Yardım Nafakası Nedir? Şartları

Yardım nafakası, yardım edilmezse yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy veya kardeşe, yakınının mahkeme kararıyla ödediği nafakadır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve 365. maddeleridir, boşanmayla bir bağı yoktur. Dava için muhtaçlık, kanunda sayılan hısımlık bağı ve yükümlünün ödeme gücü birlikte aranır.

Eşler arasındaki nafaka bu kapsama girmez. Reşit olup eğitimi süren çocuğun ana babasından istediği nafaka ise yardım nafakası davasıyla talep edilir. Kardeşten nafaka istenebilmesi için kardeşin refah içinde olması gerekir.

Yardım Nafakası Nedir?

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde düzenlenen ve boşanma ile bağlantısı olmayan özel bir nafaka türüdür.[1] Kısaca, bir kişi yardım etmezse yoksulluğa düşecek durumda olan altsoy, üstsoy veya kardeşlerine karşı mahkeme kararıyla ödenmesine hükmedilen nafakaya “yardım nafakası” denir.

Madde 364- Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.

Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Maddenin üçüncü fıkrası iki ayrı bakım borcunu dışarıda tutar. Eşlerin birbirine karşı nafaka borcu evlilik hükümlerine, ana babanın ergin olmayan çocuğa bakım borcu da çocuğun bakımına ilişkin hükümlere tabidir. Eşe yardım nafakası bu nedenle bağlanmaz.

Burada üstsoy terimi anne, baba, büyükbaba, büyükanne gibi kişileri kapsar. Altsoy ise çocuklar, torunlar gibi kişileri kapsar. Yardım nafakası, aile içi sosyal yardımlaşma amacını taşır ve kanundan doğan ahlaki bir yükümlülük olarak kabul edilir.

Boşanma nafakalarından farklı olarak herhangi bir evlilik durumuna dayanmaksızın, tamamen akrabalık ilişkisi ve ihtiyaç durumu temelinde gündeme gelir. Kanun koyucu, muhtaç durumdaki yakınların kaderini aile bireylerinin ve toplum vicdanının insafına bırakmayıp bunu yasal bir ödev haline getirmiştir.

Yardım Nafakası Şartları

Yardım nafakası şartları, Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve 365. maddelerinden çıkar. Mahkeme şu koşulları birlikte arar.

  • Yakın Akrabalık İlişkisi: Yardım nafakası sadece kanunda sayılan yakın akrabalar arasında söz konusu olabilir. Bu kapsamda anne, baba, büyükanne, büyükbaba gibi üstsoy, çocuklar ve torunlar gibi altsoy ve kardeşler arasında talep edilebilir. Sayılanlar dışındaki akrabalar (örneğin amca, dayı, teyze, kayınbirader) ve eş yardım nafakası talep etme hakkına sahip değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesine göre muhtaç kişiye bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar da onun yakınlarına karşı dava açabilir.[2] Darülaceze gibi kurumlar bu yolla yaptıkları bakım giderini nafaka yükümlüsü hısımlardan ister.
  • Muhtaçlık (Yoksulluk) Durumu: Nafaka talep eden kişinin ekonomik olarak geçimini sağlayamıyor olması, yani yardıma muhtaç durumda bulunması gerekir. Mahkeme, kişinin yardım edilmezse yoksulluğa düşeceğini objektif ölçütlerle değerlendirir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre yoksulluk, bir kişinin yeme, içme, giyim, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olması şeklinde tanımlanır. Talep eden kişi kendi geliriyle veya sosyal yardımlarla temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, muhtaç sayılmayabilir ve yardım nafakası talebi reddedilebilir. Yargıtay’a göre yoksulluğa düşme, çok sıkıntılı bir durumu ve ağır ekonomik koşulları anlatır.
  • Ödeme Gücü (Maddi İmkan) Şartı: Nafaka talep edilen (davalı) akrabanın da ekonomik gücünün yerinde olması gerekir. Mahkeme, nafaka ödeyecek kişinin mali durumunu inceleyerek bu yükümlülüğü kaldıracak düzeyde bir ödeme gücü arar. Eğer davalı zaten kendi geçimini zor sağlıyorsa veya temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyorsa, nafaka ödeme yükümlülüğü doğmaz ya da çok küçük bir miktarda doğabilir. Kardeşler arasındaki nafaka taleplerinde ise kardeşlerden yalnızca “refah içinde” olanlar bu yükümlülüğe tabi tutulabilir. Yargıtay kararları da, yardım nafakası yükümlüsünün ödeme nedeniyle kendisinin geçim sıkıntısına düşmemesi gerektiğini vurgulamıştır.
  • Muhtaçlığın Kişinin Kendi Kusurundan Kaynaklanması: Nafaka isteyen kişi kendi hatalı davranışları yüzünden fakir düşmüş olsa bile, bu durum tek başına nafaka talebini ortadan kaldırmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre muhtaç kişinin kendi kusuruyla yoksul duruma düşmesi, davalının nafaka yükümlülüğünü otomatik olarak kaldırmaz. Aynı şekilde, nafaka isteyen ile verecek kişi arasındaki aile bağlarının zayıf veya kopuk olması da yasal nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir neden değildir.
  • Mirasçılık Sırasına Uygun Dava: Dava, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır. Önce muhtacın çocukları ve torunları, sonra ana babası, en son kardeşleri sorumludur. Öndeki yükümlü ödeme gücüne sahipken sonraki sıradakine açılan dava reddedilir.

Bu şartlar birlikte gerçekleştiğinde mahkeme yardım nafakasına hükmeder. Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesi davayı, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım istemi olarak tanımlar. Hakim talep edenin ihtiyacı ile karşı tarafın gücü arasında denge kurar.

YARDIM NAFAKASI NEDİR NASIL ALINIR

Yardım Nafakasını Kimler Talep Edebilir, Kimler Öder?

Yardım nafakası, karşılıklı bir hak ve yükümlülük ilişkisi doğurur. Kanuna göre herkes, maddi gücü elverdiği ölçüde, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu veya kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Talep hakkı ve ödeme yükümlülüğü şöyle dağılır.

  • Anne ve Baba (Üstsoy) ⇄ Çocuklar (Altsoy): Anne-baba, reşit olmayan çocuklarına zaten yasal olarak bakmak zorundadır. Çocuk 18 yaşını doldurunca bu bakım yükümlülüğü kural olarak sona erer. Ancak çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, Türk Medeni Kanunu m.328/2 gereği anne ve baba durumlarına uygun ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakım (nafaka) sağlamaya devam etmek zorundadır. Bu nafaka “eğitim nafakası” olarak da bilinir ve yardım nafakası davasıyla istenir. Yargıtay’ın içtihatlarına göre, eğitimine devam eden reşit bir birey kendi emeği ve geliriyle geçinemiyorsa, anne ve babasından öğrenimi bitene kadar yardım nafakası talep edebilir. Anne veya baba da yaşlılık, hastalık gibi sebeplerle geçim sıkıntısına düşerse, maddi durumu yeterli olan çocuklarından yardım nafakası talep edebilir.
  • Kardeşler Arasında: Kardeşler de yardım nafakası kapsamında birbirlerine karşı talepte bulunabilirler, fakat bu durumda öncelikli yükümlülerin yardım edemiyor olması gerekir. Nafaka davası, Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesi gereği mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.[3] Mirasçılıkta ilk sırada altsoy bulunduğu için muhtaç kişinin ödeme gücü olan çocuğu ya da torunu varsa önce onlara, yoksa anne babasına başvurulur. Kanun kardeşlerin sorumluluğunu ikinci planda tutmuştur. Kardeşten nafaka ancak öncelikli yükümlüler yoksa ya da yardım sağlayamıyorsa istenir ve ödeyecek kardeşin refah içinde olması şarttır.
  • Diğer Üstsoy ve Altsoy: Yardım nafakası yükümlülüğü hısımlık derecelerine göre genişleyebilir. Örneğin büyükanne ve büyükbaba, muhtaç durumdalarsa torunlarından nafaka talep edebilir. Tersi durumda, anne-babası olmayan bir çocuk (veya ekonomik gücü yetersiz anne-baba varsa) büyükanne veya büyükbabasından nafaka isteyebilir. Ancak uygulamada daha uzak hısımlardan nafaka talebi nadir olup her zaman mirasçılık sırasına uygun şekilde değerlendirilir.

Yardım nafakası talep edebilecek kişiler, maddi açıdan muhtaç olan anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuklar, torunlar ve kardeşlerdir. Nafaka ödemekle yükümlü olanlar ise bu kişilerin ekonomik olarak güçlü olan yakın akrabalarıdır.

Kanun, nafaka yükümlülerinin sırayla belirlenmesini öngörür ve miras hukukundaki yasal mirasçılık sırası burada yol göstericidir. Örneğin muhtaç bir büyükbaba nafaka istediğinde önce kendi çocuklarının durumu incelenir. Çocukları yoksa veya ödeme gücü yoksa torunlarına bakılır.

Muhtaç bir kardeşin talebinde de önce onun kendi çocuklarına, ardından anne babasına bakılır. Onlar yok veya yetersizse diğer kardeşe başvurulur.

Yargıtay kararları da, mirasçılıktaki sıralamaya uyulmadan (öncelikli nafaka yükümlüsü dururken sonraki dereceden birine karşı) açılan yardım nafakası davalarının dinlenemeyeceğini belirtir. Birden fazla nafaka yükümlüsü aynı sırada bulunuyorsa (örneğin birden çok çocuk veya birden fazla kardeş), mahkeme nafaka miktarını her birinin ödeme gücüne oranla paylaştırır.

Yükümlülük herkes için eşit miktarda olmak zorunda değildir. Hakim, her bir akrabanın ekonomik durumuna ayrı ayrı bakarak bazılarına hiç nafaka yükümlülüğü yüklemeyip bazılarına yükleyebilir. Mirasçılıkta aynı sırada olan anne de, öğrenci çocuğun babadan istediği nafakada katılma yükümlülüğü açısından değerlendirilir.

Kardeş Nafakası ve Kardeşten Nafaka Alma Şartları

Kardeş kardeşten nafaka alabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesi bunu iki ek koşula bağlar. Davalı kardeş refah içinde olmalı, muhtacın önce gelen yükümlüleri de nafakayı karşılayamıyor olmalıdır.

Kardeşler, nafaka yükümlüleri arasında üçüncü sıradadır. İlk sırada muhtacın çocukları ve torunları, ikinci sırada anne ve babası bulunur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu sırayı şöyle açıklamıştır.

“Nafaka talep edecek olan, bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvuramaz. Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı, ödeme güçleri oranında paylaştırılır. Zira nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz.

Nafaka alacaklısı, çocuklarının ve anne babasının ödeme gücü olmadığını ispat etmedikçe, refah içerisinde olan kardeşinden yardım nafakası talep edemez.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25.02.2016, 2015/15058 E., 2016/2662 K.)

Kardeş İçin Refah İçinde Olma Ne Demek?

Kanun refahı tanımlamaz. Yargıtay, kendi geçimini ancak sağlayabilen kardeşi refah içinde saymaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.06.2017 tarihli, 2016/22092 E., 2017/9682 K. sayılı kararında Darülaceze, bakımını üstlendiği kişi için onun kardeşlerine dava açmıştı. Davalı kardeşler ileri yaştaydı ve yaşlılık aylığıyla geçiniyordu. Daire, kardeşlerin refah içinde bulunmadığını belirterek aleyhlerine kurulan hükmü bozdu.

Refah koşulu yalnızca kardeşler için aranır. Çocuk, torun veya anne baba aleyhine açılan davada yükümlünün ödeme gücünün bulunması yeterlidir.

Durumu İyi Olan Kardeşe Nafaka Davası Nasıl Açılır?

Dava, taraflardan birinin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılır. Dilekçede muhtacın çocuğu veya torunu olmadığı ya da bunların ve anne babanın ödeme gücü bulunmadığı açıkça yazılır. Nüfus kayıt örneği ve bu kişilerin gelir durumunu gösteren belgeler eklenir.

Davalı kardeşin tapu, araç, şirket ortaklığı ve maaş kayıtları refah koşulunun ispatında belirleyicidir. Birden fazla kardeş varsa mahkeme her birinin payını gücüne göre ayrı belirler.

Reşit Çocuğun Yardım Nafakası Talebi

Çocuk 18 yaşını doldurduğunda ana babanın bakım borcu kural olarak sona erer. Eğitimi süren ergin çocuk ise Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinin ikinci fıkrasına dayanarak ana babasından nafaka isteyebilir.[4] Bu talebe eğitim nafakası da denir ve yardım nafakası davasıyla görülür.

Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Çocuk 18 Yaşına Girince İştirak Nafakası Ne Olur?

Boşanmada bağlanan iştirak nafakası, çocuk ergin olduğu gün kendiliğinden sona erer. Yargıtay’a göre nafakayı kaldırmak için ayrıca dava açmakta hukuki yarar da yoktur (3. Hukuk Dairesi, 13.03.2015, 2014/18015 E., 2015/4123 K.). Daire bu kuralı şöyle ifade eder.

“İştirak nafakası, çocuğun ergin olduğu tarihe kadar devam eder. Çocuk ergin olunca iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona erer. (…) Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; ergin olan çocuk iştirak nafakası isteyemez. Koşulları varsa TMK’nun 328/2 ve 364.maddeleri gereğince yardım nafakası davası açabilir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 01.12.2016, 2016/9367 E., 2016/13758 K.)

Eğitim Nafakası Davasını Kim Açar?

Davayı ergin çocuğun kendisi açar. Anne, kendi açtığı iştirak nafakası artırım davasında reşit olan çocuk için yardım nafakası isteyemez. Yargıtay, ergin çocuk tarafından harcı yatırılarak açılmış bir dava olmadan yardım nafakasına hükmedilmesini bozma sebebi saymıştır.

Çocuk davayı kendi yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açabilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, eğitim nafakası davasında da taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmiştir (06.11.2023, 2023/4275 E., 2023/10265 K.).

Çocuğa Yardım Nafakası Ne Zaman Kesilir?

Kanunda bir yaş sınırı yoktur. Ölçüt eğitimin sürüp sürmediğidir. Okul bittiğinde veya çocuk düzenli gelir elde etmeye başladığında anne ya da baba, nafakanın kaldırılmasını dava yoluyla isteyebilir.

Önlisanstan lisansa dikey geçişle süren öğrenim de eğitimin devamı sayılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, dava tarihinde dikey geçişle öğrenciliği süren çocuk yönünden nafakanın kaldırılmasına dair kararı bozmuştur (24.03.2016, 2016/1900 E., 2016/4576 K.).

Açıköğretimde okumak da tek başına nafakayı kaldırmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuda şu tespitte bulunmuştur.

“Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı, bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir (…) Yine mahkemenin kabulünün aksine Açık Öğretim Üniversitesinde okuyor olmak, babanın yardım nafakası yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilemez.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.11.2019, 2017/2118 E., 2019/1138 K.)

Aynı kararda Genel Kurul, ara ara çalışan ve düzenli geliri olmayan öğrenci için nafakanın tamamen kaldırılmasını doğru bulmamıştır. Kurula göre nafaka en fazla bir miktar indirilebilirdi.

Yardım Nafakası Nasıl Alınır (Dava Süreci)

Yardım nafakası alabilmek için mahkemeye başvurarak dava açılması gerekir. Dava aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde 4787 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.[5]

Davacı, kendisinin yardıma muhtaç olduğunu ve davalı ile arasındaki akrabalık bağını ortaya koyan dilekçesini ve delillerini mahkemeye sunarak davayı açar. Dava açılırken ve yargılama sırasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır.

  • Dava Dilekçesi: Yardım nafakası talebi, hazırlanacak bir dava dilekçesi ile yapılır. Dilekçede, nafaka talep eden kişinin muhtaç durumda olduğu, karşı taraftaki akrabanın ise kendisine yardım edebilecek maddi güce sahip olduğu anlatılmalıdır. Ayrıca talep edilen aylık nafaka miktarı da belirtilebilir (hakim koşullara göre farklı bir miktara hükmedebilir).
  • Delillerin Sunulması: Mahkeme, karar vermeden önce tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını araştırır. Bu nedenle davacının gelirinin olmadığını veya yetersiz olduğunu gösteren belgeler (örneğin işsizlik belgesi, maaş bordrosu, SGK dökümü), davalının gelir ve mal varlığını gösteren belgeler (maaş bordrosu, tapu kayıtları vb.) ve tarafların akrabalık bağına ilişkin belge (nüfus kayıt örneği) sunulmalıdır. Gerekirse tanık beyanlarıyla da tarafların durumu ispatlanabilir.
  • Yargılama Süreci: Mahkeme, toplanan delillere göre davacının gerçekten muhtaç olup olmadığını ve davalının ödeyebilme gücünü değerlendirir. Bu amaçla genellikle tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırılır. Hakim, rapor ve belgeler ışığında nafaka şartlarının mevcut olup olmadığına kanaat getirir. Şartlar oluşmuşsa, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere aylık belli bir nafaka tutarının davalı tarafından ödenmesine karar verilir. (Not: Yardım nafakası, davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilir. Geçmiş döneme yönelik nafaka talebi kural olarak mümkün değildir. Dolayısıyla ne kadar erken başvurulursa nafaka o kadar erken başlar.)
  • Karar ve Sonrası: Mahkeme nafakaya hükmettiğinde davalı akraba, karar doğrultusunda her ay nafaka ödemekle yükümlü hale gelir. Ödeme genellikle her ayın belli bir günü olacak şekilde kararda belirtilir (örneğin her ayın ilk haftası gibi). Nafaka alacaklısı, ödemelerin düzenli yapılmasını takip etmelidir. Karar sonrası şartlar değişirse, taraflar ayrı bir dava ile nafaka miktarının değiştirilmesini veya tamamen kaldırılmasını talep edebilir.

Yargıtay, nafaka davasının dava tarihinden itibaren hüküm ifade ettiğini kabul eder. Karar tarihinden itibaren nafakaya hükmeden ilk derece kararları bu nedenle bozulmaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 08.06.2015, 2015/2466 E., 2015/10512 K.).

Masraflar: Yardım nafakası davaları harca tabidir. Karar harcı, Harçlar Kanunu’na bağlı tarifeye göre bir yıllık nafaka tutarı üzerinden nispi olarak hesaplanır. Maddi durumu kötü olan davacı adli yardım talep ederek harç ve masraflardan geçici olarak muaf tutulmayı isteyebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesine göre taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.[6] Davacı, kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yerinde dava açabilir. Her çeşit nafaka davası HMK’nın 316. maddesi gereği basit yargılama usulüne tabidir.

Yardım Nafakası Dava Dilekçesi Örneği

Örnek dilekçe, muhtaç bir annenin oğluna karşı açacağı dava için hazırlanmıştır. Kardeşe veya ana babaya karşı açılacak davada açıklamalar kısmı buna göre uyarlanır.

Yardım Nafakası Dava Dilekçesi Örneği

…………… NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No: ……………)
Adres: ……………………………………

DAVALI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No: ……………)
Adres: ……………………………………

DAVA: Yardım nafakası talebidir (TMK m.364 ve m.365).

AÇIKLAMALAR

1. Davalı, oğlumdur. Eşimden yıllar önce boşandım, davalı dışında çocuğum ve torunum yoktur.

2. Herhangi bir gelirim, mülküm veya bağlanmış bir aylığım bulunmamaktadır. Kira, gıda, ilaç ve fatura giderlerimi karşılayamıyorum. Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek durumdayım.

3. Davalı ……………… olarak çalışmakta olup düzenli ve yeterli bir geliri vardır. Bana aylık ……… TL ödemesi, kendi geçimini sıkıntıya sokmayacaktır.

4. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesi uyarınca davalının bana yardım nafakası ödemesi gerektiğinden bu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TMK m.4, m.364, m.365, HMK m.316 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Nüfus kayıt örneği, SGK hizmet dökümü, tapu ve araç kayıtları, davalının maaş bordrosu, sağlık raporu, kira sözleşmesi, sosyal ve ekonomik durum araştırması, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM

Açıklanan nedenlerle, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık ……… TL yardım nafakasının davalıdan alınarak tarafıma ödenmesine, nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılmasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

…/…/……
Davacı
Ad Soyad
(İmza)

EKLER: Nüfus kayıt örneği, gelir durumunu gösteren belgeler, sağlık raporu.

Not: Reşit öğrenci davayı kendisi açar ve dilekçeye öğrenci belgesini ekler. Kurum bakımındaki kişi için dava, bakımı üstlenen kurum tarafından da açılabilir.

Yardım Nafakası Miktarı Nasıl Belirlenir?

Hakim, yardım nafakasının miktarını tayin ederken hem davacının ihtiyacını hem de davalının mali gücünü dikkate alarak bir denge kurar. Kanunda belirli bir nafaka tutarı öngörülmemiştir, her somut olayda koşullara göre hakim takdir eder. Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesi bu dengeyi şöyle kurar.

Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.

Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir.

Mahkemeler, nafaka miktarını belirlerken genellikle şu kriterlere bakar.

  • Tarafların Gelir ve Malvarlığı Durumları: Davacının aylık geliri veya gelirsiz oluşu, varsa malvarlığı, davalının düzenli geliri, ek gelirleri ve sahip olduğu malvarlığı incelenir. Örneğin davalının lüks bir hayat standardı varken küçük bir miktar nafaka ödemesi beklenebilir. Davalının geliri de asgari geçim düzeyindeyse yüksek nafaka yükümlülüğü getirilmez.
  • Temel İhtiyaçlar ve Yaşam Standardı: Davacının barınma, gıda, giyim, sağlık gibi asgari geçim giderleri hesap edilir. Yardım nafakasının amacı, muhtaç kişiyi yoksulluktan kurtarmak olduğundan, nafaka tutarı talep edenin nafaka ödeyen ile aynı yaşam standardına ulaşmasını sağlayacak kadar yüksek olamaz. Yargıtay, yardım nafakasının nafaka isteyenin her türlü gereksinmesini karşılayan bir zenginleşme aracına dönüşemeyeceğini vurgulamıştır.
  • Hakkaniyet İlkesi: Kanunun genel hükmü olan TMK m.4’teki hakkaniyet çerçevesinde, hakimin takdir yetkisini adil kullanması esastır. Tarafların özel durumları (sağlık durumu, bakmakla yükümlü oldukları başka kişiler, bölgesel ekonomik koşullar gibi) göz önüne alınarak makul bir miktar belirlenir. Gerekirse bilirkişi yardımıyla nafaka miktarı hesaplanabilir.

Yardım Nafakası Kaç TL?

Yardım nafakası için kanunda belirlenmiş bir tutar, alt sınır veya gelir oranı yoktur. Miktar her dosyada tarafların gelirine ve davacının zorunlu giderlerine göre ayrı belirlenir. Maaşın yüzde kaçı sorusunun bu yüzden kesin bir karşılığı bulunmaz.

Yargıtay miktarı denetlerken iki ölçüye bakar. Nafaka, davacıyı yoksulluktan kurtaracak kadar olmalı ama zenginleşme aracına dönüşmemelidir.

“Yoksulluğa düşme terimi açıkça çok sıkıntılı bir durumu ve ağır ekonomik koşulları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemelidir.”

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 06.07.2017, 2017/9752 E., 2017/11174 K.)

Düşük kalan nafaka da bozma sebebidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.06.2026 tarihli, 2026/4198 E., 2026/7206 K. ve 19.02.2026 tarihli, 2025/10425 E., 2026/1961 K. sayılı kararlarında takdir edilen yardım nafakasını günün ekonomik koşullarına göre az bularak bozmuştur.

Somut bir örnek olarak, 2. Hukuk Dairesinin 15.03.2023 tarihli kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi aylık 6.000 TL yardım nafakasına hükmetmiştir. Daire, yıllık tutarın kesinlik sınırının altında kaldığını belirterek temyiz dilekçesini usulden reddetmiştir (2023/2171 E., 2023/1044 K.). Bu tutar o dosyanın koşullarına özgüdür, başka dosyalar için ölçü değildir.

Kendi durumunuza yakın bir tahmin için nafaka hesaplama yazımızdaki ölçütlere bakabilirsiniz.

Nafakanın ileriki yıllarda artırılarak ödenmesine de karar verilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 365. maddesi bunu davacının istemine bağlar.[7]

Örneğin her yıl ÜFE oranında artış talebi mahkemece uygun görülürse hükme konur. Hakim, talep olmaksızın gelecek yıllar için artış kararı veremez.

Yardım Nafakası Ne Kadar Süre Devam Eder, Nasıl Sona Erer?

Yardım nafakası için kanunda bir süre öngörülmemiştir, nafaka alacaklısının muhtaçlığı devam ettiği sürece ödenir. Ancak “ömür boyu” mutlak bir yükümlülük söz konusu değildir. Zamana yayılmış bu nafaka yükümlülüğü, bazı durumlarda sona erebilir veya değiştirilebilir.

  • Muhtaçlığın Ortadan Kalkması: Nafaka alacaklısı zaman içinde ekonomik durumunu düzeltirse, örneğin düzenli bir işe girip yeterli gelir elde etmeye başlarsa ya da maddi durumunu iyileştiren bir miras, ikramiye vb. elde ederse, nafaka hakkı sona erer. Bu durumda nafaka borçlusu mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılmasını talep edebilir.
  • Nafaka Borçlusunun Zor Duruma Düşmesi: Nafaka ödeyen kişinin ekonomik koşulları sonradan kötüleşebilir. Örneğin işini kaybeder, iflas eder veya ciddi bir gelir kaybına uğrarsa, mahkemeden nafakanın azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme, borçlunun ödeme gücünün kalmadığına kanaat getirirse nafaka miktarında indirim yapabilir ya da yükümlülüğü tümden sona erdirebilir.
  • Taraflardan Birinin Ölümü: Nafaka alacaklısının vefatıyla birlikte yardım nafakası kendiliğinden son bulur. Nafaka borçlusunun ölümü halinde, ölüm tarihinden sonrası için yükümlülük mirasçılara geçmez. Ölüme kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka için mirasçılar sorumlu olabilir. Muhtaç kişi, ölen borçlunun yerine diğer nafaka yükümlüsü akrabalarına başvurarak yeniden yardım nafakası talep edebilir (örneğin ölen çocuğun yerine diğer çocuğuna yönelmek gibi).
  • Eğitimin Sona Ermesi: Reşit çocuğa eğitimi nedeniyle bağlanan nafaka, okul bitince kaldırma davasıyla sona erdirilir. Ara ara çalışmak veya açıköğretimde okumak tek başına yeterli sebep sayılmaz.

Yardım nafakasının sona ermesi veya miktarının değiştirilmesi için kural olarak yeniden dava açılması gerekir. Nafaka borçlusu veya alacaklısı, şartların değiştiğini ileri sürerek nafakanın artırılması, azaltılması ya da kaldırılması talebiyle mahkemeye başvurmalıdır.

Mahkeme, ileri sürülen yeni durumları inceler. Hayat pahalılığı karşısında nafaka yetersiz kalmışsa artırabilir, alacaklının muhtaçlığı ya da borçlunun gücü değişmişse azaltabilir veya kaldırabilir. Artırma, azaltma ve kaldırma kararları da dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

Süresiz Nafaka İptali Yardım Nafakasını Etkiler mi?

Etkilemez. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir (E.2025/156, K.2026/131, RG 30.09.2026/33386). İptal hükmü 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir.

Kararın ayrıntıları süresiz nafaka iptal kararı yazımızdadır.

Madde 175 yalnızca boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eşe bağlanan yoksulluk nafakasını düzenler. Yardım nafakasının dayanağı olan 364 ve 365. maddelerde böyle bir ibare yoktur, bu nafaka muhtaçlık sürdükçe devam eder.

Yardım Nafakası ve Yoksulluk Nafakası Arasındaki Farklar

Halk arasında sıkça karıştırılan iki kavram olan yardım nafakası ile yoksulluk nafakası, aslında birbirinden oldukça farklıdır. Tablo, iştirak nafakasıyla birlikte üç nafaka türünü karşılaştırır.

Ölçüt Yardım nafakası Yoksulluk nafakası İştirak nafakası
Dayanak TMK m.364-365 TMK m.175 TMK m.182
Kim ister Muhtaç üstsoy, altsoy veya kardeş Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eski eş Velayeti kullanan anne veya baba, küçük çocuk için
Kimden istenir Mirasçılık sırasına göre yakın hısım, kardeşten refah şartıyla Diğer eş, onun kusuru aranmaz Velayeti kendisine verilmeyen anne veya baba
Kusur Aranmaz Nafaka isteyenin kusuru daha ağır olmamalı Aranmaz
Ne zaman biter Muhtaçlık veya ödeme gücü ortadan kalkınca, alacaklının ölümüyle Yeniden evlenme, ölüm ve TMK m.176’daki diğer hallerde Çocuk ergin olunca kendiliğinden
  • Bağlam ve Amaç: Yoksulluk nafakası, boşanma davası sonrasında ekonomik yoksulluğa düşecek eşe, diğer eş tarafından ödenen nafakadır. Boşanmanın fer’i (yan) sonuçlarından biridir ve evlilik birliğiyle ilgilidir. Yardım nafakası ise boşanmadan tamamen bağımsızdır ve kan hısımları arasındaki bir destek yükümlülüğüdür. Yardım nafakasının amacı aile içi ekonomik dayanışmayı sağlamak ve muhtaç akrabayı yoksulluktan kurtarmaktır.
  • Kimlere Verilir: Yoksulluk nafakası yalnızca boşandığı eşi kapsar (ve kanunen talep edebilmek için boşanmada daha fazla kusurlu olmamak şartıyla). Yardım nafakası ise üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında söz konusudur.
  • Şartlar: Yoksulluk nafakası için boşanma sonucu yoksulluğa düşme ihtimali ve nafaka talep edenin boşanmada ağır kusurlu olmaması şartı aranır. Hakim, evliliğin sona ermesiyle maddi durumu kötüleşecek ve geçinemeyecek duruma gelecek eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedebilir. Yardım nafakasında ise muhtaçlık ve diğer akrabanın ödeme gücü şartları aranır, boşanma gibi bir koşul veya kusur değerlendirmesi yoktur.
  • Süre ve Sona Erme: Her iki nafaka türü de koşullar devam ettiği sürece ödenmeye devam eder. Yoksulluk nafakası, alacaklı eşin yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü veya alacaklının ekonomik durumunun iyileşmesi gibi durumlarda sona erer. Yardım nafakası da benzer şekilde muhtaçlığın bitmesi, tarafların ölümü veya mahkeme kararıyla kaldırılma gibi hallerde son bulur.

İştirak Nafakası ile Yardım Nafakası Arasındaki Fark

İştirak nafakası küçük çocuğun bakım ve eğitim giderleri için bağlanır ve velayeti kullanan ebeveyne ödenir. Çocuk ergin olunca kendiliğinden biter. Yardım nafakasında alacaklı ergin kişinin kendisidir ve davayı da kendisi açar.

Yargıtay, dava tarihinde reşit olan davacının iştirak nafakası artırımı diye nitelendirdiği talebi de gerçekte yardım nafakası istemi olarak değerlendirir. Talebin yanlış adlandırılması sonucu değiştirmez (3. Hukuk Dairesi, 08.02.2017, 2016/14063 E., 2017/941 K.).

YARDIM NAFAKASI NEDİR ŞARTLARI

Yardım Nafakası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Yardım nafakası ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.

Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. Türk Medeni Kanunu m.364 ↩
  2. Türk Medeni Kanunu m.365/4 ve m.366 ↩
  3. Türk Medeni Kanunu m.365/1 ↩
  4. Türk Medeni Kanunu m.328/2 ↩
  5. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.2 ve m.4 ↩
  6. Türk Medeni Kanunu m.365/6 ↩
  7. Türk Medeni Kanunu m.365/5 ↩
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Tam burslu olarak eğitimini sürdürdüğü Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlamıştır. Hukuk eğitimi sırasında birden fazla sertifika programını tamamlamış, kurgusal mahkemelerde sıkça rol almıştır. İş Hukukuna ilişkin alacaklar ve Tazmin...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap