Erkek Hangi Hallerde Nafaka Ödemez?

Erkek hangi hallerde nafaka ödemez sorusunun cevabı kusura ve yoksulluğa bağlıdır. Kadının kusuru daha ağırsa, boşanmayla yoksulluğa düşmüyorsa ya da taraflar nafakadan vazgeçmişse erkek yoksulluk nafakası ödemez.

Boşanma davalarında bağlanan nafaka, kadının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden kalkar. Fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun bitmesi ya da haysiyetsiz hayat halinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Nafaka ödeyen erkeğin yeniden evlenmesi ise nafakayı düşürmez.

Toplumda erkeğin boşanmadan sonra her koşulda nafaka ödeyeceği düşünülür. Kanun ise nafakayı cinsiyete değil, yoksulluk ve kusur ölçütüne bağlar. Türk Medeni Kanunu m.175’e göre nafaka isteyen tarafın kusuru daha ağır olmamalıdır, ödeyecek tarafın kusuru ise aranmaz.

Erkeğin yoksulluk nafakası ödemediği ya da ödemeyi bırakabildiği başlıca haller şunlardır:

  1. Kadının kendi geliri geçimine yetiyorsa
  2. Evlilik kısa sürmüş ve kadın boşanmayla yoksulluğa düşmüyorsa
  3. Kadın boşanmada daha ağır kusurluysa
  4. Kadın düzenli gelir getiren işinden kendi isteğiyle ayrıldıysa
  5. Kadın yeniden evlendiyse ya da fiilen evli gibi yaşıyorsa
  6. Çocuğun velayeti babadaysa (iştirak nafakası yönünden)
  7. Taraflar anlaşmalı boşanmada nafakadan açıkça vazgeçtiyse

Bu hallerden hangisinin gerçekleştiğine her dosyada aile mahkemesi karar verir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise ayrı kurallara tabidir.

Erkekten Nafaka İstemenin Şartları

Hakimin boşanmış olan taraflardan biri lehine yoksulluk nafakasına hükmedebilmesi için, aşağıdaki şartların gerçekleşmiş olması gereklidir:

  • Taraflardan birinin istemde bulunması: Taraflardan biri istemde bulunmadıkça hakim kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez. Diğer bir deyişle, yoksulluk nafakasına ancak yoksulluğa düşecek olan tarafın istemi üzerine karar verilebilir.
  • İstemde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması: İstemde bulunan tarafın kusurunun diğer tarafın kusurundan daha ağır olmaması gerekir. Aksi takdirde nafaka bağlanamaz. Boşanma kararında nafaka hakkında hüküm yoksa bu talep, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla ileri sürülebilir (TMK m.178).
  • Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmaması: Nafaka ödeyecek tarafın kusurlu olması şart değildir. Yoksulluk nafakası bu yönüyle kusur arayan maddi ve manevi tazminattan ayrılır. Akıl hastalığı sebebiyle açılan boşanma davasında davalıdan tazminat istenemez, ancak şartları varsa ondan yoksulluk nafakası istenebilir.
  • İstemde bulunan tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmış bulunması: Nafaka isteminde bulunan taraf, hiçbir gelirinin olmamasından ve geçinemeyecek durumda bulunmasından dolayı kendi kendini geçindiremeyecekse, boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşmış bulunuyor demektir. Başka bir deyişle, geçimini kendi mal kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkanından yoksun olan tarafın yoksulluğa düşeceği kabul edilir.
  • Nafakanın diğer tarafın mali gücüyle orantılı olması: Hakimin takdir edeceği yoksulluk nafakasının, bunu ödeyecek olan tarafın (nafaka yükümlüsünün) mali gücüyle orantılı olması da şarttır. Nafaka isteyen taraf lehine daha önce boşanma nedeniyle manevi tazminata hükmedilmişse, nafaka miktarı belirlenirken bu tazminat da göz önünde tutulur ve istemde bulunan tarafın tazminata karşın yoksulluğa düşüp düşmeyeceği araştırılır.

Ödenecek yoksulluk nafakası, istemde bulunan tarafın yoksulluğa düşmesini önleyecek ve normal şartlarda onun geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

Erkekten Nafaka İstemenin Şartları

Nafaka Nedir? Türleri ve Genel Kurallar

Nafaka, boşanma veya ayrılık durumunda, ekonomik olarak daha zayıf kalan eşin veya çocukların, diğer eşten maddi destek alması için öngörülen düzenli ödemedir. Türk hukukunda boşanmayla bağlantılı üç nafaka türü vardır:

  • Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken, süreç boyunca ihtiyaç sahibi eşe veya çocuklara geçici destek için ödenir. Bu nafaka, boşanma kararı kesinleşene kadar devam eder.
  • İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası): Boşanmada velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, reşit olmayıp kendisiyle yaşamayan ortak çocukların bakım masraflarına katkı için ödediği nafakadır. Çocuk 18 yaşına gelene (ergin olana) kadar devam eder. Eğitim devam ediyorsa 18’den sonra da ana ve babanın bakım borcu sürer.
  • Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe, diğer eş tarafından mali gücü oranında ödenen nafakadır. Türk Medeni Kanunu m.175‘e göre, boşanma sonucunda ekonomik olarak yoksulluğa düşecek taraf, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan süresiz nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakası genellikle kadın eş lehine hükmedilse de kanunen cinsiyete bağlı değildir. Erkek de gerekli koşullar oluşursa eski eşinden nafaka talep edebilir.

Yoksulluk nafakası bugün süresiz bağlanır ancak bu, sonsuza dek değişmeyecek demek değildir. Türk Medeni Kanunu m.176 uyarınca bazı durumların gerçekleşmesiyle yoksulluk nafakası kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona erer.

“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”[1]

Anayasa Mahkemesi, m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla oyçokluğuyla iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.[2] İptal hükmü yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027‘de yürürlüğe girecektir.

Bu tarihe kadar mahkemeler yoksulluk nafakasını kanunun bugünkü metnine göre bağlar. Kararda daha önce bağlanmış nafakalar için ayrı bir hüküm yoktur. Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez, bu yüzden mevcut bir nafaka bu karar nedeniyle kendiliğinden kesilmez.

Mahkeme gerekçesinde nafakanın süresinin evlilik süresi, alacaklı eşin yaşı, sağlığı ve kendi geçimini sağlama gücü gibi ölçütlerle belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Doğan boşluğu dolduracak kanun teklifini TBMM öncelikle görüşür. Kararın ayrıntıları süresiz nafaka iptal kararı yazımızda anlatılmıştır.

Nafaka ödeyenin maddi durumu ciddi biçimde kötüleşirse, örneğin işsiz kalırsa, TMK m.176/4 uyarınca nafakanın azaltılması için dava açılabilir. Bu dava açılmadan ödeme kendiliğinden değişmez.

Nafaka Nedir Türleri ve Genel Kurallar

Erkek Nafaka Ödemek Zorunda mı?

Boşanan erkeğin nafaka ödeyip ödemeyeceği, boşanmanın maddi sonuçlarına ve tarafların durumuna bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre erkek veya kadın fark etmeksizin, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe, diğer eşin nafaka ödemesine hükmedilebilir.

Nafaka ödeyen taraf çoğu dosyada erkektir, çünkü gelir farkı genellikle erkek lehinedir. Mahkeme karar verirken tarafların gelirini, mal varlığını, çalışma durumunu, yaşını ve sağlığını inceler.

Erkek, her boşanma davasında otomatik olarak nafaka ödeyecek diye bir kural yoktur. Kanun, nafaka alacak kişinin daha ağır kusurlu olmamasını ve gerçekten ekonomik desteğe muhtaç hale gelmesini şart koşar.

Örneğin kadın eşin geliri erkeğinkine yakınsa veya daha fazlaysa, mahkeme yoksulluk nafakasına hükmetmeyebilir. Ekonomik açıdan zor durumda kalan eş erkekse erkek de nafaka alabilir. Kanun bu konuda cinsiyet ayrımı yapmaz.

Boşanan erkek, eski eşi boşanma nedeniyle geçimini sağlayamayacaksa ve kadının kusuru daha ağır değilse nafaka ödemek zorunda kalabilir. Bu iki şarttan biri eksikse erkek nafaka ödemez ya da bağlanan nafaka sonradan kaldırılır.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Nafaka Öder mi?

Davayı kimin açtığı nafaka kararını belirlemez. Kadın boşanma davası açtı diye erkek nafaka ödemek zorunda kalmaz. Erkek davayı açtı diye de nafakadan kurtulmaz.

Hakim, nafaka isteyen eşin boşanmayla yoksulluğa düşüp düşmeyeceğine ve kusurunun karşı taraftan ağır olup olmadığına bakar. Nafaka talebi davacı eşten de davalı eşten de gelebilir. Davalı kadın bu isteğini cevap dilekçesinde ileri sürer.

Kadın yoksulluk nafakası istemezse hakim bu nafakaya kendiliğinden hükmedemez. Yargıtay, talep bulunmadığı halde kadın lehine yoksulluk nafakası bağlanmasını HMK m.26’ya aykırı bularak bozma sebebi saymıştır.[3] Kadın bu isteğini boşanma kesinleştikten sonra da bir yıl içinde ayrı bir davayla ileri sürebilir (TMK m.178).

Erkek Nafaka Ödemek Zorunda mı

Erkeğin Nafaka Ödemeyeceği Durumlar

Erkek hangi hallerde nafaka ödemez sorusunun cevabı TMK m.175 ve m.176 ile Yargıtay kararlarında yer alır. Nafakanın hangi durumlarda verilmediğini kadının geliri, kusuru, yeni ilişkisi ve tarafların anlaşması belirler.

Erkeğin Nafaka Ödemeyeceği Durumlar

Bu hallerin çoğu kadına bağlanan yoksulluk nafakasıyla ilgilidir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise eşlerin kusuruna bağlı değildir, velayeti almayan ebeveynin yükümlülüğüdür ve kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer (TMK m.182, m.328).

Kadının Yeterli Geliri ve Mal Varlığı Olması

Boşanılan kadının kendi geliri, mal varlığı ya da düzenli bir işi varsa ve bu gelir geçimine yetiyorsa, mahkeme yoksulluk nafakası talebini reddeder. Kadının maaşı, kira geliri ya da birikimi varsa nafaka almasına gerek kalmayabilir. Mahkeme tarafların ekonomik durumlarını kıyaslar ve gelirler birbirine yakınsa nafaka bağlamaz.

Yargıtay’ın aradığı ölçüt gelirin sürekli ve düzenli olmasıdır. Düzenli ve sürekli geliri bulunan kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceğinden söz edilemeyeceği yakın tarihli kararlarda da tekrarlanmıştır.[4] Sezonluk ya da geçici işlerde çalışan kadın ise arada bir gelir elde etse bile nafakaya hak kazanabilir.

Asgari ücret düzeyindeki gelir de tek başına engel sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunmasını yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak görmez ve bu geliri nafakanın miktarında dikkate alır (HGK, E.2017/1579 K.2018/673).

Kadının mal varlığı erkeğinkinden belirgin biçimde fazlaysa da sonuç değişir. Kadının ekonomik durumu erkeğinkinden güçlüyse ya da boşanma sonrası maddi zorluk çekmeyecekse, erkek nafaka ödeme yükümlülüğünden muaf tutulabilir.

Evliliğin Çok Kısa Sürmüş Olması

Kanunda evlilik süresine bağlı bir nafaka sınırı yoktur. TMK m.175 yalnızca boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyi ve kusur dengesini arar. Evlilik süresi ayrı bir şart değildir, ancak kısa evlilikte kadının ekonomik durumu çoğu zaman evlilik öncesindeki gibi kalır.

Mahkeme bu nedenle kadının evlilik yüzünden işini ya da gelirini kaybedip kaybetmediğine bakar. Böyle bir kayıp yoksa yoksulluk şartı oluşmaz ve mahkeme nafaka bağlamaz.

Örneğin sadece 6 ay evli kalmış bir çift düşünelim. Kadın bu süreçte çalışmaya devam etmiş ve gelir kaybı yaşamamışsa, boşanma sonrası erkeğin nafaka ödemesi beklenmez.

Kısa evlilikte de mahkeme aylık nafakayı bugün belirli bir yılla sınırlayamaz. Yargıtay, irat biçimindeki yoksulluk nafakasının süreli olarak bağlanmasını kanunun açık emrine aykırı bulmaktadır.[5] Bu uygulama, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe gireceği 30 Haziran 2027’ye kadar sürecektir.

Hakim süre koymak yerine nafakanın aylık değil toptan ödenmesine karar verebilir (TMK m.176/1). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilikte geçen süre, ortak çocuk bulunmaması ve tarafların yaşları gözetilerek bir defaya mahsus toptan ödeme ihtimalinin değerlendirilmemesini bozma sebebi saymıştır (E.2023/5554 K.2024/1958).

Kadının Yeniden Evlenmesi veya Fiilen Evli Gibi Yaşaması

Kadının yeniden evlenmesi, erkeğin nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldıran en net durumdur. Nafaka alacaklısı yeniden evlenirse yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer ve bunun için dava açmak gerekmez.

Örneğin nafaka ödeyen bir erkek, eski eşinin resmi nikahla evlendiğini öğrenirse ödemeyi durdurabilir. Ödemeyi kesmeden önce evlilik tarihini gösteren nüfus kaydını almak, olası bir icra takibinde ispatı kolaylaştırır.

Yeniden evlenme taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ikinci evliliği sonradan boşanmayla biten kadının nafakasının yeniden evlendiği tarihte kalktığını kabul etmiştir (E.2014/18371 K.2015/4356). Bu karara göre ikinci evliliğin sona ermesi, eski eşten alınan nafakayı geri getirmez.

Nafaka alan kadının evlenmeden biriyle fiilen evli gibi yaşaması nafakayı kendiliğinden bitirmez. Bu halde erkek dava açar ve nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176/3). Karar alınmadan ödemeyi kesmek, birikmiş nafaka için icra ve tazyik hapsi riskini doğurur.

Birlikte yaşamanın ispatında tanık beyanları ve ortak ikametgah kaydı kullanılır. Bu fiili evlilik durumu kanıtlandığında hakim nafakayı kaldırır.

Fiili birliktelik boşanma davası sürerken ortaya çıkmışsa nafaka hiç bağlanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin tam kusurlu olduğu bir davada geçimini birlikte yaşadığı erkek arkadaşının sağladığını beyan eden kadına yoksulluk nafakası verilemeyeceğine karar vermiştir (E.2019/1558 K.2019/2923). Daireye göre kaldırma koşulları varken nafakaya hükmetmek kanunun amacına uygun olamaz.

Kuralın gerekçesi nafakanın amacıdır. Nafaka, kadını boşanmanın yarattığı yoksulluğa karşı korur. Yeni bir eşle hayatını birleştiren kadının eski eşten destek almaya devam etmesi beklenmez.

Çocukların Velayetinin Babada Olması

Boşanmadan sonra ortak çocuğun velayeti babaya verilirse iştirak nafakasının yönü değişir. Bu nafakayı çocuğun velayetine sahip olmayan ebeveyn öder. Çocuk babanın velayetindeyse baba anneye çocuk için nafaka ödemez.

Bu halde anne, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). Velayet sonradan babaya geçerse, babanın ödediği iştirak nafakası istem üzerine mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.331).

Taraflar velayet protokolüne annenin hiç nafaka ödemeyeceğini yazmış olsa bile baba çocuk adına iştirak nafakası isteyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi böyle bir davada “İştirak nafakasında nafaka doğmadan feragat mümkün değildir.” diyerek davanın reddini bozmuştur (E.2016/19648 K.2017/8094).

Kadına bağlanan yoksulluk nafakası ise velayetten bağımsızdır. Çocuk babada olsa bile kadın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüyorsa ve kusuru daha ağır değilse yoksulluk nafakası isteyebilir. Velayeti alan babanın çocuk giderlerini üstlenmesi, onun mali gücünü ve takdir edilecek nafaka miktarını etkiler.

Tarafların Anlaşma Yapması (Nafakadan Feragat)

Boşanma esnasında veya protokolünde, eşler kendi aralarında nafaka ödenmemesi konusunda anlaşabilirler. Örneğin, boşanma protokolünde kadın nafaka talebinden feragat ettiğini (vazgeçtiğini) beyan ederse, mahkeme bu anlaşmayı onayladığında erkek nafaka ödemez.

Karşılıklı anlaşma ile gerçekleşen boşanmalarda bazen maddi tazminat veya mal paylaşımı gibi konular halledilirken, taraflar nafaka konusunda da mutabakata varır. Kadın, maddi durumu yeterli olduğu için ya da başka sebeplerle nafaka istemediğini beyan edebilir.

Boşanma protokolünde yoksulluk nafakası talep edilmeyeceğine dair açık bir madde varsa ve hakim protokolü onaylarsa, karar kesinleştikten sonra erkekten yoksulluk nafakası istenemez. Bu vazgeçme yalnız eşin kendi nafakası için geçerlidir.

Anne, çocuk adına iştirak nafakasından feragat edemez, çünkü bu nafaka çocuğun hakkıdır. Hakim de TMK m.166/3 gereği çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmadıkça boşanmaya karar vermez.

Nafakadan vazgeçme iradesi protokolde açık yazılmalıdır. Belirsiz bir ifade ileride feragat olup olmadığı tartışmasına yol açar. Protokol hazırlanırken bir aile hukuku avukatına danışmak bu riski azaltır.

Kadının Boşanmaya Sebep Olan Ağır Kusurlu Davranışları

Boşanma davasında eğer kadın, evlilik birliğini sarsan olaylarda ağır kusurlu taraf olarak belirlenmişse, kanun gereği bu kadın lehine yoksulluk nafakası bağlanamaz. Türk Medeni Kanunu m.175’e göre nafaka talep eden tarafın kusurunun diğerinden daha ağır olmaması gerekir. Yargıtay bu ilkeyi “Ağır kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilemez.” diyerek uygulamaktadır.[6]

Örneğin boşanmaya gerekçe olarak kadının aldatma (zina) veya evi terk gibi kusurları tespit edilmiş olsun. Mahkeme kadını daha ağır kusurlu bulursa aldatılan erkek yoksulluk nafakası ödemez. Eşini aldatan kadının nafaka durumu aldatan kadın nafaka alır mı yazımızda ayrıca ele alınmıştır.

Ağır kusur yalnız boşanmadan sonraki yoksulluk nafakasını engeller. Dava sürerken bağlanan tedbir nafakasında eşlerin kusuru dikkate alınmaz ve kusurlu eş yararına da tedbir nafakasına hükmedilebilir.[7] Eşlerin gelirleri birbirine yakınsa dava süresince tedbir nafakası bağlama zorunluluğu ortadan kalkabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.12.2025 tarihli kararında bölge adliye mahkemesi tarafları eşit kusurlu bulmuştu. Daire, erkeğe yüklenen şiddet eyleminden sonra evliliğin sürdüğünü ve kadının bu eylemi affetmiş sayıldığını belirtti. Affedilen olay kusur sayılmayınca kadın daha ağır kusurlu kaldı ve nafaka kararı bozuldu.

Kusurlar eşitse kadın nafaka alabilir, çünkü kanun yalnızca daha ağır kusuru engel sayar. Erkeğin kusuru da nafakayı kendiliğinden doğurmaz. Yargıtay, erkeğin tamamen kusurlu bulunduğu bir davada hastanede asgari ücretle sürekli çalışan ve geliri erkeğinkine yakın olan kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerektiğine hükmetmiştir.[8]

Harbiye Hukuk iletişim

Erkeğin Maddi Gücünün Yetersiz Olması

İşsiz kalan ya da geliri düşük olan erkeğin nafaka yükümlülüğü ortadan kalkmaz, gelir yalnızca nafaka miktarını etkiler. Yargıtay’a göre çalışmasına bedensel ya da ruhsal bir engeli olmayan yükümlü, düzenli bir gelirinin bulunmaması nedeniyle nafakadan kurtulamaz.[9] Aynı kararda erkeğin cezaevinde olmasının da nafaka sorumluluğunu engellemediği belirtilmiştir.

Örneğin asgari ücretle çalışan ya da işsiz bir erkek düşünelim. Kadın nafaka şartlarını taşıyorsa mahkeme bu erkeği nafakadan muaf tutmaz, gelirine uygun düşük bir miktar belirler. Nafaka bağlandıktan sonra erkek işini kaybeder ya da iflas ederse, TMK m.176/4 uyarınca nafakanın azaltılmasını isteyebilir.

Erkek kendi kusuru olmadan ödeme gücünü tamamen yitirmişse nafaka kaldırılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bel rahatsızlığı nedeniyle fabrikadaki işinden ayrılıp gündelik işlerde çalışan erkek için nafakanın tamamen kaldırılmasını onamıştır.[10] Kurul bu sonuca oyçokluğuyla, TMK m.175’teki “mali gücü oranında” ölçütüne dayanarak varmıştır.

Erkeğin emekli olması ise kanunda nafakayı bitiren haller arasında sayılmamıştır. Emekli aylığı da nafaka borcu için haczedilebilir, çünkü 5510 sayılı Kanun m.93 nafaka borçlarını haciz yasağının dışında tutar. Nafaka miktarının gelire göre nasıl belirlendiği nafaka hesaplama yazımızda anlatılmıştır.

Kadının Çalışma Gücü ve İsteyerek İşsiz Kalması

Nafaka isteyen kadının düzenli gelir getiren bir işten kendi isteğiyle ayrılması, erkeğin nafaka ödememesine yol açabilir. Yargıtay bu durumda kadının işten kendi isteğiyle mi yoksa zorunlu olarak mı ayrıldığının araştırılmasını ister.[11] Kadın sürekli ve yeterli gelirini yalnızca nafaka alabilmek için bıraktıysa talebi reddedilebilir.

Her istifa ise nafakayı engellemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, başladığı işten ertesi gün istifa eden kadın için bu kadar kısa bir çalışmanın nafaka almak amacıyla işten ayrılma sayılamayacağına karar vermiştir (E.2019/4027 K.2019/11471, 25.11.2019). Aynı Daire, son işinden istifa eden ama sürekli bir işi olmayıp geçici sezonluk işlerde çalışan kadının nafakaya hak kazandığını kabul etmiştir (E.2021/2619 K.2021/3388).

Nafaka bağlandıktan sonra kadının işe girmesi nafakayı kendiliğinden kesmez. Erkek dava açarak nafakanın kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme, kadının yeni gelirinin sürekli olup olmadığına ve geçimine yetip yetmediğine bakar.

Asgari ücretle sigortalı bir işe girmek tek başına yoksulluğu kaldırmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu böyle bir davada nafakanın kaldırılamayacağını, ancak hakkaniyete uygun bir indirim yapılabileceğini kabul etmiştir (E.2017/1036 K.2019/1147). Boşanmadan sonra memur olarak düzenli maaş almaya başlayan kadın için ise Yargıtay 3. Hukuk Dairesi nafakanın tamamen kaldırılması gerektiğine karar vermiştir (E.2016/10053 K.2017/597).

Diğer Nafaka Kesilme ve Sona Erme Halleri

Kanunda sayılan ya da yargı kararlarıyla şekillenen başka haller de vardır. Bu durumlarda nafaka ödemesi sona erer:

  • Nafaka alacaklısının ölmesi: Nafaka alan eşin vefatıyla birlikte nafaka kendiliğinden sona erer. Erkek, ölmüş bir eş için ödeme yapmaya devam etmez.
  • Nafaka borçlusunun ölmesi: Erkek nafaka öderken vefat ederse nafaka yükümlülüğü kendiliğinden biter (TMK m.176/3). Ölüm tarihine kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka ise miras hukukuna göre değerlendirilir.
  • Nafaka alacaklısının yoksulluk halinin bitmesi: Kadın boşanma sonrası bir süre nafaka aldıktan sonra ekonomik durumunu düzeltirse (örneğin iyi bir işe girip yeterli kazanç elde etmeye başladıysa veya önemli bir miras, tazminat vb. gelir elde ettiyse), erkek mahkemeye başvurarak “yoksulluk hali ortadan kalktı” gerekçesiyle nafakanın kaldırılmasını sağlayabilir. Nafakanın amacı yoksulluğu önlemek olduğu için, artık yoksul olmayan tarafa nafaka ödenmeye devam edilmez.
  • Kadının haysiyetsiz hayat sürmesi: Kanun, haysiyetsiz hayat süren nafaka alacaklısına bağlanan nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılacağını öngörür. Haysiyetsiz hayat sürme kavramı, toplumun ahlak anlayışıyla bağdaşmayan ve süreklilik gösteren bir yaşam biçimini ifade eder. Bu durumda erkek kaldırma davası açar, iddiasını ispat ederse mahkeme nafakayı kaldırır.
  • Çocuğun ergin olması: İştirak nafakası çocuk ergin olana kadar sürer. Erginlik 18 yaşın doldurulmasıyla ya da evlenmeyle başlar (TMK m.11). Eğitimine devam eden ergin çocuk için ana ve baba eğitim bitene kadar bakım borcu altındadır (TMK m.328/2) ve bu destek yardım nafakası olarak istenebilir.

Nafakanın kalkması her durumda aynı yolla olmaz. Bazı hallerde yükümlülük kendiliğinden biter, bazılarında mahkeme kararı gerekir. Tablo, erkeğin hangi halde dava açması gerektiğini gösterir.

Durum Nafaka nasıl sona erer? Dayanak
Kadının yeniden evlenmesi Kendiliğinden, dava gerekmez TMK m.176/3
Taraflardan birinin ölümü Kendiliğinden, dava gerekmez TMK m.176/3
Fiilen evli gibi yaşama Mahkeme kararıyla TMK m.176/3
Yoksulluğun ortadan kalkması Mahkeme kararıyla TMK m.176/3
Haysiyetsiz hayat sürme Mahkeme kararıyla TMK m.176/3
Erkeğin mali durumunun kötüleşmesi Mahkeme kararıyla azaltma TMK m.176/4
Çocuğun ergin olması (iştirak nafakası) Kendiliğinden, eğitim için yardım nafakası istenebilir TMK m.328
Velayetin nafaka ödeyene geçmesi (iştirak nafakası) Mahkeme kararıyla TMK m.331

Uyarı: Mahkeme kararı gereken hallerde ödemeyi kendi başına kesen erkek, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle karşılaşabilir.[12]

Erkek nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için dava açmışsa, hakim ileri sürülen sebepleri gözeterek tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakabilir (İİK m.344/2). Bu imkan ödemeyi kesmeyi haklı kılmaz, yalnızca yaptırımı erteleyebilir.

Erkek Evlenirse Nafaka Düşer mi?

Hayır, nafaka ödeyen erkeğin yeniden evlenmesi nafakayı düşürmez. TMK m.176/3 kendiliğinden sona ermeyi yalnızca nafaka alan tarafın evlenmesine ve ölüme bağlar. Erkeğin evliliği bu sebepler arasında sayılmamıştır.

Evlilik erkeğin mali durumunu değiştirmişse başka bir yol açılır. Yeni eşin bakım yükü ya da yeni doğan çocuğun giderleri, TMK m.176/4 uyarınca nafakanın azaltılması için gerekçe olarak ileri sürülebilir. Azaltma kendiliğinden olmaz, erkeğin dava açması gerekir.

Mahkeme bu davada yeni evliliğin erkeğin ödeme gücünü gerçekten düşürüp düşürmediğine bakar. Karar çıkana kadar erkek, eski eşine bağlanan nafakayı tam olarak ödemeye devam eder.

Erkeğin Yeni Evliliği Çocuk Nafakasını Etkiler mi?

Erkeğin yeni evliliği çocuk için ödenen iştirak nafakasını da kendiliğinden düşürmez. Durum değişmişse hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler (TMK m.331).

Yeni evlilik, çocuğun artan ihtiyaçları karşısında da tek başına savunma olmaz. Babanın yeniden evlendiğini ve bir çocuğu daha olduğunu savunduğu bir davada Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, çocuğun yaşı ve eğitim durumu gözetilerek iştirak nafakasının artırılması gerektiğine karar vermiştir (E.2016/8530 K.2016/12125).

Erkek Evlenirse Nafaka Düşer mi

Erkek Nafaka Ödemez mi? Sıkça Sorulan Sorular

Erkeğin hangi hallerde nafaka ödemediğine dair en sık sorulan soruları kusur ve yeniden evlenme açısından cevapladık.



Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. Türk Medeni Kanunu m.176/3 ↩
  2. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156 K.2026/131, 04.06.2026 (RG 30.09.2026/33386) ↩
  3. Yargıtay 2. HD, E.2015/4833 K.2015/19739, 28.10.2015 ↩
  4. Yargıtay 2. HD, E.2024/8770 K.2025/6303, 23.06.2025 ↩
  5. Yargıtay 2. HD, E.2025/6525 K.2026/2506, 04.03.2026 ↩
  6. Yargıtay 2. HD, E.2024/10107 K.2025/11213, 15.12.2025 ↩
  7. Yargıtay HGK, E.2017/1579 K.2018/673, 04.04.2018 ↩
  8. Yargıtay 2. HD, E.2019/8426 K.2020/185, 15.01.2020 ↩
  9. Yargıtay 2. HD, E.2021/3189 K.2021/3969, 26.05.2021 ↩
  10. Yargıtay HGK, E.2017/1009 K.2019/1179, 14.11.2019 ↩
  11. Yargıtay 2. HD, E.2021/8458 K.2021/9414, 13.12.2021 ↩
  12. İcra ve İflas Kanunu m.344 ↩
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Tam burslu olarak eğitimini sürdürdüğü Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlamıştır. Hukuk eğitimi sırasında birden fazla sertifika programını tamamlamış, kurgusal mahkemelerde sıkça rol almıştır. İş Hukukuna ilişkin alacaklar ve Tazmin...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap