İmam Nikahlı Kadının Hakları

İmam nikahı hukuken evlilik doğurmaz. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik yalnızca evlendirme memuru önünde kurulur, bu nedenle imam nikahlı kadının hakları eş sıfatına değil, ortak yaşamın fiili sonuçlarına dayanır.

Resmi nikah bulunmadığından kadın birlikte yaşadığı erkeğin mirasçısı olamaz, ondan dul aylığı alamaz, mal rejiminden pay ve boşanmaya bağlı nafaka isteyemez. Kadın yine de hakkını arayabilir. Evlenme vaadiyle kandırıldıysa manevi tazminat, ziynetleri ve mala yaptığı katkı için de alacak davası açabilir.

Çocukların hakları ise korunur. Tanıma veya babalık davasıyla soybağı kurulan çocuk, nafaka ve miras bakımından babanın diğer çocuklarıyla eşittir. Babasından yetim aylığı alan kadının aylığı da yalnızca imam nikahı kıydığı için kesilmez, kanun bunun için resmi evlenmeyi arar.

İmam Nikahı Nedir?

İmam nikahı, diğer adıyla dini nikah, eş adaylarının kendi dini inanışları doğrultusunda bir din görevlisi (imam) huzurunda, en az iki şahit eşliğinde gerçekleştirdikleri evlilik törenine verilen isimdir. Dinen geçerli olması için aranan imam nikahı şartları ayrı yazımızda anlatılmıştır.

Toplumda dini nikah yaygın bir uygulama olmakla beraber, Türk Medeni Kanunu’na göre evliliğin hukuken geçerli olması için yetkili devlet memuru önünde resmi nikah kıyılması şarttır. Yalnızca imam nikahıyla kurulan bir birliktelik kanunen evlilik sayılmaz. Resmi nikah yapılmadığı sürece eşler arasında aile hukuku hükümlerinden doğan hak ve yükümlülükler devreye girmez.

Birçok kişi imam nikahının tek başına yeterli olduğunu düşünür. Oysa yalnızca dini nikaha dayanarak birlikte yaşamak hukuken evli statüsü sağlamaz ve bu yanılgının bedelini çoğu zaman kadın öder.

BOŞANMA AVUKATA SOR

BOŞANMA AVUKATA SOR

İmam Nikahlı Kadının Hakları

İmam nikahıyla birlikte yaşayan kadın, resmi nikahın yokluğu nedeniyle kanunen eş sayılmaz. Kadın ile birlikte yaşadığı erkek arasında evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülükler oluşmaz. Kadının kaybettiği haklar ile genel hükümlerden doğan haklarını birbirinden ayırmak gerekir.

Resmi Nikah Olmadan Kurulan Birlikteliklerin Hukuki Statüsü

Resmi nikah yapılmaksızın yalnızca dini tören ile kurulan birliktelikler, Türk hukukunda geçerli bir evlilik olarak kabul edilmez. Taraflar yasal olarak evli sayılmadıkları için birbirlerine karşı evlilik birliğinden doğan bir yükümlülükleri yoktur. İmam nikahlı çift ayrılsa bile boşanma davası açılmaz, çünkü boşanma ancak resmi olarak kurulmuş evliliklere uygulanır.

Türk Medeni Kanunu evliliği yalnızca yasal şekil şartlarına uygun kıyılan resmi nikahla tanır. Evlenme, tarafların evlendirme memurunun sorusuna olumlu sözlü cevap verdiği anda oluşur. Yalnızca imam önünde kurulan beraberlik kanunen yok hükmündedir, hukuken kurulmuş bir evlilik yoktur.

Resmi Nikahı Olmayan Kadınların Yaşadığı Mağduriyetler

Toplumda imam nikahının evlilik için yeterli olduğu ve bazı yasal hakları kendiliğinden sağladığı şeklinde yanlış bir algı vardır. Pek çok kadın, eşinden ayrıldığında veya eşi vefat ettiğinde kanuni hak talep edemediğini ancak o zaman öğrenir. Resmi nikahın yokluğu kadını özellikle ayrılıkta maddi ve manevi açıdan korunmasız bırakır.

İmam nikahlı bir kadının yararlanamayacağı başlıca haklar şunlardır.

  • Yasal mirasçılık hakkı: Resmi nikahlı eş, vefat eden eşinin mirasçısı olur. İmam nikahlı eş ise kanunen mirasçı kabul edilmez.
  • Mal rejiminden pay: Edinilmiş mallara katılma rejimi imam nikahlı birlikteliklerde uygulanmaz. Kadın ancak mala yaptığı katkıyı genel hükümlere göre isteyebilir.
  • Boşanmaya bağlı tazminatlar: Boşanma davasında istenebilen maddi ve manevi tazminat, imam nikahlı ayrılıkta gündeme gelmez.
  • Yoksulluk ve tedbir nafakası: Bu nafakalar resmi evliliğe bağlıdır, imam nikahlı kadına bağlanamaz.
  • Eş üzerinden sosyal güvence: İmam nikahlı kadın, birlikte yaşadığı erkeğin sağlık sigortasından yararlanamaz ve ondan dul aylığı alamaz.
  • Aile birliğine dair diğer haklar: Aile cüzdanı, eşin soyadını kullanma ve resmi makamlarda evli kabul edilme de dini nikahlı eş için geçerli olmaz.

Bu kayıplar birlikteliğin ilk gününden itibaren vardır ve zamanla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Uzun yıllar süren beraberlik, çocuk sahibi olmak ya da düğün yapılmış olması sonucu değiştirmez.

İmam Nikahlı Kadının Başvurabileceği Hukuki Yollar

Eş sıfatından doğan hakların yokluğu, kadının hiçbir talepte bulunamayacağı anlamına gelmez. Kadının talepleri aile hukukuna değil, borçlar hukukuna ve soybağı hükümlerine dayanır. Başlıca talepler ve dayanakları şöyledir.

Talep Dayanak Görevli mahkeme
Evlenme vaadiyle kandırılma nedeniyle manevi tazminat TBK m.58, TMK m.24 Asliye hukuk mahkemesi
Düğünde takılan ziynetlerin iadesi Genel hükümler Asliye hukuk mahkemesi
Birliktelikte edinilen mala yapılan katkı TBK m.77 (sebepsiz zenginleşme) Asliye hukuk mahkemesi
Doğum ve gebelik giderleri TMK m.304 Aile mahkemesi
Babalık davası ve çocuk için nafaka TMK m.301, m.327 ve m.333 Aile mahkemesi
Partnerin ölümünde destekten yoksun kalma tazminatı TBK m.53 Genel mahkeme
Şiddete karşı koruma tedbiri 6284 sayılı Kanun Aile mahkemesi

İmam Nikahlı Kadının Miras Hakkı

İmam nikahına dayalı birliktelikte erkek öldüğünde, sağ kalan kadın kanunen eş olmadığı için yasal mirasçı olamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 499. maddesi sağ kalan eşe, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre mirasın dörtte birinden tamamına kadar pay verir.[1] Bu pay yalnızca resmi nikahlı eş içindir.

İmam nikahlı kadın, ancak erkeğin sağlığında yaptığı bir tasarrufla mirastan pay alabilir. Erkek vasiyetname veya miras sözleşmesi ile kadına mal bırakabilir ya da onu mirasçı atayabilir. Bu da kesin güvence değildir, çünkü atanmış mirasçının kanunla korunan bir saklı payı yoktur.

Türk Medeni Kanunu’na göre mirasbırakanın çocukları ile anne ve babası saklı paylı mirasçıdır. Saklı paylarının karşılığını alamayan bu mirasçılar tenkis davası açarak kadına bırakılan payı tasarruf edilebilir kısma indirebilir.[2] Mirasçıların sırası ve payları yasal mirasçılar ve miras payları yazısında anlatıldı.

İmam Nikahlı Kadın Dul ve Yetim Maaşı Alabilir mi?

İmam nikahlı kadın, birlikte yaşadığı erkeğin ölümü üzerine ondan dul aylığı alamaz. 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesi ölüm aylığını sigortalının dul eşine bağlar ve dul eş sıfatı yalnız resmi evlilikle kazanılır.[3] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de resmi nikahı olmayan sigortalıdan ölüm aylığı bağlanması isteminin reddini onamıştır.[4]

Kadının kendi babasından veya önceki resmi eşinden aldığı aylık ise ayrı bir konudur. Bu aylıkların akıbeti, imam nikahının hukuken evlilik sayılmamasına göre belirlenir. Ölüm aylığının genel şartları ve oranları dul ve yetim aylığı yazısında anlatıldı.

İmam Nikahlı Biriyle Yaşayan Kadının Dul Maaşı Kesilir mi?

Kesilmez, kanunda bunun için bir kesme sebebi yoktur. 5510 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre hak sahibinin aylığı, 34. maddedeki şartlar ortadan kalkınca kesilir. Dul eşin aylığını kesen olay yeniden resmi nikahla evlenmesidir, başka biriyle imam nikahı kıymak ise resmi evlilik değildir.

Tek istisna, kadının boşandığı eşiyle yeniden birlikte yaşamasıdır. 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların aylığı kesilir, ödenen tutarlar da geri alınır. Yargıtay’a göre bu kural, kişinin boşandığı herhangi bir eşiyle yaşaması halinde de uygulanır.[5]

Not: Nafakada sonuç farklıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçimindeki yoksulluk nafakasını alan eski eş evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşarsa, nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.

İmam Nikahlı Kadın Babasından Yetim Maaşı Alabilir mi?

Alabilir. 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesi, yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocuklarına ölen anne veya babalarından aylık bağlar. İmam nikahlı kadın hukuken evli değildir, ayrıca çalışmaması ve kendi sigortalılığından gelir ya da aylık almaması gerekir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, babasından yetim aylığı alırken başka biriyle resmi nikahsız yaşayan kadın hakkındaki dolandırıcılık davasında beraat kararını onamıştır. Dairenin gerekçesi şöyledir.

“Yürürlükteki mevzuata göre sanığın, babasının ölümünden sonra yetim aylığı almaya hak kazandığı, bu şekilde bu aylığı alırken başka biriyle gayri resmi olarak karı-koca hayatı yaşamasına engel bir durum bulunmadığı, sanığın, babasından kalan aylığının kesilmesi için onun gayri resmi olarak yaşadığı kişiyle resmi olarak evlenmeye zorlamak veya evlenmemesini bu şekilde yaptırıma bağlamanın mümkün olmadığı (…)”
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 22.01.2015, 2013/7350 E., 2015/1027 K.

Aylık iki durumda kesilir. Kadın birlikte yaşadığı kişiyle resmi nikah kıyarsa aylığı durur, 5510 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre talep ederse iki yıllık aylık tutarı evlenme ödeneği olarak peşin ödenir. Kadın daha önce evlenip boşanmışsa ve imam nikahıyla yaşadığı kişi eski eşiyse, aylık 56. madde gereği kesilir ve ödenenler geri istenir.

İmam Nikahlı Kadının Ayrılık Durumunda Hakları

Türk hukukunda imam nikahına özgü bir yasal düzenleme yoktur. Resmi evlilik bağı olmayan çift ayrıldığında boşanma hükümlerinden ve buna bağlı fer’i haklardan yararlanamaz. Tazminat ve alacak talepleri genel hükümlere göre, aile mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Resmi nikahla evli çiftler ayrılırken boşanma davasında nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet isteyebilir. İmam nikahlı birliktelikte bu davalar açılamaz, ancak bu durum hiçbir hak talep edilemez anlamına gelmez. Genel hukuk kurallarına dayanan talepler ayrı davalarla ileri sürülür.

Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edebilir mi?

İmam nikahına dayalı ilişki sona erdiğinde kadın, uğradığı zarar için tazminat isteyebilir. Boşanma hükümleri uygulanmasa da kişilik hakkının zedelenmesi ve haksız fiil hükümleri devreye girer. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkı zedelenen kişiye manevi tazminat isteme hakkı verir.

Yargıtay’ın bu konudaki tutumu bir süre tartışmalıydı. 4. Hukuk Dairesi bazı kararlarında, reşit kadının nikahsız birlikteliğe rızasıyla girdiğini kabul edip manevi tazminatı reddediyordu. Hukuk Genel Kurulu 2021’de bu bozmaya karşı direnen yerel mahkeme kararını yerinde buldu.

Olayda taraflar düğün salonunda geniş katılımlı bir düğün yapmış, resmi nikah sonraya bırakılmış ve bir buçuk yıl içinde de kıyılmamıştı. Kurul’un gerekçesi şöyledir.

“Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadının davalı erkek tarafından nikâh yapma vaadi ile kandırıldığı ve bunun etkisi altında gerek fiziksel gerek ruhsal bakımdan zarara uğratıldığı, bu nedenle acı ve üzüntü duyduğunun kabul edilmesi, davacının hukuka aykırı olan bu fiilden dolayı etkilenen manevi dengesinin eski hâle dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir fiilde bulunmamasını sağlamak bakımından lehine manevi tazminata hükmedilmesi isabetlidir.”
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.02.2021, 2017/1316 E., 2021/167 K.

4. Hukuk Dairesi de 2018’de, resmi nikah sözüyle imam nikahlı yaşayan, çocuk sahibi olan ve erkeğin sonradan başka biriyle evlendiği kadın lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.[6] Aynı kararda, kadının kendi isteğiyle çalışmamasının maddi tazminat gerektirmeyeceği de belirtildi.

Tazminat kendiliğinden doğmaz, kadının kandırıldığını ve kişilik hakkının zedelendiğini ispat etmesi gerekir. Erkeğin kişilik hakkına saldırı oluşturan bir eyleminin ispatlanamadığı bir davada manevi tazminat talebi reddedilmiştir.[7]

Nafaka Hakkı Var mı?

Yoksulluk nafakası, resmi evlilik boşanmayla sona erdiğinde yoksulluğa düşecek eşin diğerinden istediği maddi destektir. İmam nikahlı birliktelik hukuken evlilik sayılmadığından ayrılan kadın yoksulluk nafakası isteyemez. Ayrılık sürecindeki geçici destek olan tedbir nafakası da aynı nedenle istenemez.

Kadının kendisi için isteyebileceği kanuni bir ödeme ise vardır. Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesine göre anne, babalık davasıyla birlikte veya ayrıca, babadan ya da mirasçılarından doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebeliğin gerektirdiği diğer giderleri isteyebilir. Çocuk ölü doğmuş olsa bile hakim bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.

Ortak çocuk varsa çocuğun bakımı için babadan nafaka istenebilir. Bu nafaka kadının değil çocuğun hakkıdır ve babayla soybağının kurulmuş olmasını gerektirir.

Birliktelikte Edinilen Mallar ve Mal Paylaşımı

İmam nikahlı birliktelikte edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaz, her mal kimin adına kayıtlıysa onundur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu konudaki ilkeyi şöyle koymuştur.

“Yasanın tanıdığı ve kabul ettiği evlenme şekli dışında gerçekleşen birliktelikler ne ad altında yapılmış olursa olsun evlilik olarak değerlendirilemez. Medeni Kanunun yasal görmediği birliktelikler sırasında edinilen mallara yönelik olarak da, evlilik birliği içinde edinilen mallara ilişkin olan düzenlemelere dayanılarak katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı ve katılma alacağı istekli talepte bulunulamaz. Evlilik birliği içinde edinilmeyen mallara ilişkin olarak genel mahkemelerde ve genel hükümlere dayanılarak dava açmak mümkündür.”
— Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 26.10.2010, 2010/3452 E., 2010/5111 K.

Kadın, erkeğin adına alınan bir eve ya da araca parasıyla katkı yaptıysa bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesine göre haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bunu geri vermekle yükümlüdür. Katkıyı ispat yükü kadına aittir, bu yüzden ödeme belgeleri ve banka kayıtları saklanmalıdır.

Davada neyin istendiği de sonucu belirler. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ev bedelini ödediğini ileri sürüp yalnızca tapu iptali ve tescil isteyen davacının davasını reddeden kararı onamıştır.[8] Bölge adliye mahkemesine göre uyuşmazlık borçlar hukukuna tabiydi ve bedele yönelik açılmış bir dava yoktu.

Düğünde Takılan Ziynetler

Resmi nikah olmadan yapılan düğünlerde de kadın, kendisine takılan ziynetler için alacak davası açabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 25.06.2020 tarihli kararında, gayri resmi evlilikten ayrılan kadının ziynetlerini yanına almadan evden çıktığının anlaşıldığı davada talebin tümden reddini bozmuştur. Daireye göre düğün fotoğrafları ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek ziynet alacağı belirlenmeliydi.

Dini nikahta kararlaştırılan mehrin niteliği ise mehir yazısında ayrıca ele alındı.

Şiddet Halinde Koruma

Şiddete uğrayan imam nikahlı kadın, 6284 sayılı Kanun’un korumasından yararlanır. Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları evlilik şartı aramadan korur. Tedbirlerin nasıl isteneceği uzaklaştırma kararı yazısında anlatıldı.

İmam Nikahından Doğan Çocukların Hakları

Yalnızca imam nikahıyla kurulan birliktelikten doğan çocuk hukuken evlilik dışında doğmuş sayılır. Çocuğun soybağı, velayeti, nafakası ve mirası Türk Medeni Kanunu’nun evlilik dışı çocuklara ilişkin hükümlerine göre belirlenir. Bu hükümlerin hepsinde belirleyici olan, babayla soybağının kurulup kurulmadığıdır.

Çocuğun Soybağı (Nesebi)

Bir çocuğun soybağı, anne ve babayla olan hukuki bağını ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba ile soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur.

İmam nikahlı ilişkiden doğan çocukta ana ile resmi evlilik olmadığından babayla soybağı kendiliğinden kurulmaz. Biyolojik babanın baba hanesine yazılabilmesi için iki yoldan biri izlenir.

  • Babanın çocuğu tanıması: Türk Medeni Kanunu’na göre tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmi senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur. Tanımayla çocuk babanın hanesine tescil edilir. İşlemin adımları evlilik dışı çocuğun baba tarafından tanınması yazısında anlatıldı.
  • Babalık davası: Baba çocuğu tanımazsa anne veya çocuk aile mahkemesinde babalık davası açabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.[9] Annenin dava hakkı doğumdan itibaren bir yıl geçmekle düşer, çocuğun dava hakkına ilişkin süre ise Anayasa Mahkemesi’nin 2011 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.

Not: Çocuk nüfusta annenin evli olduğu başka bir erkeğin çocuğu görünüyorsa, önce bu bağın soybağının reddi davasıyla kaldırılması gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.

Çocuğun Velayeti

Velayet, çocuğun bakımını ve onu temsil etme yetkisini kapsayan anne-baba sorumluluğudur. Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesine göre ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir. İmam nikahlı birliktelikten doğan çocuğun velayeti bu nedenle doğumla birlikte annededir.

Babalık tanıma ya da mahkeme kararıyla kurulsa bile velayet kendiliğinden babaya geçmez. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüşse ya da velayet kendisinden alınmışsa hakim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir.

Türk Medeni Kanunu’nun 292. maddesine göre ana ve baba sonradan birbiriyle evlenirse, çocuk kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır.

Babadan Nafaka Talebi (Çocuk Nafakası)

İmam nikahlı birliktelikten doğan çocuğun bakım ve yetiştirme masrafları anne ile babanın ortak sorumluluğudur. Resmi nikah olmasa bile baba ile soybağı kurulduysa çocuk için babadan nafaka istenebilir. Bu nafaka, çoğunlukla iştirak nafakası şeklinde olur.

İştirak nafakası, çocuğun yanında kalmadığı ebeveynin çocuğun giderlerine katılmak için ödediği aylık paradır. Velayet annede olduğundan anne, aile mahkemesinden babanın mali gücüne uygun bir nafaka bağlanmasını isteyebilir. Mahkeme çocuğun yaşını, ihtiyaçlarını, anne ve babanın ekonomik durumlarını dikkate alır.

Babalık hukuken kurulmadıkça babadan nafaka istenemez. Türk Medeni Kanunu’nun 333. maddesine göre babalık davasıyla birlikte nafaka istenir ve hakim babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir. Kanunun 328. maddesine göre bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar sürer, eğitimi devam eden ergin çocuk için eğitimi sona erinceye kadar devam edebilir.

Çocuğun Miras Hakkı

Ana ile babanın resmi nikahı olmaması, çocuğun miras hakkını ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 498. maddesine göre evlilik dışında doğmuş ve soybağı tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur. Tanınmış çocuk, babanın resmi evliliğinden olan kardeşleriyle eşit pay alır.

Babayla soybağı kurulmamışsa çocuk babanın mirasına ortak olamaz. Baba ölmüşse babalık davası mirasçılarına karşı açılabilir ve soybağı sonradan kurulursa çocuk mirastan payını isteyebilir. Annenin mirasında ise sorun yoktur, çünkü anne ile soybağı doğumla kurulur.

Babası ölen ve soybağı kurulmuş çocuk, şartları taşıyorsa babasından yetim aylığı da alır. 5510 sayılı Kanun, tanınmış veya babalığı hükme bağlanmış çocukları da ölüm aylığından yararlanan hak sahipleri arasında sayar.

İmam Nikahlı Kadının Hakları

İmam Nikahlı Kadının Hakları

İmam Nikahlı Kadının Hakları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İmam nikahlı kadının hakları ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.

Hukuki haberleri bizden takip edin

Harbiye Hukuk'u Google aramalarında tercih edilen kaynağınız olarak seçin, yazılarımız arama sonuçlarında öne çıksın.

Kaynaklar

  1. Türk Medeni Kanunu m.499 ↩
  2. Türk Medeni Kanunu m.506 ve m.560 ↩
  3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.34 ↩
  4. Yargıtay 10. HD, 15.02.2013, 2012/22078 E., 2013/2348 K. ↩
  5. Yargıtay 21. HD, 29.04.2013, 2012/1609 E., 2013/8292 K. ↩
  6. Yargıtay 4. HD, 16.05.2018, 2016/7057 E., 2018/4216 K. ↩
  7. Yargıtay 4. HD, 25.06.2020, 2018/5148 E., 2020/2290 K. ↩
  8. Yargıtay 7. HD, 13.12.2023, 2022/6211 E., 2023/6226 K. ↩
  9. Türk Medeni Kanunu m.301 ve m.303 ↩
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Av. Yusuf Emrehan Sucu
Tam burslu olarak eğitimini sürdürdüğü Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlamıştır. Hukuk eğitimi sırasında birden fazla sertifika programını tamamlamış, kurgusal mahkemelerde sıkça rol almıştır. İş Hukukuna ilişkin alacaklar ve Tazmin...
Yorum yok
Yorum yap

yorum yap