Boşanma Davasında Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanma davasında kadının hakları dava sürerken ve boşanma kararıyla birlikte olmak üzere iki aşamada doğar. Dava sürerken tedbir nafakası, ortak konutta kalma ve çocuğun geçici velayeti istenir. Boşanmayla birlikte yoksulluk ve iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat, düğün takıları ve mal paylaşımı gündeme gelir.

Bu hakların büyük kısmı Türk Medeni Kanunu‘nda düzenlenmiştir. Nafaka ve tazminatta eşlerin kusuru belirleyicidir. Düğün takıları ve mal paylaşımında ise kusura bakılmaz.

Davayı kadının ya da erkeğin açmış olması bu hakların kapsamını değiştirmez. Aşağıda her hak kısaca açıklanmış, ayrıntısı için ilgili yazımızın bağlantısı verilmiştir.

Boşanmada Kadının Yasal Hakları Listesi

Tablo, kadının boşanma sürecinde isteyebileceği hakları ve dayandıkları kanun maddelerini gösterir.

Hak Ne zaman istenir? Dayanak
Tedbir nafakası (kadın ve çocuk için) Dava süresince TMK m.169
Ortak konutta kalma Dava süresince TMK m.169
Çocuğun tedbiren velayeti Dava süresince TMK m.169
Ayrı yaşama hakkı Dava açılmadan da TMK m.197
Yoksulluk nafakası Boşanmayla birlikte TMK m.175
İştirak nafakası ve velayet Boşanmayla birlikte TMK m.182
Maddi ve manevi tazminat Boşanmayla birlikte TMK m.174
Düğün takıları (ziynet eşyası) Boşanma davasında veya ayrı davayla TMK m.220, Yargıtay 2. HD 2024/2402 K.
Katılma alacağı (mal paylaşımı) Mal rejiminin tasfiyesi davasıyla TMK m.202, m.236
Aile konutu şerhi Evlilik devam ederken, dava gerekmez TMK m.194
Koruma ve uzaklaştırma kararı Şiddet veya tehlike halinde 6284 s.K. m.5
Adli yardım (ücretsiz avukat) Dava açarken veya dava sırasında HMK m.334-335
Soyadının belirlenmesi Boşanmayla birlikte TMK m.173

Dava Sürerken Kadının Hakları (Geçici Önlemler)

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre boşanma davası açılınca hakim, dava süresince eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakımı için gereken geçici önlemleri kendiliğinden alır.[1] Kadın bu önlemler için ayrı bir dava açmaz, talebini boşanma dilekçesinde ya da dava sırasında bildirir.

Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası dava açıldığı andan karar kesinleşene kadar ödenir. Kadın kendi geçimi için, yanında kalan çocuk için de ayrıca tedbir nafakası isteyebilir. Tedbir nafakasında kusur durumu etkili değildir, eşlerin ekonomik ve sosyal durumuna bakılır.

Miktarın nasıl belirlendiği nafaka nasıl hesaplanır yazımızda, nafaka türlerinin genel çerçevesi ise nafaka nedir yazımızda anlatılmıştır.

Ortak Konutta Kalma Hakkı

Dava sürecinde kadının çocuklarıyla birlikte evden çıkmaya zorlanması sık görülür. Kadın, boşanma davasıyla birlikte ortak konutun kendisine ve çocuklara bırakılmasını talep edebilir. Hakim bu talebi geçici önlem olarak değerlendirir.

Şiddet veya şiddet tehlikesi varsa 6284 sayılı Kanun’a göre erkeğin konuttan derhal uzaklaştırılmasına ve konutun kadına tahsisine de karar verilebilir. Bu yol için uzaklaştırma kararı yazımıza bakabilirsiniz.

Çocuğun Tedbiren Velayetini Talep Etme Hakkı

Dava süresince çocuğun hangi eşin yanında kalacağına mahkeme geçici olarak karar verir. Bu karara “tedbiren velayet” ya da çocuk için geçici himaye tedbiri denir. Tedbiren velayet, boşanma kararındaki asıl velayet düzenlemesine kadar geçerlidir.

Ayrı Yaşama Hakkı

Ayrı yaşama hakkı TMK m.197/1 ile düzenlenmiştir ve ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eşe tanınmıştır. Bu hak boşanma davası açılmış olmasına bağlı değildir. Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya ve konuttan yararlanmaya ilişkin önlemleri alır.

Haklı sebep olmadan ortak konuttan ayrılmak ise terk sayılabilir. Terk nedeniyle dava için ayrılığın en az altı ay sürmesi ve hakim ya da noter ihtarının sonuçsuz kalması gerekir. Şartlar terk nedeniyle boşanma davası yazımızdadır.

Kişisel Eşyaların Alınması

Evden ayrılan kadın giysi, çanta, makyaj malzemesi gibi yalnızca kendi kullanımına ait eşyaları isteyebilir. Bu eşyalar kanun gereği kişisel maldır ve paylaşıma girmez. Eşyalar teslim edilmezse mahkeme, alınması için gün belirleyerek düzenleme yapabilir.

Ortak ev eşyalarının nasıl bölüşüleceği boşanmada ev eşyalarının paylaşımı yazımızda anlatılmıştır.

Kadının Nafaka Hakkı

Boşanan kadının nafaka hakkı üç türden oluşur. Tedbir nafakası dava sürerken, yoksulluk nafakası boşanmadan sonra kadının kendisi için, iştirak nafakası ise velayeti kendisinde olan çocuk için ödenir.

Yoksulluk Nafakası

TMK m.175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir.[2] Nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması aranmaz. Kadın erkekten daha ağır kusurluysa yoksulluk nafakası talebi reddedilir.

Kadının çalışıyor olması tek başına nafakaya engel değildir. Belirleyici olan, gelirinin barınma, beslenme, sağlık gibi zorunlu giderleri karşılayıp karşılamadığıdır. Kocasından daha ağır kusurlu bulunan kadının durumu aldatan kadın nafaka alır mı yazımızda ayrıca incelenmiştir.

Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli kararıyla 175. maddedeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti.[3] Karar 30.09.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve iptal hükmü dokuz ay sonra, 30.06.2027‘de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar mahkemeler maddeyi mevcut haliyle uygulamaya devam eder.

Kararın ayrıntıları süresiz nafaka iptal kararı yazımızda yer alır. Nafakanın hangi hallerde kalktığı ise erkek hangi hallerde nafaka ödemez yazımızda anlatılmıştır.

İştirak Nafakası

Velayet kadına verilirse erkek, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu katılım iştirak nafakası olarak hükme bağlanır ve kural olarak çocuk ergin olana kadar sürer. Hakim, istem halinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de kararda belirleyebilir.

Ödenmeyen nafakanın tahsili için nafaka icra takibi yoluna gidilir.

Kadının Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten maddi tazminat isteyebilir.[4] Kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise kusurlu eşten manevi tazminat ister. Eşit kusurlu bulunan eşler birbirinden maddi tazminat alamaz.

Kadının evlilik boyunca aşağılanması, hakarete uğraması, fiziksel ya da psikolojik şiddet görmesi kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Tazminat miktarını belirleyen ölçütler boşanma davasında maddi ve manevi tazminat yazımızda ele alınmıştır.

Aldatılan Kadının Hakları

Aldatılan kadın, zina sebebiyle ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle dava açabilir. Kocanın sadakatsizliği ağır kusur sayıldığından kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talebi güçlenir. Zina sebebiyle boşanmada hakim, kusurlu eşin katılma alacağındaki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir.

Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yoldan elde edilen delil mahkemece dikkate alınmaz. Konu zina nedeniyle boşanma davası ve aldatma delilleri yazılarımızda ayrıntılı anlatılmıştır.

Kadının Ziynet Eşyalarını Talep Etme Hakkı

Düğünde takılan takılar 04.04.2024’ten beri kural olarak kime takıldıysa ona aittir. Geline takılan altın, bilezik ve paralar kadının, damada takılanlar erkeğin kişisel malıdır. Takıların içinde karşı cinse özgü bir şey varsa, kime takılmış olursa olsun o cinsten olan eşe verilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu ilkeyi aşağıdaki kararla benimsemiştir.[5]

“Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/5704 E., 2024/2402 K.)

2024’ten önce Yargıtay, aksine anlaşma ya da yerel adet yoksa erkeğe takılanlar dahil bütün takıları kadına bağışlanmış sayıyordu. Hukuk Genel Kurulunun 23.01.2020 tarihli, 2017/2065 E., 2020/46 K. sayılı kararı da bu yöndeydi. 2. Hukuk Dairesi 2024 kararında bu görüşten açıkça ayrılmıştır.

Önemli: Damada takılan çeyrek altın ve paralar artık kural olarak kadının değil, erkeğin kişisel malı sayılır.

Takılar kusurdan bağımsızdır, boşanmada ağır kusurlu bulunan kadın da kendisine takılanları alır. Talep boşanma davasıyla birlikte ya da ayrı bir davayla ileri sürülebilir. Hangi takının kime ait olduğu düğünde takılan takılar kime aittir, davanın nasıl açılacağı düğün takıları ve ziynet eşyası davası yazımızda anlatılmıştır.

Boşanmada Kadının Mal Rejiminden Doğan Hakları

Eşler sözleşmeyle başka bir rejim seçmemişse 01.01.2002’den beri edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesine göre her eş, diğer eşin evlilik içinde edindiği malların artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir.[6] Çalışmayan, ev hanımı olan kadın da bu yarı paydan aynı şekilde yararlanır.

Evlenmeden önce sahip olunan mallar, miras ve bağış yoluyla gelenler ve kişisel kullanım eşyaları paylaşıma girmez. Bu ayrım evlenmeden önce alınan mallar kimde kalır yazımızda örneklerle açıklanmıştır.

Boşanmadan Sonra Mal Paylaşımı Davası

Mal rejimi, mahkemece boşanmaya karar verilmesi halinde dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Tasfiye davası boşanma davası sürerken de açılabilir. Ancak boşanma kesinleşmeden tasfiyeye karar verilemez, boşanmanın sonucu bekletici mesele yapılır.

Katılma alacağı için on yıllık zamanaşımı uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli kararından sonra Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de bir yıllık süre uygulamasından dönmüştür.[7] Hesaplama yöntemi ve 2002 öncesi mallar için katkı payı alacağı katılma alacağı davası yazımızda yer alır.

Aile Konutu Şerhi Konulmasını İsteme Hakkı

Boşanma sürecinde eşlerden biri, aile konutu olarak kullanılan evi mali sonuçlardan kurtulmak için başkasına devretmeye çalışabilir. Bunu önlemek için tapuda malik olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Hak yalnız kadına değil, malik olmayan hangi eş ise ona aittir ve şerh için ayrıca dava açmak gerekmez.

Şerh konulan konut, diğer eşin açık rızası olmadan devredilemez ve üzerindeki haklar sınırlanamaz. Başvuru ve kaldırma süreci aile konutu şerhi yazımızdadır.

Boşanma Davasını Kadın Açtığında Velayet Kime Verilir?

Çocuğun velayetinin kime verileceği, TMK m. 182 uyarınca hakimin takdirine bırakılmıştır. Bu hususta hakimin uygulaması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararının gözetilmesidir.

Boşanma davasına bakan hakim, çocuğa sağlık ve eğitim açısından en iyi şartları sağlayacak ebeveyn lehine velayet kararı verir. Hakim, çocuğun duygusal gelişimini de dikkate alır ve gerektiğinde uzman aracılığıyla çocuğu dinler.

Küçük yaştaki çocukların velayeti genellikle anneye verilmektedir. Bu yaşlardaki çocukların, gelişimi için anne ilgisine ihtiyacı olduğu kabul edilir.

Çocuğun velayetinin anneye tanınmaması, annenin çocuğuyla yeterince ilgilenmemesi, kötü alışkanlıklara sahip olması, psikolojik rahatsızlığı bulunması benzeri sebeplerle olabilir. Boşanma davasını annenin açmış olması bu sebeplerden değildir. Evliliğin sona ermesi kadının kusuruna bağlansa dahi hakim, kadının eşiyle değil çocuğuyla olan ilişkisini gözetir.

Velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi de kararda düzenlenir. Ayrıntılar velayet kime verilir ve çocukla kişisel ilişki kurulması yazılarımızdadır.

Boşanma Davasını Kadın Açtığında Hakları Korunur Mu?

Boşanma davasını açan taraf olmak, hakların korunması açısından fark yaratmaz. Hakim, nafaka ve tazminatta davayı kimin açtığına değil, eşlerin boşanmaya yol açan olaylardaki kusuruna bakar.

Erkek boşanma davası açtığında da kadının hakları aynıdır. Kadın cevap dilekçesinde nafaka, tazminat ve velayet taleplerini bildirebilir ya da karşı boşanma davası açabilir. Kusurun nasıl belirlendiği boşanmada kusur sayılan haller yazımızda anlatılmıştır.

Şiddet Gören Kadının Hakları

Şiddete uğrayan ya da şiddet tehlikesi altındaki kadın için boşanma davası açılması şart değildir. 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre hakim başlıca şu tedbirlere karar verebilir.

  • Uzaklaştırma.
  • Konuta ve işyerine yaklaşmama.
  • İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu tedbirlerin bir kısmını kolluk amiri de alabilir.

Şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlıyorsa hakim, talep edilmese bile tedbir nafakasına hükmedebilir. Cezai sonuçlar evlilikte şiddetin cezası yazımızda yer alır.

Ücretsiz Avukat Talep Hakkı

Yargılama giderlerini kendisini ve ailesini zor duruma düşürmeden ödeyemeyen kadın adli yardımdan yararlanabilir. Adli yardım kararı, giderlerden geçici muafiyet sağlar ve giderler Devlet tarafından avans olarak ödenir. Davanın avukatla takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat da temin edilir.

Baroların adli yardım bürolarına başvurarak ücretsiz avukat istemek de mümkündür. Başvuru yerleri ücretsiz boşanmak için nereye başvurulur, dilekçe metni adli yardım dilekçe örneği yazımızdadır.

Boşanma Davasında Hamile Kadının Hakları

Kanunda gebelik süresince boşanma davası açılmasını yasaklayan bir hüküm yoktur. Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu karine sayesinde çocuğun soybağı için ayrıca dava açmak gerekmez.

Çocuk dava sürerken doğarsa velayet ve nafaka boşanma kararında düzenlenir. Boşanma kesinleştikten sonra doğan çocuğun velayeti, ana ve baba artık evli olmadığından kanun gereği anneye aittir. Boşanan kadın için öngörülen 300 günlük bekleme süresi de doğumla kendiliğinden sona erer.

Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Hakim tarafları bizzat dinler ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Gerekli görürse protokolde değişiklik yapabilir.

Nafaka ve tazminat bu davada protokolle belirlenir. Taraflar mali sonuçları protokolle çözdüğü için anlaşmalı boşanan eş, kesinleşmeden sonra aynı boşanma sebebine dayanarak tazminat davası açamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesinden yaklaşık iki buçuk yıl sonra erkeğin, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasıyla açtığı tazminat davasının reddini bu gerekçeyle ve bir yıllık süre (TMK m.178) geçtiği için onamıştır.[8]

Protokolde mal paylaşımına yer verilmemesi anlaşmalı boşanmaya engel olmaz. Duruşmada “mal rejimine ilişkin talebim yoktur” şeklindeki beyanlar ise sonraki katılma alacağı davasında aleyhe sonuç doğurabilir. Bu yüzden duruşmadaki beyanın kapsamı önceden netleştirilmelidir.

Uyarı: Anlaşmalı boşanma protokolü imzalanmadan ve duruşmada beyanda bulunmadan önce nafaka, tazminat, takı ve mal paylaşımı tek tek gözden geçirilmelidir.

Protokolün nasıl hazırlanacağı anlaşmalı boşanma davası yazımızda anlatılmıştır.

Boşanma Sonrası Süreçler Nelerdir?

Boşanma Kararından Sonra Soyadı ve Kimlikte Medeni Hal Değişikliği

Boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kocasının soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun kocaya zarar vermeyeceğini ispatlarsa hakim, istemi üzerine bu soyadını taşımasına izin verir. Süreç boşanmadan sonra soyadı değişikliği yazımızda anlatılmıştır.

Boşanma kararı kesinleştikten sonra aile mahkemesi kararı nüfus müdürlüklerine gönderir. Bunun için ayrıca başvuruya gerek yoktur. Boşanma, tescille değil hükmün kesinleşmesiyle sonuç doğurur.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca başka makamlarca düzenlenen dayanak belgeleri, nüfus müdürlüğüne ulaştığı tarihten itibaren yedi gün içinde aile kütüğüne tescil edilir. Kimlik kartının yenilenmesi için ise nüfus müdürlüğüne şahsen başvurmak gerekir.

Kadının Yeniden Evlenme Süresi

Boşanan kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe evlenemez. Önceki evlilikten gebe olmadığı anlaşılırsa ya da eski eşiyle yeniden evlenmek isterse mahkeme bu süreyi kaldırır. Ayrıntılar iddet süresi yazımızdadır.

Haklar İçin Dava Açma Süreleri

TMK m.178’e göre boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.[9] Boşanma davasında istenmeyen tazminat ve yoksulluk nafakası bu süre içinde ayrıca dava edilmelidir. Mal rejiminden doğan katılma alacağı ise bu bir yıllık süreye tabi değildir.

Boşanma Davasında Kadının Hakları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Boşanma davasında kadının hakları ile ilgili en çok sorulan soruları bu başlık altında cevapladık.



Boşanmada erkeğin sahip olduğu haklar için Boşanmada Erkeğin Hakları Nelerdir? yazımıza bakabilirsiniz.

Harbiye Hukuk ve Danışmanlık, aile hukuku ve boşanma davalarında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. İstanbul boşanma avukatı kadromuza iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. Türk Medeni Kanunu m.169 ↩
  2. Türk Medeni Kanunu m.175 ↩
  3. Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, RG 30.09.2026/33386 ↩
  4. Türk Medeni Kanunu m.174 ↩
  5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, E.2023/5704, K.2024/2402 ↩
  6. Türk Medeni Kanunu m.236 ↩
  7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 18.03.2014, E.2014/670, K.2014/4467 ↩
  8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.11.2023, E.2023/4492, K.2023/5159 ↩
  9. Türk Medeni Kanunu m.178 ↩
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Tam burslu olarak eğitimini sürdürdüğü Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlamıştır. Hukuk eğitimi sırasında birden fazla sertifika programını tamamlamış, kurgusal mahkemelerde sıkça rol almıştır. İş Hukukuna ilişkin alacaklar ve Tazmin...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap