Sahte sosyal medya hesabı üzerinden hakaret suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun bilişim sistemleri kullanılarak işlenen bir türüdür. Bu suç tipi, failin kendi gerçek kimliğini gizleyerek, halk arasında “fake hesap” olarak tabir edilen anonim profiller aracılığıyla bir başkasının onur, şeref ve saygınlığına saldırmasıyla vücut bulur. Hukuki açıdan bu eylem, kişinin toplum içindeki itibarını ve kendi iç dünyasındaki özsaygısını hedef alan manevi bir saldırıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca kişilik hakları hukuki koruma altındadır ve sosyal medya platformları, bu hakların ihlal edilebileceği korumasız alanlar olarak görülmemektedir.
Sahte hesap kullanımı, failin suçu işleme iradesindeki kararlılığı ve yakalanmama saikiyle hareket ettiğini gösteren bir unsurdur. Ancak Türk Ceza Kanunu bakımından suçun bir sahte hesap üzerinden işlenmesi, suçun temel niteliğini değiştirmemekle birlikte, ispat hukuku ve failin kastının belirlenmesi açısından yargılamaya derinlik katar. Hakaretin gerçekleşmesi için bir kimseye somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövmek suretiyle kişinin onurunun zedelenmesi yeterlidir.
Sosyal medya platformlarının dinamik yapısı gereği, bu mecralarda paylaşılan içeriklerin hızla yayılabilmesi ve kalıcılığı, suçun mağdur üzerindeki manevi yıkımını artırmaktadır. Dolayısıyla yargı makamları, sahte hesap üzerinden yapılan bu eylemleri değerlendirirken, paylaşılan içeriğin ulaştığı kitleyi ve mağdurun şahsi haklarındaki zedelenmeyi titizlikle analiz etmektedir.
İÇİNDEKİLER
- SAHTE SOSYAL MEDYA HESABI ÜZERİNDEN HAKARET SUÇUNUN UNSURLARI VE CEZASI
- EKRAN GÖRÜNTÜSÜ HAKARET İÇİN YETERLİ Mİ?
- FAKE (SAHTE) HESAPLARDA KİMLİK TESPİTİ NASIL YAPILIR?
- TCK 125 KAPSAMINDA SOSYAL MEDYADA HAKARETİN ALENİYET UNSURU?
- YARGITAY’IN SOSYAL MEDYA ÜZRİNDEN HAKARET SUÇU KRİTERLERİ?
- SAHTE HESAPLA İŞLENEN SUÇLARDA ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIM VE ŞİKAYET DİLEKÇESİ?
- ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME TAZMİNAT DAVASI AÇMAYA ENGEL Mİ?
- İÇERİĞİN KALDIRILMASI VE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ TALEBİ NEREYE YAPILIR?
- SAHTE HESAPTAN HAKARET EDEN KİŞİYE KARŞI TAZMİNAT DAVASI?
- HAKARET SUÇUNDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NEDİR?
- 11. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA HAKARET SUÇUNDA UZLAŞTIRMA MI ÖNÖDEME Mİ UYGULANIR?
- HAKSIZ TAHRİK VE KARŞILIKLI HAKARETİN CEZA İNDİRİMİNE ETKİSİ
- SAHTE HESAP SAHİBİNİN TESPİT EDİLEMEDİĞİ DURUMLARDA TAKİPSİZLİK KARARI?
- MEDENİ KANUN UYARINCA KİŞİLİK HAKLARININ KORUNMASI VE TEDBİR KARARLARI?
- SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
- Sahte hesaptan hakaret eden kişinin kimliği kesin olarak bulunabilir mi?
- Kişi hesabını veya mesajını silerse şikâyetim geçersiz mi kalır?
- Sahte hesap üzerinden hakaret etmenin hapis cezası var mı?
- Sadece isim vermeden yapılan paylaşımlar hakaret suçunu oluşturur mu?
- Instagram veya Twitter IP adresi bilgilerini Türkiye ile paylaşıyor mu?
- Ekran görüntüsü (SS) alırken nelere dikkat etmeliyim?
- Sahte hesapla hakaret davası ne kadar sürede sonuçlanır?
- Hakarete uğrayan kişi hem ceza hem tazminat davası açabilir mi?
- Yorumlarda sadece emoji kullanmak hakaret suçuna girer mi?
- Şikayetçi olmak için mutlaka avukat tutmak zorunlu mu?
SAHTE SOSYAL MEDYA HESABI ÜZERİNDEN HAKARET SUÇUNUN UNSURLARI VE CEZASI
Sahte bir sosyal medya hesabı üzerinden gerçekleştirilen hakaret eylemi, Türk hukuk sisteminde hem cezai hem de hukuki sorumluluğu eş zamanlı olarak doğuran çok boyutlu bir ihlaldir. Bu eylemin hukuki temeli, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu arasındaki ilişkiye dayanır. Gerçekten de TMK’nın 24. ve 25. maddeleri, bireyin kişilik haklarını mutlak bir koruma altına alarak, bu haklara yönelik her türlü hukuka aykırı saldırıya karşı koruma kalkanı oluşturur.
Sahte hesaplar aracılığıyla yapılan saldırılar, kişinin toplum içindeki şeref ve haysiyetini zedelediği için doğrudan bir kişilik hakkı ihlalidir. Ceza hukuku perspektifinden ise TCK m. 125, bu saldırının toplumsal barışı bozucu niteliğini cezalandırmayı hedefler. Bu bağlamda fail, ceza mahkemesinde yargılanırken aynı zamanda mağdurun açacağı bir manevi tazminat davasıyla da karşı karşıya kalacaktır.
SAHTE HESAPLA İŞLENEN HAKARET SUÇUNUN UNSURLARI
Sahte hesap üzerinden işlenen hakaret suçunun oluşabilmesi için kanunda öngörülen maddi ve manevi unsurların somut olayda birleşmesi gerekir:
- Maddi Unsur (Fiil): Hakaret suçunda fiil, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir olgu isnat etmek veya sövmek şeklinde tezahür eder. Sahte hesap üzerinden yapılan bir paylaşımın, yorumun veya mesajın içeriği, “ortalama bir insanın toplum içindeki değerini düşürecek” nitelikteyse fiil unsuru tamamlanmış sayılır. Örneğin; Failin sahte bir Facebook hesabı üzerinden mağdura özel mesaj (DM) yoluyla küfürlü içerik göndermesi.
- Mağdurun Belirlenebilirliği (Matufiyet): TCK m. 126 uyarınca, hakaret içeren ifadelerde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş olsa dahi, ifadelerin içeriğinden veya sahte hesabın hedef aldığı paylaşımlardan mağdurun kim olduğu anlaşılabiliyorsa suç oluşmuş kabul edilir.
- İhtilat Unsuru: Gıyapta hakaretin söz konusu olduğu durumlarda, eylemin en az üç kişiyle ihtilat ederek (paylaşılarak) yapılması şarttır. Sosyal medyanın kamusal doğası ve “paylaş butonu” gibi özellikler nedeniyle, bu mecralarda yapılan paylaşımlarda ihtilat unsuru genellikle kendiliğinden vücut bulur.
- Manevi Unsur (Kast): Suçun oluşabilmesi için failin, kullandığı ifadelerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebileceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Sahte hesap kullanımı, somut olayın özelliklerine göre kastın değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek bir olgudur.
EKRAN GÖRÜNTÜSÜ HAKARET İÇİN YETERLİ Mİ?
Dijital dünyada işlenen suçlarda, özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaret eylemlerinde ilk ve en yaygın başvurulan delil türü ekran görüntüsüdür (screenshot). Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu açısından ekran görüntüsünün tek başına mahkumiyete esas teşkil edip etmeyeceği meselesi, delilin “sıhhati” ve “denetlenebilirliği” ilkeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Hukuki tabiriyle ekran görüntüsü, teknik anlamda kolayca üzerinde oynanabilen, manipüle edilmeye müsait ve kaynağı her zaman doğrulanabilir olmayan bir “belge başlangıcı” niteliğindedir.
CMK Madde 206/2-a uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş deliller reddedilir. Sosyal medyadaki bir hakaretin ekran görüntüsünü almak kanuna aykırı bir elde etme yöntemi değildir; ancak bu delilin “gerçekliği” mahkemece sorgulanır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sadece bir ekran görüntüsü, failin kimliğini ve mesajın bütünlüğünü ispatlamak için çoğu zaman yeterli kabul edilmemektedir. Bunun temel sebebi, günümüz teknolojisinde çeşitli uygulamalar aracılığıyla sahte konuşma kayıtları veya montajlanmış görsellerin saniyeler içinde üretilebilmesidir. Mahkeme, ekran görüntüsündeki ifadelerin gerçekten ilgili hesap tarafından, ilgili tarihte paylaşıp paylaşılmadığını denetlemekle yükümlüdür.
Dijital delilin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için “delil zinciri” bozulmadan muhafaza edilmelidir. Sadece ekran görüntüsü almak yerine, Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Suçu içeren içeriğin URL (bağlantı adresi) bilgisinin kaydedilmesi, mümkünse içeriğin bir noter vasıtasıyla “e-tespit” yöntemiyle kayıt altına alınması delilin gücünü artırır. Türkiye Noterler Birliği tarafından sunulan bu hizmet, içeriğin o an itibarıyla internette var olduğunu resmi bir belgeye bağlar ve failin içeriği sonradan silmesi durumunda dahi ispat yükünü kolaylaştırır.
FAKE (SAHTE) HESAPLARDA KİMLİK TESPİTİ NASIL YAPILIR?
Sosyal medya platformlarında anonim kalarak suç işleyen şahısların kimlik tespiti, teknik tabiriyle “failin dijital teşhisi”, bir dizi adli ve teknik işlemin eş güdümlü yürütülmesini gerektirir. Türk yargı sisteminde bu süreç, mağdurun şikâyeti üzerine Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü birimleri tarafından başlatılır. Kimlik tespitinde temel veri IP (Internet Protocol) adresi olmakla birlikte, günümüzde sosyal medya devlerinin gizlilik politikaları nedeniyle süreç çok daha karmaşık yöntemlerle yürütülmektedir.
IP Adresi ve Trafik Bilgilerinin Temini
Bir sosyal medya hesabının kime ait olduğunu belirlemenin en kesin yolu, o hesaba giriş yapılan tarih ve saatteki IP adresine ulaşmaktır. Ancak burada hukuki ve bürokratik bir engel mevcuttur: Meta (Instagram, Facebook), X (Twitter) ve Google gibi ABD merkezli şirketler; çocuk istismarı, terör veya cana kast gibi ağır suçlar dışındaki “Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret” gibi suçlarda genellikle IP adresi paylaşmamaktadır. Bu durumda Türk yargı makamları, faili tespit etmek için yerli veri kaynaklarına ve açık kaynak istihbaratına yönelmektedir.
Dijital Ayak İzleri
Emniyetin bilişim uzmanları, failin IP adresi bulunamadığında hesap üzerinde derinlemesine bir inceleme yapar. Fail, hesabı açarken veya kullanırken farkında olmadan kendine dair ipuçları bırakmış olabilir. Bu süreçte şu yöntemler izlenir:
- Hesap Kurtarma Bilgileri: Sahte hesabın “şifremi unuttum” sekmesi üzerinden, hesabın bağlı olduğu e-posta adresinin veya telefon numarasının bir kısmı (örneğin: a*****1@gmail.com veya 0532 *** ** 12) tespit edilebilir. Bu veriler, şüpheli listesindeki kişilerin bilgileriyle karşılaştırılır.
- İçerik Analizi ve Sosyal Mühendislik: Failin paylaştığı fotoğraflardaki konum verileri (metadata), takip ettiği kişiler, beğendiği yerel sayfalar veya kullandığı özgün dil kalıpları üzerinden bölge ve kimlik daraltması yapılır.
- Dijital Materyal İncelemesi: Eğer bir şüpheli üzerinde yoğunlaşılmışsa, CMK m. 134 uyarınca şüphelinin bilgisayar, cep telefonu ve diğer dijital materyallerine el konulabilir. Adli bilişim incelemesinde, cihazın internet geçmişinde veya uygulama verilerinde söz konusu sahte hesaba giriş yapıldığına dair log kayıtları aranır. Bu kayıtlar, dışarıdan IP adresi alınamasa bile failin cihazı ile suç arasındaki bağı kanıtlar.
BTK ve Servis Sağlayıcı Kayıtları
Eğer failin bir şekilde kullandığı IP adresi tespit edilebilirse, bu veri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve internet servis sağlayıcıları (Türk Telekom, Turkcell vb.) üzerinden sorgulanır. IP adresinin o tarih ve saatte hangi aboneye tahsis edildiği, failin gerçek kimliğine ve fiziksel adresine ulaşılmasını sağlar. Ancak ortak Wi-Fi kullanımı veya VPN (Sanal Özel Ağ) kullanımı durumunda, bu tespit süreci ek bilirkişi incelemeleri gerektirir.
Hukuki Süreçte Kimlik Tespitinin Önemi
Kimlik tespiti yapılamayan dosyalarda, savcılık makamı “failin meçhul kalması” nedeniyle daimî arama kararı vererek dosyayı zamanaşımı süresince açık tutar. Ancak teknik yöntemlerle failin kimliği netleştiğinde, bu durum iddianame aşamasına geçilmesini sağlar.
Ancak önemle belirtilmelidir ki, her sahte hesabın teknik yöntemlerle tespit edilmesi mümkün değildir. Özellikle VPN, ortak ağ kullanımı veya yurt dışı kaynaklı hesaplarda failin kimliği çoğu zaman tespit edilemeden dosya sonuçlanabilmektedir.
TCK 125 KAPSAMINDA SOSYAL MEDYADA HAKARETİN ALENİYET UNSURU?
Türk Ceza Kanunu’nun hakaret suçunu düzenleyen 125. maddesi, suçun işleniş biçimine göre cezanın artırılmasını öngören nitelikli halleri de hüküm altına almıştır. Sosyal medya mecralarında işlenen hakaret eylemlerinde en çok üzerinde durulan ve ceza miktarını doğrudan etkileyen teknik kavram ise “aleniyet” unsurudur. TCK m. 125/4 uyarınca; “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır.” hükmü, dijital platformların geniş kitlelere ulaşma potansiyeli nedeniyle sosyal medya davalarının merkezinde yer alır.
Aleniyet Kavramının Hukuki Tanımı ve Kapsamı
Hukuk öğretisinde ve Yargıtay içtihatlarında aleniyet; hakaret içeren fiilin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanma imkanının bulunması olarak tanımlanır. Aleniyetin oluşması için fiilin mutlaka çok sayıda kişi tarafından fiilen öğrenilmiş olması şart değildir; öğrenilme ihtimalinin varlığı ve mekânın/mecranın buna müsait olması yeterlidir. Sosyal medya bağlamında bu durum, yapılan paylaşımın “belirsiz sayıda” kişinin erişimine açık olup olmadığına göre tayin edilir.
Sosyal Medya Platformlarında Aleniyetin Sınırları
Sosyal medyadaki her hakaret eylemi otomatik olarak “aleni” sayılmaz. Aleniyetin varlığı için profilin gizlilik ayarları ve paylaşımın yapıldığı alanın niteliği belirleyicidir:
- Herkese Açık Profiller ve Paylaşımlar: Failin Instagram, X (Twitter) veya Facebook gibi mecralarda, profilini gizlemeden, herkesin erişebileceği şekilde yaptığı paylaşımlar veya bir başkasının fotoğrafının altına yazdığı yorumlar aleni kabul edilir. Bu alanlarda yapılan hakaretlerde, içeriğin kaç kişi tarafından beğenildiği veya görüldüğüne bakılmaksızın, “herkesin görme imkânı” bulunduğu için TCK 125/4 uyarınca artırım uygulanır.
- Kapalı Gruplar ve Gizli Profiller: Hakaret eylemi, sadece belirli kişilerin (örneğin sadece arkadaş listesinin) görebileceği kapalı bir hesap üzerinden yapılmışsa, aleniyetin oluşup oluşmadığı tartışmalıdır. Yargıtay, üye sayısı çok fazla olan (örneğin binlerce kişinin olduğu bir Facebook grubu veya WhatsApp grubu) mecraları “belirlenirlik” sınırını aştığı için aleni kabul edebilmektedir. Ancak 3-5 kişilik aile grupları veya çok dar bir çevreye hitap eden gizli profillerde aleniyet unsuru oluşmaz.
Doğrudan Mesaj (DM) ve İleti Yoluyla Hakaret: Failin, mağdurun şahsi mesaj kutusuna (DM üzerinden) gönderdiği hakaret içerikli mesajlarda aleniyet unsuru kesinlikle oluşmaz. Çünkü bu içerik, mağdur ile fail arasında kalmakta, üçüncü kişilerin erişimine kapalı tutulmaktadır. Bu durumda suçun temel hali (TCK 125/2) üzerinden cezalandırma yoluna gidilir.
YARGITAY’IN SOSYAL MEDYA ÜZRİNDEN HAKARET SUÇU KRİTERLERİ?
Yargıtay ceza daireleri, sosyal medya paylaşımlarını incelerken eylemin gerçekleştiği bağlamı, tarafların sıfatlarını ve kullanılan ifadelerin objektif anlamlarını esas alır. Yargıtay’ın bu konudaki en temel kriteri, sözlerin “ağır eleştiri” veya “nezaketsiz davranış” sınırını aşıp aşmadığıdır. Özellikle siyasetçilere, kamu görevlilerine veya tanınmış kişilere yönelik yapılan paylaşımlarda “tahammül eşiği” daha yüksek tutulsa da somut bir olgu isnadı veya doğrudan küfür her zaman cezalandırma konusu yapılır.
Yargıtay’ın sosyal medya davalarındaki en temel yaklaşımı, ifadelerin “rencide edici” olup olmadığına bakmaktır. Bir sözün sözlük anlamından ziyade, kullanıldığı somut olayın özellikleri, tarafların sosyal konumları ve karşılıklı diyaloglar ceza miktarını veya cezasızlık durumunu belirler. Aşağıda, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve güncel kararları ışığında suç teşkil eden ve etmeyen ifadeler geniş bir yelpazede sıralanmıştır:
Hakaret Sayılan (Cezalandırılan) İfadeler: Bu kelimeler, kişinin onur, şeref ve saygınlığını doğrudan hedef alan, toplumsal değer yargılarına göre kişiyi küçük düşüren ifadelerdir:
- Küfür ve Sövme
- Suç İsnadı İçerenler
- Aşağılayıcı Nitelemeler
- Fiziksel Özür ve Hastalık Atıfları
- Mesleki ve Sosyal Aşağılama
Hakaret Sayılmayan (Ağır Eleştiri, Beddua veya Nezaketsiz) İfadeler: Yargıtay, bu ifadeleri kaba, rahatsız edici veya nezaketsiz bulsa da ifade özgürlüğü sınırları içinde veya “hakaret” kastı taşımayan tepkiler olarak değerlendirmektedir:
- Eleştirel Sıfatlar: “Beceriksiz”, “basiretsiz”, “vizyonsuz”, “cahil”, “yetersiz”, “liyakatsiz”, “tecrübesiz”.
- Nezaketsiz ve Kaba Sözler: “Terbiyesiz”, “saygısız”, “kaba adam”, “şovmen”, “karakteri bozuk”, “nankör”, “vicdansız”, “merhametsiz”.
- Beddua Niteliğindeki Sözler: “Allah belanı versin”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “Gün yüzü görme”, “Hakkım haram olsun”, “Cehenneme kadar yolun var”. (Beddua, bir temenni olup onur kırıcı somut bir saldırı olarak kabul edilmez).
- Siyasi ve Toplumsal Eleştiriler: “Yalaka”, “dönek”, “kukla”, “piyon”, “milli duygulardan yoksun”, “reklam meraklısı”.
- Hukuki Terimlerin Yanlış Kullanımı: “Seni hapse attıracağım”, “Sen bir suçlusun” (İtham niteliğinde kalsa da bazen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir).
- Deyimler ve Günlük Tabirler: “Gözünü toprak doyursun”, “Paragöz”, “Açgözlü”, “İşine bak”, “Senden bir cacık olmaz”.
Yargıtay, özellikle “beddua” niteliğindeki sözlerin Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Suçunu oluşturmayacağını vurgulamaktadır. Aynı şekilde, bir kimseye “terbiyesiz” veya “saygısız” demek, kişinin onuruna saldırıdan ziyade bir görgü kuralı eleştirisi olarak görüldüğünden suç teşkil etmemektedir. Ancak her durumun somut olaya göre değerlendirileceği unutulmamalıdır.
SAHTE HESAPLA İŞLENEN SUÇLARDA ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIM VE ŞİKAYET DİLEKÇESİ?
Sahte hesaplar üzerinden işlenen hakaret ve benzeri bilişim suçlarında, yargılama sürecinin başlatılabilmesi ve sürdürülebilmesi için kanunda öngörülen belirli sürelere uyulması zorunludur. Türk hukukunda bu süreler “Şikâyet Süresi” ve “Dava Zamanaşımı” olarak iki ana başlıkta incelenmektedir.
Şikâyet Süresi
TCK m. 131/1 uyarınca, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hariç olmak üzere, Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Suçu kural olarak şikâyete bağlı bir suçtur. Sahte hesaplar üzerinden işlenen hakaretlerde şikâyet süresi, mağdurun hakaret eylemini ve failin kim olduğunu (fiili ve faili) öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. (TCK m. 73)
Burada kritik nokta, 6 aylık sürenin sadece “hakaretin öğrenilmesiyle” değil, aynı zamanda “failin kim olduğunun öğrenilmesiyle” başlamasıdır. Sahte hesap vakalarında failin kimliği genellikle hemen tespit edilemediği için, mağdur şikâyet hakkını failin gerçek kimliği netleşene kadar muhafaza eder. Ancak, hakaret eyleminin üzerinden her halükârda dava zamanaşımı süresi geçmemiş olmalıdır. Eğer mağdur faili biliyorsa ve bu 6 aylık süreyi geçirirse, şikâyet hakkı düşer ve savcılık tarafından “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” (takipsizlik) verilir.
Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir süre geçmesine rağmen dava açılmamışsa, devletin cezalandırma yetkisinden vazgeçmesidir. Sahte hesaplar üzerinden işlenen ve TCK 125 kapsamında kalan hakaret suçları için bu süre 8 yıldır (TCK 66/1-e).
Sahte hesap üzerinden suç işlendiğinde, savcılık faili tespit edemezse dosyayı kapatmaz; bunun yerine “Daimî Arama Kararı” vererek dosyayı kolluk birimlerine gönderir. Bu süreçte dosya, 8 yıllık dava zamanaşımı süresi boyunca açık kalır. Eğer bu 8 yıl içinde failin IP adresi veya dijital izleri üzerinden kimlik tespiti yapılırsa, yargılama süreci derhal başlatılır. Ancak 8 yıl dolduğunda fail hala tespit edilememişse, dosya zamanaşımı nedeniyle kapatılır.
CMK Kapsamında Şikâyetten Vazgeçme
Sahte sosyal medya hesabından hakaret suçunda mağdur, hüküm kesinleşinceye kadar şikayetinden vazgeçebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/8 uyarınca, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi durumunda, soruşturma koşulu gerçekleşmediğinden davanın düşmesine karar verilir. Ancak, şikâyetten vazgeçme bir kez yapıldığında, aynı eylem için tekrar şikâyette bulunulması hukuken mümkün değildir.
Aşağıda sahte sosyal medya hesaplarıyla işlenen hakaret suçu kapsamında şikâyet dilekçesi yer almaktadır:
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
MÜŞTEKİ : (Adınız Soyadınız, T.C. No, Adres)
VEKİLİ : Av. Bahadır AĞOLDAY
ŞÜPHELİ : (Kullanıcı Adı/Rumuz), ( Sosyal Medya Platformu)
SUÇ : Hakaret (TCK m. 125/2-4)
KONU : Şüphelinin, anonim bir hesap vasıtasıyla müvekkilin onur, şeref ve saygınlığına yönelik gerçekleştirdiği hukuka aykırı saldırılar neticesinde kamu davası açılması talebidir.
AÇIKLAMALAR:
- Şüpheli, ekte sunulan (Instagram/X/Facebook) hesabını kullanmak suretiyle müvekkilin şahsiyet haklarını hedef alan, tahkir edici ve tereddütsüz olan ifadeler kullanmıştır. Söz konusu paylaşımlar, herkesin erişimine açık bir mecrada yapılmış olup TCK m. 125/4 uyarınca suçun nitelikli hali olan aleniyet unsuru gerçekleşmiştir.
- Şüpheli, sahte (fake) bir profil arkasına sığınarak müvekkilin/şahsımın toplumsal itibarını zedelemeyi amaçlamış; bu süreçte kastın yoğunluğunu ortaya koyan müteaddit paylaşımlarda bulunmuştur. Dilekçe ekinde sunulan ekran görüntülerinde, Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Suçu içerikli beyanların herhangi bir eleştiri sınırını aşarak doğrudan kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu açıkça görülmektedir.
- Her ne kadar şüphelinin kimlik bilgileri şu an itibarıyla meçhul ise de suçun işlendiği cihazın IP numarası, giriş logları ve servis sağlayıcı verilerinin tespiti amacıyla bilişim incelemesi yapılması elzemdir.
- Şüphelinin bu eylemleri neticesinde müvekkilin uğradığı manevi zararın telafisi için hukuk mahkemeleri nezdinde tazminat davası açma hakkımızı saklı tuttuğumuzu bildiririz.
DELİLLER: Ekran görüntüleri (SS), Benzersiz URL/ID bilgileri, IP tespiti talebi, Adli Bilişim raporu ve ikamesi kabil her türlü yasal delil.
NETİCE VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; şüphelinin dijital izleri üzerinden kimlik tespitinin yapılmasını, neticesinde hakkında iddianame tanzim edilerek cezalandırılması için kamu davası açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. (Tarih)
Müşteki Vekili
Av. Bahadır AĞOLDAY
ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME TAZMİNAT DAVASI AÇMAYA ENGEL Mİ?
Türk Ceza Hukuku sisteminde şikâyet, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda devletin yargılama yetkisini kullanabilmesi için aranan bir dava şartıdır. Şikâyetten vazgeçme (feragat) ise bu sürecin sona ermesine yol açan iradi bir yoldur. Ancak şikâyetten vazgeçmenin sadece ceza davasını mı düşüreceği, yoksa mağdurun tazminat haklarını da mı sona erdirceği hususu, Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 73/7 çerçevesinde titizlikle incelenmesi gereken hukuki bir meseledir.
- Şikâyetten Vazgeçme ve Şahsi Hakların Bağımsızlığı
Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeğe ulaşarak kamu düzenini sağlamak iken; tazminat davaları, haksız fiil nedeniyle meydana gelen malvarlığı eksilmelerini veya manevi zararları gidermeyi amaçlar. Bu iki alanın birbirinden bağımsızlığı, TCK m. 73/7 hükmünde açıkça karşılık bulur.
İlgili madde uyarınca; şikâyete bağlı bir suçta mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi üzerine kamu davasının düşmesine karar verilmesi, kural olarak mağdurun özel hukuktan doğan tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durum, “cezai sorumluluk” ile “hukuki sorumluluk” arasındaki ayrımın bir sonucudur.
- TCK m. 73/7 Kapsamında Hak Kaybına Yol Açan İstisnai Durum
Kanun koyucu, TCK m. 73/7’de şikâyetten vazgeçmenin tazminat davasına engel teşkil edebilmesi için “ikili ve kümülatif” bir şart öngörmüştür. Maddenin lafzına göre;
- Kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş olmalı,
- Vazgeçen kişi, vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca ve açıkça beyan etmiş olmalıdır.
Buradaki “ayrıca açıklama” şartı, hak arama özgürlüğünün korunması adına getirilmiş bir güvencedir. Mağdurun sadece “şikâyetçi değilim” veya “şikâyetimden vazgeçiyorum” şeklindeki beyanı, dar yorumlanmak zorundadır ve bu beyan şahsi hakları (maddi ve manevi tazminatı) kapsamayacağı açıktır.
İÇERİĞİN KALDIRILMASI VE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ TALEBİ NEREYE YAPILIR?
5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi, kişilik hakları ihlal edilenlere (örneğin sahte hesap üzerinden hakarete uğrayanlara), herhangi bir dava açmadan doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak 24 saat içinde içeriği engelletme hakkı tanıyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023 tarih ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararı ile bu maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek maddeyi iptal etmiştir.
İptal hükmü, yasal boşluk doğmaması adına 10 Ekim 2024 tarihinde tam olarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren sahte hesap mağdurları için süreç şu şekilde işlemektedir:
Artık kişilik haklarına saldırı durumunda, Türk Medeni Kanunu m.24 ve 25 kapsamında Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılacak olan “Saldırıya Son Verilmesi” davasıdır. Mağdur, davanın başında Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca “ihtiyati tedbir” talep ederek içeriğin erişime kapatılmasını isteyebilir.
SAHTE HESAPTAN HAKARET EDEN KİŞİYE KARŞI TAZMİNAT DAVASI?
Sahte hesap (fake hesap) üzerinden yapılan hakaretlerde tazminat sürecinin temel dayanağı TBK m. 58‘dir. Bu maddeye göre; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kimse, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Sahte hesap kullanılması, failin mağduru küçük düşürme kastının yoğunluğunu ve bu eylemi planlı bir şekilde, kimliğini gizleyerek yaptığını gösterdiğinden, mahkemelerce tazminat miktarını artıran bir ağırlaştırıcı sebep olarak değerlendirilebilir.
Davanın Şartları
Manevi tazminat davası açılabilmesi için şu dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir:
- Hukuka Aykırı Bir Fiil: Sahte hesaptan yapılan ve TCK 125 kapsamında suç teşkil eden hakaret eylemi.
- Zarar (Manevi Elem): Mağdurun toplum içindeki itibarının sarsılması, utanç duyması veya ağır psikolojik baskı hissetmesi.
- Kusur: Failin, sahte hesap açarak bilerek ve isteyerek (kast) bu eylemi gerçekleştirmesi.
- İlliyet Bağı: Mağdurun hissettiği manevi acının, doğrudan o sahte hesaptan yapılan paylaşımlardan kaynaklanması.
TMK m. 24 ve 25 uyarınca, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi, sadece tazminat değil, aynı zamanda saldırının hukuka aykırılığının tespiti ile yayının durdurulmasını da talep edebilir.
Ceza Davası ile Tazminat Davası Arasındaki İlişki
Hukuk yargılamasında en çok merak edilen konu, ceza davası sonuçlanmadan tazminat alınıp alınamayacağıdır. TBK m. 74 uyarınca, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir; ancak ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi vakalarla (örneğin; o sahte hesabın sanık tarafından kullanıldığının IP veya bilirkişi raporuyla kesinleşmesi) bağlıdır.
Sahte hesap vakalarında failin kimliği başlangıçta belirsiz olduğu için, genellikle önce Cumhuriyet Savcılığı kanalıyla failin tespiti ve ceza davasının açılması beklenir. Ceza mahkemesinin sanığı suçlu bulması, hukuk mahkemesi için “kesin delil” niteliği taşıyarak tazminat davasının kazanılmasını büyük oranda garanti altına alır.
Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Hâkim, manevi tazminat miktarını takdir ederken bir zenginleşme aracı yaratmamaya, ancak mağdurun acısını dindirecek bir meblağa hükmetmeye çalışır. Şu kriterler belirleyicidir:
- Aleniyetin Boyutu: Hakaretin kaç kişiye ulaştığı, kaç beğeni/paylaşım aldığı (Milyonlara ulaşan bir tweet ile 10 kişinin gördüğü bir yorumun tazminatı farklıdır).
- Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumu: Failin ödeme gücü ve mağdurun toplumdaki statüsü.
- Hakaretin Ağırlığı: Kelimelerin niteliği (doğrudan küfür, iftira veya fiziksel özelliklerle alay edilmesi).
- Mağdurun Çektiği Acı: Eylemin mağdurun aile ve iş hayatına olan etkileri.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sahte hesaptan hakaret nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca davalının (failin) ikametgahı, haksız fiilin işlendiği yer veya mağdurun kendi yerleşim yeri mahkemesidir. Davanın, hakaretin ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halükârda 10 yıl içinde açılması gerekir.(Türk Borçlar Kanunu 72. Madde)
HAKARET SUÇUNDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NEDİR?
Ceza yargılamasında mahkemelerin iş bölümü “görev”, coğrafi sınırları ise “yetki” kavramıyla ifade edilir. Sahte hesap üzerinden işlenen hakaret suçlarında, yanlış mahkemeye başvuru yapılması davanın usulden reddine veya sürecin uzamasına neden olabileceğinden, yasal sınırların net çizilmesi gerekir.
Görevli Mahkeme:
5235 sayılı kanun uyarınca, kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak kaydıyla, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren dava ve işlere bakmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi‘dir. TCK 125 kapsamında düzenlenen Sosyal Medya Hesabı Üzerinden Hakaret Suçunun temel cezası (3 aydan 2 yıla kadar hapis) ve nitelikli halleri, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden; bu suçlarda görevli mahkeme istisnasız olarak Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
Eğer hakaret suçu bir çocuk (18 yaş altı) tarafından işlenmişse, görevli mahkeme Çocuk Mahkemesi olacaktır.
Yetkili Mahkeme:
CMK m. 12 uyarınca genel yetki kuralı; suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olmasıdır. Ancak sosyal medya üzerinden işlenen “bilişim yoluyla hakaret” suçlarında suçun işlendiği yerin tespiti her zaman fiziksel bir alanla sınırlı kalmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bu tür suçlarda yetki şu şekilde tayin edilir:
- Suçun İşlendiği Yer: Failin hakaret içerikli paylaşımı yaptığı veya mesajı gönderdiği yer mahkemesi yetkilidir.
- Mağdurun Yerleşim Yeri: Sosyal medya suçlarında hakaretin “ulaştığı” ve mağdur tarafından “öğrenildiği” yer de suçun işlendiği yer sayılmaktadır.
- Failin Yakalandığı veya Yerleşim Yeri: Failin kimliği tespit edilmişse, onun ikametgahı mahkemesi de yetkili kabul edilebilir.
Sahte hesap vakalarında fail başlangıçta bilinmediği için, yetki genellikle şikayetçinin (mağdurun) bulunduğu yer üzerinden tesis edilir ve soruşturma orada başlar.

SAHTE SOSYAL MEDYA HESABI ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU NEDİR
11. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA HAKARET SUÇUNDA UZLAŞTIRMA MI ÖNÖDEME Mİ UYGULANIR?
AYM İPTAL SÜRECİ:
Sürecin fitilini ateşleyen gelişme, Anayasa Mahkemesi’nin 2024/115 E. ve 2024/144 K. sayılı iptal kararı olmuştur. AYM, sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle (sosyal medya, mesaj, e-posta) işlenen hakaret suçlarının doğrudan uzlaştırma bürolarına gönderilmesini mercek altına almıştır. Mahkeme; uzlaştırma sürecinin bu suç tipinde mağdur haklarını yeterince korumadığı, yargılama sürecini makul olmayan şekilde uzattığı ve cezasızlık algısı yaratabildiği gerekçesiyle mevcut düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararı, yasama organını sosyal medya hakaretleri için daha seri ve standart bir çözüm olan “Önödeme” sistemini kurmaya zorlamıştır.
YENİ DÜZENLEME:
7571 sayılı Kanun ile TCK m. 75/6-a-2 bendinde yapılan değişiklikle, hakaret suçunun (TCK 125/2, 125/3-b-c ve 125/4) tamamı Uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ÖNÖDEME kapsamına alınmıştır.
Yeni sisteme göre, sahte (anonim) bir sosyal medya hesabı üzerinden işlenen hakaret suçlarında süreç şu şekilde işletilmektedir:
- Önödeme Zorunluluğu: Savcılık, faili tespit ettiğinde mağdurun onayını almaksızın bir “Önödeme İhtarnamesi” düzenler. Suçun alt sınırı üzerinden hesaplanan adli para cezası şüpheliye tebliğ edilir.
- KYOK verilmesi: Şüpheli bu tutarı 10 gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz ve dosya kapanır. Mağdurun “uzlaşmıyorum, dava açılsın” deme yetkisi bu aşamada sona ermiştir.
ESKİDEN İŞLENMİŞ SUÇLARIN AKIBETİ?
Yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş ancak henüz kesin hükme bağlanmamış suçlar bakımından “Lehe Kanun” ilkesi devreye girmektedir.
- Halen Derdest Olan Dosyalar: Düzenleme öncesi işlenen ve henüz uzlaştırma aşamasında olan veya davası açılmış dosyalar, yeni kanun hükmü uyarınca savcılık veya mahkeme tarafından “Önödeme” usulüne tabi tutulur.
- Hukuki Nitelik Değişimi: Önödeme, fail için mahkûmiyet hükmü kurulmadan dosyanın kapanmasını sağladığı ve adli sicile “sabıka” olarak işlenmediği için lehe bir düzenleme kabul edilir. Bu nedenle, düzenleme öncesi işlenen suçların dosyaları da önödeme prosedüründen geçirilir; fail ödemeyi yaparsa davası düşer, yapmazsa yargılamaya devam edilir. Belirtmek gerekir ki hakkında karar verilmiş ve kesinleşmiş dosyalar için bu prosedürün uygulanması mümkün değildir.
HAKSIZ TAHRİK VE KARŞILIKLI HAKARETİN CEZA İNDİRİMİNE ETKİSİ
Sahte Sosyal Medya Aracılığı ile işlenen Hakaret Suçunda Haksız Tahrik
Sahte sosyal medya hesapları üzerinden işlenen hakaret suçlarında haksız tahrik hükümleri, Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin 1. fıkrası uyarınca özel bir düzenlemeye tabidir. Anonim profillerin arkasına saklanan şahısların, gerçek kişileri hedef alarak gerçekleştirdiği kışkırtıcı paylaşımlar, yalan haberler veya sistemli tacizler hukuk düzeninde “haksız bir fiil” olarak kabul edilir.
Bir kimse, kendisine sahte bir hesap üzerinden yöneltilen bu tür bir haksız saldırının yarattığı öfke ve şiddetli elemin etkisiyle ilgili hesaba hakaretle karşılık verdiğinde, cezasında üçte birine kadar indirim yapılabileceği gibi mahkeme ceza vermekten de vazgeçebilir. Sahte hesapların kimlik gizleme avantajını kullanarak mağduru psikolojik bir baskı altına alması, tahrikin derecesini artıran bir unsur olarak değerlendirilir.
Sahte Sosyal Medya Aracılığı ile işlenen Hakaret Suçunda Karşılıklı Hakaret
Sahte sosyal medya hesapları ile gerçek kişiler arasında veya iki sahte hesap arasında meydana gelen küfürleşme ve aşağılama eylemleri, Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesinin 3. fıkrası kapsamında karşılıklı hakaret olarak nitelendirilir. Dijital mecralarda sıklıkla rastlanan bu “troll” tartışmalarında, tarafların birbirlerinin onur ve saygınlığına eş zamanlı veya birbirini takip eden kısa aralıklarla saldırıda bulunması halinde, hâkim olayın somut özelliklerine göre taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verebilir.
Sahte hesapların anonim yapısı, bu tür uyuşmazlıklarda “ilk haksız hareketi” kimin başlattığının tespitini hayati bir noktaya taşır; zira Uygulamada, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığına göre değerlendirme yapılmaktadır.
Karşılıklı hakaretin varlığı durumunda suç, şikâyete bağlı olma özelliğini korusa da mahkemenin takdir yetkisi bulunmaktadır. Mahkeme takdir yetkisi kapsamında ceza vermekten vazgeçebilir. İspat hukuku açısından, sahte hesabın kendi hakaretlerini silerek sadece karşı tarafın yanıtlarını dosyaya sunması durumunda, tartışmanın bütünlüğünü gösteren dijital kayıtların sunulması, karşılıklı hakaret hükmünün uygulanarak ceza alınmaması için en kritik savunma dayanağını oluşturur.
SAHTE HESAP SAHİBİNİN TESPİT EDİLEMEDİĞİ DURUMLARDA TAKİPSİZLİK KARARI?
Sahte sosyal medya hesapları üzerinden işlenen hakaret suçlarında, Cumhuriyet savcılıkları tarafından yapılan teknik incelemeler (IP tespiti, BTK verileri ve sosyal medya platformuyla yazışmalar) sonucunda failin gerçek kimliğine ulaşılamazsa, dosya hakkında doğrudan bir takipsizlik (KYOK) kararı verilerek dosya arşive kaldırılmaz. Türk yargı sisteminde, faili meçhul kalan bu tür dosyalar için “Daimî Arama Kararı” çıkarılır ve dosya, suçun asli dava zamanaşımı süresi olan boyunca açık tutulur.
Diğer yandan adli bilişim incelemeleri neticesinde; failin VPN veya benzeri kimlik gizleyici yazılımlar kullanması, yabancı menşeli servis sağlayıcılarının (X, Instagram vb.) veri paylaşmayı reddetmesi veya paylaşımlı ağların (kamusal Wi-Fi noktaları) kullanılması nedeniyle failin tespiti teknik olarak imkânsız hale gelebilir.
Eğer savcılık makamı, eldeki tüm teknolojik imkanları kullanmasına rağmen failin gerçek kimliğine dair hiçbir somut veri elde edemezse ve kamu davası açmak için gerekli olan “yeterli şüphe” kriterine ulaşamazsa, her iki durumda da “failin tespit edilememesi ve delil yetersizliği” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verir.
MEDENİ KANUN UYARINCA KİŞİLİK HAKLARININ KORUNMASI VE TEDBİR KARARLARI?
Sahte hesaplar aracılığıyla gerçekleştirilen hakaret eylemleri, TMK m. 24 uyarınca kişilik hakkına yapılan hukuka aykırı bir saldırı niteliğindedir. Mağdur, saldırı devam ediyorsa “saldırının durdurulması”, saldırı sona ermiş olsa dahi etkileri devam ediyorsa “saldırının hukuka aykırılığının tespiti” ve yeni bir saldırı tehlikesi varsa “saldırının önlenmesi” davalarını hukuk mahkemelerinde ikame edebilir. Sosyal medyanın yayılım hızı göz önüne alındığında, TMK m. 25 uyarınca bu davalara ek olarak, verilen kararın üçüncü kişilere bildirilmesi veya yayımlanması (ilan yoluyla düzeltme) talep edilerek failin yarattığı dezenformasyonun hukuk eliyle giderilmesi amaçlanır.
Dijital mecralarda kişiliğe saldırının telafisi imkânsız zararlar doğurmaması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 389 ve devamı uyarınca “ihtiyati tedbir” kararı talep edilmesi hayati bir hukuki reflekstir. Mağdur, asıl davanın sonuçlanmasını beklemeden, saldırıya konu olan içeriğin (tweet, post, video vb.) erişime engellenmesini veya kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Hukuk hâkimi, saldırının varlığına dair yaklaşık bir ispat sunulması halinde, gecikmesinde sakınca bulunan halleri gözeterek “içeriğin yayından kaldırılmasına” veya “ilgili hesabın erişiminin kısıtlanmasına” yönelik geçici koruma kararı tesis eder.
SIKÇA SORULAN SORULAR (SSS)
Sahte hesaptan hakaret eden kişinin kimliği kesin olarak bulunabilir mi?
Failin kimliği, şüphelinin dijital iz bırakması (VPN kullanmaması, kişisel cihazından giriş yapması) durumunda adli bilişim incelemeleriyle kesin olarak tespit edilebilir. Ancak profesyonel gizleme yöntemleri kullanıldığında veya ilgili platform veri paylaşmadığında teknik bir imkânsızlık doğabilir.
Kişi hesabını veya mesajını silerse şikâyetim geçersiz mi kalır?
Hesabın veya mesajın silinmesi şikâyeti geçersiz kılmaz, ancak ispat yükünü zorlaştırır. Silinen içeriklere dair daha önce alınmış bir ekran görüntüsü, URL adresi veya e-tespit tutanağı varsa soruşturma bu deliller üzerinden yürütülür. Savcılık, teknik imkanlar dahilinde silinen verilerin izini sürmek için ilgili bilişim şubelerine talimat yazabilir.
Sahte hesap üzerinden hakaret etmenin hapis cezası var mı?
Hakaret suçunun temel cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Sahte hesap üzerinden yapılan hakaret, suçun “sosyal medya üzerinden aleniyetle” işlenmesi kapsamına girdiği için ceza altıda bir oranında artırılır. Ancak 7571 sayılı Kanun uyarınca, bu suç artık ön ödeme kapsamında olduğundan, belirlenen miktar ödenirse hapis cezası söz konusu olmaz.
Sadece isim vermeden yapılan paylaşımlar hakaret suçunu oluşturur mu?
TCK m. 126 uyarınca, isim zikredilmese dahi hakaretin kime yönelik olduğu anlaşılabilir (matufiyet) durumdaysa suç oluşmuş sayılır. Paylaşımın içeriği, kullanılan lakaplar veya olay örgüsü hedef alınan kişiyi açıkça işaret ediyorsa, yargı makamları bu eylemi hakaret olarak kabul eder. Mağdurun çevresi tarafından tanınabilir olması, matufiyet şartının gerçekleşmesi için yeterlidir.
Instagram veya Twitter IP adresi bilgilerini Türkiye ile paylaşıyor mu?
(Instagram/Facebook) ve X (Twitter) gibi platformlar, Türkiye ile IP adresi paylaşımı konusunda oldukça kısıtlı davranmakta ve genellikle sadece terör, çocuk istismarı veya can güvenliği gibi ağır suçlarda veri paylaşmaktadır. Basit hakaret suçlarında bu platformlardan doğrudan IP bilgisi almak zordur. Bu nedenle soruşturmalar, genellikle failin yerli servis sağlayıcıları (Türk Telekom, Turkcell vb.) üzerinden bıraktığı dijital ayak izleri üzerinden yürütülür.
Ekran görüntüsü (SS) alırken nelere dikkat etmeliyim?
Sadece mesajın içeriğini değil, mutlaka ilgili hesabın benzersiz URL adresini (ID numarası) ve paylaşım tarihini içerecek şekilde görüntü alınmalıdır. Mümkünse tartışmanın tamamını kapsayan bütüncül bir görüntü alınmalı ve hukuki geçerliliği artırmak için noter e-tespit sistemi kullanılmalıdır.
Sahte hesapla hakaret davası ne kadar sürede sonuçlanır?
Soruşturma aşaması, failin kimlik tespitinin zorluğuna göre 6 ay ile 2 yıl arasında sürebilmektedir. Fail tespit edildikten sonra 7571 sayılı Kanun uyarınca işletilen ön ödeme süreci dosyayı hızlıca kapatabilir. Ancak dava açılması durumunda, mahkemelerin iş yüküne bağlı olarak ortalama 1-1,5 yıllık bir yargılama süreci öngörülür.
Hakarete uğrayan kişi hem ceza hem tazminat davası açabilir mi?
Evet, mağdur ceza soruşturması devam ederken veya bittikten sonra hukuk mahkemelerinde manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Ceza davasında failin ceza alması veya ön ödeme yapması, hukuk davasında kusurun ispatı açısından güçlü bir delil teşkil eder.
Yorumlarda sadece emoji kullanmak hakaret suçuna girer mi?
Emojinin kullanıldığı bağlam ve taraflar arasındaki husumet, onur ve saygınlığı zedeleyici nitelikteyse hakaret suçu oluşabilir. Bu noktada emojinin toplumdaki genel algısı ve kullanım amacı yargısal değerlendirmede esas alınır. Ama genel olarak emojinin cezalandırma için yeterli olmadığını belirtmek gerekir.
Şikayetçi olmak için mutlaka avukat tutmak zorunlu mu?
Hukuken şikayetçi olmak için bir avukat tutmak zorunlu değildir; kişi bizzat savcılığa giderek ifade verebilir. Ancak sahte hesapların tespiti, teknik delillerin toplanması ve 11. Yargı Paketi gibi güncel mevzuatın doğru uygulanması için profesyonel bir hukuki destek almak hak kaybını önler.


