Vesayet Nedir? Vesayet Ne Demek?

Vesayet, velayet altında olmayan küçükleri ve korunmaya muhtaç erginleri korumak için kurulan hukuki koruma düzenidir. Mahkeme bu kişiye bir vasi atar. Türk Medeni Kanunu m.403’e göre vasi, küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığıyla ilgili bütün menfaatlerini korur ve onu hukuki işlemlerde temsil eder.[1]

Kelime Arapça kökenlidir ve TDK sözlüğünde eskimiş bir kelime olarak “vasilik” karşılığıyla yer alır. Siyasette geçen “askeri vesayet” veya “vesayet rejimi” ifadeleri ise mecazidir, seçilmiş iradenin başka bir güç tarafından denetlenmesini anlatır. Hukuktaki vesayet, Türk Medeni Kanunu’nun 396 ile 494. maddeleri arasında düzenlenen koruma kurumudur.

Vasi tayini davasının aşamaları, istenen belgeler ve dilekçe örneği için vesayet davası ve vasi tayini yazımıza bakabilirsiniz.

Vesayet Nedir? Hukuki Tanımı ve Amacı

Vesayet, zayıf durumda olan ergin kişileri ve velayet altında bulunmayan küçükleri hak ve menfaatleri açısından korumak için kanunla düzenlenen bir kurumdur. Kurumun ayrıntıları Türk Medeni Kanunu‘nda yer alır. Amaç, kendi işlerini göremeyen kişinin kişiliğini ve malvarlığını korumaktır.

Türk Medeni Kanunu m.396’ya göre vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır. Vesayet daireleri iki mahkemeden oluşur. Sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamıdır.

Vesayet ile vasi aynı şey değildir. Vesayet koruma düzeninin adı, vasi ise bu düzende mahkemenin görevlendirdiği kişidir. TDK da vasiliği “vasi olma durumu” diye tanımlar.

Vesayet nedir, vesayet ne demek

Vesayet Altındaki Kişinin Hakları Nelerdir?

Vesayet altında olmak, kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlanması ve işlerinin vasi aracılığıyla yürütülmesi demektir. Kişi temel haklarını kaybetmez. Kendisini zarara sokabilecek işlemleri ise tek başına yapamaz.

Ayırt etme gücü olan kısıtlı, yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemleriyle borç altına giremez. Türk Medeni Kanunu m.16 bu kurala iki istisna getirir. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada vasinin rızası gerekmez.[2]

Kısıtlılığın bazı sonuçları doğrudan kanunlarda yazılıdır. Vesayet altındaki kişi bu nedenle şu işleri yapamaz.

  • Seçmen olamaz, bu yüzden oy kullanamaz (298 sayılı Kanun m.8).
  • Milletvekili seçilemez (Anayasa m.76).
  • Başka birine vasi olamaz (TMK m.418).
  • Yasal temsilcisinin izni olmadan evlenemez (TMK m.127).
  • Adına kefil olunamaz, vakıf kurulamaz ve önemli bağış yapılamaz. Bu yasak vasiyi de bağlar (TMK m.449).

Vasisi Olan Biri Evlenebilir mi?

Vasisi olan biri evlenebilir, ancak vasisinin izni gerekir. Türk Medeni Kanunu m.127’ye göre kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.[3] Evlendirme memurluğuna vasinin imzası onaylanmış yazılı izin belgesi verilir (TMK m.136).

İzin tek şart değildir. Ayırt etme gücü olmayan kişi hiç evlenemez (TMK m.125). Akıl hastası olan kişi de evlenmesinde tıbbi sakınca bulunmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla göstermelidir (TMK m.133).

Vasinin izni aranmadan kıyılan nikah, belediyenin sorumluluğunu da doğurabilir. Danıştay 8. Dairesi, kısıtlı bir kişinin vasisinin yazılı izni olmadan evlendirildiği olayda belediyenin hizmet kusurunu kabul eden ve eşe manevi tazminat ödenmesine hükmeden kararı oyçokluğuyla onamıştır.[4]

Vesayeti Gerektiren Durumlar

Türk Medeni Kanunu vesayeti gerektiren halleri iki ana başlıkta toplar. Bunlar küçüklük ve kısıtlamadır.[5] Kısıtlama sebepleri kanunda tek tek sayılmıştır.

  • Küçüklük: Velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır (TMK m.404). Anne ve babası ölmüş çocuk buna örnektir.
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Bu sebeple işlerini göremeyen, sürekli bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin kısıtlanır (TMK m.405). Zihinsel engelli yakınların miras durumu zihinsel engellilerde miras hakları yazımızda ele alınmıştır.
  • Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim: Kişinin kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesi aranır (TMK m.406).
  • Hapis cezası: Bu hal 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla değişti. Ceza infaz kurumundaki ergin, isteği üzerine kısıtlanır veya ona kayyım atanır. Toplam beş yıl ve üzeri hapiste istek olmasa da kısıtlama mümkündür (TMK m.407).
  • İstek üzerine: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı nedeniyle işlerini yönetemediğini ispat eden ergin kendi kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m.408).

Ceza hukukunda akıl hastalığı başka bir ölçütle değerlendirilir. Türk Ceza Kanunu m.32, kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığına bakar. Bu ayrım ceza ehliyeti ve akıl hastalığı yazımızda anlatılmıştır.

Vesayet Türleri: Kamu Vesayeti, Özel Vesayet, Kayyımlık ve Yasal Danışmanlık

Türk Medeni Kanunu vesayeti, kimin yürüttüğüne göre ikiye ayırır. Kural olan kamu vesayetidir. Bu modelde vesayeti devletin mahkemeleri, yani vesayet ve denetim makamları yürütür (TMK m.397).

İstisna ise aile vesayeti olarak da bilinen özel vesayettir. Kişinin menfaati haklı gösteriyorsa, özellikle bir işletmenin veya ortaklığın sürdürülmesi gerekiyorsa vesayet bir aileye verilebilir. Bu durumda vesayet makamının yetkileri kurulacak aile meclisine geçer (TMK m.398).

Koruma önleminin genişliğine göre de üç kurum vardır.

  • Vasilik: Kısıtlanan erginin veya velayet dışındaki küçüğün bütün işleri için atanır. En geniş koruma budur.
  • Kayyımlık: Belirli bir işi görmek veya bir malvarlığını yönetmek için atanır (TMK m.403). Yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı atanması buna örnektir (TMK m.426). Şirketlere ve kurumlara atanan kayyım türleri kayyum ne demek yazımızda anlatılmıştır.
  • Yasal danışmanlık: Kısıtlama için yeterli sebep yoksa ama kişinin korunması gerekiyorsa atanır. Dava açma, taşınmaz satışı, ödünç alma, bağışlama ve kefil olma gibi dokuz işte yasal danışmanın görüşü alınır (TMK m.429).

İdare hukukundaki idari vesayet ise ayrı bir kavramdır. Anayasa m.127’ye göre merkezi idare, mahalli idareler üzerinde kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. Bu yetki kişileri değil, belediye gibi kamu tüzel kişilerini denetlemek içindir.

Vesayet, Velayet ve Kayyımlık Arasındaki Farklar

Üç kurum da korunmaya muhtaç bir kişiyi temsil etmeye yarar. Farkı yaratan, temsilcinin kim olduğu ve yetkisinin genişliğidir.

Konu Velayet Vesayet (vasilik) Kayyımlık
Kimin için Ergin olmayan çocuk Velayet dışındaki küçük ve kısıtlanan ergin Belirli bir işi görülecek veya malvarlığı yönetilecek kişi
Kim kullanır Anne ve baba Mahkemenin atadığı vasi Mahkemenin atadığı kayyım
Nasıl doğar Kanundan doğar Sulh hukuk mahkemesi kararıyla Sulh hukuk mahkemesi kararıyla
Kapsam Çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve malları Kişiliğin ve malvarlığının tamamı Yalnız belirlenen iş veya malvarlığı
Dayanak TMK m.335 TMK m.403-404 TMK m.403, m.426-427

Velayete yalnız anne ve baba sahip olabilir ve velayet yasal bir sebep olmadıkça onlardan alınamaz (TMK m.335). Vasi ise hısım olmayan üçüncü bir kişi de olabilir.

Vasi ile kayyım arasındaki asıl fark yetkinin genişliğidir. Vasi kişinin bütün işlerinde temsilcidir, kayyım ise atandığı işle sınırlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmedikçe kayyıma da uygulanır (TMK m.403).

Vasi Kimdir ve Görevleri Nelerdir?

Vasi, mahkemenin kısıtlıya veya velayet dışındaki küçüğe atadığı yasal temsilcidir. Vesayet makamı bu göreve, görevi yapabilecek yetenekte bir ergini atar. Gerekirse birden çok vasi de atanabilir (TMK m.413).

Vasi göreve başlarken yönetilecek malvarlığının defterini tutar (TMK m.438). Kişinin ihtiyacı dışındaki paraları vesayet makamının belirlediği bir bankaya yatırır (TMK m.441). Vesayet altındaki kişi küçükse onun bakımı ve eğitimi için gereken önlemleri de alır (TMK m.445).

Malvarlığı iyi bir yönetici gibi yönetilir. Vasi hesap tutar ve hesabı her halde yılda bir kez vesayet makamının incelemesine sunar (TMK m.454).

Vesayet Makamı ve Denetim Makamı

Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir. Vasiyi atar, işlemlerini izler ve önemli işlemlere izin verir. Denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi ise vesayet makamının kararlarını denetler.

Taşınmaz alım satımı, ödünç alma, dava açma, mirasın paylaşılması ve kişinin bir bakım kurumuna yerleştirilmesi gibi 14 işlemde vesayet makamının izni gerekir (TMK m.462). Evlat edinme, mirasın reddi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve küçüğün ergin kılınması gibi 7 işlemde ise ayrıca denetim makamının izni aranır (TMK m.463).

Kanunda izne bağlanmayan işlemleri vasi kendisi yapar. Gerekli izin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmadan yaptığı işlem gibi sonuç doğurur (TMK m.465). İzin gerektiren işlerin tam listesi vesayet makamından izin alınması gereken işler başlığında yer alıyor.

Vesayet Davası Nasıl Açılır?

Vesayet davası, bir kişiye vasi atanması için sulh hukuk mahkemesine yapılan başvurudur. Vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir, bu yüzden davanın karşı tarafı yoktur (HMK m.382). Başvuruyu kişinin kendisi, eşi veya yakınları yapabilir.

Savurganlık, bağımlılık veya istek gibi sebeplerde mahkeme, kısıtlanması istenen kişiyi dinlemeden karar veremez. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında ise resmi sağlık kurulu raporu alır ve raporu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebilir (TMK m.409). Kesinleşen kısıtlama kararı, kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir (TMK m.410).

Harç, gider avansı, gerekli belgeler ve dilekçe örneği vesayet davası ve vasi tayini dilekçesi yazımızda ayrıntılı olarak yer alıyor.

Vesayet konusunda hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Vesayet Kararına İtiraz Edilebilir Mi?

Başvuru yolu, neye itiraz edildiğine göre değişir. Kısıtlama ve vasi atama kararının esasına karşı istinaf yoluna gidilir. İstinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345).

Atanan vasinin kişisine itiraz ayrı bir yoldur. Türk Medeni Kanunu m.422’ye göre ilgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden itibaren on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir.[6] İtirazı önce sulh hukuk mahkemesi inceler, yerinde görmezse dosyayı denetim makamına gönderir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu sırayı 2018 tarihli bir kararında açıkça göstermiştir.[7]

“Türk Medeni Kanununun 422. maddesi gereğince, vasinin sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi öncelikle vesayet makamı olan sulh mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamı olan asliye mahkemesine ait olduğundan, vasinin şahsına yönelik itirazları içerir dilekçenin öncelikle vesayet makamınca incelenip itiraz nedenleri yerinde görülmediği takdirde buna ilişkin kararla birlikte evrakın denetim makamına gönderilerek denetim makamınca bu konuda kesin bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesi gerekmiştir.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 12.11.2018, 2018/1772 E., 2018/18477 K.

Vesayet makamının diğer kararlarına karşı da tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilir. Türk Medeni Kanunu m.488’e göre denetim makamı bu itirazı kesin olarak karara bağlar.

Vesayetin Kaldırılması Nasıl Sağlanır?

Küçük üzerindeki vesayet, küçüğün ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer (TMK m.470). On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkeme kararıyla ergin kılınabilir (TMK m.12). Bu yol kazai rüşt olarak bilinir.

Hapis cezası nedeniyle kısıtlanan kişide vesayet, hapis halinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar (TMK m.471). Diğer kısıtlılarda kısıtlama sebebi ortadan kalkınca vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir (TMK m.472).

Kaldırma şartları ve dilekçe örnekleri kısıtlılık kararının kaldırılması yazımızda anlatılmıştır.

Vesayet Ne Demek? Sıkça Sorulan Sorular

Vesayet ile ilgili sık sorulan soruları bu başlık altında cevapladık.

Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.403 ↩
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.16 ↩
  3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.127 ve m.136 ↩
  4. Danıştay 8. Daire, 17.10.2024, 2021/1422 E., 2024/5411 K. ↩
  5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.404-408 (m.407, 7499 sayılı Kanunla değişik) ↩
  6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.422, m.461 ve m.488 ↩
  7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 12.11.2018, 2018/1772 E., 2018/18477 K. ↩
  8. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.444/2 (7589 sayılı Kanun m.12 ve geçici m.1/5, RG 31.07.2026, Sayı 33326) ↩
Av. Haşim Elmas
Av. Haşim Elmas
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. Arabuluculuk, Uzlaştırmacılık ve Ceza alanlarında uzmanlık sertifikalarına sahiptir. Başta İş, T...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap