Kıdem Tazminatı Peşin Ödenmelidir!

Kıdem tazminatı, bir işçinin belirli şartlar altında işten ayrılması halinde hak ettiği önemli bir toplu ödemedir. İş Kanunu’na göre kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erdiği işten çıkış gününde peşin olarak ve tek seferde işçiye ödenmelidir. Bu yasal zorunluluk, işçinin yıllarca emek vererek hak kazandığı tazminatı bekletilmeden almasını sağlamak amacını taşır. Kural olarak işveren, işçi onay vermedikçe kıdem tazminatını taksitlendiremez. Çalışan istemediği sürece işveren tek taraflı olarak tazminatı parça parça ödeyemez, ödeme tamamıyla ve derhal yapılmalıdır.

Tarafların anlaşması halinde elbette taksitli ödeme planı yapılabilir, ancak işçi böyle bir ödeme planına yazılı onay vermezse işveren tazminatı bölerek ödeme yoluna tek taraflı gidemez. İşçi, çalışması devam ederken kıdem tazminatını talep edemez. Tazminat hakkı, iş akdi sona erdiğinde muaccel (hemen ödenebilir) hale gelir. Dolayısıyla en az 1 yıl aynı işverene bağlı çalışıp kanunen kıdem tazminatına hak kazanan işçi, işten ayrıldığı anda bu ödemeyi peşin olarak talep edebilir.

Öte yandan her işten ayrılan işçi kıdem tazminatı hakkına sahip olmayabilir. İşçinin kıdem tazminatı alabilmesi için en az 1 yıl çalışmış olması ve iş akdinin kanunda sayılan haklı fesih nedenlerinden biriyle sonlanması gerekir. Örneğin kendi isteğiyle ve haklı bir sebep olmaksızın istifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatına hak kazanamaz. Ancak maaşların ödenmemesi gibi haklı bir nedenle istifa eden işçi de kıdem tazminatı alabilir. İşverenin haksız şekilde işten çıkardığı veya işçinin kanunen geçerli bir nedenle işi bıraktığı durumlarda, en az bir yıllık kıdeme sahip işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bu hakkın doğduğu hallerde işverenin tazminatı geciktirmeden ödemesi yasal bir yükümlülüktür.

Kıdem Tazminatının Peşin Ödenmesi Zorunluluğu

Kıdem tazminatının ödeme zamanına ilişkin asıl kanuni dayanak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6. ve 120. maddeleri uyarınca hâlâ yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesidir.[1] Bu maddede taksit sayısına veya gün sayısına dair açık bir sınır yer almasa da yürürlükteki mevzuat ve Yargıtay içtihatları, kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği anda ödenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. İşçi işten çıkarıldığı anda veya hak ettiği bir nedenle işten ayrıldığında, tazminat tutarı tek seferde hesaplanıp ödenmelidir. İşçinin kıdem süresi ve brüt ücreti esas alınarak hesaplanan kıdem tazminatı miktarı, fesih tarihinde muaccel hale gelir.

İşveren, kural olarak kıdem tazminatını peşin ve tamamıyla ödemek zorundadır. İşverenin tek taraflı kararıyla taksitlendirme yapması hukuka aykırıdır. Yargıtay kararları da, çalışan istemediği müddetçe kıdem tazminatının taksitler halinde ödenemeyeceğini vurgulamıştır. Taksitle ödeme ancak işçinin onayıyla ve anlaşmasıyla mümkündür. Bu durumda dahi işveren, mutabık kalınan ödeme planına uymakla yükümlüdür. Aksi halde ödenmeyen her bir taksit için de temerrüt faizi ve hukuki yaptırımlar gündeme gelecektir.

Kıdem tazminatının peşin ödenmesi, kanunun aradığı asıl kuraldır. İşçi ile işveren farklı bir ödeme şekli konusunda anlaşmamışsa, tazminat tek seferde ve işten ayrılma günü ödenmelidir. Bu yükümlülük hem işçinin hakkını zamanında alabilmesi hem de olası anlaşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.

Kıdem Tazminatının Peşin Ödenmesi Zorunluluğu

Kıdem Tazminatının Peşin Ödenmesi Zorunluluğu

Ödenmeyen Kıdem Tazminatının Sonuçları

İşveren kıdem tazminatını zamanında ve tam olarak ödemezse hem faiz yükümlülüğü ile karşılaşır hem de işçi açısından çeşitli yasal yollara başvurma hakkı doğar. Zamanında ödenmeyen kıdem tazminatı, kanunen bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmek zorundadır. İşveren her geciktirdiği gün için, o dönem bankalardaki en yüksek vadeli mevduat faizine eş değer oranda faiz işletir ve bu faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalır. İşveren geciktikçe işleyecek faiz nedeniyle işçinin alacağı tutar artar.

Örneğin kıdem tazminatı 2026 yılında ödenmezse, temerrüt tarihi itibariyle 2026 yılı içinde bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faiz oranı bu alacağa işletilir. İşçi beklediği süre boyunca maddi olarak kayba uğramaz, aksine faiz sayesinde hakkı büyür.

Ancak burada işçilerin dikkat etmesi gereken önemli bir husus vardır: zamanaşımı süresi. 25 Ekim 2017 tarihindeki yasal değişiklikle birlikte kıdem tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir.[2] İş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde talep edilmeyen veya dava konusu yapılmayan kıdem tazminatı alacakları zamanaşımına uğrar. Bu nedenle hak düşürücü 5 yıllık süre dolmadan mutlaka yasal girişimlerde bulunulmalıdır, aksi takdirde 5 yılın sonunda işverenin ödemediği tazminatı talep etme hakkı yasal olarak sona erecektir.

Kıdem tazminatının peşin ödenmesi hem kanuni bir zorunluluk hem de işçi için hayati bir haktır. Ödenmemesi halinde işveren yüksek faiz yükü altına girer ve işçi de hakkını almak için çeşitli mercilere başvurabilir. Aşağıda, ödenmeyen kıdem tazminatı durumunda işçilerin izlemesi gereken adımlar anlatılmıştır.

Ödenmeyen Kıdem Tazminatının Sonuçları

Ödenmeyen Kıdem Tazminatının Sonuçları

Ödenmeyen Kıdem Tazminatı için İzlenecek Adımlar

Tazminatını alamayan bir işçi, hakkını alabilmek için belirli bir yasal süreci takip etmelidir. Bu süreçte öncelikle işçinin kendi girişimleri söz konusudur, ardından resmi mercilere başvuru ve dava aşamaları gelir. İşte izlenmesi gereken yol haritası:

Ödenmeyen Kıdem Tazminatı için İzlenecek Adımlar

Ödenmeyen Kıdem Tazminatı için İzlenecek Adımlar

İşverene Yazılı İhtar Göndermek

İlk olarak, işverenle doğrudan iletişime geçmek ve ödenmeyen kıdem tazminatını talep etmek gerekir. Bunu yapmanın en etkili yolu noter aracılığıyla ihtarname göndermektir. Noter onaylı ihtarname, işçiden işverene gönderilen resmi bir yazılı uyarıdır. Bu ihtarda, ödenmeyen kıdem tazminatı tutarının (varsa ihbar tazminatı gibi diğer alacaklarla birlikte) yasal faizleriyle birlikte ve belirli bir süre içinde ödenmesi talep edilir. Örneğin işçiye hak ettiği tüm tazminatların 7 gün içinde ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağını belirten bir ihtar çekilebilir. İhtarnameyi noter aracılığıyla göndermek önemlidir, çünkü ileride dava açıldığında bu ihtar işçinin talebini ve iyi niyetli girişimini kanıtlayan güçlü bir delil olacaktır.

Kıdem tazminatı ödenmeyen işçi, öncelikle noter kanalıyla işverene bir ödeme ihtarı göndermelidir. Çoğu durumda işveren, kendisine tebliğ edilen bu resmi ihtar sonrasında sorumluluğunun farkına vararak ödemeyi yapmaktadır. Eğer işveren ihtarnameye rağmen ödeme yapmazsa, işçinin sonraki adımlara geçmeden önce talebini yazılı olarak belgelediği için eli güçlü olacaktır.

Çalışma ve İş Kurumu’na (İşkur) Şikayet Başvurusu

Noter ihtarına rağmen ödeme yapılmadıysa, işçi resmi kurumlar nezdinde girişimde bulunabilir. Bunun ilk adımı, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne (İŞKUR) şikayette bulunmaktır. İşçi, işyerinin bağlı bulunduğu ildeki İŞKUR birimine giderek ödenmeyen kıdem tazminatı (ve varsa ihbar tazminatı gibi diğer işçilik alacakları) hakkında resmi şikayet kaydı oluşturabilir. Şikayet üzerine İŞKUR yetkilileri işverene ulaşarak sorunu çözmeye veya uzlaşma sağlamaya çalışır. Genellikle kurum, işverene yasal yükümlülüklerini hatırlatır ve ödemeyi yapması için idari bir baskı oluşturur.

Ancak İŞKUR’a şikayet her zaman kesin çözüm garantisi taşımaz. Bazı işverenler bu girişimi de dikkate almayabilir veya görüşmede uzlaşma sağlanamayabilir. Yine de yapılan şikayet ve süreçteki gelişmeler ileride açılacak dava için önemli bir zemin hazırlar. Örneğin işverenin İŞKUR’daki uzlaşma toplantısına katılmaması veya toplantıda borcunu kabul etmesi gibi hususlar, tutanak altına alınarak mahkemede işçinin iddiasını destekleyecek deliller haline gelir[11]. Bu nedenle sonuç alınamasa bile İŞKUR’a başvurmuş olmak işçinin lehinedir.

Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu

2018 yılından itibaren, işçi alacakları ve tazminatlarıyla ilgili davalarda dava şartı olarak arabuluculuk uygulaması getirilmiştir. İş mahkemesinde dava açmadan önce işçi ile işverenin, bir arabulucu eşliğinde görüşerek uzlaşma yolunu denemesi zorunludur. Arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılırsa, mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddedecektir. Bu nedenle işçi, tazminat alacağı için yargı yoluna başvurmadan önce mutlaka Arabuluculuk Bürosu’na müracaat etmelidir.

Peki arabuluculuk süreci nasıl işler? İşçi, işvereninin (veya işyerinin) bulunduğu yer adliyedeki Arabuluculuk Bürosu’na gerekli bilgileri vererek başvuru yapar. Başvuru üzerine genellikle aynı gün içinde bir arabulucu görevlendirilir ve taraflara toplantı günü ile saati bildirilir. Arabuluculuk görüşmesi yasal olarak en fazla 3 hafta içinde tamamlanır, arabulucu gerekli görürse bu süreyi en fazla 1 hafta uzatabilir. Görüşme sonucunda anlaşma sağlanırsa, taraflar bir anlaşma belgesi imzalar. Bu belge mahkeme kararı hükmündedir ve içindeki ödeme taahhütleri doğrudan icra edilebilir.

İşveren arabulucuda ödemeyi kabul eder de belirtilen sürede ödemezse, işçi bu anlaşma belgesini alarak doğrudan icra dairesine başvurup haciz yoluyla alacağını tahsil edebilir. Arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamazsa, arabulucu bunun bir son tutanak ile belgelendirir. Arabulucuda uzlaşma olmazsa işçi artık yasal yollardan hakkını aramak üzere iş mahkemesinde dava açma hakkına sahip olur.

Not: Arabuluculuk süreci bir dava şartı olduğundan, bu aşama atlanırsa mahkeme davayı reddedecektir. Konu hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır? başlıklı rehberimize göz atabilirsiniz.[20]

İş Mahkemesinde Tazminat Davası Açmak

Zorunlu arabuluculuk aşaması tamamlandıktan ve anlaşma sağlanamadığı tutanakla belgelendikten sonra işçi, haklarını alabilmek için artık yargı yoluna başvurabilir. Bu aşamada izlenecek yol, iş mahkemesinde alacak (tazminat) davası açmak olacaktır. İşçi, arabulucunun düzenlediği anlaşmama tutanağı ile birlikte yetkili iş mahkemesine dava dilekçesini sunmalıdır. Dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının eklenmesi zorunludur, aksi halde mahkeme dava şartı eksikliğinden davayı reddedebilir.

Dava dilekçesinde işçi ödenmeyen kıdem tazminatı tutarını, varsa ihbar tazminatı ve diğer tüm işçilik alacaklarını talep edebilir. Ayrıca yasal faiz talebini de özellikle belirtmelidir. Mahkeme, işçinin davasını haklı bulursa kararında bu faizle birlikte ödenmesine hükmedecektir. Dava sonunda işveren yalnız tazminat tutarını değil, fesih gününden kararın ödeneceği güne kadar işlemiş faiziyle birlikte ödemek zorunda kalır.

İşçi, kıdem (ve varsa ihbar) tazminatının yanı sıra eğer bunlar da ödenmemişse yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi diğer işçilik alacaklarını da aynı dava içinde talep edebilir[26]. Mahkeme sürecinde işçi, hak ettiği tutarları ispatlamak için işyeri kayıtları, bordrolar, tanık beyanları gibi delillere başvurmalıdır.

Bir tazminat davası ne kadar sürer? İş mahkemesinde kıdem tazminatı davasının sonuçlanma süresi, mahkemelerin iş yüküne göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay ile 1,5 yıl (7-18 ay) arasında değişmektedir[27]. İlk derece mahkemesinin kararının ardından taraflar istinaf ve temyiz yoluna gidebilir, bu durumda davanın kesinleşmesi 2-3 yılı bulabilir. Ancak yargılama devam ederken tarafların sulh anlaşması yapıp davayı erken bitirme ihtimali de her zaman vardır.

Mahkeme kararı işçi lehine çıktığında, işveren kararda belirtilen tutarı ödemek zorundadır. Karar kesinleştikten sonra da ödeme yapılmazsa, işçi icra dairesi aracılığıyla ilamlı icra takibi başlatarak haciz yoluyla alacağını tahsil yoluna gidebilir. İşverenin banka hesaplarına, mal varlıklarına haciz konularak kıdem tazminatı tutarı faiziyle birlikte tahsil edilmeye çalışılır.

Not: Dava açmak ciddi bir süreç olduğundan, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve yasal süreler gibi teknik detaylar bulunur. Deneyimli bir iş hukuku avukatı, dava açmadan önce ihtarnamenin yazılması, arabuluculuk müzakeresi ve dava dilekçesinin hazırlanması gibi her aşamada doğru adımları atmanıza yardımcı olabilir.

Sonuç

Kıdem tazminatının peşin ödenmesi zorunluluğu, işçinin emeğinin karşılığını gecikmeksizin alabilmesi için getirilmiş önemli bir kuraldır. İşveren, hak etmiş işçiyi işten çıkarırken veya işçi haklı nedenle ayrılırken kıdem tazminatını derhal ödemekle yükümlüdür. Ödenmemesi durumunda işleyen yüksek faiz, işverenin gecikme halinde daha fazla ödeme yapmasına yol açar. İşçilerin de haklarını savunmak konusunda zaman kaybetmemeleri kritik önem taşır. 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde hakkını aramayan işçi, bu süre geçtikten sonra yasal olarak alacağını talep edemez[8].

Türkiye’de işçi hakları yasalarla korunmaktadır. İşçiler bilinçli ve kararlı bir şekilde hareket ederek, noter ihtarıyla başlayan ve gerekirse mahkemeye uzanan süreci takip ederek haklarına kavuşabilirler. Bu süreçte gerektiğinde uzman bir iş hukuku avukatı desteği almak, atılacak adımların doğru ve eksiksiz olmasını sağlayacaktır. Haklarınızı aramak yasal ve meşru bir adımdır.

KIDEM TAZMİNATI PEŞİN ÖDENMELİDİR!

KIDEM TAZMİNATI PEŞİN ÖDENMELİDİR!

Kıdem Tazminatının Peşin Ödenmesi İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Kıdem tazminatının peşin ödenmesi ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.










Kaynaklar

  1. 1475 sayılı İş Kanunu m.14
  2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 sayılı Kanun’a eklenen mükerrer madde 32
  3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/4492, K. 2021/1536, T. 19.01.2021
Av. Hulusi Hatıpoğlu
Av. Hulusi Hatıpoğlu
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. Avukatlık kariyerine Konya Barosu’nda başlayan Arb. Av. Hulusi Hatıpoğlu, kariyerini İstanbul’da devam ettirmektedir. Özellikle İş Hukuku, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, ...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap