Ölen Kişinin Borçları Mirasçılara Kalır mı?

Bir kişinin vefatı sonrasında geriye sadece mal varlığı değil, aynı zamanda borçlar da kalabilir. Peki ölen kişinin borçları mirasçılara geçer mi? Mirasçılar bu borçlardan sorumlu mudur, yoksa borçları ödemekten kaçınmanın yolları var mıdır? Mirasçılar bu borçlardan kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Kurtulmanın tek yolu, yasal süresinde mirası reddetmektir.

Borçlu Ölen Kişinin Borçları Ne Olur?

Türk hukuk sistemine göre bir kişinin ölümüyle birlikte terekesi (mirası) bir bütün olarak yasal mirasçılarına geçer. Tereke, ölen kişinin bıraktığı mal varlığı değerlerinin (taşınır ve taşınmaz mallar, para, alacaklar vb.) ve borçların tamamını ifade eder. Kanunun benimsediği küllî halefiyet ilkesi gereği, mirasçılar murisin (ölen kişinin) ölümü anında kendiliğinden onun malvarlığı haklarını devraldıkları gibi ölen kişinin borçlarını da üstlenmiş olurlar.

Dolayısıyla ölen kişinin borçları da mirasçılara geçmektedir. Miras denildiğinde akla çoğu zaman mal varlığı gelse de murisin bıraktığı borçlar da mirasın “pasif” kısmını oluşturur ve aktiflerle birlikte mirasçıya intikal eder. Başka bir deyişle miras, mirasçılara aktif ve pasifiyle bir bütün hâlinde geçer. Mirasçılar yalnızca mal varlığını alıp borçları reddedemez, mirası kabul etmek ölen kişinin borçlarıyla birlikte kabul etmek anlamına gelir.

Önemli Not: Mirasçılar elbette ölen kişinin borçlarını üstlenmek zorunda değillerdir. Borçları üstlenmek istemeyen mirasçılar, yasal haklarını kullanarak “mirasın reddi” işlemiyle borç yükümlülüğünden kurtulabilirler. (Bu konuya aşağıda Mirasçılar Borçlardan Kaçınabilir mi? başlığı altında detaylı değineceğiz.)

Borçların mirasçılara geçmesi somut olarak şu anlama gelir: ölen kişinin bıraktığı taşınmazlar, araçlar, banka hesapları gibi tüm varlıklar mirasçılarına geçtiği gibi, kredi borcu, kredi kartı borcu, vergi borcu, senet veya kefalet borcu gibi tüm borçları da mirasçılara geçer. Mirasçılar mirası reddetmez ve kabul ederlerse, bu borçları ödeme yükümlülüğü altına girerler.

Ölen Kişinin Borçlarından Kimler Sorumludur?

Ölen kişinin borçlarından öncelikle yasal mirasçıları sorumludur. Yasal mirasçılar Türk Medeni Kanunu‘na göre, murisin kan hısımları ve sağ kalan eşidir (çocukları, torunları, anne-babası, kardeşleri, büyükanne-büyükbabası gibi derece sırasına göre belirlenen akrabalar) ve varsa evlatlıklar ile sağ kalan eş yasal mirasçılardır. Bunların yanı sıra, muris bir vasiyetname ile atanmış mirasçılar belirlediyse, onlar da mirasçı sıfatıyla borçlardan sorumlu olabilirler.

Özetle: Ölen kişinin en yakın yasal mirasçıları (eşi, altsoyu veya yoksa üstsoyu vb. sıralı mirasçıları) mirası kabul ettikleri takdirde, murisin borçlarını da üstlenmiş olurlar. Mirasçı sıfatını kazanan herkes, kanuni veya atanmış mirasçı, kural olarak tereke borçlarından sorumludur.

Mirasçıların Sorumluluğunun Kapsamı (Kişisel ve Sınırsız Sorumluluk)

Mirasçılar, ölen kişinin borçlarından kendi kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Bu sorumluluk, miras bırakanın borçlarının tutarıyla sınırlı değildir, mirasçı mirasla intikal eden malvarlığı değerlerini aşan borçlar için de kendi kişisel malvarlığından ödeme yapmak durumunda kalabilir.

