Kesinleşmeden icraya konulamayacak mahkeme kararları, Türk İcra ve İflas Hukuku’nun genel kuralı olan “kararların derhal icra edilebilirliği” ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır. Normal şartlarda bir mahkeme kararının icra takibine konu edilebilmesi için kesinleşmiş olması aranmazken; yasa koyucu, konusunun niteliği gereği telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurabilecek belirli uyuşmazlıklarda bu kurala istisna getirerek kesinleşme şerhini bir ön şart olarak kabul etmiştir.
Kanun koyucu bu düzenlemeyle özellikle mülkiyet hakkı, şahsın hukuku ve kamu düzeni gibi hassas dengelerin korunması amaçlamıştır. Kesinleşmeden icraya konulamayacak mahkeme kararlarında, ilamın icra müdürlüğüne sunulabilmesi için ilgili mahkemece kararın altına düşülecek bir kesinleşme şerhine ihtiyaç duyulur. Bu şerh olmaksızın başlatılan takipler, usul hukukuna aykırılık teşkil eder ve borçluya süresiz şikayet hakkı tanır. Dolayısıyla, hangi kararların kesinleşme şartına tabi olduğunun tespiti, hem takip ekonomisi hem de hak arama hürriyetinin etkinliği açısından oldukça önemlidir. Bu yazımızda kesinleşmeden icraya konulamayacak mahkeme kararları ve devamındaki sıkça sorulan soruları cevaplandırdık. Keyifli okumalar dileriz.
İÇİNDEKİLER
- KESİNLEŞME NEDİR, HUKUKİ TANIMI NEDİR?
- KESİNLEŞME ŞARTI NEDEN ÖNEMLİDİR?
- KESİNLEŞMEDEN İCRA YOLUNA BAŞVURULABİLİR Mİ?
- KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYACAK KARARLAR
- TAŞINMAZLARA İLİŞKİN KARARLAR
- AİLE VE ŞAHIS HUKUKU KARARLARI
- MENFİ TESPİT VE TESPİT DAVALARI
- KİRA HUKUKUNA İLİŞKİN KARARLAR
- CEZA MAHKEMESİ KARARLARI
- YABANCI MAHKEME KARARLARI
- SAYIŞTAY VE KAMU DENETİM KARARLARI
- KESİNLEŞME ŞARTININ HUKUKİ DAYANAKLARI NELERDİR?
- İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA KESİNLEŞMEYE İLİŞKİN HÜKÜMLER NELERDİR?
- UYGULAMADA SIK YAPILAN HATALAR
- SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
- Kesinleşme nedir?
- Kesinleşme neden önemlidir?
- Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti Kesinleşmeden Takip Edilebilir mi?
- İcra Müdürünün Kesinleşme Denetimi Yetkisi Var mı?
- Hangi kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz?
- Taşınmazlara ilişkin kararlar kesinleşmeden icra edilebilir mi?
- Aile ve şahıs hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden icraya konu edilebilir mi?
- Nafaka kararları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
- Menfi tespit davası kararları icra kabiliyeti taşır mı?
- Tespit davası kararları kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
- Kira tespit davası kararları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
- Ceza mahkemesi kararlarının maddi yükümlülük içeren kısımları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
- Yabancı mahkeme kararları Türkiye’de tanınmadan veya tenfiz edilmeden icraya konulabilir mi?
- Yabancı mahkeme kararları kesinleşmeden icraya konu edilebilir mi?
- Kamu denetim kararları kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
- Kesinleşmeden icra takibi başlatılırsa ne olur?
- Kesinleşmenin hukuki dayanakları nelerdir?
- Kesinleşme ve icra süreçlerinde avukat desteği neden önemlidir?
- Kesinleşmeden İcraya Konulamayan Kararlar Nelerdir?
- Taşınmazın Aynına İlişkin Ne Demek?
- İlamlı İcra İçin Hüküm Kesinleşmeli Mi?
- Ceza İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Ceza Vekâlet Ücreti Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- İşçilik Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- İşe İade Dosyası Vekâlet Ücreti Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Aile Hukukuna İlişkin İlamlar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Maddi Tazminat Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Mülkiyetin Tespiti Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan Davalar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Tahliyeye İlişkin İlamlar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Taşınmazın Aynına İlişkin Davalar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- İlamlı İcra İçin Gerekçeli Kararın Tebliği Gerekir Mi?
- Tespit Hükümleri Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Katılma Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulur Mu?
- Ecri misil Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Hizmet Tespit Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
- Kira Tespit Kararı İlamlı İcraya Konulabilir Mi?
- Nafaka İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
KESİNLEŞME NEDİR, HUKUKİ TANIMI NEDİR?
Kesinleşme, bir mahkeme kararının artık olağan kanun yolları (istinaf veya temyiz) ile değiştirilemez hale gelmesini ifade eden usuli bir durumdur. Teknik anlamda “şekli kesin hüküm” olarak adlandırılan bu durum, karara karşı başvurulabilecek bir üst merci kalmadığını veya mevcut başvuru sürelerinin hak düşürücü bir şekilde sona erdiğini ifade eder.
Hukuki tanımı itibarıyla kesinleşme; yargılamanın nihayete erdiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargı yoluyla çözüldüğünü ve verilen hükmün değişmez bir nitelik kazandığını gösterir. Kesinleşmeden sonra söz konusu karar hem taraflar hem de diğer mahkemeler için bağlayıcı hale gelir. Kesinleşmenin gerçekleşmesi için şu şartlardan birinin gerçekleşmiş olması gerekir:
- Karara karşı kanun yolu süresinin (istinaf veya temyiz süresi) geçirilmiş olması,
- Tarafların kanun yoluna başvurma hakkından feragat etmesi,
- Üst mahkemenin (Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay) kararı onaması veya başvuruyu esastan reddetmesi.
İcra hukuku bağlamında ise kesinleşme, sadece bir yargısal tespit değil; belirli dava türlerinde icra takip işlemlerinin başlatılabilmesi için aranan bir şarttır. Kararın kesinleştiği, hükmü veren mahkemece düzenlenen “kesinleşme şerhi” ile resmiyet kazanır.
KESİNLEŞME ŞARTI NEDEN ÖNEMLİDİR?
İcra hukukunda bazı kararların infazı için kesinleşme şartının aranması, sadece usuli bir kural değil, temel hak ve özgürlükleri koruma altına alan bir hukuki güvenlik mekanizmasıdır. Kesinleşme şartının önem taşımasının temel gerekçeleri şunlardır:
- Geri Dönüşü İmkansız Zararların Önlenmesi: Özellikle taşınmaz mülkiyeti veya aile hukuku gibi alanlarda, kararın uygulanmasından sonra üst mahkemenin kararı bozması halinde “eski hale iade” (restitutio in integrum) bazen fiilen imkansızdır. Kesinleşme şartı, bu tür telafisi güç durumların önüne geçer.
- Mülkiyet Hakkının Korunması: Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının, henüz doğruluğu tam olarak tescillenmemiş (kesinleşmemiş) bir kararla el değiştirmesi, hukuk devleti ilkesiyle çelişir.
- Kamu Düzeni ve Sosyal İstikrar: Soybağı, boşanma veya yabancı ilamların tenfizi gibi toplumun temel yapı taşlarını ilgilendiren konularda, kesinleşmemiş kararların icrası geri dönüşü olmayan durumlara neden olabilir.
- Haksız İcra Takiplerine Karşı Güvence: Borçlunun, hatalı olduğu iddia edilen, henüz kesinleşmemiş bir kararın sonuçlarına katlanmadan önce savunma haklarını sonuna kadar kullanmasına imkân tanır. Bu yönüyle kesinleşme şartı, “silahların eşitliği” ilkesinin icra aşamasındaki yansımasıdır.
KESİNLEŞMEDEN İCRA YOLUNA BAŞVURULABİLİR Mİ?
Hukukumuzda genel kural, mahkeme kararlarının icrası için kesinleşmenin beklenmemesidir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temel amacı, hak arama hürriyetinin bir parçası olarak “alacaklının hakkına bir an önce kavuşması” ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu sebeple kural olarak, ilk derece mahkemesi tarafından verilen bir hüküm, kural olarak tefhim veya tebliğ edildiği andan itibaren icra takip işlemlerine konu edilebilir. İcra edilebilirlik şu iki duruma göre işler:
Genel Kural (Hemen İcra): Para borçlarına, işçi alacaklarına veya tahliyeye (kira ilişkisinden doğan) dair ilamlar, karşı taraf istinaf veya temyize gitmiş olsa dahi icraya konulabilir. Bu durumda borçlu, icrayı durdurmak istiyorsa kanun yoluna başvurmakla yetinemez; ayrıca “tehir-i icra” (icranın geri bırakılması) prosedürünü işleterek teminat yatırmak zorundadır.
İstisnai Durum (Bekleme Zorunluluğu): Makalenin ana konusunu oluşturan “kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar” ise bu genel kuralın dışındadır. Kanunun açıkça belirttiği bu özel hallerde, karar kesinleşmeden icra dairesine gidilmesi hukuken mümkün değildir.
Bu tür istisnai durumlarda icra müdürü, alacaklının talebini kendiliğinden reddetmekle yükümlüdür; aksi halde karar kesinleşmeden yapılan işlemler için süresiz şikâyet yolu açıktır.
KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULURSA HANGİ HUKUKİ SONUÇLAR DOĞAR?
Kanunen kesinleşmesi zorunlu olan bir kararın, bu şart gerçekleşmeden ilamlı icra takibine konu edilmesi, icra hukukunda “usule aykırılık” teşkil eder. Bu usuli aykırılığa karşı gidilecek yollar şunlardır:
İcra Müdürünün Reddetme Yükümlülüğü: İcra müdürü, önüne gelen ilamı re’sen (kendiliğinden) incelemekle görevlidir. Eğer ilam, kesinleşmeden icra edilemeyecek türden bir karar ise icra müdürünün takip talebini reddetmesi gerekir. Müdürün bu durumu gözden kaçırarak takip başlatması halinde süresiz şikâyet yoluna gidilebilir.
Süresiz Şikâyet Hakkı: Kesinleşme şartına aykırılık, kamu düzenine ilişkin bir husus olarak kabul edilir. Bu nedenle borçlu, takibi öğrendiği tarihten itibaren herhangi bir süre sınırı olmaksızın İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak “şikâyet” yoluna gidebilir.
Takibin İptali: Mahkeme, şikâyeti haklı bulduğunda icra takibinin iptaline karar verir. Bu iptal kararıyla birlikte, o güne kadar yapılmış olan tüm icra işlemleri (hacizler, muhafaza tedbirleri vb.) geriye etkili olarak hükümsüz kalır.
Tazminat ve Yargılama Giderleri: Usulsüz takip nedeniyle borçlunun bir zarara uğraması halinde, genel hükümler çerçevesinde tazminat sorumluluğu doğabilir. Ayrıca haksız takip başlatan alacaklı, yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edilir.
KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYACAK KARARLAR
HANGİ MAHKEME KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAZ?
- Taşınmazın Aynına İlişkin Kararlar: Taşınmaz mülkiyetini veya üzerindeki ayni hakları (irtifak, ipotek vb.) değiştiren ilamlar kesinleşmeden takip edilemez.
- Aile Hukuku Kararları: Boşanma, soybağı ve velayet gibi şahsın hukukunu ilgilendiren statü kararları (nafaka hariç) kesinleşme şartına tabidir.
- Kişilik Haklarına Dair Kararlar: Adın değiştirilmesi, gaiplik veya kısıtlanma gibi kişisel durum sicilinde değişiklik yaratan ilamlar kesinleşmeden icra edilemez.
- Yabancı İlamların Tenfizi: Yabancı mahkemelerden alınan kararların Türkiye’de infazı için verilen tenfiz kararlarının kesinleşmesi zorunludur.
- Ceza Mahkemesi İlamları: Ceza hükmüyle birlikte verilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacakları, asıl hüküm kesinleşmeden takibe konulamaz.
- Menfi Tespit Davası Kararları: Menfi tespit davasının reddi halinde hükmedilen tazminat ve masraflar için kararın kesinleşmesi beklenmelidir.
- Sayıştay İlamları: 6085 sayılı Kanun uyarınca, Sayıştay tarafından verilen tazmin hükümleri kesinleşmedikçe icra dairesine sunulamaz.
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN KARARLAR
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN MAHKEME KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULABİLİR Mİ?
Ayni Haklara İlişkin Kararlar: Taşınmazın mülkiyetini, tapu kaydını veya üzerindeki ayni hakları (ipotek, irtifak vb.) konu alan kararlar kesinleşmedikçe şekilde icraya konulamaz. Taşınmazın aynına ilişkin kararların kesinleşmeden icraya koyulması mülkiyet hakkını olumsuz etkiler.
Tahliye Kararları: Kira ilişkisinden doğan tahliye kararları, taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin bir ihtilaf içermediğinden kesinleşmeden icra edilebilir; ancak borçlu tehir-i icra (icranın durdurulması) kararı alarak süreci durdurabilir.
Müdahalenin Men’i ve Ecrimisil: Taşınmaza haksız el atmanın önlenmesine dair kararlar kesinleşme şartına tabidir; bu kararların eklentisi olan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) alacakları da asıl hükümle birlikte kesinleşmeden takibe konu edilemez.
TAŞINMAZLARA İLİŞKİN TAPU İPTAL-TESCİL KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEBİLİR Mİ?
Tapu iptali ve tescili kararları taşınmazın aynına ilişkin olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kesinleşmeden icra edilmesi hukuken mümkün değildir. Taşınmaz mülkiyetini konu alan tapu iptal ve tescil kararının icra dairesi aracılığıyla veya doğrudan Tapu Müdürlüğü nezdinde infaz edilebilmesi için, kararın üzerinde kesinleşme şerhinin bulunması yasal bir zorunluluktur.
Kesinleşme şerhinin zorunlu olması, üst mahkemece bozulma ihtimali olan bir karara dayanarak tapu kaydının değiştirilmesini ve taşınmazın üçüncü kişilere devredilerek telafisi imkânsız hak kayıplarının oluşmasını önlemeyi amaçlar.
AİLE VE ŞAHIS HUKUKU KARARLARI
AİLE VE ŞAHIS HUKUKUNA İLİŞKİN KARARLAR KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONU EDİLEBİLİR Mİ?
- Statü Değişikliğinin Geri Dönülemezliği: Boşanma, soybağının reddi veya evliliğin iptali gibi kararlar, bireylerin nüfus kayıtlarında önemli değişiklikler yaratır. Karar kesinleşmeden icra edilip nüfusa işlenirse ve sonrasında üst mahkemece bozulursa, bu durum aile düzeninde ve üçüncü kişilerin haklarında (örneğin yeniden evlenme durumunda) telafisi imkânsız bir durumlara yol açabilir. Bu sebeple boşanma, soybağının reddi veya evliliğin iptali gibi kararlar kesinleşmeden icraya konu edilemez.
- Kişilik Haklarının Korunması: Adın değiştirilmesi, yaş düzeltme veya kısıtlanma (vasi tayini) gibi şahsın hukukuna dair ilamlar, kişinin toplumdaki kimliğini ve şahsi durumunu temsil eder. Hukuki kesinlik kazanmamış bir hükümle bu kimliğin değiştirilmesi, kişilik haklarına yönelik ağır bir risk taşıdığından kesinleşme şartı bir güvence işlevindedir.
- Manevi Tazminatların Asıl Hükme Bağlılığı: Aile hukukundan doğan (özellikle boşanmanın eki niteliğindeki) manevi tazminat talepleri, asıl davanın fer’isi sayılır. Dolayısıyla, aile bağını sona erdiren asıl hüküm kesinleşmeden, bu hükme dayalı olarak verilen tazminatların icra dairesine sunulması usulen mümkün değildir.
- Velayete İlişkin Hassasiyet: Çocukların velayetine veya kişisel ilişki kurulmasına dair kararlar, çocuğun üstün yararını ilgilendirdiğinden, bu hükümlerin infazı için kararın şekli anlamda kesinleşerek değiştirilemez hale gelmesi beklenir.
NAFAKA KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEBİLİR Mİ?
İstisnai Hüküm ve İvedilik: İcra ve İflas Kanunu’nun genel sistemi içerisinde aile hukuku ilamları kesinleşme şartına bağlı tutulsa da nafaka kararları bu kuralın bir istisnasını oluşturur. Nafakanın temel amacı, alacaklının (eş veya çocuk) barınma, beslenme ve giyinme gibi hayati ihtiyaçlarını karşılamak olduğundan, yasa koyucu bu alacağın tahsili için kanun yolu süreçlerinin beklenmesini hakkaniyete aykırı bulmuştur ve kesinleşme şartı aramamıştır.
İhtiyati Tedbir Niteliğindeki Nafakalar: Boşanma davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakaları, niteliği gereği bir mahkeme ara kararına dayanır. Bu kararlar henüz nihai bir hüküm dahi teşkil etmediği halde, verildiği andan itibaren icra dairesi aracılığıyla tahsil edilebilir.
İlamlı İcra Takibi İmkanı: Dava sonunda hükmedilen iştirak veya yoksulluk nafakaları, asıl boşanma hükmü kesinleşmemiş olsa bile icraya konulabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; boşanmanın eki niteliğindeki tazminatlar için kesinleşme beklenirken, nafaka alacağı için böyle bir zorunluluğun bulunmamasıdır.
Tehir-i İcra Yasağı: Nafaka borçlusu, kararı istinaf veya temyiz etse dahi, nafaka borcu yönünden “icranın geri bırakılması” (tehir-i icra) kararı alamaz. Bu durum, nafaka alacaklısının yargılama süresince mağdur olmasını engelleyen mutlak bir koruma hükmüdür.
MENFİ TESPİT VE TESPİT DAVALARI
MENFİ TESPİT DAVASI KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULABİLİR Mİ?
Menfi tespit davası neticesinde verilen kararların icra edilebilirliği, davanın mahiyeti ve taraflar arasındaki hak dengesinin korunması amacıyla doğrudan “kesinleşme” koşuluna bağlanmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında açılan bu davalarda, mahkemenin davanın reddine dair verdiği hükümle birlikte alacaklı lehine hükmedilen %20 tazminat ve vekalet ücreti gibi fer’i haklar, karar şekli anlamda kesinleşmeden icra takibine konu edilemez.
Bu durumun temel gerekçesi, borçlunun borçlu olmadığını iddia ederek açtığı bir davanın reddedilmesi halinde, henüz üst mahkeme denetiminden geçmemiş bir tazminat kaleminin cebri icra yoluyla tahsil edilmesinin önüne geçmektir. Uygulamada, davanın reddiyle birlikte duran takibin devam etmesi mümkün olsa da, davanın reddine bağlı olarak doğan tazminat ve yargılama giderleri ancak kesinleşme şerhi alındıktan sonra ilamlı icraya konu edilebilir.
Diğer ihtimalde davanın kabulü halinde borçlunun borçlu olmadığı tescillenmiş olur ve bu karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil ederek mevcut takibi ortadan kaldırır. Borçsuzluğun tespitine dayalı olarak alacaklıdan tahsil edilen paranın geri alınması veya tazminatın infazı aşamalarında da hukuki güvenliğin sağlanması adına kesinleşme şartı aranmaktadır. Menfi tespit kararları hem alacaklı hem de borçlu açısından mali yükümlülükler doğuran kısımları itibarıyla kesinleşme şartına sıkı sıkıya bağlıdır.
TESPİT DAVALARINDA VERİLEN KARARLAR İCRA KABİLİYETİ TAŞIR MI?
İcra Kabiliyetinin Yokluğu: Tespit ilamları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin sadece varlığını ya da yokluğunu saptadığı için özünde bir “icra” emri içermezler; bu nedenle salt tespit hükmü içeren bir karar icra dairesi aracılığıyla zorla infaz edilemez.
Yargılama Giderlerinin Durumu: Bu davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri gibi fer’i alacaklar ancak asıl tespitin kesinleşmesiyle icra edilebilir hale gelir; yani tespit edilen hakkın niteliği kesinleşme gerektiriyorsa, masrafların tahsili için de kararın kesinleşmesi şarttır.
Marka ve Patent Hakkına ilişkin Mahkeme Kararları
Kural olarak Marka hakkı ve patent hakkına ilişkin davalarda kesinleşmeden icra edilmezler. Bu davalar;
- Markanın Hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararları
- Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarının iptaline ilişkin mahkeme kararları
- Markanın İptaline ilişkin mahkeme kararları
- Marka Hakkına tecavüzün meni ve refi davasına ilişkin mahkeme kararları
- Patent Hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararları
- Patent İsteme hakkının gaspı ve patentin gaspına ilişkin mahkeme kararları
Tespitine İlişkin Mahkeme Kararları
Kira bedeli tespit davalarını özetlemek gerekirse; kiracı ve ev sahibi arasındaki, kira bedelinin belirlenmesi konusundaki anlaşmazlıklara dair açılan davalardır. Bu tür davalarda mahkemece kira bedeli tespit edilir. Kira tespit davaları eda niteliği taşıdığı için bu davalarda verilen hüküm kesinleşmeden icraya konulamayan ilam niteliği taşımaktadır.
Hizmet Tespit Davasında Verilen Kararlar
Hizmet tespit davası işçi tarafından açılan, işverenin sigortalı çalışan olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği, prim ödemelerinde eksik olduğu durumlarda açılan bir dava türüdür. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca hizmet tespit davalarına verilen kararlar kesinleşmeden icraya konulamazlar.
KİRA HUKUKUNA İLİŞKİN KARARLAR
KİRA TESPİT DAVASI KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONU EDİLEBİLİR Mİ?
Kira tespit davaları sonucunda verilen kararların icra edilebilirliği, hem mülkiyet hakkını hem de ekonomik dengeleri ilgilendirdiği için özel bir usule tabi tutulmuştur. Bu kararların kesinleşme şartı karşısındaki durumu iki farklı duruma göre değişmektedir:
Eda Hükmü İçermemesi: Kira tespit kararları, mevcut kira bedelinin miktarını belirleyen “inşai” (kurucu) veya “tespit” niteliğinde kararlardır. Bu ilamlar sadece kira bedelini tespit eder; borçluya doğrudan bir miktar parayı ödeme emri yüklemezler. Bu nedenle, salt kira tespit ilamına dayanarak birikmiş kira farkları için ilamlı icra takibi başlatılamaz.
Kesinleşme Şartı: Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, kira tespit ilamındaki belirlenen rakamın icra takibine (ilamsız takip yoluyla farkların istenmesi dahil) konu edilebilmesi için kararın kesinleşmesi zorunludur. Karar kesinleşmeden, tespit edilen yeni bedel üzerinden kira farkı alacağı talep edilemez ve bu bedele dayalı olarak tahliye süreci (temerrüt nedeniyle) başlatılamaz.
(Mahkemece, davacı alacaklının 31.12.2007 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere açtığı kira tespiti davası nedeni ile 18.11.1964 tarih ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı (İBK) gereği kira parasının tespitinin mahkemeden talep edilmesi üzerine, kira süresi sona ermiş sözleşmelerin 6570 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği kira parasına ilişkin şartı hariç diğer bölümlerinin yenilendiği, yine 12.11.1979 tarih ve 1/3 İBK kararı gereği kira tespit ilanlarının kesinleşmeden infaz edilemeyeceği, davacı alacaklının her ne kadar kira bedeli farklarını talep etmiş ise de ortada kesin, belli ve muaccel bir kira alacağı bulunmadığı,
kira tespit kararının kesinleşme tarihinin takibin yapıldığı 27.01.2009 tarihinden sonra olduğu, bu nedenle kira tespit kararı kesinleşmeden kira miktarının belli olamayacağını, davalı borçlunun kanun gereği kira parası yatırma zorunluluğu olmadığı için takibin yerinde olmadığı, davalının kesin ve muaccel olmayan bir borçtan dolayı temerrüde düşemeyeceği, bu nedenle itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.)
(Yargıtay Kararı – HGK., E. 2013/1419 K. 2015/829 T. 18.2.2015)(lexpera.com)
Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti: Asıl hüküm olan kira bedelinin tespiti kesinleşmeden icra edilemediği için, bu kararın eklentisi olan vekalet ücreti ve yargılama giderleri de karar kesinleşmeden takibe konu edilemez.

KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYAN KARARLAR
CEZA MAHKEMESİ KARARLARI
CEZA MAHKEMESİ KARARLARININ MADDİ YÜKÜMLÜLÜK İÇEREN KISIMLARI KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEBİLİR Mİ?
Ceza mahkemeleri tarafından verilen kararların maddi sonuçları, asıl mahkumiyet hükmünün hukuki akıbetine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu kararların icra edilebilirliği şu ilkeler çevresinde şekillenir:
- Asıl Hükme Bağlılık İlkesi: Ceza mahkemesince hükmedilen adli para cezaları, yargılama giderleri ve vekalet ücreti gibi maddi yükümlülükler, verilen mahkumiyet kararının birer eklentisidir. Ceza hukuku prensipleri gereği, bir kişinin suçluluğu kesinleşmeden bu suçun mali sonuçlarının infaz edilmesi mümkün değildir.
- Kesinleşme Zorunluluğu: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun uyarınca, ceza mahkemesi ilamlarının infaz edilebilmesi için kesinleşmiş olması şarttır. Bu kural, kararın devamı niteliğindeki vekalet ücreti ve yargılama giderlerini de kapsar. Dolayısıyla bir ceza ilamına dayanarak bu giderler için kesinleşme şerhi olmaksızın ilamlı icra takibi başlatılamaz.
- Tazminat Hakları: Ceza davası içerisinde karara bağlanan (şahsi hak mahiyetindeki) tazminatlar da asıl ceza hükmünün kesinleşmesiyle icra kabiliyeti kazanır. Eğer ceza kararı üst mahkemece bozulursa, buna bağlı maddi yükümlülükler de kendiliğinden ortadan kalkacağından, kesinleşme şartı hukuki güvenlik sağlamaktadır.
YABANCI MAHKEME KARARLARI
YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANIMA-TENFİZ İŞLEMİ YAPILMADAN İCRAYA KONULABİLİR Mİ?
Yabancı mahkemelerden alınan kararların Türkiye sınırları içerisinde bir mahkeme ilamı gibi hukuki sonuç doğurabilmesi ve icra dairesi aracılığıyla infaz edilebilmesi için tanıma veya tenfiz süreçlerinden geçmesi zorunludur. Bu süreçlerin işleyişi ve kesinleşme şartı şu ilkelere dayanır:
Doğrudan İcra Yasağı: Yabancı bir mahkemenin vermiş olduğu karar, verildiği ülkenin kanunlarına göre kesinleşmiş olsa dahi, Türk mahkemelerince tenfiz edilmediği sürece Türkiye’de bir “ilam” vasfı taşımaz. Bu nedenle, yabancı bir ilama dayanarak doğrudan icra takibi başlatılması hukuken mümkün değildir.
Milletlerarası Özel Hukuk (MÖHUK) Düzenlemesi: 5718 sayılı Kanun uyarınca, yabancı ilamların Türkiye’de icra edilebilirliği ancak bir Türk mahkemesinin o kararın infaz edilebilir olduğuna dair “tenfiz kararı” vermesiyle mümkündür.
Kesinleşme Zorunluluğu: Tenfiz davası sonucunda Türk mahkemesince verilen karar, şekli anlamda kesinleşmeden icraya konulamaz. Yani sadece tenfiz davasının açılması veya davanın kazanılması yetmez; tenfiz kararının kendisinin de istinaf ve temyiz yollarından geçerek veya sürelerin dolmasıyla kesinleşmiş olması ve üzerine “kesinleşme şerhi” vurulması şarttır.
Tanımanın Farkı: Tanıma kararı, yabancı ilamın sadece “kesin delil” veya “kesin hüküm” olarak kabul edilmesini sağlarken; tenfiz kararı, o ilamın devlet gücüyle zorla yerine getirilmesini (icrasını) sağlar. Dolayısıyla icra takibi için tenfiz şartı aranır.
YABANCI KARARLAR KESİNLEŞMEDEN TÜRKİYE’DE İCRAYA KONU EDİLEBİLİR Mİ?
Yabancı mahkemeler tarafından verilen kararların Türkiye’de icra kabiliyeti kazanması, “egemenlik” ve “hukuki denetim” prensipleri gereği sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu kararların kesinleşme süreci ve icra edilebilirliği şu çerçevede şekillenir:
- Münhasır Denetim Şartı: Yabancı bir mahkeme ilamı, verildiği ülkede kesinleşmiş olsa dahi, Türk hukuk düzeni bakımından kendiliğinden bir icra gücüne sahip değildir. Bu kararın Türkiye’de cebri icra işlemlerine dayanak teşkil edebilmesi için Türk mahkemeleri tarafından verilmiş bir tenfiz kararına ihtiyaç vardır.
- Tenfiz Kararının Kesinleşmesi: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca, yabancı ilamın infaz edilebilmesi için sadece tenfiz davasının kazanılması yeterli değildir. Tenfiz davası sonucunda Türk mahkemesinin verdiği kararın da kendi içinde kanun yollarından geçerek veya sürelerin dolmasıyla kesinleşmiş olması zorunludur.
- Kesinleşme Şerhi Zorunluluğu: Tenfiz kararı kesinleşmeden icra dairesine başvurulması durumunda, icra müdürü talebi reddetmekle yükümlüdür. Zira yabancı ilam ancak tenfiz kararının kesinleşmesiyle birlikte bir “Türk Mahkemesi ilamı” gibi hukuki sonuç doğurmaya ve icra edilebilir (edai) vasıf kazanır.
- Geçici Hukuki Korumalar: Kesinleşme süreci beklenirken alacaklının haklarını korumak adına ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma yollarına başvurulması mümkün olsa da, bu tedbirlerin nihai bir icra işlemine (satış gibi) dönüşmesi yine tenfiz kararının kesinleşmesine bağlıdır.
SAYIŞTAY VE KAMU DENETİM KARARLARI
SAYIŞTAY KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İNFAZ EDİLEBİLİR Mİ?
Sayıştay tarafından verilen tazmin hükümlerinin icrası, kamu maliyesi ve kamu görevlilerinin hukuki güvenliği açısından özel bir kanuni düzenlemeye tabi tutulmuştur. Bu kararların kesinleşme şartı karşısındaki durumu şu şekildedir:
Yasal Dayanak ve Kesinleşme Zorunluluğu: 6085 sayılı Sayıştay Kanunu uyarınca, Sayıştay daireleri tarafından verilen tazmin kararlarının (ilamların) icra edilebilir hale gelmesi için kararın kesinleşmiş olması şarttır. Kamu zararına ilişkin bu kararlar, ancak kanun yolları tükendiğinde veya itiraz süreleri dolduğunda “ilam” niteliği kazanarak infaz kabiliyetine kavuşur.
İnfaz Süreci ve Tebliğ: Sayıştay ilamları kesinleşmeden icraya konulamaz. Karar kesinleştiğinde, ilgili idareye veya genel saymanlığa gönderilir; bu aşamadan sonra 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre genel hükümler dairesinde tahsil süreci başlatılır.
Temyiz ve Karar Düzeltme: Sayıştay kararlarına karşı Temyiz Kurulu’na başvurulması, kararın kesinleşmesini engelleyen bir süreçtir. Temyiz aşaması tamamlanmadan veya karar düzeltme yolları tüketilmeden kararın cebri icra yoluyla takibi, usul hukukuna aykırılık teşkil eder.
Kesinleşme şartı aranmasının temel amacı, kamu görevlilerinin henüz kesin hüküm halini almamış bir mali sorumluluk nedeniyle haksız bir ödeme baskısı altında kalmalarını önlemektir.
KAMU DENETİM KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONU EDİLEBİLİR Mİ?
Kamu denetimi mekanizmaları çerçevesinde verilen kararların icra kabiliyeti, bu kurumların hukuki niteliği ve verdikleri kararların bağlayıcılık gücü ile doğrudan ilişkilidir. Türkiye özelinde Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) tarafından tesis edilen işlemlerin icra süreçleri şu ilkelere dayanmaktadır:
Kararların Tavsiye Niteliği: Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen kararlar, kural olarak mahkeme ilamı niteliğinde olmayıp “tavsiye kararı” niteliğindedir. Bu kararlar idareyi belirli bir yönde işlem yapmaya davet eder ancak bir mahkeme hükmü gibi doğrudan cebri icra organları (icra daireleri) aracılığıyla zorla yerine getirilmesini sağlayan bir infaz gücüne sahip değildir.
İcra Takibine Konu Edilememe: Tavsiye kararları bir “eda” (bir şeyin yapılması veya ödenmesi) emri içermediği ve yargısal bir ilam vasfı taşımadığı için, bu kararların kesinleşmesi gibi bir usul söz konusu olsa dahi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında bir icra takibine dayanak oluşturmaları mümkün değildir.
İdari Dava Süreci: Kamu denetimi sonucunda verilen tavsiye kararına idarenin uymaması durumunda, ilgili kişinin hak arama yolu yargı mercileridir. İcra takibi ancak bu tavsiye kararının ardından açılacak bir idari veya adli davanın sonunda verilecek mahkeme ilamı ile o ilamın niteliğine göre kesinleşme şartı aranarak başlatılabilir.
Kamu denetim kararları tek başlarına icra dairesine sunulabilecek birer ilam değildir. Bu kararların kesinleşmiş olması, onların sadece idari yönden nihai bir görüş olduğunu gösterir ancak bu durum onlara “icra edilebilirlik” vasfı kazandırmaz.
KESİNLEŞME ŞARTININ HUKUKİ DAYANAKLARI NELERDİR?
Kesinleşme şartının hukuki temelleri, hem genel usul kanunlarında hem de özel nitelikli mevzuatlarda somutlaşmıştır. Bu dayanaklar, hukuk düzeninde keyfiyeti önleyen ve kararların hangi andan itibaren devlet gücüyle infaz edilebileceğini belirleyen yasal zeminlerdir:
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 350 ve m. 367: Bu maddeler, genel kural olarak kararların kesinleşmeden icra edilebileceğini belirtse de, taşınmazın aynına ve şahsın hukukuna ilişkin hükümlerin infazı için kesinleşmeyi açıkça bir ön şart olarak koşar.
- İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve İlgili Mevzuat: İlamlı icranın usulünü düzenleyen İİK, hangi belgelerin ilam niteliğinde olduğunu ve bu ilamların hangi şartlarla takibe konulacağını belirleyerek, kesinleşme aranan özel durumlarda icra müdürünün denetim yetkisini bu yasal dayanağa oturtur.
- Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 57: Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için tenfiz kararının kesinleşmiş olması gerektiğini emrederek, milli egemenlik ve kamu düzenini koruyan bir hukuki dayanak oluşturur.
- Özel Kanun Maddeleri: Örneğin Sayıştay Kanunu veya Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun gibi metinler, kendi alanlarına özgü mali ve cezai hükümlerin infazı için mahkeme kararının kesinleşmiş olmasını amir hüküm olarak düzenler.
- Anayasal Haklar ve Hukuk Devleti İlkesi: Mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyeti gibi anayasal güvenceler, kesinleşme şartının teorik dayanağını oluşturur; zira doğruluğu henüz üst mahkemece onaylanmamış bir kararla temel haklara müdahale edilmesi hukuk devleti ilkesiyle çelişir.
İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA KESİNLEŞMEYE İLİŞKİN HÜKÜMLER NELERDİR?
- İlamların İcrası (m. 32): Bu madde, para borcuna veya teminat verilmesine dair ilamların icra dairesine verilmesiyle takibin başlayacağını düzenler. Genel kuralın (kesinleşmeden icra edilebilirlik) dayanağı bu maddedir; zira kanun burada icra için “kesinleşme” şartını genel bir zorunluluk olarak zikretmemiştir.
- İcranın Geri Bırakılması (m. 36): Kesinleşme şartı aranmayan hallerde, borçlunun kararı üst mahkemeye taşıması icrayı durdurmaz. Bu madde, borçluya “tehir-i icra” (icranın geri bırakılması) yolunu açarak, teminat karşılığında icra işlemlerini durdurma yetkisi verir. Kesinleşme şartı olan kararlarda ise bu prosedüre gerek kalmadan takip durur.
- İade-i Muhakeme ve İcra (m. 40): Bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya Yargıtayca bozulması durumunda icra işlemlerinin duracağını, kararın kesinleşmesi halinde ise icranın olduğu yerde kalacağını veya eski hale iade edileceğini düzenler.
- Şikâyet ve Denetim (m. 16): Kesinleşmesi gereken bir kararın kesinleşmeden takibe konulması durumunda, borçlunun icra mahkemesine başvurarak bu işlemi iptal ettirme hakkının yasal dayanağını oluşturur. Kanun, icra müdürünün ilamın icra edilebilir olup olmadığını (kesinleşme şerhini) denetleme yükümlülüğünü bu madde ile düzenler.
- Gemi Siciline Kayıtlı Gemilere İlişkin Hükümler: İİK’nın gemilerle ilgili özel bölümlerinde, tıpkı taşınmazlarda olduğu gibi, gemi siciline tescil edilmiş haklara ilişkin kararların infazı için kesinleşme aranacağına dair paralel düzenlemeler mevcuttur.
UYGULAMADA SIK YAPILAN HATALAR
- Fer’ilerin Bağımsız İcraya Konulması: En yaygın hata, kesinleşmesi zorunlu bir kararın (örneğin boşanma veya tapu iptali) esas hükmü beklenirken; karardaki vekalet ücreti, yargılama gideri veya tazminat gibi fer’ilerin “para alacağı” olduğu düşünülerek kesinleşmeden takibe konulmasıdır. Oysa fer’iler asıl hükmün kaderine tabidir ve asıl hüküm kesinleşmeden icra edilemezler.
- Taşınmazla İlgili Her Davanın Kesinleşme Gerektirdiğini Sanmak: Her taşınmaz davası kesinleşme gerektirmez. Uygulamada kira sözleşmesine dayalı tahliye davaları ile taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin davalar sıklıkla karıştırılmaktadır. Tahliye kararlarının icrası için kesinleşme şartı aranmazken, tapu kaydını değiştiren kararlar için bu şart mutlaktır.
- Tehir-i İcra ile Kesinleşme Şartının Karıştırılması: Uygulamada sık yapılan bir diğer hata, kesinleşmesi zorunlu bir karar için boş yere “icranın geri bırakılması” (tehir-i icra) prosedürünü işletmeye çalışıp teminat yatırılmasıdır. Karar zaten kanunen kesinleşmeden icra edilemeyeceği için tehir-i icra kararı alınmasına gerek yoktur; bu durumda doğrudan şikayet yoluna başvurulmalıdır.
- İcra Müdürünün Re’sen İnceleme Görevinin İhmali: İcra müdürlüklerinin, önüne gelen ilamda kesinleşme şerhi olup olmadığını kontrol etmeden takip talebini kabul etmesi, sürecin en başında yapılan bir idari hatadır. Bu durum, ileride borçlunun yapacağı şikayet ile takibin iptaline ve alacaklının boş yere masraf yapmasına neden olmaktadır.
- Nafaka ve Tazminat Ayrımının Yapılamaması: Boşanma ilamlarında yer alan “nafaka” kısmının kesinleşmeden icra edilebileceği bilinse de; aynı ilamdaki “maddi-manevi tazminat” kalemlerinin de nafaka gibi hemen icra edilebileceği zannedilmektedir. Bu iki kalem arasındaki farkın gözetilmemesi, takibin bir kısmının iptaliyle sonuçlanmaktadır.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Kesinleşme nedir?
Bir mahkeme kararına karşı istinaf veya temyiz gibi olağan kanun yollarının tükendiğini veya bu yollara başvuru süresinin geçtiğini ifade eder. Kararın artık üst mahkemelerce değiştirilemez hale gelmesiyle hüküm şekli anlamda kesinleşmiş olur.
Kesinleşme neden önemlidir?
Doğruluğu üst mahkemelerce onaylanmamış kararların infaz edilerek telafisi imkansız zararlar doğurmasını engeller. Hukuki güvenliği sağlayarak, mülkiyet ve kişilik haklarına yapılacak müdahalelerin önüne geçer.
Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti Kesinleşmeden Takip Edilebilir mi?
Hayır. İlam bir bütündür. Bu nedenle;“Esas karar kesinleşmeden, ilamda yazılı vekalet ücreti ve yargılama gideri gibi kalemler de infaz edilemez.”
- Yargıtay 12. HD, 03.06.2020, 2019/7924 E., 2020/3607 K.
- Ayrı ayrı icraya konulmaları mümkün değildir; esas hükümle birlikte kesinleşmeleri gereklidir.
İcra Müdürünün Kesinleşme Denetimi Yetkisi Var mı?
Yargıtay 12. HD’ye göre: İcra müdürü, ilamın kesinleşip kesinleşmediğini resen denetleyemez. Bu husus, icra emri tebliğinden sonra borçlunun şikayetiyle incelenebilir. (12.04.2012 T., 2011/27930 E., 2012/12163 K.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) ise aksi yönde bir içtihat geliştirmiştir:
Açıkça kesinleşme şartı taşıyan ilamlar yönünden, icra müdürü kesinleşme denetimi yapabilir. Bu görüş, Prof. Dr. Timuçin Muşul’un eserlerine de dayanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/2833 E. , 2020/855 K.
Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilâmın icrasının talep edilmesi hâlinde, icra müdürünün kanun hükmünü (HMK m. 367/2, HUMK m. 443/2) re’sen nazara alarak takip talebini reddetmesi gerekir.
Hangi kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz?
Taşınmazın aynına (mülkiyetine), aile ve şahıs hukukuna, yabancı ilamların tenfizine ve ceza mahkumiyetlerinin maddi eklentilerine ilişkin kararlar kesinleşmeden icra edilemez. Aynı zamanda hâkimin takdiriyle kesinleşme şartına bağlanan veya özel kanunla düzenlenen bazı kararlar da bu kapsamdadır.
Taşınmazlara ilişkin kararlar kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Mülkiyet, tapu iptal-tescil veya ipotek gibi taşınmazın aynına ilişkin haklar söz konusuysa karar kesinleşmeden icra edilemez. Ancak kira ilişkisinden doğan tahliye kararları taşınmazın aynına dair bir ihtilaf içermediğinden kesinleşmeden takibe konu edilebilir.
Aile ve şahıs hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden icraya konu edilebilir mi?
Boşanma, soybağı veya ad değişikliği gibi statü değiştiren kararlar toplum ve aile düzenini korumak adına kesinleşmeden icra edilemez. Kararın eki olan maddi ve manevi tazminatlar da asıl hükümle birlikte kesinleşme şartına tabidir.
Nafaka kararları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Nafaka kararları bu konudaki en önemli istisnadır ve kesinleşmeden icra edilebilir. Alacaklının geçimini sağlaması ivedi bir ihtiyaç olduğundan, kanun koyucu bu kararların derhal infazını öngörmüştür.
Menfi tespit davası kararları icra kabiliyeti taşır mı?
Borçlunun borçlu olmadığını belirleyen bu kararların icrası, özellikle tazminat ve yargılama giderleri kısımları için kesinleşmeye bağlıdır. Kararın davanın reddi veya kabulü yönünde olması, mevcut takibin akıbetini ve yeni takip başlatılmasını doğrudan etkiler.
Tespit davası kararları kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Tespit kararları sadece bir durumun varlığını saptadığı için özünde bir “yapma” veya “ödeme” emri içermez ve icra kabiliyeti taşımaz. Bu kararlardaki vekalet ücreti gibi fer’i alacakların icrası ise asıl tespit hükmünün kesinleşmesine bağlıdır.
Kira tespit davası kararları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Kira bedelinin miktarını belirleyen bu kararlar kesinleşmeden icra takibine konu edilemez. Kira farklarının talep edilebilmesi veya bu bedel üzerinden temerrüt nedeniyle tahliye istenebilmesi için mahkeme ilamının kesinleşmesi zorunludur.
Ceza mahkemesi kararlarının maddi yükümlülük içeren kısımları kesinleşmeden icra edilebilir mi?
Ceza ilamlarındaki adli para cezaları, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri mahkumiyet hükmü kesinleşmeden infaz edilemez. Ceza hukukunda mahkûmiyet kesinleşmeden mali yaptırımların uygulanması mümkün değildir.
Yabancı mahkeme kararları Türkiye’de tanınmadan veya tenfiz edilmeden icraya konulabilir mi?
Yabancı bir ilamın Türk hukuk düzeninde sonuç doğurabilmesi için Türk mahkemelerince tanınması veya tenfiz edilmesi şarttır. Tenfiz kararı alınmadan yabancı bir belgeye dayanarak doğrudan icra takibi başlatılamaz.
Yabancı mahkeme kararları kesinleşmeden icraya konu edilebilir mi?
Yabancı ilamın kendisi kendi ülkesinde kesinleşmiş olsa bile, Türkiye’de icra edilebilmesi için açılan tenfiz davasının sonucunda verilen kararın kesinleşmesi şarttır. Tenfiz kararı kesinleşmeden icra dairesine başvurulamaz. Tenfiz kararı icra edilebilirlik sağlar.
Kamu denetim kararları kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) kararları tavsiye niteliğinde olup icra kabiliyeti taşıyan bir “ilam” niteliğinde değildir. Bu kararlara dayanarak doğrudan cebri icra yapılamaz; hak arama yolu yargı mercileridir.
Kesinleşmeden icra takibi başlatılırsa ne olur?
Kesinleşme şartı olan bir kararın bu şart oluşmadan takibe konulması durumunda borçlu, süresiz şikayet yoluna başvurarak takibi iptal ettirebilir. Bu durumda yapılan tüm icra işlemleri hükümsüz kalır.
Kesinleşmenin hukuki dayanakları nelerdir?
Temel dayanaklar Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 350, 367) ve İcra ve İflas Kanunu ile özel kanunlardaki (MÖHUK, Sayıştay Kanunu vb.) hükümlerdir. Bu düzenlemeler mülkiyet ve kişilik haklarını anayasal düzeyde korur.
Kesinleşme ve icra süreçlerinde avukat desteği neden önemlidir?
Kararın hangi bölümlerinin icra edilebileceğinin tespiti ve hatalı takip nedeniyle tazminat risklerinden kaçınmak için uzman desteği oldukça önemlidir. Avukatlar, tehir-i icra süreçlerini yöneterek ve usulsüz takiplere karşı şikâyet mekanizmasını kullanarak hak kayıplarının önüne geçer.
Kesinleşmeden İcraya Konulamayan Kararlar Nelerdir?
Kesinleşmeden icraya konulamayan icra kararlarına örnek olarak aşağıda yer verdiğimiz ilamlar sayılabilir:
- Menfi tespit / İstirdat davası ilamları
- Sayıştay İlamları
- İstihkak davası kabulüne ilişkin ilamlar
- Aile / Kişi Hukukuna ilişkin ilamlar
- Mülkiyet iddiası olmayan ilamlar
- Ceza Davalarında verilen kararlar
Taşınmazın Aynına İlişkin Ne Demek?
Taşınmaz aynı; taşınmaz veya taşınır mallara dair hak sahibine yetki veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu haklar mülkiyet hakkı, irtifak Hakkı, Rehin Hakkı, Taşınmaz Yükü olarak tanımlamakta mümkündür. Taşınmaza mülkiyet, zilyetlik veya alıkoyma gibi davalar örnek verilebilir. Bu davalar taşınmazın bulunduğu yerde açılmalıdır.
İlamlı İcra İçin Hüküm Kesinleşmeli Mi?
İlam mahkeme tarafından verilen karardır. İlamlar verildikleri anda icra edile bilinir; hükmün kesinleşmesi aranmaz ancak; Kanunen icra takibinin başlatılabilmesi için kararın kesinleşmesi bir gereklilik ise takip alınana kadar karar kesinleşmelidir.
Ceza İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Ceza ilamlarının icraya konabilmesi için kesinleşmesi şarttır. Çünkü ceza mahkûmiyet hükümleri kesinleşmeden icraya konulamaz.
Ceza Vekâlet Ücreti Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Üst yazımızda yer verdiğimiz gibi ceza ilamlarının icraya konabilmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. Nitekim hükmün kesinleşmesiyle bağlı olan avukatlık ücreti, yargılama gideri gibi ödemeler de icra edilecekse kararın kesinleşmesi gerekir.
İşçilik Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
İş Kanunu gereği işe iade davası haricindeki iş davaları kesinleşmeden de icra edilebilen kararlardır.
İşe İade Dosyası Vekâlet Ücreti Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
İş Kanunu 21. Madde 6.Fıkrasında yer verildiği üzere işe iadeye dair ilamlar tespit hükmü içerdiğinden kesin hüküm gelmeden icraya konamamaktadır. Doğal olarak işe iade dosyasındaki vekâlet ücretinin icraya konması için de kesinleşmeden icraya konulamaz
Aile Hukukuna İlişkin İlamlar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Aile hukuku ile kişiler hukukuna dair kararlar da kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardandır. Bu hüküm hem Türk Medeni Kanunu hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca güvenceye alınmıştır.
Maddi Tazminat Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Maddi tazminat davası kesinleşmeden icraya konabilen kararlar arasında yer alır. Ancak boşanma davasından kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin tahsili kesinleşmeden icraya konulamaz. Keza manevi tazminat talebi de bu duruma dâhildir. Çünkü temelde bunlar aslın rejimine tabidirler. Aslın rejimine tabi olmak ile kastedilen bu tazminat taleplerinin boşanma davası sebebiyle istenmesidir. Yukarıda da açıklandığı gibi boşanma davası kesinleşmeden icraya konulamayan bir dava türüdür.
Mülkiyetin Tespiti Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Gayrimenkul aynına bağlı olan; mülkiyet tespiti gibi davalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu 443. Maddesi ve 4. Fıkrası uyarınca kesinleşmeden icraya konamaz.
Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan Davalar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Mülkiyetin tespiti davasında olduğu gibi kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar da kesinleşmeden icraya konulamayan davalardır. Bunun sebebi şudur: Taşınmazın aynına ilişkin ilamlar diğer ayni hakları da etkiler. Dolayısıyla mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulamaz.
Tahliyeye İlişkin İlamlar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Taşınmaz tahliyesi için verilen karar; taşınmaz aynı hakkına ilişkin değildir. Dolayısıyla buradan kararın kesinleşmesine gerek kalmadan da icra takibi yapılabileceği anlamı çıkar. Kiracı durumundaki kişi ilamlı icra takibine itiraz ederek takibi durduramaz tahliye kararının icrası için kesinleşmesi de şart değildir. Yine de dikkat çekmek gerekir ki; Tahliye kararının icra edilmesi için kararın kiracıya tebliğ edildiği tarih üzerinden on gün geçmelidir.
Taşınmazın Aynına İlişkin Davalar Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 443/4. maddesi gereği; gayrimenkul ve ayni haklara ilişkin hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Yargıtay’a göre de tapu iptali, tescil davası, el atmanın önlenmesi davası, ecri misil davası sonucunda verilen kararlar da taşınmaz aynı ile ilişkili olduklarından kesinleşmeden icraya konulamayan davalardandır.
İlamlı İcra İçin Gerekçeli Kararın Tebliği Gerekir Mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 321. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca, ilamlı icra takibine konu olacak gerekçeli kararın, hükmün açıklanmasından sonraki 1 ay içerisinde yazılması ve ardından taraflara tebliğ edilmesi gerekmektedir. Kanun yollarını kullanmak için gerekli süre gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi ile başlar. Taraf avukat ile temsil ediliyor ise avukata tebliğ de süreyi başlatacaktır. Ancak göz önüne alınması gereken husus şudur; İlamlı icra kanun yolundan bağımsız bir yoldur şayet gerekçeli karar yazılmış ise icra takibi başlatıla bilinir. Dolayısıyla taraflara tebliğini beklemek gerekmez.
Tespit Hükümleri Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Tespit içeren ilamlar, İcra İflas Kanunu’nun 72/5. Maddesi uyarınca; kesinleşmeden icraya konulamayan ilam türlerindendir.
Katılma Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulur Mu?
Türk Medeni Kanunu’nun 227. Maddesi uyarınca mal rejimi tasfiyesi davası sınıfındaki davalar olarak; katkı payı ile katılma alacağı talebi içeren davalar kesinleşmeden icra edilebilirler.
Ecri misil Alacağı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Ecri misil; taşınmaz bir malın kullanılması konusunda hak sahibinin rızası ya da bir hukuki uygunluk nedeni olmadan hakka konu olan taşınmazın üçüncü bir kişi tarafından kullanılmasına karşılık talep edilen bir tazminat türüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 443. Maddesi’nin 4. Fıkrası uyarınca gayrimenkul ve buna ilişkin ayni haklara dair kararlar kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardır.
Hizmet Tespit Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. Maddesinin 2. Fıkrası gereği hizmet tespit davası sonucu verilecek olan kararları Sosyal Güvenlik Kurumu uygulayacağı için hükmün de kesinleşmesi gerekecektir.
Kira Tespit Kararı İlamlı İcraya Konulabilir Mi?
Kira tespit davaları alacak tahsiline ilişkin bir hüküm içermediği için tespit konuludur. Dolayısıyla kira tespit davaları sonucu verilen kararlar da ilamlı takibe konu olamaz. Dava sonucunda ortaya çıkacak kira farkı için alacak kararı kesinleştiği takdirde ilamsız takip yoluna gidilebilecektir.
Nafaka İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Nafaka talebi boşanma davası ile birlikte açılmışsa talebinde bunulan iştirak ve yoksulluk nafakaları boşanma hükmü kesinleşmeden icraya konu olamaz. Ancak nafaka davası ayrıca açılmış ile kesinleşme koşulu aranmaz.


