Fuhuş suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 227. maddesinde, Genel Ahlaka Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre bu suçla korunmak istenen hukuki değer, toplumun ar ve haya duygusu (genel ahlak ve edep) olarak belirtilmiştir. Fuhuş, bir kimsenin para karşılığında başka bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesi demektir. Önemle vurgulamak gerekir ki, kişinin para karşılığı cinsel ilişkiye girmesi (yani bizzat fuhuş yapması), Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmamıştır.
Kanun, bunun yerine fuhuşa aracılık eden, teşvik eden veya imkan sağlayan davranışları suç saymıştır. Dolayısıyla fuhuş suçu, genel olarak bir başkasını fuhuşa yönlendiren ya da ondan çıkar sağlayan kişiler için söz konusudur. Suçun mağduru, fuhuş yaptırılan kişidir ve mağdurun kadın ya da erkek olması fark etmez; erkekler veya LGBTİ bireyler de aynı şekilde fuhuş suçunun mağduru olabilirler.
TCK 227 kapsamında fuhuş suçu olarak cezalandırılan fiiller şunlardır:
- Fuhşa teşvik etme suçu (TCK 227/2) – Bir kimseyi fuhuş yapmaya özendirmek veya ikna etmek.
- Fuhşu kolaylaştırma suçu (TCK 227/2) – Fuhuş yapılmasını herhangi bir şekilde kolaylaştırmak veya imkan sağlamak.
- Fuhşa aracılık etme suçu (TCK 227/2) – Bir kişiyle para karşılığı cinsel ilişki arayan kimseyi, fuhuş yapacak kişiyle buluşturmak.
- Fuhuş için yer temin etme suçu (TCK 227/2) – Fuhuş yapılacak bir yer sağlamak veya tahsis etmek.
- Çocuğun fuhuşu suçu (TCK 227/1) – 18 yaşından küçük bir çocuğu fuhşa teşvik etmek, çocuğun fuhuş yapmasına olanak sağlamak, bu amaçla çocuk tedarik etmek veya barındırmak ya da fuhuşa aracılık etmek.
- Nitelikli fuhuş suçu (TCK 227/4) – Cebir (şiddet) veya tehdit kullanarak, hileyle ya da mağdurun çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk etmek veya fuhuş yapmasını sağlamak.
Yukarıdaki suç fiillerinde mağdur, fuhuş yaptırılan kişidir. Kanun koyucu, mağdurun yaşına göre farklı düzenlemeler öngörmüştür: 18 yaşından küçükler bu suçun konusu olduğunda TCK 227/1 maddesi uygulanır; mağdur yetişkin ise fiiller TCK 227/2 kapsamında cezalandırılır. Aşağıda, yetişkinler ve çocuklar açısından fuhuş suçunun unsurları ve yaptırımları ayrı başlıklar halinde ele alınmıştır.
İÇİNDEKİLER
- Yetişkinlerde Fuhuş Suçu (TCK 227/2)
- Cebir, Hile, Tehdit Kullanma Veya Çaresizlikten Yararlanma Suretiyle Fuhuş Suçunun Cezası
- Çocukların Fuhuş Suçu ve Cezası (TCK 227/1)
- Fuhuş Suçunda Mağdurun Çaresizliğinden Yararlanma Ne Demektir?
- Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
- Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
- FUHUŞ SUÇUNDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA
- Fuhuş Suçunda Görevli Mahkeme
- FUHUŞ SUÇUNDA DAVA ZAMANAŞIMI
- Fuhuş Suçu (TCK 227) Yargıtay Kararları
- Fuhuş Suçunun Unsurları (YCGK, 2021/607 K.)
- Hapis ve Adli Para Cezasının Birlikte Hükmedilmesi (Yargıtay 14. CD, 2014/7152 K.)
- Mağdur Sayısınca Suç Oluşması (Yargıtay 14. CD, 2014/2070 K.)
- Zincirleme Olarak Fuhşa Aracılık (Yargıtay CGK, 2014/60 K.)
- Zincirleme Olarak Fuhuş İçin Yer Temini (Yargıtay 14. CD, 2013/12053 K.)
- Nitelikli Fuhuş Suçu ve Çaresizlikten Yararlanma (Yargıtay 14. CD, 2014/1157 K.)
- Zorla Fuhuş Yaptırmada Olayın Oluş Şeklinin Önemi (Yargıtay 14. CD, 2013/6970 K.)
- Fuhuş Suçunda Erteleme ve HAGB Uygulanması (Yargıtay CGK, 2013/274 K.)
- Fuhuş Suçunda Üst Sınırdan Ceza Verilmesi (Yargıtay 5. CD, 2011/3055 K.)
- Mağdurun Çaresizliği Araştırılmalıdır (Yargıtay 5. CD, 2011/2261 K.)
- Evlendirme Vaadiyle Yurt Dışından Getirip Fuhuş Yaptırma (Yargıtay 8. CD, 2010/5953 K.)
- Fuhuş Yaptırmak İçin Örgüt Kurma ve Üyelik (Yargıtay 8. CD, 2009/9829 K.)
- Fuhşa Teşvik Suçu ve Zincirleme Suç (Yargıtay 5. CD, 2007/2052 K.)
- Fuhuşu Kolaylaştırma Suçu (TCK 227/3) ve Yayma Fiilleri (YCGK, 2022/477 K.)
- Kendi Fuhuşunu Kolaylaştırma Meselesi
- Polis Memurunun Müşteri Rolüne Girmesiyle Yapılan Operasyonlar
- Sıkça Sorulan Sorular
Yetişkinlerde Fuhuş Suçu (TCK 227/2)
Yetişkin bir kişiye ilişkin fuhuş suçu, kanundaki şekliyle devamlılık gerektiren bir suç değildir. Yani bu suçun oluşması için fiilin birden fazla kez tekrarlanması şart değildir – tek bir defa işlenmesi dahi suçu oluşturur. Örneğin bir kişiyi bir kez fuhuş yapmaya teşvik etmek veya bir kez fuhuş için yer sağlamak bile TCK 227 kapsamında suçtur. Suç, kanunda sayılan seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle tamamlanır. Bu seçimlik hareketlerden birden fazlasının aynı zaman diliminde gerçekleştirilmesi tek bir fuhuş suçu sayılır; buna karşılık farklı zamanlarda tekrar edilirse her seferinde ayrı bir suç oluşur.
Suçun Unsurları ve Şekilleri
TCK 227/2 maddesinde yetişkinler için fuhuş suçu, alternatif (seçimlik) hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Yani aşağıdaki davranışlardan herhangi biri gerçekleştirilirse suç oluşur:
- Fuhşa teşvik etmek: Fuhuş yapma niyeti olmayan bir kişide, fuhuş yapma iradesi oluşturmak anlamına gelir. Örneğin, bir kişiyi para kazanacağı veya hayatını idame ettireceği vaadiyle fuhuş yapmaya ikna etmeye çalışmak fuhşa teşviktir. Kanun, fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanarak kısmen veya tamamen geçimini sağlamayı da fuhşa teşvik kapsamında kabul etmiştir.
- Fuhuş yolunu kolaylaştırmak: Fuhuş yapmak isteyen bir kişiye her türlü imkanı sağlamak veya fuhuş arayan müşteriye fuhuş yapabileceği bir imkan sunmak demektir. Örneğin, fuhuş yapmak isteyen birine müşteri bulmak ya da bir müşteriye ulaşım veya yer sağlamak fuhuşu kolaylaştırma fiiline girer.
- Fuhuş için aracılık etmek: Fuhuş yapacak kişi (mağdur) ile para karşılığı cinsel ilişki arayan müşteriyi bir araya getirmeyi sağlamak anlamına gelir. Bu fiil, tabiri caizse arabuluculuk yapmaktır – örneğin bir seks işçisi ile müşteri arasında bağlantı kurmak, randevu ayarlamak bu kapsamdadır.
- Fuhuş için yer temin etmek: Mağdur ile müşterinin cinsel ilişkiye gireceği yeri sağlamak veya tahsis etmek demektir. Örneğin, evini veya bir daireyi fuhuş yapılması için kullandırmak, otel odası ayarlamak, kiralamak veya benzeri şekilde mekan sağlamak bu fiile örnektir.
Yukarıda sayılan her bir seçimlik hareket, tek başına fuhuş suçunun oluşması için yeterlidir. Bu hareketlerden birkaçı birlikte aynı anda yapılmışsa dahi tek suç sayılır. Ancak farklı zamanlarda tekrar edilirse her seferinde ayrı bir suç oluşacaktır. Örneğin, aynı gün içinde hem aracılık edip hem yer sağlayan kişi tek bir fuhuş suçundan sorumlu olur; fakat bunu farklı günlerde tekrarlarsa zincirleme suç hükümleri ya da ayrı suçlar gündeme gelebilir.
Yetişkin Fuhuş Suçunun Cezası
Basit (temel) fuhuş suçu, yani mağdurun yetişkin olduğu ve nitelikli bir halin bulunmadığı durum, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kanun metninde hapis ve para cezası alternatifli değil, birlikte öngörülmüştür; yani mahkeme hem hapis hem de adli para cezasına hükmetmelidir.
Fuhuş suçu eğer aşağıdaki nitelikli hallerden biri ile işlenmişse ceza ağırlaştırılır:
- Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da mağdurun çaresizliğinden yararlanarak fuhşa sevk etmek veya fuhuş yaptırmak: Bu durumda yukarıdaki temel ceza yarısına kadar (1/2) veya bir katına kadar (2 katına kadar) artırılır. Örneğin, bir kişiyi döverek fuhuşa zorlayan, ölümle tehdit eden, kandırarak fuhuş yapmasına neden olan veya mağdurun çaresiz durumunu fırsat bilerek fuhuş yaptıran fail, normalden daha yüksek bir ceza alır.
- Yakın akraba veya belirli konumda olan kişiler tarafından işlenmesi: Suçun, eş, anne-baba (üstsoy), kayınvalide/kayınpeder (kayın üstsoy), kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici/öğretici, bakıcı, koruma veya gözetim yükümlülüğü olan kişiler tarafından işlenmesi ya da kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Örneğin, çocuğunu fuhşa zorlayan bir ebeveyn ya da öğretmen konumunu kullanarak öğrencisini fuhşa teşvik eden bir kişi daha ağır ceza alacaktır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde (örgütlü olarak) işlenmesi: Suçun, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır. Fuhuş yaptırmak amacıyla kurulmuş bir suç örgütü içinde hareket eden failler, örgütlü suçlar kapsamında daha yüksek cezalarla karşılaşır.
- Tüzel kişilerin suça karışması: Fuhuş suçu dolayısıyla tüzel kişiler hakkında da özel güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir (örneğin işyeri kapatma, ruhsat iptali gibi). Örneğin, bir şirket faaliyeti çerçevesinde fuhuş yaptırılıyorsa, şirkete ait işyerinin kapatılması gibi tedbirler uygulanabilir.
Cebir, Hile, Tehdit Kullanma Veya Çaresizlikten Yararlanma Suretiyle Fuhuş Suçunun Cezası
Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır (TCK 227/4).
Çocukların Fuhuş Suçu ve Cezası (TCK 227/1)
18 yaşından küçük bir çocuğun fuhuşa sürüklenmesi, kanunda ayrı ve daha ağır bir suç olarak düzenlenmiştir. Çocuğa karşı fuhuş suçu, aşağıdaki fiillerden herhangi biri ile işlenebilir:
- Fuhşa teşvik etmek: Bir çocuğu, para karşılığı cinsel ilişkiye girmeye ikna etmek veya özendirmek.
- Fuhuş yolunu kolaylaştırmak: Çocuğun fuhuş yapmasını herhangi bir şekilde kolaylaştırmak, imkan sağlamak.
- Çocuk tedarik etmek veya barındırmak: Fuhuş yaptırmak amacıyla bir çocuğu temin etmek (sağlamak) veya onu barındırmak (yer sağlamak).
- Aracılık etmek: Bir çocuk ile para karşılığı cinsel ilişkide bulunmak isteyen kişiyi buluşturmak, aracı olmak.
Çocuğun fuhuşa sürüklenmesine ilişkin hazırlık hareketleri dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Örneğin, fuhuş yaptırmak amacıyla bir çocuğu müşteriyle buluşacağı yere götüren fail, müşteri son anda gelmese bile (fuhuş fiili fiilen gerçekleşmese bile) suç hazırlık aşamasında kalmış sayılmaz – tamamlanmış fuhuş suçu gibi cezalandırılır. Burada amaç, çocukların fuhşa teşvik edilmesini en baştan önleyici şekilde cezalandırmaktır. Gerçekten de bu suçtan elde edilecek kazanç ihtimali bulunduğu için kanun, hapis cezasının yanı sıra yüksek miktarda adli para cezası da öngörmüştür.
Çocuğun fuhuş suçu (TCK 227/1) için temel ceza, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Görüldüğü üzere, çocuk söz konusu olduğunda yaptırım yetişkinlere göre çok daha ağırdır.
Çocuğa karşı fuhuş suçu da çeşitli nitelikli hallerle daha da ağır cezaya tabidir:
- Cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanma ile işlenirse: Fail, bir çocuğu şiddet kullanarak, tehdit ederek, kandırarak veya çocuğun içinde bulunduğu çaresiz durumdan faydalanarak fuhşa sevk etmişse, yukarıda belirtilen temel ceza yarısından (1/2) iki katına kadar artırılır (TCK 227/4). Örneğin, evden kaçmış ve sokakta kalan bir çocuğun çaresiz halini kullanarak onu fuhuşa zorlayan kişi daha yüksek ceza alacaktır.
- Yakın akraba, veli, vasi vb. kişiler tarafından veya nüfuz kötüye kullanılarak işlenirse: Suçun, çocuğun anne, baba, üvey ebeveyn, kardeş, büyükanne/büyükbaba, evlat edinen gibi yakınları ya da çocuğun üzerinde eğitim, bakım, koruma yükümlülüğü olan kişiler tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır (TCK 227/5). Aynı şekilde, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin verdiği nüfuzu kötüye kullanarak bir çocuğu fuhşa sürükleyen kişi de yarı oranında artırılmış ceza alır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse: Çocuğa karşı fuhuş suçu eğer organize bir suç örgütünün faaliyeti kapsamında işlenmişse, ceza yine yarı oranında artırılır (TCK 227/6).
Özetle, çocuğu fuhşa teşvik veya fuhuşa sürükleme suçları, hem taban ceza hem de artırıcı sebepler bakımından yetişkinlere oranla çok daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Örneğin, yetişkin için 2 yıl olabilen asgari hapis cezası, çocuk söz konusu olduğunda 4 yıl olarak belirlenmiştir.
Fuhuş Suçunda Mağdurun Çaresizliğinden Yararlanma Ne Demektir?
TCK 227/4 bendinde sayılan nitelikli hallerden biri de “mağdurun çaresizliğinden yararlanarak” fuhşa sevk etme fiilidir. Mağdurun çaresizliği, mağdurun içinde bulunduğu maddi veya manevi kötü durumdan kendi başına kurtulma imkanı bulamadığı bir hali ifade eder. Mağdurun çaresizliğinden yararlanma, işte bu tür bir zor durumdaki kişiyi, durumunun verdiği acziyeti kullanarak fuhuş yapmaya razı etmeyi ifade eder.
Başka bir deyişle fail, mağdurun çaresiz halini özellikle fırsat bilerek onu fuhuş yapmaya ikna ediyor ya da zorluyorsa bu nitelikli hal oluşur. Burada önemli olan, mağdurun içinde bulunduğu olumsuz koşullardan kurtulmak için başka çare bulamadığını düşünmesi ve bu nedenle failin istediği yönde hareket etmek zorunda kalmasıdır. Fail, mağdurun bu zayıf durumunu bilerek kendi lehine kullanmaktadır. Yargıtay’a göre, mağdurun çaresizliğinden yararlanmanın varlığı için mağdurun gerçekten üstesinden gelemeyeceği bir ihtiyaç veya muhtaçlık durumunda olması gerekir; örneğin barınacak yeri olmamak, aç ve parasız kalmak, ülkesine dönme imkanı olmamak gibi durumlar mağduru çaresiz kılan hallerdendir.
Çaresizlik hali çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Fiziksel veya sağlıkla ilgili durumlar (örneğin güçsüzlük, engellilik, sağır-dilsizlik, akıl hastalığı) mağduru çaresiz bırakabilir. Aynı şekilde kişisel ve sosyal durumlar da (işsizlik, aşırı yoksulluk, evsizlik, madde veya alkol bağımlılığı, ailesiz kalma, açlık vb.) mağduru çaresiz bir konuma sokabilir. Fail, işte bu tür çaresizlik sebeplerini bilerek mağduru fuhşa razı etmek için kullanmışsa, kanunun aradığı “çaresizliğinden yararlanma” unsuru gerçekleşmiş demektir.
Örneğin, ülkesi ve parası olmadığı için çaresiz durumda kalan bir yabancı kadını fuhuş yapmaya zorlayan kişi, mağdurun çaresizliğini kötüye kullanmış sayılabilir. Yargıtay kararlarında, failin özellikle mağdurun “hayatını devam ettirmek, barınmak veya bir yere gidebilmek konularında yapacak hiçbir şeyi olmayan” bir durumda olduğunu fark ederek bunu sömürmesi halinde bu nitelikli halin gerçekleşeceği belirtilmiştir.
Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Adli para cezasına çevirme: İşlenen bazı suçlarda mahkeme kısa süreli hapis cezalarını adli para cezasına çevirebilir. Ancak fuhuş suçunda öngörülen hapis cezaları genellikle bu imkandan yararlanamayacak kadar yüksektir. Temel fuhuş suçunda dahi alt sınır 2 yıl hapistir. Kanun, ancak 1 yıl veya altındaki hapis cezalarının para cezasına çevrilmesine olanak tanır (kısa süreli hapis kapsamında). Bu nedenle fuhuş suçu nedeniyle verilen hapis cezaları, süresi itibarıyla adli para cezasına çevrilemez. Örneğin, 2 yıl hapis cezası alan biri için bu cezanın tamamen para cezasına dönüştürülmesi kanunen mümkün değildir. Mahkeme, bunun yerine hem hapis hem adli para cezasını birlikte vermek durumundadır (bkz. yukarıda temel ceza açıklaması).
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): HAGB, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün belli bir denetim süresi boyunca açıklanmaması ve eğer bu süreyi suç işlemeden geçirirse hükmün hiç açıklanmamış sayılması kurumudur. Fuhuş suçu bakımından, mahkemenin takdirine bağlı olarak HAGB kararı verilebilir ancak bunun bazı şartları vardır: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, mağdura verdiği zararı gidermesi ve verilen cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis olması gerekir. Yetişkinlerin fuhuş suçunda (TCK 227/2) mahkeme alt sınıra yakın ceza verip TCK 62 indirimi uyguladığında ceza 2 yıl veya altına düşebilmektedir. Bu durumda sanık lehine koşullar uygunsa HAGB kararı verilebilir.
Ancak suçun nitelikli hallerinde veya birden fazla mağdur varsa ceza üst sınırdan veya artırım uygulanarak verileceği için çoğunlukla 2 yılın üzerinde bir hapis cezası söz konusu olur. Örneğin birden fazla mağdur için ayrı ayrı ceza verildiğinde toplam ceza yükseldiğinden HAGB şartları sağlanamayabilir. Nitekim, Yargıtay içtihatlarında mağdur sayısının fazla olması nedeniyle ceza 2 yıl üzerine çıktığında HAGB uygulanamadığı, fakat eğer her mağdur ayrı değerlendirilirse cezanın 2 yıl altında kalabileceği ve bu durumda HAGB imkanının doğacağı belirtilmiştir.
Cezanın ertelenmesi: Cezanın ertelenmesi, mahkemece hükmedilen hapis cezasının infazının belirli şartlara bağlanarak geri bırakılması demektir. Türk Ceza Kanunu’na göre 2 yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, sanığın geçmişi ve duruşmadaki davranışları olumluysa cezanın ertelenmesi kararı verilebilir. Fuhuş suçunda, temel hal için hakim cezanın 2 yıl veya altına düşeceği şekilde hüküm kurarsa (örneğin alt sınırdan ceza verip indirim uygulamışsa) erteleme kararı da verebilir. HAGB’de olduğu gibi erteleme de ceza 2 yılın üzerine çıktığında mümkün olmaz. Bu yüzden, eğer fuhuş suçu birden çok kez işlenmiş veya nitelikli halde işlenmiş ve ceza 2 yılın üzerinde belirlenmişse, ne HAGB ne de erteleme uygulanamaz.

FUHUŞ SUÇU VE CEZASI (TCK 227. MADDE)
Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
Şikayete tabi olmama: Fuhuş suçları, şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu suçlarda soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi için mağdurun şikayeti gerekmez. Savcılık, fuhuş suçunu haber alır almaz resen (kendiliğinden) soruşturma açabilir. Dolayısıyla fuhuş suçları bakımından herhangi bir şikayet süresi yoktur. Mağdur ya da bir başkası şikayetçi olmasa bile (hatta şikayetçi olup daha sonra vazgeçse bile) kamu davası düşmez; süreç kamu adına yürütülür. Örneğin bir kişi fuhuşa zorlandığı halde şikayetçi olmasa da, devlet bu suçu öğrendiğinde soruşturmak ve cezalandırmakla yükümlüdür.
Uzlaşma: Uzlaşma, ceza muhakemesinde bazı hafif suçlarda mağdur ile failin aralarında anlaşarak davayı düşürmeleri imkanıdır. Fuhuş suçları uzlaşma kapsamında değildir. Yani fail ile mağdurun arabulucu eşliğinde anlaşma yaparak davayı sonlandırması mümkün olmaz. Bu suç, toplum düzenini ve ahlakını ilgilendiren bir yönü olduğundan kanun, uzlaşmaya elverişli suçlar arasında saymamıştır.
Dava zamanaşımı: Ceza hukukunda dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde dava açılmaz veya açılmış dava belirli süre içinde sonuçlanmazsa, devletin cezalandırma hakkının düşmesini ifade eder. Fuhuş suçlarında zamanaşımı süreleri, suçun niteliğine göre değişir. Yetişkin mağdurla işlenen fuhuş suçlarında olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. 18 yaşından küçük mağdura karşı işlenen fuhuş suçlarında ise zamanaşımı süresi 15 yıldır olarak uygulanır.
Bu süreler içinde suç her zaman soruşturulabilir ve dava açılabilir; ancak belirtilen süreler geçtikten sonra artık o suç nedeniyle kimse yargılanamaz. Örneğin, yetişkin mağduru olan bir fuhuş suçu 8 yıl boyunca ortaya çıkarsa soruşturulur, fakat 8 yıl geçip de yeni bir delil çıkarsa dahi artık dava açılamaz.
FUHUŞ SUÇUNDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA
Soruşturma Aşaması:
Fuhuş suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu yüzden şikayet süresi yoktur. Fuhuş suçunun soruşturma aşaması ihbar sonucu veya savcılığın re’sen harekete geçmesi sonucu başlar. Şikayetin geri çekilmesi soruşturmayı sonlandırmaz. Savcı yeterli şüpheyi oluşturacak delilleri topladığı zaman iddianame düzenleyecektir. Yeterli şüpheyi oluşturacak delillere ulaşamazsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verecektir.
Kovuşturma Aşaması:
Savcılığın düzenlediği iddianame mahkeme tarafından kabul edilince kovuşturma aşamasına geçilmiş olunur. Fuhuş suçunda ceza mahkemeleri görevli olur. Kovuşturma aşaması faile verilecek cezanın hükmolunması veya failin suçsuz bulunup beraat edilmesi ile biter.
Fuhuş Suçunda Görevli Mahkeme
Fuhuş suçlarında yargılama yapma görevi Asliye Ceza Mahkemesi’ne aittir. Yani fuhuşa teşvik, aracılık, yer temini gibi suçlardan açılan davalar doğrudan asliye ceza mahkemesinde görülür. (Eğer suç örgütü kapsamında işlenmişse ya da başka ağır suçlarla bağlantılı ise dosya ağır ceza mahkemesine gidebilir; ancak tek başına fuhuş suçu, ceza miktarı bakımından asliye cezanın görev alanındadır.)
FUHUŞ SUÇUNDA DAVA ZAMANAŞIMI
Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir süre geçmesine rağmen dava açılmamış veya dava açılmış ya da kanuni süre içerisinde sonlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran hukuki müessesedir.
Söz konusu zamanaşımı süresi fuhuş suçu için; yetişkinlerin fuhuş suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıl, çocuğa karşı işlenen fuhuş suçunun zamanaşımı süresi 15 yıldır.