Kanun, mirasçıların borçlardan sorumluluğunu sınırsız olarak öngörmüştür. Yani mirasçı mirası kabul ettiğinde, murisin tüm borçlarından sanki kendi borcuymuş gibi sorumlu olur. Borcun kaynağının da önemi yoktur, ölenin kredi borcu, kredi kartı borcu, kira veya sözleşme borcu, tazminat borcu ya da haksız fiil kaynaklı borcu fark etmeksizin mirasçı hepsini üstlenmiş olur.

Ancak burada mirası kabul eden mirasçıların kendi aralarındaki sorumluluğun nasıl paylaşıldığını da anlamak gerekir. Birden fazla mirasçı varsa, Türk Medeni Kanunu müteselsil sorumluluk kuralını kabul etmiştir. Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen (elbirliğiyle) sorumludur.

Bu şu anlama gelir: alacaklılar (ölenin borç verdiği kişiler veya kurumlar), ölen kişinin borçlarının tamamını mirasçılardan herhangi birinden talep edebilirler. Örneğin, ölen kişinin borçları banka borcuysa varsa ve üç mirasçısı varsa, banka alacağı için mirasçılardan sadece birine de başvurabilir ve borcun tamamını isteyebilir. Borcu ödeyen mirasçı daha sonra diğer mirasçılardan payları oranında kendi ödediği tutarı isteyebilir (rücu edebilir).

Örnek: Murisin 90.000 TL borcu ve 3 mirasçısı olsun. Alacaklı, yasal olarak mirasçılardan herhangi birine karşı icra takibi başlatıp 90.000 TL‘nin tamamını ondan talep edebilir. Bu mirasçı ölen kişinin borcunu ödedikten sonra, diğer mirasçıların her birine 30.000’er TL için rücu edebilir (çünkü normalde üç mirasçı, borç yükünü 1/3 oranında taşımalıdır). Ancak alacaklı, ilk etapta kimin ne kadar miras payı aldığına bakmaksızın dilediği mirasçıya gidebilir, bu müteselsil sorumluluğun bir sonucudur.

Ölen Kişinin Borçlarında Sorumluluk

Ölen Kişinin Borçlarında Sorumluluk

5 Yıl Kuralı: Mirasçılar Arasındaki Sorumluluğun Süresi

Mirasçılar, alacaklının bölünmesine ya da nakline rıza göstermediği tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olur. Teselsül, paylaşmanın gerçekleştiği tarihin ya da daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle sona erer.[1] Miras paylaştırıldıktan sonra beş yıl geçtikten sonra hala ödenmemiş bir borç ortaya çıkarsa, mirasçılar o borçtan artık müteselsilen değil, kendi miras hisseleri oranında sorumlu olurlar.

Yani 5 yıllık sürenin bitiminden sonra alacaklılar ölen kişinin borçları için her bir mirasçıdan, onun mirastaki payına düşen tutarı talep edebilir. Bu kural, mirasın paylaştırılmasından uzun süre sonra ortaya çıkan borçlar için adil bir yük dağılımı öngörmektedir.

Not: 5 yıllık süre bir zamanaşımı süresi değildir, özel bir sorumluluk süresidir. Genel olarak miras bırakanın borçlarına ilişkin alacak talepleri, borcun niteliğine göre (örneğin sözleşmeden doğan borçlar için) 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olabilir. Ancak burada bahsedilen 5 yıl, müteselsil sorumluluğun süresidir. Süre sonunda dahi borç tamamen ortadan kalkmaz, sadece mirasçıların sorumluluğunun şekli ortak sorumluluktan paylı sorumluluğa dönüşür.

Mirasçılar Borçlardan Kaçınabilir Mi?

Evet, mirasçılar borçlardan kaçınabilir. Mirası süresinde reddederlerse hiçbir borçtan sorumlu olmazlar. Bu işleme “reddi miras” denir. Ret, üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine yazılı ya da sözlü beyanla yapılır ve kayıtsız şartsız olmalıdır. Üç aylık süre ölüm tarihinden değil, yasal mirasçılar bakımından mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat eden için süre o tarihten sayılır. Vasiyetname ile atanmış mirasçılarda süre, tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihte başlar.[2] Miras bırakan öldüğü anda borca batıksa, mirasçı beyanda bulunmasa bile miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (hükmen ret). [3] Reddi mirasın şartları, başvuru adımları ve gerekli belgeler için Reddi Miras Nasıl Yapılır? yazımıza bakabilirsiniz.

Reddin borç açısından iki önemli sonucu vardır:

  • Reddeden kişinin çocuğuna borç otomatik kalmaz. Reddedilen pay, TMK m.611 uyarınca reddedenin çocuğuna geçer. [4] Çocuk bu şekilde mirasçı olur. Kendi adına, kendi süresi içinde mirası reddedebilir. Reddetmezse borçlardan o da sorumlu olur.
  • Tüm mirasçılar reddederse miras resmen tasfiye edilir. Alacaklılar önce tereke malvarlığından tatmin edilir, karşılanamayan borçlar düşer ve mirasçılara ayrıca başvurulamaz.

Miras Bırakanın Alacaklılarının Korunması

Mirasın açılmasıyla birlikte haklar ve borçlar mirasçılara kendiliğinden geçer. Mirasçı, muris hayattayken feragat sözleşmesiyle ya da ölümden sonra reddi mirasla bu geçişi önleyebilir. Kanun, bu durumlarda zarar gören alacaklıları korumasız bırakmaz.

Saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açmazsa, iflası halinde iflas idaresi ya da alacaklıları bu davayı açabilir. Bu hak alacaklıların tamamına değil, mirasın geçtiği tarihte ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılara tanınmıştır ve dava ancak mirasçıya ihtar yapılmasına rağmen o dava açmazsa, alacağın elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde açılabilir. Mirasçılıktan çıkarılan kişinin çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi halinde de aynı koşullarla dava açılabilir.[5] Mirası reddeden mirasçının alacaklıları için ise yukarıda ele alınan reddin iptali davası hakkı vardır.

Not: Karşılıksız olarak mirastan tamamen feragat eden mirasçının alacaklılarını koruyan ayrı bir düzenleme bulunmaz.

Mirası Reddetmeyen Mirasçılar Ne Kadar Borç Öder?

Mirasçı mirası reddetmez ve kabul ederse, ölen kişinin borçlarını ödeme konusunda hiçbir sınırlama olmaksızın sorumlu olur demiştik. Peki bu ne anlama geliyor? Miras bırakanın borçlarının toplamı, bıraktığı malvarlığından fazla olabilir. Böyle bir durumda mirasçı kendi cebinden de borç ödemek zorunda kalır.

Örneğin, murisin 50.000 TL malvarlığı ve 100.000 TL borcu varsa, mirası kabul eden mirasçı 50 bin TL’lik malı alıp borcun tamamı olan 100 bin TL’yi ödemek zorundadır, eksik kalan 50 bin TL’yi kendi kişisel parasından karşılar. Kanun mirasçıyı bu durumda korumaz, tek koruma mekanizması mirasın reddidir.

Mirası reddetmeyen mirasçılar ölen kişinin borçlarını öderken genelde öncelikle tereke mallarını kullanırlar. Yani murisin bıraktığı nakit, banka hesabı veya satılabilir mallar varsa, bunlar borçları ödemek için harcanabilir. Ancak borçların tamamı bu yolla ödenemezse, mirasçılar kendi malvarlıklarıyla da borcu kapatmak durumundadır.

Ölen Kişinin Borçlarında Reddi Miras

Ölen Kişinin Borçlarında Reddi Miras

Mirasçılar birden fazlaysa ve hepsi mirası kabul etmişse, birinin borcun hepsini ödemesi halinde diğerlerine payları oranında rücu edebileceğini yukarıda belirttik. Bu iç ilişkide her mirasçı aslında miras payı oranında borç yükünü taşır.

Örneğin bir mirasçı mirasın %70‘ini aldıysa, ölen kişinin borçlarının da %70‘inden nihai olarak o sorumlu olmalıdır, ama alacaklılar 5 yıl boyunca herkesten her şeyi isteyebildiği için, pratikte belki %10 payı olan bir mirasçı borcun %100‘ünü öder ve sonra diğerlerine dağıtır. Bu teknik detaylar mirasçıların kendi aralarında halledeceği durumlardır.

Özetle: Mirası kabul eden mirasçılar, murisin yani ölen kişinin borçlarını ödemek zorundadır. Ölen kişinin borçları tutarı miras kalan malvarlığından fazla ise, fazla kısım da ödenir, borçlar mirasçıların kişisel malvarlığına geçerek tahsil edilir. Mirasçılar borcu ödemezse alacaklılar yasal yollara (icra takibi, dava vb.) başvurarak mirasçıların malvarlıklarına haciz koydurabilirler.

