Taksirle Yangına Neden Olma Suçu ve Cezası
Özet, seçtiğiniz yapay zeka aracında yeni sekmede oluşturulur. Yapay zeka özetleri hatalı veya eksik olabilir; hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Taksirle yangına neden olma, bir kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda istemeden yangın çıkmasına yol açmasıyla oluşan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu bu fiili, kasıtlı yangın çıkarmadan ayrı ve daha hafif bir ceza öngörerek düzenler. Fail yangını bilerek çıkarmamış, ancak beklenen dikkati göstermeyerek önlenebilir bir tehlikeye yol açmıştır.
Taksirle Yangına Neden Olma Suçunun Yasal Dayanağı
Suçun yasal dayanağını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 171. maddesi oluşturur. Madde, genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması başlığı altında düzenlenmiştir ve yangını bu tehlike hallerinden biri olarak sayar[1].
“Taksirle;
a) Yangına,
b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına,
Neden olan kişi, fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Madde metnindeki tehlike şartı gözden kaçırılmamalıdır. Çıkan yangın başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlike doğurmamışsa suç oluşmaz. Kendi arazisinde, çevreye sıçrama ihtimali olmayan bir anız yangınında bu şart tartışılır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, motosikleti yanan bir sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü bu şart araştırılmadığı için bozmuştur. Daire, yerel mahkemenin yangının nerede çıktığını ve evlere olan mesafesini tartışmadan karar verdiğini belirtmiştir.
“TCK.nun 171. maddesinde düzenlenen taksirle yangına neden olma suçunun oluşması için, taksirle neden olunan yangının başkalarının hayatı, sağlığı ve malvarlığı bakımından tehlikeli olması gerektiği gözetilerek sanığın motosikletinin nerede yandığı, evlere olan mesafesi, başkaları yönünden tehlikeli olup olmadığı araştırılıp kararda tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması”
Karar, tehlikenin varsayımla kabul edilemeyeceğini gösterir[2]. Mahkeme yangının yerini, çevredeki yapılara uzaklığını ve yayılma ihtimalini somut olarak tespit etmek zorundadır.
Aynı fiilin kasten işlenmesi farklı bir suç oluşturur. Kişi yangını bilerek ve isteyerek çıkarırsa cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis olan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sorumlu tutulur; suç kişilerin toplu olarak bulunduğu bir yerde işlenirse ceza yarı oranında artırılır[3].
Kasten işlenen hal ile taksirli hal arasındaki fark yalnız ceza miktarında değildir. Ön ödeme imkanı ve tehlike aşamasının cezalandırılması bakımından da iki suç birbirinden ayrılır.
| Ölçüt | Kasten (TCK m.170) | Taksirle (TCK m.171) |
|---|---|---|
| Manevi unsur | Yangın bilerek ve istenerek çıkarılır | Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık vardır, sonuç istenmemiştir |
| Hapis cezası | Bir yıldan beş yıla kadar | Üç aydan bir yıla kadar |
| Cezayı artıran hal | Kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenirse ceza yarı oranında artırılır | Bilinçli taksirde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| Yangın çıkmadan tehlike | Yalnız tehlikeye neden olmak da suçtur, cezası üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır | Yangın fiilen çıkmamışsa ceza sorumluluğu doğmaz |
| Ön ödeme | Kapsam dışı | Kapsamda |
| Uzlaştırma | Kapsam dışı | Kapsam dışı |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi | Asliye ceza mahkemesi |

Suçun Unsurları
Taksirle yangına neden olma suçunun oluşması için failin özen yükümlülüğüne aykırı davranması ve bu davranışla yangın arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Sigarayı söndürmeden atmak, ocağı açık bırakmak veya kuru ota kıvılcım sıçratacak bir işlem yapmak, uygulamada sık karşılaşılan taksirli davranış örnekleridir.
Failin yangını önceden öngörüp önleyebilecek durumda olması aranır. Öngörülemeyecek bir kaza sonucu çıkan yangında taksir değil, kaza hükümleri gündeme gelir. Kusurun ceza sorumluluğundaki yerini Türk ceza hukuku ilkeleri yazımızda ele aldık.
Yangının gerçekten meydana gelmiş olması suçun tamamlanması için şarttır. Bu suç tipinde teşebbüs mümkün değildir, davranış ile sonuç arasındaki bağ kurulamazsa ceza sorumluluğu doğmaz.
Taksirle Yangına Neden Olma Suçunun Cezası
Madde 171 uyarınca fail, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mahkeme bu aralıkta somut cezayı belirlerken failin kusurunun ağırlığını ve yangının yol açtığı zararın büyüklüğünü dikkate alır.
Uyarı: Yangın ormanda çıkmışsa bu ceza aralığı uygulanmaz. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak orman yangınına sebebiyet verenler Orman Kanunu uyarınca üç yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Failin yangını söndürmeye yönelik çabaları veya meydana gelen zararın azlığı bu cezayı yarısına kadar indirebilir[4].
Fail sonucu öngörmüş ama istememişse bilinçli taksir söz konusu olur ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır[5]. Bu ayrımın uygulamadaki en yaygın örneğini alkollü araç kullanma cezası yazımızda anlattık.
Kanun bir de failin lehine bir hal tanır. Taksirli hareketin sonucu münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede failin mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez, bilinçli taksirde ise ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Kendi evini yakarken yakınını kaybeden fail bu hükmün tipik örneğidir.
Not: Kanun bu hükümde “münhasıran” ifadesini kullanır. Netice yalnız failin kendi kişisel ve ailevi çevresinde ağır sonuç doğurmuşsa hüküm uygulanır, yangın komşunun evine ya da deposuna sıçramışsa şart gerçekleşmez. Yargıtay bir kararında, yangından sadece sanığın zarar gördüğü kabul edildiği halde bu fıkranın tartışılmamasını bozma sebebi saymıştır.
Hükmedilen ceza, şartları varsa adli para cezasına çevrilebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması ve zararın giderilmiş olması bu imkanların önünü açar.

Yangında Yaralanma veya Ölüm Meydana Gelmesi
Yangın sırasında bir kişi yaralanır veya hayatını kaybederse, fail yalnızca genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan değil, taksirle yaralama veya taksirle öldürme hükümlerinden de sorumlu tutulur. Yargıtay uygulamasında bu suçlar arasında gerçek içtima kabul edilir, fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır[6].
Taksirle öldürmenin cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölümünde ya da bir kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanmasında bu aralık iki yıldan on beş yıla çıkar. Bu durumda dosya, yalnızca yangın nedeniyle açılan bir soruşturmadan çok daha ağır bir yargılamaya dönüşür.

Yangın Nedeniyle Açılabilecek Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davası
Taksirle yangına sebebiyet veren kişi hakkında ceza davasından bağımsız olarak, zarar gören komşular veya üçüncü kişiler tarafından hukuk mahkemesinde tazminat davası da açılabilir. Bu davanın temeli çoğu zaman Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49. maddesidir[7].
Yangın komşu bir taşınmaza sıçradıysa Türk Medeni Kanunu’nun komşuluk hukukuna ilişkin 737. maddesi de gündeme gelir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, sobasını söndürmeden işyerinden ayrılan kişinin çıkardığı ve bitişik dükkana sıçrayan yangına ilişkin bir dosyada, Medeni Kanun’un 730 ve 737. maddelerinden doğan sorumluluğun kusura bağlı bir sorumluluk olmadığını, bu nedenle davalının kusursuz olmasının tazminat miktarını düşürmeyeceğini belirtmiş ve eksik incelemeyle kurulan yerel mahkeme hükmünü bozmuştur[8].
Not: Ceza davasında beraat kararı verilmesi, hukuk mahkemesindeki tazminat davasının reddini otomatik olarak gerektirmez. Hukuk hakimi, kusurun değerlendirilmesinde ve zararın belirlenmesinde ceza hakiminin kararıyla bağlı değildir. Bağlayıcı olan tek şey, ceza mahkemesinin olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin maddi tespitidir[9].

Şikayet, Ön Ödeme ve Uzlaştırma
Taksirle yangına neden olma suçu şikayete tabi değildir. Savcılık, yangını öğrendiği andan itibaren resen soruşturma başlatır ve mağdurun şikayetini geri çekmesi kovuşturmayı durdurmaz.
Buna karşılık suç ön ödeme kapsamındadır. Türk Ceza Kanunu ön ödemeyi kural olarak hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlara bağlar, ancak aynı maddenin altıncı fıkrası genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması suçunu adıyla sayarak bu kuralın dışında tutar[10]. Fail, hapis cezasının alt sınırı olan üç ayın karşılığını kanunda her gün için öngörülen yüz Türk Lirası üzerinden ödeyerek kamu davası açılmasını önleyebilir.
Uyarı: Ön ödeme sınırsız bir imkan değildir. Bu kapsamdaki bir suçtan ön ödeme yoluyla kovuşturmaya yer olmadığı kararı alan kişi, beş yıl içinde aynı suçu yeniden işlerse hakkında ön ödeme hükümleri uygulanmaz.
Savcılık bu tutarı soruşturma giderleriyle birlikte tebliğ eder. Tebligattan itibaren on gün içinde ödeme yapılırsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Fail aynı süre içinde talep ederse tutar birer ay arayla üç eşit taksitte ödenebilir; taksitlerden biri aksarsa ön ödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya kaldığı yerden devam edilir.
Bu suç ön ödeme kapsamına 2016 yılında alınmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, değişiklikten önce kurulmuş mahkumiyet hükümlerini yalnız bu nedenle bozmuş ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini istemiştir.
“02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK.nun 75. maddesi uyarınca sanığa yüklenen genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması suçunun temas ettiği, TCK.nun 171/1-a madde ve fıkrasında düzenlenen suçun ön ödeme kapsamına alındığı nazara alınarak, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması”
Daire bu dosyada hükmün diğer yönlerini incelemeden bozma kararı vermiştir[11]. Karar, ön ödeme teklifinin sanığa tanınması gereken bir hak olduğunu ve atlanmasının tek başına bozma sebebi sayıldığını ortaya koyar.
Suç uzlaştırma kapsamında değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu uzlaştırmayı şikayete bağlı suçlarla maddede tek tek sayılan suçlara özgülemiştir; bu suç ise sayımın dışında kalır[12]. “Taksirli suçlar uzlaşmaya tabidir” yaygın ama yanlış bir bilgidir; listede yer alan tek taksirli suç taksirle yaralamadır.

Dava Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Taksirle yangına neden olma suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bu süre, beş yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlar için Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde öngörülen genel süredir[13].
Taksirle yangına neden olma davası, hapis cezasının üst sınırı on yılın altında kaldığından ağır ceza mahkemesinde değil asliye ceza mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme yangının çıktığı yer mahkemesidir.
Bilgi: Savcılık ön ödeme teklifi yapmadan dava açmışsa bu imkan kaybolmaz. Asliye ceza mahkemesi sanığa bildirimde bulunur ve tutar yargılama giderleriyle birlikte ödendiğinde kamu davası düşer. Aynı kural, fiilin niteliği yargılama sırasında değişerek ön ödeme kapsamındaki bir suça dönüştüğünde de geçerlidir.
Harbiye Hukuk Bürosu Taksirle Yangına Sebebiyet Verme Davalarında Hizmeti
Harbiye Hukuk Bürosu, taksirle yangına sebebiyet iddiasıyla açılan ceza soruşturmalarında şüpheli veya mağdur vekilliğini üstlenir. Ön ödeme teklifini ve varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanını dosya bazında değerlendirir, yangının komşu taşınmazlara verdiği zararla ilgili tazminat davalarını ceza dosyasıyla eş zamanlı yürütür.
Bir yangın olayına karışan veya zarar gören tarafların dosyalarını erken aşamada bir avukatla değerlendirmesi, hem ceza hem hukuk cephesindeki hak kayıplarını önler.
Yangınla ilgili bir soruşturmanın ya da tazminat talebinin tarafıysanız Harbiye Hukuk Bürosu ile iletişime geçerek dosyanızı uzman bir ceza avukatıyla değerlendirebilirsiniz.
Taksirle Yangına Neden Olma Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki haberleri bizden takip edin
Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.
Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.171 ↩
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2013/1691 K.2014/2721, T. 11.02.2014 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.170 ↩
- 6831 sayılı Orman Kanunu m.110 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.22 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85 ve m.89 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 ↩
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 09.07.2014 tarih, 2014/5265 E., 2014/9237 K. sayılı kararı ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.75 ↩
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2017/25451 K.2018/7365, T. 25.06.2018 ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 ↩