Sigortanın Asgari Ücretten Gösterilmesi
Özet, seçtiğiniz yapay zeka aracında yeni sekmede oluşturulur. Yapay zeka özetleri hatalı veya eksik olabilir; hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Sigorta primlerinin tam ve doğru bildirilmesi, işverenin yasal yükümlülüğüdür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘na göre, hizmet akdiyle çalışan her işçinin sigortası zamanında SGK’ya bildirilmeli ve gerçek ücreti üzerinden primleri yatırılmalıdır.
Bir işçi kendi isteğiyle sigortanın asgariden ödenmesini veya hiç ödenmemesini talep edemez, bu haktan feragat edemez. İşçi rıza gösterse dahi işverenin primleri tam ve gerçek tutar üzerinden ödeme zorunluluğu devam eder.
“Sigortanın asgari ücretten gösterilmesi”, işverenin işçinin gerçek maaşını gizleyerek sigorta primlerini asgari ücret üzerinden bildirmesi anlamına gelir. Yani işçiye gerçekte daha yüksek bir maaş ödendiği halde SGK’ya daha düşük (çoğunlukla asgari ücret) beyan edilmesidir.
Bu şekilde ücretin sigortaya düşük bildirilmesi ve prime esas kazancın düşük gösterilmesi, işçi açısından pek çok hak kaybına yol açarken işveren için de ciddi hukuki ve cezai yaptırımlar doğurur. Özetle, işveren işçinin SGK primlerini gerçek ücreti üzerinden yatırmakla yükümlüdür ve bu yükümlülükten hiçbir koşulda kaçamaz.
Aşağıda, sigortanın asgari ücretten yatırılmasının işçi haklarına etkilerini özetledik:
| İşçi Hakkı | Eksik Prim Bildiriminin Etkisi |
|---|---|
| Sosyal Güvenlik Hakları | Emeklilik, malullük, hastalık, işsizlik gibi sigorta kapsamındaki haklardan tam yararlanamama riski ortaya çıkar. İşçinin uzun vadeli sigorta kollarından elde edeceği menfaatler düşer. |
| Emekli Maaşı | Emekli aylığı hesaplanırken prime esas kazanç ve gün sayısı dikkate alınır. Ücretin düşük bildirilmesi, emeklilik maaşının normalden daha düşük bağlanmasına neden olur. |
| Kıdem Tazminatı | İş sözleşmesi sona erdiğinde kıdem tazminatı son brüt ücret üzerinden hesaplanır. SGK’ya bildirilen ücret düşükse, kıdem tazminatı da daha düşük çıkar. |
| Diğer Ücretli Haklar | İşsizlik ödeneği, yıllık izin ücreti, iş göremezlik ödeneği, doğum parası gibi ödemeler prime esas kazanca göre hesaplanır. Ücretin düşük gösterilmesi bu tür ödemelerin de azalmasına yol açar. |
Kısacası sigortanın asgari ücretten gösterilmesi yasal olarak mümkün değildir. İşverenin bu şekilde davranması, sigorta primlerinin eksik yatırılması anlamına gelir ve 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sigorta yükümlülüğüne aykırıdır. İşçi bu nedenle önemli hak kayıpları yaşarken, işveren de kanun önünde sorumlu duruma düşer.
Ücretin Sigortaya Düşük Bildirilmesi Nedir?
Ücretin sigortaya düşük bildirilmesi, işverenin işçinin ücretini sigortaya gerçekte ödediği tutar üzerinden değil, daha az bir tutar üzerinden bildirmesidir. Bazen işveren, bordroda görünenden daha yüksek bir ücret öder ancak farkı elden verir. Bazen de işçinin yemek, yol gibi yan haklarını sigortaya hiç yansıtmaz.
“Somut olayda davacı, ücretinin gerçekte daha fazla olmasına rağmen bordrolarda düşük ücretten gösterilip primlerinin de düşük yatırıldığını, ücret ödemelerinin sürekli geciktirildiğini, maaşın asgari ücret kısmının bankaya yatırılıp kalanın elden ödendiğini, bu nedenle haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini belirterek, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir. Dinlenen tanıklar, davacının ücretinin gerçekte daha fazla olmasına rağmen kayıtlarda düşük gösterildiğini ve ücret ödemelerinde gecikmeler olduğunu, ödemelerin bir kısmının banka kanalıyla bir kısmının elden yapıldığını söylemişlerdir.”[1]
Sigorta primi hesabında esas alınan tutar brüt ücrettir. Aynı brüt ücretin bordrodaki net karşılığı brütten nete maaş hesaplama aracıyla görülebilir. Brüt ücrete yan haklar, fazla mesai ücreti ve ikramiyeler de dahildir. İşveren bu kalemleri sigortaya yansıtmazsa, işçinin gerçek ücreti sigortaya düşük bildirilmiş olur.
Halk arasında “sigortanın yüksekten yatması” denilen durum bunun tersidir ve primlerin asgari ücret yerine gerçek brüt ücret üzerinden bildirilmesini anlatır. Prime esas kazancın da bir tavanı vardır, günlük alt sınırın 9 katı olan bu tavan 2026 yılında günlük 9.909,00 TL ve aylık 297.270,00 TL’dir[2]. Ücreti bu tavanı aşan işçinin primi tavan üzerinden hesaplanır, aşan kısım için prim ödenmez.
Ücretinizin sigortaya düşük bildirilip bildirilmediğini şu şekilde kontrol edebilirsiniz:
- e-Devlet üzerinden SGK Hizmet Dökümü sekmesinden prime esas kazanç tutarını kontrol edin, bu tutar bordrodaki brüt maaşla uyumlu olmalıdır.
- Maaş bordronuz ile banka hesabınıza yatan tutarı karşılaştırın.
- İşverenin resmi maaş bildirimleri ile sözleşmenizde yazan ücreti karşılaştırın.
İşveren Neden İşçinin Sigortasını Asgari Ücretten Gösterir?
Bazı işverenler SGK’ya ödedikleri prim tutarını düşürmek amacıyla işçinin sigortasını asgari ücretten yatırma yoluna gitmektedir. Gerçekte daha yüksek maaş ödense bile SGK’ya düşük bildirim yapılması, işverenin kısa vadede maliyeti azaltma isteğinden kaynaklanır.
Özellikle ücretin banka üzerinden sadece asgari ücret kadar kısmı yatırılıp kalanının elden ödeme şeklinde verildiği durumlarda işçi durumu kolayca fark edemeyebilir veya ispatlamakta güçlük çekebilir. İşçiler çoğu zaman primlerinin tam mı eksik mi yattığını, çalışma günlerinin SGK’ya bildirilip bildirilmediğini düzenli olarak takip edememektedir.
Ancak işçiye sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırılma durumu, İş Kanunu’na göre işçiye haklı fesih imkanı tanır. Şöyle ki, işverenin işçiyi SGK’ya hiç bildirmemesi, primlerini düşük ücretten yatırması ya da hiç yatırmaması, 4857 sayılı İş Kanunu madde 24/II-(e) uyarınca işçi açısından derhal fesih (istifa) hakkı doğurmaktadır[3]. Bu kapsamda Yargıtay kararları da uygulamada şu durumları haklı fesih sebebi saymaktadır:
- İşçinin çalışmalarının SGK’ya hiç bildirilmemesi,
- Sigorta primlerinin daha düşük ücretten yatırılması veya hiç yatırılmaması.
Son birkaç ay gerçek ücret üzerinden prim ödenmiş olsa bile, işçinin haklı fesih hakkı ortadan kalkmaz. Önceki dönemlerdeki düşük bildirim, o dönemler için sosyal güvenlik hakkını olumsuz etkilediği için işçinin fesih hakkı devam eder.
“Son 2 ay için gerçek ücret üzerinden primlerin ödenmiş olması önceki dönemler için sosyal güvenlik haklarını olumsuz etkilediğinden işçinin haklı fesih imkanının temadi ettiği ve feshin İş Kanunun 26. maddesindeki hak düşürücü süreden etkilenmediği kabul edilmelidir.”[4]

İşveren Neden İşçinin Sigortasını Asgari Ücretten Gösterir?
Yukarıdaki hallerde işçi iş sözleşmesini tek taraflı ve derhal, ihbar süresine uymaksızın feshedebilir. Sigortanın asgari ücretten yatırılması, işçinin birçok hakkını aleyhine etkiler. Örneğin:
- Emeklilik Hakları: Emeklilik aylığı hesaplanırken prim gün sayısı ve prime esas kazanç dikkate alınır. Prime esas kazancın asgari ücretten gösterilmesi, ileride bağlanacak emekli maaşının düşük olmasına sebebiyet verir.
- İş Göremezlik Geliri: Bir iş kazası veya meslek hastalığı durumunda SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri de son bildirilen kazanç üzerinden hesaplanır. Kazancın eksik bildirilmesi halinde iş göremezlik aylığı daha düşük olacaktır.
- Kıdem ve İhbar Tazminatları: Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanırken işçinin brüt ücreti esas alınır. Ücret SGK’ya düşük bildirildiyse işçi, hak ettiği tazminatları olduğundan daha az alır.
- İş Sözleşmesinin Feshi: İş Kanunu m.24/II-e gereğince, işverenin işçinin sosyal güvenlik primlerini gerçek ücreti üzerinden yatırmaması, işçiye haklı nedenle fesih hakkı verir. Nitekim Yargıtay, sigortanın asgari ücretten yatırılmasını işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir.
Görüldüğü gibi, işveren sırf prim maliyetini düşürmek adına sigortayı düşük göstererek işçiyi pek çok haktan mahrum bırakmaktadır. Bu durum hem işçinin geleceğini olumsuz etkiler hem de işverene karşı hukuki ve cezai yaptırımların uygulanmasına yol açar.

Sigortanın Gerçek Ücretten Gösterilmesi Zorunluluğu
İşveren, çalıştırdığı işçiyi doğru bildirimle sigortalatmak ve primlerini gerçek ücret üzerinden ödemek zorundadır. Bu, işverenin asli ve vazgeçilmez bir yükümlülüğüdür. Sigorta primlerinin asgari ücretten yatırılması hukuken geçerli bir uygulama değildir, tespit edildiği takdirde işverenin sigorta yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kanıtı sayılır.
Eğer işçi, sigorta primlerinin eksik veya asgariden yattığını fark ederse, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Bu tür bir fesihte işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ancak kıdem tazminatını talep edebilir.
Diğer taraftan işçi, eksik ödenen SGK primlerinin tespiti ve Kuruma yatırılması için işverene karşı hizmet tespit davası da açabilir. Hizmet tespiti davası, iş mahkemesinde işveren ve SGK’ya karşı açılan ve eksik bildirilmiş sigorta sürelerinin/ücretlerinin tespitine yarayan davadır.
İşverenin sigortayı asgari ücretten yatırmasının sonuçları: Bu durum işveren açısından hem idari hem cezai yaptırımlar doğurur. Başlıca yaptırımlar şöyle özetlenebilir:
- İdari Para Cezaları: SGK eksik bildirimi tespit ederse işverene idari para cezası uygular. Yalnızca prime esas kazancın eksik bildirildiği anlaşılırsa ceza, tespit edilen prime esas kazanç tutarı kadardır ve aylık asgari ücretin onda birinden az, iki katından fazla olamaz[5]. 2026 yılı brüt asgari ücretine göre bu ceza her işyeri ve her ay için 3.303 TL ile 66.060 TL arasında kalır. Kurumun denetim elemanı rapor düzenleyerek eksik işçilik tespit ederse ceza, eksik işçiliğin mal edildiği her ay için aylık asgari ücretin iki katı olarak uygulanır[6].
- Geriye Dönük Prim Tahsilatı: SGK’ya eksik bildirilen tüm primler, bu primlere ilişkin gecikme zamları ve faizleriyle birlikte geriye dönük olarak işverenden tahsil edilir. İşveren, geçmişe dönük tüm fark prim borcunu ödemek zorunda kalır.
- Hapis Cezası Riski: 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesindeki yaptırımlar idari para cezasıdır, tek başına hapis cezası içermez. Ancak gerçeğinden düşük ücret bordrosu düzenlemek, Vergi Usul Kanunu m.359/a-2 uyarınca “yanıltıcı belge” düzenlemek sayılabilir ve bu fiil 18 aydan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirebilir. Somut olayın koşullarına göre, SGK’yı kasten zarara uğratan işverenler ayrıca dolandırıcılık suçundan da cezai sorumlulukla karşılaşabilir.
- Kamu İhalelerine Katılamama: Sosyal güvenlik primlerini usulsüz şekilde eksik yatıran işverenler hakkında, belirli süreyle kamu ihalelerinden men gibi yaptırımların uygulanması da gündeme gelebilir. Bu, devletle iş yapma yeterliliklerini kısıtlayacak bir sonuçtur.
İşçinin sigortası mutlaka gerçek ücreti üzerinden gösterilmelidir. İşveren aksi davranıp SGK primlerini asgariden bildirirse kendi açısından ağır idari/cezai sonuçlar doğar. Diğer yandan işçinin de bu durumda kullanabileceği hakları ve başvuru yolları vardır (şikayet, dava, fesih vb.). Aşağıda, sigortanın eksik yatırılması halinde işçiye tanınan hakları detaylandırıyoruz.

Sigortanın Gerçek Ücretten Gösterilmesi Zorunluluğu
Sigortanın Eksik Yatırılması Durumunda İşçinin Hakları
Sigortası gerçek maaşından düşük bildirilen (ya da sigortasız çalıştırılan) işçi, kanun ve Yargıtay içtihatları gereği çeşitli hak talep yollarına sahiptir. Bu hakları şöyle sıralayabiliriz:
- SGK’ya şikayette bulunma: İşçi durumu ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bilgi Hattı üzerinden veya doğrudan SGK İl Müdürlüğü’ne dilekçeyle bildirebilir. Bu şikayet üzerine SGK denetmenleri işyerinde inceleme yaparak primlerin doğru yatırılıp yatırılmadığını denetler.
- Gerçek ücretinin tespitini isteme: İşçi, çalışırken veya işten ayrıldıktan sonra, maaşının gerçekte daha yüksek olduğunun tespiti için hukuki girişimde bulunabilir. Bu genellikle hizmet tespit davası yoluyla sağlanır ve mahkeme kararıyla gerçek ücretin SGK’ya bildirilmesi temin edilir.
- İş sözleşmesini feshetme: Yukarıda açıklandığı gibi, işçi sigortasının eksik yatırılması nedeniyle 4857 sayılı Kanun md.24/II-(e) kapsamında haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilir. Bu durumda işçi ihbar süresini beklemeden işi bırakabilir.
- Yasal alacaklarını talep etme: İşçi, iş sözleşmesini haklı feshettiğinde, çalışma süresine ilişkin tüm işçilik alacaklarını gerçek ücreti üzerinden talep edebilir. Buna başta kıdem tazminatı, kullanılmayan yıllık izin alacakları, ödenmemiş fazla mesai ücretleri, eksik ödenen maaş farkları, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi kalemler dahildir.
Görüldüğü üzere, sigorta primleri eksik yatırılan işçinin yapabileceği çeşitli işlemler bulunmaktadır. Önemli olan, işçinin hak kaybına uğramamak için bu yollara zamanında başvurmasıdır. Örneğin, işçi önce SGK’ya durumu bildirtip denetim talep edebilir, ardından sonuç alamazsa yargı yoluna gidebilir.
Sonuç olarak işçi, şikayet ve dava yollarıyla eksik yatırılan primlerinin doğru hesaplanmasını ve ödenmesini sağlayabilir. İşten ayrılırsa da yukarıda sayılan tazminat ve alacaklarını gerçek maaşı üzerinden alma imkanına kavuşur.

Sigortanın Eksik Yatırılması Durumunda İşçinin Hakları
Eksik Sigorta Primleri Nedeniyle Haklı Fesih
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) bendi, işverenin işçinin ücretini kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesap edip ödememesi halinde işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımıştır. Yargıtay, bu hükmü geniş yorumlayarak ücret kavramına sigorta primlerini de dahil etmiştir.
Başka bir deyişle, işçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması da ücretin ödenmemesi kapsamında değerlendirilir ve işçiye derhal fesih hakkı verir.
Bu durumda işçi, ihbar süresini beklemek zorunda kalmadan sözleşmesini sona erdirebilir. İşçinin haklı fesih ile ayrıldığı durumlarda işveren, işçiye ihbar tazminatı ödemek zorunda olmaz (çünkü fesheden işçidir), ancak eksik ödenen sigorta primlerini tamamlama yükümlülüğü doğar.
Yani işçi işten ayrıldıktan sonra dahi işveren, SGK’ya eksik yatırdığı tüm primleri gecikme cezalarıyla birlikte ödemek durumundadır. İşveren ödemese bile, SGK veya mahkeme yoluyla bu fark primler tahsil edilip işçinin hesabına işlenir.
Sonuç olarak, işçi sigorta primlerinin eksik yatırılması nedeniyle iş akdini haklı sebeple feshederse kıdem tazminatına hak kazanır. İhbar tazminatı alamasa da, haklı fesih olduğu için işsizlik ödeneği alma hakkı saklı kalır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi‘nin yerleşik içtihadı da sigorta primlerinin eksik bildirilmesini haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir.

Eksik Sigorta Primleri Nedeniyle Haklı Fesih
Eksik Sigorta Yatırılması Nedeniyle Kıdem Tazminatı
Sigorta primleri eksik yatırılan bir işçi, koşulları varsa kıdem tazminatını talep edebilir. Haklı nedenle fesheden işçi en az 1 yıllık kıdemi olmak kaydıyla kıdem tazminatına hak kazanır. Kıdem tazminatı hesaplaması, işçinin işyerindeki çalışma süresi ve son brüt ücreti temel alınarak yapılır. Bu nedenle sigortanın düşük ücretten gösterilmesi, normalde alacağı kıdem tazminatını da düşürecektir.
Haklı fesihle ayrılan işçi, kıdem tazminatı haricinde de işverenden bazı alacaklarını talep edebilir. Örneğin eksik ödenen maaş farkları, fazla mesai ücretleri, kullanılmamış yıllık izin ücreti gibi işçilik alacakları da istenebilir.
Bu alacakların her biri için zamanaşımı süreleri farklı olmakla birlikte (genellikle fesih tarihinden itibaren 5 yıl), işçi alacak ve tazminat türleri kapsamında değerlendirilen bu talepler hukuken korunmaktadır.
Öte yandan, açılacak hizmet tespit davası sonucunda eksik SGK primleri işveren tarafından SGK’ya yatırılır ve işçinin hizmet kayıtları düzeltilir. Bu sayede işçinin ileride alacağı emekli maaşı ve diğer sosyal haklar da olumlu etkilenir. Ancak unutulmamalıdır ki hizmet tespit davaları, işçinin işten ayrıldığı yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
İşçi, çalışmasının sona erdiği yılı izleyen 5 yıl içinde dava açmalıdır, aksi halde dava hakkı kaybolur. (Eğer işçi bu süre dolmadan vefat ederse, mirasçıları kendi adlarına hizmet tespit davası açabilir.)
İspat yükü ve deliller: Hizmet tespit davasında ve kıdem tazminatı davasında, işçinin gerçek ücreti ve çalışma süresi konularında ispat yükü işçinin üzerindedir. İşçi, SGK’ya eksik bildirilen ücretini aşağıdaki delillerle kanıtlayabilir:
- Yazılı Deliller: İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka maaş dekontları, puantaj kayıtları, işverenin yasal defter ve kayıtları gibi belgeler.
- Tanık Beyanları: İşyerinde işçiyle aynı dönemde çalışmış bordro tanıkları veya komşu işyeri çalışanları gibi kişiler tanıklık yapabilir. (Mahkemeler, beyanların tutarlı olması ve tanığın gerçekten aynı zaman diliminde çalışmış olmasına özellikle dikkat eder.)
- Diğer Deliller: İşverenle yapılan e-posta veya WhatsApp yazışmaları, işyerinde panoya asılan duyurular, güvenlik kamerası kayıtları gibi her türlü hukuka uygun delil sunulabilir.
- Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme gerekli görürse, ücret tespiti ve hesaplamalar için bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Özellikle işçinin unvanı, kıdemi, işyeri büyüklüğü ve emsal işçilere ödenen ücretler de dikkate alınarak uzman hesap raporu alınır.
Nitekim yerleşik içtihatlara göre, sigortası düşük ücretten yatırılmış bir işçinin gerçek ücretinin tespitinde, çalıştığı pozisyon, sektör koşulları, emsal işçilerin maaş düzeyi gibi unsurlar değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir karar verilmelidir.
Tüm bu ispat imkanları sayesinde, işçi hak ettiği ücret seviyesini ortaya koyabilir ve kıdem tazminatı başta olmak üzere tüm alacaklarını gerçek tutar üzerinden hesaplatabilir.
İşçi Sebep Bildirmeden İstifa Ederse Kıdem Tazminatı Alabilir Mi?
İşçi, istifa dilekçesinde gerekçe belirtmeden işten ayrılabilir. Sigorta primleri o dönemde de eksik yatırılıyorsa, işçi kıdem tazminatı hakkını yine de kullanabilir. Kıdem tazminatı alacağında zamanaşımı süresi beş yıldır.[7] Kanunda ayrıca bir dava açma süresi öngörülmemiştir, ancak uygulamada işçinin gerçek fesih sebebini makul bir süre içinde ileri sürmesi ve dava dilekçesinde açıkça beyan etmesi beklenir.
Bu hakkın doğması için şu şartlar aranır:
- İşçinin kıdeminin 1 yıldan fazla olması.
- İstifa dilekçesinde gerekçe belirtilmemiş olması.
- İşyerinde kayıt dışı ödeme yapılması veya sigorta primlerinin eksik gösterilmesi.
- Beş yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılmış olması.

Eksik Sigorta Yatırılması Nedeniyle Kıdem Tazminatı
Eksik Sigortaya Dayalı Dava Harç ve Masrafları
Hizmet tespiti, işçilik alacakları veya kıdem tazminatı gibi davalar açılırken belli harç ve masraflar ödenmesi gerekir. Maddi durumu elverişli olmayan işçiler, mahkemeden adli yardım talep ederek bu masraflardan geçici olarak muaf olma imkanına da sahiptir.
Avukatlık ücreti ise müvekkil ile avukat arasındaki anlaşmaya bağlıdır. Genel olarak 2025 yılı itibariyle dava açılışında ve süreçte karşılaşılabilecek masraflar şöyle özetlenebilir:
| Masraf Kalemi | Tutarı (2026) |
|---|---|
| Başvurma Harcı | 732,00 TL |
| Peşin Harç | Karar ve ilam harcının 1/4’ü (dava açılırken ödenir) |
| Karar ve İlam Harcı | Karar aşamasında ödenen, nispi harcın kalan 3/4’ü |
| Bilirkişi Ücreti | Mahkemenin takdir ettiği tutar, gider avansından karşılanır |
| Vekalet Suret Harcı | 104,00 TL |
| Baro Pulu | 164,00 TL |
| Gider Avansı | Her yıl yayımlanan Gider Avansı Tarifesine göre belirlenir |
| Sabit kalemler toplamı | 1.000,00 TL (başvurma harcı, vekalet suret harcı ve baro pulu) |
Not: Davayı kazanmanız halinde, yaptığınız tüm yargılama giderleri karşı tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle haklı olduğunuz bir davada ödediğiniz harç ve masraflar size iade edilmiş gibi olacaktır.
Eksik SGK Primleri Nedeniyle Hizmet Tespit Davası
Sigorta primlerinin eksik yatırılması (ya da çalışma süresinin SGK’ya hiç bildirilmemesi) durumunda, işçi işten ayrılmak istemiyorsa bile hizmet tespit davası açma yoluna gidebilir. Hizmet tespit davası, fiilen çalıştığı halde SGK’ya eksik gün veya eksik ücret bildirilen işçinin, bu eksik çalışmalarının tespit edilerek sigortalı sayılması amacıyla açtığı davadır.
Bu dava, işçinin çalışmasının geçtiği yer veya işverenin merkezinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesinde görülür. Davalı taraf işverendir, SGK da davaya fer’i müdahil olarak katılır.
Hizmet tespit davalarında hak düşürücü süre 5 yıldır: İşçi, işten ayrıldığı yılı takip eden yılbaşından itibaren 5 yıl içinde bu davayı açmalıdır. Örneğin 2020 yılında işten ayrılan bir işçi, 2025 sonuna kadar hizmet tespiti için dava açabilir.
Bu sürenin geçirilmesi halinde dava dinlenmez. (Belirtelim, bu 5 yıllık süre kamu düzenindendir ancak bazı istisnai durumlar Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Örneğin, SGK müfettiş raporuyla çalışma tespit edilmişse veya işveren prim borcunu icra yoluyla ödemişse, 5 yıllık sürenin aşılması mümkün olabilmektedir.)
- İşçi bakımından: Mahkeme, işçinin eksik bildirilmiş gün ve kazançlarını tespit ederek SGK kayıtlarına işletir. Böylece işçinin prim gün sayısı artar ve prime esas kazançları gerçek seviyeye yükselir. Bu durum ileride alacağı emekli maaşının yükselmesini sağlar. Ayrıca işçinin işten ayrılması halinde alacağı kıdem tazminatı da gerçek maaş üzerinden hesaplanacağı için daha yüksek olacaktır.
- İşveren bakımından: Mahkeme kararıyla tespit edilen eksik primleri işveren, SGK’ya gecikme zammı ve faiziyle birlikte ödemek zorundadır. Ayrıca SGK, eksik bildirim yapılan her ay için işverene idari para cezası uygular. Yalnızca prime esas kazanç eksik bildirilmişse ceza tespit edilen kazanç tutarı kadardır ve aylık asgari ücretin onda birinden az, iki katından fazla olamaz. Denetim raporuyla eksik işçilik saptanırsa ceza, eksik işçiliğin mal edildiği her ay için aylık asgari ücretin iki katı olur.
Hizmet tespit davasını, işverenin aylık prim ve hizmet belgesini vermediği veya eksik düzenlediği işçi açabilir. İşçi vefat etmişse mirasçıları da bu davayı açabilir. Davalı taraf işverendir, işveren vekili de sorumlu olduğundan dava ona karşı da açılabilir. SGK davaya fer’i müdahil olarak katılır.
Mahkeme, davada “çalışma” olgusunun var olup olmadığını inceler. Çalışma sayılabilmesi için üç unsur aranır:
- Bağımlılık ilişkisi: İşçinin işverenin emir ve talimatlarına bağlı çalışması gerekir.
- Zaman unsuru: İşçinin belirli veya belirsiz bir süre işverene hizmet sunması gerekir.
- Ücret unsuru: Ücret, hizmet akdinin zorunlu unsuru değildir. Ancak bazı durumlarda çalışmanın tespiti için ücretin araştırılması gerekir.
“Anılan bilgi ve belgelerin Kuruma ulaştırılmaması veya eksik ulaştırılması hâlinde ise bildirimsiz (kaçak) çalıştırma olgusu ortaya çıkacaktır. Bu durum, prim ve gelir vergisi ödememek için işverenlerce sıklıkla başvurulan bir yol olup, ülkenin gerçeklerinden biridir. İşe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.”[8]
Görüldüğü gibi hizmet tespit davası, işçi açısından eksik prim günlerinin kazanılmasını ve sosyal hak kayıplarının giderilmesini sağlarken, işverene de geçmişe dönük primleri ödeme ve ceza yaptırımlarına katlanma sonucu doğurur.

Eksik SGK Primleri Nedeniyle Hizmet Tespit Davası
Sigortanın Eksik Yatırılmasının Emekliliğe Etkisi
Sigorta primlerinin düşük ücretten yatırılması, işçinin emeklilik dönemindeki gelirini doğrudan etkiler. Emekli aylığı hesaplanırken prim gün sayısı kadar bildirilen kazanç tutarları da önemli yer tutar. Eğer işveren uzun süre prime esas kazancı asgari ücretten bildirmişse, işçinin emekliliğinde hak edeceği maaş olması gerekenden düşük olacaktır.
Çalışanlar, sigortalarının hangi ücret üzerinden yattığını e-Devlet üzerinden SGK Hizmet Dökümü sayfasından kontrol edebilirler. İşvereninden maaş bordrolarını talep ederek bordroda görünen brüt ücret ile SGK’ya bildirilen kazanç tutarını karşılaştırmak da mümkündür.
Bankaya yatan maaşınız ile SGK kayıtlarındaki maaş tutarı farklıysa primleriniz eksik yatıyor olabilir. Böyle bir durum tespit edildiğinde hizmet tespit davası açarak, eksik yatırılan primlerin gerçek ücrete göre yeniden hesaplanmasını sağlayabilirsiniz.
Mahkeme kararıyla primleriniz gerçek maaşınız üzerinden SGK’ya kaydedildiğinde, emekli maaşınız da buna uygun şekilde daha yüksek bağlanacaktır.
Asgari Ücretten Gösterilen Maaşın İşsizlik Maaşına Etkisi
İşsizlik maaşı, sigortalı bir işçinin kendi kusuru ve isteği dışında işsiz kalması halinde İŞKUR tarafından ödenen bir güvencedir. Hak kazanmak için işten kendi kusuru dışında çıkmış olmak, son 120 gün hizmet akdine tabi olmak, son 3 yılda en az 600 gün prim ödemiş olmak ve işten ayrıldıktan sonraki 30 gün içinde İŞKUR’a başvurmak gerekir. Ödenek süresi prim gün sayısına göre 180, 240 veya 300 gün olarak belirlenir.
İşsizlik maaşı, son 4 aylık brüt kazanç ortalamasının %40’ı olarak hesaplanır. Bu tutar brüt asgari ücretin %80’ini aşamaz ve ödenekten sadece damga vergisi kesilir.
Bu nedenle ödenek miktarı, SGK’ya bildirilen kazanca göre değişir. Son 4 ay asgari ücretle çalışan biri 2026 yılında aylık 13.212 TL işsizlik maaşı alır. Gerçek maaşı çok daha yüksek olsa bile ödenek, brüt asgari ücretin %80’i olan 26.424 TL’yi aşamaz[9].
Dolayısıyla gerçek maaşı yüksek olup SGK’ya asgari ücretten bildirilen bir işçi, işsiz kaldığında ciddi bir maaş kaybına uğrar.
Sigortanın Asgari Ücretten Gösterilmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Sigortanın asgari ücretten gösterilmesi ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.
Hukuki haberleri bizden takip edin
Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.
Kaynaklar
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/43613, K. 2012/40431, T. 03.12.2012 ↩
- 5510 sayılı Kanun m.82/1 (Değişik: 13/2/2011-6111/39 md.) ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-(e) ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/14099, K. 2020/2109, T. 12.02.2020 ↩
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.102/1-m-4-ç ↩
- 5510 sayılı Kanun m.102/1-d ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu Ek m.3 ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2343, K. 2020/560, T. 09.07.2020 ↩
- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu m.50/1 ↩
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.359/a-2 ↩