İpucu: Miras bırakanın borçları çok fazla ise ve reddi miras süresi de geçtiyse, mirasçılar yine de bir çözüm yolu olarak mahkemeden terekenin resmi tasfiyesini isteme hakkına sahip olabilir. Bu durumda sorumluluk tereke ile sınırlı kalabilir.

Resmi tasfiye talebi, mirasçının mirası kabul etmekle birlikte, terekenin tıpkı bir iflas masası gibi yargı gözetiminde tasfiye edilmesini istemesidir (örneğin alacaklılar sadece tereke mallarına başvurup, mirasçıların kendi mallarına dokunamaz). Ancak resmi tasfiye teknik bir süreç olup genellikle uzman hukukçular aracılığıyla yürütülür ve her durumda mümkün olmayabilir. Mirasçılar bu yola gitmeyi düşünüyorlarsa, bir miras hukuku avukatı ile görüşmeleri önerilir.

Banka Kredisi Olan Kişi Öldüğünde Ne Olur?

Ölen kişinin banka kredisi borcu varsa (örneğin ihtiyaç kredisi, konut kredisi, taşıt kredisi gibi), bu borç da mirasçılara intikal eder. Banka, kredi borcunun kalan taksitlerini veya bakiyesini mirasçılardan talep edebilir. Uygulamada bu konuda birkaç özel durum ortaya çıkabilir:

  • Hayat sigortası varsa: Birçok banka, kredi kullandırırken borçluya hayat sigortası yaptırır. Vefat eden kişi kredi alırken bir hayat sigortası poliçesi yaptıysa ve bu poliçe halen geçerliyse, borcun kalan kısmını sigorta şirketi ödeyebilir. Bu durumda mirasçılar kredi borcundan fiilen kurtulmuş olur, çünkü sigorta tazminatı borcu kapatır (genellikle poliçede lehdar banka olur ve ödeme doğrudan bankaya yapılır). Dikkat: Sigortanın ödeme yapması için poliçe şartlarının karşılanması gerekir. Örneğin, sigorta bazı istisnalar koymuş olabilir (intihar, ağır hastalık beyanı vs. gibi konular). Sigorta, ölüm halinde borcu ödemeyi kapsıyorsa, mirasçılar sigorta şirketi ile irtibata geçmelidir.
  • Hayat sigortası yoksa: Kredi borcu, miras hukukunun genel kuralları çerçevesinde mirasçılara kalan normal bir borç haline gelir. Banka, mirasçılara karşı yasal takibe geçerek borcun tahsilini isteyebilir. Mirasçılar mirası reddetmemişlerse, bu borcu ödemek zorundadırlar.
  • Kredi borcunun teminatı: Konut kredisi veya taşıt kredisi gibi borçlarda, alınan malvarlığı üzerine ipotek/rehin konulmuş olabilir. Örneğin, konut kredisinde evin üzerinde ipotek vardır. Mirasçılar borcu ödemez ve mirası da reddetmezse, banka ipotekli evi sattırıp alacağını tahsil yoluna gidebilir. Satıştan elde edilen para borcu karşılamazsa, kalan kısım için yine mirasçıların kişisel malvarlığına başvurulur.

Kredi Kartı Borçları: Kredi kartı borçları da mirasçılara geçer. Genellikle kredi kartı borçları için hayat sigortası yaptırılmaz (kredi kartı borcu olan kişiler için ayrı bir poliçe nadir görülür). Dolayısıyla vefat edenin kredi kartı borcu varsa, bu da mirasın pasifine dahil olup mirasçılar tarafından ödenmelidir. Banka, kredi kartı borcu için de mirasçılara karşı icra takibi yapabilir. Ancak mirasçılar mirası reddederse, kredi kartı borcundan da kurtulurlar.

Özet: Bankadan kaynaklanan ölen kişinin borçları (kredi, kredi kartı vb.), sigorta teminatı yoksa mirasçılara intikal eder. Mirasçılar borcu üstlenmek istemiyorsa üç ay içinde mirası reddetmelidir. Aksi halde borcun ödenmemesi durumunda yasal faizler işler ve banka borcun tahsili için mirasçılara karşı icra yoluna gidebilir.

Emekli maaşı, ölümle birlikte kesilir. Maaş borcu ödemek için kullanılamaz. Emekli kişinin kredi borcu da aynı genel kurala tabidir, mirasçılara geçer. Hayat sigortası yoksa banka mirasçıdan tahsil yoluna gider.

Ölen Kişinin Banka Borçları

Ölen Kişinin Banka Borçları

Vergi ve Diğer Devlet Borçları Mirasçılara Geçer Mi?

Ölen kişinin vergi borçları veya devlete olan başka mali yükümlülükleri de mirasçılara intikal eder. Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesi bu konuda özel bir düzenleme içermektedir: “Ölüm halinde mükellefin vergi ödevleri, mirası reddetmemiş mirasçılarına geçer. Ancak mirasçılardan her biri, ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.” [6]

Bu hükme göre mirasçılar, vefat eden kişinin vergi borçlarını kendi miras payları oranında üstlenirler. Müteselsil (müşterek) sorumluluk vergi borçları için uygulanmaz. Her mirasçı miras payına düşen kadarlık vergi borcunu ödemekten sorumludur.

Örneğin, murisin 30.000 TL vergi borcu ve iki mirasçısı varsa (eşit paylı), her mirasçı 15.000 TL‘den sorumlu olur. Vergi dairesi de genelde veraset ilamındaki pay oranlarına göre mirasçılara ayrı ayrı ödeme emirleri düzenler.

Vergi cezaları ve idari para cezaları: Ölen kişinin vergi borcu gibi kamu borçları mirasçılara geçse de, vergi cezaları veya idari para cezaları (trafik cezası, idari para cezaları gibi) kişiye sıkı sıkıya bağlı cezalar olduğundan mirasçılardan tahsil edilmez. Anayasa’nın 38. maddesindeki “cezaların şahsiliği” ilkesi gereğince, bir kişinin işlediği fiil nedeniyle kesilen idari para cezaları onun ölümüyle düşer.

Örneğin, murise hayattayken kesilmiş ve ödenmemiş bir trafik cezası varsa, bu ceza mirasçılardan talep edilmez, devlet bu cezayı takipten vazgeçer. Benzer şekilde vergi cezaları da (usulsüzlük cezası, vergi ziyaı cezası gibi) mirasçılara geçmez, yalnızca verginin aslı mirasçılardan istenebilir. Bu ayrım, borç ile ceza arasındaki hukuki farktan kaynaklanır: borç (vergi borcu gibi) mirasçılara geçer, ceza ise kişiye özeldir ve ölümle birlikte borç olmaktan çıkar.

Diğer devlet borçları: Ölen kişinin SGK prim borcu, idari harç borcu, adli para cezasından dönme borcu gibi kamusal nitelikteki ölen kişinin borçları da kural olarak mirasçılara intikal eder (ceza niteliğinde olmadıkları sürece).

Ölen Kişinin Borçlarında Mirasçı Sorumluluğu

Ölen Kişinin Borçlarında Mirasçı Sorumluluğu

Örneğin, emlak vergisi borcu, motorlu taşıt vergisi borcu, SGK prim borcu mirasçılardan talep edilebilir. Yine bu noktada mirasçılar reddi miras haklarını kullanarak bu tür borçlardan kurtulabilirler.

Not: Devlet alacakları (vergi, SGK borcu vs.) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilir. Bu yasa gereği, mirasçıların mirası reddetme süresi dolana kadar (3 ay) vergi dairesi takip işlemlerini bekletir. Miras reddedilmemişse süre sonunda mirasçılara ödeme emirleri gönderilir. Miras reddedildiyse, vergi borcu takibi durdurulur ve mirasçıya geçmez.

Vergi borcunun kendi tahsil zamanaşımı vardır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre bu süre 5 yıldır. [7] Süre, verginin vade yılını izleyen takvim yılı başından işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra vergi dairesi mirasçıdan tahsil isteyemez.

Ölen Kişinin Borcunu Ödememek için Ne Yapılmalı?

Ölen bir akrabanızın veya yakınınızın yüklü borçları olduğunu öğrendiyseniz ve bu borçları ödemek istemiyorsanız, yapmanız gereken en önemli şey yasal süre içinde mirası reddetmek olacaktır. Yukarıda anlattığımız reddi miras prosedürü, borçlardan kurtulmanın birincil yoludur. Mirası reddederek, murisin tüm borçları için sorumluluktan kurtulursunuz.

Borçlardan korunmak için şu adımlara dikkat edin:

  • Mirası kabul etmeden önce araştırma yapın: Yakınınız vefat ettiğinde onun borç durumunu olabildiğince çabuk öğrenmeye çalışın. Banka hesapları, kredi durumları, e-Devlet üzerinden vergi borcu sorgusu gibi yöntemlerle murisin borçlu olup olmadığını araştırın. Büyük miktarda borç olduğunu görürseniz, mirası düşünmeden reddetmek mantıklı olabilir.
  • Üç aylık süreyi geçirmeyin: Redd-i miras için kanunen tanınan süre 3 aydır. Bu süreyi kaçırmamaya özen gösterin. Borçlar sonradan ortaya çıkarsa ve süre geçmişse, durum daha karmaşık hale gelir.
  • Sulh hukuk mahkemesine başvurun: Mirası reddetmek isteyen mirasçı, herhangi bir avukat tutmak zorunda değildir ancak usulü doğru takip etmek önemlidir. Son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine bir dilekçe ile başvurarak veya sözlü beyanda bulunarak mirası reddettiğinizi bildirmeniz gerekir. Bu işlemi yaptıktan sonra mahkeme size bir tutanağa bağlanmış ret belgesi verecektir. Bu belgeyle mirasçı sıfatınız kalmadığını ispatlayabilirsiniz.
  • Diğer mirasçılarla iletişim kurun: Özellikle tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi işleri kolaylaştırır. Bir kısmınız mirası reddeder, bir kısmınız kabul ederse, tereke paylaşımı farklı yollarla ilerler. Borç çoksa herkesin reddetmesi en temiz çözümdür. Aksi takdirde, reddedenlerin payı diğerlerine geçeceği için borç yükü de onların üzerinde kalabilir.
  • Hukuki destek alın: Miras ve borçlar konusu bazen çok karmaşık hale gelebilir (özellikle ticari borçlar, şirket ortaklığı, kefalet gibi durumlar mevcutsa). Bu gibi durumlarda bir miras hukuku avukatından danışmanlık almak hak kaybını önler. Yanlış veya geç yapılacak bir işlem, istemeden borçlu duruma düşmenize yol açabilir.
Ölen Kişinin Borçlarından Kurtulma

Ölen Kişinin Borçlarından Kurtulma

Mirası reddetme süresi geçti ve borçlarla karşı karşıya kaldıysanız, hâlâ terekenin resmi tasfiyesi gibi yöntemlerle en azından kişisel malvarlığınızı koruma yoluna gidebilirsiniz. Bu durumda mahkemeye başvurarak terekenin resmi tasfiyesini talep edebilir, böylece alacaklılar önce tereke mallarından tatmin edilmeye çalışılır. Yine de bu yöntemin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı somut duruma bağlıdır.

Önemli: Borçlu ölen kişinin borcunu ödememenin en garantili yolu mirasçı olmamaktır. Mirasçı olmamanın yolu da mirası süresinde reddetmektir.

Borçlu Ölen Kişinin Borçları Mirasçılara Kalır Mı?

Ölen kişinin borçları kural olarak mirasçılara kalır. Mirasçılar bu borçlardan kişisel malvarlıklarıyla sınırsız sorumludur. Birden fazla mirasçı varsa alacaklı, 5 yıl boyunca borcun tamamını dilediği mirasçıdan isteyebilir. Vergi borcunda ise her mirasçı yalnızca kendi payı oranında sorumludur. Bu sorumluluktan kurtulmanın yolu, ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmektir.

Ölen Kişinin Borçları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ölen kişinin borçları ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.









Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. TMK m.681
  2. TMK m.606
  3. TMK m.605/2
  4. TMK m.611
  5. Türk Medeni Kanunu m.562
  6. VUK m.12
  7. 6183 sayılı Kanun m.102
  8. TMK m.611
Av. Haşim Elmas
Av. Haşim Elmas
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir. Arabuluculuk, Uzlaştırmacılık ve Ceza alanlarında uzmanlık sertifikalarına sahiptir. Başta İş, T...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap