Meslek Hastalığı Nedir?
Özet, seçtiğiniz yapay zeka aracında yeni sekmede oluşturulur. Yapay zeka özetleri hatalı veya eksik olabilir; hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Meslek hastalığı, işçinin yaptığı işin niteliği veya çalışma koşulları sebebiyle zamanla ortaya çıkan sağlık sorunudur. 5510 sayılı Kanun m.14’e göre, sigortalının işin niteliğinden veya yürütüm şartlarından dolayı uğradığı geçici veya sürekli hastalık ve engellilik halleri bu kapsama girer. SGK, meslek hastalıklarını kimyasal, cilt, solunum, bulaşıcı ve fiziksel etkenli olmak üzere beş grupta toplar.
Bir hastalığın meslek hastalığı sayılması için sigortalılık, işle illiyet bağı, listeye girme ve süreklilik şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. İşveren, gerekli önlemleri almak ve vakayı üç iş günü içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Meslek hastalığına yakalanan işçi, SGK’dan iş göremezlik geliri ve malulen emeklilik gibi haklar elde edebilir. İşverenden ise 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Meslek Hastalığı Tanımı
Meslek hastalığı tanımı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütülüş şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.14’te şu tanım yer alır:[1]
Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Meslek hastalığının oluşması halinde işçinin maddi, manevi tazminat hakkı ve bazı ödemeleri alma hakkı söz konusudur.
Meslek hastalıkları genellikle bir süreç halinin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu süreç 7 gün olabileceği gibi 40 yıl da olabilmektedir. Bu süre kaç yıl olacağı önceden belirli değildir, hastalığın türüne göre değişir. İşçinin etken maddeyle temas ettiği tarih önem arz edecektir. Meslek hastalığı, halk arasında iş hastalığı olarak da anılır.
Bir hastalığın meslek hastalığı sayılabilmesi için işçinin çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun SGK tarafından yetkilendirilen kişiler tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi zorunludur.
Meslek hastalığı kavramını iş kazasından ayıran temel fark, oluşma biçimidir. İş kazası, işçinin işini yaparken aniden meydana gelen ve hemen zarara yol açan bir olaydır, örneğin düşme sonucu kemik kırılması. Meslek hastalığı ise ani bir olay değil, işin içindeki risk etkenlerine yıllar içinde maruz kalmanın sonucudur. İş kazası iş saatleri dışında da meydana gelebilirken, meslek hastalığı mutlaka işle bağlantılı bir nedenden kaynaklanır. Bu yönüyle meslek hastalığı, tamamen mesleki faaliyet içinde gelişen bir rahatsızlıktır.
Meslek Hastalıkları Nelerdir?
İşçinin çalıştığı ortamdan kaynaklanan ve işle illiyet bağı (nedensel bağlantı) içinde olan pek çok hastalık meslek hastalığı olarak değerlendirilebilir. Çalışma sırasında maruz kalınan kimyasal maddeler, fiziksel etkenler, biyolojik ajanlar veya zorlayıcı çalışma şekilleri uzun vadede çeşitli organ sistemlerinde hasara yol açarak meslek hastalıklarına neden olur. Meslek hastalıklarını sınıflandırmak için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu hastalıkları beş ana gruba ayırmıştır:
- A Grubu (Kimyasal Maddelerden Kaynaklanan Hastalıklar): Çeşitli kimyasallarla çalışmaktan doğan meslek hastalıklarıdır. Örneğin, kurşun, cıva gibi ağır metallerle çalışan bir işçinin maruz kalması sonucu oluşan zehirlenmeler veya mesleki kanser türleri bu gruba girer.
- B Grubu (Mesleki Cilt Hastalıkları): İşyerindeki kimyasal veya fiziksel etkenlerin ciltte yol açtığı hastalıklardır. Uzun süreli temas sonucu oluşan dermatit (egzama), kronik yaralar veya cilt kanseri gibi hastalıklar bu gruptadır.
- C Grubu (Pnömokonyoz ve Mesleki Solunum Hastalıkları): Tozlu veya dumanlı ortamlarda çalışmakla ilgili akciğer hastalıklarıdır. Özellikle maden, inşaat, kot kumlama gibi işlerde solunan tozlar silikozis, kömür işçisi pnömokonyozu, asbestoz gibi kalıcı akciğer hasarlarına yol açar.
- D Grubu (Mesleki Bulaşıcı Hastalıklar): Sağlık sektörü, laboratuvar, veterinerlik gibi işlerde maruz kalınan enfeksiyon hastalıklarıdır. Örneğin sağlık personelinin hastalarından kaptığı tüberküloz, Hepatit B veya HIV gibi hastalıklar mesleki bulaşıcı hastalık kapsamındadır.
- E Grubu (Fiziksel Etkenlerden Kaynaklanan Hastalıklar): Gürültü, titreşim, yüksek/alışılmadık basınç veya ışınlar gibi fiziksel ortam etkenlerinin neden olduğu hastalıklardır. Örneğin yüksek gürültülü ortamda çalışanlarda görülen işitme kaybı, sürekli titreşime maruz kalan işçilerde oluşan eklem ve omurga rahatsızlıkları, uzun süre güneş UV ışını altında çalışmaya bağlı cilt zararları bu gruba girer.
Yukarıda sayılanlar, meslek hastalığı gruplarına örnek teşkil eden genel durumlardır. Bu grupların altında daha spesifik pek çok hastalık tanımlanmıştır. SGK’nın Meslek Hastalıkları Listesi, ilgili yönetmelik ekinde ayrıntılı olarak belirtilmiştir ve toplamda yüzlerce hastalığı içerir. Ancak önemli olan, her hastalığın meslek hastalığı sayılmayacağı, sadece işin yürütümüyle doğrudan bağlantılı hastalıkların bu kapsama girdiğidir. Örneğin, bir işçinin soğuk algınlığı geçirmesi genellikle meslek hastalığı sayılmaz, fakat işyerindeki kimyasallardan kaynaklı astım gelişmişse bu meslek hastalığı olarak değerlendirilebilir.
SGK’nın meslek hastalıkları listesi, A’dan E’ye beş grupta yüzlerce hastalığı sayar. Liste, ilgili yönetmelik ekinde yer alır.[2] Listede yer almayan bir hastalık da, işle bağlantısı sağlık kurulu raporuyla kanıtlanırsa meslek hastalığı sayılabilir.

Meslek Hastalıkları Sınıflandırması
Meslek Hastalığı Şartları
Her rahatsızlık otomatik olarak meslek hastalığı kapsamında değerlendirilmez. Bir hastalığın meslek hastalığı olarak tanınması için hem tıbbi hem de hukuki bazı koşulların sağlanması gerekir. Genel olarak meslek hastalığının kabulü için aranan şartlar şunlardır:
- Sigortalı Olma Şartı: Meslek hastalığına yakalanan kişinin sigortalı (SGK’lı) bir işçi olması gerekir. İşçinin çalışması yasal olarak kayıtlı ve sosyal güvenlik kapsamına bildirilmiş olmalıdır. Bununla birlikte, uygulamada Yargıtay kararları, işçi sigortasız çalıştırılmış olsa bile fiilen o işyerinde çalıştığını ve hastalığa bu iş nedeniyle yakalandığını ispatlaması halinde meslek hastalığı hükümlerinden yararlanabileceğini göstermektedir. Sigortasız çalışmış kişiler, haklarını almak için hizmet tespit davası açarak çalışma sürelerini belgeleyebilirler.
- İş Nedeniyle Oluşma Şartı: Hastalığın, işçinin yaptığı mesleki faaliyetin bir sonucu olarak ortaya çıkması gerekir. Yani hastalığın temel sebebi, işin niteliği veya yürütülüş koşulları olmalıdır. Başka bir deyişle hastalık ile yapılan iş arasında illiyet bağı (nedensellik) kurulabilmelidir. Eğer hastalık tamamen iş dışında gelişen bir sebepten kaynaklanıyorsa meslek hastalığı sayılmaz.
- Hastalığın Listeye Girmesi Şartı: Meslek hastalığı olarak kabul edilen rahatsızlıklar, SGK’nın belirlediği meslek hastalıkları listesinde yer almalıdır. Ancak, listede bulunmayan bir hastalık da iş nedeniyle ortaya çıkmışsa bu durumda hastalığın mesleki kaynaklı olduğu resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmelidir. SGK tarafından yetkilendirilen hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen raporla hastalığın işle ilgisi kanıtlanır. SGK bu raporu inceleyerek hastalığı meslek hastalığı olarak onaylayabilir. SGK’nın onay vermemesi halinde, işçi iş mahkemesinde tespit davası açarak hastalığın mesleki olduğunun yargı kararıyla belirlenmesini talep edebilir.
- Süreklilik (Kademeli Oluşum) Şartı: Meslek hastalığının, kısa veya uzun bir süreç sonucunda ortaya çıkmış olması gerekir. Yani birdenbire değil, belli bir maruziyet süresinin ardından gelişmelidir. Bu süre hastalığın türüne göre birkaç hafta olabileceği gibi yıllar da sürebilir. Hatta bazı durumlarda işçi işten ayrıldıktan yıllar sonra dahi meslek hastalığı belirtileri ortaya çıkabilir, örneğin yıllar sonra kendini gösteren kanserler. Eğer rahatsızlık ani bir olay sonucu aniden geliştiyse (örneğin bir kerelik bir olayda zehirlenme, şok vb.), bu durumda iş kazası hükümleri uygulanır, meslek hastalığı olarak değil iş kazası olarak değerlendirilir.
Yukarıdaki şartlar sağlandığında, hastalığın meslek hastalığı olarak kabulü için gereken hukuki zemin oluşur. Sonrasında işçinin bu durumu SGK’ya bildirmesi ve gerekli işlemleri başlatması gerekir.

Meslek Hastalığı Şartları
Meslek Hastalığı Konusunda İşverenin Yükümlülükleri
İşveren, işçilerin meslek hastalığına yakalanmasını önlemek ve işçilerin sağlığını korumak amacıyla kanunen çeşitli önlemleri almakla sorumludur. İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatına göre işverenin başlıca yükümlülükleri şunlardır:
- Risk Değerlendirmesi: İşveren, işyerindeki riskleri sürekli olarak değerlendirmeli ve oluşabilecek yeni tehlikelere karşı proaktif önlemler almalıdır. İşçiler için tehlike yaratabilecek hususları önceden tespit edip ortadan kaldırmak veya en aza indirmek işverenin görevidir.
- Koruyucu Önlemler ve Ekipman: Çalışanların sağlığını korumak için gerekli koruyucu ekipmanları (örneğin maske, eldiven, kulaklık, özel giysi vb.) temin etmek ve kullanımlarını sağlamak zorundadır. İşçinin hayati tehlike oluşturabilecek zararlı maddelerle temasını önlemek için her türlü teknik ve organizasyonel önlem alınmalıdır. Sadece talimat vermek değil, fiilen korunma şartlarını oluşturmak esastır.
- Eğitim ve Bilgilendirme: İşveren, işçileri çalışma ortamındaki riskler konusunda bilinçlendirmeli ve düzenli iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri vermelidir. Çalışanlar, kullandıkları makinelerin, malzemelerin veya maruz kaldıkları maddelerin tehlikeleri hakkında bilgilendirilmelidir.
- Sağlık Gözetimi: Çalışanların periyodik sağlık kontrollerini yaptırmak, işle ilgili ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını erken tespit etmek işverenin yükümlülüklerindendir. Özellikle riskli sektörlerde (maden, kimya, gürültülü fabrikalar gibi) çalışanların düzenli aralıklarla işe uygunluk muayenelerinin yapılması gerekir.
- İşyerinde Denetim: Alınan iş güvenliği önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını işveren sürekli denetlemelidir. Çalışma koşullarında değişiklik oldukça önlemleri güncelleyerek devam ettirmek gerekir. İşveren, işçilerin kurallara uyup uymadığını da takip ederek gerekli uyarıları yapmalıdır.
- Yasal Bildirimlerin Yapılması: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işveren, meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı vakalarını en geç üç iş günü içinde SGK’ya bildirmek zorundadır.[3] Bu bildirim, “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Formu” ile yapılır. Aksi halde işverene idari para cezaları uygulanır.
İşveren bütün önlemleri eksiksiz alsa bile, bazı işlerin doğası gereği yıllar içinde meslek hastalığı meydana gelebilir. Böyle durumlarda dahi işveren sorumluluktan bütünüyle kurtulamaz. Türk hukukunda işveren sorumluluğunda “kaçınılmazlık ilkesi” gözetilir: alınan tüm tedbirlere rağmen ortaya çıkan meslek hastalığında bile işverenin belirli oranda sorumluluğu devam eder.
Yargıtay uygulamalarında gerçekten kaçınılmaz durumlar için tazminat miktarında bir indirim yapılabilmekte, ancak bu indirim genellikle zarar paylaştırılması şeklinde (%60 işveren – %40 işçi gibi) olmaktadır. Bu nedenle işveren açısından en doğru yaklaşım, baştan tüm riskleri minimize etmeye çalışmak ve yasal yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmektir.

Meslek Hastalıklarında İşveren Sorumlulukları
Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları
Bir işçi meslek hastalığına yakalandığında, hem SGK kapsamında hakları bulunmakta hem de işverenden talep edebileceği bazı tazminat hakları doğmaktadır. Meslek hastalığı nedeniyle işçinin yararlanabileceği başlıca haklar şunlardır:
- Geçici İş Göremezlik Ödeneği: İşçi, meslek hastalığı sebebiyle geçici süreyle çalışamaz hale gelirse, rapor aldığı süre boyunca SGK’dan geçici iş göremezlik parası alabilir. Bu günlük ödenek, iş göremediği günler için gelir kaybını kısmen karşılar. Raporlu olduğu dönemde işveren ücret ödemez ise SGK belli bir oran üzerinden bu ödeneği sağlar.
- Sürekli İş Göremezlik Geliri (Maluliyet Aylığı): Meslek hastalığı kalıcı bir hasar bırakmışsa ve iş göremezlik oranı en az %10 olarak tespit edilmişse, işçi sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.[4] Bu, işçiye sürekli olarak bağlanan bir maaş niteliğindedir. Maluliyet oranı arttıkça gelir miktarı da artar. Eğer işçi meslek hastalığı nedeniyle tamamen çalışamaz duruma gelmiş (yani %100 malul) ise sürekli iş göremezlik maaşı, son kazancının yaklaşık %70’i oranında bağlanır. İşçi, hastalığı sonucu başkasının sürekli bakımına muhtaç kalmışsa, bu oran %100’e çıkar, yani son ücreti tutarında aylık alabilir. Kısmi maluliyet durumlarında ise oran orantılı uygulanır.
- Ölüm Geliri ve Aylığı: Meslek hastalığı sonucu işçi vefat ederse, geride kalan hak sahiplerine (eş, çocuklar, bakmakla yükümlü olduğu anne-baba gibi yakınlarına) ölüm geliri bağlanır. Bu gelir, ölen sigortalının hak sahiplerine paylaştırılarak düzenli aylıklar şeklinde ödenir. Böylece vefat eden işçinin ailesi, belirli oranlarda gelir desteği alabilir. Ayrıca yine şartlar uygunsa ölüm aylığı da bağlanarak uzun vadeli sigorta kolundan emeklilik hakkı sağlanır.
- Evlenme ve Cenaze Ödenekleri: Meslek hastalığı sonucu vefat eden sigortalının kız çocukları, ölüm aylığı alırken evlenmeleri durumunda, bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği alma hakkına sahiptir (bu, iki yıllık aylık tutarı kadardır). Yine vefat eden sigortalı için yakınlarına cenaze ödeneği sağlanır. Cenaze ödeneği, SGK tarafından ölüm masraflarına katkı amacıyla yapılan tek seferlik bir ödemedir.
- Malulen Emeklilik Hakkı: Meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünün en az %60’ını kaybeden sigortalılar malulen emeklilik hakkından yararlanabilirler.[5] Malulen emeklilik, gerekli prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresini dolduran, fakat işgücü kaybı yaşayan kişilere tanınan erken emeklilik türüdür. Özellikle ağır meslek hastalıklarına yakalanan ve çalışamayacak durumda olan işçiler, gerekli şartlar mevcutsa malulen emeklilik için SGK’ya başvurabilir ve emekli aylığı almaya başlayabilir.
- Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı: İşçi, meslek hastalığına yakalanmasında işverenin kusuru veya ihmali olduğunu düşünüyorsa, işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Bu kapsamda işçinin uğradığı maddi kayıpların (tedavi giderleri, çalışamadığı dönemdeki ücret kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan gelecek kazanç kayıpları vb.) yanı sıra çektiği acı ve ızdırap için manevi tazminat da istenebilir. Tazminat hakkı, doğrudan işveren aleyhine açılacak bir dava ile ileri sürülür ve aşağıda ayrıntılı değinilmektedir.
Yukarıdaki haklardan SGK tarafından sağlanan ödenek ve gelirler, işçinin sigortalı olması sayesinde aldığı sosyal sigorta yardımlarıdır. Bunun yanında, işçinin uğradığı zarar tam olarak karşılanmadıysa veya işverenin ihmali nedeniyle oluşan bir durum varsa, işçi ayrıca işverene karşı dava yoluyla hak talep edebilir.
Özellikle meslek hastalığı, işverenin gerekli önlemleri almaması sonucu oluşmuşsa, SGK yardımları dışında kalan zararlar için işverenin sorumluluğu gündeme gelecektir.

Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları
Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası
Meslek hastalığına yakalanan bir işçi, işverenden uğradığı zararların tazmini için maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu tür davalar, esasen bir haksız fiil (işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi bir kusur) veya iş sözleşmesinden doğan sorumluluk kapsamında değerlendirilir. Tazminat davası ile hedeflenen, işçinin uğradığı maddi zararları ve çektiği manevi üzüntü ve acıyı bir nebze olsun karşılamaktır.
Maddi tazminat kapsamında işçi, meslek hastalığı nedeniyle yaptığı tedavi masraflarını (SGK’nın karşılamadığı kısımlar dahil), çalışamadığı dönemde kaybettiği ücretleri, çalışma gücünün azalması sebebiyle ileride uğrayacağı gelir kaybını ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararlarını talep edebilir.
Eğer meslek hastalığı işçiyi tamamen çalışamaz hale getirmişse, gelecekte elde edemeyeceği tüm gelirleri de maddi tazminata dahil edilebilir. İşçi meslek hastalığı yüzünden vefat etmişse, geride kalan yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen işçinin sağlığında maddi destek sağladığı kişilerin (eş, çocuk, anne-baba gibi) bu destekten mahrum kalması nedeniyle isteyebileceği bir tazminattır.

Meslek Hastalığı Tazminat Hakları
Manevi tazminat ise, işçinin hastalık nedeniyle çektiği fiziksel acıların, ruhsal sıkıntıların karşılığı olarak talep edilir. Meslek hastalığı işçide sürekli bir ağrı, sakatlık veya yaşam kalitesinde ciddi düşüşe sebep olduysa, veya işçinin psikolojisini olumsuz etkilediyse, manevi tazminat ile bu yaşanan manevi zararların bir nebze telafisi amaçlanır. Manevi tazminat miktarını mahkeme, tarafların kusur durumuna, işçinin çektiği acının büyüklüğüne ve hakkaniyet ilkelerine göre takdir eder.
Meslek hastalığı nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme İş Mahkemesidir. İş mahkemeleri, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakmakla yetkili özel mahkemelerdir. Eğer iş mahkemesi bulunmayan bir yerde dava açılacaksa, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davaya “iş mahkemesi sıfatıyla” bakar. Yetkili mahkeme ise genellikle işverenin işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir (veya işçinin ikametgahının bulunduğu yer de olabilmektedir).
Dava açmadan önce, 2018’den bu yana işçi-işveren alacak ve tazminat uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaktadır. Meslek hastalığı tazminat talepleri de bu kapsama girebilir. Yani işçi, dava açmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurarak bir arabulucu görüşmesi yapmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, arabulucu son tutanağı düzenledikten sonra iş mahkemesinde dava açılabilir.
Tazminat davalarında, mahkeme sürecinde işçinin meslek hastalığına yakalanmasında işverenin kusur oranı tespit edilir. Bu amaçla iş müfettişi raporları, işyeri kayıtları, tanık ifadeleri ve gerekiyorsa bilirkişi incelemeleri kullanılır.
Eğer işveren gerekli önlemleri almada ihmalkar bulunursa kusurlu sayılır ve tazminat ödemekle yükümlü olur. İşverenin kusuru ağırsa tazminat miktarı da buna göre artabilir. Öte yandan, bazı durumlarda işçinin de kendi sağlığını koruma konusunda ihmal veya kusuru tespit edilirse (örneğin koruyucu ekipmanları kasten kullanmamak gibi), bu da tazminat miktarını azaltıcı bir faktör olabilir.
Meslek hastalığı ile ilgili tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanır.[6] Bu süre, hastalığın ortaya çıktığı (işçinin zararının oluştuğu) tarihten itibaren başlar. On yıl içinde dava açılmazsa, tazminat hakkı hak düşürücü süre nedeniyle kaybedilir. Bu nedenle meslek hastalığı teşhisi konur konmaz hukuki süreç için vakit kaybetmemek önemlidir.
Tazminat davası sonucunda mahkeme, işçinin maddi zararları için hesaplanan tutardan SGK’nın yaptığı ödemeleri (örneğin bağlanan geliri, ödenen tedavi masraflarını) mahsup eder. Böylece işçi çifte ödeme almamış olur. İşverenden sadece SGK’nın karşılamadığı kısım tahsil edilir. Mahkeme uygun görürse manevi tazminata da hükmeder ve tüm bu tutarlar yasal faiziyle birlikte işverenden tahsil edilebilir.
Sonuç olarak, meslek hastalığına yakalanan işçi, hem sosyal güvenlik hukukundan doğan haklarını kullanarak maddi güvence elde edebilir, hem de gerektiğinde işverene karşı tazminat davası açarak adaletin sağlanmasını talep edebilir.
Bu süreçler teknik ve karmaşık olabileceğinden, hak kaybına uğramamak için uzman bir iş hukuku avukatı ile çalışmak tavsiye edilir. Uzman bir avukat, hem SGK süreçlerinde hem de dava aşamalarında işçiye yol göstererek sürecin hızlı ve doğru yürütülmesine yardımcı olacaktır.

Meslek Hastalığı Tazminat Hakları
Meslek Hastalığı İle İlgili Sorular
Meslek hastalığı konusunda sıkça sorulan soruları bu başlık altında cevapladık.
