İsim Değiştirme Kaç Kez Yapılabilir?
Özet, seçtiğiniz yapay zeka aracında yeni sekmede oluşturulur. Yapay zeka özetleri hatalı veya eksik olabilir; hukuki danışmanlık yerine geçmez.
İsim değiştirme için kanunda bir sayı sınırı yoktur. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi değişiklik için yalnızca haklı sebep arar.[1] Kişi adını birden fazla kez değiştirebilir, fakat her talepte ayrı dava açıp haklı sebebini yeniden ispatlaması gerekir.
2012’ye kadar aynı konuda nüfus kaydı düzeltme davası yalnızca bir kez açılabiliyordu. Bu sınırı koyan hüküm Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla kaldırıldı, kanun metni de 2017’de buna göre yeniden yazıldı.
Davanın nasıl açıldığı, ne kadar sürdüğü ve masrafları isim değiştirme davası ve şartları yazımızda, örnek dilekçe isim değişikliği dava dilekçesi örneği sayfamızda yer alır.
İsim Değiştirme Kaç Kez Yapılabilir?
Bugün uygulanan kural 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesindedir. Maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi, 19.10.2017 tarihli ve 7039 sayılı Kanunla değiştirilerek şu hükme bağlandı:
“Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir.”
Hükümde herhangi bir sayı geçmez. Mahkemenin baktığı şey, her yeni talebin kendi haklı sebebine dayanıp dayanmadığıdır.[2]
- Haklı Neden Şartı: Bir kişi birden fazla kez isim değiştirmek istiyorsa, her seferinde mahkemeye yeni ve geçerli bir haklı neden sunmalıdır. Keyfi veya temelsiz talepler kabul edilmez.
- Hakimin Takdir Yetkisi: Hakim, talebin haklı nedene dayanıp dayanmadığını her davada ayrıca değerlendirir.
- Kötü Niyet ve Kamu Düzeni: İsim değiştirme talepleri kötü niyetli ise veya kamu düzenine zarar verecek şekilde yapılıyorsa reddedilir.
İkinci Kez İsim Değiştirme Davası Açılabilir Mi?
Haklı sebep gösteren kişi ikinci kez dava açabilir ve mahkeme bu talebi esastan incelemek zorundadır. 2012’den önce ise durum farklıydı.
2012 yılından önce 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca “aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir” hükmü geçerliydi. Bu nedenle daha önce isim veya soyisim değiştirme davası açan kişinin bu konuda tekrar dava açma hakkı bulunmuyordu. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2008 tarihli kararı o dönemin uygulamasını gösterir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 06.03.2008 tarih, 2008/1174 E., 2008/2578 K.:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin nüfus kütüğündeki “Kadir” olan adının “Süleyman” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Dosya içindeki davacının nüfus kaydının incelenmesinden, davacının adı Kader iken Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 9/10/1990 gün 1990/640 esas-552 karar sayılı ilamı ile (hüküm tarihinde ergin olmayan) Kadir olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.
29/4/2006 günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre; “Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir.” hükmü karşısında davanın reddi gerekirken yukarıda belirtilen Yasa hükmüne aykırı şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Bu karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu üzerine kanun yararına bozma yoluyla verildi. Bozma HUMK m.427 gereğince “sonuca etkili olmamak kaydıyla” yapıldığı için kesinleşmiş ad değişikliği ortadan kalkmadı. Daire yalnızca o tarihteki kurala göre davanın reddedilmesi gerektiğini tespit etti.
Anayasa Mahkemesi’nin 2012 Kararı ve Sınırlamanın Kaldırılması
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki “Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir.” cümlesi, Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 tarih ve 2011/34 E., 2012/48 K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir.[3]
Karar 6 Ekim 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu iptalle nüfus kaydının düzeltilmesi davalarının bir kezle sınırlı tutulması uygulaması sona ermiştir.
İptal kararı oyçokluğuyla verildi ve beş üye karşı oy kullandı. Dosya, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin itiraz yoluyla gönderdiği bir soyadı düzeltme davasından geliyordu. Mahkeme kuralı Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerine aykırı buldu, 41. maddeyle ise ilgisini görmedi.
Karşı oy yazan üyeler kuralın iptali yerine dar yorumlanmasını önerdi. Onlara göre sınır yalnız davayı açan kişiyi bağlamalıydı. Babanın açtığı davayla soyadı değişen çocuk ergin olduğunda kendi adına dava açabilmeliydi.
Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 Tarihli 2011/34-2012/48 Sayılı Kararı
“…Başvuru kararında; babanın açtığı aile soyadı değişikliğini içeren dava ile ergin olmayan çocuğun da soyadı değişmiş bulunduğundan o çocuğun ergin olduktan sonra aynı konuda dava açamayacağına dair itiraz konusu kuralın; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak üzere yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu ve Türk toplumunun temelinin aile olduğuna ilişkin ilkeleri ihlâl etmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 36. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5490 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, nüfus davaları ile ilgili esas ve usuller öngörülmektedir. Kanun’un 36. maddesinin itiraz konusu hükmü içeren (b) bendinde aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği belirtilmiştir.
(…)
Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini öngören kural Anayasa’nın 17. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kuralla kişilerin ad, soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir nedenle meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”
İptal kararından sonra kişiler, haklı sebep sundukları sürece ad veya soyadı değişikliğini birden fazla kez isteyebilir. Yasa koyucu 2017’de bendi yeniden yazarak bu sonucu kanun metnine de taşıdı.
2012 Sonrasında Yargıtay Kararları
Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra Yargıtay, yalnızca önceki bir değişikliğe dayanan ret kararlarını bozmaya başladı. Bazı yerel mahkemeler iptal edilen hükmü yıllarca uygulamayı sürdürdü. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/6480 E., 2017/16416 K. sayılı kararında, 1991’de adı değiştirilen davacının yeni talebini bu gerekçeyle reddeden kararı bozdu.
İkinci davanın açılabilmesi kabul edileceği anlamına gelmez. Mahkeme yeni talebi haklı sebep yönünden ayrıca inceler.
İkinci Davanın Esastan İncelenmesi Gerektiğine Dair Yargıtay Kararları
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2014 tarihli, 2014/11171 E., 2014/16171 K. sayılı kararında, boşanma sonrası velayeti annede kalan çocuğun adının değiştirilmesi istenmişti.
Davacı, küçük T.. Y..’nın 22.07.2009 tarihinde doğduğunu ve 03.08.2009 tarihinde nüfusa tescil edildiğini, babası ile boşandıklarını, ancak küçük T. A.’nin O. olarak tanındığını, bu nedenle T. A.olan isminin O. olarak değiştirilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece küçüğün babasının değişikliğe muvafakat etmediği ve isim tashihinin bir kez yapılabileceği gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Türk Medeni Kanunu 339. maddesi gereğince evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun adını anne ve babası koyar. Ancak evlilik birliği sona erdikten sonra aynı Yasanın 336. maddesi gereğince velayet kendine tevdi edilen anne haklı sebep bulunması halinde dava açabilir. Ayrıca isim değişikliğinin bir defadan fazla açılamayacağına ilişkin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin “Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir” biçimindeki birinci cümlesi Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 gün 2011/34-2012/48 sayılı kararı ile iptal edildiğinden mahkemece işin esasına girilerek Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi gereğince haklı sebep olgusu araştırılıp sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Aynı Daire 10.04.2014 tarihli, 2014/2391 E., 2014/6726 K. sayılı kararında adı daha önce mahkeme kararıyla değiştirilmiş bir davacının yeni talebini ele aldı.
Davacı dava dilekçesinde, nüfus kaydında adı Didar olduğu halde aile ve arkadaş çevresinde Özlem olarak tanınıp bilindiğini, bu durumun karışıklığa neden olduğunu ileri sürerek adının Özlem olarak değiştirilmesini istemiş; mahkemece, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25.12.2006 tarih 2006/461-2006/363 sayılı kararı ile davacı adının değiştirildiğinden, ikinci kez ad değişikliğinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacının adı Ş. D. iken Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 25.12.2006 tarih ve 2006/461-2006/363 sayılı kararı ile Didar olarak değiştirildiği, mahkemece davacı adının değiştirilme istemi aynı konuda ikinci kez dava açamayacağı gerekçesi ile reddedilmiş ise de; bu hususu düzenleyen 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin birinci cümlesinin (Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir) Anayasa’ya aykırılığı sebebi ile Anayasa Mahkemesi’nin 30.03.2012 gün 2011/34-2012/48 sayılı kararı ile iptal edilip kararın 6 Ekim 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığı anlaşıldığından; mahkemece, açıklanan bu husus dikkate alınarak ve davacının iddiası ile ilgili kanıtlar toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesindeki haklı nedenin varlığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Haklı Sebep Yoksa İkinci Dava Reddedilir
Dava yolunun açık olması sonucu belirlemez. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 18.02.2016 tarihli, 2015/6402 E., 2016/2713 K. sayılı kararında bu ayrımı açıkça yaptı. Ergin olmadığı dönemde soyadı değişen davacının ikinci talebi yerel mahkemece reddedilmişti.
Mahkemece davacının talebi, daha önce ergin olmadığı dönemde soyadının değiştirildiği, ergin olduktan sonra aynı konuda ikinci bir davanın açılamayacağı gerekçesi yanında, haklı sebebin mevcut olmadığı gerekçesi ile de reddedilmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin (b) bendinde yer alan “aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kez açılabilir” şeklindeki hüküm Anayasa Mahkemesince 30.03.2012 tarihli 2011/34 esas, 2012/48 sayılı kararla iptal edildiğinden buna dayanan gerekçe doğru değil ise de, soyadı değişikliğini haklı kılacak sebep ortaya konulmadığından ret kararı münhasıran bu sebeple doğru olup (…) sonucu bakımından usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA (…)
Hangi Durumlarda İkinci Kez İsim Değişikliği Talep Edilebilir?
İsim değiştirme taleplerinde mahkemeler “haklı neden” kavramını temel alır. Daha önce yapılan isim değişikliğinin yeterli olmaması, yanlış yazımlar veya bireyin kişisel koşullarındaki değişiklikler gibi nedenler ikinci kez dava açılmasını haklı kılabilir.
Haklı Nedenlere Örnekler:
- Yeni adı benimseyememe: Yargıtay’a göre adını benimsemeyen, kişiliğiyle özdeşleştiremeyen kişinin adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. İlk değişiklikten sonra yeni adın da benimsenmemesi bu açıdan değerlendirilebilir.
- Çevrede farklı adla tanınma: Kişinin aile ve iş çevresinde başka bir adla bilinmesi Yargıtay kararlarında haklı sebep sayılır.
- Hatalı değişiklik: İlk isim değişikliği sırasında yapılan yazım hataları veya eksiklikler.
- Dini veya kültürel değişiklikler: Kişinin dini veya etnik kimliği doğrultusunda tekrar isim değişikliği istemesi.
- Toplumsal nedenler: Yeni isimle alay edilmesi veya ismin bireyi toplumsal olarak zor durumda bırakması.
İkinci kez isim değiştirme davası açılabilir. Haklı gerekçe sunulduğu sürece üçüncü veya dördüncü kez dahi dava açmak mümkündür.
Mahkemeler ikinci ve sonraki talepleri de aynı haklı sebep ölçüsüyle değerlendirir. Önceki değişiklik tek başına ret gerekçesi olamaz, ancak yeni sebebin delil ve tanıkla dosyaya yansıtılması gerekir.
Önemli: Önceki bir isim değişikliği yeni davada tek başına ret sebebi değildir. Ret ancak haklı sebep ispatlanamazsa gündeme gelir.
İsim değiştirme sürecinde hukuki destek almak, davanın hızlı ve sorunsuz şekilde sonuçlanmasını sağlar. Bu tür taleplerinizle ilgili daha fazla bilgi almak ve süreci profesyonel bir şekilde yönetmek için uzman bir avukata danışabilirsiniz.
Reddedilen veya Geri Alınan Davadan Sonra Yeniden Dava Açılabilir Mi?
Ret kararı yeni bir başvurunun önünde kural olarak mutlak engel oluşturmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesi ad ve soyadın değiştirilmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Aynı Kanun’un 388. maddesine göre bu işlerde verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.[4]
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/1751 E., 2013/2992 K. sayılı kararında ad değişikliği davalarında verilen kararların kesin hüküm sayılmadığını belirtti. Daireye göre ileri sürülen delillere ve duruma göre yeniden ad değişikliği istenebilir. Aynı gerekçe ve aynı delille yapılan tekrar başvurusu ise genellikle aynı sonuca varır.
Davadan feragat ise farklı bir sonuç doğurur. HMK m.311 feragate kesin hüküm gibi hukuki sonuç bağlar.[5] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/2810 E., 2017/11722 K. sayılı kararında ad değiştirme davası yönünden bu kuralı hatırlattı.
Uyarı: Davadan feragat eden kişi, aynı talep için yeniden dava açtığında kesin hüküm engeliyle karşılaşabilir.
Takipsiz bırakılan dosya işlemden kaldırılır. HMK m.150 uyarınca üç ay içinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır ve aynı talep için yeni dava açılabilir.
Çocuğun Adı Birden Fazla Kez Değiştirilebilir Mi?
Değiştirilebilir, ancak çocuklarda ölçüt daha sıkıdır. Velayet el değiştirdiğinde yeni veli de ad değişikliği isteyebilir. Yargıtay bu tekrar riskini gerekçe göstererek haklı sebebi dar yorumlar.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 02.10.2019 tarihli, 2019/4689 E., 2019/8434 K. sayılı kararında bu ölçütü açıkça ortaya koydu.
Ancak çocuk adına yasal temsilcisi tarafından açılan davalar ile ergin kişiler tarafından açılan haklı nedene dayalı adın değiştirilmeleri davalarında adı değiştirilecek olanın yaşı itibari ile iradesini belirtme durumunun söz konusu olmaması ve velayet hakkının değişmesi halinde bu defa çocuğun velayet hakkına sahip veli tarafından yeniden adın değiştirilmesinin istenebileceği, bu durumda çocuğun sosyal statüsü, zihinsel gelişiminin de olumsuz etkileneceği gibi kendine özgü durumlar sebebi ile haklı neden kavramı ergin kişilerin açtıkları adın değiştirilmesi davalarına göre daha dar yorumlanmalı ve çok istisnai durumlarda çocuğun adının değiştirilmesine karar verilmelidir.
Somut olayda Daire, boşanmaya yol açan olaylarda çocuğun dedesinin etkisi bulunmasını ad değişikliği için haklı sebep saymadı ve kabul kararını bozdu. Çocuk ergin olduğunda kendi adına haklı sebeple dava açabilir.
İsim Değiştirme Kaç Kez Yapılabilir Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İsim değiştirme kaç kez yapılabilir ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.
Hukuki haberleri bizden takip edin
Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.27 ↩
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36/1-b (7039 sayılı Kanun m.9 ile değişik) ↩
- Anayasa Mahkemesi, 30.03.2012 tarih, 2011/34 E., 2012/48 K. (RG 06.10.2012, Sayı 28433) ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2-a-2 ve m.388 ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311 ↩
