İcra ve İflas HukukuİCRA HUKUKUNDA SÜRELER

İcra hukukunda süreler, İcra ve İflas Kanunu tarafından bir hakkın kullanılması veya bir usul işleminin yapılması için tanınan meşru zaman aralığını ifade eder. İcra hukukunun şekli ve katı yapısı gereği, işlemlerin belirli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunur. Bu kısıtlamalar, alacaklı için hakkına en kısa sürede kavuşma imkânı sunarken; borçlu için de savunma haklarını kullanabileceği belirli bir alan yaratır.

İcra hukukuna özgü süreler, yalnızca tarafları değil, icra dairelerini ve mahkemeleri de bağlayan niteliktedir. İcra müdürlüklerinin işlem yapma yetkisi de kanunda öngörülen sürelerle sınırlıdır. Bu bağlamda süreler, icra işlemlerinin hukuka uygunluğunun ve denetlenebilirliğinin temel unsurunu oluşturur.

Uygulamada, icra hukukunda sürelerin yanlış hesaplanması veya gözden kaçırılması, telafisi güç ve bazen imkânsız sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle icra hukukunda süreler hem alacaklı hem de borçlu bakımından özel dikkat ve teknik bilgi gerektiren bir alan olarak kabul edilmektedir.

İÇİNDEKİLER

İCRA HUKUKUNDA SÜRE KAVRAMI VE ÖNEMİ

İcra hukukunda süre kavramı, icra takibinin tarafları açısından belirli bir işlemin yapılabileceği veya yapılması gereken zaman aralığını ifade eder. Bu süreler, İcra ve İflas Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatta açıkça düzenlenmiş olup, icra işlemlerinin belirli bir düzen ve disiplin içerisinde yürütülmesini amaçlamaktadır.

İcra hukukunda sürelerin önemi, takip işlemlerinin geçerliliğini doğrudan etkileyen şu kritik sonuçlarda tezahür eder:

  • Borçlu Yönünden: Borçluya tanınan itiraz süreleri, savunma hakkının mutlak bir sınırı niteliğindedir. Bu sürenin geçirilmesiyle birlikte borçlunun maddi hukuktan kaynaklanan tüm def’i ve itirazları, icra dosyası nezdinde hükümsüz hale gelir ve takip “kesinleşmiş” kabul edilerek mülkiyet hakkına müdahale süreci (haciz) başlar.
  • Alacaklı Yönünden: Alacaklı bakımından süreler, takibi canlı tutulması kapsamında önemlidir. Örneğin kanunda öngörülen haciz veya satış isteme sürelerine uyulmaması, mevcut hacizlerin hukuken kendiliğinden kalkmasına ve takibin âtıl kalmasına yol açar. Bu durum, alacaklının rüçhan (öncelik) haklarını kaybetmesiyle sonuçlanan ağır bir müeyyidedir.
  • İcra Dairesi Yönünden: İcra dairesi, kanuni sürelerin dışına çıkan talepleri reddetmekle yükümlüdür; zira süreler icra müdürüne tanınmış bir takdir yetkisi değil, emredici bir görevdir. Süresi dışında yapılan işlemler “yok hükmünde” sayılabileceği gibi, süresiz şikâyet konusu edilerek tüm takip safahatını geriye döndürebilir.

İCRA HUKUKUNDA SÜRE TÜRLERİ

İcra hukukunda süreler, kaynağına ve bu sürelere uyulmamasının doğurduğu hukuki sonuçlara göre farklı kategorilere ayrılmaktadır.

İcra hukukunda süreler genel olarak şu üç ana grupta tasnif edilmektedir:

  • Kanuni Süreler: İcra ve İflas Kanunu veya ilgili diğer kanunlar tarafından açıkça düzenlenen sürelerdir. Bu süreler emredici nitelikte olup ne icra dairesi ne de taraflar tarafından değiştirilemez veya uzatılamaz. Ödeme emrine itiraz süresi, haciz isteme süresi ve satış talep süreleri bu kategorinin en tipik örnekleridir.
  • Takdiri Süreler: Kanunun açıkça belirttiği durumlarda, icra müdürü veya icra hâkimi tarafından tayin edilen sürelerdir. Örneğin; bir borçluya mal beyanında bulunması veya bir belgeyi sunması için icra dairesince verilen ek süreler bu kapsamdadır. Bu sürelerin özelliği, süreyi veren makam tarafından haklı nedenlerin varlığı halinde uzatılabilmesidir.
  • Maddi ve Usulü Süreler: Sürenin sonunda etkilenen hakkın niteliğine göre yapılan ayrımdır. Maddi hukuk süreleri (örneğin zamanaşımı) hakkın özünü etkilerken; usulü süreler (örneğin şikâyet süresi) o hakkın sadece mevcut takip prosedürü içerisinde ileri sürülme imkânını etkiler.

1. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER

İcra hukukunda sürenin geçirilmesi durumunda ilgili hakkı tamamen ortadan kaldıran en sert zaman dilimleri hak düşürücü sürelerdir. Bu süreler, kamu düzenine ilişkin olup, takibin tarafları tarafından sözleşme ile değiştirilemez veya icra müdürü tarafından esnetilemez. Hak düşürücü sürenin dolmasıyla birlikte, o hak bir daha aynı takip dosyası üzerinden kullanılamaz ve bu durum icra organlarınca dosya üzerinden resen gözetilir.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde hak düşürücü sürelerin temel özellikleri ve uygulama alanları şunlardır:

  • Hakkın Nihayete Erer: Hak düşürücü süre dolduğunda, itiraz veya şikâyet gibi haklar sadece usulen değil, içerik olarak da sona erer. Örneğin, 7 günlük şikâyet süresi geçtikten sonra icra memurunun işlemine karşı başvuru yapılamaz; işlem hukuken kesinleşmiş sayılır.
  • Resen Dikkatte Alınır: Bu süreler tarafların savunmasına bağlı değildir. İcra müdürü veya icra hâkimi, bir talebin hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığını tespit ettiği anda, karşı tarafın itiraz etmesini beklemeden bu talebi reddetmekle yükümlüdür.
  • Durdurma ve Kesilmenin Olmaması: Zamanaşımı sürelerinden farklı olarak, hak düşürücü süreler kural olarak durmaz ve kesilmez. Süre başladığı andan itibaren kesintisiz işler ve bittiği an hukuk sahasındaki etkisi kesinleşir.

Bazı Hak düşürücü Süreler:

  • Şikâyet Süresi (İİK m. 16): İcra memurunun yaptığı usulsüz bir işleme karşı, bu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine başvurulması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi halinde işlem, usulsüz olsa dahi geçerli bir işlemin tüm sonuçlarını doğurur.
  • İtirazın Kaldırılması Talebi (İİK m. 68): Borçlunun itirazı ile duran takibi devam ettirmek isteyen alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemelidir. Bu süre geçtikten sonra aynı takip dosyasında itirazın kaldırılması yoluna gidilemez. Alacaklının itirazın iptali davası açma hakkı saklıdır.
  • İtirazın İptali Davası (İİK m. 67): Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açmalıdır. Bu sürenin geçirilmesi durumunda alacaklı, o takibe devam etme hakkını kaybeder (ancak alacak hakkı bakidir, yeni bir dava açabilir).
  • İstihkak Davası (İİK m. 97-99): Haczedilen malın kendisine ait olduğunu iddia eden üçüncü kişi veya borçlu, bu iddiasını haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde ileri sürmelidir. Bu süre geçtikten sonra aynı hacze ilişkin istihkak iddiasında bulunulamaz.
  • İhalenin Feshi Talebi (İİK m. 134): İhalede yolsuzluk veya usulsüzlük olduğunu iddia eden ilgililer, ihale tarihinden itibaren (bazı istisnalarda öğrenme tarihinden itibaren) 7 gün içinde feshini istemelidir. Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikâyet müddeti öğrenmede tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez.
  • Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65): Borçlu, elinde olmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememişse, bu engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde gecikmiş itirazda bulunmalıdır. Bu çok kısa süre, sistemin hızını korumaya yönelik katı bir hak düşürücü süredir.

2. İCRA HUKUKUNDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

İcra hukukunda süreler içerisinde zamanaşımı, alacak hakkı maddi hukuk bakımından varlığını korumasına rağmen, bu hakkın devlet zoruyla (cebri icra yoluyla) takip edilmesini engelleyen bir savunma vasıtasıdır. Hak düşürücü sürelerden temel farkı, borcun özünü değil, o borcun talep edilebilirliğini etkilemesidir. İcra takibinin her aşamasında (takip öncesi, takip sırası veya takip kesinleştikten sonra) gündeme gelebilen bu süreler, borçluya “borcu ödemekten kaçınma” yetkisi veren bir def’i hakkı tanır.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde zamanaşımı sürelerinin temel özellikleri ve uygulama alanları şunlardır:

  • Def’i Niteliği ve İleri Sürülme Zorunluluğu: Zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle icra müdürü veya mahkeme tarafından kendiliğinden (resen) dikkate alınmaz. Borçlunun, sürenin dolduğunu bizzat ileri sürmesi gerekir; aksi takdirde zamanaşımına uğramış bir borç için icra işlemlerine devam edilebilir.
  • Kesilme ve Durma Özelliği: Hak düşürücü sürelerin aksine, zamanaşımı süreleri belirli nedenlerle durabilir veya kesilebilir. İcra takibi kesinleştikten sonra alacaklı tarafından yapılan her geçerli takip işlemi (haciz talebi, satış talebi, yenileme dilekçesi gibi) zamanaşımını keser ve süreyi baştan başlatır.
  • İcranın Geri Bırakılması: Takip kesinleştikten sonraki evrede borcun zamanaşımına uğraması durumunda, borçlu İİK m. 33 veya 71 uyarınca icra mahkemesine başvurarak takibin devamını engelleyebilir. Bu talep kabul edildiğinde, o takip dosyası üzerinden işlem yapılması hukuken imkânsız hale gelir. İİK m. 33 İlamlı icralarda uygulanması gereken bir maddeyken İİK m.71 İlamsız icra takiplerinde esas alınması gereken bir maddedir.

Bazı Zamanaşımı Süreleri:

  • İlamların İnfazı: Mahkeme kararlarının (ilamların) icraya konulması ve takibi için genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre ilamın kesinleşmesi ile başlar.
  • Bono ve Çekler: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda, senedin türüne göre (bono ve çeklerde) 3 yıllık özel zamanaşımı süreleri geçerlidir.
  • İşçi Alacakları: İş mahkemesi ilamlarına dayanan kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.
  • Periyodik Edimler: Kira bedeli, nafaka ve faiz gibi belirli aralıklarla ödenen alacaklar için 5 yıllık süre öngörülmüştür.
  • Sebepsiz Zenginleşme: İcra dosyasındaki haksız tahsilatların iadesi taleplerinde, öğrenmeden itibaren 2 yıl ve her durumda 10 yıllık süreler uygulanır.

3. USULE İLİŞKİN SÜRELER

İcra hukukunda süreler tasnifinde usule ilişkin süreler, takibin idari ve teknik işleyişini düzenleyen, genellikle icra organlarının veya tarafların belirli bir usul işlemini tamamlaması için öngörülen zaman dilimleridir. Bu süreler, hak düşürücü süreler kadar sert sonuçlar doğurmasa da takibin “usul ekonomisi” ilkesine uygun olarak makul sürede sonuçlandırılmasına hizmet eder. Usule ilişkin sürelerin bir kısmı kanunla belirlenmişken, bir kısmı icra müdürünün takdiriyle şekillenir.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde usule ilişkin sürelerin temel özellikleri ve uygulama alanları şunlardır:

  • İşlemin Geçerlilik Şartı: Usul süreleri, bir takip işleminin sıhhatli bir şekilde yapılabilmesi için gereken ön hazırlık veya bekleme süreleridir. Bu sürelere uyulmadan yapılan işlemler, icra mahkemesi nezdinde “şikâyet” konusu edilebilir ve işlemin iptaline yol açabilir.
  • Takibin İlerleyişini Düzenleme: Usul süreleri, takibin durmasını veya bir sonraki aşamaya geçilmesini kontrol eder. Örneğin, bir ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ile takibin kesinleşmesi arasında geçen süre, borçlunun haklarını kullanması için usuli bir süredir.

Bazı Usul Süreleri:

  • Ödeme Süreleri: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçluya borcunu ödemesi için verilen süre (adi takipte 7 gün, kambiyo takiplerinde 10 gün) usule ilişkin bir bekleme süresidir.
  • Satış Hazırlık Süreleri: Taşınmaz satışlarında ilan ile ihale tarihi arasında geçmesi gereken süreler, ihalenin usulüne uygun duyurulması için öngörülmüştür.
  • Tebligat ve İlan Süreleri: Satış ilanının ilgililere tebliğ edilmesi veya gazetede ilan edilmesi için uyulması gereken yasal periyotlar bu kapsamdadır.

İCRA TAKİBİNDE SÜRELERİN BAŞLANGICI

İcra hukukunda süreler, kural olarak bir işlemin ilgili tarafa bildirilmesi veya işlemin usulüne uygun olarak öğrenilmesi ile işlemeye başlar. İcra ve İflas Kanunu sistematiğinde sürelerin başlangıç anının hatasız tespiti, hak arama hürriyetinin korunması ve takibin kesinleşme safhalarının belirlenmesi bakımından hayati bir önem arz eder.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde sürelerin başlangıcına ilişkin temel özellikler şunlardır:

  • Tebliğ ile Başlama Esası: İcra hukukunda sürelerin büyük çoğunluğu, ilgili icra emrinin veya kararın muhatabına tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılan tebliğ işlemi, sürenin başlangıcı kabul edilir.
  • Öğrenme Tarihinin Esas Alınması: Tebligatın usulsüz yapıldığı durumlarda veya kanunun açıkça “öğrenme” tarihini işaret ettiği hallerde, süre ilgilisinin işlemi fiilen öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren başlar.
  • İlan Yolu: İhale ilanı gibi genele hitap eden işlemlerde, bazı sürelerin başlangıcı son ilan tarihinden itibaren hesaplanır.
  • Re’sen (Kendiliğinden) Başlayan Süreler: Bazı süreler ise herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın, kanuni bir olgunun gerçekleşmesiyle başlar. Örneğin, haciz konulduğu andan itibaren satış isteme süresi herhangi bir tebligata bağlı olmaksızın işlemeye başlar.

Önemli Örnekler:

  • Ödeme ve İcra Emirleri: Borçluya gönderilen ödeme emrine karşı itiraz süresi, tebligatın borçluya ulaştığı günün ertesi günü itibarıyla başlar.
  • Şikâyet Başvurusu: İcra memurunun yaptığı usulsüz bir işlemin öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarih, 7 günlük şikâyet süresinin başlangıç noktasıdır.
  • Haciz İsteme Süresi: İlamsız takiplerde ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren, itiraz edilmemesi halinde haciz isteme yetkisi doğar ve süre bu andan itibaren hesaplanır.
  • İhalenin Feshi: Kural olarak ihale tarihinden itibaren başlar; ancak satış ilanının tebliğ edilmemesi gibi usulsüzlüklerde “öğrenme” tarihi esas alınır.
  • İstihkak İddiası: Üçüncü şahısların veya borçlunun istihkak iddiası, haciz işleminin yapıldığı veya haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

TEBLİGATA BAĞLI SÜRELER

İcra takibi, doğası gereği borçlunun mülkiyet hakkına müdahale eden bir süreç olduğundan, her aşamanın ilgilisine usulüne uygun olarak bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. Tebligata bağlı süreler, tebliğ işleminin hukuken tamamlandığı andan itibaren işlemeye başlayan ve kural olarak uzatılması mümkün olmayan kesin sürelerdir. Usulsüz tebligat halinde süreler başlamaz.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde tebligata bağlı sürelerin temel özellikleri ve uygulama alanları şunlardır:

  • Tebligata bağlı süreler, borçlunun kendisine yöneltilen takipten haberdar olması ve savunma yapabilmesi için tanınan anayasal bir güvencedir. Tebligat yapılmadan hiçbir süre işlemeye başlamaz.
  • Sürelerin sağlıklı bir şekilde işlemeye başlaması için yapılacak tebliğin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olması gerekir. Usulsüz tebligat durumunda süre başlamaz.
  • Tebligata bağlı süreler sessiz kalınarak geçirilirse, ilgili işlem (örneğin ödeme emri veya kıymet takdiri) kesinleşir. Bu kesinleşme, alacaklıya haciz isteme veya satış talep etme gibi bir sonraki takip safhasına geçiş yetkisi verir.

ÖDEME EMRİNE İLİŞKİN SÜRELER

Ödeme emri, icra takibinin borçluya yönelik ilk hamlesidir. Bu safhada öngörülen süreler, borçlunun savunma hakları ile alacaklının takip yapma yetkisi arasındaki dengeyi tesis eder. Bu sürelerin en belirgin özelliği, bir kısmının borçlunun “itirazı” için, bir kısmının ise borcun “ödenmesi” için tanınmış olmasıdır. Sürelerin dolmasıyla birlikte takip kesinleşir ve cebri icra işlemlerine geçiş imkânı doğar.

İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde ödeme emrine ilişkin sürelerin temel özellikleri ve uygulama alanları şunlardır:

  • Ödeme emri kural olarak iki farklı süreyi barındırır: Birincisi, borçlunun takibi durdurabileceği borca itiraz süresi; ikincisi ise borcun haciz baskısı olmadan ödenebileceği ödeme süresi Bu iki süre çoğu zaman aynı olsa da takip türüne göre farklılık gösterir.
  • Hak Düşürücü Etki: Ödeme emrine karşı öngörülen itiraz süreleri kesin ve hak düşürücü niteliktedir. Borçlu bu süre zarfında itiraz etmezse, alacaklının iddia ettiği borcu ve takip yetkisi icra dairesi nezdinde kesinleşir.

1. ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SÜRESİ

Ödeme emrine itiraz süresi, borçlunun kendisine yöneltilen takibin haksız veya usulsüz olduğunu ileri sürmesi için tanınan, geçirilmesi halinde takibi kesinleştiren en kritik hak düşürücü süredir. Bu süre, borçlunun savunma hakkının temelini oluşturur ve ilamsız takiplerde takibin durdurulması işlevini görür.

  • Takibi Durdurma Etkisi: Süresi içerisinde yapılan geçerli bir itiraz, ilamsız takiplerde takibi olduğu yerde durdurur. Bu süre geçtikten sonra yapılan itirazlar icra müdürlüğü tarafından reddedilir ve takibe devam edilir.
  • Kesin ve Hak Düşürücü Niteliği: Bu süreler taraflarca veya icra müdürünce değiştirilemez. Sürenin son günü bir tatil gününe rastlamıyorsa, mesai saati bitimine kadar itirazın yapılmış olması şarttır.
  • Başlangıç Anı: İtiraz süresi, her zaman ödeme emrinin borçluya (veya vekiline) usulüne uygun tebliğ edildiği günün ertesi günü başlar.