Fuhuş Suçu (TCK 227) Yargıtay Kararları
Fuhuş suçu ile ilgili yasaların uygulanmasına dair Yargıtay (temyiz) kararlarından bazı önemli örnekler ve içtihat niteliğindeki değerlendirmeler şöyledir:
Fuhuş Suçunun Unsurları (YCGK, 2021/607 K.)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, fuhuş suçu ile korunan hukuki yararın toplumun ar, namus ve genel hayâ duyguları olduğunu vurgulamıştır. Kararda, suçun mağdurunun kendisine fuhuş yaptırılan kişi olduğu ve kanunun mağdurun yaşına göre ikili ayrım yaptığı belirtilmiştir (18 yaşından küçükler birinci fıkra, yetişkinler ikinci fıkra kapsamında). Ayrıca mağdurun cinsiyetinin önemsiz olduğu, erkeklerin de aynı şekilde mağdur olabileceği ifade edilmiştir.
Kararda, fuhuş kavramının TDK sözlüğündeki tanımına da yer verilmiştir: “İçinde bulunulan toplum kurallarına uymayan bir biçimde, bir veya birkaç kişiyle para karşılığı cinsel ilişkide bulunma” şeklindeki tanım, fuhuş fiilinin toplumsal ahlaka aykırılığına vurgu yapmaktadır.
Yargıtay, TCK 227/2’de sayılan seçimlik hareketlerin (teşvik, kolaylaştırma, aracılık, yer temini) her birinin ayrı bir suç olarak düzenlendiğini ve mağdurun kazancından kısmen veya tamamen geçinmenin fuhşa teşvik sayılacağını özellikle belirtmiştir. Yani, bir kimsenin fuhuş yapmasından gelir elde ederek geçimini sağlaması, o kişiyi fuhşa teşvik kapsamında değerlendirilmektedir. Bu karara göre fuhşa teşvik, “kişinin fuhuş yapması için onda irade oluşturmaya çalışmak” şeklinde tanımlanmıştır; fuhşun yolunu kolaylaştırmak ise “fuhuş yapacak veya fuhuş arayan kimseye her türlü imkanı sağlamak”, aracılık “mağdur ile cinsel isteklerini tatmin etmek isteyen kişiyi bir araya getirmek”, yer temini de “mağdur ile birlikte olacakları mekanı sağlamak” olarak açıklanmıştır.
Kurul kararında ayrıca, bu hareketlerden birinin yapılmasının suçu oluşturmak için yeterli olduğu; birden fazlasının aynı zamanda yapılması halinde tek suç sayılacağı, farklı zamanlarda tekrarlanması halinde ise yeni suçlar oluşacağı belirtilmiştir.
Fuhuş suçunun nitelikli halleri de kararda tek tek tanımlanmıştır. Cebir, bir kişiye karşı fiziki güç kullanarak onun iradesini zorlamak; tehdit, kişiye kendisi veya yakını aleyhine bir kötülük yapılacağını bildirmek; hile, gerçeği gizleyerek veya değiştirerek kişinin aldanmasına yol açan davranışlar olarak açıklanmıştır.
“Mağdurun çaresizliğinden yararlanma” durumunun ise, “mağdurun içinde bulunduğu ve üstesinden gelemediği maddi veya manevi elverişsiz durumdan yararlanarak onu fuhuşa razı etmek” anlamına geldiği Yargıtay tarafından ifade edilmiştir. Bu tanım, yukarıda detaylı açıklandığı üzere, mağdurun başka çıkış yolu olmadığını düşünmesini sağlayacak şekilde kötü durumunun istismar edilmesini içerir. Yargıtay CGK, mağdurun çaresizliğinin fiziksel (güçsüzlük, sağır-dilsizlik, akıl hastalığı gibi) veya şahsi (işsizlik, yoksulluk, madde bağımlılığı, vs.) nedenlerle olabileceğini de kararında not etmiştir.
Hapis ve Adli Para Cezasının Birlikte Hükmedilmesi (Yargıtay 14. CD, 2014/7152 K.)
Fuhuş suçunda kanun, hapis ve adli para cezasını birlikte öngördüğü halde, bazı durumlarda mahkemeler sadece hapis cezası verebilmektedir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin bir kararında, sanık hakkında TCK 227/2 uyarınca 3 yıl hapis cezası verilip adli para cezası hiç uygulanmamış olması hukuka aykırı bulunmuştur. Zira TCK 227/2 maddesi açıkça “iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası” demektedir. Hapis ve para cezası alternatif değil, birlikte düzenlenmiştir. Dolayısıyla mahkeme, hapis cezasının yanında ayrıca uygun gördüğü miktarda gün adli para cezasına da hükmetmelidir. Yerel mahkemenin para cezası vermemesi, eksik ceza tayini olarak değerlendirilmiş ve karar bu nedenle bozulmuştur.
Mağdur Sayısınca Suç Oluşması (Yargıtay 14. CD, 2014/2070 K.)
Fuhuş suçunda, eğer birden fazla mağdur söz konusu ise, failin fiili mağdur sayısı kadar suç oluşturur. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 5237 sayılı TCK 227. maddesinin bu şekilde yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. Bir kararında Daire, sanığın birden çok kişiyi fuhşa sürüklediği durumda her mağdur için ayrı bir fuhuş suçu oluşacağını gözetmeden tek bir suçtan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Örneğin, bir kişi aynı anda iki farklı kişiyi fuhuş yaptırıyorsa, iki ayrı suç işlemiş sayılır. Kararda ayrıca, gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi (usul hatası) gibi eksikliklere de değinilmiş, fakat asıl üzerinde durulan, her mağdurun ayrı suç sayılması gerektiğidir.
Zincirleme Olarak Fuhşa Aracılık (Yargıtay CGK, 2014/60 K.)
Fuhşa teşvik, aracılık veya yer temini fiilleri aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla kez işlenirse, zincirleme suç hükümleri (TCK 43) gündeme gelebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir kararında, şikayetçi mağdureye değişik zamanlarda defalarca fuhuş yaptırmak için aracılık edip yer temin eden sanık hakkında yerel mahkemenin zincirleme suç uygulaması (cezada artırım) yapması uygun bulunmuştur. Yani aynı mağdurun birden fazla olayda fuhuş yapmasına aracılık eden kişi tek bir fuhuş suçu işliyor olsa da, bu eylemler birden fazla kez tekrarlandığı için cezası zincirleme suç kapsamında artırılmalıdır. Ceza Genel Kurulu, sanığın aynı mağdura yönelik mükerrer fiilleri nedeniyle TCK 43 uygulanmasını isabetli bulmuştur.
Zincirleme Olarak Fuhuş İçin Yer Temini (Yargıtay 14. CD, 2013/12053 K.)
Benzer şekilde, birden fazla mağdura defalarca fuhuş amaçlı yer sağlayan fail hakkında da hem mağdur sayısı kadar suç hem de zincirleme artırım söz konusu olacaktır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, bir kararında sanığın birden çok mağdureye birçok kez yer temin ettiğini, fakat mahkemenin bunu tek bir suç kabul ettiğini belirtmiştir. Daireye göre, her bir mağdure için ayrı ayrı fuhuş suçu oluştuğu gibi, her mağdureye karşı yapılan birden fazla yer temini eylemi için de TCK 43 kapsamında cezanın artırılması gerekirdi. Mahkemenin bunları yapmayıp tek ceza vermesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Nitelikli Fuhuş Suçu ve Çaresizlikten Yararlanma (Yargıtay 14. CD, 2014/1157 K.)
Bu karar, gerçek bir olay üzerinden çaresizlikten yararlanma halinin uygulanmasına ilişkin önemli değerlendirmeler içerir. Olayda mağdure, resmi nikahlı eşinden ayrılıp evden kaçmış 35 yaşında bir kadındır. Otogarda beklerken tanıştığı bir kişi (A.P.), onu Kayseri’ye götürmüş ve orada birlikte yaşadığı G. (kadın) ve arkadaşı A. (erkek) ile tanıştırmıştır. Sanık G. de fuhuş yaparak geçimini sağlayan biridir ve mağdureye “ben fuhuş yapıyorum, bu işte para var” diyerek A. ile birlikte mağdureye fuhuş yapmayı teklif etmişlerdir.
Mağdure aynı gece gelen bir müşteriyle (A. isimli kişi) dans edip cinsel ilişkiye girmiştir. Ertesi gün mağdure ile sanıklar arasında tartışma çıkmış, mağdure hafif şekilde darp edilmiştir (basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hafif yaralanma). Sonraki sabah sanıklar doktora gitmek üzere evden ayrılmış; mağdure evde kalmasına rağmen komşulardan yardım istememiş, öğleden sonra sanıklarla konuşup “para bulacağım” diyerek evden çıkmış ve yolda polisten yardım istemiştir. Mağdure polise verdiği ifadede ise, sanıkların kendisini birkaç gün zorla alıkoyup bir gecede 10 erkeğe zorla fuhuş yaptırdıklarını iddia ederek şikayetçi olmuştur.
Yargılama neticesinde, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da dava açılmış ancak Yargıtay eldeki delillere göre zorla alıkonulma suçunun kesin ispatı olmadığına karar vermiştir. Mağdurenin polise ilk etapta yardım istememesi, sanıkların kapıyı kilitlememiş olması gibi durumlar, onu zorla evde tuttuklarına dair şüphe doğurmuştur. Bu nedenle sanıkların hürriyeti tahdit suçundan beraati gerektiğine hükmedilmesi gerekirken mahkumiyet verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Öte yandan, fuhuş suçu (TCK 227/2) yönünden sanıkların eylemi sabittir ve mahkumiyet kararı yerindedir. Ancak yerel mahkeme, bu olaydaki koşullara dayanarak sanıklar hakkında TCK 227/4’teki nitelikli hal uygulanıp cezanın artırılmasına karar vermiştir. Yargıtay 14. Daire, dosyadaki kesin ve inandırıcı delillere bakıldığında sanıkların mağdurenin içinde bulunduğu çaresiz durumdan faydalanarak fuhşa razı ettiklerine veya cebir/tehdit kullanarak fuhuş yaptırdıklarına dair yeterli kanıt bulunmadığını tespit etmiştir.
Mağdure bir gece sanıkların yanında kalmış ve ekonomik zorluk içinde olsa da, tamamen çaresiz ve kaçışsız bir durumda olduğuna dair somut bir belirti yoktur; nitekim uygun an bulduğunda polisi arayabilmiştir. Bu nedenle TCK 227/4’teki ağırlaştırıcı nedenin koşulları oluşmamıştır. Sonuç olarak Yargıtay, sanıkların eyleminin basit fuhuş suçu kapsamında kaldığını, buna rağmen haksız şekilde nitelikli halden cezanın artırılmasının fazla ceza tayinine yol açtığını belirtmiş ve bu yönden kararı bozmuştur.
Zorla Fuhuş Yaptırmada Olayın Oluş Şeklinin Önemi (Yargıtay 14. CD, 2013/6970 K.)
Bu karar, delillerin ve olay örgüsünün fuhuş suçunun ispatındaki önemini ortaya koymaktadır. Olayda iki mağdure (İ. ve İ. isimli kişiler), beraber bulundukları şahısların yanından sabah erken saatte kaçarak polise sığınmışlardır. Yapılan soruşturmada sanıkların evinde arama yapılmış ve mağdurelerin gittikleri müşterileri ve aldıkları paraları not ettikleri bir defter bulunmuştur. Mağdureler ifade vererek sanıkların kendilerine fuhuş yaptırdığını belirtmiştir. Buna rağmen yerel mahkeme sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, mağdurelerin sabahın erken saatinde bulundukları otelden kaçıp polise gitmeleri, sanıkların evinde müşteri ve ücret kayıtlarının bulunması, mağdurelerin ve tanıkların beyanları gibi olguların hepsini birlikte değerlendirerek, sanıkların fuhuş suçunu işlediğine dair yeterli delil olduğunu vurgulamıştır. Yerel mahkemenin, bu somut delil ve ifadelere rağmen sanıkları beraat ettirmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Karardan çıkan sonuç: Eğer mağdurların şikayeti tutarlıysa ve fiziki delillerle de destekleniyorsa, olayın oluş şekli suçun varlığına güçlü kanıt oluşturur; mahkemenin yetersiz gerekçelerle aksi yönde hüküm kurması doğru değildir. Bu nedenle beraat kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Fuhuş Suçunda Erteleme ve HAGB Uygulanması (Yargıtay CGK, 2013/274 K.)
Bu karar, cezanın miktarı ile hukuki imkanlar (HAGB, erteleme) arasındaki ilişkiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Olayda bir otel sahibi sanık, dokuz mağdura fuhuş için yer temin etmek suçundan yargılanmıştır. Yerel mahkeme, sanığı dokuz mağdura karşı zincirleme şekilde fuhuş suçu işlemekten (TCK 227/2 ve TCK 43 birlikte) 2 yıl 1 ay hapis ve 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır. Bu ceza, 2 yılın üzerinde olduğu için mahkeme HAGB ve erteleme uygulamamıştır (CMK 231’e göre 2 yılın üzerindeki cezalarda HAGB, TCK 51’e göre 2 yıl üstü cezalarda erteleme mümkün değildir).
Sanık avukatları kararı temyiz edince, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ilginç bir değerlendirme yapmıştır: Eğer sanığın eylemi her bir mağdur için ayrı ayrı suç kabul edilip ceza öyle verilseydi, zincirleme suç hükümleri yerine her mağdur için ayrı ceza belirlenecekti. Bu durumda örneğin her mağdur için alt sınırdan ceza verilirse 1 yıl 8 ay hapis ve 12.000 TL adli para cezası gibi cezalar çıkabilecek ve her biri 2 yılın altında kalacağı için HAGB veya erteleme uygulanma ihtimali doğacaktı.
Genel Kurul, dokuz mağdurun tek dosyada zincirleme şekilde değerlendirilmesinin sanık aleyhine sonuç doğurduğunu (cezayı yükseltip HAGB/erteleme imkanını ortadan kaldırdığını) belirterek, sanığın lehine olacak şekilde her mağdur için ayrı hüküm kurulması ihtimalini dikkate almak gerektiğine karar vermiştir. Bu nedenle, ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere (yani toplam ceza 2 yıl 1 aydan fazla olamaz kaydıyla), hükmün bozulmasına karar verilmiş ve yerel mahkemeye HAGB/erteleme ihtimalini değerlendirme fırsatı tanınmıştır. Bu karar, fuhuş suçu gibi birden fazla mağduru olabilen suçlarda mahkemelerin usul ekonomisi gereği tek bir ceza vermesinin, sanığın bazı yasal haklarını (HAGB, erteleme gibi) engelleyebileceğine dikkat çekmektedir.
Fuhuş Suçunda Üst Sınırdan Ceza Verilmesi (Yargıtay 5. CD, 2011/3055 K.)
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin bu kararı, orantılılık ilkesi uyarınca ceza tayinini ele almaktadır. Kararda, mağdurelerin tüm aşamalarda fuhuşu kendi istekleriyle yaptıklarını söyledikleri, hatta mağdure S.’nin daha önce de başkalarının yanında fuhuş yaptığı, mağdure K.’nın da iki kere fuhuş yaparken yakalanıp yetiştirme yurduna yerleştirildiği halde oradan kaçarak yeniden fuhuş yapmaya devam ettiği belirtilmiştir. Yani mağdurlar, zorla değil kendi rızalarıyla bu işe girişen, hatta daha önce de benzer durumlara girmiş kişilerdir. Buna rağmen yerel mahkeme sanıklar hakkında kanunun öngördüğü üst sınırdan cezalar vermiştir.
Yargıtay 5. Daire, bu durumda TCK 3/1’deki orantılılık ilkesi ile TCK 61’deki cezanın bireyselleştirilmesi ilkelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Suçun işleniş şekli ve mağdurların durumu değerlendirildiğinde, en üst hadden ceza vermeyi haklı kılan bir durum olmadığı halde mahkemenin takdir yetkisini yanlış kullandığı belirtilmiştir. Kısacası, mağdurların gönüllü olması ve olayın koşulları dikkate alındığında, daha alt sınırda veya makul bir ceza verilmesi gerekirken hak ve nesafet kurallarına aykırı biçimde azami cezaya hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle karar bozulmuştur.
Mağdurun Çaresizliği Araştırılmalıdır (Yargıtay 5. CD, 2011/2261 K.)
Bu karar, çaresizlik halinin uygulanabilmesi için mahkemenin yapması gereken tespitlere vurgu yapar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, “çaresizlikten söz edebilmek için kişinin muhtaç durumda bulunması ve failin bu muhtaç halin yarattığı sonucu sömürmesi gerektiğini” belirtmiştir. Kararda, mahkemenin “katılanların içinde bulunduğu zor koşulların ne olduğu” konusunda yeterli araştırma yapmadan doğrudan çaresizlikten yararlanma halinin uygulandığı eleştirilmiştir. TCK 227/4’teki “…çaresizliğinden yararlanarak…” ifadesinin somut olayda gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğinin yöntemince tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Özetle, Yargıtay diyor ki: Mağdur gerçekten çaresiz miydi? Bu zor koşullar nelerdir? Mağdurun üstesinden gelemeyeceği bir muhtaçlık durumu var mıydı? Fail, özellikle bu durumdan mı istifade etti? Eğer mahkeme bu soruları cevaplamadan doğrudan nitelikli hal uygulamışsa, eksik inceleme yapmış olur. İncelemeye konu olayda, mahkeme mağdurların içinde bulunduğu zor koşulları somut olarak ortaya koymamış ve bunun TCK 227/4’teki anlamda bir çaresizlik ortamı yaratıp yaratmadığını gerekçelendirmemiştir. Bu yüzden karar hukuka aykırı bulunmuştur. Bu içtihat, her “kötü durum”un otomatik olarak çaresizlik sayılmayacağını, bunun ayrı bir değerlendirme gerektirdiğini ortaya koymaktadır.
Evlendirme Vaadiyle Yurt Dışından Getirip Fuhuş Yaptırma (Yargıtay 8. CD, 2010/5953 K.)
Kararda, sanığın evlenme vaadiyle kandırdığı bir mağdureyi yurt dışından Türkiye’ye getirdiği, tüm yol masraflarını karşıladığı, daha sonra mağdurenin dönüş veya diğer ihtiyaçları için parası olmadığı bir durumda onun bu çaresizliğinden yararlanarak fuhuş yapmaya zorladığı kabul edilmiştir. İlk bakışta bu, hileli davranış (evlenme vaadiyle kandırma) ve çaresizlikten yararlanma şeklinde nitelikli bir durum gibi görünebilir. Nitekim yerel mahkeme olayı bu şekilde değerlendirip sanığa ağır ceza vermiştir.
Ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi, dosyayı incelediğinde olayın bu nitelikli halleri gerçekten içerip içermediğini sorgulamıştır. Kararda, mağdurenin evlilik vaadiyle kandırıldığı doğru olsa da, olayda TCK 227/4’teki unsurların tam oluşmadığı belirtilmiştir. Şöyle ki: Fail mağdur üzerinde doğrudan cebir veya tehdit kullanmamıştır; evlenme vaadi bir hile gibi görünse de, mağdurenin Türkiye’ye geldikten sonra tamamen çaresiz, hayatını idame ettiremeyecek durumda olduğu da söylenemez.
Mağdure, her ne kadar maddi olarak zor duruma düşse de Yargıtay, “çaresizlikten; hayatını devam ettirmek, bir yerde kalmak ve iş bulmak konusunda yapacak bir şeyi olmayan kişi anlaşılır” demiştir. Somut olayda mağdure, bu tanıma uyan aşılmaz bir çaresizlik içinde değildir. Dolayısıyla Yargıtay, burada nitelikli halin unsurları oluşmadığı halde uygulanmasının yanlış olduğunu vurgulamış ve sanık hakkında TCK 227/4 uygulanarak fazla ceza verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Sonuç olarak sanığın eylemi basit fuhuş suçu kapsamında değerlendirilmiş ve cezası buna göre düzeltilmiştir.
Fuhuş Yaptırmak İçin Örgüt Kurma ve Üyelik (Yargıtay 8. CD, 2009/9829 K.)
Bu karar, fuhuş amaçlı insan temin etme fiillerinin hangi suçu oluşturacağı konusunda önemlidir. Olayda sanıklar, yurt dışından ve yurt içinden bazı kadınları (18 yaşından büyük) Türkiye’ye getirmiş veya temin etmiş, onlara fuhuş yaptırmak üzere aracılık etmişlerdir. Mahkeme ilk etapta sanıkları TCK 80 insan ticareti suçundan cezalandırmıştır (TCK 80, o dönemde “insan ticareti” suçunu düzenliyordu). Ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi, somut olayda mağdurelerin kendi rızalarıyla geldiklerini, sanıkların onlara karşı tehdit, baskı, cebir veya şiddet kullanmadığını tespit etmiştir. Yani ortada klasik anlamda bir insan ticareti (zorla alıkoyma, satma, köleleştirme) durumu yoktur.
Yargıtay, bu durumda sanıkların eylemlerinin her bir mağdure açısından ayrı ayrı fuhuş suçu (TCK 227/2) oluşturacağını belirtmiştir. Ayrıca eylemlerin örgüt faaliyeti çerçevesinde yapıldığı anlaşıldığından, TCK 227/6’daki örgütlü nitelikli halin de uygulanması gerekebileceğine dikkat çekmiştir. Somut olayda onsekiz yaşını bitirmiş mağdureler, kendi rızalarıyla getirilmiş ve fuhuş yapmışlardır; sanıklar onları tehditle veya zorla çalıştırmamıştır.
Bu nedenle TCK 80 (insan ticareti) kapsamına giren unsurlar yoktur (örneğin cebir, tehdit, çaresizlikten yararlanma gibi unsurların bazıları eksiktir). Yargıtay, mağdurelerin rızasıyla gelmiş olmalarının insan ticareti suçunu oluşturmadığını, ancak fuhuş suçunu ortadan kaldırmadığını vurgulamıştır. Dolayısıyla her bir mağdureye karşı fuhşa aracılık etme suçundan ve eğer örgüt kurma fiili de varsa ayrıca suç örgütü kurma ve yönetme (TCK 220) veya örgüt üyeliği suçlarından cezalandırılmaları gerekirken, doğrudan TCK 80 uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Özetle, bu içtihat şu ilkeyi ortaya koyar: Bir kimseyi rızası dışında zorla alıkoyup fuhuşa zorlamak insan ticareti suçuna girer; fakat eğer kişi rızasıyla gelip fuhuş yapıyorsa, o zaman ortada insan ticareti değil, fuhuş suçuna yardım/yataklık veya aracılık fiilleri vardır. Bu durumda failin eylemleri TCK 227 kapsamında değerlendirilmelidir.
Fuhşa Teşvik Suçu ve Zincirleme Suç (Yargıtay 5. CD, 2007/2052 K.)
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin bu kararı, fuhşa teşvik suçu ile zincirleme suç ilişkisinde önemli bir noktaya değinir. Kararda, fuhşa teşvik suçunun yapısının zaten birden fazla hareketi kapsayabileceği belirtilmiştir. Yani bir kişiyi fuhşa teşvik eden fail, bunu genelde tek bir sözle değil, belki birden çok konuşma, ikna çabasıyla yapabilir ve bu süreç tek bir teşvik suçu sayılır. Bu nedenle mahkemenin, fuhşa teşvik suçundan hükmedilen cezayı ayrıca TCK 43’e göre artırması (zincirleme suç uygulaması yapması) hatalı görülmüştür. Çünkü fail aynı kişiyi fuhşa teşvik ederken birkaç kez konuşmuş veya farklı yollar denemiş olsa bile, bu fiiller bir bütün halinde tek bir teşvik suçu kapsamında değerlendirilmelidir.
Karardan çıkan sonuca göre: Fuhşa teşvik suçu işlenirken gerçekleşen tekrarlayan teşvik fiilleri, suçun tabiatı gereği içkindir; bunlar için ayrıca zincirleme suç artırımı yapılamaz. Aksi takdirde failin cezası gereğinden fazla artırılmış olur. Bu içtihat, fuhşa teşvik suçunda zincirleme suç kuralının uygulanmasına engel bir durum olarak görülebilir.
Fuhuşu Kolaylaştırma Suçu (TCK 227/3) ve Yayma Fiilleri (YCGK, 2022/477 K.)
Türk Ceza Kanunu’nun 227. maddesinin üçüncü fıkrası, 2016 yılında yapılan değişiklikle eklenmiş ve fuhuş amaçlı hazırlanan içeriklerin yayılması da suç kapsamına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/627 E., 2022/477 K. sayılı kararında bu suçu detaylı olarak açıklamıştır.
TCK 227/3 uyarınca: “Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi” de cezalandırılır. Bu düzenleme, fuhşa bağlı olumsuz sonuçların artmasını önlemeyi amaçlayan bir tehlike suçu niteliğindedir. Yani ortada fiilen bir fuhuş gerçekleşmese bile, sırf böyle materyallerin dağıtılması cezalandırılır. Örneğin, genelev kartvizitleri, telefon numarası ve müstehcen resimler içeren fuhuş ilanları dağıtmak, sokaklara atmak, duvarlara yapıştırmak ya da internette yaymak bu kapsamdadır. Kararda, bu suçun oluşması için fuhuş fiilinin gerçekleşmesinin şart olmadığı özellikle vurgulanmıştır.
Suçun maddi konusunu oluşturan ürünler çok çeşitlidir: Fotoğraf, dergi, kartvizit, ilan, gazete, kitap, CD, broşür veya dijital içerikler bu amaçla hazırlanmışsa ve başkalarına veriliyor, dağıtılıyor veya yayınlanıyorsa suç oluşur. Örneğin, bir kişinin fuhuş yapabileceği yönünde reklam içeren el ilanları dağıtmak veya sosyal medyada paylaşmak bu maddeye göre suçtur. Bu düzenleme, özellikle büyük şehirlerde sokaklara atılan fuhuş davetiyesi kartları gibi uygulamaların toplumda yarattığı rahatsızlığa bir tepki olarak getirilmiştir.
Nitekim Ceza Genel Kurulu kararında, son zamanlarda özellikle gençlerin bulunduğu ortamlarda bu tarz kartların alenen dağıtılmasının toplumsal düzeni bozucu bir etki yaptığı, bu nedenle yasanın değiştirildiği ifade edilmiştir.
Kendi Fuhuşunu Kolaylaştırma Meselesi
TCK 227/3 ile ilgili uygulamada tartışmalı bir konu, eğer bir kişi kendi yaptığı fuhuş için reklam yaparsa bunun cezalandırılıp cezalandırılmayacağıdır. Türk hukukunda fuhuş yapmak suç değildir, failin cezalandırılması fuhuşu yapan kişiye yönelik değil, onu suça sevk eden, yararlanan kişileredir. Ceza Genel Kurulu’nun da benimsediği görüşe göre, fuhuş suçunun mağduru fuhuş yaptırılan kişidir; bu kişi suçun faili konumunda değildir.
Örneğin, bir kadın kendi bedenini para karşılığı kullandırdığı için cezalandırılmazken, aynı kadının müşteriler bulmak amacıyla kendi hazırladığı kartvizitleri dağıtması halinde onu “fail” olarak kabul etmek, kanunun korumak istediği hukuki yararla bağdaşmayacaktır. Yargıtay’ın çeşitli kararlarında, fuhuş yapan kişinin esasen mağdur konumunda olduğu, dolayısıyla kendini pazarlamak için yaptığı eylemlerden suçun faili sayılmaması gerektiği ifade edilmiştir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin de katıldığı bir Ceza Genel Kurulu kararında, fuhuş yapan kişinin bu suçun faili olarak görülmesinin hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir.
Bu konuda yargı mercileri arasında bir süre farklı yaklaşımlar olmuştur. 2017 yılında Anayasa Mahkemesi, bireysel bir başvuruda “Türk hukukunda fuhuş yapmak suç olarak kabul edilmemiştir” tespitini açıkça vurgulamıştır (AYM Genel Kurul, Başvuru No: 2014/19152, 18/10/2017). Ancak TCK 227/3 gibi hükümler uygulamada bazen fuhuş yapan kişinin kendi reklamını yapmasını da kapsamış ve ceza verildiği görülmüştür. Örneğin, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/20483 K. sayılı kararında, internet sitelerinde kendini “travesti eskort” olarak tanıtarak fuhuş amaçlı ilan veren bir sanığın fiilini TCK 227/3 kapsamında değerlendirip mahkumiyeti onamıştır.
Bu karar, sanığın kendi fuhuşunu kolaylaştırmak için ilan vermesinin de suç sayılabileceğini göstermiştir. Ancak daha sonra, 2021 tarihli bir başka Yargıtay 4. Daire kararında (2021/19461 E., 2021/17936 K.) sanığın kendi fuhuşunu yaparken internette reklam yayınlaması eyleminde fail olarak cezalandırılmasının kanunun amacına uygun düşmeyeceği yönünde bir içtihat ortaya konulmuştur. Bu kararda, bir kişinin para karşılığı cinsel ilişkiye girmesi suç değilken, sadece bu amaçla ilan dağıtmasının suç sayılması halinde fuhuş suçunun korunmak istediği hukuki yararla çelişileceği belirtilmiştir.
Gelinen noktada, Yargıtay uygulaması büyük ölçüde, kendi fuhuşunu yapan kişinin ilan dağıtma/yayma fiilinin, onu fuhuş suçunun faili yapmaması gerektiği yönünde şekillenmektedir. Yani fuhuş yapan kişi esasen kanunun koruduğu kişidir; kendi faaliyetini duyurmak için yaptığı işler nedeniyle hakkında dava açılsa bile, bu durum yargı mercilerince tartışmalı görülmekte ve genellikle sanık lehine yorumlanmaktadır. Özetle, fuhuş reklamı suçunun muhatabı esasen üçüncü kişilerdir; kendi bedenini pazarlayan kişiler ise bu suçun hedef kitlesi değildir. Bu konuda verilecek kararlar, somut olayın özelliklerine göre değişebilse de, mevcut içtihat ışığında fuhuş yapan kişinin sadece kendine müşteri bulmak için yaptığı ilan/reklam faaliyetlerinin cezalandırılması ihtilaflı bir konudur.
Polis Memurunun Müşteri Rolüne Girmesiyle Yapılan Operasyonlar
Fuhuş suçlarının ortaya çıkarılması için emniyet birimleri bazen polis memurlarını müşteri kılığına sokarak operasyon yapmaktadır. Bu durum, gizli soruşturmacı kurumuyla ilişkilidir ve hukuka uygun şekilde yapılmazsa delillerin geçerliliği etkilenebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin yakın tarihli iki kararında bu konu farklı sonuçlara bağlanmıştır:
- Bir olayda, polis ekipleri sanığın fuhuş amaçlı müşteri bulduğuna dair istihbarat almış ve telefonla sanığı arayarak müşteri gibi davranmıştır. Sanık, telefonda konuştuğu polisleri adresine davet etmiş, onları evine almış ve daha sonra bir mağdur kadını eve çağırmıştır. Kadın geldikten sonra polisler parayı ve “ev kullanma parası” adı altında sanığın istediği ücreti ödeyip operasyonu sonlandırmışlardır. Bu olayda sanık, fuhşa aracılık etmek ve yer temin etmek suçundan yakalanmıştır. Yargıtay 4. Dairesi, polislerin bu şekilde müşteri rolünde davranarak yaptıkları tespitin ve toplanan delillerin hukuka aykırı olmadığını değerlendirerek, sanığın mahkumiyet kararını usul ve yasaya uygun bulmuştur (Yargıtay 4. CD, 2024/1101 K.). Yani bu olayda, polislerin yaptığı işlem, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi kapsamında kabul edilmiş ve elde edilen delillere itibar edilmiştir.
- Başka bir olayda ise, polis memuru savcılıktan resmi olarak gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kararı alınmaksızın kendiliğinden müşteri gibi davranıp bir eve girmiş ve orada fuhuş yaptırıldığını tespit etmiştir. Ayrıca sanığın ifadesi de kollukta avukatsız alınmış, bu ifade mahkemede doğrulanmamıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu durumda CMK 139’daki usule uyulmadığı, polis memurunun savcının bilgisi dışında gizli müşteri gibi davrandığı gerekçesiyle, bu yolla elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca CMK 148/4 uyarınca, avukat olmaksızın kollukta alınan ifadenin, sanık tarafından hakim huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağına dikkat çekmiştir. Sonuç olarak bu davada, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet kararı verilemeyeceği için yerel mahkeme hükmü bozulmuştur (Yargıtay 4. CD, 2024/892 K.).
Görüldüğü üzere, polislerin müşteri rolüyle operasyon yapması konusunda kritik husus, bunun hukuki çerçevede gerçekleşmesidir. Eğer soruşturma konusu suç katalog suçlardan değilse (örneğin fuhuş suçu, CMK 139’daki gizli soruşturmacı katalogunda yer almıyor), polislerin bu yönteme başvurması sıkı şartlara bağlıdır. Yargıtay, polis memurunun provokasyon yapmaması, suça azmettirmemesi, sadece var olan suç faaliyetini tespit etmesi gerektiğini, aksi halde adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini vurgulamaktadır. Somut olaylarda bu ayrım yapılmakta; uygun şekilde yapılmayan operasyonlar neticesinde elde edilen deliller mahkumiyet için yetersiz sayılabilmektedir.
Sonuç olarak, fuhuş suçu Türk Ceza Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenmiş ve özellikle mağdurların korunması amacıyla ağır yaptırımlar öngörülmüştür. Fuhuş suçundan yargılanan kişilerin, bu alandaki karmaşık yasal düzenlemeler ve içtihatlar ışığında hak kaybına uğramamak için uzman bir ceza avukatından hukuki yardım alması tavsiye edilir. Aşağıda, fuhuş suçu konusunda sıkça sorulan bazı sorulara da kısa yanıtlar verilmiştir:
Sıkça Sorulan Sorular
Fuhuş suçunda görevli olan mahkeme hangisidir?
Fuhuş suçu davalarına Asliye Ceza Mahkemesi bakar. Bu suçlar, ceza miktarı itibarıyla ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez. Dolayısıyla bir kişi fuhuş suçu ile itham edilirse, yargılaması asliye cezada yapılacaktır.
Fuhuş suçu şikayete bağlı bir suç mudur?
,Hayır. Fuhuş suçu, şikayete tabi değildir. Savcılık, böyle bir suçu haber alır almaz kendiliğinden (re’sen) soruşturma başlatabilir. Mağdurun veya bir başkasının şikayeti aranmaksızın kovuşturma yapılır. Bu nedenle belirli bir şikayet süresi de yoktur. Mağdur, şikayetçi olmasa bile kamu davası yürür; şikayetçi olup sonra vazgeçse bile dava düşmez.
Fuhuş suçu adli para cezasına çevrilebilir mi?
Hayır, hapis cezasına alternatif adli para cezası mümkün değildir. Çünkü TCK 227’de öngörülen hapis cezasının alt sınırı 2 yıldır ve kanunen 2 yıl üzeri hapis cezaları adli para cezasına çevrilemez. Mahkeme hem hapis hem adli para cezası vermek zorundadır. (Hakim, hüküm verirken belirli bir gün karşılığı adli para cezası da tayin edecektir, ancak hapis cezasını tamamen paraya çevirme seçeneği yoktur.)
Fuhuş suçunun zamanaşımı süresi ne kadardır?
Yetişkin mağdurla işlenen fuhuş suçlarında dava zamanaşımı 8 yıldır. Mağdurun çocuk (18 yaşından küçük) olduğu durumlarda ise zamanaşımı 15 yıldır. Bu süreler içinde suç ortaya çıkarsa soruşturulabilir; süre geçtikten sonra artık yargılama yapılamaz.
Fuhşa teşvik suçu nedir?
Fuhşa teşvik, fuhuş yapma niyetinde olmayan bir kişiyi fuhuş yapmaya ikna etmeye veya yönlendirmeye çalışmak demektir. Örneğin, birine sürekli olarak “Bu işi yaparsan çok para kazanırsın, bak ben de yapıyorum hayatımı kurtardım” diyerek onu fuhuşa özendirmek fuhşa teşviktir. Kanun, ayrıca fuhuş yapan kişinin kazancından geçinmeye çalışmayı da fuhşa teşvik kapsamında kabul etmektedir. Yani bir kişi, eşini veya arkadaşını fuhuş yapmaya itip onun kazandığı parayla geçiniyorsa, bu da teşviktir.
Parayla fuhuş yapmanın cezası ne kadar?
Para karşılığı cinsel ilişkiye girmenin kendisi (yani bir yetişkinin kendi rızasıyla, ücret karşılığında cinsel ilişki sunması veya bu hizmeti alması) Türk Ceza Kanunu’nda suç değildir. Dolayısıyla doğrudan “parayla fuhuş yapmak” fiiline hapis ya da para cezası uygulanmaz. Bunun bir cezası yoktur. Ancak fuhuş eyleminin gerçekleşmesi sürecinde kanuna aykırı olan; teşvik etme, üçüncü kişinin aracılık yapması, yer sağlaması gibi davranışlardır. Örneğin, bir kişi fuhuş yapan kadınlardan komisyon alarak müşteri buluyorsa bu 2 ila 4 yıl hapis + adli para cezası gerektiren bir suçtur. Fakat parayı veren müşteri veya kendi bedenini satan taraf, ceza kanunu kapsamında cezalandırılmaz.
Para karşılığı cinsel ilişki (fuhuş) suç mu?
Hayır, kendi rızasıyla para karşılığı cinsel ilişkiye girme eylemi tek başına suç oluşturmaz. Ne bu hizmeti sunan (yetişkin) kişi ne de hizmeti alan müşteri TCK’ya göre cezai sorumluluk taşımaz. Fakat bu durum, fuhuş eyleminin tamamen yasal olduğu anlamına da gelmez: Fuhuş, ülkemizde genel ahlak ve kamu düzeni bakımından denetim altındadır. Kanunen suç olmamakla birlikte, genel hayata etki edecek şekilde yapılması idari yaptırımlara konu olabilir (örneğin, kayıt dışı fuhuş yapanlara Kabahatler Kanunu’ndan idari para cezası verilebilmekte, genelev dışında fuhuş yapanlar polis takibine alınabilmektedir). Ancak ceza hukuku bakımından, para karşılığı yapılan cinsel ilişki suç değildir; suç olan, bunun etrafındaki teşvik, aracılık, yer temini gibi fiillerdir.
Evde fuhuş yapmanın cezası var mı?
Eğer bir kimse kendi evinde başkalarına fuhuş yapmaları için yer temin ediyorsa, bu davranış TCK 227/2 kapsamında “fuhuş için yer temini” suçunu oluşturur ve 2–4 yıl arası hapis + adli para cezası ile cezalandırılır. Örneğin, evini kiraya verip orada fuhuş yapılmasına göz yuman ev sahibi veya otel odalarını bu iş için saatlik kiralayan işletmeci suç işlemiş olur. Ancak kişi kendi evinde kendisi fuhuş yapıyorsa (yani seks işçisi kendi evine müşteri kabul ediyorsa), bu durumda kanunen cezalandırılan bir fiil yoktur – zira kişi kendisi fuhuş yaptığı için suç işlemiş sayılmaz, evini kendine kullanması da ayrı bir suç oluşturmaz. Yine de bu durumdaki kişiler polis tarafından takip edilip idari yaptırımlarla karşılaşabilir (örneğin ev hakkında fuhuş yapıldığı gerekçesiyle mühürleme kararı alınması gibi).
Kısaca: Evde fuhuş yapılması, eğer başkalarına para karşılığı kullanabilecekleri bir mekan sağlamak şeklindeyse suçtur; ama kişi sadece kendi evinde kendi bedenini satıyorsa bu ceza kanunu kapsamında cezalandırılmaz.
Fuhuş operasyonunda yakalanan erkeğin cezası nedir?
Müşteri konumunda olan kişiler, Türk Ceza Kanunu’na göre fuhuş suçundan cezalandırılmazlar. Yani para karşılığı ilişkiye giren erkek (ya da kadın) müşteri, suçun faili veya mağduru değildir. Bu nedenle polis baskınında yakalanan müşteri konumundaki erkek hakkında TCK 227 kapsamında bir ceza söz konusu olmaz. Uygulamada müşteriler genellikle ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırlar; yalnızca, eğer ortam genelev dışında izinsiz bir yer ise Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezası kesilebilir. Fakat ceza mahkemesinde yargılama müşterilere yönelik yapılmaz. Fuhuş suçunda cezai sorumluluk, daha çok fuhuşa aracılık eden, bundan kazanç sağlayan, kadınları çalıştıran kişiler üzerindedir.
Fuhuş suçu için HAGB veya erteleme uygulanabilir mi?
HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) ve cezanın ertelenmesi, fuhuş suçunda kural olarak mümkündür, ancak buna engel olabilecek durumlar da vardır. Eğer mahkemece verilen hapis cezası 2 yıl veya daha az ise, sanığın sabıkasız oluşu ve diğer yasal koşullar da mevcutsa HAGB kararı verilebilir veya ceza ertelenebilir. Örneğin, daha önce hiç suç işlememiş bir kişi ilk defa fuhuş suçundan 2 yıl hapis cezası almışsa, hakim uygun görürse HAGB kararı verip 5 yıl denetim süresiyle hükmü açıklamayabilir; ya da cezasını erteleyip cezaevine girmemesine karar verebilir.
Ancak fuhuş suçunda çoğu ceza 2 yılın üzerinde çıktığı için (örneğin 3-4 yıl gibi) birçok durumda HAGB/erteleme şansı olmaz. Özellikle birden fazla mağdur varsa veya nitelikli hal uygulanmışsa, ceza yarı oranında artacağı için genellikle 2 yılı aşar. Bu durumda HAGB ve erteleme uygulanamaz. Yani hukuken mümkün olmakla birlikte, fuhuş suçunda fiili olarak HAGB/erteleme kararı alabilmek için cezanın düşük seviyede kalması ve sanığın şartları taşıması gerekir.