alanlar Nasıl Doldurulur?

Yukarıdaki örnekte turuncu görünen alanlar dosyanıza göre değiştirilir. Her alanın karşılığı şudur.

  • Mahkeme adı ve yeri: Davanın görüldüğü mahkeme yazılır. Dosyanız iş mahkemesindeyse “İSTANBUL 5. İŞ MAHKEMESİ’NE” gibi, tensip zaptındaki tam ad kullanılır.
  • Esas No: Tensip zaptının ya da UYAP dosya ekranının en üstündeki numaradır. Yanlış yazılması dilekçenin başka dosyaya düşmesine yol açar.
  • Davacı, davalı ve vekil: Dosyadaki sıfatınız ne ise o satır doldurulur. Avukatla takip edilmeyen dosyalarda vekil satırı silinir.
  • Tanığın adı ve soyadı: Nüfus kaydındaki haliyle yazılır. Lakap ya da kısaltma kullanılmaz.
  • Tanığın adresi: Tebligat yapılabilecek güncel açık adrestir. İş yeri adresi de kabul edilir ancak tanığın orada bulunabileceğinden emin olunmalıdır.
  • Dinleneceği vakıa: O tanığın hangi olayı anlatacağı tek cümleyle yazılır.

Son alan uygulamada en çok hata yapılan yerdir. “Davanın tamamı hakkında” ya da “olayın tümüne ilişkin” gibi ifadeler somutlaştırma yükünü karşılamaz.

Doğru yazım şuna benzer: “Davacının 2023-2025 yılları arasında hafta sonları da çalıştığına tanıklık edecektir.” Böyle yazıldığında mahkeme tanığın hangi vakıa için dinleneceğini görür ve liste eksik sayılmaz.

Tanık Listesi Dilekçesi Nereye ve Nasıl Verilir?

Dilekçe, davanın görüldüğü mahkemenin kalemine elden sunulabileceği gibi UYAP üzerinden elektronik olarak da gönderilebilir. Elektronik gönderimde kesin sürenin son günü gece yarısına kadar işlem yapılabilir.

Vekil aracılığıyla takip edilen dosyalarda dilekçe avukat tarafından e-imzayla gönderilir. Tarafın kendisi takip ediyorsa e-Devlet üzerinden Vatandaş Portal ile de sunum mümkündür.

Tanık Listesi Dilekçesi Avukatlık Ücreti

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, büroda sözlü danışma ve dilekçe yazımı gibi işler için taban ücret belirler. 2026 yılı tarifesine göre dava ve takiplerden ayrı olarak dilekçe yazılması 6.000 TL olarak öngörülmüştür. [ref]Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, Resmi Gazete 04.11.2025 Sayı 33067[/ref]

Bu tutar asgari sınırdır ve tarife ülke genelinde tektir. Dilekçenin bir dava dosyası kapsamında hazırlanması halinde ayrıca vekalet ücreti gündeme gelir; hesaplama için vekalet ücreti hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

Tanık Listesi Dilekçe Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/tanik-listesi-dilekce-ornegi/feed/ 0
Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği ve Süresi https://www.harbiyehukuk.com/kacak-bahis-cezasina-itiraz-dilekcesi-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/kacak-bahis-cezasina-itiraz-dilekcesi-ornegi/#respond Wed, 05 Aug 2026 14:06:55 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1004756 Kaçak bahis cezasına itiraz dilekçesi, cezayı kesen mülki idare amirliğine değil, yetkili Sulh Ceza Hakimliği’ne verilir. Dilekçenin süresi, içeriği ve dayandığı hukuki gerekçeler 5326 sayılı Kabahatler Kanunu‘nda ayrıntılı biçimde düzenlenmiş durumda, usule aykırı hazırlanan bir dilekçe tek başına reddi gerekçesi olabiliyor. İtirazı, cezaya muhatap olan kişi bizzat kendisi, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Yasadışı […]

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği ve Süresi yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kaçak bahis cezasına itiraz dilekçesi, cezayı kesen mülki idare amirliğine değil, yetkili Sulh Ceza Hakimliği’ne verilir. Dilekçenin süresi, içeriği ve dayandığı hukuki gerekçeler 5326 sayılı Kabahatler Kanunu‘nda ayrıntılı biçimde düzenlenmiş durumda, usule aykırı hazırlanan bir dilekçe tek başına reddi gerekçesi olabiliyor.

İtirazı, cezaya muhatap olan kişi bizzat kendisi, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Yasadışı bahis oynama cezasına itiraz için bu yolun kullanılması, cezanın kaldırılması veya en azından miktarının yeniden değerlendirilmesi ihtimalini beraberinde getirir.

Bu yazıda itiraz dilekçesinin nereye verileceğini, içermesi gereken unsurları, örnek bir dilekçe metnini ve itirazın incelenme sürecini güncel Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.

Eylül 2026 Toplu Tebligat Dalgası ve İtiraz Süresi

30 Eylül 2026 itibarıyla 3 milyon 173 bin kişiye idari para cezası tebligatı gönderilmeye başlanmıştır. Bu ölçekteki bir tebligat dalgasında, tebliğ tarihinden itibaren işleyen on beş günlük itiraz süresinin kaçırılması, en sık karşılaşılan hak kaybı sebeplerinden biri olur.

Aşağıda itiraz dilekçesinin nereye verileceğini, içermesi gereken unsurları ve öne sürülebilecek hukuki gerekçeleri ele alıyoruz.

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesi Nereye Verilir?

İdari yaptırım kararına karşı başvuru, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde yetkili Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılır.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 27/1.[/ref] Yetkili hakimlik, genellikle cezayı kesen mülki idare amirinin bulunduğu yerdeki hakimliktir.

Başvuru, adliyenin ön büro veya tevzi bürosuna fiziken dilekçe teslim edilerek yapılabileceği gibi, e-imza veya mobil imza sahibi olan kişiler UYAP Vatandaş Portalı üzerinden elektronik olarak da başvurabilir. Dilekçe iki nüsha halinde düzenlenir ve bizzat kişi, kanuni temsilcisi ya da avukatı tarafından verilir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 27/3.[/ref]

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

Kanun, dilekçede idari yaptırım kararına ilişkin bilgilerin ve karara karşı ileri sürülen delillerin açık biçimde gösterilmesini şart koşar.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 27/4.[/ref] Eksik veya belirsiz gerekçeyle verilen dilekçeler, esasa girilmeden reddedilme riski taşır.

  • Taraf bilgileri: itiraz edenin adı soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebligat adresi.
  • Karşı taraf: cezayı kesen mülki idare amirliğinin adı.
  • Karar bilgileri: idari yaptırım kararının tarihi ve tutanak sayısı.
  • Gerekçe: tutanaktaki usul eksikliği, delil yetersizliği veya cezanın orantısız belirlenmesi gibi somut itiraz sebepleri.
  • Talep: kararın kaldırılması veya cezanın yeniden değerlendirilmesi istemi, tarih ve imza.
Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

Kaçak Bahis İdari Para Cezası Hangi Gerekçelerle Kaldırılabilir?

İtiraz dilekçesinde öne sürülebilecek gerekçeler, tutanağın usulüne ve cezanın esasına ilişkin olmak üzere iki başlıkta toplanır. Aşağıdaki gerekçelerden biri veya birkaçı, somut dosyanın içeriğine göre birlikte kullanılabilir.

  • Tutanakta kabahat fiilinin açıkça gösterilmemesi: 5326 sayılı Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, tutanakta idari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiilinin açıkça yazılmasını zorunlu kılar.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 25/1-b.[/ref] Yargıtay 19. Ceza Dairesi, dayanak gösterilen mevzuat hükümlerinde kabahat fiilinin açıkça tanımlanmadığı bir dosyada tutanağı bu gerekçeyle yetersiz bularak idari para cezasını kaldırmıştır.[ref]Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 10.07.2019 tarih, 2018/6852 Esas, 2019/10768 Karar sayılı kararı.[/ref]
  • Tutanakta delillerin açıkça gösterilmemesi: Aynı fıkranın (c) bendi, kabahat fiilinin işlendiğini ispata yarayacak bütün delillerin de tutanakta açıkça yazılmasını şart koşar.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 25/1-c.[/ref] Bu unsur eksikse, itiraz dilekçesinde ayrı bir gerekçe olarak ileri sürülebilir.
  • Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlisinin kimliğinin belirtilmemesi: Aynı maddenin (d) bendi, tutanakta karar tarihinin ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliğinin de açıkça yazılmasını şart koşar.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 25/1-d.[/ref] Bu bilgi eksikse, kararın hangi yetkili tarafından ve ne zaman verildiği denetlenemez hale gelir.
  • Aynı fiil için mükerrer ceza kesilmesi: Kesintisiz bir fiil nedeniyle birden fazla idari para cezası kesilmişse, bu fiillerin tek kabahat sayılması gerektiği ileri sürülebilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, aynı bahis işlemi için art arda yapılan iki para transferi nedeniyle ayrı ayrı kesilen cezalardan birini bu gerekçeyle kaldırmıştır.[ref]Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 15.03.2021 tarih, 2020/3653 Esas, 2021/2967 Karar sayılı kararı.[/ref]
  • Cezanın gerekçesiz biçimde üst sınırdan belirlenmesi: 5326 sayılı Kanun’un 28/9. maddesi, alt ve üst sınırı gösterilen cezalarda hakimliğe miktarı yeniden belirleme yetkisi tanır.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 28/9.[/ref] Kusur ve ekonomik durum değerlendirilmeden doğrudan üst sınırdan kesilen bir ceza, bu madde uyarınca itiraz konusu yapılabilir.
Kaçak Bahis İdari Para Cezası Hangi Gerekçelerle Kaldırılabilir?

Kaçak Bahis İdari Para Cezası Hangi Gerekçelerle Kaldırılabilir?

İtiraz Dilekçesinin Verilme Süresi ve Harç Durumu

İtiraz süresi, kararın tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren on beş gündür. Mücbir sebep nedeniyle bu süre kaçırılmışsa, sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde başvuru yapılabilir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 27/2.[/ref]

Önemli: On beş günlük süre içinde başvuru yapılmazsa idari yaptırım kararı kendiliğinden kesinleşir, bu durumda itiraz hakkı ortadan kalkar.

İdari yaptırım kararına karşı başvuru yolu harca tabi değildir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 31/1.[/ref] Ancak başvurunun reddedilmesi halinde yargılama masrafları ve varsa vekalet ücreti, itirazı reddedilen tarafa yükletilir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 31/2.[/ref]

İtirazın İncelenme Süreci Nasıl İşler?

Hakimlik önce dosyayı ön incelemeden geçirir; yetkisizlik tespit edilirse dosya yetkili hakimliğe gönderilir, süre aşımı veya başvuru hakkının bulunmaması hallerinde ise başvuru bu aşamada reddedilir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 28/1.[/ref] Bu engeller yoksa başvuru usulden kabul edilir ve dilekçenin bir örneği cezayı kesen idareye tebliğ edilir.

İdare, tebliğden itibaren on beş gün içinde cevap dilekçesi ve işlem dosyasının bir örneğini mahkemeye sunar. Hakimlik, talep üzerine veya kendiliğinden tarafları belirli bir gün ve saatte dinleyebilir, tanık ve bilirkişi incelemesine ilişkin Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri de bu aşamada uygulanır.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 28/3-5.[/ref]

İnceleme sonunda hakimlik iki yönden birinde karar verir, kararı hukuka uygun bulursa başvuruyu reddeder, hukuka aykırı bulursa idari yaptırım kararını kaldırır. Alt ve üst sınırı kanunda gösterilen cezalarda, hakimlik ceza miktarını değiştirerek başvuruyu kısmen de kabul edebilir.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 28/8-9.[/ref]

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, aynı bahis işlemi için art arda yapılan para transferlerinin tek kabahat sayılması gerektiğine ve buna rağmen ayrı ayrı kesilen cezaların kaldırılması gerektiğine somut bir kaçak bahis dosyasında şöyle karar vermiştir:

Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, … idari yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır … sanığın bahis oynamak amacıyla iki işlemle para gönderme eyleminin tek fiil olarak kabulünün gerektiği … kabahatli hakkında uygulanan … idari para cezalarının kaldırılmasına … karar verildi.[ref]Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 15.03.2021 tarih, 2020/3653 Esas, 2021/2967 Karar sayılı kararı.[/ref]

Bu kararda, aynı bahis işlemi için aynı gün yapılan iki ayrı para transferi tek fiil sayılmış ve bunlardan biri için kesilen ceza kaldırılmıştır. On beş bin Türk lirası dahil olmak üzere bu tutarın altındaki cezalara karşı verilen kararlar kesindir, kaçak bahis cezaları güncel tarifede bu sınırın kat kat üzerinde olduğundan bu istisna kaçak bahis dosyalarında uygulama alanı bulmaz.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 28/10.[/ref]

İtirazın İncelenme Süreci Nasıl İşler?

İtirazın İncelenme Süreci Nasıl İşler?

Sulh Ceza Hakimliği Kararına Karşı Üst Başvuru Yapılabilir Mi?

Hakimliğin verdiği son karara karşı, kararın tebliğinden itibaren en geç iki hafta içinde Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre itiraz edilebilir. İnceleme, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılır.[ref]5326 sayılı Kabahatler Kanunu, madde 29/1-2.[/ref]

Bu aşamada incelemeyi yapan mercinin yetkisi sınırlıdır, dosyayı yeni bir yargılama için geri gönderemez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu sınırı bir kaçak bahis dosyasında şöyle netleştirmiştir:

…itiraz mercii olduğu nazara alındığında, temyiz veya istinaf mercii gibi hareket ederek dosyadaki eksiklerin ikmali için Hâkimlik kararının kaldırılmasına karar veremeyeceği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2. maddesinde yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” şeklindeki hüküm uyarınca itiraz konusu olan uyuşmazlığı bizzat kendisinin çözmesi gerektiği … gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.[ref]Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 29.09.2025 tarih, 2023/17049 Esas, 2025/11204 Karar sayılı kararı.[/ref]

Yani üst başvuruyu inceleyen hakimlik, ilk kararı beğenmezse dosyayı eksiklerin tamamlanması için geri çeviremez, uyuşmazlığı kendisi çözmek zorundadır. Bu kural, üst başvurunun uzun sürede sonuçsuz kalmasının önüne geçer.

Cezanın nasıl tespit edildiği ve güncel tutarları Kaçak Siteden Sanal Bahis Oynayanlar Nasıl Tespit Edilir ve Cezası Nedir? yazımızda, bahis oynatma ve aracılık gibi hapis cezası gerektiren fiiller ise Yasadışı Bahis Cezası Suçu ve Şartları yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Sulh Ceza Hakimliği Kararına Karşı Üst Başvuru Yapılabilir Mi?

Sulh Ceza Hakimliği Kararına Karşı Üst Başvuru Yapılabilir Mi?

Harbiye Hukuk Olarak Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Desteği

Harbiye Hukuk ceza hukuku ekibi, kaçak bahis idari para cezalarına karşı dosya inceleme, itiraz dilekçesi hazırlama ve hakimlik önündeki sürecin takibi konusunda destek sağlıyor. Tutanaktaki usul eksiklikleri, mükerrer ceza iddiaları ve cezanın gerekçesiz üst sınırdan belirlenmesi gibi teknik gerekçeler, her dosyada ayrı bir değerlendirme gerektiriyor.

On beş günlük itiraz süresinin kaçırılmaması ve gerekçelerin somut delillerle desteklenmesi, sürecin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Kaçak bahis cezasına itiraz dilekçesi ve süreci hakkında destek almak için WhatsApp üzerinden veya iletişim sayfamız üzerinden Harbiye Hukuk’a ulaşabilirsiniz.

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Dilekçe hazırlarken sık karşılaşılan sorular aşağıda yanıtlanmıştır.

Kaçak Bahis Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği ve Süresi yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/kacak-bahis-cezasina-itiraz-dilekcesi-ornegi/feed/ 0
İBAN Mağdurları Uyarlama Ceza İndirim Dilekçesi (TCK 158/4) https://www.harbiyehukuk.com/iban-magduru-ceza-indirim-dilekcesi-tck-158/ https://www.harbiyehukuk.com/iban-magduru-ceza-indirim-dilekcesi-tck-158/#respond Fri, 31 Jul 2026 12:10:46 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1004523 TCK 158 ceza indirimi dilekçe örneği, dolandırıcılık suçuna katkısı yalnızca banka hesabı, IBAN veya kart bilgisi sağlamakla sınırlı kalan sanık ya da hükümlülerin, 12. Yargı Paketiyle gelen lehe hükmün dosyalarına uygulanmasını istemek için kullandığı, mahkemede bir uyarlama yargılamasını başlatan başvuru metnidir.[ref]7589 sayılı Kanun m.13[/ref] Bu değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de […]

İBAN Mağdurları Uyarlama Ceza İndirim Dilekçesi (TCK 158/4) yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
TCK 158 ceza indirimi dilekçe örneği, dolandırıcılık suçuna katkısı yalnızca banka hesabı, IBAN veya kart bilgisi sağlamakla sınırlı kalan sanık ya da hükümlülerin, 12. Yargı Paketiyle gelen lehe hükmün dosyalarına uygulanmasını istemek için kullandığı, mahkemede bir uyarlama yargılamasını başlatan başvuru metnidir.[ref]7589 sayılı Kanun m.13[/ref]

Bu değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.[ref]7589 sayılı Kanun m.26[/ref]

Bu yazıda dilekçenin hangi durumlarda işe yaradığını, hangi mahkemeye verileceğini ve dayandığı hukuki gerekçeleri ele alıyoruz.

TCK 158 Ceza İndirimi Uyarlama Dilekçesi Hangi Durumlarda İşe Yarar?

Bu dilekçe, dolandırıcılık suçunun işlenişinde rolü yalnızca banka hesabı, IBAN veya kart bilgisi sağlamaktan ibaret kalan kişiler için hazırlanır. Suçu planlayan, organize eden veya mağdurla doğrudan iletişim kuran kişiler bu kapsamda değerlendirilmez.

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine 12. Yargı Paketiyle eklenen dördüncü fıkra[ref]TCK m.158/4[/ref], böyle sınırlı bir katkısı bulunan kişilerin cezasının yarı oranında indirilmesini öngörür. Dilekçe devam eden bir yargılamada, istinaf veya Yargıtay aşamasında ya da kararı kesinleşip infaza geçmiş bir dosyada kullanılabilir.

Fıkranın tam metni şöyledir:

Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir. (TCK m.158/4)

Fıkra, kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça saymaktadır. Bu nedenle bir kripto borsası hesabının bilgilerini vermekle sınırlı katkı da aynı kapsamdadır.

Bilgi: Bu indirim yalnızca hesap veya kart bilgisi sağlamakla sınırlı katkısı bulunanlar içindir, suçu planlayan veya yöneten kişileri kapsamaz.

TCK 158/4 İndiriminden Kimler Yararlanır, Kimler Yararlanamaz?

Hükmün ayrım çizgisi, iştirakin gerçekten hesap veya kart bilgisi vermekle sınırlı kalıp kalmadığıdır. Uygulamada en çok tartışılacak nokta budur.

Aşağıdaki tablo, iştirakin niteliğine göre bu ayrımı özetler:

Yararlanabilecekler Yararlanamayacaklar
Suça katkısı yalnızca banka hesabını, IBAN’ını, kartını veya ödeme aracını vermekle sınırlı kalanlar Dolandırıcılığı planlayan, yöneten veya organize eden kişiler
Kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesabının bilgilerini vermekle sınırlı katkısı olanlar Mağdurla doğrudan iletişim kuran, hileli söz veya işlem yapan kişiler
Mağdurla hiçbir aşamada iletişime geçmeyen, hileli işlemlere katılmayan kişiler Parayı çekip teslim eden veya para trafiğini yöneten kişiler (tartışmalı, dosyadaki delillere göre değerlendirilir)
Yalnızca hesap sahibi sıfatıyla dosyaya dahil edilen kişiler Başkalarını hesap vermeye ikna eden veya hesap toplayan kişiler

Dosyaların önemli bir kısmında hesap sahibi, gelen parayı ATM’den çekip elden teslim etmiştir. Fıkra “vermek fiiliyle sınırlı olması”nı aradığından, para trafiğine fiilen katılan kişi bakımından bu katkının hala sınırlı sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.

Kişinin talimatla mı hareket ettiği yoksa kendi iradesiyle mi bu işe dahil olduğu, mahkemenin değerlendirmesinde belirleyici olur.

Önemli: Parayı çekip teslim etme, ilan verme veya başka kişileri hesap vermeye ikna etme gibi ek fiiller dosyada sabitse, katkının “yalnızca hesap vermekle sınırlı” olduğunu savunmak güçleşir.[ref]TCK m.158/4[/ref]

Hakkında ayrıca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK 282) veya suç işlemek için örgüt kurma (TCK 220) suçundan hüküm kurulmuş kişiler bakımından bu indirim yalnızca dolandırıcılık suçundan verilen cezayı etkiler.

Aklama veya örgüt suçundan verilen ceza aynı kalır.

Kişi hakkında yardım eden sıfatıyla TCK 39 uygulanmışsa, o dosyada zaten ayrı bir indirim yapılmış demektir.[ref]TCK m.39/1[/ref] Yeni fıkra bu indirimden bağımsız bir indirim nedenidir; iştirak türüne göre bir ayrım yapmaz.

Bu nedenle yardım eden sıfatındaki kişi bakımından iki indirimin birlikte uygulanması talep edilebilir. Dördüncü fıkra 16 Temmuz 2026’da eklendiği için bu noktada henüz yerleşmiş bir Yargıtay uygulaması yoktur ve iki indirimin birlikte uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır.

TCK 158 Ceza İndirimi Uyarlama Dilekçesi Hangi Mahkemeye Verilir?

Dilekçenin muhatabı, dosyanın açıldığı tarihe göre değişir. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi, kabul tarihi 24 Aralık 2025 olan 7571 sayılı Kanun’la değiştirilmiş ve nitelikli dolandırıcılık suçu (TCK 158) 25 Aralık 2025 itibarıyla ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarılmıştır.[ref]5235 sayılı Kanun m.12[/ref] Bu tarihten sonra ilk kez açılan bir TCK 158 davasına artık asliye ceza mahkemesi bakar.

Aynı kanunla getirilen bir geçiş hükmü ise, 25 Aralık 2025‘te ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan veya kanun yolu incelemesindeki dosyaların, kesin hükümle sonuçlanana kadar eski göreve göre ağır ceza mahkemesinde kalmaya devam edeceğini belirtir.[ref]5235 sayılı Kanun Geçici Madde 7[/ref]

Bu durumda açılacak uyarlama davasına da aynı mahkeme bakmaya devam eder. Uygulamada bu dilekçeyi verecek kişilerin büyük kısmı zaten kesinleşmiş veya infaz aşamasındaki dosya sahipleridir.

Önemli: Kesinleşmiş veya infaz aşamasındaki dosyalarda dilekçe genellikle ağır ceza mahkemesine, yeni açılan davalarda ise asliye ceza mahkemesine hitaben yazılır.

Dosyanın durumu Başvurulacak mahkeme
Karar kesinleşmiş, infaz aşamasında Kararı veren ağır ceza mahkemesi
İstinaf veya Yargıtay incelemesinde (dosya 25 Aralık 2025 öncesi açılmış) Ağır ceza mahkemesi
25 Aralık 2025 sonrası yeni açılan dava Asliye ceza mahkemesi
TCK 158 Ceza İndirimi Dilekçesi Hangi Mahkemeye Verilir?

TCK 158 Ceza İndirimi Dilekçesi Hangi Mahkemeye Verilir?

Kesinleşmemiş İBAN Cezalarında Ne Yapılmalıdır?

Dosyası istinaf veya Yargıtay aşamasında olan kişiler için kanun, ayrıca talep şartına bağlı olmayan bir mekanizma öngörmüştür.

7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin altıncı fıkrasına göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK 157 veya 158 uyarınca hüküm verilmiş olup dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan ve yeni dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir, dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.[ref]7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/6[/ref]

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilir.

Bu aşamadaki dosyalarda ayrıca dilekçe verilmesi şart değildir. Ancak dosya sayısının yüksekliği nedeniyle gecikme yaşanabileceğinden, süreci hatırlatan kısa bir dilekçe vermek yararlı olur.

TCK 7/2: Lehe Kanunun Geçmişe Uygulanması İlkesi

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin ikinci fıkrası, bir suçun işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan hükmün uygulanmasını zorunlu kılar.[ref]TCK m.7[/ref] Bu kural yalnızca sürmekte olan davaları değil, kesinleşmiş ve infazı devam eden hükümleri de kapsar.

Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (TCK m. 7/2)

Kesinleşmiş bir hükümde bu ilkenin hayata geçirilmesi, uyarlama yargılaması adı verilen ayrı bir usulle olur. Mahkeme bu yargılamayı resen başlatabileceği gibi hükümlünün talebi üzerine de yürütebilir, çoğu zaman duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilir.

TCK 158/4 tam olarak bu ilkenin somut bir uygulamasıdır. Yeni fıkranın yürürlüğe girmesinden önce mahkum olan ve hükmü kesinleşen biri dahi, lehe hüküm gerekçesiyle uyarlama davası açılmasını isteyebilir. Mahkeme bu talebi incelerken dosyadaki somut delillere bakar, dilekçedeki iddiayı tek başına yeterli görmez.

Ceza İndirim Dilekçesiyle Ceza Ne Kadar İner?

İndirimin sonuç cezaya etkisini görmek için sık rastlanan bir hesaba bakmak yararlı olur.

Aşağıdaki tablo yalnızca bir örnektir, her dosyanın temel cezası ve uygulanacak artırım/indirim maddeleri farklılık gösterebilir.

Aşama Ceza
Temel ceza (TCK 158/1-f alt sınır) 4 yıl
TCK 158/3 (üç veya daha fazla kişiyle birlikte işleme, yarı oranında artırım) 6 yıl
TCK 158/4 (yarı oranında indirim) 3 yıl
TCK 62 (takdiri indirim, 1/6) 2 yıl 6 ay

Fıkra “verilecek ceza yarı oranında indirilir” demektedir ve hapis cezası ile adli para cezası arasında bir ayrım yapmamaktadır.

Bu nedenle indirimin adli para cezasını da kapsaması gerektiği görüşü ağır basmaktadır; dilekçede bu talebin açıkça yazılması yerinde olur.

İnfaz Aşamasındaki Hükümlüler İçin Ek İmkan: Etkin Pişmanlık

7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin yedinci fıkrası, infaz aşamasındaki hükümlülere ikinci bir imkan tanımaktadır.[ref]7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/7[/ref] Şartları şöyledir:

  • Kanunun yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026‘dan önce TCK 157 veya 158 uyarınca hüküm verilmiş olmalı.
  • Dosya infaz aşamasında olmalı.
  • Hükümlü hakkında daha önce TCK 168 uygulanmamış olmalı.
  • Hükümlü, yeni dördüncü fıkranın uygulanacağı kişilerden olmalı.

Bu şartları taşıyan hükümlü, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, TCK 168/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir.

Bu hüküm cezanın yarısına kadarını indirebilir.[ref]TCK m.168/2[/ref]

Uyarı: Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Kısmi ödeme yeterli değildir, zararın tamamen giderilmesi gerekir.

158/4’ün yarı oranındaki indirimi ile TCK 168/2’nin etkin pişmanlık indirimi birlikte devreye girdiğinde sonuç ceza daha da aşağıya inebilir.

Zararı karşılayabilecek durumdaki hükümlüler bakımından bu iki yolun birlikte değerlendirilmesi gerekir.

İban Mağdurları Ceza İndirim Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

Mahkemenin talebi hızlı değerlendirebilmesi için dilekçede şu bilgiler eksiksiz yer almalıdır:

  • Mahkumiyet kararını veren mahkeme ile dosyanın esas/karar numarası.
  • Başvuru sahibinin kimlik ve adres bilgileri.
  • Mahkumiyetin TCK 157 mi yoksa 158. madde kapsamında mı verildiği.
  • Eylemin yalnızca hesap veya kart bilgisi sağlamakla sınırlı olduğuna dair somut anlatım.
  • Talep edilen hususların açık ve numaralı biçimde sıralanması.

Not: Bu bilgilerden biri eksik kalırsa mahkeme ek açıklama isteyebilir, bu da süreci uzatabilir.

İban Mağdurları Ceza İndirim Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

İban Mağdurları Ceza İndirim Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

Ceza Uyarlama Dilekçesiyle Birlikte Sunulması Gerekenler

Dilekçeye mahkumiyet hükmünün veya ilamın bir örneği eklenir. Kararın kesinleştiğini gösteren şerh ya da infaz durumunu belirten belge de dosyanın hızlı bulunmasını sağlar.

Avukat aracılığıyla başvuruluyorsa vekaletname örneği de dilekçeye eklenir. Eksik belge, mahkemenin ek süre vermesine ya da dosya üzerinden kendi araştırmasını yapmasına yol açabilir.

Ceza İndirim Dilekçesi Nereye ve Nasıl Verilir?

Avukat aracılığıyla başvuruluyorsa dilekçe, UYAP Avukat Portalı üzerinden doğrudan dosyaya elektronik olarak gönderilebilir.

Hükümlü cezaevindeyse dilekçe, kurum idaresine verilir ve kurum kayıtlarına girdiği tarihte mahkemeye verilmiş sayılır.

Dışarıdaki sanık veya hükümlü, dilekçeyi hükmü veren mahkemenin bulunduğu adliyenin ön bürosuna elden verebilir veya UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dosyasına gönderebilir.

Esas ve karar numarasının doğru yazılması önemlidir, yanlış numara dosyanın bulunmasını geciktirir.

Ceza İndirim Dilekçesi Hazırlarken Sık Yapılan Hatalar

  • Kesinleşmiş hükümde uyarlama talebini Yargıtaya veya bölge adliye mahkemesine yöneltmek; talep hükmü veren ilk derece mahkemesinden istenmelidir.
  • Uyarlama talebinin infazı kendiliğinden durduracağını sanmak; koşullu salıverilme tarihi geçmişse bu ayrıca ve somut biçimde belirtilmelidir.
  • İndirim talebini yalnızca hapis cezasıyla sınırlı yazmak; adli para cezası bakımından da talepte bulunulmalıdır.
  • Ret kararına karşı süresinde itiraz etmemek; itiraz edilmezse ret kararı kesinleşir.

Harbiye Hukuk Olarak TCK 158 ile İlgili Desteklerimiz

TCK 158/4 kapsamındaki uyarlama dilekçeleri, her dosyanın kendine özgü delillerine göre şekillenir. İştirakin gerçekten hesap vermekle sınırlı kalıp kalmadığı, dosyadan dosyaya değişir.

Bu nedenle hazır bir metni doğrudan kopyalamak yerine, hata yapmamak için mutlaka hukuki danışmanlık almanızı öneririz. Yanlış kurulan bir dilekçe hem zaman kaybettirir hem de talebin reddine yol açabilir.

Harbiye Hukuk Bürosu olarak İBAN mağduriyeti dosyalarında uyarlama ve etkin pişmanlık başvurularınız için destek veriyoruz. Danışmanlık almak isterseniz bize 7 gün 24 saat iletişim sayfamızdan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

TCK 158 Ceza İndirimi Dilekçesi Hakkında Sorular

Bu TCK 158/4 uyarlama ceza indirimi dilekçesiyle ilgili en sık gelen soruları burada yanıtladık.



İBAN Mağdurları Uyarlama Ceza İndirim Dilekçesi (TCK 158/4) yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/iban-magduru-ceza-indirim-dilekcesi-tck-158/feed/ 0
Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Örneği https://www.harbiyehukuk.com/calisma-izni-basvurusunun-reddi-dava-dilekcesi-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/calisma-izni-basvurusunun-reddi-dava-dilekcesi-ornegi/#respond Wed, 23 Jul 2025 13:12:24 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12517 Çalışma izni başvurusunun reddi, birçok yabancı çalışanın Türkiye’de yasal şekilde çalışabilmesinin önünde engel oluşturan önemli bir durumdur. Bu tür ret kararlarına karşı çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi ile idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. Bu yazımızda, çalışma izni başvurusunun reddi sonrasında izlenecek hukuki yollar, dava dilekçesi örneği, dikkat edilmesi gereken yasal noktalar ve dilekçenin […]

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çalışma izni başvurusunun reddi, birçok yabancı çalışanın Türkiye’de yasal şekilde çalışabilmesinin önünde engel oluşturan önemli bir durumdur. Bu tür ret kararlarına karşı çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi ile idari yargıda iptal davası açılması mümkündür.

Bu yazımızda, çalışma izni başvurusunun reddi sonrasında izlenecek hukuki yollar, dava dilekçesi örneği, dikkat edilmesi gereken yasal noktalar ve dilekçenin nasıl hazırlanacağı detaylı şekilde açıklanmıştır. Aynı zamanda örnek dilekçelere PDF ve Word formatında erişebileceğiniz bağlantılar da içerikte yer almaktadır.

Unutulmamalıdır ki, bu örnek dilekçeler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olayın koşulları farklı olduğundan dilekçe içeriği de buna göre uzman bir hukukçu tarafından özel olarak düzenlenmelidir.

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Nedir?

Çalışma izni başvurusuna ilişkin hususlar 6735 Sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu‘nda düzenlenmektedir. Çalışma izni başvurusunun reddi sebepleri bu kanunun 9. maddesinde düzenlenmektedir. Çalışma izni başvurusunun reddedilmesi halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na e-izin sistemi üzerinden itiraz etme veya idare mahkemesinde iptal davasının açılması mümkündür.

Çalışma izni başvurusunun reddedilmesine ilişkin itirazlar kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde itiraz dilekçesinin elektronik imza ile sisteme yüklenmesiyle tamamlanmaktadır. 60 gün içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın olumlu veya olumsuz dönüşte bulunması mümkündür, bu süre içerisinde yanıt verilmemesi halinde işlem zımnen reddedilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla itiraza ilişkin dilekçede tüm bilgi ve belgeler olmalıdır.

Çalışma izni başvurusunun reddine ilişkin iptal davası kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde idare mahkemesinde açılmalıdır. Yürütmenin durdurulmasını talep etmek mümkündür. Önce itiraz yoluna başvurulmuş olması iptal davası açma süresini durdurmaktadır.

Bu konuya ilişkin sitemizdeki “Yabancı Çalışma İzni Nedir? Nasıl Alınır?”, “Yabancı Çalışma İzni Başvurusunun Reddi” makalelerimize de göz atabilirsiniz.

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Nedenleri Nelerdir?

6735 sayılı Kanun’un 9. maddesi ret nedenlerini sayar. En sık uygulanan gerekçelerden biri 9/A bendidir.[ref]6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu m.9[/ref]

9/A bendi, uluslararası işgücü politikasına uygun olmayan başvuruları kapsar. Bakanlık burada geniş bir takdir yetkisine sahiptir.

Sektörde yabancı çalıştırılmasına ihtiyaç bulunmadığı değerlendirmesi bu kapsama girer. Aynı görev için yeterli sayıda Türk vatandaşı iş arıyorsa da başvuru reddedilebilir.

Not: 9/A bendi işverene bağlı çalışan yabancılar için düzenlenmiştir. Bağımsız işveren statüsündeki başvuru sahiplerine bu bendin uygulanması hatalı olabilir.

Diğer ret nedenleri arasında sahte veya yanıltıcı belge, Türk vatandaşına hasredilen meslekler ve yetersiz nitelik de yer alır. Ret kararınızdaki gerekçe, itiraz veya dava dilekçesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Çalışma İzni Reddi Nedenleri

Çalışma İzni Reddi Nedenleri

Çalışma İzni Reddine İtiraz Dilekçesi Örneği

İtiraz, dava açmadan önceki ilk basamaktır. Bakanlığa elektronik imzayla, e-izin sistemi üzerinden yapılır. Dava ise idare mahkemesine açılır, ikisi farklı süreçlerdir.

Aşağıdaki örnek genel bir taslaktır. Ret kararınızdaki gerekçeye göre uyarlanmalıdır.

Çalışma İzni Reddine İdari İtiraz Dilekçesi Örneği

………………… VALİLİĞİ
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

İTİRAZ EDEN:

Adı Soyadı:
Yabancı Kimlik Numarası:
Adres:

VEKİLİ (varsa):

Adı Soyadı:
Baro Sicil Numarası:
Adres:

KONU:

……/……/……… tarihli ve ………………… başvuru numaralı çalışma izni reddi kararına itirazımızdır.

AÇIKLAMALAR:

1- Tarafıma ……/……/……… tarihinde tebliğ edilen kararla çalışma izni başvurum reddedilmiştir. Ret gerekçesi olarak ………………… gösterilmiştir.

2- Başvurumda sunduğum belgeler eksiksizdir. Ret kararında belirtilen gerekçe somut olayla örtüşmemektedir. (Gerekçeler burada tek tek sayılmalı ve ekli belgelere atıf yapılmalıdır.)

3- Açıklanan nedenlerle kararın yeniden değerlendirilmesini ve çalışma izni başvurumun kabulünü talep ederim.

EKLER:

Ret kararı, başvuru belgeleri ve ilgili diğer belgeler

……/……/………
İtiraz Eden
Adı Soyadı
İmza

Uyarı: 30 günlük süre kaçırılırsa itiraz hakkı düşer. Süre, kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

A.A.Ü.T’ye Göre Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Hazırlamak ve Avukatlık Ücretleri 2026

Çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi esas ve şekil bakımından uygun ve etkili olabilmesi, zaman kaybı ve masraflara yol açmaması maksadıyla avukat desteğine başvurulması sürecin etkin yürütülebilmesi için önemlidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, her türlü dilekçe hazırlama ücretini 6.000,00 TL olarak düzenlemiştir.[ref]Resmî Gazete, 4 Kasım 2025 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi[/ref]

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Örneği

Çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi düzenlenirken hak sahibinin hak kaybına uğramaması adına dilekçenin özenle hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi örneğine yer verilmiştir. Örnek yol gösterici genel bir taslaktır ve sizlere rehberlik edebilmesi amacıyla sunulmuştur.

Çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesinin somut olaya göre değişiklik göstereceğinden her durumun farklılığı göz önünde bulundurularak yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde hak kayıplarına yol açabilir.

ÇALIŞMA İZNİ BAŞVURUSUNUN REDDİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF ÇALIŞMA İZNİ BAŞVURUSUNUN REDDİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

Çalışma İzni Reddi Kararının İptali Dava Dilekçesi Örneği

………………… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE

(Adli Yardım ve Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.)

DAVACI:

Adı Soyadı:
Yabancı Kimlik Numarası:
Adres:

VEKİLİ:

Av. …………

DAVALI:

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü)

KONU:

Çalışma izni reddi kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması, akabinde iptali talebidir.

TEBLİĞ TARİHİ:

……/……/………

AÇIKLAMALAR:

1- Müvekkil Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapmış, önce ikamet izni ardından çalışma izni alarak yasal statü kazanmıştır. Bu izne dayanarak kendi sermayesiyle ………………… unvanlı şirketi kurmuş, kuruluşa ilişkin tüm resmi izinleri almıştır. Buna rağmen müvekkilin durumuyla bağdaşmayan bir madde referans alınarak çalışma izni başvurusu reddedilmiştir.

2- Ret kararı Anayasa’nın 40. maddesine aykırı olarak tesis edilmiştir. Anılan maddeye göre devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Müvekkile gönderilen kararda başvuru yolu ve süresi gösterilmemiştir. Bu nedenle hak düşürücü dava açma süresinin geçtiğinden söz edilemez.

3- Karar şekil yönünden de hukuka aykırıdır. İdari işlemlerin kural olarak yazılı biçimde tesis edilmesi ve usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Somut olayda karar elektronik posta yoluyla gönderilmiştir. Resmi tebliğ yöntemleri arasında yer almayan bu gönderim usule uygun değildir.

4- Karar sebep unsuru bakımından sakattır. İdare, işlemi yaparken geçerli ve hukuken doğru bir sebep göstermek zorundadır. Somut olayda ret kararı 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun bir işverene bağlı çalışan yabancıları düzenleyen hükmüne dayandırılmıştır. Oysa müvekkil bağımsız bir işveren olarak kendi işyerini işletmektedir. Bu nedenle karar geçersizdir.

5- Karar amaç unsuruyla da çelişmektedir. İdari işlemin nihai amacı kamu düzenine ilişkindir. Bir yabancının yasal sermayesiyle ve gerekli izinlerle işyeri açması, vergi yükümlülüklerini yerine getirmesi kamu yararınadır. Bu nedenle karar kamu düzenine aykırıdır.

6- Müvekkil, çalışma izninin iptaliyle gelir kaynağından yoksun kalmış ve ……… aydır çalışamamaktadır. Bu nedenle adli yardım talebimizin kabulü gerekmektedir.

7- Müvekkilin yasal süresi içinde yapılmış bir çalışma izni başvurusu bulunmaktaydı. İdarenin, ikamet izni iptali veya sınır dışı kararı vermeden önce bu başvurunun sonuçlanmasını beklemesi gerekirdi.

HUKUKİ SEBEPLER:

Anayasa m.40, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili mevzuat.

DELİLLER:

Çalışma izni başvurusu ret kararı, kararın gönderildiği elektronik posta çıktısı, çalışma izni başvuru belgeleri, şirket kuruluş belgeleri ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, hukuka aykırı şekilde tesis edilen çalışma izni başvurusunun reddine ilişkin kararın öncelikle yürütmesinin durdurulmasına, akabinde iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

……/……/………
Davacı Vekili
Av. …………

ÇALIŞMA İZNİ BAŞVURUSUNUN REDDİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF ÇALIŞMA İZNİ BAŞVURUSUNUN REDDİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Çalışma izni başvurusunun reddi dava açma sürelerine dikkat edilmelidir.
  • Çalışma izni başvurusunun reddine ilişkin hukuka aykırı hususlar ve bu hususlara ilişkin olarak örnek kararların dilekçede açıkça ifade edilmesi gerekmektedir.
  • Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu unutulmamalıdır. Dilekçe hazırlanırken somut olayın koşullarına uygun şekilde özenle hazırlanmalı ve dilekçe yazım ve şekil kurallarına uyulmuş olmalıdır.
  • Yukarıdaki şablonlar yol gösterici olmakla birlikte her olayın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda somut olayın özelliklerine uygun çalışma izni başvurusunun reddi dava dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • Çalışma izni başvurusunun reddinin tespiti ve bu tespite ilişkin olarak dilekçenin düzenlenmiş olması önem arz etmektedir.
  • Dilekçe görev ve yetki kurallarına uygun olacak şekilde yazılmalıdır.
Çalışma İzni Dava Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Çalışma İzni Dava Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Çalışma izni başvurusunun reddi ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.






Çalışma İzni Başvurusunun Reddi Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/calisma-izni-basvurusunun-reddi-dava-dilekcesi-ornegi/feed/ 0
Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Örneği https://www.harbiyehukuk.com/yillik-izin-dilekcesi-formu-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/yillik-izin-dilekcesi-formu-ornegi/#respond Wed, 23 Jul 2025 11:54:37 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12509 Yıllık izin dilekçesi, işçilerin iş kanunundan doğan yıllık ücretli izin haklarını kullanabilmeleri için işverene sundukları resmi taleptir. Bu yazımızda, yıllık izin dilekçesi örneği üzerinden hareketle, yıllık izin talebinde bulunmak isteyen çalışanlara yol gösterici bir şablon sunulmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki, her işçinin çalışma süresi ve iş sözleşmesindeki şartlar farklılık gösterebilir. Bu nedenle kullanılabilecek yıllık izin süreleri […]

Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yıllık izin dilekçesi, işçilerin iş kanunundan doğan yıllık ücretli izin haklarını kullanabilmeleri için işverene sundukları resmi taleptir. Bu yazımızda, yıllık izin dilekçesi örneği üzerinden hareketle, yıllık izin talebinde bulunmak isteyen çalışanlara yol gösterici bir şablon sunulmuştur. Ancak unutulmamalıdır ki, her işçinin çalışma süresi ve iş sözleşmesindeki şartlar farklılık gösterebilir. Bu nedenle kullanılabilecek yıllık izin süreleri de kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Dilekçeye yazılacak gün sayısı yıllık izin süresi hesaplama ile önceden kontrol edilebilir.

Bu içerikte yıllık izin hakkında temel bilgilere, yıllık izin formu nasıl doldurulur sorusunun yanıtına ve yıllık izin dilekçesi nasıl hazırlanır gibi merak edilen konulara detaylı şekilde yer verilmiştir. Ayrıca yazının devamında, örnek yıllık izin dilekçesi PDF ve Word formatlarında indirilebilir şekilde sunulmuştur.

Yazının amacı, işçilere işverenlerine sunacakları yıllık izin talep dilekçesi için profesyonel ve yasalara uygun bir örnek sunarak süreci kolaylaştırmaktır.

Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Nedir?

Yıllık izin dilekçesi, yıllık izin istenebilme koşullarını sağlayan işçinin çalışma sürelerine bağlı olarak yıllık izin sürelerinin farklılık gösterdiği işçiye sıkı sıkıya bağlı hak olan yıllık izinin talep edilebilmesi adına yazılan dilekçe türüdür. Bu bağlamda, İş Kanunu’na tabi işyerinin bulunması, İş Kanunu’na tabi bir işçinin bulunması, yıllık iznin engellemediği bir iş ilişkisinin bulunması ve işçinin sürekli bir işte en az bir yıl çalışmış bulunması halinde işçi yıllık iznine ilişkin talepte bulunabilmektedir. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 7. Maddesi gereğince, işçinin hak etmiş olduğu yıllık izni kullanmak istediği zamandan en az bir ay öncesinde yazılı olarak işverene bildirmesi gerekmektedir.

1-5 yıla kadar çalışılan yıl süresi halinde 14 gün yıllık izin süresi, 5-15 yıla kadar çalışılan yıl süresi halinde 20 gün yıllık izin süresi, 15 yıl ve daha fazla çalışılan yıl süresi olması halinde 26 gün alt sınır olarak kabul edilen yıllık izinlerini talep etme hakkına sahiptirler. Alışma süreleri ne kadar olursa olsun, yıllık ücretli izin almaya hak kazanan on sekiz (18) ve daha küçük yaştaki işçiler ile elli (50) ve daha yukarı yaşta çalışan işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi (20) günden az olamayacağı kuralı gereğince de yıllık izin süresinin hem yaşa hem de çalışma süresi durumuna göre farklılık gösterebileceği görülmektedir.

Yıllık izine ilişkin daha fazla bilgiye erişebilmek için sitemizde yer alan “Yıllık İzin Ücreti Hesaplama”, “Yıllık İzin Kullandırılmaması ve İşçinin Fesih Hakkı” makalelerimize de göz atabilirsiniz.

Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Örneği

Yıllık izin dilekçesi düzenlenirken işçinin hak kaybına uğramaması adına dilekçenin özenle hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda yıllık izin dilekçe örneklerine yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnekler yol gösterici genel bir taslaktır ve sizlere rehberlik edebilmesi amacıyla sunulmuştur. Yıllık izin dilekçesinin somut olaya göre değişiklik göstereceğinden her durumun farklılığı göz önünde bulundurularak yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde hak kayıplarına yol açabilir.

YILLIK İZİN DİLEKÇESİ (FORMU) ÖRNEĞİ WORDYILLIK İZİN DİLEKÇESİ (FORMU) ÖRNEĞİ PDF

Özel Sektör Yıllık İzin Dilekçesi Örneği

Özel Sektör Yıllık İzin Dilekçesi Örneği

………………………………… İNSAN KAYNAKLARI’NA

………………………………… adresinde bulunan işyerinizde işçi statüsünde çalışmaktayım.

İş Kanunu kapsamında hak etmiş olduğum ……… yılına ait yıllık ücretli izin hakkımı ……/……/……… – ……/……/……… tarihlerini kapsayacak şekilde kullanmak istiyorum.

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

……/……/………
Adı Soyadı
İmza

Memurlar (Kamu Sektörü) için Yıllık İzin Formu Örneği

Memurlar (Kamu Sektörü) İçin Yıllık İzin Formu Örneği

T.C.
………………………………… BAKANLIĞI

………………………………… Genel Müdürlüğü’ne

Adı ve Soyadı:
Görev Yaptığı Daire Başkanlığı:
Görevi:
Kurum Sicil Numarası:
Göreve Başlama Tarihi:
İznin Ait Olduğu Dönem:
Kullanılmak İstenen Yıllık İzin Miktarı:
İznin Kullanılacağı Tarih Aralığı:
Yol İzni (isteğe bağlı):
İznin Geçirileceği Adres:
İletişim Numarası:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 102 ve 103. maddeleri gereğince, yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda belirtilen tarihler arasında kullanmak üzere tarafıma yıllık izin verilmesini saygılarımla arz ederim.

……/……/………
Adı Soyadı
İmza

YILLIK İZİN DİLEKÇESİ (FORMU) ÖRNEĞİ WORD

YILLIK İZİN DİLEKÇESİ (FORMU) ÖRNEĞİ PDF

Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu unutulmamalıdır. Dilekçe hazırlanırken somut olayın koşullarına uygun şekilde özenle hazırlanmalı ve dilekçe yazım ve şekil kurallarına uyulmuş olmalıdır.
  • Yukarıdaki şablonlar yol gösterici olmakla birlikte her olayın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda somut olayın özelliklerine uygun yıllık izin dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • Yıllık izin dilekçesinde belirtilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekmektedir.
  • Talep edilebilecek yıllık izin süresinin yaşa ve çalışma süresine bağlı olarak farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.

Yıllık İzin Dilekçesi (Formu) Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/yillik-izin-dilekcesi-formu-ornegi/feed/ 0
Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği https://www.harbiyehukuk.com/bilirkisi-raporuna-itiraz-dilekcesi-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/bilirkisi-raporuna-itiraz-dilekcesi-ornegi/#respond Wed, 23 Jul 2025 11:42:27 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12502 Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi örneği, yargılama sürecinde sunulan bilirkişi raporunda hatalı veya eksik değerlendirmeler bulunduğu durumlarda, mahkemeye sunulmak üzere hazırlanabilecek itiraz dilekçelerine yol gösterici niteliktedir. Her ne kadar bu dilekçeler örnek niteliği taşısa da bilirkişi raporuna itiraz sürecinde her somut olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu yazımızda bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, […]

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi örneği, yargılama sürecinde sunulan bilirkişi raporunda hatalı veya eksik değerlendirmeler bulunduğu durumlarda, mahkemeye sunulmak üzere hazırlanabilecek itiraz dilekçelerine yol gösterici niteliktedir. Her ne kadar bu dilekçeler örnek niteliği taşısa da bilirkişi raporuna itiraz sürecinde her somut olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Bu yazımızda bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, nelere dikkat edilmelidir, hangi sürede ve hangi mahkemeye sunulmalıdır gibi temel bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca yazımızın devamında, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi örneği PDF ve Word formatında indirilebilecek şekilde sizlerle paylaşılmıştır.

Yazının amacı; mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı etkili ve usule uygun bir şekilde itiraz dilekçesi hazırlamak isteyen kişilere rehberlik etmektir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Nedir?

Bilirkişi raporuna ilişkin hususlar 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 279.maddesinde düzenlenmektedir. Bilirkişi raporuna itiraza ilişkin hususlar ise bu kanunun 281.maddesinde düzenlenmektedir. Söz konusu hükme göre, bilirkişi raporunun taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Mahkemenin bilirkişiden ek rapor alabilmesi, duruşmada sözlü açıklamalarda bulunulmasını istemesi mümkündür. Mahkemenin gerek görmesi halinde ise yeni bilirkişi görevlendirilerek tekrar incelemenin yaptırılması mümkündür. İki haftalık süre içerisinde itiraz edilmemesi halinde bu sürenin hak düşürücü süre olmasından dolayı itiraz etmek isteyen taraf başvuru hakkını kaybetmektedir.

Tarafların bilirkişi raporuna ilişkin herhangi bir nedene dayanan itirazlarının varlığı halinde bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile itirazda bulunmaktadırlar. Bilirkişi raporuna itiraz dosyanın görülmekte olduğu mahkemeye hak düşürücü süreler göz edilerek yapılmaktadır.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

A.A.Ü. T’ye Göre Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Hazırlamak ve Avukatlık Ücretleri 2025

Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi esas ve şekil bakımından uygun ve etkili olabilmesi, zaman kaybı ve masraflara yol açmaması maksadıyla avukat desteğine başvurulması sürecin etkin yürütülebilmesi için önemlidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, her türlü dilekçe hazırlama ücretini 2025-2026 dönemi için 6.000,00 TL şeklinde düzenlemiştir.[ref]Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, RG 04.11.2025, S. 33067, Birinci Kısım Birinci Bölüm 4. sıra[/ref]

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği

Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi düzenlenirken hak sahibinin hak kaybına uğramaması adına dilekçenin özenle hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi örneklerine yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnekler yol gösterici genel bir taslaktır ve sizlere rehberlik edebilmesi amacıyla sunulmuştur. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin somut olaya göre değişiklik göstereceğinden her durumun farklılığı göz önünde bulundurularak yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde hak kayıplarına yol açabilir.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF

… İŞ MAHKEMESİNE

DOSYA NO               : …/…

DAVACI                     :

VEKİLİ                     : Av. …………………

DAVALI                     :

VEKİLİ                     : (Karşı Tarafın Avukatı)

KONU                        : Bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızın sunulması hk.

AÇIKLAMALAR    : Mahkemenizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun müvekkil aleyhine olan kısımlarına itiraz ediyoruz.

1- Akdin Fesih Yönünden;

Dava dilekçemizde, davacının iş akdinin haklı nedenlerle sona erdiğini beyan edilmiştir.

Davalı taraf davacı müvekkilin devamsızlık ederek işten ayrıldığını iddia etmiştir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının İş kanunu 24/2-e bendi kapsamında ücret alacaklarının (ikramiye alacaklarının) eksik ödendiği tespit edilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının SGK primlerinin de bordrolarında gösterilen ücretin altında olduğu tespit edilmiştir. Bu durum nedeniyle de davacı müvekkilin iş akdini haklı nedenle feshettiğini kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda davacı müvekkil tarafından iş akdini haklı nedenlerle sona erdiğinin kabulü ile kıdem tazminatı alacağımızın kabulü gerekmektedir.

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak olan nedenlere Bilirkişi raporuna itirazlarımız doğrultusunda, davamızın kabulüne karar verilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. (Tarih)

                                                                                                                      Davacı Vekili

                                                                                                                       Av. …………………

… İŞ MAHKEMESİ

Dosya No                   : …/… E.

Davacı                        : …

Vekili                          : Av. …………………

Davalı                         : …

Vekili                          : …

KONU                        : Bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızın sunulması hk.

AÇIKLAMALAR    : Mahkemenizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun müvekkil aleyhine olan kısımlarına itiraz ediyoruz.

1- Akdin Fesih Yönünden;

Dava dilekçemizde, davacının iş akdinin haklı nedenlerle sona erdiğini beyan edilmiştir. Ancak davalı tarafından kendisine kıdem tazminatının ödeneceği vaadiyle bir kısım belgeler imzalatıldığı beyan edilmiştir.

Davalı taraf davacı müvekkilin iş akdinin istifa ile ihtiyari arabuluculuk anlaşması ile sona erdiğini iddia etmiştir.

Dosya kapsamında dinlenen tanıklar; davacını fazla mesai ve UBGT alacaklarının ödenmediğini, SGK primlerinin eksik ödendiğini beyan etmişler ve iddialarımızı ispat etmişlerdir.

Ayrıca bilirkişi raporunda davacının İş kanunu 24/2-e bendi kapsamında ücret alacaklarının (fazla mesai ve UBGT alacaklarının) eksik ödendiği tespit edilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının SGK primlerinin de bordrolarında gösterilen ücretin altında olduğu tespit edilmiştir. Bu durum nedeniyle de davacı müvekkilin iş akdini haklı nedenle feshettiğini kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Bununla berber davacı asil isticvap beyanında kendisine kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının ödeneceğini beyan edilerek kendisine bir kısım belgeler imzalatıldığını iddia etmiş ve kendisinin imzaladığı evrakları okumasına dahi müsaade edilmemiştir.

Aynı şekilde dinlenen tanığımız … ; “davacı fazla çalışmaları nedeniyle ve resmi tatillerde çalışmaları nedeniyle ücretlerini alamadığı için şirket yetkilileri ile görüşmek istedi hatta yanında ben de vardım yetkili kişi ise davacının istifa edebileceğini söyledi , hatta davacıya istifa et biz sana haklarını vereceğiz dediler bize arabulucunun olduğunu da söylediler ama gittiğimizde arabulucu yoktu ayrıca mola sürelerinin hemen bitirilmesine yönelik ve işe erken gelmeye yönelik baskılar da oluyordu , benim davalı şirkete karşı açtığım herhangi bir davam yoktur” şeklinde beyanı ile de yaşanan durumu doğrulamıştır.

Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının sadece son dönem ücret ve yıllık izinlerinin ödendiği kıdem tazminatı ve diğer haklarının da ödenmediği belirlenmiştir.

Dosya kapsamında dinlenen tanık davalı tarafından kendisine tazminatlarının ödeneceği vaadiyle dosyada bulunan istifa dilekçesini yazdığını da ikrar etmiştir. Bu doğrultuda Yargıtay’ın vermiş olduğu ilke kararlarında da bu durumun bir istifa değil ancak ikale yapma yönünde bir icap olduğunun değerlendirilmesi gerektiği ve davacının kıdem tazminatı taleplerinin ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

“Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/1780, K. 2018/4730, T.1.3.2018

Bu doğrultuda davacı müvekkil tarafından iş akdini haklı nedenlerle sona erdiğinin kabulü ile kıdem tazminatı alacağımızın kabulü gerekmektedir.

2- İhtiyari arabuluculuk yönünden;

Dava dilekçemizde davacının ihtiyari tutanakları okuma fırsatı dahi verilmeden önüne işveren tarafından konularak imzalatıldığı ve kendisinin bunları müzakere etmesine dahi fırsat verilmediği, ARABULUCU HUZURUNDA OLMAKSIZIN İMZALARIN ATTIRILARAK imzalatıldığı belirtilmiştir.

Tanık … ; ” davacı fazla çalışmaları nedeniyle ve resmi tatillerde çalışmaları nedeniyle ücretlerini alamadığı için şirket yetkilileri ile görüşmek istedi hatta yanında ben de vardım yetkili kişi ise davacının istifa edebileceğini söyledi , hatta davacıya istifa et biz sana haklarını vereceğiz dediler bize arabulucunun olduğunu da söylediler ama gittiğimizde arabulucu yoktu ayrıca mola sürelerinin hemen bitirilmesine yönelik ve işe erken gelmeye yönelik baskılar da oluyordu , benim davalı şirkete karşı açtığım herhangi bir davam yoktur” şeklinde beyanı ile de yaşanan durumu doğrulamıştır.

Söz konusu tutanak içerisinde ödeneceği iddia edilen kalemlerin de ödenmediği ve sadece son maaş ve yıllık izinlerinin ödendiği de bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.

Dosyaya sunulu Arabuluculuk sürecinin İhtiyari Arabuluculuk olarak işletildiği anlaşılmaktadır. Arabuluculukta anlaşıldığı tutanak altına alınan miktarın davalı şirket tarafından “son ay ücret ödemesi” olarak yatırıldığı ve bu miktarın asgari ücret üzerinden son ayı çalışması karşılığı hak kazandığı ücret miktarına karşılık geldiği, diğer alacakların ise müzakere edilerek işçinin bu alacaklardan vazgeçtiğine dair dosyada denetime elverişli bir delilin bulunmadığı görülmüştür

 Arabuluculuk Anlaşma Tutanaklarının arabulucu- işçi- işveren yetkilisi/temsilcisi arasında bir müzakere olmaksızın “ davacı müvekkilin okumasına dahi izin verilmeden” “geçerli bir bilgilendirme yapılmaksızın” şeklinde imzalanmış olduğu  görülmüştür.

 Yine Tanık beyanlarında arabulucu olarak imzası bulunan Arabulucunun toplantı esnasında hazır da olmadığı toplantının nerde ve ne zaman yapıldığının da işveren tarafından ispat edilemediği görülmektedir.

Tüm bunlara ilave olarak güncel içtihat kapsamında da bir uyuşmazlık doğmadan yapılan arabuluculuk anlaşmasının geçerli bir anlaşma olarak değerlendirilemeyeceği de açıkça Yargıtay kararında belirtilmiştir.

” Taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için, taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerekir.

 Arabuluculuk, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve feshin sonuçlarına ilişkin muhasebe işlemlerinin yapılması için bir araç olarak kullanılamaz. Başka bir anlatımla; arabuluculuk sistemi, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya iş sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılacak bir yöntem değildir. Belirtmek gerekir ki ortada bir uyuşmazlık bulunmadığı halde, iş sözleşmesinden doğan borcun ifasına yönelik işlemlerin arabulucu önünde yapılması gerekmez. Salt ödemeyi belgelendirmek amacıyla yapılan bu uygulama, bir uyuşmazlığı çözmeye yönelik bir yöntem değil; aksine işverenin borcu ifa işlemine, arabuluculuk anlaşma belgesi niteliği kazandırmak amacıyla başvurduğu bir yöntem olarak değerlendirilmelidir. “ Yargıtay 9. HD Tarih: 10.10.2024,  Esas: 2024/10147, Karar: 2024/13332

3- Ücret Tespiti Yönünden;

Bilirkişi raporunda, davacının ücreti yönünden bordro kayıtlarında gösterilen ücret daha fazla olmasına rağmen aleyhe bir hesaplama yapılmasına itiraz ediyoruz.

4-  Fazla Mesai – UBGT  Ücreti Yönünden;

Bilirkişi raporunda, davacının tüm dönem mesai çizelgeleri imzalı olmamasına rağmen davacının tüm dönem alacaklarının puantajlara göre hesaplanmasına itiraz ediyoruz. Kaldı ki davacının tüm dönem çalışmasına ilişkin dökümleri de dosya arasında değildir. Kayıt olmayan dönem için tanık anlatımlara göre hesaplama yapılmamasına itiraz ediyoruz.

Bununla beraber davacının tüm dönem bordroları imzalı olmayıp tüm dönem bordrolarında da tahakkuk yoktur. Bu doğrultuda davacının hesabının dışlama yapılmaksızın yapılması gerekmektedir. Aksi değerlendirme ile seçenek bir hesaplama yapılmasına itiraz ediyoruz.

 Ayrıca imzalı bordrolarda sabit ve değişken olmayan sembolik tahakkuk yapılmıştır. Bu doğrultuda dışlama değil mahsup ile hesaplama yapılmamasına itiraz ediyoruz.

Dosya kapsamında dinlenen tanıklar davacının tüm dönemi için hesaplama yapılmamasına itiraz ediyoruz.

Ayrıca Yüksek Mahkeme Tarafından Verilen ve Birebir Aynı Şekilde Düzenlenen Mesai Çizelgeleri İle ilgili Emsal Kararında Da ” Somut olayda; davalı tarafça kasiyer defteri adı altında işyeri kayıtları sunulmuş bu kayıtlarda davacının giriş-çıkış saatlerinin gösterildiği görülmüştür. Ancak davacı vekili bu kayıtların davacının gerçek mesaisini yansıtmadığını, aylık 195 saati geçmeyecek şekilde ayarlandığını, aksi bir kaydın bu defterlere geçirilmesinin işverence engellendiğini iddia etmiştir.

Davalıya karşı aynı iddialarla açılmış davalarda, bu kasiyer defterlerine ilişkin olarak “davalı işveren tarafından dosyaya fazla mesai puantaj kaydı sunulmuş ise de, puantajların aylık olarak düzenlenip ay sonu toptan davacının ve diğer işçilerin imzasının alındığı, davacının bu puantajlara günlük müdahale etmesinin mümkün olmadığı, puantajların gerçeği yansıtmadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının puantaj kayıtlarından daha fazla sürelerle çalıştığı özellikle puantajların günlük olmaması nedeniyle puantajlara itibar edilmemiştir” gerekçesi ile bu kayıtlara itibar edilmediği söz konusu kararların Yargıtayca incelenerek onandığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı tarafından sunulan bu kayıtlara itibar edilmesi mümkün değildir.

Mahkemece yapılacak iş, dosyada mevcut tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle davacının fazla mesai yapıp yapmadığına karar vermek fazla mesai yapmış ise fazla mesai ücret alacağını belirlemektir.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/7185 E. ,  2021/4181 K.

TALEP VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak olan nedenlere Bilirkişi raporuna itirazlarımız doğrultusunda, davamızın kabulüne karar verilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. (…/…/…)

Davacı Vekili

                                                                                                                       Av. …………………

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi hazırlanırken hak düşürücü sürelere dikkat edilmelidir.
  • Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu unutulmamalıdır. Dilekçe hazırlanırken somut olayın koşullarına uygun şekilde özenle hazırlanmalı ve dilekçe yazım ve şekil kurallarına uyulmuş olmalıdır.
  • Yukarıdaki şablonlar yol gösterici olmakla birlikte her olayın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • Bilirkişi raporuna itiraz gerekçesinin net bir şekilde dilekçede yer verilmesi gerekmektedir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/bilirkisi-raporuna-itiraz-dilekcesi-ornegi/feed/ 0
İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Örneği https://www.harbiyehukuk.com/idari-gozetim-kararina-itiraz-dava-dilekcesi-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/idari-gozetim-kararina-itiraz-dava-dilekcesi-ornegi/#respond Wed, 23 Jul 2025 10:59:13 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12497 İdari gözetim kararına itiraz, sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan yabancılar için son derece hayati bir hukuki adımdır. Bu süreçte sunulacak idari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi örneği, ilgili karara karşı açılacak iptal davasında yol gösterici nitelik taşımaktadır. Bu yazımızda, idari gözetim kararına itiraz sürecine dair temel bilgiler, dikkat edilmesi gereken hukuki noktalar ve […]

İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İdari gözetim kararına itiraz, sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan yabancılar için son derece hayati bir hukuki adımdır. Bu süreçte sunulacak idari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi örneği, ilgili karara karşı açılacak iptal davasında yol gösterici nitelik taşımaktadır.

Bu yazımızda, idari gözetim kararına itiraz sürecine dair temel bilgiler, dikkat edilmesi gereken hukuki noktalar ve örnek dava dilekçeleri yer almaktadır. Özellikle uygulamada karşılaşılan durumlar göz önünde bulundurularak hazırlanan idari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi örneği, başvuruda bulunacak kişilere kapsamlı bir rehber sunmaktadır.

Yazımız içerisinde hem Word hem de PDF formatında erişebileceğiniz örnek dilekçe bağlantıları da yer almaktadır. Ancak şunu önemle belirtmek gerekir: Her somut olay kendi içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle örnek dilekçeler yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, başvuru sahibinin özel durumuna göre profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.

İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Nedir?

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu madde 54’te hakkında sınır dışı kararı alınacak yabancılar hakkında düzenleme bulunmaktadır. Yabancının kaçma veya kaybolma riskinin olması, yabancının Türkiye’ye giriş ve çıkış kurallarını ihlal etmiş olması, sahte ya da asılsız belge kullanmış olması ya da yabancı kamu düzeni, kamu sağlığı veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturması halinde sınır dışı etme kararı alınan yabancılar hakkında idari gözetim kararı alınmaktadır.

Uluslararası koruma başvuru sahipleri hakkında verilen idari gözetim kararı 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 68.maddesinde düzenlenmektedir. Sadece bu düzenlemede yer olan sebeplerin olması halinde uluslararası koruma başvuru sahipleri hakkında idari gözetim kararı verilir.

İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hakimine başvurabilir. İdari gözetim altında bulunulan süre içerisinde 2.Sulh Ceza Hakimliklerine itirazda bulunulabilmektedir.

İDARİ GÖZETİM KARARINA İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

A.A.Ü. T’ye Göre İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Hazırlamak ve Avukatlık Ücretleri 2025

İdari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi esas ve şekil bakımından uygun ve etkili olabilmesi, zaman kaybı ve masraflara yol açmaması maksadıyla avukat desteğine başvurulması sürecin etkin yürütülebilmesi için önemlidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, her türlü dilekçe hazırlama ücretini 2025-2026 dönemi için 6.000,00 TL şeklinde düzenlemiştir.[ref]Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, RG 04.11.2025, S. 33067, Birinci Kısım Birinci Bölüm 4. sıra[/ref]

İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Örneği

İdari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi düzenlenirken hak sahibinin hak kaybına uğramaması adına dilekçenin özenle hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda idari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi örneklerine yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnekler yol gösterici genel bir taslaktır ve sizlere rehberlik edebilmesi amacıyla sunulmuştur. İdari gözetim kararına itiraz dava dilekçesinin somut olaya göre değişiklik göstereceğinden her durumun farklılığı göz önünde bulundurularak yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde hak kayıplarına yol açabilir.

İDARİ GÖZETİM KARARINA İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF

İDARİ GÖZETİM KARARINA İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

İDARİ GÖZETİM KARARINA İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ PDF

İDARİ GÖZETİM KARARINA İTİRAZ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ WORD

İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hakimine itirazın yapılması gerektiği unutulmamalıdır.
  • Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu unutulmamalıdır. Dilekçe hazırlanırken somut olayın koşullarına uygun şekilde özenle hazırlanmalı ve dilekçe yazım ve şekil kurallarına uyulmuş olmalıdır.
  • Yukarıdaki şablonlar yol gösterici olmakla birlikte her olayın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda somut olayın özelliklerine uygun idari gözetim kararına itiraz dava dilekçesi hazırlanmalıdır.

İdari Gözetim Kararına İtiraz Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/idari-gozetim-kararina-itiraz-dava-dilekcesi-ornegi/feed/ 0
Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Örneği https://www.harbiyehukuk.com/kiranin-odenmemesi-nedeniyle-tahliye-dava-dilekcesi-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/kiranin-odenmemesi-nedeniyle-tahliye-dava-dilekcesi-ornegi/#respond Wed, 23 Jul 2025 10:27:46 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12489 Kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye davası, ev sahibinin kira borcunu zamanında ödemeyen kiracıya karşı başvurabileceği en temel yasal yollardan biridir. Bu tür durumlarda mahkemeye sunulan kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi, dava sürecinin en önemli belgeleri arasında yer alır. Bu yazımızda, kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye davası dilekçesi örneği üzerinden yola çıkarak, tahliye sürecinde izlenmesi gereken hukuki […]

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye davası, ev sahibinin kira borcunu zamanında ödemeyen kiracıya karşı başvurabileceği en temel yasal yollardan biridir. Bu tür durumlarda mahkemeye sunulan kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi, dava sürecinin en önemli belgeleri arasında yer alır. Bu yazımızda, kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye davası dilekçesi örneği üzerinden yola çıkarak, tahliye sürecinde izlenmesi gereken hukuki adımlar detaylı şekilde açıklanmıştır.

Ayrıca yazımızda, kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye davası açılırken dikkat edilmesi gereken hususlar, dilekçe yazımında yapılan yaygın hatalar, hukuki dayanaklar ve örnek dilekçelere PDF ve Word formatında erişim sağlayabileceğiniz bağlantılar da yer almaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki, her kira ilişkisi kendine özgü şartlar barındırır. Bu nedenle burada paylaşılan tahliye dava dilekçesi örneği, yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup somut olayın koşullarına göre mutlaka bir hukukçudan destek alınmalıdır.

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Nedir?

Kiranın ödenmemesi halinde kiracı temerrüde düşmektedir. Kiracının temerrüde düşmesi halinde kiraya verenin kiracıya yazılı olarak süre vermesi ve bu sürede ifa edilmemesi halinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirmesi mümkündür. Bu hüküm gereğince kiraya verenin kiracıya vereceği süre en az 10 gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az 30 gündür. Kiracıya yapılan yazılı bildirimde verilen sürenin sonunda sözleşmenin feshi ve tahliye davasının açılacağına ilişkin düzenlemenin bulunmuş olması ve ödenmemiş kira borcu miktarı ve borcun hangi döneme ait olduğuna ilişkin bilgilerin yer verilmiş olması önem arz etmektedir. İhtarnamenin yazılı olarak yapılmış olması tahliye davasının açılması bakımından önem arz etmektedir.

Türk Borçlar Kanunu 352/2 bağlamında kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilmek için esasa ve şekle uygun dilekçe hazırlanması gerekmektedir. Kira tespit ve tahliye davalarında 1 Eylül 2023 tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulması zorunludur.

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Örneği

A.A.Ü. T’ye Göre Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Hazırlamak ve Avukatlık Ücretleri 2025

Kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi esas ve şekil bakımından uygun ve etkili olabilmesi, zaman kaybı ve masraflara yol açmaması maksadıyla avukat desteğine başvurulması sürecin etkin yürütülebilmesi için önemlidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, her türlü dilekçe hazırlama ücretini 2025-2026 dönemi için 6.000,00 TL şeklinde düzenlemiştir.[ref]Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, RG 04.11.2025, S. 33067, Birinci Kısım Birinci Bölüm 4. sıra[/ref]

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Örneği

Kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi düzenlenirken hak sahibinin hak kaybına uğramaması adına dilekçenin özenle hazırlanması gerekmektedir. Aşağıda kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi örneklerine yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnekler yol gösterici genel bir taslaktır ve sizlere rehberlik edebilmesi amacıyla sunulmuştur. Kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesinin somut olaya göre değişiklik göstereceğinden her durumun farklılığı göz önünde bulundurularak yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde hak kayıplarına yol açabilir.

Kiranın Ödenmemesi Sebebiyle Tahliye Davası Dilekçe Örneği PDFKiranın Ödenmemesi Sebebiyle Tahliye Davası Dilekçe Örneği Word

Kiranın Ödenmemesi Sebebiyle Tahliye Davası Dilekçe Örneği PDF

Kiranın Ödenmemesi Sebebiyle Tahliye Davası Dilekçe Örneği Word

Yeni Ev Sahibinin Kiracıyı Tahliyesi Dava Dilekçesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Görev ve yetki doğru tespit edilmelidir.
  • Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu unutulmamalıdır. Dilekçe hazırlanırken somut olayın koşullarına uygun şekilde özenle hazırlanmalı ve dilekçe yazım ve şekil kurallarına uyulmuş olmalıdır.
  • Yukarıdaki şablonlar yol gösterici olmakla birlikte her olayın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda somut olayın özelliklerine uygun kiranın ödenmemesi nedeniyle tahliye dava dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • Dilekçede talep edilecek hususların eksiksiz yazılması gerekmektedir.
  • 1 Eylül 2023’ten itibaren arabuluculuk dava şartı olduğundan tahliye davası açılırken bu hususa dikkat edilmelidir.

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye Dava Dilekçesi Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/kiranin-odenmemesi-nedeniyle-tahliye-dava-dilekcesi-ornegi/feed/ 0
Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Dilekçe Örneği https://www.harbiyehukuk.com/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir-dilekce-ornegi/ https://www.harbiyehukuk.com/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir-dilekce-ornegi/#respond Tue, 22 Jul 2025 10:53:54 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=12405 Adli sicil kaydı, bir kişinin işlediği suçlar nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak tutulan resmi suç geçmişi kaydıdır. Halk arasında sabıka kaydı olarak da bilinir. İşlenen bir suç sonucu ceza veya güvenlik tedbiri içeren bir mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra, bu kararın bilgileri Adalet Bakanlığı’nın merkezi adli sicil sistemine kaydedilir. Henüz kesinleşmemiş mahkeme kararları adli sicile işlenmez. […]

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Dilekçe Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Adli sicil kaydı, bir kişinin işlediği suçlar nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak tutulan resmi suç geçmişi kaydıdır. Halk arasında sabıka kaydı olarak da bilinir. İşlenen bir suç sonucu ceza veya güvenlik tedbiri içeren bir mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra, bu kararın bilgileri Adalet Bakanlığı’nın merkezi adli sicil sistemine kaydedilir. Henüz kesinleşmemiş mahkeme kararları adli sicile işlenmez.

Birçok vatandaş belirli bir süre geçtikten sonra sabıka kayıtlarının silinip silinmeyeceğini veya bu kaydı nasıl sildirebileceğini merak etmektedir. Bu kapsamlı rehberde adli sicil kaydının ne olduğunu, kayda hangi bilgilerin işlendiğini, hangilerinin işlenmediğini ve adli sicil (sabıka) kaydının ne zaman ve nasıl silinebileceğini ele alıyoruz. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarının sicile etkisini ve Yargıtay’ın konuya ilişkin önemli kararlarını da inceleyeceğiz. Yazının sonunda adli sicil kaydını sildirmeye çalışan vatandaşların merak ettiği sıkça sorulan sorular bölümüne de yer verdik.

Adli Sicil Kaydı Nedir?

Adli sicil kaydı, ceza mahkemelerinden çıkan ve kesinleşmiş ceza veya güvenlik tedbiri kararlarının devlet tarafından tutulan resmi kayıtlarıdır. Bu kayıt, bireyin devlet nezdindeki suç geçmişini gösterir. Mahkeme kararı kesinleşmeden (yani tüm itiraz/temyiz yolları tüketilmeden) hiçbir ceza adli sicile girmez. Kural olarak, ceza içeren her mahkumiyet kaydı sicile işlenir ve kişinin sabıkası olarak kayıtlara geçer.

Ancak, her mahkumiyet kararı sicile eklenmez. Örneğin, mahkeme eğer hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verdiyse, bu teknik olarak bir mahkumiyet sayılmadığından adli sicil kaydına işlenmez. Benzer şekilde, bazı özel durumlar ve yaptırımlar sicil kaydında yer almaz (bunlara aşağıda değineceğiz).

Özetle, adli sicil kaydı bireyin işlediği suçlar nedeniyle aldığı kesinleşmiş cezaların bir sicil numarası altında toplandığı sistemdir. Bu kayıt, özellikle kamu kurumları veya işverenler tarafından talep edildiğinde, kişinin sabıka kaydı belgesi olarak çıktılanabilir (e-Devlet üzerinden veya adliyeden alınabilir). Sabıka kaydı belgesinde, kişinin adli sicilinde görünen mahkumiyetleri listelenir.

Adli Sicil Kaydına Hangi Bilgiler İşlenir?

Adli Sicil Kanunu’na göre, kesinleşmiş mahkeme kararlarına ilişkin aşağıdaki bilgiler adli sicil kaydına işlenir:

  • Hapis cezaları: Mahkemece hükmedilen hapis cezasına mahkumiyet kararları sicile kaydedilir. Ayrıca kişi cezaevine girdikten sonra şartlı tahliye (koşullu salıverilme) ile serbest kalmışsa, bu tahliye kararı ve denetimli serbestlik süresi de sicile işlenir. Şartlı salıverilme kararının geri alınması ya da denetim süresinin uzatılması gibi ek kararlar da sicile geçer. Kişi hapis cezasını tamamen infaz edip cezaevinden bihakkın tahliye olmuşsa, cezanın tamamlandığına dair bilgi de sicilde yer alır.
  • Ertelenen hapis cezaları: Hapis cezası ertelenmiş (tecil edilmiş) ise, cezanın ertelendiği ve kişinin tabi olduğu denetim süresi sicile yazılır. Denetim süresini yükümlülüklere uygun ve iyi halli geçirirse cezanın infaz edilmiş sayılacağı bilgisi de bulunur. Eğer ertelenen hapis cezası sırasında yükümlülüklere uyulmaz ve mahkeme cezanın cezaevinde çektirilmesine karar verirse, bu karar da sicile eklenir.
  • Adli para cezaları: Mahkeme tarafından hükmedilen adli para cezası ile ilgili bilgiler sicile işlenir. Eğer hükmedilen para cezası ödenmişse “ödenerek infaz edildi” şeklinde, ödenmemiş ve tazyik hapsine (ödeme yapılmadığı için çevrilen kısa hapis) dönüştürülmüş ise cezanın kısmen veya tamamen hapis yoluyla infaz edildiğine dair bilgi sicilde yer alır.
  • Kısa hapis yerine seçenek yaptırımlar: Kısa süreli hapis cezasının, kanun gereği seçenek yaptırıma çevrilmesi (örneğin adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi) durumunda bu karar sicil kaydında görünür.
  • Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma: Bir mahkumiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen belli hak ve yetkileri kullanmanın yasaklanması (örneğin belirli bir meslek veya sanatı icra yasağı, velayet hakkının kaybı) ya da sürücü belgesinin geri alınması gibi güvenlik tedbiri kararları da adli sicile işlenir. Aynı şekilde, belirli haklardan yoksun bırakmaya dair özel bir mahkeme kararı varsa bu da kaydedilir.
  • Yabancı mahkeme kararları: Bir Türk vatandaşı hakkında yabancı bir mahkemede verilmiş ve kesinleşmiş mahkumiyet kararı varsa, o mahkumiyetin Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunlukları (örneğin kamu görevine engel olması gibi) mahkemece tespit edilip Cumhuriyet savcısının istemiyle alınan karar doğrultusunda adli sicile kaydedilir. Yani, yabancı mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan sicile geçmez; ancak o karar nedeniyle kişinin Türkiye’de yoksun kalacağı haklar varsa, Türk mahkemesi bunu tespit ederek sicile işler.
  • Şikayetten vazgeçme / Etkin pişmanlık kararları: Eğer bir ceza mahkumiyetini tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir şikayetten vazgeçme kararı veya etkin pişmanlık kararı verilmişse (örneğin bazı özel kanunlarda etkin pişmanlık hükümleriyle cezadan kurtulma durumu), bu karar da sicil sistemine işlenir. Bu tür kararlar, aslında mahkumiyeti hükümsüz hale getirdiğinden, sicil kaydının güncellenmesi anlamına gelir.
  • Ceza zamanaşımı kararları: İşlenen suçtan verilen ceza, belirli bir süre infaz edilmeyerek ceza zamanaşımına uğramışsa ve mahkeme ceza zamanaşımının dolduğunu tespit eden bir karar vermişse, bu karar sicile işlenir. Ceza zamanaşımı, cezanın infaz edilebilirlik süresinin sona ermesi demektir.
  • Genel veya özel af kararları: Genel af ilan eden bir kanun çıktığında ya da özel af niteliğinde Cumhurbaşkanlığı kararı ile belirli kişilerin cezası affedildiğinde, bu durum sicil kaydına işlenir. Af, cezanın kalan kısmını ortadan kaldıran bir durum olduğundan, affa dair bilgiler sicile eklenir (ve ardından sicil kaydının silinmesi süreci işletilir).
  • Askeri ceza feri cezaları: Askeri Ceza Kanunu’na göre verilmiş mahkumiyet kararlarında yer alan feri (ikincil) cezalar da adli sicile kaydedilir. Örneğin, askeri mahkemede verilmiş rütbe tenzili, ordudan ihraç gibi feri yaptırımlar sicile işlenebilir.

Yukarıda sayılanlar, mahkumiyet kararının niteliğine göre adli sicil sistemine eklenen bilgilerdir. Özetle, bir kişinin sicil kaydında hapis cezaları, ertelenmiş cezalar, para cezaları, ek yasaklar ve hak yoksunlukları, af ve ceza zamanaşımı gibi ceza yargılamasıyla ilgili pek çok bilgi bulunabilir. Bu kayıtlar, cezanın durumu değiştikçe (örneğin infazın tamamlanması, tahliye, ödeme yapılması vs.) güncellenir.

Hangi Kararlar Adli Sicil Kaydında Yer Almaz?

Bazı kararlar ve cezalar, adli sicil sistemine hiç kaydedilmez. Aşağıdaki durumlar sabıka kaydında yer almaz, dolayısıyla bu tür cezalar almış olanların adli sicil belgesinde bu bilgiler görünmez:

  • Disiplin ve yalnızca askeri suçlar: Disiplin suçları (örneğin kurum içi disiplin cezaları) veya sırf askeri suçlar nedeniyle verilen mahkumiyet hükümleri adli sicile kaydedilmez. Bu tür cezalar adli değil, idari/askeri nitelikte olduğundan sabıka kaydına işlemez.
  • Disiplin veya tazyik hapsi kararları: Bir mahkeme tarafından disiplin hapsi veya tazyik hapsi (örneğin borçluya ödeme yapmadığı için verilen tazyik hapsi) kararı verilmişse, bu kararlar adli sicile geçirilmez. Çünkü bunlar ceza mahkumiyeti değil, genellikle mahkeme düzenini sağlama veya bir yükümlülüğü yerine getirtme amaçlı kısa süreli hürriyeti kısıtlama kararlarıdır.
  • İdari para cezaları: Trafik cezası, kabahat cezaları veya idari kurumlarca kesilen para cezaları gibi idari para cezasına ilişkin kararlar adli sicil kaydında yer almaz. Bunlar bir suç hükmü değil, idari yaptırım niteliğindedir. Dolayısıyla idari para cezaları, vatandaşın sabıka kaydı belgesinde görünmez.

Yukarıdaki istisnalar dışında, bir suçtan alınan ve kesinleşen tüm cezai yaptırımlar kural olarak sicil kaydına girer. Özellikle birçok kişi trafik cezaları, idari yaptırımlar veya disiplin cezaları konusunda tereddüt yaşayabilmektedir: Bu tür cezaların sabıka kaydına işlemediğini bilmek önemlidir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Adli Sicil

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün belirli bir denetim süresi içinde açıklanmayıp geriye bırakılması anlamına gelir. HAGB kararı verildiğinde, sanık o suçtan dolayı mahkum edilmemiş sayılır ve belirlenen denetim süresi içinde bir suç işlemezse dava düşer, hüküm hiçbir zaman açıklanmaz. Bu kararın adli sicil kaydı açısından sonucu şudur: HAGB kararları adli sicil kaydına işlenmez.

HAGB kararları, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü bünyesinde ayrı bir sistemde tutulur. Yani normal koşullarda e-Devlet üzerinden veya adliyeden alacağınız sabıka kaydı belgesinde HAGB kararları görünmez. Bu bilgiler yalnızca bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında, mahkeme, savcılık veya kolluk birimi tarafından talep edilirse özel olarak görülebilir. Örneğin, kişinin başka bir davada sabıkası olup olmadığının anlaşılması için HAGB kayıtları talep edilebilir.

Benzer şekilde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları da adli sicilde ayrı bir bölümde tutulur ve sabıka kaydı sorgusunda çıkmaz. Özetle, HAGB kararı almış bir kişi adli sicil belgesi aldığında “temiz” görünecektir; ancak HAGB kayıtları tamamen silinmiş değildir, sadece adli sicilin herkese açık kısmında gösterilmemektedir.

Adli Sicil Kaydı Ne Zaman ve Nasıl Silinir?

Adli sicil kaydının silinmesi, kişinin sabıka kaydındaki bilgilerin aktif sicilden çıkarılarak arşivlenmesi ve belli şartlar oluştuğunda tamamen yok edilmesi sürecidir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, bir adli sicil kaydının ne zaman silineceğini açıkça düzenlemiştir. Genel hatlarıyla, aşağıdaki durumlarda sabıka kaydı silinir (sicilden çıkartılır ve arşiv kaydına alınır):

  • Cezanın infazının tamamlanması: Mahkum olunan ceza veya güvenlik tedbiri tamamen infaz edildiğinde ilgili kayıt adli sicilden silinir ve arşive alınır. İnfazın tamamlanmasından kastedilen; hapis cezasında cezaevinden bihakkın tahliye tarihi (yani cezanın tam olarak çekilip bittiği tarih) veya denetimli serbestlik süresinin bitiş tarihidir. Adli para cezasında ise cezanın ödendiği tarih, eğer adli para cezası ödenmediği için hapse çevrilmişse cezaevinden çıkış tarihi infazın tamamlanma tarihi sayılır. İnfaz tamamlandığında, sabıka kaydı sistemden otomatik olarak silinir (aktif sicilden çıkar) ve bu bilgi arşiv kaydına aktarılır.
  • Mahkumiyeti tüm sonuçlarıyla ortadan kaldıran haller: Ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkması durumunda sicil kaydı silinir. Buna örnek olarak, şikayetten vazgeçme (örneğin şikayete bağlı bir suçta, mağdurun şikayetini geri alması ve bunun yasal olarak mahkumiyeti düşürmesi) veya kanunun tanıdığı etkin pişmanlık hallerinin uygulanması verilebilir. Bu durumlarda mahkeme, ceza mahkumiyetini ortadan kaldıran bir karar verdiği için, bu karar sicil kaydını da silinmeye (arşive alınmaya) konu eder.
  • Ceza zamanaşımı, af veya ölüm: Verilen cezanın infazı, ceza zamanaşımının dolması sebebiyle gerçekleşmezse ve mahkeme ceza zamanaşımının dolduğuna dair karar verirse, sicil kaydı silinir. Yine, genel af yasası çıkması durumunda veya kişi ölürse, ilgili adli sicil kaydı silinir. Genel af, suçları ve cezaları ortadan kaldırdığı için sabıka kayıtları da affa uğrayan cezalar yönünden silinmektedir. Benzer şekilde özel af (Cumhurbaşkanı affı) ile ceza tamamen ortadan kalkmışsa, o mahkumiyete dair kayıt da silinir.

Yukarıdaki durumlar gerçekleştiğinde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü sicil kaydını re’sen (kendiliğinden) silerek arşiv kaydına alır. İnfazın tamamlanması halinde sicil silinmesi genelde otomatik olsa da, bazen sistemde gecikmeler veya hatalar olabilir (böyle durumlarda kişi dilekçeyle başvurarak sildirme talep edebilir, aşağıda anlatıldı).

Örnek: 3 yıl hapis cezası kesinleşen bir kişinin 01.01.2016 tarihinde cezaevine girdiğini ve denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak 01.01.2017 tarihinde tahliye edildiğini varsayalım. Bu durumda kişinin cezası 01.01.2019 tarihinde infaz edilmiş sayılır (cezanın kalan kısmı denetimli serbestlikle tamamlanmıştır). Bu tarihten sonra, kişinin sabıka kaydı aktif sicilden silinerek arşiv kaydına taşınır. Yani 02.01.2019 itibarıyla bu mahkumiyet normal sabıka kaydında artık görünmez hale gelir (arşiv kaydına geçmiştir).

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir

Arşiv Kaydı Ne Zaman Silinir?

Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı birbirinden farklı kavramlardır. Yukarıda belirtildiği gibi, sabıka kaydındaki bir mahkumiyet silindiğinde aslında tamamen yok olmaz; sadece arşiv bölümüne alınır. Arşiv kaydı, sınırlı erişime tabi bir kayıttır ve belirli koşullar gerçekleşene kadar orada durur. Adli Sicil Kanunu’na göre arşiv kaydının silinmesi (yani tamamen yok edilmesi) aşağıdaki koşullara bağlanmıştır:

  • Genel kural – 5 yıl: Hükümlüye ait sabıka kaydı infaz tamamlanınca silinir ve arşive alınır. Arşiv kaydına alınan bilgiler, kural olarak 5 yıl geçtikten sonra tamamen silinir. Yani eğer mahkumiyet, başka herhangi bir özel şarta tabi değilse, arşive alındığı tarihten 5 yıl sonra kayıt tamamen yok edilir.
  • Belirli hak yoksunluğuna yol açan mahkumiyetler: Eğer arşive alınan mahkumiyet kaydı, Anayasa’nın 76. maddesi veya Türk Ceza Kanunu (TCK) dışındaki özel kanunların ceza mahkumiyetine bağladığı hak yoksunluklarına neden olan bir suç ise (örneğin bazı memuriyete engel suçlar, yüz kızartıcı suçlar, terör, zimmet gibi özel kanunlarda tanımlananlar), bu kaydın silinmesi için daha uzun süreler öngörülür. Bu kapsamda, mahkumiyet arşive alındıktan sonra:
    • 15 yıl: Eğer kişi cezasını infaz ettirdikten sonra mahkemece yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kararı almışsa, arşive alınma tarihinden 15 yıl geçince arşiv kaydı silinebilir.
    • 30 yıl: Eğer kişi yasaklanmış hakların iadesi kararını alamamışsa (yani mahkeme bu hakkı iade etmemişse), arşiv kaydının silinebilmesi için arşive alınma tarihinden 30 yıl geçmesi gerekir.

Not: Birçok ceza mahkûmiyeti, özel kanunlarda veya Anayasa’da sayılan hak yoksunluklarına yol açtığı için, pratikte sabıka kayıtlarının büyük bir kısmı 15 yıl veya 30 yıl boyunca arşiv kaydında kalmaktadır. Örneğin, devlet memuru olmaya engel teşkil eden bir suçtan mahkûmiyet alan kişinin arşiv kaydı, ancak 30 yıl sonra tamamen silinebilmektedir (eğer hakların iadesini alamazsa). Daha hafif suçlar ise aşağıda belirtildiği gibi 5 yıl sonra silinir.

  • Ölüm veya suçun kanundan kalkması: Hükümlü kişi öldüğünde, ona ait tüm adli sicil ve arşiv kayıtları tamamen silinir. Benzer şekilde, eğer kişinin mahkum olduğu fiil daha sonra çıkan bir kanunla suç olmaktan çıkarılırsa, o fiile ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları hiçbir talep gerekmeksizin derhal silinir. (Örneğin, eskiden suç sayılan bir eylem sonradan serbest bırakıldıysa, bu suçtan sabıka kaydı olanların kayıtları otomatik olarak temizlenir.)
  • Yargılamanın lehe sonuçlanması: Eğer bir mahkumiyet kararı, kanun yararına bozma yoluyla veya yeniden yargılama (yargılamanın yenilenmesi) sonucunda beraat ya da “ceza verilmesine yer olmadığı” şeklinde bir kararla sonuçlanırsa (yani önceki mahkumiyet hükümsüz hale gelirse), önceki mahkumiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir. Kısacası, mahkumiyet sonradan ortadan kalkarsa sabıka kaydı da ortadan kalkar.
  • Akıl hastalığına bağlı güvenlik tedbirleri: Eğer kişi hakkında cezai sorumsuzluk nedeniyle akıl hastalığına bağlı güvenlik tedbiri uygulanmışsa (hapis cezası yerine hastanede tedavi gibi bir önlem), bu kayıt, uygulanan güvenlik tedbirinin infazının tamamlanmasıyla birlikte tamamen silinir. Zira burada cezai mahkumiyet değil, tedbir söz konusudur ve tedbir sona erdiğinde sicil kaydı da tutulmaz.

Yukarıdaki koşullar gerçekleştiğinde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü arşiv kayıtlarını re’sen siler. Özetlemek gerekirse: Şayet kişinin mahkumiyeti herhangi bir özel engel hali içermiyorsa, ceza bittikten sonra arşive alınan kayıt 5 yıl sonunda temizlenir. Eğer mahkumiyet bazı yasal hak yoksunluklarına neden olan bir suç ise, kişi hakların iadesini almışsa 15 yıl, alamamışsa 30 yıl sonunda arşiv kaydı temizlenir. Ölüm, af, suçun kanundan kalkması gibi istisnai hallerde ise beklemeye gerek kalmadan kayıtlar silinir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi İçin Dilekçe

Normal şartlarda cezanın infazı tamamlandığında adli sicil kaydının otomatik silinmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda, aradan süre geçmesine rağmen sabıka kaydınızda mahkumiyet gözükmeye devam edebilir. Bu durumda, bir avukatla görüşerek durumunuzu değerlendirmek ve gerekiyorsa resmi başvuru yapmak yerinde olacaktır.

Adli sicil kaydınız silinme şartları oluştuğu halde hala aktif gözüküyorsa, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bir dilekçe yazarak sabıka kaydınızın silinmesini talep edebilirsiniz. Bu başvuruyu, herhangi bir yerden PTT aracılığıyla iadeli taahhütlü posta ile yapmanız mümkündür. Dilekçede; kimlik bilgileriniz, silinmesini istediğiniz mahkumiyetin detayları (hangi mahkeme, karar tarihi ve numarası, suç ve ceza bilgileri gibi) ve söz konusu mahkumiyetin Adli Sicil Kanunu gereği silinme şartlarının oluştuğuna dair açıklamanız bulunmalıdır.

Günümüzde adli sicil silme başvurusu e-Devlet üzerinden de yapılabilmektedir. E-Devlet kapısında Adalet Bakanlığı’nın hizmetleri arasında “Adli Sicil Kaydı Silme Başvurusu” adında bir seçenek bulunmaktadır. Bu çevrimiçi başvuru aracılığıyla da taleplerinizi iletebilirsiniz (aşağıdaki Sıkça Sorulan Sorular bölümünde detay verdik). Başvurunuz Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından incelenir ve şartlar gerçekten oluşmuşsa siciliniz silinir.

Not: Adli sicil kaydının silinmesi için başvuru yapmak herhangi bir harç veya ücret gerektirmez. Bu işlem, şartları oluşmuş bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Dilekçenizi gönderirken sadece posta ücreti ödemeniz yeterlidir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği 

T.C. ADALET BAKANLIĞI
ADLİ SİCİL ve İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
ANKARA

İSTEMDE BULUNAN: (İsim, Soyad, T.C. Kimlik No, Adres Bilgileri)

KONU: Adli Sicil Kaydının Silinmesi

TALEP: Adli sicil kaydımda yer alan sabıka kayıtlarımın, gerekli yasal sürelerin dolmuş olması nedeniyle silinmesi talebimi arz ederim.

AÇIKLAMA:

Ekte sunduğum adli sicil kaydımda görüleceği üzere, aldığım cezalar infaz edilmiş ve ilgili mahkeme kararlarının gereği yerine getirilmiştir. Tüm cezalar infaz edilmiş olup, gerekli yasal süreler de tamamlanmıştır. Ancak, bu cezalara dair bilgiler halen adli sicil kaydımda yer almaktadır.

Sabıka kaydımda bu bilgilerin yer alması, hem iş hayatımda hem de sosyal yaşamımda çeşitli olumsuz etkiler yaratmaktadır. Resmi ve özel işlemlerimde karşılaştığım hak kayıpları ve mağduriyetler nedeniyle, bu kaydın silinmesini talep ediyorum.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda belirttiğim nedenlerle, adli sicil kaydımda yer alan sabıka kayıtlarının, yasal sürelerin dolmuş olması ve kişisel durumumun aciliyeti göz önünde bulundurularak silinmesine karar verilmesini saygılarımla arz ederim.

Tarih: …./…./20..

EKLER:

  1. Cumhuriyet Başsavcılığı Sabıka Kaydı

İSTEMDE BULUNAN
(İsim ve İmza)

Yargıtay Kararları Işığında Sabıka Kaydının Silinmesi

Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi hususunda verilen bazı Yargıtay kararları, uygulamada yol gösterici olmuştur. Yüksek mahkemenin yorumları, hangi suçlarda hangi sürelerin geçmesi gerektiği veya hangi durumlarda sicil kaydının silinemeyeceği konusunda önemli ipuçları verir. Aşağıda Yargıtay’ın çeşitli Ceza Dairelerince verilmiş örnek karar özetleri bulunmaktadır:

  • Kasten öldürmeye teşebbüs suçu (3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası): Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan bir hükümlünün sabıka kaydı hakkında önemli bir değerlendirme yapmıştır. Bu süre (3 yılın üzeri) ve suç tipi, Anayasa’nın 76. maddesi kapsamında olduğundan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde öngörülen uzun süreler dolmadan arşiv kaydından silinemez. Yani böyle ağır bir suçun arşiv kaydı, ancak yasaklanmış hakların geri alınması kararı alınmışsa 15 yıl içinde, bu karar yoksa 30 yıl içinde silinebilecektir. Yargıtay, ilgili kararında hükümlünün arşiv kaydının henüz 15/30 yıllık süreler geçmediği için silinmesinin mümkün olmadığına hükmetmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Karar No: 2014/3727).
  • Resmi evrakta sahtecilik suçu (1 yıl 8 ay hapis cezası): Yargıtay 11. Ceza Dairesi, resmi belgede sahtecilikten 1 yıl 8 ay hapis cezası alan bir hükümlünün cezası infaz edilince adli sicil kaydının silinebileceğini belirtmiştir. Ancak, suçun niteliği ve cezanın süresi nedeniyle arşiv kaydının silinmesi için 5352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin uygulanması gerekmiştir. Bu kapsamda, mahkum kişinin arşiv kaydı da ancak 5352 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki koşullara göre (hakların iadesi alınmışsa 15 yıl, alınmamışsa 30 yıl) silinebilecektir. Yargıtay, söz konusu kararında hükümlünün arşiv kaydını sildirebilmesi için ya 15 yıl geçmesini ya da 30 yıl kuralını beklemesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Karar No: 2013/9374).
  • 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet suçu (adli para cezası): Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 6136 sayılı Kanuna muhalefet kapsamında ağır para cezasına mahkum edilmiş bir sanığın sabıka kaydının silinmesi konusunda değerlendirme yapmıştır. Karara göre, suç vasfı itibariyle Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinin 2. fıkrası kapsamına giren bir suç işlendiği için, sicil kaydının silinmesi mümkündür ancak arşiv kaydının silinmesi yine aynı kurallara tabidir. Yani sanığın sabıka kaydı, ceza infaz edilince silinip arşive alınabilir; ancak arşiv kaydının tamamen silinmesi için ya yasaklanmış hakların iadesi kararıyla 15 yıl, ya da bu karar olmaksızın 30 yıl geçmesi gerekir. Yargıtay bu kararında, ceza süresi kısa olsa bile suçun türü itibarıyla uzun arşiv sürelerine tabi olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas No: 2011/16743, Karar No: 2011/16146, Tarih: 15.12.2011).
  • Vergi kaçakçılığı suçu (VUK m.359): Vergi Usul Kanunu m.359’a aykırılık (vergi kaçakçılığı) suçundan mahkum olan bir kişinin cezası infaz edildikten sonra arşiv kaydının silinmesi talebi incelenmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, vergi kaçakçılığı mahkumiyetinin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 3. maddesinde belirli hak yoksunlukları arasında sayıldığına dikkat çekmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Anayasa’nın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetler, kanunda öngörülen süreler dolmadan arşivden silinemez. Bu nedenle mahkeme, vergi kaçakçılığı mahkumiyetine ilişkin arşiv kaydının silinmesine dair yerel mahkeme kararını yasaya aykırı bularak bozmuştur. Sonuç olarak, vergi kaçakçılığı gibi özel kanunlarda düzenlenen ve hak yoksunluğuna neden olan suçlarda arşiv kaydı, kanundaki uzun süreler dolmadan silinemeyecektir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Karar No: 2017/2541).
  • Yeni kanun uygulaması ve silme usulü: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlarla ilgili adli sicil silme işlemlerinde, 5352 sayılı yeni Adli Sicil Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda, suç tarihi 2005’ten sonra olduğu halde mahkeme eski kanunun geçici maddelerine göre sicil silinmesine karar vermiştir. Yargıtay, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kanun uyarınca böyle bir karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre infaz tamamlanınca kayıt Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından silinip arşive alınmalıdır; mahkeme doğrudan silme kararı veremez (özel koşullar oluşmadıkça). Ayrıca Kanun’un 12. maddesindeki arşiv silme koşulları oluşmadan, mahkeme kararıyla arşiv kaydının silinmesi de hukuka aykırıdır. Bu karar, adli sicil silme taleplerinin doğru mercie yönlendirilmesi ve kanuna uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2018/5885 E., 2018/3392 K.).

Yukarıdaki Yargıtay kararları, sabıka kaydının silinmesi konusunda özel durumları örneklemektedir. Özetle, bazı ciddi suçlarda ve belirli kanunlarda yer alan suç tiplerinde sabıka ve arşiv kayıtları daha uzun süre sistemde kalır. Hakların iadesi kararı almak bu süreyi kısaltabilir. Diğer yandan, infazın tamamlanmasıyla sicil kaydının silinmesi esastır; mahkemelerin de güncel yasal düzenlemelere uyması gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Adli Sicil Kaydı (Sabıka Kaydı) Sildirmek İçin Ne Yapmalı?

Adli sicil kaydı, şartları oluştuğunda kendiliğinden silinir (sicilden arşive alınır). Örneğin cezanız tamamen infaz edilmişse, sabıka kaydınız otomatik olarak arşive kaldırılır. Ancak belirli bir süre geçtiği halde kaydınız silinmediyse, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne başvurarak sildirme talebinde bulunabilirsiniz. Başvuru için, ilgili kuruma yazılı dilekçe gönderebilir veya e-Devlet üzerinden “Adli Sicil Kaydı Silme Başvurusu” yapabilirsiniz. Başvurunuz incelendikten sonra, yasal silinme şartları gerçekten yerine gelmişse kayıt silinecektir.

Adli Sicil Kaydı Hangi Durumlarda Silinir?

Adli sicil kaydı, temel olarak üç durumda silinir: (1) Cezanın infazının tamamlanması (hapis cezasının bitmesi/tahliye veya para cezasının ödenmesi gibi), (2) Mahkumiyeti tamamen ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık kararı verilmesi, (3) Ceza infaz edilmeden zamanaşımına uğraması, genel af ilanı veya kişinin ölmesi. Bu durumlardan biri gerçekleştiğinde sabıka kaydı aktif sicilden silinir ve arşive taşınır. Arşivdeki kaydın tamamen silinmesi ise ayrıca belirli süreler gerektirir (genelde 5 yıl, özel durumlarda 15/30 yıl gibi).

Adli Sicil Arşiv Kaydı Nedir? Ne Zaman Tamamen Silinir?

Arşiv kaydı, sabıka kaydından silinmiş (aktif kayıttan çıkarılmış) mahkumiyet bilgilerinin tutulduğu, yalnızca yetkili mercilerce görülebilen kayıttır. Örneğin siciliniz temiz görünüyorsa muhtemelen eski mahkumiyetiniz arşivdedir. Arşiv kaydı, eğer mahkumiyet özel bir yasa gereği uzun süre saklanması gereken bir suç değilse, 5 yıl sonra tamamen silinir. Ancak mahkumiyet Anayasa’nın 76. maddesinde veya başka kanunlarda sayılan bir suça aitse, arşiv kaydı 15 yıl (hakların iadesi kararı varsa) veya 30 yıl (hakların iadesi yoksa) sonunda silinebilir. Kişinin ölümü ya da suçun kanundan kalkması gibi durumlarda arşiv kaydı beklemeksizin silinir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kararı Sabıka Kaydına İşlenir mi?

Hayır, HAGB kararları adli sicilin normal kısmına işlenmez. HAGB aldığınızda, sabıka kaydı belgenizde bu karar görünmez. HAGB kayıtları, adli sicil sisteminde sadece özel bir bölümde tutulur ve sadece mahkemeler, savcılıklar gibi adli makamlar tarafından talep edilirse görülebilir. Denetim süresi sonunda hüküm hiç açıklanmazsa, HAGB kaydı tamamen silinmiş sayılır ve hiçbir yerde görünmez.

İdari Para Cezaları veya Disiplin Cezaları Sabıka Kaydına Girer mi?

Hayır, idari para cezaları (örneğin trafik cezaları, karantina ihlali cezaları gibi mahkeme kararına dayanmayan cezalar) adli sicile işlemez. Benzer şekilde, disiplin cezaları veya tazyik hapsi kararları da sabıka kaydında yer almaz. Sabıka kaydında yalnızca adli (mahkeme) cezaları bulunur. Mahkeme tarafından hükmedilen adli para cezaları ise sabıka kaydına girer, çünkü bunlar bir ceza mahkumiyetidir.

Adli Sicil Kaydı Olan Biri İşe Girebilir mi?

Özel sektörde, sabıka kaydı olan birinin işe girip giremeyeceği işveren politikalarına bağlıdır. Birçok özel şirket, adli sicil kaydına bakmaksızın eleman alabilirken, bazıları özellikle belli suçlardan sabıkası olanları istihdam etmek istemeyebilir. Kamu sektörü ve memuriyetlerde ise belirli suçlardan hüküm giymiş olmak engel teşkil edebilir. Örneğin yüz kızartıcı suçlar, terör suçları, devlete karşı suçlar gibi Anayasa ve kanunlarda belirtilen sabıkalar, memuriyete engeldir. Sonuç olarak, sabıka kaydı olan bir kişi özel sektörde bazı işlere girebilir ancak kamu görevlerine atanma konusunda kısıtlamalarla karşılaşabilir.

Adli Sicil Kaydının Tamamen Temizlenmesi Ne Kadar Sürer?

Bu süre, işlenen suçun türüne ve cezanın niteliğine göre değişir. Mahkumiyetiniz infaz olduktan sonra adli siciliniz temiz (sıfır) görünmeye başlar, ancak kayıt arşive alınır. Eğer mahkumiyetiniz özel bir düzenlemeye tabi değilse arşiv kaydı 5 yıl sonra tamamen silinir ve artık hiçbir şekilde görünmez hale gelir. Bazı daha ağır suçlarda ise arşiv kaydının silinmesi için 15 yıl ya da 30 yıl gibi sürelerin geçmesi gerekir. Örneğin, basit yaralama, hırsızlık gibi suçlar 5 yıl sonra temizlenebilirken; cinsel suçlar, devlete karşı suçlar gibi ağır suçlarda genellikle 15 veya 30 yıl beklemek gerekir.

Hangi Suçlar 5 Yıl Sonra Sabıka Kaydından Silinir?

Genel olarak, hafif ve orta dereceli suçlar diyebileceğimiz kategorideki mahkumiyetler 5 yıl sonra arşivden tamamen silinir. Örneğin, taksirle yaralama (dikkatsizlikle birine zarar verme), güveni kötüye kullanma, basit hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar özel bir kanuni kısıtlamaya tabi olmadıkları sürece infazdan 5 yıl sonra temizlenir. Bu suçlarda, ceza infaz edilir edilmez sabıka kaydı arşive alınır ve arşive alındığı tarihten itibaren 5 yıl geçince kayıt yok edilir. Daha ağır suçlar (örneğin kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, zimmet) ise Anayasa veya yasalar gereği hak yoksunluğu doğurduğundan 5 yıl kuralına tabi değildir; bunlarda 15–30 yıl kuralı uygulanır.

Adli Sicil Kaydı Sildirme Dilekçesi Nereye Verilir?

Sabıka kaydınızı sildirmek için dilekçeyle başvurmanız gereken merci, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’dür (Adalet Bakanlığı’na bağlı merkezi sicil kurumu). Dilekçenizi, bu Genel Müdürlüğe hitaben yazarak posta yoluyla gönderebilirsiniz. Bulunduğunuz yerden PTT aracılığıyla iadeli taahhütlü olarak göndermek uygun olacaktır. Dilekçede T.C. kimlik numaranızı, iletişim bilgilerinizi ve silinmesini istediğiniz mahkumiyetin detaylarını belirterek, Adli Sicil Kanunu’na göre şartlar oluştuğu için kaydın silinmesini talep ettiğinizi ifade etmelisiniz. Alternatif olarak, e-Devlet üzerinden de adli sicil silme başvurusu yapabilirsiniz. E-Devlet’te ilgili formu doldurup gönderdiğinizde, başvurunuz aynı şekilde değerlendirmeye alınır.

E-Devlet Üzerinden Sabıka Kaydı Silme İşlemi Yapılabilir mi?

Evet. E-Devlet kapısı üzerinden Adalet Bakanlığı’nın sunduğu hizmetler arasında “Adli Sicil Kaydı Silme Başvurusu” seçeneği bulunmaktadır. Bu hizmeti kullanarak, adli sicilinizin silinmesi talebini online olarak iletebilirsiniz. Başvuru yapabilmek için öncelikle sicil kaydınızın silinme şartlarının oluşmuş olması gerekir (örneğin cezanız bitmiş olmalı). E-Devlet üzerinden yapılan başvurular genellikle yaklaşık 10-15 gün içinde sonuçlandırılmaktadır. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, başvuruyu inceleyip eğer yasal koşullar mevcutsa sicilin silinmesine karar verir ve sonucu yine e-Devlet üzerinden görüntüleyebilirsiniz.

GBT Kaydı Nasıl Silinir?

GBT (Genel Bilgi Toplama) kaydı, polis ve jandarma tarafından yapılan kimlik sorgulamalarında görülen, kişiye ait adli ve idari bilgileri içeren bir veritabanıdır. GBT’de, adli sicil kayıtlarının yanı sıra devam eden soruşturmalar, yakalama kararları, tedbirler gibi bilgiler de yer alabilir. GBT kaydının silinmesi, adli sicil silinmesinden farklıdır. Eğer hakkınızda bir soruşturma takipsizlikle sonuçlanmışsa veya kovuşturmada beraat etmişseniz, GBT kayıtlarınızın temizlenmesi gerekir. Genellikle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı, takipsizlik veya beraat kararını emniyet birimlerine bildirerek GBT kayıtlarını günceller. Siz de Emniyet Genel Müdürlüğü’ne veya savcılığa başvurarak GBT’deki eski kayıtların (örneğin düşmüş davaların) silinmesini talep edebilirsiniz. Ceza alıp infaz tamamlamış olsanız bile, bu durum GBT’de görülebilir; ancak ceza infaz olduktan ve sicil silindikten sonra GBT sorgusunda da çıkmaması gerekir. GBT kaydı silme işlemleri için en sağlıklı yol, bir dilekçeyle ilgili makamlara başvurmaktır.

Adli Sicil Affı (Sabıka Kaydı Affı) Çıkacak mı?

Zaman zaman kamuoyunda adli sicil affı (sabıka affı) olarak bilinen düzenlemeler gündeme gelebilmektedir. Bu, belirli suçlar veya süreler bakımından sabıka kayıtlarının toplu olarak silinmesini öngören bir yasal af anlamına gelir. Hukukumuzda “adli sicil affı” adıyla ayrı bir kurum bulunmamaktadır. Sabıka kayıtları yalnızca 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde sayılan koşullarla (ölüm; arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren duruma göre 5, 15 veya 30 yıl geçmesi; fiilin suç olmaktan çıkarılması; yargılamanın yenilenmesi veya kanun yararına bozma sonucu beraat) silinebilmektedir.[ref]5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12[/ref] İleride bir kanun çıkarak belirli suçlar için sicil affı getirilirse, bu durumda o kapsama giren kişilerin adli sicil kayıtları kanunun belirlediği esaslara göre temizlenecektir. Ancak şu an için böyle bir düzenleme yoktur.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Dilekçe Örneği yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/adli-sicil-kaydi-nasil-silinir-dilekce-ornegi/feed/ 0