Ödeme Emrine İtiraz Türleri:

  • Ödeme Emrine İtiraz: İlamsız takiplerde borçlunun ödeme emrine karşı yapacağı itiraz, tebligatın yapıldığı günü takip eden 7 gün içinde icra dairesine sunulmalıdır.
  • Kambiyo Senedine İtiraz: Çek veya bono gibi senetlere dayalı takiplerde borçlunun borca veya imzaya itirazı, tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
  • Kıymet Takdirine İtiraz: Hacizli malın değerinin belirlendiği bilirkişi raporunun taraflara tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde dava açılması gerekir.
  • Tahliye Emri: Kira borcu nedeniyle başlatılan tahliye talepli takiplerde, tahliye emri tebliğinden itibaren borçluya itiraz için 7 gün, ödeme için ise kiralananın türüne göre 30 gün süre tanınır.

2. ÖDEME SÜRESİ

Ödeme süresi, borçlunun hakkında başlatılan icra takibine konu borcu, herhangi bir ek masraf veya cebri icra (haciz) baskısı altına girmeden rızasıyla ödemesi için kendisine tanınan yasal süredir. Bu süre, borçluya borcunu kapatma imkânı sunarken, alacaklıya da bu süre dolmadan haciz talep etme hakkı vermez. Bunlar;

  • İlamsız Takipler: Genel haciz yolunda borcun ödenmesi için tanınan süre 7 gündür.
  • Kambiyo Takipleri: Çek ve bono takiplerinde borçluya borcunu ödemesi için 10 gün süre verilir.
  • Tahliye Talepli Takipler: Kira borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takiplerde, tahliyeyi önlemek için borçluya tanınan süre konut kiralarında 30 gündür.
  • İlamlı İcra: Mahkeme kararına dayanan bir icra emri gönderildiğinde, borcun ödenmesi için verilen süre 7 gündür.

HACZE İLİŞKİN SÜRELER

Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklıya tanınan haciz yetkisi, belirli zaman kısıtlamalarına tabidir. Bu aşamadaki süreler, alacaklının takipteki ciddiyetini ölçerken borçlunun mülkiyet hakkının sonsuza kadar “haciz şerhi” ile kısıtlanmasını engellemeyi amaçlar. Haciz safhası; talebin yapılması, haczin uygulanması ve haczin muhafazası gibi kendi içinde farklı usuli süreleri barındıran bir süreçtir.

Hacze ilişkin sürelerin genel nitelikleri şunlardır:

  • Sürelerin Hak Düşürücü Etkisi: Haciz aşamasındaki sürelerin çoğu, uyulmadığı takdirde takibi durduran veya konulan haczi hükümsüz kılan hak düşürücü niteliktedir.
  • Resen Gözetme: İcra müdürü, özellikle haczin düşmesine yol açan sürelerin geçip geçmediğini işlem yaparken kendiliğinden (resen) dikkate almak zorundadır.

1.  HACİZ TALEP SÜRESİ

İcra hukukunda takibin sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla alacaklıya, takibi ilerletme yükümlülüğü yüklenmiştir. İİK m. 78 uyarınca alacaklı, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz talebinde bulunmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresi içinde haciz istenmez veya haciz talebi geri alındıktan sonra bu bir yıllık süre zarfında yenilenmezse takip dosyası işlemden kaldırılır. Dosyası işlemden kaldırılan alacaklı, takibe devam edebilmek için İİK m. 78/4 uyarınca yenileme talebinde bulunmalı ve varsa yenileme harcını ödemelidir; ancak bu durumda dahi önceki haciz safhalarından doğan haklar korunmaz ve yeniden haciz istemek gerekir.

  • Takibin Yenilenmesi: 1 yıllık süreyi geçiren alacaklı, takibe devam edebilmek için “yenileme talebi” vermelidir. Bu durumda borçluya yeni bir ödeme emri gönderilmez, ancak yenileme emri tebliğ edilene kadar yapılan eski işlemler korunur.
  • Yenileme Harcı: Süreyi kaçıran alacaklı, takip miktarının binde biri oranında (ilamsız takiplerde) bir yenileme harcı ödemekle yükümlüdür.

2. HACZİN DÜŞMESİ SÜRESİ

Haczin düşmesi, usulüne uygun olarak konulmuş bir haczin, kanunda öngörülen süreler içinde satışının istenmemesi veya gerekli masrafların yatırılmaması nedeniyle hukuken ortadan kalkmasıdır. Bu kurum, borçlunun mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamanın belirsiz bir süre devam etmesini engelleyerek alacaklıyı takibi sonuçlandırmaya zorlar. Haczin düşmesiyle birlikte, o mal üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlaması kendiliğinden sona erer.

Haczin düşmesi süresinin temel esasları şunlardır:

  • Süre: 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle birlikte, taşınır ve taşınmaz ayrımı kaldırılarak tüm mallar için satış isteme süresi 1 yıl olarak düzenlenmiştir. Haciz tarihinden itibaren bu süre içinde satış talep edilmelidir.
  • Resen Hüküm Doğurması: Haczin düşmesi için borçlunun bir talepte bulunmasına veya icra müdürünün karar almasına gerek yoktur. Süre dolduğunda haciz “kanun gereği” kendiliğinden kalkar.
  • Giderlerin Yatırılması Şartı: Sadece satış istemek yeterli değildir; alacaklının satış talebiyle birlikte, Adalet Bakanlığı tarifesinde belirlenen satış giderlerini (muhafaza, ilan, kıymet takdiri vb.) peşin olarak yatırması gerekir. Aksi halde satış talebi yapılmamış sayılır ve haciz düşer.

SATIŞA İLİŞKİN SÜRELER

Taşınır malların satış süreci, mülkiyetin süratle paraya çevrilmesi esasına dayanır. İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, alacaklı haczolunan taşınır malın satışını haciz tarihinden itibaren 1 yıl içinde talep etmelidir. Bu süre hak düşürücü olup, sadece satış talebinde bulunulması yeterli değildir; aynı zamanda Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen muhafaza ve satış giderlerinin de bu süre zarfında icra veznesine peşin olarak yatırılması zorunludur. Aksi halde, ilgili taşınır üzerindeki haciz kanun gereği kendiliğinden kalkar.

1. TAŞINIR MALLARDA SATIŞ SÜRESİ

Taşınır malların paraya çevrilme süreci, İİK m. 106 ve m. 110 maddelerinde düzenlenen hak düşürücü sürelere tabidir. Alacaklı, taşınır malın fiilen veya kayden haczinden itibaren 1 yıl içinde satış talebinde bulunmakla mükelleftir. Bu süre, mülkiyet hakkının belirsiz süreyle kısıtlanmasını önlemeye yönelik bir kamu düzeni kuralıdır. Satış talebiyle birlikte, o yılın satış giderleri tarifesine uygun masrafların peşin olarak depo edilmesi zorunludur; aksi halde İİK m. 110 uyarınca haciz kendiliğinden kalkar ve alacaklı mal üzerindeki rüçhan (öncelik) hakkını kaybeder.

Geçerli bir satış talebinin varlığı halinde icra dairesi, İİK m. 112 gereği taşınır malı 2 ay içinde satmak zorundadır. Ancak bu genel kuralın istisnası olan “acele satış” hali İİK m. 113 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, haczolunan taşınırın değeri süratle düşüyorsa veya muhafazası fahiş masrafa yol açacaksa, icra müdürü alacaklının veya borçlunun talebiyle, malın derhal satılmasına karar verebilir.

İhale aşamasında ise alıcının borcu ödeme süresi İİK m. 130 kapsamında belirlenir. İhaleyi kazanan tarafa, ihale bedelini yatırması için icra müdürü tarafından kural olarak 7 gün süre verilir; bu süre ancak istisnai hallerde 10 güne tamamlanabilir. Bedelin süresinde yatırılmaması durumunda ihale kararı icra dairesince iptal edilir ve İİK m. 133 uyarınca taşınır mal, en yüksek teklifi veren bir sonraki alıcıya teklif edilir veya yeniden satışa çıkarılır.

2. TAŞINMAZ MALLARDA SATIŞ SÜRESİ

Taşınmaz malların cebri icra yoluyla satışı, taşınırlara oranla çok daha sıkı şekil şartlarına ve mülkiyet güvenliğini esas alan emredici sürelere bağlanmıştır. Bu sürecin temel dayanağı olan İİK m. 106 uyarınca, alacaklı taşınmazın haczinden itibaren 1 yıl içinde satış talebinde bulunmalı ve gerekli giderleri peşin olarak yatırmalıdır. Bu süre içerisinde satış talebinin yapılmaması halinde, İİK m. 110 gereğince haczin kaldırılması sonucunu doğurur.

Satış hazırlıkları kapsamında en kritik aşama olan kıymet takdiri, İİK m. 128/a maddesinde özel bir süreye tabi tutulmuştur. İcra dairesince hazırlanan kıymet takdiri raporu ilgililere tebliğ edilir ve tarafların tebliğden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde raporun feshini veya düzeltilmesini isteme hakları bulunur; bu süre kaçırılırsa belirlenen bedel kesinleşmiş sayılır. Kesinleşen kıymet takdirinin üzerinden 2 yıl geçmedikçe, kural olarak yeniden kıymet takdiri yapılamaz.

İCRA HUKUKUNDA SÜRELER

İCRA HUKUKUNDA SÜRELER

ŞİKÂYET VE İTİRAZ SÜRELERİ

İcra takibinin her aşamasında tarafların veya üçüncü kişilerin haklarını korumak amacıyla öngörülen bu süreler, takibin denetim mekanizmasını oluşturur. İcra ve İflas Kanunu, işlemlerin sürüncemede kalmaması için bu süreleri oldukça kısa tutmuş ve hak düşürücü nitelikte düzenlemiştir.

  1. İcra İşlemlerine Karşı Şikâyet Süreleri

Şikâyet, icra dairesinin kanuna aykırı veya hadiseye uygun olmayan işlemlerinin düzeltilmesi için icra mahkemesine başvurulmasını ifade eden özel bir kanun yoludur.

İİK m. 16 uyarınca şikâyet süreleri şu şekilde ayrılır:

  • 7 Günlük Süre: İcra müdürünün yaptığı bir işlemin kanuna aykırı olması veya hadiseye uygun bulunmaması durumunda şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Bu genel şikâyet süresidir.
  • Süresiz Şikâyet: Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet yoluna başvurulabilir. Ayrıca, kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da şikâyet herhangi bir süre sınırlamasına tabi değildir.
  1. Ödeme Emrine İtiraz Süreleri

İtiraz, borçlunun takipteki borca, imzaya veya alacaklının takip yetkisine karşı koymasıdır. Takip türüne göre süreler değişkenlik gösterir:

  • Genel Haciz Yolu (İlamsız Takip): Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz edebilir (İİK m. 62). Bu süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir.
  • Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine dilekçe vererek borca veya imzaya itiraz edebilir (İİK m. 168).
  • Gecikmiş İtiraz: Borçlunun elinde olmayan bir engel (hastalık, kaza vb.) nedeniyle süresinde itiraz edememesi durumunda, engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunma hakkı vardır (İİK m. 65).
  1. Satış ve İhale Sürecindeki İtirazlar
  • Kıymet Takdirine İtiraz: Taşınır veya taşınmaz malların değer tespitine karşı tebliğden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine başvurulmalıdır (İİK m. 128/a).
  • İhalenin Feshi: İhalenin usulsüz yapıldığı iddiasıyla, ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinden ihalenin feshi talep edilebilir (İİK m. 134). Bu süre hak düşürücü olup, şikâyet süresi niteliğindedir.

İSTİNAF VE TEMYİZ SÜRELERİ (İCRA HUKUKUNA ÖZGÜ)

İcra mahkemesi kararlarına karşı başvurulan kanun yolları, İİK m. 363 ve m. 364 hükümlerinde düzenlenen özel usullere tabidir. Kanun koyucu, icra takibinin doğası gereği bazı kararları istinaf denetimi dışında tutmuş, geri kalanlar için ise kesin süreler öngörmüştür.

  1. İstinaf Yoluna Başvuru (İİK m. 363)

İcra mahkemesinin, kanunda açıkça sayılan “istisna” durumlar dışındaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

  • İstinaf Edilemeyecek Kararlar: Maddede açıkça belirtildiği üzere; kıymet takdirine ilişkin şikâyet, satışın durdurulması, satış ilanının iptali, yediemin ücreti ve muhafaza şekli gibi kararlar ile m. 36 uyarınca verilen icranın geri bırakılmasına ilişkin kararlar aleyhine istinaf yoluna başvurulamaz.
  • Parasal Sınır: İstinaf yoluna başvurulabilmesi için alacak, hak veya malın değerinin yedi bin Türk lirasını (2026 yılı güncel değerleme oranları dikkate alınmalıdır) geçmesi şarttır.
  • Başvuru Süresi: Kanun metninde 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca istinaf süresi, kararın TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ HAFTADIR.
  • İcranın Durdurulması: İstinaf yoluna başvurulmuş olması, satıştan başka hiçbir icra işlemini kendiliğinden durdurmaz. Satışı durdurmak için kanunun öngördüğü özel usuller (tehir-i icra) saklıdır.
  1. Temyiz Yoluna Başvuru (İİK m. 364)

Bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri tarafından verilen nihai kararlara karşı başvurulan üst kanun yoludur.

  • Temyiz Sınırı: Miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz Türk lirasını (güncel değerleme oranları ile 2026 sınırı dikkate alınmalıdır) geçen nihai kararlar temyiz edilebilir.
  • Başvuru Süresi: Temyiz yoluna başvurma süresi, kararın TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ HAFTADIR.
  • Usul: Temyiz incelemesi ve başvurusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre gerçekleştirilir.
  • İcranın Durdurulması: Temyiz başvurusu da istinafta olduğu gibi satış işlemleri hariç icra takibini durdurmaz. Takibin diğer safhaları işlemeye devam eder.

SÜRELERİN KAÇIRILMASININ HUKUKİ SONUÇLARI

İcra hukukunda süreler, kamu düzenini ilgilendiren ve mahkemelerce resen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken hak düşürücü niteliktedir. Bu sürelerin tek bir gün dahi kaçırılması, takibin akıbetini ve tarafların maddi haklarını doğrudan etkileyen ağır sonuçlar doğurur.

Sürelerin kaçırılmasının temel sonuçları şunlardır:

  1. Takip ve Haciz İşlemleri Bakımından
  • Haczin Düşmesi: İİK m. 106 ve 110 uyarınca, 1 yıllık yasal süre içinde satış istenmez veya giderler yatırılmazsa, o mal üzerindeki haciz kanun gereği kendiliğinden kalkar. Bunun sonucunda alacaklı, o mal üzerindeki öncelik hakkını ve sırasını kaybeder.
  • Takibin Düşmesi: Ödeme emrine karşı itiraz süresinin kaçırılması, takibi kesinleştirirken; alacaklının yasal süreler içinde işlem yapmaması, takip dosyasının işlemden kaldırılmasına yol açar.
  1. İtiraz ve Şikâyet Hakları Bakımından
  • Ödeme emrine itiraz için öngörülen 7 günlük (genel haciz yolu) veya 5 günlük (kambiyo senetleri) süreler geçtiğinde, borçlu artık borcun esasına veya imzaya yönelik iddialarını o takip dosyası içinde ileri süremez. Takip kesinleşir ve cebri icra safhasına geçilir.
  • Şikâyet sürelerinin kaçırılması, icra memurunun yaptığı usulsüz işlemin “geçerli” hale gelmesine neden olur. Artık o işlemin iptali şikâyet yoluyla istenemez. Ancak süresiz şikâyet halleri saklıdır.
  1. Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz) Bakımından

İİK m. 363 ve m. 364 maddelerinde düzenlenen iki haftalık istinaf ve temyiz süreleri, kararların şekli anlamda kesinleşmesini sağlar. Süre geçtikten sonra yapılan başvurular, bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay tarafından esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Bu durum, yerel mahkeme kararının maddi anlamda kesinleşmiş bir hüküm halini alması sonucunu doğurur. Süre geçtikten sonra yapılan istinaf veya temyiz başvuruları, esasa girilmeksizin “süre aşımı” nedeniyle reddedilir.

  1. Gecikmiş itiraz (İİK m. 65)

Sürelerin kaçırılmasının tek istisnası, kişinin elinde olmayan ağır bir engel (hastalık, kaza, doğal afet) nedeniyle işlemi yapamamış olmasıdır. Bu durumda kişi, engelin kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde Gecikmiş itiraz” talebinde bulunarak kaçırdığı işlemi yapabilir. Ancak bu talep, engelin varlığının ispatlanması şartına bağlıdır ve takibi kendiliğinden durdurmaz.

SÜRELERİN HESAPLANMASI VE TATİL GÜNLERİNİN ETKİSİ

İcra hukukunda süreler (müddetler), cebri icra işlemlerinin hızı ve hukuki güvenliği arasında bir denge kurmak amacıyla emredici kurallara bağlanmıştır. Bu sürelerin işleyişi, İİK m. 19, 20 ve 21 hükümleri çerçevesinde şekillenir.

  1. Müddetlerin Başlaması ve Bitmesi (İİK m. 19)

Sürelerin hesaplanmasında, birimin “gün”, “hafta” veya “ay/sene” olması farklı sonuçlar doğurur:

  • Günlük Süreler: Gün olarak belirlenen sürelerde, tebliğ veya işlemin yapıldığı ilk gün hesaba katılmaz; süre takip eden günden itibaren başlar.
  • Haftalık Süreler: 7499 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme uyarınca, hafta olarak belirlenen müddetler, başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter.
  • Aylık ve Senelik Süreler: Bu süreler, ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği dönemin aynı gününde sona erer. Şayet müddetin biteceği ayda ilgili gün mevcut değilse (örneğin 31 Ağustos’ta başlayan 1 aylık süre), süre o ayın son gününde biter.
  • Resmî Tatil Etkisi: Sürenin son günü resmî bir tatil gününe rastlarsa, müddet kendiliğinden tatili takip eden ilk iş gününde biter. Müddet, her durumda son günün tatil saatinde (mesai bitimi) sona ermiş kabul edilir.
  1. Müddetlerin Değiştirilememesi (İİK m. 20)

İcra hukukunda sürelerin belirlenmesi tarafların iradesine bırakılmamıştır.

  • Mukavele Yasağı: Kanunun tayin ettiği müddetleri değiştirmeye yönelik yapılan tüm sözleşmeler hükümsüzdür.
  • Vazgeçme Hakkı: Bir sürenin geçmesinden yararlanma hakkı olan borçlu (örneğin itiraz süresi dolmuş ancak henüz işlem yapılmamışsa), bu hakkından vazgeçebilir. Ancak borçlunun bu feragati, üçüncü kişilerin haklarını etkilemez.
  1. Elektronik İşlemlerde Sürelerin Sonu

Teknolojinin icra süreçlerine entegrasyonu ile sürelerin bitiş anı fiziksel ve dijital ortam ayrımına göre belirlenmektedir. Avukat Portalı veya Vatandaş Portalı üzerinden yapılan elektronik işlemlerde (itiraz, şikâyet, istinaf başvurusu vb.), süre son günün saat 23:59’una kadar devam eder.

  1. İcra Hukukunda Adli Tatil

İcra ve İflas Kanunu’nun sürat ve kesintisizlik prensibi, genel hukuk yargılamasındaki adli tatil uygulamalarından ayrışmaktadır. İcra ve iflas daireleri ile icra mahkemelerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz. 20 Temmuz ile 31 Ağustos tarihleri arasına denk gelen dönemde icra takipleri durmaz; haciz, muhafaza ve satış işlemleri kesintisiz devam eder. İtiraz, şikâyet ve kanun yolu (istinaf/temyiz) süreleri adli tatil içerisinde de işlemeye devam eder. HMK’nın aksine, icra hukukunda sürenin son gününün adli tatile rastlaması, süreyi eylül ayına uzatmaz.

İCRA HUKUKUNDA SÜRELERİN UZATILMASI VE ESKİ HALE GETİRME

  1. Sürelerin Uzatılması

İİK m. 20 uyarınca, kanunda belirlenen sürelerin tarafların kendi aralarında yapacakları sözleşmelerle değiştirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen süreler bakımından, hâkim veya icra müdürlüğü tarafından genel bir süre uzatma yetkisi de bulunmamaktadır.

  1. Gecikmiş İtiraz

Borçlunun elinde olmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi durumunda öngörülen bu müessese, “gecikmiş itiraz” olarak da adlandırılır.

  • Şartları: Borçlunun ağır hastalık, kaza, doğal afet veya adres kayıt sistemindeki usulsüzlükler gibi haklı ve ispatlanabilir bir engeli bulunmalıdır.
  • Başvuru Süresi: Borçlu, engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde mazeretini ve buna dair delillerini, asıl itirazı ile icra mahkemesine sunmalıdır.
  • Hukuki Sonucu: Gecikmiş itiraz talebi kendiliğinden takibi durdurmaz. Ancak mahkeme, mazereti ciddi bulursa takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. Talebin kabulü halinde, kaçırılan işlem (itiraz) süresinde yapılmış sayılır.
  1. Kanun Yolları Bakımından Eski Hale Getirme

İstinaf ve temyiz sürelerinin (iki hafta) kaçırılması durumunda da HMK’nın ilgili hükümleri icra hukukunda kıyasen uygulanır. Taraflar, elde olmayan sebeplerle bu süreleri kaçırmışlarsa, engelin kalkmasından itibaren kanunda öngörülen süre içinde “eski hale getirme” talebinde bulunarak kanun yolu başvurusunu gerçekleştirebilirler.

  1. Borçlunun Süreden Feragat Hakkı (İİK m. 20)

Her ne kadar süreler sözleşmeyle uzatılamasa da İİK m. 20 uyarınca, bir sürenin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu, bu hakkından vazgeçebilir. Örneğin, kendisine tanınan 7 günlük itiraz süresinin dolmasını beklemeden takibi kabul edebilir veya haciz işlemlerine muvafakat verebilir. Ancak bu feragat, takibe taraf olan üçüncü kişilerin veya diğer alacaklıların haklarına zarar veremez.

UYGULAMADA EN SIK YAPILAN SÜRE HATALARI

İcra hukukunda sürelerin kısa, kesin ve çoğu zaman hak düşürücü nitelikte olması, uygulamada ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle icra takibine taraf olan kişilerin ve hatta uygulayıcıların dahi süre konusunda hata yaptığı görülmektedir.

  1. Tebliğ Günü Hesabında Yapılan Hatalar

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, tebliğ tarihinin yanlış esas alınmasıdır. Sürenin, tebligatın muhataba fiilen ulaştığı tarih değil; usulüne uygun tebliğ tarihi esas alınarak başladığı göz ardı edilebilmektedir. Tebligatın muhtara teslim edilmesi veya ilanen yapılması hâllerinde sürenin başlangıcı özellikle karıştırılmaktadır.

  1. Adli Tatil Yanılgısı

Genel mahkemelerdeki tecrübe ile icra hukukuna yaklaşılması ciddi bir yanılgıya sebep olmaktadır. HMK uyarınca adli tatilde sürelerin durmasına alışkın olunması, icra mahkemesi ve icra dairesi sürelerinin (şikâyet, itiraz, istinaf) adli tatilde de işlemeye devam ettiğini gözden kaçırılması, kararların temyiz/istinaf edilmeden kesinleşmesine neden olan en büyük hata kaynaklarından biridir.

  1. Elektronik İşlemlerde (UYAP)

Fiziksel dilekçe verme ile elektronik başvuru arasındaki ayrım sıklıkla karıştırılmaktadır. İcra dairesine giderek elden verilen dilekçeler için süre son günün mesai bitiminde dolarken, UYAP üzerinden yapılacak işlemlerin saat 23:59’a kadar yapılabileceği unutulmamalıdır. Tersine bir hata olarak, mesai saati geçtikten sonra icra dairesine gidilerek işlem yapılmaya çalışılması da süreyi canlandırmaz.

  1. Satış İsteme Süresinin Takibi ve Masraf Yatırma

İİK m. 106 uyarınca 1 yıllık satış isteme süresi içinde sadece “satış talebinin” sisteme girilmesi yeterli görülmektedir. Oysa kanun, satış talebiyle birlikte giderlerin de peşin yatırılmasını emreder. Uygulamada, satış talebi süresinde yapılmasına rağmen masrafın birkaç gün sonra yatırılması, İİK m. 110 uyarınca haczin düşmesi sonucunu doğurmakta ve alacaklının sırasını kaybetmesine yol açmaktadır.

  1. Hafta ve Ay Hesabındaki Gün Farklılıkları

Özellikle 7499 sayılı Kanun ile getirilen “hafta” hesaplama usulü henüz uygulamada tam yerleşmemiştir. İki haftalık istinaf süresinde, tebliğ gününe tekabül eden günün (örneğin Salı tebliğ alınmışsa iki hafta sonraki salı günü) tatil saatinde sürenin dolacağı gerçeği, bazen “14 gün” olarak düz hesaplanmakta ve ay sonlarındaki 30-31 gün farkları nedeniyle hatalı gün tespitlerine sebebiyet vermektedir.

SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)

İcra hukukunda süreler neden önemlidir?

İcra hukukunda süreler, takibin süratle sonuçlandırılması ve taraflar arasındaki hukuki dengenin korunması amacıyla “hak düşürücü” nitelikte düzenlenmiştir. Bu sürelerin tek bir gün dahi geçirilmesi, borca itiraz hakkının kaybı veya haczin düşmesi gibi telafisi güç hukuki sonuçlar doğurur. Dolayısıyla süreler, takibin sıhhati ve hak arama hürriyetinin usuli çerçevesini oluşturur.

Ödeme emrine itiraz süresi kaç gündür?

Ödeme emrine itiraz süresi, takip yoluna göre farklılık göstermekle birlikte genel haciz yolunda tebliğden itibaren 7 gündür. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda ise bu süre daha kısa olup tebliğden itibaren 5 gün olarak belirlenmiştir. Sürelerin kaçırılması durumunda takip kesinleşerek cebri icra safhasına geçilir.

Ödeme süresi ne zaman başlar?

Ödeme süresi, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Ödeme süresi, itiraz süresiyle aynı anda başlar ancak sürenin uzunluğu takip türüne göre değişebilir. Örneğin genel haciz yolunda hem itiraz hem de ödeme süresi 7 gündür.

Haciz talep süresi ne kadardır?

Alacaklı, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde haciz talebinde bulunmak zorundadır. Bu süre içinde haciz istenmez veya haciz talebi geri alındıktan sonra bu süre zarfında yenilenmezse takip dosyası işlemden kaldırılır. Dosyanın tekrar canlandırılması ancak yenileme talebi ve harcı ile mümkündür.

Haciz yapıldıktan sonra satış ne kadar sürede istenmelidir?

İİK m. 106 uyarınca, haczolunan malın satışının hacizden itibaren 1 yıl içinde istenmesi ve gerekli giderlerin peşin olarak depo edilmesi zorunludur. Hem taşınır hem de taşınmaz mallar için geçerli olan bu süre, takibin sürüncemede kalmasını engelleme amacı taşır.

Haczin düşmesi hangi hâllerde söz konusu olur?

Haczin düşmesi, yasal süreler içinde satış talep edilmemesi veya satış masraflarının yatırılmaması durumunda kendiliğinden (kanun gereği) meydana gelir. Ayrıca borçlunun borcu ödemesi veya alacaklının haciz talebinden feragat etmesi hallerinde de haciz ortadan kalkar.

İcra müdürlüğü işlemlerine karşı şikâyet süresi kaç gündür?

İcra memurunun yaptığı işlemlerin yasaya veya olaya aykırı olması durumunda şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Ancak işlemin bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hallerinde şikâyet süresizdir. Kamu düzenine aykırılık hallerinde de şikâyet hakkı süresiz olarak kullanılabilir.

Tebligat usulsüz yapılırsa süre işlemeye başlar mı?

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca, muhatap usulsüz tebliğe rağmen işlemi öğrenmişse, tebligat muhatabın öğrenmiş olduğunu beyan ettiği tarihte yapılmış sayılır. Borçlu, icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurarak tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürebilir ve sürenin kendi bildirdiği tarihten itibaren başlatılmasını talep edebilir.

Resmî tatil günleri sürelerin hesabında dikkate alınır mı?

Süreler hesaplanırken araya giren resmî tatil günleri sürenin içine dahil edilir ve süreyi durdurmaz. Ancak sürenin son günü resmî bir tatil gününe rastlarsa, süre kendiliğinden tatili takip eden ilk iş gününün sonuna kadar uzar.

İcra hukukunda süreler uzatılabilir mi?

İcra hukukundaki süreler kesin ve hak düşürücü olup tarafların aralarında yapacakları sözleşmelerle uzatılamaz veya kısaltılamaz; bu yöndeki mukaveleler İİK m. 20 uyarınca geçersizdir.

Gecikmiş itiraz talebi hangi durumlarda mümkündür?

Gecikmiş itiraz, borçlunun ağır hastalık, doğal afet veya hapis hali gibi elinde olmayan, engellenemez bir sebeple süreyi kaçırması durumunda mümkündür. Engel teşkil eden durumun ortadan kalkmasından itibaren 3 gün içinde mazeret ve delillerle birlikte icra mahkemesine başvurulmalıdır. Mahkeme mazereti haklı bulursa, kaçırılan işlemin geçerli sayılmasına karar verir.

Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Hak düşürücü süre geçtiğinde ilgili hak tamamen sona erer ve hâkim bu durumu resen (kendiliğinden) gözetmek zorundadır. Zamanaşımı ise hakkı sona erdirmez, sadece borcu “eksik borç” haline getirerek dava ve takipte karşı tarafın “def’i” (itiraz) olarak ileri sürmesine imkân tanır.

İcra dosyası hangi hâllerde süreden dolayı düşer?

İcra dosyası, alacaklının yasal 1 yıllık süre içinde haciz istememesi veya satış isteme sürelerini geçirmesi ve dosyayı takipsiz bırakması durumunda “işlemden kaldırılır”.

İstinaf ve temyiz süreleri icra hukukunda nasıl uygulanır?

7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlar için istinaf ve temyiz süreleri, kararın “tefhiminden” (duruşmada öğrenilmesinden) değil, “tebliğinden” itibaren işlemeye başlar. İİK m. 363 ve 364 uyarınca bu süre iki hafta olarak belirlenmiş olup, icra işlerinde adli tatil hükümleri uygulanmadığından bu süreler adli tatilde de kesintisiz işlemeye devam eder.

Av. Bahadır AĞOLDAY

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Yorum Yap