İDARE HUKUKU AVUKATI KİMDİR?

İdare Hukuku Avukatı, kendi özel yargılama usulü olan ve dava ve işleri özel yetkili mahkemelerde görülen idare hukuku davalarında hizmet veren kişidir. Esasında avukatlıkta uzmanlık kurumu yoktur. Fakat her avukat kendi yetenek ve istekleri doğrultusunda hukukta spesifik bir alanda bilgi birikimi olabilir ve tecrübe kazanabilir.

Sıklıkla İdare hukuku davalarına bakan tecrübeli bir avukat, idari yargıya dair tüm özel usullere hâkim olacağından, hangi işlemin ne kapsamda olduğunu ve hangi davaya konu olabileceğini, dava açmanın şartlarının neler olduğunu, idari makamlara başvurunun nasıl yapılacağını ve en önemlisi hak düşürücü süreler ve diğer hukuki koruma tedbirleri hakkında ciddi bir donanımla müvekkillerine en iyi hizmeti verecek ve idare karşısında hak ve menfaatlerini en iyi şekilde gözetecektir.

İstanbul idare hukuku avukatı yalnızca idare hukuku değil; memur disiplin hukuku, kamu ihale hukuku ve idari yaptırımlar başta olmak üzere birçok ilgili hukuk disiplini üzerinde ihtisaslaşmış avukattır. İdare gerçek ya da tüzel kişilerle yahut bir başka idareyle yaşadığı uyuşmazlıkların dava yoluyla çözümlenmesini, hukuki sürecin etkin ve etkili bir biçimde takip edilerek sonuçlandırılmasını sağlayan Harbiye Hukuk idare avukatı; kamu hukukunun tanzim ettiği bütün konularda hukuk yardımı sağlar.

İdare hukuku konusunda sorun yaşıyor ve hukuki yardım almak istiyorsanız buraya tıklayarak avukatlarımıza mesaj yazıp idare hukuku avukatımıza sorunlarınızı anlatabilir veya iletişim bölümünden idare hukuku avukatımızla direk iletişime geçebilirsiniz.

İDARE HUKUKU NEDİR?

İdare hukuku, kamu hukukunun bir dalıdır ve kamu tüzel kişilerinin ya da kamu idarelerinin faaliyetlerini düzenlemek, denetlemek ve idarenin eylem ve işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar için ortaya çıkmış kurallar bütünüdür. İdare hukuku diğer hukuk dallarına nazaran hukuk sistemlerinde daha geç dönemlerde yer aldan bir hukuk dalıdır.

İdare hukukunu diğer kamu hukuku alanlarından ayıran belli birtakım özellikleri vardır. Bu özelliklerin başlıcaları arasında idare hukukunun genç, bağımsız ve içtihada dayalı olarak gelişim ve değişim içinde olması, kamu yararı düşüncesinin ön planda olması, uyuşmazlıklarının kendi özel yargı kolunda ve özel usulünde görülmesi, işlemlerinin genellikle tek taraflı olması ve idare hukuku kurallarının hukuk düzeninde statüsel bir etki doğurmasıdır.

İDARE HUKUKU MEVZUATI NELERDİR?

İdare Hukuku’nun başlıca mevzuatı T.C. Anayasası’dır. Ardından ilgili kanunlar, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, varsa uluslararası anlaşmalar, tüzük ve yönetmelikler ve idare hukuku literatüründe adsız düzenleyici işlemler dediğimiz Anayasa’da düzenlenmeyen konulara dair olan düzenleyici işlemlerdir. Öğreti ve yargı içtihatları da idare hukukunda sıklıkla başvurulan kaynaklardandır.

İdare hukukunda başvurulan kanunlar ise 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2575 Sayılı Danıştay Kanunu, 2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İlgili Maddeleri, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun, 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’dur.

İDARE HUKUKUNDA BİLGİ EDİNME HAKKI NE DEMEKTİR?

Bilgi edinme hakkı, vatandaşlara Anayasa ile tanınan ve korunan bir haktır. Anayasa m. 74’e göre vatandaşalar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. İdare hukukunda bilgi edinme hakkı ise Anayasanın sağladığı bu hak doğrultusunda vatandaşların idarenin yaptığı işlemin gerekçesini öğrenmek için idareye yazılı başvuruda bulunup bilgi alabilmesidir.

4982 sayılı bilgi edinme hakkı Kanunu’nda öngörülen usule göre vatandaşlar veya mütekabiliyet esası çerçevesinde olması koşuluyla yabancılar, ilgili idareye yazılı olarak başvurup idarenin yapmış olduğu eylem ve işlemler ve bunların gerekçeleri hakkında bilgi alabilirler. İstenilen bilgi ve belgeler bu dilekçede açıkça yazmalıdır. Bilgi veya belge istenilen kurum, istenilen bilgi veya belgeleri 15 iş günü içinde ilgililere sağlar. Ancak eğer başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınması gerekiyor veya başvuru içeriği birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendiriyorsa bu süre otuz iş günü olur. Eğer bu süreler de uzayacaksa başvurulan merci bunu mutlaka başvuruyu yapana yazılı olarak bildirir.

İDARİ YARGI NE DEMEKTİR?

İdari yargı, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak ortaya çıkan ve tek yanlı irade açıklamaları, eylem ve işlemleriyle kişilerin hukuki statüsünde değişikliğe neden olan idarenin denetlenmesi için kurulan bir yargısal denetim sistemidir.

İdari yargının amacı, idarenin işlem ve eylemlerini denetlemek, hukuka aykırı işlemlerin önüne geçmek, idari makamların işlem ve eylemleri icra ederken keyfiliğini önlemek ve en önemlisi devlet karşısında zayıf konumda olan bireyi korumaktır.

T.C. Anayasası idarenin yargısal denetimini çok açık bir şekilde hükme bağlamıştır. Anayasa m. 125/1’te “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” Denilere, hiçbir işlem ve eylemi kapsam dışında bırakmayarak bunların idari yargı mercilerinde denetleneceğine işaret etmiştir.

İDARİ DAVA NE DEMEKTİR?

İdari dava, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların görüldüğü, idarenin eylem ve işlemleriyle neden olduğu hukuka aykırılıkların konu olduğu, idare ve vergi mahkemelerinin görev ve yetki alanına giren ve idari yargılama usulü kanununca öngörülen usullere göre başlatılan dava ve işlerdir.

İDARİ YARGIDA ÖN KARAR BAŞVURUSU NEDİR?

İdari yargı kendi usul kanunu olan bir alandır. İdari yargıda karşı karşıya gelen taraflar birey ve idare yani devlet olduğu için, ortaya çıkan uyuşmazlıklarda dava yoluna gidilmeden önce idareye başvurulmasının öngörüldüğü durumlar vardır. Buna mecburi idari başvuru denmektedir. Böyle bir zorunlu başvuru yolu düzenlenmesinin nedeni kişinin idare ile uzlaşmasını sağlamaktır.

İYUK m. 13/1’e göre “idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen ilgililerin dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”.

İdareye ön karar için nasıl başvurulur? Madde lafzından açıkça anlaşıldığı üzere idarenin işlemi dolayısıyla hakları ihlal olan kişiler mahkemede idare aleyhine dava açmadan önce ilgili idareye yazılı olarak başvurup haklarının yerine getirilmesini ya da zararının tazmin edilmesini istemek zorundadırlar. Burada öngörülen 1 yıllık ve herhalde beş yıllık başvuru süresi, hak düşürücü niteliktedir. Mahkeme tarafından kanunda öngörülen süre içinde idareye başvurulup başvurulmadığı re ’sen dikkate alınır. Kişilerin mutlaka bu süre içinde idareye başvurup idarenin zımni veya açık ret kararı üzerine dava açmaları gerekir.

İdareye yazılı olarak başvurduktan sonra idare eğer ilgili işlem nedeniyle meydana gelen hak ihlalinin giderileceğini ya da zararın giderileceğini kabul etmez ve açıkça reddederse ret kararıyla birlikte veya 30 gün boyunca idareden bu konuda hiçbir cevap almazsa zımnen reddedildiğini varsayarak 30 gün bitiminden itibaren dava açabilecektir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

ÖN KARAR BAŞVURUSU YAPMADAN İDARİ YARGIDA DAVA AÇILABİLİR Mİ?

İYUK m. 13’te öngörülen idari merciye ön karar başvurusu zorunlu olarak düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından bu başvurunun yerine getirilip getirilmediği re’ sen incelenir. Bu başvurunun yerine getirilmeden yani aradaki idare atlanarak doğrudan dava açılması idari merci tecavüzü olarak nitelendirilir. İYUK m. 14/3-b gereğince, mahkemelere iletilen dava dilekçeleri idari merci tecavüzü olup olmadığı konusunda tetkik hâkimi tarafından incelenir.

Eğer dilekçede ilgili idareye başvuru yapıldığına dair bir belge ve idareden alınan zımni veya açık ret kararı bulunmuyorsa hâkim bu dilekçenin yine re’ sen ilgili idareye tevdii edilmesine karar verir. Yani ilgili idareye ön karar başvurusunda bulunmadan dava açsanız dahi, mahkeme dilekçenizi ilgili idareye gönderecek ve idareden ilgili işlem hakkında bir karar vermesini isteyecektir.

İDAREYE ÖN KARAR BAŞVURUSU ZORUNLULUĞU HAKKINDA YARGI KARARLARI

2011 tarihli bir Danıştay kararında, idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin reddi istemiyle açılan bir davada, ilk derece mahkemesi zorunlu idari yolunun tüketilip tüketilmediğini incelemeden esasa ilişkin karar vermiş, ilk derece mahkemesinin bu kararı idari mercii tecavüzü olduğu gerekçesiyle istinaf mahkemesine götürülmüş, Bölge İdare Mahkemesinin “… idari para cezası kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulmadan açılan davada idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin merciine tevdi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına ilişkin…” kararı da kanun yararına bozulması istemiyle Danıştay’a temyiz edilmiştir.

Temyiz üzerine Danıştay gereken incelemeyi yapıp “… Belirtilen durum karşısında, Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin, 506 sayılı Yasa’nın 140. maddesi uyarınca idari para cezası kararına karşı idari itiraz yoluna başvurulmadan açılan davada idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçenin merciine tevdi gerektiği yolundaki 18.12.2008 günlü, E:2008/405, K:2008/717 sayılı kararında hukuka ve usule uyarlık bulunmamaktadır.” hükmüne varmıştır ve idari merci atlanarak dava açıldığı için dilekçenin ilgili idareye gönderilmesi gerektiğini doğrulamıştır. (Danıştay 15. Daire, 02.11.2011 tarihli ve 2011/156 E., 2011/3298 K. sayılı kararı)

İlgili idareye ön karar başvurusunda bulunmak yeterlidir, idare bu başvuru karşısında bir işlem tesis etmese dahi, mahkemece idari başvuru yolunun tüketildiği kabul edilecektir. 2018 tarihli bir Bölge İdare Mahkemesi kararında, ilk derece mahkemesi tarafından idari mercii tecavüzü bulunduğu sebebiyle dilekçenin ilgili idareye tevdii kararına karşı ilgili idareye başvuruda bulunduğunu iddia eden davacı, istinaf yoluna gitmiş ve istinaf incelemesinde mahkeme “…2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin idari merci tecavüzü yönünden de inceleneceği,

15. maddesinde ise, idari merci tecavüzü halinde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği hükme bağlanmıştır.” açıklamasını yapıp, “Dava konusu olayda ise davacının, Avcılar Belediye Başkanlığı’na yaptığı düzeltme başvurusu üzerine zımni ret işlemine karşı dava açıldığı görüldüğünden,

Belediye Başkanlığı’nca işlem tesis edildiğinin kabulü gerekmektedir.” değerlendirmesinde bulunup “… düzeltme isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Belediye Başkanlığı husumetiyle açılan davaya ilişkin dosyada, davacının düzeltme-şikâyet yolunu tükettiği kabul edilerek işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken, dilekçenin idari merci tecavüzü nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (e) bendi uyarınca Belediye Başkanlığına gönderilmesine ilişkin Vergi Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.” Kararına varmıştır (İstanbul BİM 5. Vergi Dava Dairesi, 06.06.2018 tarihli ve 2018/2309 E., 2018/4277 K. sayılı kararı)

İDARİ YARGIDA İDAREYE BAŞVURU HAKKI NEDİR?

İdari yargıda, idareye zorunlu başvurunun yanında bir de ilgilere ihtiyari olarak idareye başvuru hakkı tanınmıştır. Bunun nedeni ise, uyuşmazlıkları yargıya taşımadan çözümlemeyi amaçlamaktır. Bu hakkın kullanılması zorunlu olmayıp ihtiyaridir ve başvurulmaması dava açmaya engel değildir. İdareye başvurulmadan doğrudan dava açılması idari mercii tecavüzü olarak değerlendirilmez.

İYUK m. 10/1’de idari makamlara başvuru hakkı düzenlenmiştir ve buna göre “İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.” Ancak idareye başvuru hakkının kullanılması için gereken şartlar vardır. Bu şartlar ilgililerin yetkili idari makama başvurması ve başvuru konusu idari davaya konu olabilecek nitelikte bir idari işlem veya eylemin yapılması olmasıdır. Örneğin belediyeye yol ile bina arasına istinat duvarı yapılması için başvurmak bu kapsamdadır, idare bu başvuruyu reddederse ilgililer dava yoluna gidebilir ya da doğrudan dava yoluna gidebilir.

İYUK m. 11/1’de ise üst makamlara başvuru hakkı düzenlenmiştir. Buna göre, “İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur”. Buda bir ihtiyari başvuru hakkıdır. İlgililer üst makama başvurmadan da idari dava açabilirler.

İLGİLİ İDARİ MAKAM BAŞVURUYA CEVAP VERMEZSE NE OLUR?

Hukukta kural olarak susmaya hiçbir sonuç ve yaptırım bağlanmamıştır. Hukukta susma kabul veya ret anlamına gelmemektedir. Hatta susma Ceza Hukukunda şüpheliye/sanığa tanınan bir haktır. Ancak idare hukukunda idarenin susması kanun koyucu tarafından hukuka uygun olarak kabul edilmemiştir zira Anayasa’da düzenlendiği üzere idare mutlaka bir cevap vermek zorundadır. Bu nedenle idarenin sukutu bir sonuca bağlanmıştır. Buna göre kanun koyucu kişilerin başvuruları karşısında idarenin cevap vermemesini yani susmasını zımni ret olarak kabul etmiştir.

 İYUK m. 10/2’ye göre “Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez.

Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.” İYUK m. 11/2’de aynı şekilde 30 gün içinde cevap verilmemesini ret olarak kabul etmiştir.

İDARİ DAVA DİLEKÇESİ NASIL HAZIRLANIR? HANGİ UNSURLARIN DİLEKÇEDE BULUNMASI ZORUNLUDUR?

İYUK m. 3/1’e göre, İdari davalar, Danıştay, idare veya vergi mahkeme başkanlıklarına hitaben yazılan dilekçelerle açılır. Dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar aynı maddede sıralanmıştır ve bunlar zorunlu unsurlardır. Buna göre dilekçede;

  • Tarafların ve varsa vekillerinin adı, soyadı veya unvanları ve adresleri,
  • Davanın konusu, sebepleri ve dayanılan deliller,
  • Davaya konu olan idari işlemin tarafa tebliğ edildiği yani bildirimin yapıldığı tarih,
  • Uyuşmazlık konusu miktar (Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalar ile tam yargı davalarında)
  • Eğer açılan dava vergi davası ise davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ eden ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası
  • İmza

Mutlaka açıkça ve eksiksiz olarak yazılmalı ve imzalanmalıdır. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İDARİ DAVA DİLEKÇESİ NASIL HAZIRLANIR?

İdari davalar yazılı yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle idari dava dilekçesi davanın en önemli aracıdır. Dava dilekçesi hazırlanırken son derece titiz davranılmalıdır. İdari yargıda tanık dinlenmesi de mümkün olmadığından iptali istenen ya da tazmini talep edilen konunun tüm detaylarıyla ve mevzuata aykırı yönleri de gösterilerek hazırlanması gerekmektedir. Konuyla alakasız hususlara değinilmesi, idareye ilişkin şikayetlerin dava dilekçesinde uzun uzadıya anlatılması talebinizin anlaşılmasını zorlaştıracaktır. İdari yargıda terditli dava açılması mümkün olmadığından istemin açık ve net olması gerekmektedir.

Terditli dava; birden fazla talepli dava anlamında olup davacının öncelikle ilk talebinin mümkün olmaması halinde ikinci talebinin kabulünün talep edildiği davadır. İdari yargıda tam yargı davalarına ilişkin istisna dışında ıslah mümkün olmadığından dava dilekçesinin 3. ve 5. Maddelere aykırı hazırlanması halinde dilekçe ret kararı verilecektir. İkinci kez aynı hataların yapılması halinde davanın reddine karar verilebileceğinden hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatlarının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır. 

İDARİ YARGIDA AÇILABİLEN DAVALAR NELERDİR?

İdari yargıda açılabilen dava türleri, idari yargılama usulü kanununda düzenlenmiştir. Buna göre idari yargıda açılabilen davalar üç türdür. Bunlar, iptal davası, tam yargı davası ve idari sözleşmelerin tarafları arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalardır. Bu üçüncü tür olarak ifade edilen idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar da aslında idari yargıda yine ya iptal davası ya da tam yargı davası olarak görülüp karara bağlanır. Dolayısıyla idari yargıda temelde iki tür dava vardır ve bunlar iptal ve tam yargı davalarıdır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. Maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. İdari davalar;

  • İptal davaları,
  • Tam yargı davaları,
  • İdari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olmak üzere üçe ayrılmaktadır.

TAM YARGI DAVASI NEDİR? NASIL AÇILIR?

Tam yargı davaları, İYUK m. 2/1-b’ye göre idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan idari davalardır. Tam yargı davasında, davacının kişisel bir hakkı idarenin işlem veya eyleminden dolayı ihlal edilmiştir ve bunun üzerine idareden bu ihlal karşılığında bir miktar para talep edilmektedir.

Tam yargı davasının konusu idari işlem, idari eylem veya idari sözleşme olabilir. Bu davayı açabilmek için mutlaka bir hak ihlalinin olması gerekmektedir. Bu hak ihlali, kişisel ve doğrudan olmalıdır yani bir diğer ifadeyle iptal davası yalnızca hakkı doğrudan ihlal olan kişi tarafından açılabilmektedir. Tam yardı davaları subjektif nitelikte davalardır ve dava sonunda verilen karar yalnızca tarafları ilgilendirir. Uyuşmazlık konusu miktar yani ne kadar tazminat talep edildiği gibi hususlar mutlaka dava dilekçesinde belirtilmelidir.

Tam yargı davaları nasıl açılır? İdarenin işlem ve eylemlerinden dolayı hakları ihlal edilen kişiler doğrudan tam yargı davası açabilirler ya da dilerlerse iptal davasıyla birlikte tam yargı davası da açabilirler. Davanın açılması için öncelikle idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış ve imzalanmış dava dilekçesi hazırlanmalıdır.

Dava dilekçesinde mutlaka bulunması gereken unsurlar İYUK m. 3/2’de sıralanmıştır. İdari dava dilekçesi için profesyonel yardım almak istiyorsanız İstanbul İdare Hukuku Avukatına başvurabilirsiniz. İki nüsha dava dilekçesi ile davanın açılacağı adliyedeki tevzi bürosuna gidilir dilekçeler ve varsa deliller ve diğer belgeler teslim edilir ve büronun yönlendirmesiyle ilgili yerlere harçlar ve avanslar ödenir. Ödemeler tamamlandıktan sonra size mahkeme esas numarası verilir.

TAM YARGI DAVASI AÇMANIN KOŞULLARI NELERDİR?

Tam yargı davası açabilmek için ortada mutlaka kişisel bir hak ihlalinin bulunması gerekir. İYUK m. 2/1’de açıkça düzenlendiği üzere tam yargı davasının konusunu idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı doğrudan ihlal edilen bir kişisel hak oluşturur. Eğer bir hak ihlali yoksa tam yargı davası açılamaz, ya da dava açılsa bile mahkeme eğer bir hak ihlali olmadığına kanaat getirirse dava reddedilir. Ayrıca bu dava, hakkı ihlal edilen kişi tarafından açılmalıdır.

TAM YARGI DAVASI AÇMANIN SONUÇLARI NELERDİR?

Tam yargı davası, sonuçları itibariyle yalnızca taraflarını bağlar. Çoğunlukla tam yargı davalarında kişisel hakkı ihlal edilen tarafın idareden bu ihlali dolayısıyla belli bir miktar para talep etmesi söz konudur. Tam yargı davaları sonucunda eğer idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı bir hak ihlali olduğuna kanaat getirirse mahkeme idareyi bu zarardan dolayı hakkı ihlal edilene tazminat ödemekle yükümlü kılar. Tam yargı davasının bu işlevi yanında bir de idareden ihlal edilen hakkın yerine getirilmesini talep etme işlevi de vardır.

İPTAL DAVASI NEDİR? NASIL AÇILIR?

İptal davası, idari yargıda en sık karşılaşılan dava türüdür. İYUK m. 2/1-a’da yapılan tanıma göre iptal davası, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı işlemin iptali için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan idari davalardır. İptal davası genel bir dava olup Anayasa’da doğrudan işaret edilen idari denetim yoludur.

İptal davasının konusu yalnızca idari işlemlerdir. İdari işlem, idarenin tek yanlı iradesiyle, kamu gücü kullanarak aldığı ve hukuk düzeninde bir sonuç doğurduğu kararlarıdır. İdari işlemin tek yanlı bir icrai nitelikte işlem olması oldukça önemlidir. İdarenin icrai nitelikte olmayan işlemleri ya da eylemleri için iptal davası açılamaz. İdari işlemler de Danıştay içtihadınca artık idari işlem sayılmakta ve iptal davasına konu olmaktadır.

İptal davası kanunun açıkça öngördüğü üzere kişisel menfaati ihlal edilen kişilerce açılabilir. Kanunda iptal davası açabilmek için tam yargı davasında olduğu gibi bir hak ihlali aranmamış, sadece menfaat ihlalinin bulunması yeterli görülmüştür. Menfaat haktan daha geniş bir kavram olup, dava konusu işlem ile davacı arasında makul, ciddi ve meşru yani hukuk düzeni tarafından korunabilen bir ilişkiyi ifade eder.

İptal davası nasıl açılır? Davanın açılması için öncelikle idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış ve imzalanmış dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Dava dilekçesinde mutlaka bulunması gereken unsurlar İYUK m. 3/2’de sıralanmıştır. İdari dava dilekçesi için profesyonel yardım almak istiyorsanız İstanbul İdare Hukuku Avukatına başvurabilirsiniz. İki nüsha dava dilekçesi ile davanın açılacağı adliyedeki tevzi bürosuna gidilir dilekçeler ve varsa deliller ve diğer belgeler teslim edilir ve büronun yönlendirmesiyle ilgili yerlere harçlar ve avanslar ödenir. Ödemeler tamamlandıktan sonra size mahkeme esas numarası verilir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İPTAL DAVASI AÇMANIN KOŞULLARI NELERDİR?

İptal davası açabilmek için öncelikle yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir idari işlem olması gerekir. Hukuka aykırılığın bu beş yönden birinden olması yeterlidir. İdari eylemler iptal davasının konusu olamazlar. İdari eylem dolayısıyla açılan bir dava, dava konusun eksikliği nedeniyle reddedilecektir. İdarenin icrai nitelikte olmayan işlemleri yani hukuk düzeninde bir etki oluşturmayan işlemleri de iptal davasına konu olmaz.

İkinci koşul olarak davayı açan kişinin yani davacının, idari işlemden dolayı kişisel, meşru ve güncel bir menfaati ihlal edilen kişi olması gerekir. Menfaat ihlali, hak ihlali demek değildir. Menfaat hak kavramından daha geniş bir anlam yelpazesine sahip bir kavramdır. Burada dava konusu işlem ile menfaati ihlal edilen arasında meşru ve kişisel bir bağın, ilginin bulunması gerekmektedir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İDARİ YARGIDA DURUŞMA

İdari yargı, yazılı yargılama usulüne tabi olup duruşma yapılması taraflardan birinin talebine ve tam yargı davalarında dava değerinin her yıl yenilenen miktarın üzerinde olmasına bağlıdır. Duruşma dosya tekemmül ettikten sonra bir defa yapılır. Duruşmadan sonra 15 gün içinde karar verilir. Ara kararı verilmesi halinde dosyalar öncelikli olarak incelenir. Duruşmalarda adli yargıdan farklı olarak tutanak tutulmaz. Mahkeme başkanı tarafından taraflara ikişer defa söz verilir ve duruşmanın bittiği bildirilir.

İPTAL DAVASININ SONUÇLARI NELERDİR?

İptal davası, hukuka aykırı olduğu iddia edilen idari işlemlerin hukuki etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan objektif bir davadır. Bu sebeple iptal davası sonuçları bakımından yalnızca taraflarını ilgilendiren bir dava değildir. Burada idarenin tek yanlı olarak yapmış olduğu bir işlemin iptal edilmesi, kaldırılması ya da değiştirilmesi söz konusudur. İptal davası sonucunda iptal edilen bir idari işlem, yalnızca davacıyı değil o idari işlemle ilgili olan herkesi etkiler. Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları ise, düzenleyici işlemin iptali kararı ile neticelenirse bu karar genel ve mutlak bir sonuç doğurur.

İDARİ SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN DAVALAR NEDİR?

İdarenin sözleşmeleri, idari sözleşmeler ya da idarenin özel hukuk sözleşmeleridir. İdarenin özel hukuk sözleşmeleri kural olarak idari yargının dışındadır ve idari davalara konu olmazlar. Ancak idarenin idari sözleşmeleri, idari yargı kapsamındadır ve idari davalara konu olur. İdari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar ise idari yargı içinde çoğunlukla iptal davasına konu olur.

İdari sözleşmelerde, sözleşme öncesi sözleşmeye ilişkin yapılan idari işlemler, sözleşmenin uygulanmasına ilişkin yapılan idari işlemler ve sözleşme hükümlerine aykırı olan idari işlemler iptal davası ile iptal edilebilir. Bununla birlikte idari sözleşmelerin tarafları arasında meydana gelen uyuşmazlıklar tam yargı davasına da konu olabilir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI NEDİR?

İdare hukukunda idari işlemlerin tesis edildiği andan itibaren icrai nitelikte olduğu kabul edilir ve bu tür işlemler kural olarak hukuka uygunluk karinesinden yararlanırlar. Yani yargı organları tarafından aksine karar verilmedikçe her idari işlem hukuka uygun kabul edilir. Bir idari işlemin iptali için dava açılması tek başına o işlemi hukuka aykırı kılmaz ve işlem icrai niteliğini korumaya devam eder. Fakat idari işlemler bir olumsuz sonuca neden oluyorsa, davacının bu olumsuz sonuçtan korunması gerekmektedir. Kanun koyucu davacıyı koruma mekanizması olarak Yürütmenin Durdurulması Kararı müessesini düzenlemiştir.

Yürütmenin durdurulması kararı, hakkında iptal davası açılan bir idari işlemin nihai karar verilip dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmasını/icra edilmesini askıya alır, durdurur; ama işlemi ortadan kaldırmaz. İptal davası açılması tek başına işlemin yürütülmesini durdurmaz, bunun ayrıca mahkemeden dava dilekçesinde talep edilmesi gerekir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARININ ŞARTLARI NELERDİR?

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesinin şartları İdari Yargılama Usulü Kanunu2nda düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle davacı yürütmenin durdurulmasını talep edecek daha sonra ise yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için gereken şartlar gerçekleşmiş olacak. Bu iki şart birlikte gerçekleşirse mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için gereken koşullar ise, İYUK m. 27/2 gereği

  • İdarenin işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması,
  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır.

Kanunda açıkça belirtildiği üzere bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi halde yürütmenin durdurulması kararı verilmesine yer olmadığına hükmedilir. Ayrıca İYUK m. 27/3’te dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa da davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebileceği hükme bağlanmıştır.

İDARİ DAVALARDA GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?

İdari yargıda görev, yargı düzeninde, davanın idare ve vergi mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu dava ve işlerle ilgili olup olmadığına dair olan husustur. İdari davalarda genel görevli mahkeme İlk Derece İdare Mahkemeleridir. Vergi Mahkemeleri ve Danıştay ise özel görevli mahkemelerdir. Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak bakmakla yükümlü olduğu davalar ve vergi mahkemelerinde çözülmesi gereken uyuşmazlıklar dışında kalan ama idari yargının görev alanında olan bütün dava ve işlerde İlk Derece İdare Mahkemeleri görevlidir.

İDARİ DAVALARDA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?

İdari davalarda genel yetki kuralı İYUK m. 32’de öngörülmüştür. Buna göre “göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir”.

İYUK m. 32/2’ye göre bu yetki kamu düzenindendir, kesin yetkidir. Aksi kararlaştırılamaz.

Taşınmaz mallara ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Taşınır mallara ilişkin idari davalarda yetki taşınırın bulunduğu yer idare mahkemesidir.

İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme ise, sırasıyla zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer idare mahkemesi, zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi veya diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesidir.

İDARİ YARGIDA KANUN YOLU VAR MIDIR?

İdari yargıda kesin hüküm (eski adıyla muhkem kaziye) niteliğinde olmayan kararlara karşı kanun yolu açıktır fakat idari yargının kanun yolu adli yargının kanun yoluyla biçimsel olarak benzese de birbirlerinden nitelik olarak farklıdır. İdari yargıda ilk derece mahkemeleri idare ve vergi mahkemeleridir. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu, Bölge İdare Mahkemeleri’dir. Bölge İdare Mahkemelerine ya da kısaca BİM’e hem idare mahkemesi hem de vergi mahkemesi kararları için başvurulur. Buna istinaf yolu denir, istinaf mercii ise BİM’dir. İstinafa başvuru süresi kararın tebliğinden itibaren 30 gündür.

Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı ise temyiz merciine başvurulur. İdari yargıda temyiz mercii Danıştay’dır. Danıştay idari yargı sistemi içinde en yüksek mahkemedir. Danıştay’ın bu görevlendirilmesi doğrudan T.C. Anayasası m. 155’e dayanmaktadır. Temyiz başvurusu kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Danıştay temyiz incelemesi sonucunda onama veya bozma kararı verir. İdari yargıda görülen davalarda İstanbul İdare Hukuku Avukatı ile temsil edilmek kanun yollarını hak kaybına uğramadan kullanabilmek açısından oldukça önemlidir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

DANIŞTAY’IN İLK DERECE MAHKEMESİ OLARAK BAKMAKLA GÖREVLİ OLDUĞU DAVA VE İŞLER NELERDİR?

Danıştay, Anayasa’da ve diğer kanunlarda aslında idari yargının temyiz mercii olarak düzenlenmiştir. Ancak 2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24’te düzenlenen davaların İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır. Buna göre,

  • Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları
  • Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları
  • Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları
  • Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları
  • Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işler
  • Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları

Doğrudan Danıştay’a hitaben yazılan bir dava dilekçesiyle Danıştay’da açılır. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak bu davaları görüp karara bağlar. Danıştay’da görülecek idari davalar için İstanbul İdare Hukuku Avukatından hukuki yardım almak her zaman daha avantajlı olacaktır.

İDARİ YARGIDA DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?

İdari yargı, adli yargıdan bağımsız olup, kendi özel usul kanunu olan ve bu usul kanununda düzenlenen sürelere tabi olan bir alandır. İdari yargıda dava açma süresi ile dava açma hakkını sınırlandırılması, idareyi sürekli bir dava tehdidi altında bırakmamak ve kamu düzeninin sürekliliğini sağlamak içindir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda özel olarak idari yargıda dava açma süreleri düzenlenmiştir. İYUK m. 7/1’e göre “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”

Maddede de belirtilen süreler;

  • İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,
  • Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda; tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın,
  • Tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin,
  • Tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin,
  • Tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı,
  • İdarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden itibaren başlar.

Dava açma süresi yalnızca kanunla öngörülebilir. Çünkü dava açma süresini sınırlamak, anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünü, mahkemeye erişim hakkını ve adil yargılanma hakkını kısıtlamaktır. Çeşitli AİHM kararları doğrultusunda Danıştay, kanunda öngörülen bu dava açma sürelerinin, evrensel haklar olan mahkemeye erişim hakkını ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldıracak derecede katı, dar ve şekilci yorumlanmaması görüşündedir.

Bu sürelerin ne zaman işlemeye başlayacağı da önemli bir konudur. Çünkü kanunda öngörülen bu süreler hak düşürücü nitelikte olup kişiler dava açma sürelerini kaçırınca hak kaybına uğrayabilmektedirler. Davalı bu sürelerin geçirildiğini öne sürmese bile mahkeme re’ sen inceleme yapar ve kanun yolları dahil davanın her aşamasında dikkate alır. Dava açma süreleri, İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Örneğin size yazılı bildirim 05.10.2023 tarihinde bildirilmişse, dava açma süresi 06.10.2023 tarihi itibariyle başlar.

 Süreler ile ilgili genel esasları düzenleyen İYUK m. 8/1’e göre de “Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.”. Tatil günleri de sürelere dahildir ancak eğer sürenin son günü tatil gününe denk gelirse, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Örneğin, 60 günlük dava açma sürenizin son günü pazar gününe denk gelirse, dava açma süresi pazartesi mesai bitimiyle sona erer. İYUK m. 8/3’e göre ise “Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.” Örneğin dava açma süresinin son günü (60. Gün) adli tatil günlerine denk gelirse, süre adli tatil bitiminden yani 1 eylülden itibaren 7 gün uzar.

İDARENİN SORUMLULUĞU NE DEMEKTİR?

İdarenin sorumluluğu, genellikle tam yargı davalarında gündeme gelen bir konudur. İdarenin sorumluluğu kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk olmak üzere iki açıdan değerlendirilir. Kusur sorumluluğu, idarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu bir hizmeti eksik yapması, gereği gibi yapmaması veya hiç yapmaması dolayısıyla oluşan sorumluluk türüdür.

İdarenin kusursuz sorumluluğu ise, kamu hizmetini gereği gibi ifa eden idarenin yine de bir zarara sebebiyet vermesi durumudur. Burada idarenin hizmeti yerine getirirken hiçbir kusuru söz konusu değildir ancak yine de üçüncü kişilerin bu hizmetin yürütülmesi esnasında zarar görmüş olması söz konusudur. İdari yargıda hangi hallerin kusur sorumluluğu kapsamına girdiği, hangi hallerin kusursuz sorumluluk kapsamına girdiği konularda İstanbul İdare Hukuku Avukatından yardım almak doğru bir değerlendirme için yerinde olacaktır.

İSTANBUL İDARE HUKUKU AVUKATI NE İŞ YAPAR?

İstanbul İdare Hukuku Avukatı, kendi özel yargılama usulü olan ve dava ve işleri özel yetkili mahkemelerde görülen idare hukuku davalarında hizmet veren kişidir. Esasında avukatlıkta uzmanlık kurumu yoktur. Fakat her avukat kendi yetenek ve istekleri doğrultusunda hukukta spesifik bir alanda bilgi birikimi olabilir ve tecrübe kazanabilir.

İdare hukuku avukatı Sıklıkla İdare hukuku davalarına bakan tecrübeli bir avukat, idari yargıya dair tüm özel usullere hâkim olacağından, hangi işlemin ne kapsamda olduğunu ve hangi davaya konu olabileceğini, dava açmanın şartlarının neler olduğunu, idari makamlara başvurunun nasıl yapılacağını ve en önemlisi hak düşürücü süreler ve diğer hukuki koruma tedbirleri hakkında ciddi bir donanımla müvekkillerine en iyi hizmeti verecek ve idare karşısında hak ve menfaatlerini en iyi şekilde gözetecektir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İDARİ DAVALARDA İDARE HUKUKU AVUKATIYLA TEMSİL ZORUNLU MUDUR?

Türk yargı sisteminde kural olarak avukatla temsil zorunluluğu yoktur ve kişiler yargı önünden kendilerini temsil edebilirler. Fakat idare hukuku davalarında, davanın taraflarından biri idaredir. İdare ise kamunun, yani devletin bir organıdır. Dolayısıyla davanın tarafı aslında devlet olduğu için ve kişiler devlet karşısında ister istemez zayıf konumda oldukları için idare hukuku avukatı ile temsil edilmek daha güvenilir bir yoldur. İdare hukuku mevzuatı ve idari yargılama usulü özel hukuk mevzuatına kıyasla daha ayrıntılı düzenlemelerdir ve bu sebeple profesyonel İstanbul İdari Dava Avukatı ile çalışmak kişilerin lehine olacaktır.

İDARİ DAVALARDA İSTANBUL İDARE HUKUKU AVUKATI İLE ÇALIŞMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

İdare hukuku avukatı, İdare hukuku, özel hukuktan ve diğer kamu hukuku dallarından farklı ve kendine münhasır bir hukuk dalıdır. Kendi özel yargılama usulü vardır ve sırf idari nitelikte davaların görülmesi için ayrı bir mahkeme sistemi kurulmuş ve adli yargıdan ayrılmıştır. Dolayısıyla idare hukuku davalarında da bu alanda uzmanlaşmış, tecrübe sahibi avukatlarla çalışmak, devlet karşısında her zaman zayıf konumda olan kişilerin haklarının ve menfaatlerinin korunması, zararlarının giderilmesi, ihlal edilen haklarının yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İDARİ YARGIDA AVUKAT OLMAYAN VEKİL TARAFINDAN DAVA AÇILMASININ SONUÇLARI

İdare hukuku avukatı, Dava açma ehliyeti olduğu halde bir şahsın avukat olmayan vekili tarafından idari yargıda dava açılması, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen bir durumdur. İdari yargıda dava dilekçeleri ehliyet yönünden ilk incelemeye tabi olur. İlk inceleme neticesinde eğer ehliyet yönünden bir noksanlık varsa bunların giderilmesi istenir, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davalar ise reddedilir.

İdare hukuku avukatı. İYUK m. 15/1-d bendinde düzenlendiğine göre, “ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine” karar verilir. Böyle bir hükmün konulmasının amacı yargı yerlerinin gereksiz meşgul edilmelerini önlemektir. İdari yargıda kural olan idari davanın idari işlemin asıl muhatabı olmayan kişi tarafından açılmasıdır. Hak kaybını önlemek adına da bu şekilde açılan davaların, 30 gün içinde avukat ile ya da bizzat bir daha açılabileceği imkânı tanınmıştır. Hak kaybı yaşamamak adına dava dilekçesinin hazırlanmasında idare hukuku avukatının hukuki desteğinden faydalanılması dava açacakların menfaatine olacaktır.

İdare Hukuku Avukatının Önemi

Yazıda Harbiye Hukuk Bürosu İstanbul idare hukuku avukatının çalışma alanlarına, iletişim ve ücret bilgilerine, çeşitli idari dava türlerine ve bunların görüleceği mahkemelere değinilmiştir. Ayrıca, uygulamada merak konusu olan çeşitli hususlara da yer verilmiştir.

İdare hukuku avukatı, gerek süreler ve merciler gerekse usul işlemleri açısından hassasiyet arz eden ve dikkatle yürütülmesi gereken süreçlere ev sahipliği yapmaktadır. Dolayısıyla, herhangi bir mağduriyet yaşamamak adına sürecin İstanbul hukuk bürosu idare hukuku avukatından hukuki destek alınarak yönetilmesinde büyük fayda vardır.

2024 İDARİ DAVA ÜCRETLERİ NE KADARDIR?

İdare hukuku avukatı, Avukatlık ücretleri, her yıl Türkiye Barolar Birliği’nin yayınladığı tebliğ ile belirlenir. Bu tebliğ, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi olarak nitelendirilir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık hizmetleri karşılığında ödenmesi gereken minimum tutarı belirler. Hiçbir avukat bu ücretlerin altında bir ücret kararlaştırması yapamaz. Ancak, avukatlık ücretleri yerel barolar ve avukatların mesleki tecrübe ve niteliklerine göre değişebilmektedir. Her avukat, asgari tarife üzerinden kendi avukatlık ücretini belirleyebilir.

İdare Hukuku davalarında avukatlık ücreti dava türüne, dava konusuna, davanın içeriğine, avukatın kıdemine, bilgisine, tecrübesine, uzmanlığına ve tarafın ekonomik durumuna göre değişebilmektedir. Güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine bakarak İstanbul İdare Hukuku avukatı ücretleri hakkında bilgi edinebilirsiniz.

İstanbul’da İdare Hukuku Avukatı Ücretleri Nasıl Belirlenir?

İstanbul idare hukuku avukatı ücretinin belirlenmesinde etkileyici rol oynayan birkaç etmen bulunmaktadır. Öncelikle İstanbul Barosunun yayınlamış olduğu avukatlık asgari ücret tarifesi mevcuttur. Ayrıca, müvekkille gerçekleştirilecek görüşmeler ve somut uyuşmazlığın şartları da ücretin saptanmasında etkili olacaktır. Neticede belirlenecek ücret, tarifedeki tutarların üzerinde veya altında olabilecektir.

İstanbul’da İdare Hukuku Avukatı Ücreti Ne Zaman Ödenir?

İstanbul idare hukuku avukatı ücreti genelde işin başında ödenir. Fakat kimi işler, niteliği gereği ücretin sonradan ödendiği işlerdendir. Kimilerinde ise başlangıçta bir miktar alınıp iş bitince tahsil edilen tutar üzerinden belirli bir yüzde alınmaktadır.

İstanbul’da En İyi İdare Hukuku Avukatı Nasıl Bulunur?

Avukatların kendilerini en iyi idare hukuku avukatı olarak nitelendirmeleri, TBB Meslek Etik İlkelerine ters düşmektedir. Dolayısıyla, böyle bir tanımlamada bulunulmamalıdır. Bununla birlikte, Harbiye Hukuk Bürosu İstanbul idare hukuku avukatı, söz konusu alanda faaliyetlerini sürdürmektedir.

HARBİYE HUKUK BÜROSU İDARE HUKUKU DAVALARI HİZMETLERİ

İdare Hukuku Avukatı Olarak Verdiğimiz Hizmetler

Harbiye Hukuk idare hukuku avukatı tarafından verilen başlıca hizmetler şunlardır:

  • İdari davalar,
  • 375 Sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarma dolayısıyla görülen idari davalar,
  • Sicil iptal davaları,
  • Geçici görevlendirmeye dair davalar,
  • Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması davası,
  • Görevden uzaklaştırmaya dair davalar,
  • POMEM, PMYO ve PAEM sağlık idari davaları,
  • MSB sağlık ve mülakat davaları,
  • Pasaport iptaline dair idari davaları,
  • Rekabet hukuku dolayısıyla görülen idari davalar,
  • Denklik, silah taşıma ruhsatı vs. verilmemesine ilişkin davaları,
  • Gümrük hizmetlerine dair idari davalar,
  • Mobbing tam yargı davaları,
  • Tayin davaları,
  • Meslekten ihraç,
  • İdari sözleşmelerden doğan davalar,
  • Atama ve atamama işlemlerinden doğan idari davalar,
  • Disiplin cezalarına dair idari davalar,
  • Uyarma, kınama cezası idari davası,
  • Memurluktan çıkarma, memurların parasal hakları, özlük hakları vs. nedenlerle açılan idari davalar,
  • İmar planı değişikliği dolayısıyla yürütülen idari davalar,
  • İmar uygulamasından doğan idari davalar,
  • Yapı ile ilgili idari davalar,
  • Yıkım işlemlerinden doğan idari davalar,
  • İmar para cezasına dair idari davalar,
  • İmar barışı ve yapı kayıt belgesine dair idari davalar,
  • Kentsel dönüşümden doğan idari davalar,
  • Yükseköğretim işlemlerinden kaynaklanan idari davalar,
  • Üniversite öğrencilerine dair idari davalar,
  • Tıbbi müdahaleler dolayısıyla tam yargı davaları,
  • Tazminat davaları,
  • Emniyet, belediye hizmetlerinden doğan tam yargı davaları,
  • Karayollarına dair tam yargı davaları,
  • Terörle mücadeleye ilişkin tam yargı davaları,
  • Genel ve düzenleyici işlemlerin iptali talepli idari davalar,
  • Kamulaştırma davaları,
  • Ecrimisil,
  • Kamu ihale davaları,
  • İşyeri açma ve ruhsat alma işlemlerine dair idari davalar.

İdare hukuku avukatı, İdare hukuku uyuşmazlıklarında avukatlık hizmeti almak her zaman en güvenilir yoldur. İdare hukuku davaları kendi özel usul ve esasları olan ve özel mahkemelerde görülen davalardır.  Harbiye Hukuk Bürosu olarak tecrübeli ve uzman avukat kadromuzla müvekkillerimizin idare hukuku davalarını ve uyuşmazlıklarını en hızlı şekilde sonuçlandırmak ve menfaatlerini korumak bizim önceliğimizdir.

Merve Sara Muğlu

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak Gerekli alanlar işaretlendi *

Yorum Yap