Adli Tatilde Görülen Davalar

Adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlayıp 31 Ağustos’ta sona eren ve yeni adli yılın 1 Eylül’de başladığı yargı tatili dönemidir. Bu dönemde mahkemelerin büyük bölümünde duruşmalar yapılmaz, yargı mensupları yıllık izinlerini kullanır. Adli tatilin kapsamı ve hukuki dayanağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.102 ile düzenlenmiştir.

Benzer hükümler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.331 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m.61’de de yer alır. Adli tatil süresince kanunda ivedi (acil) işler olarak sayılan bazı dava ve işlemler dışındaki yargısal faaliyetler durur. Bu nedenle adli tatil, yargının tamamen durması anlamına gelmez; sadece kanunen belirlenen sınırlar içinde yargılamaya ara verme dönemidir.

Adli tatilin tarihi ve süresi yasayla sabitlenmiştir. HMK m.102 uyarınca her yıl 20 Temmuz itibarıyla tatil başlar ve 31 Ağustos‘ta sona erer. Bu yaklaşık 1,5 aylık süre içinde mahkemelerin çoğu rutin işlerine ara verir. Adli tatilin tarihsel gerekçesi, yaz aylarında hem yargı mensuplarına dinlenme imkanı sağlamak hem de vatandaşların adli işlemler nedeniyle yaz mevsiminde zorlanmasını önlemektir.

Kanun koyucu, yalnızca belli nitelikteki acil uyuşmazlıkların tatil sürecinde de görülmesine izin vererek hak kayıplarını önlemeyi amaçlamıştır. Adli tatil kavramı Türkiye’de yargılamanın işleyişine özgü yasal bir ara dönemi ifade eder ve hangi tarihlerde geçerli olacağı ile hangi işleri kapsayıp hangilerini kapsamayacağı yasa hükümleriyle ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

AVUKATA SORU SOR

Adli Tatilde Görülen Davalar Hangileridir?

Adli tatil süresince kural olarak duruşmalar ertelenir, ancak HMK m.103 hükmü uyarınca bazı dava ve işler bu dönemde de görülmeye devam eder. Kanun, bu istisnai dava ve işleri sınırlı şekilde (tahdidi olarak) saymıştır. HMK m.103/1’e göre adli tatilde görülebilecek davalar ve işler şunlardır:

  • Geçici hukuki koruma talepleri: İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici koruma istekleri ile bu konulara ilişkin itirazlar. Bir malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı almak acil ise mahkeme bunu tatilde de inceleyebilir.
  • Aile hukukuna dair ivedi davalar: Her tür nafaka davaları ile soybağı (babalık), velayet ve vesayet ile ilgili dava veya işler adli tatilde görülebilir. Çocuğun velayeti veya acil nafaka talepleri için tatil süresince de duruşma yapılabilir. (Boşanma davası bu kapsamda değildir, aşağıda ayrıca ele alınmıştır.)
  • Nüfus kayıt düzeltme davaları: Kişinin ad, yaş düzeltme gibi nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri tatilde görülebilir. Bu tür davalar genellikle çekişmesiz yargı niteliğinde ve kişilik haklarıyla ilgili olduğundan bekletilmez.
  • İşçi alacak ve işe iade davaları: Hizmet akdinden (iş sözleşmesinden) doğan ve işçilerin açtığı davalar tatilde de devam eder. İşçilik alacakları (kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai vb.) veya işe iade davaları kanunen ivedi sayılır. Yargıtay uygulamasına göre tüm işçi davaları adli tatilde görülebilir niteliktedir.
  • Kayıp belge ve kıymetli evrak iptal davaları: Ticari defterlerin kaybı nedeniyle kayıp belgesi verilmesi talepleri ile çek, bono gibi kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali davaları da tatilde görülür. Bu tür davalarda bekleme ekonomik zararlara yol açabileceği için istisna tanınmıştır.
  • İflas, konkordato ve şirketlerin yeniden yapılandırılması: İflas talepleri, konkordato işlemleri ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin sulh yoluyla yeniden yapılandırılmasına dair dava ve işler tatilde de yürütülür. Borçlu ve alacaklıların haklarını korumak için bu süreçler kesintiye uğramaz.
  • Tatil döneminde yapılmasına karar verilen keşifler: Bir mahkeme, bir keşif veya bilirkişi incelemesinin adli tatil sürecinde yapılmasını kararlaştırmışsa bu keşif işlemi tatilde gerçekleştirilir. Mevsimsel koşullar gerektiriyorsa keşif tatilde yapılabilir.
  • Tahkime ilişkin mahkeme işlemleri: Devam eden bir tahkim yargılamasında mahkemenin görev alanına giren konular (geçici hukuki koruma, delil tespiti, hakem reddi gibi) tatilde de görülebilir. Bu, tahkim sürecinin aksamaması için getirilmiş bir istisnadır.
  • Çekişmesiz yargı işleri: Noterlik benzeri niteliği olan ve taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan çekişmesiz yargı işleri (vasi atanması, kayyım tayini, mirasçılık belgesi verilmesi gibi) tatilde sonuçlandırılabilir.
  • İcra ve İflas Kanunundan doğan yargı işleri: Adli tatil süresinde icra daireleri rutin işlemlerine devam etmektedir. Bu dönemde de icra takibinden doğan davalarda duruşma görülmeye devam etmektedir. Yasal süreler de işlemeye devam eder.
  • Kanunen acele sayılan veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilen işler: Yukarıda açıkça sayılanların dışında, özel kanunlarda ivedi olduğu belirtilen dava ve işler de tatilde görülebilir. Taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme o davanın ivedi olduğuna karar verirse ilgili dava tatilde de devam eder. İcra ve İflas Kanunu m.18’e göre icra mahkemesine getirilen şikayet ve itirazlar kanunen ivedi işlerdendir.[1] Bu nedenle icra mahkemesi dosyaları adli tatilde de görülebilmektedir (aşağıda ayrıca açıklanmıştır).

Yukarıdaki listede tahdidi (sınırlı) olarak sayılan davalar dışındaki hiçbir dava normal koşullarda adli tatilde görülmez. Mahkeme, bu kapsam dışındaki bir davada tatil süresinde duruşma yapamaz ve hüküm veremez; aksi halde bu usul hatası Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.

Kısaca, acele işler olarak nitelenen konular haricinde tüm hukuk davaları adli tatil sonrasına bırakılır. Taraflar anlaşarak veya hakimin takdiriyle, yukarıdaki istisna kapsamındaki bir davanın bile tatil sonuna ertelenmesi mümkün olabilmektedir. Ancak istisna listesinde olmayan bir davanın, taraflar istese bile tatilde görülmesi kural olarak mümkün değildir.

Adli Tatilde Süreler İşler Mi?

Hukuki süreler (usul süreleri), adli tatil döneminde genel olarak durur, yani işlemeye devam etmez. Bunun amacı, mahkemelerin ara verdiği bu sürede tarafların süreye bağlı hak kaybına uğramamasıdır. HMK m.104 uyarınca, adli tatile tabi olan dava ve işlerde kanunun öngördüğü sürelerin son günü adli tatile rastlarsa, o süre kendiliğinden adli tatilin bittiği günden itibaren 1 hafta (7 gün) uzamış sayılır.[2]

Normalde 15 Ağustos’ta dolacak bir temyiz süresi, dava adli tatilde görülmeyen bir dava ise, 31 Ağustos tatil sonuna denk geldiğinden 7 Eylül mesai bitimine kadar uzar. Bu uzama, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın kanun gereği gerçekleşir.

Benzer şekilde idari yargıda da sürelerin işlemesi tatil nedeniyle durmaktadır. İYUK m.8/3 hükmü, idari davalarda sürenin bitimi adli tatile rastlarsa sürenin tatil bitiminden itibaren 7 gün uzamış sayılacağını belirtmiştir. Gerek hukuk mahkemelerinde gerek idare mahkemelerinde, adli tatil süresince süreye tabi işlemler için ek süre imkanı tanınmıştır.

Adli Tatilde Sürelerin İşleyişi

Adli Tatilde Sürelerin İşleyişi

Ceza yargılamasında ise CMK m.331’e göre adli tatile rastlayan süreler işlememekte, tatil bitiminden itibaren 3 gün uzatılmış sayılmaktadır.[3] Bir itiraz veya temyiz süresi tatil içinde dolacaksa, 3 Eylül akşamına kadar uzar.

Burada önemle vurgulanmalıdır ki adli tatilin süreler üzerindeki etkisi yalnızca usul hukukuna ilişkin süreler içindir. Dava açma süresi, itiraz/istinaf/temyiz süreleri, cevap dilekçesi verme gibi yargılama işlem süreleri tatilde durur veya uzar. Ancak maddi hukuktan doğan hak düşürücü süreler veya zamanaşımı gibi süreler adli tatilden etkilenmez. Sözleşmeden doğan bir alacak hakkının zamanaşımı süresi tatil sürecinde de ilerlemeye devam eder.

Tatil süresinde görülebilen davalar (yukarıda sayılan ivedi işler) bakımından sürelerin durması söz konusu değildir. Zira bu davalar adli tatilde de görüldüğü için onlarla ilgili usuli süreler işlemeye devam eder. Nitekim HMK m.104’ün gerekçesinde, adli tatile tabi olmayan dava ve işlerde sürelerin normal şekilde işleyeceği açıkça vurgulanmıştır.

Bir iş davasında (işçi alacak davası) karar adli tatil içinde taraflara tebliğ edilirse, istinaf/temyiz süresi tatil boyunca işlemeye devam eder; çünkü iş davası tatilde de görülebilen bir davadır ve bu tür davalarda HMK’nın tatil nedeniyle süre uzatımı kuralı uygulanmaz.

Benzer şekilde, icra mahkemesi işlemlerinde İcra ve İflas Kanunu gereği işlerin tatilde de sürmesi öngörüldüğünden, icra hukuku işlemlerindeki süreler tatilde durmaz. Bu çerçevede, hangi davaların tatilde görülüp görülmediği sürelerin işleyip işlememesinde belirleyicidir. Tatil kapsamına giren davalarda süre uzatımı hakkı vardır; kapsam dışı acil davalarda ise süreler normal düzeninde devam eder.

ADLİ TATİLDE GÖRÜLEN DAVALAR

ADLİ TATİLDE GÖRÜLEN DAVALAR

Adli Tatilde Dava Açılabilir Mi?

Evet, adli tatil döneminde dava açılması mümkündür. Kanunen adli tatilde yeni dava açılmasına engel bir hüküm yoktur. Birçok kişinin sandığının aksine adli tatilde adliyelerin kapalı olması durumu söz konusu değildir; sadece duruşmaların önemli kısmı ertelenir. Taraflar, tatil süresi içinde de dava dilekçelerini mahkemeye sunabilir, harçlarını yatırarak yeni dava açabilirler. Boşanma, alacak, tazminat, iş davası fark etmeksizin her tür dava, adli tatil esnasında açılabilir.

Dilekçelerin karşı tarafa tebliği, delil toplanması gibi hazırlık işlemleri tatil boyunca yapılabildiği için dava açmayı tatil sonrasına bırakmak yerine tatil içinde yapmak zaman kazanımı bile sağlayabilir. Nitekim uygulamada dilekçeler teatisi aşaması genellikle birkaç ay sürdüğünden, tatil döneminde dava açmak bu sürecin erkenden başlamasına imkan tanır ve yargılamanın genel süresini kısaltabilir.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, açılan davanın görülüp görülmeyeceğidir. Yeni açtığınız dava eğer adli tatilde görülmesi mümkün davalardan değilse, mahkeme dilekçe alışverişi ve evrak işlemlerini yapsa bile duruşma günü tatil sonrasına bırakılır. Bir alacak davasını Ağustos ayında açtıysanız dilekçeler karşı tarafa tebliğ edilebilir; fakat duruşma tarihi genellikle Eylül ayından sonraya verilir. Tatilde dava açmak serbest olsa da davanın fiilen görülmeye başlaması tatil sonrasına sarkabilir.

Açılan dava, eğer tatilde görülebilecek istisnai davalardan birine giriyorsa (bir işçi alacak davası veya nafaka artırımı davası gibi), mahkeme tatil sürecinde de duruşma yapabilir. Bu tamamen davanın niteliğine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

Taraflar, davanın ivedi olduğunu ileri sürerek tatilde duruşma yapılmasını talep edebilir; mahkeme bunu kabul ederse ara vermeden yargılamaya devam edilebilir. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla çok acil bir durum olmadıkça tatil içinde duruşma yapmamayı tercih ederler. Özellikle listede açıkça sayılmayan davalarda tatilde duruşma yapılması kanunen yasaktır.

Adli Tatilde Dava Süreci

Adli Tatilde Dava Süreci

Adli tatilde dava açmaya engel yoktur; hukuki süreçler tamamen durmadığı için yeni dava, icra takibi, temyiz başvurusu gibi işlemler tatil boyunca yapılabilir. Önemli olan, açılan davanın tatil sırasında görülüp görülemeyeceğinin farkında olmaktır. Tatilde açılan ve acil olmayan bir dava, yalnızca dilekçe aşamasında ilerleyip duruşma safhası için Eylül’e kalacaktır. Hak kaybı riski yoksa ve süre açısından aceleniz bulunmuyorsa, bazı davalar için tatil sonunu beklemek de bir tercihtir.

Birçok durumda davayı öne almak ve süre kazanmak adına tatili beklemeksizin dava açmak önerilir. Her halükarda, usul işlemlerinin doğru yürütülmesi için bir avukata danışılması, tatil dönemindeki başvuru ve süre konularında hata yapılmasını önleyecektir.

Adli Tatilde Boşanma Davası Görülür Mü?

Boşanma davaları, kural olarak adli tatilde görülmez. HMK m.103’te boşanma davaları, tatilde görülebilecek işler arasında sayılmamıştır. Bu nedenle ne çekişmeli boşanma ne de anlaşmalı boşanma davasının duruşması, olağanüstü bir durum olmadıkça, 20 Temmuz – 31 Ağustos arasında yapılmaz.

Haziran ayında açılmış ve devam eden bir boşanma davası varsa mahkeme Temmuz sonundaki celselerini genellikle Eylül’e erteleyecektir. Aynı şekilde, tatil başlamadan kısa süre önce açılan bir boşanma davasında da ilk duruşma tarihi tatil sonrasına verilir.

Bununla birlikte, adli tatilde boşanma davası açmak mümkündür. Yeni bir boşanma davasını Ağustos ayında da açabilirsiniz; bu konuda yasal bir engel yoktur. Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar her konuda uzlaşmış oldukları için duruşma genellikle tek celsede sonuçlanır.

Taraflar çok hızlı şekilde boşanmak istiyorsa ve hakim de uygun görürse, ivedi bir durum olduğunu beyan ederek tatil içinde dahi anlaşmalı boşanma davasının duruşmasına girilmesi teorik olarak mümkündür.

Uygulamada bazı nöbetçi aile mahkemesi hakimlerinin, taraflar hazır ve dosya eksiksiz ise tatil döneminde anlaşmalı boşanma protokolünü onayladıkları görülmektedir. Ancak bu tamamen hakimin takdirine bağlıdır ve istisnai hallerde olur. Genel kural, boşanma davalarının acele işlerden sayılmadığı ve tatil boyunca bekleyeceğidir.

Adli Tatilde Boşanma Davası

Adli Tatilde Boşanma Davası

Boşanma davası açmak isteyen kişiler açısından pratik tavsiye, tatile denk gelen süreyi beklemeden davayı açmalarıdır. Dava açmak serbesttir ve dilekçe teatisi gibi işlemler tatilde de yapılır. Özellikle çekişmeli boşanmalarda dilekçeler aşaması birkaç ay sürdüğünden, tatil içinde davayı açmak bu süreci öne çekecektir.

Duruşma tatil sonrasında olsa bile evrak işlemlerinin bitmesi zaman kazanmanızı sağlar. Anlaşmalı boşanmada tarafların beklemeye tahammülü yoksa nöbetçi mahkemeden duruşmayı tatilde yapmasını talep edebilirler; ama bu talebin kabul garantisi yoktur.

Boşanma davaları adli tatilde kural olarak görülmez, ivedi işler kapsamında değillerdir. Sadece çok istisnai durumlarda hakimin ivedilik kararıyla tatilde duruşma yapılabilir ki bu nadiren uygulanan bir durumdur. Boşanma ile birlikte nafaka, velayet gibi acil tedbir talepleri varsa mahkeme bunlar hakkında tatilde de karar verebilir (çocuğun velayeti gibi konular ivedi kabul edilir). Bu süreçte hak kaybına uğramamak ve gerekli dilekçeleri zamanında sunmak için avukat desteği almak yararlı olacaktır.

Ceza Mahkemelerinde Adli Tatil

Ceza yargılamaları, adli tatil döneminde tamamen durmaz ancak önemli ölçüde yavaşlar. 5271 sayılı CMK m.331’e göre ceza mahkemeleri de her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasında çalışmaya ara verir; yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar. Buna rağmen, ceza soruşturmaları ve tutuklu sanıklarla ilgili kovuşturmalar gibi ivedi ceza işleri tatil süresince de devam etmek zorundadır. Kanun, tatil süresinde ceza yargılamasının hangi yönlerinin süreceğini şu şekilde düzenlemiştir:

  • Soruşturma evresi: Savcılık soruşturmaları ve delil toplama işlemleri adli tatilde de devam eder. Suç işlendiğinde tatil diye soruşturmanın durması söz konusu değildir. Suçüstü halleri gibi acil durumlarda adli tatil etkisizdir; kolluk ve savcılık iş başındadır.
  • Tutuklu yargılamaları: Bir ceza davasında sanık tutuklu ise, bu davanın makul süre içinde bitirilmesi için duruşmalar tatilde de yapılabilir. Yasa, “tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların tatil süresince nasıl yürütüleceğini HSK belirler” demektedir. Ağır ceza mahkemeleri tutuklu davalar için nöbetçi heyetler oluşturur ve acil gördüğü oturumları tatilde de yapar.
  • Acil işler ve süreli işlemler: Adli tatilde dahi gecikmesinde sakınca bulunan bazı ceza işleri yürütülür. Delillerin kaybolma riski varsa mahkeme tatil demeden keşif yapabilir. Yakalama, arama, el koyma gibi koruma tedbirleri için Sulh Ceza Hakimlikleri kesintisiz görev yapar.
  • Bölge adliye ve Yargıtay incelemeleri: Adli tatil süresince istinaf mahkemeleri ve Yargıtay da yalnızca tutuklu hükümlere ilişkin dosyalar ile seri yargılama usulüne göre görülen işlerin incelemesini yapar. Yüksek mahkemeler tatilde, tutuklu sanıkların temyiz dosyalarını öncelikli olarak ele alır; tutuksuz dosyalar bekler.

Ceza mahkemelerinde adli tatil süresince duruşmalar genel olarak yapılmaz; tutuksuz sanıkların yargılandığı davalar Eylül’e bırakılır. Tutuklu davalarda ise nöbetçi mahkemeler marifetiyle asgari duruşma faaliyetleri sürer. Birçok adliyede adli tatil boyunca nöbetçi bir ağır ceza mahkemesi heyeti bulunur ve gerekirse kritik duruşmaları yapar veya tahliye taleplerini karara bağlar.

Adli Tatilde Ceza Mahkemeleri

Adli Tatilde Ceza Mahkemeleri

Ağır ceza nöbetçi heyeti ve sulh ceza hakimlikleri 7/24 esasına göre tatilde de çalıştığından, vatandaşların temel haklarını etkileyecek kararlar (tutuklama, tahliye, arama izni vb.) tatil dinlemeksizin alınabilir.

Ceza yargılamalarında temyiz, itiraz gibi süreler tatilde durur; tatil bitiminden itibaren 3 gün uzar (CMK m.331/4). Bir mahkumiyet kararına itiraz süresinin tatilde bitmesi halinde ek süre tanınır. Ancak tatil boyunca tutuklu sanıklarla ilgili işlemlerde süreler fiilen işlemeye devam eder; tutukluluk incelemesi 30’ar günlük periyotlarla tatilde de yapılmalıdır.

Ceza mahkemelerinde adli tatil dönemi, tutuksuz davalar için bir duraklama, tutuklu ve acil ceza işleri için ise kısmi bir devamlılık dönemidir. Vatandaşlar açısından tatilde de suç duyurusunda bulunmak, ifade vermek, tutukluluk incelemesi istemek gibi haklar aynen kullanılabilir.

Ceza soruşturma ve kovuşturma makamları tatilde nöbet sistemiyle çalıştığından, güvenlik ve adaletin acil gerektirdiği hallerde aksama yaşanmaz. Ancak sıradan ceza davaları için duruşma yapmak tatil sonrasına ertelendiğinden, yargılama sürelerinde bir uzama söz konusu olabilir.

İcra Mahkemelerinde Adli Tatil

İcra daireleri ve icra mahkemeleri, genel yargılama sisteminden farklı olarak adli tatil hükümlerine tabi değildir. İcra-iflas işlemleri yıl boyu devam eder ve 20 Temmuz – 31 Ağustos döneminde özel bir tatil uygulanmaz. İcra müdürlükleri resmi tatil günleri dışında adli tatil boyunca da mesaiye devam ederler; haciz, satış, ödeme emri tebliği gibi işlemleri yapmaya devam ederler. Bu durum, borç tahsilatının aksamaması ve alacaklı haklarının korunması açısından önem taşır.

Hukuki dayanak açısından, İcra ve İflas Kanunu (İİK) adli tatil konusunda özel bir düzenleme getirmemiş, ancak İİK m.18 icra mahkemesine getirilen şikayet ve itirazların ivedi (acele) işler olduğunu vurgulamıştır. Yargıtay içtihatları da “icra daireleri ve icra mahkemelerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz” diyerek bu hususu netleştirmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, icra mahkemesindeki bir şikayet süresinin adli tatilde durmayacağına hükmetmiştir (Y. 12. HD, E. 2017/393, K. 2017/1181, T. 06.02.2017).[4] Dolayısıyla icra takibine itiraz süresi veya icra mahkemesine şikayet süresi gibi süreler tatil diye uzamaz; normal yasal süresi içinde yapılması gerekir.

Pratikte, icra daireleri adli tatilde personel açısından nöbet usulü çalışabilir ancak işlemler aksamaz. Haciz işlemleri, icra ihaleleri ve ödeme emirleri tatil boyunca devam edebilir. Sadece resmi tatil günlerine denk gelirse işlemler ilk iş gününe sarkar, onun dışında adli tatil var diye durdurulmaz. Bir borçlu hakkında 15 Temmuz’da haciz talep edilmişse icra memurları 20 Temmuz sonrasında da hacze gidebilir. Bir icra ihalesi 10 Ağustos’ta yapılacaksa tatil olduğu için ertelenmez, belirtilen tarihte gerçekleştirilir.

Adli Tatilde İcra İşlemleri

Adli Tatilde İcra İşlemleri

İcra mahkemeleri de nöbetçi hakim uygulamasıyla çalışır. Birçok adliyede icra mahkemeleri tatilde fiilen kapatılmaz, normal takvimine devam eder. Hakim, dosya üzerinden karar verilebilecek işleri (bir hacze karşı şikayet dilekçesi gibi) tatilde de karara bağlayabilir.

İcra-iflas hukuku alanında adli tatil uygulanmaz. Bu nedenle, borçlu ve alacaklılar hak kaybına uğramamak için tatil döneminde de icra işlemlerini takip etmelidir. Özellikle borçlular, “tatilde icra gelmez” yanılgısına düşmemelidir; zira hacizler veya ödeme emirleri gelebilir.

Alacaklılar da ilamsız takip açmak, ödeme emri göndermek veya haciz talep etmek için tatilin bitmesini beklemek zorunda değildir. Bir hak düşümü veya süre söz konusuysa (geçici haczin kesin hacze dönüşmesi için 7 günlük süre gibi) tatil bu süreyi uzatmaz; sürenizi kaçırmamaya özen gösterin. İcra hukuku işlemleri teknik ve süreye duyarlı olduğundan, tatil döneminde dahi bir icra avukatının desteğiyle hareket etmek hak kaybı riskini en aza indirecektir.

İdari Yargıda Adli Tatil

İdari yargıda (idare ve vergi mahkemelerinde) adli tatil uygulaması, 2577 sayılı İYUK m.61’de “çalışmaya ara verme” başlığıyla düzenlenmiştir. İdari yargı da her yıl 20 Temmuz – 31 Ağustos arasında tatil yapar ve yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar. Ancak idari yargının ülke genelindeki teşkilat yapısı nedeniyle kanun bazı farklılıklar öngörmüştür: Eğer bir ilde yalnızca tek bir idare veya vergi mahkemesi varsa, o mahkeme çalışmaya ara verme uygulamasından yararlanamaz.

Küçük yerlerdeki tek hakimli idari mahkemeler, yazın da kesintisiz çalışmak durumundadır. Birden fazla dairenin bulunduğu bölgelerde (Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük illerde) idare ve vergi mahkemeleri tatil yapar ve bu süre içinde işler nöbetçi mahkemeler aracılığıyla yürütülür.

İYUK m.61 ve 62’ye göre, idari yargıda adli tatil süresince her yargı çevresinde yeteri kadar nöbetçi idare ve vergi mahkemesi belirlenir. Hakimler ve Savcılar Kurulu, bölge idare mahkemesi başkanlarının önerisiyle tatil döneminde görev yapacak nöbetçi hakimleri atar. Bu nöbetçi mahkemeler, tatil süresince ortaya çıkabilecek acil nitelikteki işleri görmekle yükümlüdür. Özellikle yürütmenin durdurulması talepleri ve delil tespiti gibi konular, İYUK m.62 gereği nöbetçi mahkemelerce tatil boyunca karara bağlanabilir.

İdari yargıda adli tatilin, hukuk mahkemelerine kıyasla bir farkı idari merciler yönünden etkileridir. İdareye yapılan bir başvuruya idarenin cevap verme süresi adli tatil nedeniyle uzamaz. Adli tatil, mahkemelerin ve yargısal süreçlerin işleyişine dair bir ara verme düzeni olup idari makamların işlem sürelerini (örneğin 30 günlük cevap süresi gibi) doğrudan etkilemez.

İdari Yargıda Adli Tatil

İdari Yargıda Adli Tatil

Ancak adli tatilde, dava açma süresi gibi konularda vatandaşa ek zaman tanınabilir. Bir vatandaş, idareden 1 Ağustos’ta olumsuz cevap almışsa normalde 60 gün içinde (Eylül sonunda) dava açması gerekirken, bu sürenin sonu tatil sonrasına denk geldiğinde İYUK m.8/3 gereği 7 gün ek süre alır. Bu tür ayrıntılar, idari yargıda hak arama sürecinde göz önünde bulundurulmalıdır.

Danıştay ve bölge idare mahkemeleri adli tatil süresince genellikle yeni duruşma yapmaz, dosyaları incelemeyi erteleyebilir. Sadece yürütmenin durdurulması gibi çok acil incelemeler tatil boyunca da ilgili nöbetçi heyet tarafından karara bağlanır. Vergi mahkemelerinde benzer şekilde, ivedi bir durum olmadıkça duruşmalar tatil sonrasına bırakılır. Ancak vergi mahkemesi kararlarına karşı temyiz süreleri tatil nedeniyle uzayabilir ve Danıştay’da temyiz incelemesi süresi tatil bitiminden sonra işler.

İdari yargıda adli tatil, idare ve vergi mahkemelerinin büyük ölçüde hukuk mahkemelerine paralel bir yaz tatili dönemine girmesi demektir. Tek hakimli idari mahkemeler tatil yapmaz; diğerlerinde ise nöbetçi mahkemeler sistemi kurularak acil işlerin görülmesi sağlanır. İYUK, adli tatilin idari davaların sürelerine etkisini de düzenlemiş ve süre bitimleri için 7 günlük uzatma öngörmüştür.

İdari dava açacak veya idari davası süren kişilerin de tatil dönemi kurallarını bilmeleri önemlidir. Dava açma süresi tatil içinde dolacaksa ek 7 gün kuralını doğru uygulamak gerekir. İdari yargı süreçleri teknik olduğundan, tatil döneminde de bir idari dava avukatından yardım almak hak kaybını önlemek açısından faydalıdır.

Adli Tatilde Çalışan Mahkemeler

Adli tatile GİREN mahkemeler: Asliye Hukuk, Aile, Ticaret, İş Mahkemesi (rutin davalar), BAM, Yargıtay (tutuksuz dosyalar), İdare/Vergi Mahkemeleri (çok hakimli).

Adli tatile GİRMEYEN / nöbetle çalışan birimler: Sulh Ceza Hakimliği, İcra Daireleri, İcra Mahkemeleri, Tek hakimli İdare/Vergi, Nöbetçi Hukuk/Aile (ivedi işler), Nöbetçi Ağır Ceza (tutuklu davalar).

Adli tatil süresince tamamen kapalı olmayan, nöbetçi usulüyle çalışmaya devam eden mahkemeler ve yargı birimleri vardır. İvedi işler için her yargı kolunda belirli mahkemeler görev yapar. Adli tatilde de çalışmaya devam eden başlıca mahkemeler ve birimler şunlardır:

  • Nöbetçi Hukuk Mahkemeleri: Her adliyede adli tatil boyunca acil sivil işleri görmek üzere nöbetçi mahkemeler belirlenir. Büyük adliyelerde nöbetçi Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Aile Mahkemesi gibi mahkemeler sırayla nöbet tutar. Bu mahkemeler HMK m.103 kapsamında sayılan geçici koruma tedbiri, nafaka, velayet, delil tespiti gibi acil talepleri karara bağlar. Ayrıca dosya üzerinden karar verilebilecek bazı işleri (çekişmesiz yargı işleri gibi) de sonuçlandırır.
  • Nöbetçi Ceza Mahkemeleri: Ceza yargısında tatilde özellikle Sulh Ceza Hakimlikleri ve tutuklu işlere bakan Ağır Ceza Mahkemeleri nöbetçi olarak çalışır. Sulh Ceza Hakimi, tatil boyunca yakalama, tutuklama, arama-el koyma kararları, adli kontrol ve tahliye taleplerini kesintisiz değerlendirir. Ağır Ceza Mahkemesi heyetlerinden biri tutuklu davalara bakmak üzere nöbetçi olur.
  • İcra Daireleri ve İcra Mahkemeleri: İcra daireleri adli tatilde de normal çalışmasına devam eder. İcra mahkemeleri de şikayet ve itirazları görmeye devam eder. İcra daireleri her gün mesaiye açık olup haciz, satış, tebligat işlemlerini sürdürür.
  • Noterlikler: Noterler adli tatilden etkilenmez; yıl boyunca (resmi tatiller hariç) açıktır. Adli tatilde de nöbetçi noter uygulaması devam eder, böylece vatandaşlar tatil döneminde de noterlik işlemlerini yaptırabilirler.
  • Bölge Adliye ve Yargıtay (Kısmen): İstinaf mahkemeleri (BAM) ve Yargıtay da tatil döneminde kısmen çalışır. Özellikle tutuklu sanıklarla ilgili dosyalar öne alınarak incelenir. Danıştay’da da nöbetçi heyetler bulunur. Yargıtay ilgili ceza daireleri nöbetçi olarak tatil sürecinde gelen tutuklu dosyalarını karara bağlar.

Bunların dışında karakollar ve savcılıklar gibi adli kolluk birimleri adli tatilde tam mesaiye devam ederler. Suçüstü halleri, gözaltı işlemleri ve ifade alma gibi işler tatilde de kesintisiz yapılır.

Adli tatilde tamamen duran bir yargı faaliyeti yoktur; sadece duruşmaların önemli bir kısmı ertelenmiştir. Mahkemelerin nöbetçi heyetleri sayesinde vatandaşların acil hukuki ihtiyaçları tatil boyunca da karşılanır. Tatilde birinin vasi tayini gerekirse sulh hukuk nöbetçi mahkemesi bunu yapabilir; uzaklaştırma kararı gerekiyorsa aile mahkemesi hakimi tatilde de bu kararı alabilir. Geniş çaplı dava duruşmaları tatil süresince görülmez ve adli yıl başladığında kaldığı yerden devam eder.

Adli Tatil ve Yargıtay Kararları

Adli tatil uygulamasına ilişkin olarak Yargıtay’ın çeşitli içtihatları bulunmaktadır. Yüksek mahkeme, kanun hükümlerinin doğru uygulanmasını sağlamak amacıyla bazı ilkeleri kararlarında vurgulamıştır:

  • Sürelerin Uzaması ile İlgili Kararlar: Yargıtay, HMK m.104 ve CMK m.331 hükümlerini titizlikle uygulamaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işe iade davasında bir aylık dava açma süresinin son günü adli tatile rastladığı durumda, davanın tatil bitiminden itibaren 7 gün içinde açılmasını süre yönünden kabul etmiştir. HMK m.104 gereği sürenin tatil nedeniyle uzadığı ve bu nedenle davanın süresinde olduğu belirtilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay birçok kararında temyiz veya istinaf sürelerinin tatil nedeniyle kaç gün uzayacağını ortaya koymuştur. 15 günlük temyiz süresi sonu tatil içinde kalırsa Yargıtay kararlarında 7 Eylül mesai bitimine kadar uzatılmış sayılmaktadır. Ceza davalarında da Yargıtay, tatil nedeniyle itiraz/temyiz süresini CMK m.331/4’e göre 3 gün uzatarak değerlendirmektedir.
  • Tatil Kapsamında Olmayan Davalar: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi yakın tarihli bir kararında, HMK m.103 listesinde yer almayan bir davanın adli tatilde görülmesinin usul hatası olduğunu vurgulamıştır. Adli tatilde görülmesi mümkün olmayan bir davada tatil içinde hüküm verilmesinin bozma nedeni sayıldığı belirtilmiştir. Tatil listesi dışındaki davalarda duruşma yapmak veya karar vermek doğru değildir. Yargıtay’ın başka bir kararında, tarafların açık muvafakati olsa bile kanunen tatilde bakılamayacak bir davanın duruşmasının yapılamayacağına hükmedilmiştir. Bu da kanun hükmünün emredici olduğunu teyit etmektedir.
  • İcra Hukukunda Tatil Uygulanmaması: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarında, icra daireleri ve icra mahkemelerinde adli tatilin geçerli olmadığı açıkça ifade edilmiştir. Yargıtay, “İcra mahkemesinde görülen şikayet başvurularında adli tatil hükümleri uygulanmaz” diyerek icra hukuku işlemlerinin tatilden etkilenmeyeceğini karara bağlamıştır (Y. 12. HD, E. 2017/393, K. 2017/1181, T. 06.02.2017). Alacaklı ve borçluların da Yargıtay’ın bu yaklaşımını bilerek hareket etmesi gerekir.
  • İş Davalarının İvediliği: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 tarihli kararında, işçi alacak davalarının HMK m.103/1-ç uyarınca adli tatilde görülebileceği hususu tartışılmıştır (Y. HGK, E. 2021/13, K. 2021/301, T. 18.03.2021).[5] m.103/1-ç bendinde işçi davalarının istisna olarak sayılmasının, bu davaların kanunen ivedi olduğunun göstergesi olduğu belirtilmiştir. Yargıtay, tüm iş davalarının tatilde de görülebileceğini teyit etmiş ve ilk derece mahkemesinin tatilde yaptığı işlemleri bu gerekçeyle hukuka uygun bulmuştur.
  • Tatil ve Tebligat İşlemleri: Yargıtay’ın dikkat çekici bir kararı adli tatilde tebligat çıkarmanın geçerliliği üzerinedir. Yüksek mahkeme, tatil süresince dava taraflarına karar tebliğ edilebileceğini, ancak sürenin işlemesinin tatil sonuna kadar duracağını belirtmiştir. Ağustos ayında bir mahkeme kararı taraflara tebliğ edilirse, tarafların temyiz süresi tatil boyunca işlemeyecek, tatil bitimi + 7/3 günlük ek süreyle birlikte başlayacaktır. Bu kararlar, tatilde yapılan tebligatların usule aykırı olmadığını ama süre hesaplamasının farklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Yargıtay kararları adli tatil konusunda yol gösterici bir rehber işlevi görür. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, Yargıtay’ın bu konudaki içtihatlarını dikkate alarak tatil uygulamasını yürütürler. Vatandaşlar ve avukatlar açısından da Yargıtay’ın belirlediği prensipleri bilmek önemlidir. Adli tatilin yanlış anlaşılması veya hatalı uygulanması yüzünden hak kaybı yaşanmaması için Yargıtay içtihatlarının göz önünde bulundurulması gerekir.

İSTANBUL AVUKAT

Harbiye Hukuk Bürosu Olarak Değerlendirmelerimiz

Adli tatil, yargı sisteminin yaz aylarında işleyişine dair özel bir dönem olup hukuki süreçleri tamamen durdurmasa da yavaşlatmaktadır. Bu dönemde yalnızca kanunen ivedi kabul edilen dava ve işler görüldüğünden, birçok dava için duruşma ve karar süreçleri Eylül ayına ertelenir.

Davası devam eden kişilerin adli tatil takvimini bilmeleri ve beklentilerini buna göre ayarlamaları önemlidir. Temmuz ortasında açılan bir davada hemen duruşma beklememek, tatil sonrasını planlamak gerekir. Sürmekte olan bir davada tatil sebebiyle duruşma yapılamayacağını bilip bu arayı dosyaya hazırlık için değerlendirmek akıllıca olacaktır.

Adli tatilde hak kaybına uğramamak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şunlardır:

  • Süreleri Takip Edin: Tatil nedeniyle duracak veya uzayacak süreleri kaçırmamak çok mühimdir. Dava tatil kapsamına giriyorsa süreler tatil sonuna kadar duracaktır; tatil biter bitmez (hukuk ve idari yargıda 7 gün, ceza yargısında 3 gün içinde) gerekli işlemleri yapmalısınız. Tatil kapsamında olmayan (ivedi) davalarda sürelerin durmayacağını unutmayın. Özellikle icra takipleri ve icra mahkemesi işlemlerinde tatilde de süreler normal işler; bu alanlarda tatil yanılgısına düşmek ciddi hak kayıpları doğurabilir.
  • Acil İşlemleri Ertelemeyin: Adli tatil, dilekçe verme, dava açma, temyiz başvurusu gibi işlemleri yapmaya engel değildir. “Adliyeler tatilde” düşüncesiyle elinizdeki hukuki işlemleri ertelemeyin. İmkanınız varsa tatil süresinde başvurularınızı yapın ki yeni adli yıl başlar başlamaz dosyanız işlem görmeye hazır olsun. Anlaşmalı boşanma, iş davası, alacak davası gibi konularda tatili beklemeden harekete geçmek toplam yargılama süresini kısaltacaktır.
  • Nöbetçi Mahkemeleri Kullanın: Adli tatilde acil bir hukuki sorunla karşılaşırsanız nöbetçi mahkemelere başvurmaktan çekinmeyin. Tatil sırasında aile içi şiddet durumu ortaya çıktıysa ivedi şekilde nöbetçi aile mahkemesinden koruma kararı talep edilebilir. Bir inşaat kazasında delillerin kaybolma ihtimali varsa nöbetçi asliye hukuk mahkemesinden derhal delil tespiti istenebilir.
  • Avukat Desteğinin Önemi: Adli tatil kuralları ve süre hesapları teknik ayrıntılar içerir. Birçok kişi, tatil nedeniyle süre uzadı mı uzamadı mı, davası görülecek mi ertelenecek mi gibi konularda tereddüt yaşayabilir. Bu noktada bir avukata danışmak büyük önem taşır. Avukatınız, sizin durumunuza özel olarak tatilin etkilerini değerlendirip yol haritası çizecektir. Temyiz süreniz tatil sonuna denk geliyorsa avukatınız ilave sürenin son gününü net olarak bildirecek ve gerekli dilekçeyi zamanında sunacaktır.

Adli tatil bir yandan yargı çalışanlarının dinlenmesini sağlarken diğer yandan temel adalet hizmetlerinin acil olanlarını sürdürmeye yönelik dengeli bir uygulamadır. Bu dönemde tarafların bilinçli hareket etmesi, hem kendi süreçlerini hızlandırmalarına hem de hak kaybı yaşamamalarına yardımcı olur.

Adli tatilin başlangıç ve bitiş tarihlerini, bu sürede yapılabilecek işlemleri ve yapılamayacak olanları yukarıda detaylarıyla ele aldık. Bu bilgilere vakıf olarak, tatil döneminde dahi hukuki haklarınızı etkin şekilde takip edebilirsiniz.

Kafanızda soru işaretleri kalıyorsa, yasal prosedürleri güncel şekilde takip eden bir hukuk uzmanından tavsiye almak en doğru yaklaşım olacaktır.

Adli Tatilde Davalar Hakkında Sık Sorulan Sorular

Adli tatil tarihleri, adli tatilde hangi davaların görüldüğü ve sürelerin nasıl etkilendiğine ilişkin en çok merak edilen sorularınızı bu başlık altında yanıtladık.

Kaynaklar

  1. İİK m. 18/1
  2. HMK m. 104
  3. CMK m. 331/4
  4. Y. 12. HD, E. 2017/393, K. 2017/1181, T. 06.02.2017
  5. Y. HGK, E. 2021/13, K. 2021/301, T. 18.03.2021
Av. Şamil Kaya
Av. Şamil Kaya
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2014 yılında onur derecesiyle mezun olmuştur. Lise öğrenimini yatılı şekilde Erdoğan Akdağ Anadolu Öğretmen Lisesi’nde 2010 yılında birincilikle tamamlayan Şamil Kaya, 2018 yılında başladığı Anadolu Ünivers...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap