Tevdi mahalli tayini davası, özellikle kiracının kira borcunu ödemek istemesine rağmen ev sahibinin banka hesabını kapatması, ödemeyi reddetmesi veya kira bedelini geri göndermesi gibi durumlarda gündeme gelen önemli bir hukuki yoldur. Bu dava sayesinde kiracı, alacaklının temerrüdü nedeniyle haksız yere borçlu duruma düşmekten kurtulur ve kira ödemesini mahkemece belirlenen güvenli bir yere yatırarak yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.
İÇİNDEKİLER
- Tevdi Mahalli Tayini Nedir?
- Hukuki Dayanak ve Kapsamı
- Tevdi Mahalli Tayini Davasının Şartları
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Yargılama Süreci ve Masraflar
- Karara İtiraz ve Kanun Yolu
- Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
- Sonuç
- Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Hakkında 20 Soru ve Cevap
- Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Ne Demektir?
- Tevdi Mahalli Tayini Davası Nedir?
- Hangi Durumlarda Tevdi Mahalli Tayini Davası Açılabilir?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasının Şartları Nelerdir?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasını Kim, Kime Karşı Açar?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?
- Tevdi Mahalli Tayini Davası Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
- Tevdi Mahalli Tayini Davası Nasıl Açılır? (Başvuru Süreci)
- Tevdi Mahalli Tayini Davası Ne Kadar Sürer?
- Tevdi Mahalli Tayini Davası Masrafları (Harç ve Giderler) Ne Kadardır?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasında Avukat ve Vekalet Ücreti Nasıl Olur?
- Tevdi Mahalli Tayini Davası “Değişik İş” Olarak mı Açılır?
- Mahkeme Tevdi Mahalli Tayini Kararı Verirse Kira Bedeli Nasıl Ödenir?
- Tevdi Mahalli Tayini Kararına İtiraz (İstinaf) Nasıl Yapılır?
- Tevdi Mahalli Tayini Davasının Yasal Dayanağı Nedir?
- Alacaklının Temerrüdü Nedir ve Tevdi Mahalli Tayini ile İlişkisi Nedir?
- Ev Sahibi Kirayı Almıyorsa Kiracı Ne Yapmalı?
- Ev Sahibi Kirayı Almayarak Kiracıyı Tahliye Edebilir mi?
- Tevdi Mahalli Tayini Dava Dilekçesi Örneği Nasıl Yazılır?
Tevdi Mahalli Tayini Nedir?
Tevdi mahalli, bir borcun (örneğin kira bedelinin) ödeneceği yerin mahkeme tarafından belirlenmesini ifade eden bir terimdir. Özellikle kiracı ile ev sahibi arasında, kiracının borcunu ödemek istemesine rağmen ev sahibinin ödemeyi kabul etmediği durumlarda gündeme gelir. Bu dava sayesinde kiracı, kira bedelini yatırabileceği yasal bir ödeme kanalı belirlenmesini mahkemeden talep eder ve belirlenen yere parayı yatırdığında borcunu hukuken ifa etmiş sayılır. Böylece kötü niyetli ev sahiplerinin kirayı almayıp kiracıyı temerrüde düşürme (ödemedi diye suçlu duruma düşürme) çabalarının önüne geçilir; kiracı hem kira borcundan kurtulur hem de haksız tahliye tehdidine karşı korunmuş olur.
Örnek Durum: Bazı ev sahipleri, kiracıyı borcunu ödememiş duruma düşürmek için kira bedelini almaktan kaçınmakta, hatta banka hesaplarını kapatarak kirayı teslim almayı imkânsız hale getirebilmektedir. Bu gibi hallerde kiracı, doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak ödeme yerinin belirlenmesini (tevdi mahalli tayini) talep edebilir. Mahkeme, çoğunlukla bir devlet bankasında ev sahibi adına hesap açılmasına karar vererek kiracının kira bedelini oraya yatırmasını sağlar. Karar uyarınca belirlenen bu yere kira bedeli yatırıldığı anda, kiracı borcunu usulüne uygun ödemiş kabul edilir.
Hukuki Dayanak ve Kapsamı
Tevdi mahalli tayini müessesesinin hukuki dayanağı, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.107 hükmüdür. TBK m.107, alacaklının (ev sahibinin) temerrüde düşmesi (borcun ifasını haklı sebep olmadan reddetmesi) halinde borçluya (kiracıya) şu imkanı tanımaktadır:
TBK m.107: “Alacaklının temerrüde düşmesi hâlinde borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler.”
Yukarıdaki yasa hükmü uyarınca, ev sahibi ödemeyi kabul etmeyerek temerrüde düşmüşse, kiracı borcunu mahkemenin belirlediği yere teslim ederek borcundan kurtulabilir. Mahkeme, borcun ifa edileceği yer hakimidir (örneğin kira sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıysa, ifa yeri genellikle ev sahibinin ikametgahı veya taşınmazın bulunduğu yerdir). Bu nedenle uygulamada tevdi mahalli tayini talepleri, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nde yapılır.
Çekişmesiz Yargı İşlemi: Tevdi mahalli tayini, çekişmeli bir alacak davası değildir; aksine Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.382 kapsamında sayılan çekişmesiz yargı işlerindendir. Yani ortada iki tarafın bir hukuki uyuşmazlığının çözümü değil, tek taraflı bir talep (ödeme yerinin belirlenmesi talebi) söz konusudur. Bu nedenle duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden basit inceleme ile karar verilir. Mahkeme esas hakkındaki bir uyuşmazlığı çözmediği için dava, “değişik iş” olarak adlandırılan özel bir esas numarasıyla kaydedilir.
Kapsam – Hangi Borçlar İçin Uygulanabilir: TBK m.107 hükmü gereğince, sadece konusu bir şeyin teslimi veya paranın ödenmesi olan edimlerde tevdi mahalli tayini mümkündür. Başka bir deyişle, borcun konusu fiziksel olarak teslim edilebilir nitelikte olmalıdır (para, taşınır mal, belge vb.). Yapma borçları veya yapmama borçları gibi edimler için bu yol uygulanamaz. Örneğin, kiralanan evin boyanması gibi bir yapma borcunda mahkeme yoluyla “tevdi” edilecek bir şey yoktur. Ancak kira bedeli (para) veya evin anahtarı gibi teslim edilebilir şeyler söz konusu ise tevdi mahalli kararı istenebilir.
Tevdiin Hukuki Sonuçları: Mahkemenin belirlediği yere kira bedelinin veya teslim edilmesi gereken şeyin yatırılması, kiracıyı borcunu ifa etmiş sayılmanın hukuki sonuçlarından yararlandırır. Yani kiracı, parayı tevdi mahalline yatırdıktan sonra artık ev sahibine ödememekle borçlu duruma düşmez; borcun ferileri (faiz, ceza koşulu gibi yan edimler) dahil borcundan kurtulur. TBK m.109 uyarınca, alacaklı (ev sahibi) parayı kabul etmediği sürece borçlu tevdi ettiği şeyi geri alma hakkına da sahiptir. Kiracı yatırdığı parayı daha sonra geri alırsa, borç sanki hiç ödenmemiş gibi tüm ferileriyle birlikte yeniden doğar. Ancak alacaklı tevdi edilen ödemeyi kabul ederse, artık borç sona ermiş olur.
Tevdi Mahalli Tayini Davasının Şartları
Tevdi mahalli tayini talebinde bulunabilmek için bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekir:
- Ev sahibinin temerrüde düşmüş olması: Kiracının kira bedelini ödemek istemesine rağmen ev sahibi haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabul etmiyorsa, ev sahibi alacaklı temerrüdü halindedir. Örneğin kiracı kirasını banka havalesiyle göndermesine rağmen ev sahibi parayı iade etmiş veya kabulden kaçınmışsa alacaklı temerrüdü oluşur.
- Ödeme yerinin belirsizliği: Kiracının ödemeyi nereye yapacağını bilemediği bir durum olmalıdır. Örneğin ev sahibinin daha önce verdiği banka hesabını kapatması, yeni hesap bilgisini bildirmemesi, adresinin değişmesi veya kira bedelini almayı fiilen imkansız hale getirmesi gibi haller belirsizlik olarak değerlendirilir. Bu tür belirsizlik durumlarında da kiracı mahkemeye başvurarak ödeme yerinin tayinini isteyebilir.
- Kira borcunun vadesinin gelmiş olması: Tevdi mahalli tayini, ödenmesi vadesi gelmiş bir kira borcu için söz konusu olabilir. Henüz ödeme günü gelmemiş (muaccel olmamış) bir kira bedeli için mahkemeden tevdi yeri belirlenmesi talep edilemez. Not: Uygulamada genellikle ilgili aya veya döneme ait kira bedelinin ödenme zamanı geldiğinde ve ev sahibi ödemeyi reddettiğinde bu dava açılır.
Yukarıdaki şartlar gerçekleştiğinde kiracı vakit kaybetmeden Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tevdi mahalli tayini talebini sunmalıdır. Kiracının iyi niyetli ödeme çabaları bulunması ve bunların belgelerle desteklenmesi başvurunun başarı şansını artırır. Örneğin ev sahibi kirayı almaktan kaçındıysa, kiracının daha önce yaptığı banka havale girişimleri, iadeli taahhütlü posta ile gönderilen ödeme ihtarları veya PTT kanalıyla kapıda ödeme denemeleri gibi girişimler mutlaka belge olarak mahkemeye sunulmalıdır. Bu sayede mahkeme, kiracının gerçekten ödemek istediğini ancak ev sahibinin kabulden kaçındığını net bir şekilde görebilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tevdi mahalli tayini taleplerinde görevli mahkeme kanunen Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. 6100 sayılı HMK’nın 4. maddesi uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan davalara Sulh Hukuk Mahkemeleri bakmakla birlikte, ayrıca HMK m.382 gereği çekişmesiz yargı işleri de Sulh Hukuk’ta görüldüğünden bu konuda görev tartışması yoktur.
Yetkili mahkeme bakımından TBK m.107, tevdi yerini ifa yerindeki hakimin belirleyeceğini vurgulamıştır. Kira sözleşmesinde özel bir ifa yeri kararlaştırılmamışsa, kira borcunun ödeme yeri kural olarak kiraya verenin (ev sahibinin) yerleşim yeridir. Uygulamada ise bu yer çoğu zaman taşınmazın bulunduğu yer olarak kabul edilir. Nitekim pek çok kaynakta tevdi mahalli tayini taleplerinde yetkili mahkemenin, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yer (evin bulunduğu ilçe) Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla kiracı, genellikle kiraladığı evin bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak bu talebi iletir.
Başvuru mahkemeye bir dilekçe ile yapılır ve dosya “Değişik İş” sırasına kaydedilir. Tevdi mahalli tayini işi, çekişmesiz yargı kapsamında basit yargılama usulüne tabi olduğundan, duruşma yapılmaz. Mahkeme, sunulan dilekçe ve belgeler üzerinden evrak üzerinde inceleme yaparak karar verir. Genellikle hakim, kiracının talebini haklı bulursa kısa sürede bir tevdi mahalli (örneğin bankada hesap veya adli emanet) belirleyerek kararını verir. Bu süreç, diğer kira uyuşmazlıklarına göre oldukça hızlı ilerler.
Yargılama Süreci ve Masraflar
Davanın Süresi: Tevdi mahalli tayini talebi, mahkemelerin iş yüküne göre değişebilmekle birlikte genellikle 1 ila 3 ay içinde sonuçlanmaktadır. Özellikle gerekli belgelerin eksiksiz sunulması ve şartların açıkça oluştuğu durumlarda hakim kararını çok kısa sürede verebilmektedir. Uygulamada yaklaşık 90 gün içinde karar alındığı görülmekle beraber mahkeme yoğunluğu bu süreyi etkileyebilir.
Masraflar: Bu tür bir başvuru yaparken, diğer dava türlerinde olduğu gibi belli harç ve masrafların ödenmesi gerekir. Tevdi mahalli tayini için ödenmesi gereken başlıca kalemler şunlardır:
- Başvurma harcı: Davayı (değişik iş talebini) açarken mahkeme veznesine yatırılan harçtır.
- Gider avansı: Tebligat giderleri ve gerekiyorsa keşif, bilirkişi gibi masraflar için peşin yatırılan avanstır.
- Tebligat ücreti: Kararın taraflara tebliği için posta masrafları.
- Vekalet harcı ve pulu: Davayı avukat aracılığıyla açıyorsanız, vekaletnameye ilişkin harç ve pul bedeli de ödenir. (Avukat tutulmadığı takdirde bu kalemler söz konusu olmaz.)
Bu masrafların toplamı, kira bedelinin miktarına ve yapılan tebligat sayısına göre değişiklik gösterebilir. 2025 yılı itibariyle tipik bir tevdi mahalli tayini başvurusunun toplam masrafı yaklaşık 2.000 – 5.000 TL aralığında olabilmektedir. Avukat ile takip edildiğinde vekalet ücreti de ekleneceği için toplam tutar biraz daha yüksek olabilir.
Vekalet Ücreti (Yargılama Gideri Olarak): Tevdi mahalli tayini talebi mahkemece kabul edilirse, ilk derece mahkemesi kararı kiracı lehine sonuçlandığında kiracı yararına vekalet ücreti takdir edilir. Yani kiracının avukatı varsa, Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretini mahkeme kararıyla ev sahibinden tahsil edebilir. Davanın reddi gibi bir durum oluşursa (örneğin şartlar oluşmamışsa), ev sahibi lehine vekalet ücreti konusunda uygulamada tereddütler vardır. Bazı durumlarda karşı tarafa vekalet ücreti çıkartıldığı görülse de, bu konuda net bir Yargıtay içtihadı henüz bulunmamaktadır.
Arabuluculuk: Dikkat edilmesi gereken bir nokta, tevdi mahalli tayini davası için arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun bulunmamasıdır. 2019 sonrası pek çok kira uyuşmazlığı için dava açmadan önce arabulucuya gitmek (dava şartı olarak) gerekmekte ise de, tevdi mahalli tayini bir çekişmesiz yargı işi olduğu için bu kapsamda arabulucuya gitmeden doğrudan dava açılabilir.
Karara İtiraz ve Kanun Yolu
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tevdi mahalli tayini talebi üzerine verdiği karara karşı, tebligat üzerine tarafların istinaf kanun yoluna başvurma hakkı vardır. Karar, ilgili tarafa tebliğ edildikten sonra 2 hafta içinde bir dilekçeyle bölge adliye mahkemesine (istinaf mahkemesine) başvurarak incelenmesini talep edebilirler. Dosya, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildikten sonra orada incelenir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin vereceği karar kesindir; bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz yolu kapalıdır.
İstinaf kanun yolu, genellikle ev sahibi tarafından kullanılır; zira kiracı lehine tevdi yeri belirlenmesine karar verilmişse ev sahibi bu karara itiraz edebilir. Ancak istinaf süreci sonucunda bölge mahkemesi kararı onarsa, kiracı artık kesinleşen bu kararla belirlenen yere ödemelerini yapmaya devam ederek sorumluluğunu yerine getirmiş olacaktır.
Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
- PTT İle Ödeme Girişimi: Eğer ev sahibi kira bedelini kabul etmeyip banka havalesini geri gönderdiyse, mahkemeye başvurmadan önce PTT aracılığıyla “kapıda ödeme” yöntemiyle kira parasını göndermeyi deneyin. Pek çok Sulh Hukuk Mahkemesi, tevdi mahalli tayini talebini incelemeden önce kiracının böyle bir girişimde bulunmuş olmasını beklemektedir. Bu yöntem, postacı aracılığıyla paranın ev sahibine elden teklif edilmesi demektir; ev sahibi almazsa bu da ispat belgesi olarak kullanılabilir.
- Anahtar Teslimi Sorunu: Kiracı evden çıktığı halde ev sahibi evi teslim almaktan (anahtarı teslim almaktan) kaçınıyorsa, kiracı yine tevdi mahalli tayini yoluna başvurabilir. Bu durumda mahkeme, evin anahtarlarının teslim edileceği resmi bir yer (örneğin adli emanet) belirleyebilir. Kiracı anahtarları bu suretle teslim ederek sorumluluğunu yerine getirmiş olur ve ev sahibi anahtarı almaktan imtina ettiği süre için ek kira bedeli talep edemez. Böylece kiracının sözleşme sona erdiği halde evi teslim edememesinden kaynaklanabilecek zararlar engellenir.
- Ödeme Girişimlerinin Belgelenmesi: Mahkemeye başvuru aşamasında, kiracının gerçekten ödeme yapmaya çalıştığını gösterir tüm belgeleri dosyaya koymak önemlidir. Banka dekontları (ev sahibinin iade ettiği), iadeli taahhütlü posta makbuzları, PTT ödeme belgeleri gibi evraklar sunulduğunda mahkeme kiracının iyi niyetini açıkça görecektir. Bu belgeler, kiracının kusurunun olmadığını ve alacaklının temerrüde düştüğünü ispat açısından güçlü delillerdir.

Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası
Sonuç
Ev sahibinin kira bedelini almaktan kaçınması durumunda, tevdi mahalli tayini davası kiracının borcunu zamanında ifa edebilmesi ve haksız yere temerrüde düşürülmemesi için kritik bir hukuki yoldur. Mahkemenin belirlediği ödeme yeri aracılığıyla kiracı, kira borcunu usulünce yerine getirip sorumluluktan kurtulabilir. Bu süreç, diğer kira davalarına kıyasla daha hızlı ve basit olsa da usul kurallarına uygun şekilde yürütülmesi gerekir. Özellikle başvuru şartlarının doğru değerlendirilmesi, gereken belgelerin eksiksiz sunulması ve mahkeme kararının öngördüğü şekilde ödeme yapılması büyük önem taşır.
Kiracının hak kaybına uğramaması için yukarıda belirtilen adımları dikkatle takip etmesi tavsiye edilir. Sürecin hukuki teknik detaylar içermesi nedeniyle gerektiğinde uzman bir avukattan hukuki destek almak, olası hataların ve hak kayıplarının önüne geçecektir. Unutulmamalıdır ki, doğru adımlar atıldığında tevdi mahalli tayini kararı sayesinde kiracı, borcunu ifa etmiş sayılacak ve ev sahibinin ödeme kabul etmemesinden kaynaklanan tüm risklerden kurtulacaktır.
Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Davası Hakkında 20 Soru ve Cevap
Tevdi Mahalli Tayini (Ödeme Yeri Belirlenmesi) Ne Demektir?
“Tevdi” kelimesi sözlükte bir şeyi teslim etme, bir yere bırakma anlamına gelir. Tevdi mahalli tayini ise ödeme yerinin belirlenmesi demektir. Borçlu tarafından ifa edilmek istenen bir borcun, alacaklının kabul etmemesi veya ödeme yerinin belirsiz olması durumunda, mahkeme kararıyla paranın yatırılacağı yerin belirlenmesi anlamına gelir. Uygulamada en sık kira ilişkilerinde karşımıza çıkar: Örneğin kiracı, kirasını ödemek ister ancak ev sahibi kirayı almaktan kaçınırsa, mahkemeden bir tevdi yeri (ödeme yapılacak yer) tayini istenebilir. Bu terim, borcun ifa edilebilmesi için güvenli bir üçüncü taraf veya hesap belirlenmesini ifade eder.
Tevdi Mahalli Tayini Davası Nedir?
Tevdi mahalli tayini davası, alacaklının ödemeyi kabul etmediği veya ödeme yerinin bilinmediği durumlarda, borçlunun borcunu ifa etmek için mahkemeden yardım talep ettiği hukuki yoldur. Bu dava sayesinde mahkeme, borcun ödeneceği yeri (genellikle bir devlet bankasında açılacak hesap veya emanet) belirler. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.107’de düzenlenen alacaklının temerrüdü hâlinde borcun mahkemece belirlenen yere tevdi edilerek ifa edilmiş sayılması, bu davanın temel hukuki dayanağıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.382 uyarınca tevdi mahalli tayini, çekişmesiz yargı işleri kapsamında olup genellikle Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden sonuçlandırılır. Kısaca, tevdi mahalli tayini davası borçluyu koruyan ve alacaklı tarafın haksız ödeme kabul etmeme tutumunu hukuken bertaraf eden özel bir dava türüdür.
Hangi Durumlarda Tevdi Mahalli Tayini Davası Açılabilir?
Tevdi mahalli tayini davası, özellikle alacaklının temerrüde düşmesi olarak nitelendirilen durumlarda açılır. En yaygın örnek, kiracının kira bedelini ödemek istediği halde ev sahibinin ödemeyi kabul etmemesi veya ödeme imkanını kasten engellemesidir. Örneğin bazı ev sahipleri, kiracıyı sözleşmeye aykırı şekilde tahliye ettirmek amacıyla kirayı almaktan kaçınarak kiracıyı temerrüde düşürmeye çalışabilir. Böyle bir durumda kiracı, borcunu ifa etmek için tevdi mahalli tayini davası açarak mahkemenin belirleyeceği yere kira bedelini yatırabilir ve sorumluluktan kurtulabilir. Bunun yanı sıra ödeme yerinin belirsizliği de bu davayı gerektiren bir durumdur: Eğer alacaklının banka hesabı kapanmışsa, yeni bir hesap bilgisi verilmiyorsa veya alacaklıya ulaşılamıyorsa borçlu güvenli tarafta olmak için tevdi mahalli belirlenmesini talep edebilir. Hatta kiralanan bir taşınmazı tahliye eden kiracı, ev sahibinin anahtarı teslim almayı reddetmesi durumunda bile tevdi mahalli tayini yoluna başvurarak anahtarları notere veya mahkemenin belirttiği yere teslim edebilir. Kısaca, borcun zamanında ödenmesine engel alacaklı kaynaklı her durumda bu dava gündeme gelebilir.
Tevdi Mahalli Tayini Davasının Şartları Nelerdir?
Tevdi mahalli tayini talebinin mahkemece kabul edilmesi için belirli şartların varlığı gerekir:
- Alacaklının Temerrüdü: Alacaklı haklı bir sebep olmadan borcun ifasını kabul etmiyor veya ifa için gerekli hazırlıkları yapmıyorsa alacaklının temerrüdü durumu oluşur. Örneğin ev sahibinin, kiracının ödediği kira bedelini iade etmesi ya da hiçbir geçerli sebep olmaksızın kirayı almaktan kaçınması alacaklıyı temerrüde düşürür (TBK m.107).
- Borcun Muaccel (Ödenebilir) Hale Gelmiş Olması: Tevdi mahalli tayini için öncelikle borcun vadesi gelmiş olmalıdır. Henüz ödeme zamanı gelmemiş bir borç için mahkemenin tevdi yeri belirlemesi talep edilemez. Örneğin kira ödemesinin ay sonunda yapılacağı kararlaştırılmışsa, ay dolmadan dava açılamaz.
- Ödeme Yerinin Belirsiz veya İfasının İmkansız Olması: Alacaklının adresi, banka hesabı gibi ödeme bilgileri bilinmiyor veya ortadan kalkmışsa (örneğin kira evi yeni birine satılmış ve yeni malike ulaşılamıyorsa) borçlu ne yapacağını bilemez durumda kalır. Bu belirsizlik de tevdi mahalli tayini şartlarındandır. Hatta TBK m.111, borcun kime ödeneceğinin belirsiz olduğu ya da alacaklıdan kaynaklanan kişisel sebeplerle borcun ifa edilemediği hallerde de borçluya tevdi hakkı tanır.
- Borçlunun İfası İçin Hazır Olması: Borçlu taraf, borcunu ifa etmeye gerçek anlamda istekli ve hazır olmalıdır. Yani kira ödemesini gerçekten yapabilecek durumda olmalı ve bunu kanıtlayabilmelidir. Örneğin kiracı, kira tutarını ödemek üzere bankaya götürmüş ancak ev sahibi parayı geri iade etmişse bu, kiracının ödeme niyetini gösterir bir kanıttır.
Bu şartlar sağlandığında mahkeme, borcun ifa edileceği yeri belirleyerek borçlunun sorumluluktan kurtulmasını sağlar. Borçlunun, alacaklıyı temerrüde düşüren durumu belgelendirmesi önemlidir (banka dekontları, iadeli posta, noter ihtarı vb. deliller). Aksi takdirde mahkeme, ödeme yerinin belirlenmesi talebini reddedebilir.
Tevdi Mahalli Tayini Davasını Kim, Kime Karşı Açar?
Bu davada davacı konumunda borcunu ifa etmek isteyen borçlu taraf bulunur. Örneğin kira ilişkisinde kiracıyı davacı olarak görürüz. Davalı ise alacağı kabul etmekten kaçınan alacaklı taraftır, kira ilişkisinde bu genellikle kiraya veren (ev sahibi) olacaktır. Kısaca, tevdi mahalli tayini davası kiracı tarafından ev sahibine karşı açılır. Taraflar, mevcut kira sözleşmesinin taraflarıdır. Davanın amacı bir çekişme çözmek değil, ödeme yerini belirlemek olduğundan, davalı konumundaki alacaklının fiilen davaya katılması çoğu zaman gerekmez; mahkeme talep edenin sunduğu durumu değerlendirip karar verir. Ancak yine de hukuken, alacaklı taraf davalı olarak gösterilir ve karar ona da tebliğ edilir. Bu sayede alacaklı, mahkemece belirlenen yere yatırılan parayı sonradan çekebilir veya teslim edilecek şeyi oradan alabilir.
Tevdi Mahalli Tayini Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Tevdi mahalli tayini davası, 6100 sayılı HMK m.382 kapsamında Borçlar Hukukundan doğan çekişmesiz yargı işlerinden sayılır. Çekişmesiz yargı niteliğinde olduğu için bu tür işlerde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Özellikle kira bedelinin ödenmesiyle ilgili tevdi taleplerinde kanun, sulh hukuk mahkemelerini görevli kılmıştır. Nitekim HMK m.4 uyarınca da kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar ve bu kapsamdaki talepler sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Dolayısıyla tevdi mahalli tayini için dava dilekçesi, borcun konusuna göre sulh hukuk mahkemesine hitaben yazılmalı ve orada açılmalıdır. Görev yönü kamu düzenine ilişkin olduğundan, yanlış mahkemede açılması durumunda dava usulden reddedilebilir veya dosya görevsizlikle ilgili mahkemeye gönderilebilir.
Tevdi Mahalli Tayini Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?
Yetki, davanın hangi yer mahkemesinde görüleceğini belirler. HMK m.384’e göre kural olarak çekişmesiz yargı işlerindeki yetki, talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin yerleşim yeri mahkemesindedir (aksine bir özel yetki kuralı bulunmadıkça). Bu demek oluyor ki, tevdi mahalli tayini talebini borçlu kendi ikametgahının bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde yapabilir. Bununla birlikte uygulamada genellikle alacaklı ile hukuki ilişkiye konu yer mahkemesi tercih edilmektedir. Özellikle kira ödemesi söz konusuysa, kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde dava açıldığı sıkça görülür. Örneğin kiralanan ev İstanbul’da ise, kiracı Ankara’da ikamet ediyor olsa bile İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi’ne tevdi mahalli tayini için başvurabilir. Kanunen borcun ifa yeri de yetki konusunda önem taşır: TBK m.107 hükmü “ifa yerindeki hâkim” ifadesini kullanır, yani normalde borcun ifa edilmesi gereken yer (kira sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme yeri veya kiraya verenin adresi) yetkili kabul edilebilir. Sonuç olarak, yetki konusunda esneklik vardır; borçlu kendi yerinde ya da alacaklının/işin ilişkili olduğu yerde dava açabilir. Tereddüt halinde, davanın hızlı sonuçlanması ve olası yetki itirazlarından kaçınmak için alacaklının (kiraya verenin) yerleşim yeri mahkemesinde açılması tercih edilebilir.
Tevdi Mahalli Tayini Davası Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Hayır, tevdi mahalli tayini talebi için arabuluculuğa başvurmak zorunlu değildir. Bu dava bir alacak tahsil davası olmadığı gibi, çekişmesiz yargı niteliğinde bir iş olduğu için kanunen arabuluculuk şartına tabi tutulmamıştır. Özellikle 01.09.2023 tarihinden itibaren kira ilişkilerinden doğan bazı tahliye davaları ve alacak davaları için arabuluculuk dava şartı hale gelmiş olsa da, tevdi mahalli tayini bu kapsama girmemektedir. Çünkü burada borçlu, alacaklıdan bir talepte bulunmaz; sadece ödeme yapmak için mahkemenin müdahalesini istemektedir. Dolayısıyla ortada klasik anlamda bir uyuşmazlık veya çekişme bulunmadığından, dava açılmadan önce arabulucuya gitmeye gerek yoktur. Uygulamada kiracı, doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurarak bu talebi iletebilir. Not: Eğer ortada kira bedeli konusunda bir anlaşmazlık varsa (örn. zam oranı gibi), bu durumda farklı bir yol olan kira tespit davası veya diğer hukuki süreçler devreye girebilir; ancak bunlar tevdi mahalli tayini davasından ayrı konulardır.
Tevdi Mahalli Tayini Davası Nasıl Açılır? (Başvuru Süreci)
Tevdi mahalli tayini davası açmak için öncelikle bir dava/istek dilekçesi hazırlanır ve görevli yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’ne verilir. Dilekçede, borcun aslı (örneğin kira sözleşmesi detayları), borcun ödenmek istendiği halde neden ödenemediği açıkça anlatılır. Kiracı ise kiralayanın kirayı kabul etmediği, banka hesap bilgisini vermediği veya ödemenin iade edildiği somut olarak belirtilmelidir. Başvuruda, varsa ilgili belgeler eklenir: kira sözleşmesi, ödeme yapılmaya çalışıldığını gösteren banka dekontları, ev sahibinin iade ettiği paraya dair dekont veya ev sahibinin iletişime geçilmesine rağmen bilgi vermediğini gösterir yazışmalar, noter ihtarları vs. Sulh Hukuk Mahkemesi, bu tür talepleri basit yargılama usulüyle ve çoğunlukla duruşma yapmaksızın dosya üzerinden inceleyerek karara bağlar. Mahkeme, dilekçeyi ve eklerini inceleyip şartların oluştuğunu görürse, borcun yatırılacağı yeri belirten bir karar verir. Bu süreçte genellikle “Değişik İş” numarasıyla işlem yapılır (aşağıda açıklanmıştır). Dava açılırken mahkemeye yatırılması gereken harç ve masraflar ödenir, dilekçe havale ettirilir. Ardından karar beklenir; çoğu zaman hâkim karşı tarafı (alacaklıyı) dinlemeden, dosya üzerinden talep hakkında karar verir. Başvuru sürecinin hızlı ve doğru işlemesi için dilekçenin eksiksiz hazırlanması ve delillerin sunulması önemlidir. Bazı durumlarda mahkeme, talebi değerlendirmeden önce eksik gördüğü noktalar olursa tensip zaptı ile ek bilgi veya belge isteyebilir. Ancak genellikle süreç, diğer çekişmeli davalara kıyasla daha az prosedürle tamamlanır.
Tevdi Mahalli Tayini Davası Ne Kadar Sürer?
Bu tür başvurular, çekişmesiz yargı kapsamında olduğu için genellikle oldukça hızlı sonuçlanır. Mahkemelerin iş yüküne göre değişebilmekle birlikte, uygulamada 1 ila 3 ay arasında bir sürede karar verildiği görülmektedir. Bazı durumlarda, gerekli tebligatlar ve incelemeler kısa sürede yapılarak bir ay içinde bile sonuç alınabilir. Özellikle kiracının acil olarak ödeme yapması gereken durumlarda (örneğin bir sonraki kira dönemine girilmeden) mahkemeler dosya üzerinden hızlı karar vermektedir. Ancak kesin bir süre vermek doğru olmaz; yargı çevresindeki yoğunluk, hakimin inceleme süresi gibi etkenler süreyi uzatabilir. Bölge Adliye Mahkemesi’ne (istinaf) götürülmesi halinde süreç uzayacaktır (istinaf süreci birkaç ay hatta bir yılı bulabilir). Fakat çoğu tevdi mahalli tayini kararı, taraflarca kabul edilip istinaf edilmediğinden ilk derece mahkemesinin karar vermesiyle birlikte fiilen iş bitmiş olur. Özetle, çekişmeli bir durum olmadığı için tevdi mahalli tayini davaları, diğer dava türlerine kıyasla en kısa sürede neticelenen işlerdendir.
Tevdi Mahalli Tayini Davası Masrafları (Harç ve Giderler) Ne Kadardır?
Tevdi mahalli tayini talebinde, dava açılırken bazı yasal masrafların ödenmesi gerekmektedir. Öncelikle başvuru harcı yatırılır (Sulh hukuk mahkemesi dilekçe harcı, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık yüz TL civarındadır). Ayrıca gider avansı adı altında tebligat ve işlem masrafları mahkeme veznesine yatırılır (bu avans, mahkemenin karşı tarafa tebligat yapması ve gerekirse diğer işlemler için kullanılır; genellikle birkaç yüz TL tutarındadır). Eğer başvuru bir avukat aracılığıyla yapılıyorsa, vekalet harcı ve vekalet pulu gibi küçük tutarlı masraflar da eklenir. Son olarak, talep kabul edildiğinde kararın uygulanabilmesi için kararda belirtilen yere paranın yatırılması gerekir ki bu zaten borcun kendisidir (örneğin kira bedelinin kendisi). Özetle, yargılama masrafı olarak birkaç yüz TL civarında bir maliyet söz konusudur. Bu masraflar davanın sonunda genellikle haksız olan tarafa (yani alacaklıya) yükletilir. Kiracı davayı haklı sebeple açtığından, ödediği harç ve gider avansı yargılama sonunda ev sahibinden tahsil edilmek üzere karar altına alınabilir. Not: Tevdi mahalli tayini davası, alacak miktarına göre nispi harca tabi değildir, genellikle maktu harç ödenir. Bu da yüksek meblağlı borçlar için bile dava masrafının cüzi kalmasını sağlar.
Tevdi Mahalli Tayini Davasında Avukat ve Vekalet Ücreti Nasıl Olur?
Tevdi mahalli tayini davasını bir avukat yardımıyla açmanız halinde, yargılama sonunda vekalet ücreti konusunda da karar verilir. Eğer mahkeme talebi haklı bulup tevdi mahalli belirlerse, kararında davacı lehine (yani borcunu ödemek isteyen tarafa) avukatlık vekalet ücreti de hükmedilir. Bu, kaybeden taraf olan alacaklının (örneğin ev sahibinin), avukatla temsil edilen kiracının yargılama gideri olarak belli bir tutarı ödemesi demektir. Vekalet ücreti, her yıl yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen maktu bir tutardır (davanın türüne göre değişmekle birlikte sulh hukuk’taki çekişmesiz işlerde genellikle birkaç bin TL civarında olabilir). Böylece kiracı, haklı davası nedeniyle katlandığı avukat masrafını da karşı taraftan alabilecektir.
Peki ya dava reddedilirse? Uygulamada doğru koşullarda açılmış tevdi davaları genelde kabul edilmekle birlikte, eğer kiracının talebi haksız bulunur ve reddedilirse, mahkeme davalı alacaklı lehine vekalet ücreti takdir edebilir. Bu durumda kiracı, ev sahibinin avukatına tarifeye göre bir ücreti ödemek zorunda kalabilir. Ancak belirtmek gerekir ki, tevdi mahalli tayini taleplerinde reddedilme genellikle şartların oluşmamasından kaynaklanır (mesela kiracının aslında hiç ödeme girişiminde bulunmaması gibi). Doğru şekilde hareket eden bir borçlu için red ve karşı vekalet ücreti riski oldukça düşüktür. Yine de, bu ihtimal nedeniyle dava açmadan önce şartların tam oluştuğundan emin olmak ve mümkünse uzman bir avukata danışmak yerinde olacaktır.
Tevdi Mahalli Tayini Davası “Değişik İş” Olarak mı Açılır?
Evet. Tevdi mahalli tayini, niteliği gereği bir “dava” değil, bir çekişmesiz yargı talebi olduğundan mahkemelerde “Değişik İş” (D.İş) numarası ile görülür. Uygulamada bir dilekçe ile sulh hukuk mahkemesinden ödeme yeri belirlenmesi talep edildiğinde, dosya esas kaydına “Talep Eden: …” şeklinde kaydedilir ve klasik davalardaki gibi bir esas numarası yerine Değişik İş numarası verilir. Bu teknik ayrım, hakimin bu talebi incelerken işin esasına (borcun miktar ve haklılığına) girmeden, yalnızca ödeme yeri belirleme konusunda bir karar vereceği anlamına gelir. Değişik iş dosyalarında duruşma açılması gerekmez; hakim, talep ve belgeler üzerinden değerlendirip bir karar (tevdi mahalli tayini kararı) oluşturur. Bu karar da taraflara tebliğ edilir. Özetle, evet, bu başvuru mahkemede “tevdi mahalli tayini talebi (Değişik İş)” şeklinde işlem görür. Dilekçe hazırlanırken de başlık kısmında “Tevdi Mahalli Tayini Talebi” yazılması ve hitap kısmında ilgili sulh hukuk mahkemesinin belirtilmesi uygundur.
Mahkeme Tevdi Mahalli Tayini Kararı Verirse Kira Bedeli Nasıl Ödenir?
Mahkeme, tevdi mahalli tayini talebini kabul ederse kararında borcun yatırılacağı yeri açıkça belirtir. Uygulamada genellikle bir devlet bankasında (örn. Ziraat Bankası) alacaklı adına özel bir tevdi hesabı açılması yönünde karar verilir. Kararda, “Davalı adına … Bankası … şubesinde hesap açılarak kira bedellerinin bu hesaba yatırılmasına, yatırılan tutarın alacaklı tarafından çekilebileceğine” benzer bir ifade bulunur. Karar kesinleşmese bile (istinaf yoluna başvurulsa dahi) borçlu kararı yerine getirebilir, yani belirtilen yere parayı yatırabilir. Borçlu, karar gereğince belirlenen tevdi mahalline ödemeyi yaptığı anda borcunu ifa etmiş sayılır. Bu, TBK m.107 hükmünün sağladığı bir imkandır: Hasar ve masraflar alacaklıya ait olmak üzere borcun tevdi edilmesiyle, borçlu edimini ifa etmiş kabul edilir. Kiracı açısından bu, kira borcunun zamanında ödenmiş sayılması demektir. Mahkeme kararında genellikle “tevdi mahalline yatırılan bedeller, davalı alacaklı tarafından çekilebilir” de denir; böylece ev sahibi, sonunda parayı almak isterse mahkemenin belirlediği yere başvurarak parasını alabilir. Eğer konu para değil de eşya ise (örneğin anahtar teslimi gibi), hakim teslimin nerede ve nasıl yapılacağını belirtir veya borçluya o eşyayı notere teslim etme imkanı tanır. Özetle, tevdi mahalli tayini kararı çıktıktan sonra borçluya düşen, kararda belirtilen yere derhal borcunu yatırmak/tediye etmektir. Bu şekilde hem borcundan kurtulur hem de ileride alacaklının iddialarına karşı güçlü bir ispat belgesine sahip olur (bankadan aldığı dekont veya mahkeme emaneti makbuzu gibi).
Tevdi Mahalli Tayini Kararına İtiraz (İstinaf) Nasıl Yapılır?
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tevdi mahalli tayini konusunda verdiği karara karşı, istinaf kanun yoluna başvurmak mümkündür. Bu anlamda “itiraz” kelimesini, karar düzeltme değil Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) başvuru olarak anlamalıyız. Karar, taraflara tebliğ edildikten sonra 2 hafta içinde istinaf dilekçesi verilebilir. Örneğin ev sahibi, mahkemenin ödeme yeri belirlemesine itiraz etmek isterse, kararın kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ilgili bölge adliye mahkemesine başvurur. İstinaf merci, dosyayı inceleyerek ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olup olmadığını denetler. Çekişmesiz yargı işleri için istinaf süreci genellikle evrak üzerinden yapılır; duruşma açılması istisnaidir. BAM, ilk kararı hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunu esastan reddeder ve sulh hukuk mahkemesinin kararı kesinleşmiş olur. Eğer hatalı bulursa kararı kaldırıp yeni bir karar verebilir veya düzeltilmek üzere dosyayı geri gönderebilir. Uygulamada, tevdi mahalli tayini kararları çoğunlukla basit ve kanuna uygun kararlardır, bu nedenle istinaf mahkemeleri genelde ilk kararı onamaktadır. Yine de kanun yolu açıktır. Kararın istinafa götürülmesi, borcun tevdi edilmesine engel değildir; borçlu, olası bir gecikmeyi önlemek için kararı beklemeden de tevdi işlemini yapabilir. Unutulmamalıdır ki, tevdi mahalli tayini kararı verildiğinde borçlunun menfaatinedir ve alacaklının olası kötü niyetini bertaraf eder. Bu yüzden alacaklı taraf genellikle istinafa başvurmaz, başvursa bile süreç sonunda borçlu aleyhine bir durum doğmaz (en kötü ihtimalle tevdi talebinin şartlarının oluşmadığına karar verilirse, borçlu ödemeyi doğrudan alacaklıya yapmakla yükümlü kalır).
Tevdi Mahalli Tayini Davasının Yasal Dayanağı Nedir?
Bu hukuki kurumun temel dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 107. maddesidir. TBK m.107 şöyle der: “Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler…” Görüldüğü üzere kanun, alacaklı temerrüdü halinde borçluya mahkeme aracılığıyla bir yere ödeme yapıp borcundan kurtulma imkanı tanımıştır. İşte tevdi mahalli tayini davası, bu kanun hükmünün uygulanmasını sağlar. Ayrıca yine TBK m.106-108 arasında alacaklının temerrüdü ve sonuçları düzenlenmiştir. Örneğin TBK m.108, tevdi edilen malın uygun şekilde saklanmasını ve alacaklı almaya hazır olunca teslimini öngörür. Bunlar, hukuki alt yapının parçasıdır. Usul hukuku yönünden ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) devreye girer. HMK m.382/d bendinde, Borçlar Kanunu’ndaki alacaklının temerrüdü halleriyle ilgili işlerin çekişmesiz yargı işi olduğu belirtilmiştir. Devamındaki HMK m.383-386’da çekişmesiz yargı usulü genel hatlarıyla açıklanır. Özetle, tevdi mahalli tayini davası TBK m.107’deki maddi hukuk kuralına dayanır ve HMK m.382 vd. uyarınca sulh mahkemelerince basit usulde görülür. Bu yasal dayanaklar, borçlunun korunmasını amaçlayan ve iyi niyetli borçluya hukuki güvence sağlayan düzenlemelerdir.
Alacaklının Temerrüdü Nedir ve Tevdi Mahalli Tayini ile İlişkisi Nedir?
Alacaklının temerrüdü, borçlunun ifa teklifine rağmen alacaklının edimi kabul etmemesi veya ifa için gereken işbirliğini yapmaması halidir. Bir başka deyişle, alacaklı taraf kendi üzerine düşeni yapmadığı için borçlu borcunu ödeyemez duruma gelirse, alacaklı temerrüde düşmüş olur. Örneğin ev sahibi kiracının ödediği kirayı sebepsiz yere geri göndermekte veya kira bedelini almayı reddetmektedir – bu durumda ev sahibi alacaklının temerrüdü halindedir. Alacaklının temerrüdü, borçluya bazı hukuki imkanlar sağlar: Borçlu, alacaklının bu tutumu nedeniyle kendi yükümlülüğünü yerine getiremediğinden, kanun borçluya tevdi hakkı tanımıştır. İşte tevdi mahalli tayini, alacaklının temerrüdünün sonucunda başvurulan bir yoldur. TBK m.107 alacaklı temerrüdü halinde borcun tevdi ile ifa edilebileceğini hükme bağlamıştır. Alacaklının temerrüdü durumunda borçlu, mahkeme aracılığıyla borcunu teslim edeceği yeri belirlettirip edimini oraya tevdi ederek sorumluluktan kurtulur. Bu ilişkinin tersi de önemlidir: Eğer alacaklı temerrüdü yoksa (yani alacaklı ödemeyi kabule hazır ama borçlu ödeme yapmıyorsa), borçlunun tevdi imkanından faydalanması mümkün değildir. O halde, tevdi mahalli tayini davasının açılabilmesi için alacaklının temerrüdü koşulu mutlaka gerçekleşmiş olmalıdır. Özetle, alacaklının temerrüdü bu davanın tetikleyici unsurudur ve dava sonucunda alınan tevdi kararı, alacaklının temerrüde düşmüş olması nedeniyle hüküm ifade eder.
Ev Sahibi Kirayı Almıyorsa Kiracı Ne Yapmalı?
Görsel: Ev sahibinin kirayı kabul etmemesi durumunda kiracının hukuki çözüm arayışını temsil eden bir görsel.
Eğer ev sahibi (kiraya veren) kira ödemesini almaktan kaçınıyorsa, kiracının yapması gereken ilk şey pasif kalmamak ve durumu belgelemektir. Öncelikle kiracı, kira bedelini ödemek için iyi niyetle girişimde bulunmalıdır. Örneğin kira bedelini sözleşmede belirtilen hesaba yatırmaya çalışıp ev sahibinin iade etmesi durumunda banka dekontlarını saklamalıdır. Eğer ev sahibi hesap bilgisini değiştirdiyse ve yenisini vermiyorsa, kiracı noter aracılığıyla ihtar çekerek ödeme yapma isteğini ve karşı tarafın hesap bilgisini talep ettiğini belgeleyebilir. Bu gibi hazırlık adımları, kiracının ileride kendini hukuken savunmasını kolaylaştıracaktır.
Ancak ev sahibi ısrarla kirayı almamaya devam ediyorsa, kiracının en etkili çözümü tevdi mahalli tayini davası açmak olacaktır. Sulh hukuk mahkemesine yapılacak başvuru ile kiracı, kira borcunu yatıracağı bir hesap veya yer belirlenmesini talep edebilir. Mahkeme kararıyla belirlenen yere kirasını yatıran kiracı, artık sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü ifa etmiş sayılır ve ev sahibi kirayı almayı reddetti diye kiracıyı sorumlu tutamaz. Bu sayede kiracı, “ödemedi” ithamından kurtulur ve ev sahibinin kira bedelini almamasından kaynaklanan olumsuzlukların önüne geçer.
Önemli nokta: Kiracı kesinlikle “nasılsa ev sahibi almıyor” diyerek ödeme yapmamazlık etmemelidir. Eğer kiracı hiçbir şey yapmaz ve kira borcunu ödenmemiş bırakırsa, ev sahibi daha sonra kiracıyı borcunu ödemediği gerekçesiyle tahliye davası ile evden çıkarabilir. Bu nedenle ev sahibinin kirayı almaması halinde kiracı, mümkün olan en kısa sürede hukukî yollara başvurup borcunu ödeme girişimini yapmalıdır. Noter ihtarı, posta yolu ile ödeme girişimi (PTT aracılığıyla konutta ödeme gibi) ve nihayetinde mahkemeden tevdi yeri belirlenmesi talebi, kiracının haklarını koruyacak adımlardır. Bu süreçte yapılan tüm yazışmaları, dekontları ve mahkeme kararını saklamak, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda kiracının elini güçlendirecektir.
Ev Sahibi Kirayı Almayarak Kiracıyı Tahliye Edebilir mi?
Bazı kötü niyetli ev sahipleri, kiracıyı çıkarmak için kirayı almama yoluna başvurabiliyor. Bu durumda akla gelen soru, “Ev sahibi bilerek kirayı almazsa, kiracı sanki ödememiş gibi temerrüde düşer mi ve tahliye edilebilir mi?” şeklindedir. Hukuken, ev sahibinin kirayı almaması tek başına kiracıyı haklı bir tahliye sebebiyle evden çıkarmaya yetmez. Ancak burada kiracının tutumu belirleyicidir: Eğer kiracı hiçbir önlem almaz, ödemeyi yapmaya çalıştığını kanıtlamaz ve tevdi mahalli tayini gibi hukuki yollara başvurmazsa, ev sahibi kiracıyı sözleşmeye aykırı olarak kira ödememekle suçlayıp tahliye davası açabilir. Mahkeme, kiracının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini tespit ederse kiracı temerrüt nedeniyle tahliye riskiyle karşılaşabilir.
Öte yandan, kiracı hakkını kullanıp ödeme teklifinde bulunur ve son çare olarak mahkemeden tevdi mahalli tayini kararı aldırırsa, ev sahibinin planı boşa çıkacaktır. Çünkü kiracı kira borcunu hukuken geçerli bir şekilde ifa etmiş olduğundan temerrüde düşmüş sayılmaz. Bu durumda ev sahibinin “kira ödenmedi” iddiası dayanaksız kalır ve tahliye davası açsa bile başarıya ulaşamaz. Nitekim Yargıtay kararları da, anahtar teslimi veya kira ödemesi gibi konularda “kabul etmeyen tarafa rağmen borcun tevdi edilmesi halinde kiracının sorumluluğunun kalkacağı” yönündedir. Örneğin bir Yargıtay kararında, “Anahtar teslim edilmediği sürece kiracının kullanımı devam eder; yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı vermek veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılır.” denilerek, tevdi yolunun kiracıyı sorumluluktan kurtaracağı vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, ev sahibi kirayı almamak suretiyle kiracıyı doğrudan tahliye edemez. Kiracının yapması gereken, proaktif davranarak bu tuzağa düşmemektir. Kiracı, alacaklı konumundaki ev sahibini alacaklının temerrüdü durumuna düşürüp borcunu ifa etmeli ki, kendisi kiracının temerrüdü durumuna düşmesin. Bu nedenle, ev sahibinin kira almama taktiği karşısında kiracının en etkili kalkanı, yukarıda değinilen tevdi mahalli tayini prosedürünü işletmek olacaktır.
Tevdi Mahalli Tayini Dava Dilekçesi Örneği Nasıl Yazılır?
Tevdi mahalli tayini talebi için yazılacak dilekçe, diğer dava dilekçelerine benzer biçimde düzenlenir ancak bazı özel hususlar içerir. Dilekçenin başlığı, görevli mahkemeye hitaben olmalıdır (örneğin: “… Sulh Hukuk Mahkemesi’ne”). Ardından “Talep Eden (Davacı)” ve “Karşı Taraf (Davalı)” bilgileri yazılır. Konu kısmına “Tevdi Mahalli Tayini Talebi” şeklinde özet yazılır. Açıklamalar bölümünde, olay kronolojik ve net bir şekilde anlatılmalıdır: Kiracı ile ev sahibi arasında … tarihli bir kira sözleşmesi olduğu, kiracının sözleşme gereği kira bedelini şu şekilde ödemeye çalıştığı, ancak ev sahibinin ödemeyi kabul etmediği veya hesap bildirmediği belirtilir. Somut olay neyse detaylandırılır (örn: “… tarihli kira bedeli, davalıya ait banka hesabına yatırılmış, ancak davalı ertesi gün bedeli iade etmiştir” gibi). Bu durumun alacaklının temerrüdü oluşturduğu vurgulanır ve TBK m.107’ye atıf yapılarak borçlunun tevdi hakkını kullanmak istediği belirtilir. Mahkemeden, kira bedelini yatırabileceği bir tevdi mahalli belirlenmesi talep edilir. Hukuki Nedenler kısmında TBK m.107, HMK m.382 ve ilgili diğer mevzuat zikredilir. Deliller kısmında kira sözleşmesi, banka dekontları, ihtarname vb. kanıtlar listelenir. Sonuç ve İstem kısmında ise açıkça “… nedenlerle kira bedelinin yatırılacağı yerin tayinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ederim.” ifadesi yer alır.
Bir örnek taslak vermek gerekirse:
DAVACI: (Kiracı Adı, TCKN, Adres)
DAVALI: (Ev Sahibi Adı, Adres)
KONU: Türk Borçlar Kanunu m.107 gereğince, kira parasının yatırılacağı tevdi yerinin mahkemece belirlenmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR: Davacı kiracı ile davalı arasında … tarihinde imzalanan kira sözleşmesi uyarınca aylık … TL kira bedelinin her ayın başında ödenmesi kararlaştırılmıştır. Davacı, … ayına ait kira bedelini davalının … Bankası nezdindeki … nolu hesabına … tarihinde göndermiştir. Ancak davalı, kira bedelini hiçbir gerekçe göstermeksizin iade etmiş, yeni bir hesap numarası da bildirmemiştir. Davacı, ödemeyi yapmak istemesine rağmen davalının bu tutumu nedeniyle edimini ifa edememektedir. Bu durum davalının alacaklının temerrüdü haline düştüğünü göstermektedir (TBK m.107). Davacı kiracı, borcunu ifa etmek ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla mahkemenize başvurma zorunluluğu duymuştur.
HUKUKİ NEDENLER: TBK m.107, 108, HMK m.382, 384 ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Kira sözleşmesi, banka dekontları, noter ihtarı (varsa), vb.
SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz edilen nedenlerle, kira bedelinin tevdi edileceği yerin tayin edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim.
Bu bir şablondur ve her somut olaya göre uyarlanmalıdır. Unutmayın: Dilekçede önemli olan, kiracının ödeme isteğini ve alacaklının bunu engellediğini açık şekilde ortaya koymaktır. Eğer dilekçeyi hazırlamakta tereddüt yaşanıyorsa, hukuki yardım almak faydalı olacaktır. Zira usulüne uygun hazırlanmış bir dilekçe, davanın hızla sonuçlanmasına katkı sağlar. Harbiye Hukuk Bürosu olarak tevdi mahalli tayini ve benzeri kira hukuku işlemlerinde müvekkillerimize destek sağlıyor, doğru ve etkin dilekçelerle haklarını koruma altına alıyoruz.