Av. Hulusi Hatıpoğlu – Harbiye Hukuk https://www.harbiyehukuk.com İstanbul Avukat - 0507 433 00 00 Wed, 28 Oct 2026 16:00:37 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.1.4 https://www.harbiyehukuk.com/wp-content/uploads/2026/05/cropped-harbiye-favicon-32x32.webp Av. Hulusi Hatıpoğlu – Harbiye Hukuk https://www.harbiyehukuk.com 32 32 Alkol Promil Hesaplama: Kiloya Göre Hesap ve 2026 Alkol Cezası https://www.harbiyehukuk.com/alkol-promil-hesaplama/ https://www.harbiyehukuk.com/alkol-promil-hesaplama/#respond Wed, 28 Oct 2026 16:00:37 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1008455 Alkol promil hesaplama, içilen saf alkolün gram cinsinden miktarını vücut ağırlığı ile dağılım katsayısının çarpımına bölüp her saat için 0,15 promil düşmekle yapılan bir tahmindir. 80 kg bir erkek iki büyük bira içmeye başladıktan 1 saat sonra yaklaşık 0,58 promile ulaşır. Bu değer hususi otomobil sınırı olan 0,50’yi geçer ve ilk ihlalde 25.000 TL idari […]

Alkol Promil Hesaplama: Kiloya Göre Hesap ve 2026 Alkol Cezası yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Alkol promil hesaplama, içilen saf alkolün gram cinsinden miktarını vücut ağırlığı ile dağılım katsayısının çarpımına bölüp her saat için 0,15 promil düşmekle yapılan bir tahmindir. 80 kg bir erkek iki büyük bira içmeye başladıktan 1 saat sonra yaklaşık 0,58 promile ulaşır. Bu değer hususi otomobil sınırı olan 0,50’yi geçer ve ilk ihlalde 25.000 TL idari para cezası ile 6 ay belge geri alma sonucunu doğurur.

Yukarıdaki araç cinsiyetinizi, kilonuzu, en çok üç satır içeceği, geçen süreyi, araç türünü, aday sürücü olup olmadığınızı ve son 5 yıldaki ihlal sayısını alır. Sonuçta tahmini promil, yasal sınıra ve sıfıra inmek için gereken süre ve uygulanacak yaptırım görünür. Tek tek içkilerin karşılığı bira ve diğer içkilerin promil karşılığı yazısında yer alıyor.

Kiloya Göre Promil Hesaplama Formülü

Kandaki alkol tahmini için kullanılan yöntem, İsveçli kimyager Erik Widmark’ın 1932’de yayımladığı formüldür. Formül promil = saf alkol (g) ÷ (kilo × r) − 0,15 × geçen saat biçimindedir. Sonuç sıfırın altına düşerse sıfır kabul edilir.

Formüldeki r, alkolün vücutta dağıldığı suyun payını gösteren katsayıdır. Araç Widmark’ın asıl değerlerini kullanır, erkekte 0,68, kadında 0,55.[ref]Widmark E.M.P. (1932), Die theoretischen Grundlagen und die praktische Verwendbarkeit der gerichtlich-medizinischen Alkoholbestimmung.[/ref] Literatürde erkek için 0,68–0,70, kadın için 0,55–0,60 aralığı da geçer.

Kilo, sonucu en çok değiştiren girdilerden biridir. Aynı iki büyük bira, içmeye başlandığı anda 100 kg bir erkekte 0,58, 60 kg bir erkekte 0,97 promil üretir. Ağırlık azaldıkça alkolün dağılacağı su hacmi küçülür ve aynı gram daha yüksek bir değere karşılık gelir.

Kadın ve Erkekte Promil Farkı

Kadında katsayının düşük olması, vücut ağırlığına oranla su payının daha az olmasından gelir. Bu yüzden aynı kiloda ve aynı içkide kadının promili yaklaşık dörtte bir oranında yüksek çıkar.

60 kg bir kadın iki büyük biradan sonra tepe noktada 1,20 promile ulaşır, aynı kilodaki erkekte değer 0,97’de kalır. Kadın 1 saat sonra bile 1,05 promildedir. Bu düzey, idari cezanın yanında ceza davası sınırını da aşar.

Promil Değerinin mg/dl Karşılığı

Promil, bir litre kandaki alkolün gram cinsinden miktarıdır ve kan tahlili raporlarında çoğunlukla mg/dl birimiyle yazılır. Adli Tıp raporlarında 100 mg/dl, 1,00 promile karşılık gelir. Raporda 54 mg/dl yazıyorsa değer 0,54 promildir.

Halk arasındaki “yüzde elli alkollü” ifadesi bu birimin yanlış okunmasından doğar. 0,50 promil, bir litre kanda yarım gram alkol bulunduğu anlamına gelir.

İçki Türlerine Göre Saf Alkol Miktarı

Hesabın ilk adımı içilen sıvıyı saf alkol gramına çevirmektir. Bunun için hacim (ml), alkol oranı ve etanolün yoğunluğu olan 0,789 çarpılır. 50 cl %5’lik bir birada 500 × 0,05 × 0,789 = 19,7 gram saf alkol bulunur.

Araçtaki hazır içeceklerin gram karşılıkları sabittir. 33 cl %5 bira 13,0 g, 50 cl %5 bira 19,7 g, 15 cl %12,5 şarap 14,8 g, 4 cl %40 viski, votka ya da cin 12,6 g alkol taşır. Tek rakı (4 cl, %45) 14,2 g, duble rakı 28,4 g eder.

Duble rakı, bu yüzden iki küçük biradan daha fazla alkol içerir. Listede olmayan bir içki için “Diğer” satırına mililitre ve yüzde girilir. 330 ml %8’lik iki kutu güçlü bira 41,7 g eder ve neredeyse üç küçük biraya denk gelir.

Promil Hesabının Girdileri

Alkol Saatte Kaç Promil Düşer?

Karaciğer alkolü kabaca sabit bir hızla yakar ve hesapta bu hız saatte 0,15 promil alınır. Karayolları Trafik Yönetmeliği de geç alınan kan örneğinden olay anına geri hesap yaparken her saat için 0,15 promil eklenmesini öngörür.[ref]Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/4-b-3.[/ref] Bilimsel çalışmalarda ortalama aynı değerde, kişiden kişiye ise 0,10 ile 0,25 arasında değişir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi de Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarına dayanarak saatte ortalama 0,15–0,20 promillik azalmayı esas almıştır (E.2021/8048, K.2023/19855, 14.06.2023). Kahve, soğuk duş ya da bol su bu hızı değiştirmez. Promili yalnızca geçen zaman düşürür.

Ayılma Süresi Nasıl Hesaplanır?

Sıfıra inme süresi, promilin 0,15’e bölünmesiyle bulunur. 1,00 promil ortalama 6 saat 40 dakikada, 0,58 promil 3 saat 52 dakikada sıfırlanır. Yasal sınıra inme süresi için önce promilden sınır çıkarılır, kalan değer 0,15’e bölünür.

Gece yarısı 1,44 promil olan bir kişinin 0,20 sınırının altına inmesi 8 saat 16 dakika, tamamen sıfırlanması 9 saat 36 dakika sürer. Sabah 8’de direksiyona geçen sürücü bu hesapla hala sınırın üzerindedir. Atılım hızı 0,10 olan birinde süreler bir buçuk katına çıkar.

Hesabın Yanıldığı Durumlar

Widmark formülü, alkolün tamamının kana geçtiğini varsayar. İçmeyi bitirdikten sonraki ilk 30–90 dakikada gerçek değer tahminden düşük olabilir, ardından yükselir. Son kadehten hemen sonra yapılan hesap bu yüzden en yanıltıcı olanıdır.

Aç ya da tok olmak, kullanılan ilaçlar ve karaciğer hastalığı formüle girmez. Alkolmetrenin nefesten ölçtüğü değer ile kan tahlilinin sonucu da birbirinden farklı çıkabilir.

Araçtaki sonuç yaklaşık bir tahmindir ve araç kullanıp kullanamayacağınızı söylemez. Bağlayıcı değer yalnızca alkolmetre ya da kan tahliliyle ölçülen değerdir.

Promil Düşüşü ve Ayılma

Araç Türüne Göre Alkol Promil Sınırı ve Aday Sürücü

Hususi otomobil sürücüsü için 0,50 promilin üzeri yasaktır. Ticari ve resmi araçlar, motosiklet, kamyonet ve otobüs gibi hususi otomobil dışındaki bütün araçlarda sınır 0,20 promildir. Kanun bunu “promil alt sınırı 0.21” olarak ifade eder.

Hususi plakalı olmak tek başına 0,50 sınırını getirmez, kural yalnız otomobil içindir. Kendi motosikletini ya da kamyonetini kullanan kişi de 0,20 sınırına tabidir. Sınırlar 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun 48. maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde yer alır.[ref]2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/5 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/1.[/ref]

Sürücü belgesini alalı 2 yıl dolmamış aday sürücüde araç cinsine bakılmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre 0,20 promilin üzerinde alkollü çıkan aday sürücünün belgesi iptal edilir.[ref]Karayolları Trafik Yönetmeliği Ek m.3.[/ref] 90 kg bir erkek tek bir küçük biradan hemen sonra 0,21 promile çıkar ve aday sürücüyse bu sonuçla karşılaşabilir.

2026 Alkol Cezası ve Tekrara Göre İdari Yaptırım

Alkollü araç kullanma cezası, son 5 yıl içindeki ihlal sayısına göre üç kademede uygulanır. Tutarlar, 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun’la yeniden belirlendi.[ref]7574 sayılı Kanun m.12 ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/5 (RG 27.02.2026, sayı 33181).[/ref]

Son 5 yılda İdari para cezası Belge geri alma Ek şart
İlk kez 25.000 TL 6 ay Yok
İkinci kez 50.000 TL 2 yıl Sürücü davranışlarını geliştirme eğitimi
Üç veya daha fazla 150.000 TL 5 yıl Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi

Üçüncü ve sonraki her ihlalde 150.000 TL ve 5 yıl yeniden uygulanır. Ceza, fiil ayrıca suç oluştursa bile verilir. Geri alınan belgenin iadesi için Karayolları Trafik Kanunu kapsamındaki bütün idari para cezalarının ödenmiş olması gerekir.

Alkolmetreye üflemeyen ya da kan vermeyen sürücüye promile bakılmadan 150.000 TL ceza verilir ve belge 5 yıl geri alınır. Tutarlar 2026 için yeniden değerlemeye girmedi, 1 Ocak 2027’den itibaren yeniden değerleme oranında artırılacak. Diğer ihlallerin tutarları güncel trafik cezaları yazısında.

1,00 Promil Üzeri ve Ceza Davası

1,00 promilin üzerinde alkollü çıkan sürücü hakkında idari cezanın yanında Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesi de uygulanır ve altı aydan iki yıla kadar hapis öngörülür.[ref]2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/6 ve Türk Ceza Kanunu m.179/3.[/ref] Tam 1,00 bu kapsamda değildir, kanun “üzerinde” der.

Suçun unsurları TCK 179 trafik güvenliğini tehlikeye sokma yazısında anlatılıyor. Tekerrür, kaza ve yargılama aşaması alkollü araç kullanma cezası yazısında ayrıca ele alınıyor.

2026 Alkollü Sürüş Cezaları

Örnek Alkol Promil Hesaplamaları

Aşağıdaki örnekler aracın formülüyle elle hesaplanmıştır. Süre, içmeye başlandıktan sonra geçen zamandır.

Kişi ve araç İçilen Süre Tahmini promil Sonuç
80 kg erkek, hususi otomobil, ilk kez 2 × 50 cl bira 1 saat 0,58 25.000 TL, 6 ay. Sınıra inme 32 dk
60 kg kadın, diğer araç, ikinci kez 3 tek rakı + 1 kadeh şarap 2 saat 1,44 50.000 TL, 2 yıl, eğitim. TCK 179/3 riski
90 kg erkek, hususi otomobil 1 × 33 cl bira 0 saat 0,21 Ceza yok. Aday sürücüyse belge iptali
70 kg erkek 1 viski (4 cl) 5 saat 0,00 Alkol atılmış
75 kg erkek, hususi otomobil, üçüncü kez 2 × 330 ml %8 1,5 saat 0,59 150.000 TL, 5 yıl, psiko-teknik ve psikiyatri

İkinci örnekte 57,4 gram alkol 60 kg × 0,55 = 33’e bölünür ve tepe değer 1,74 çıkar. İki saatte 0,30 düşünce sonuç 1,44 olur. Kişi 0,20 sınırının altına ancak 8 saat 16 dakika sonra iner.

Üçüncü örnekteki sonuç aday olmayan sürücü için ceza doğurmaz, ama aynı kişi hususi otomobil dışında bir araçtaysa 0,20 sınırını aşmış olur. Sınıra bu kadar yakın bir değer, emilim süresi ve cihaz farkıyla kolayca yukarı çıkabilir.

Alkol Promil Hesaplama Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hesap sonucunu yorumlarken en çok sorulanlar aşağıda.







Alkol Promil Hesaplama: Kiloya Göre Hesap ve 2026 Alkol Cezası yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/alkol-promil-hesaplama/feed/ 0
SGK 4/a Emekli Maaşı Hesaplama 2026: Aylık Bağlama Oranı https://www.harbiyehukuk.com/4a-emekli-maasi-hesaplama/ https://www.harbiyehukuk.com/4a-emekli-maasi-hesaplama/#respond Wed, 28 Oct 2026 15:12:24 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1008440 SGK 4/a emekli maaşı hesaplama, prim günlerini 2000 öncesi, 2000–Eylül 2008 ve Ekim 2008 sonrası olarak üçe ayırmak, her dönemin aylık bağlama oranını toplam prim günü üzerinden bulmak ve dönem kısmi aylıklarını toplamaktan ibarettir. Tamamı Ekim 2008 sonrasında geçen 7.200 günde oran %40 olur ve 30.000 TL ortalama kazançla aylık 12.000 TL çıkar, bu tutar […]

SGK 4/a Emekli Maaşı Hesaplama 2026: Aylık Bağlama Oranı yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
SGK 4/a emekli maaşı hesaplama, prim günlerini 2000 öncesi, 2000–Eylül 2008 ve Ekim 2008 sonrası olarak üçe ayırmak, her dönemin aylık bağlama oranını toplam prim günü üzerinden bulmak ve dönem kısmi aylıklarını toplamaktan ibarettir. Tamamı Ekim 2008 sonrasında geçen 7.200 günde oran %40 olur ve 30.000 TL ortalama kazançla aylık 12.000 TL çıkar, bu tutar 23.552 TL en düşük aylığa tamamlanır.

Yukarıdaki araç dönem günlerinizi ve kazancınızı alır, her dönemin oranını ve kısmi aylığını ayrı satırda gösterip tahmini ödenecek aylığı verir. Zam sonrası ödenen tutarlar güncel zamlı emekli maaşları yazısında yer alıyor.

4/a Emekli Aylığının Kısmi Aylık Yöntemiyle Hesaplanması

1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanların aylığı tek formülle değil, her dönemin kendi kuralıyla hesaplanan kısmi aylıkların toplamı olarak bağlanır. Bu yöntem 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun geçici 2. maddesinden gelir.[ref]5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, geçici madde 2/1-a, b, c (5754 sayılı Kanun ile değişik).[/ref]

Araç her dönemin kısmi aylığını dönem kazancı × dönem ABO’su × (dönem günü ÷ toplam gün) çarpımıyla bulur. Üç dönemin sonucu toplanınca hesaplanan aylık bulunur.

Dönem sınırları sabittir. 01.01.2000 öncesi birinci dönem, 01.01.2000–30.09.2008 ikinci dönem, 01.10.2008 ve sonrası üçüncü dönemdir. İlk işe Ekim 2008’den sonra başlayan bir sigortalıda yalnız üçüncü dönem vardır ve kısmi aylık hesabı tek satıra iner.

Hesapta en sık gözden kaçan nokta, her dönemin oranının o dönemin kendi günüyle değil, aylık talep tarihindeki toplam prim günü üzerinden bulunmasıdır. Ardından bu oranla çıkan aylığın, dönem gününün toplam güne düştüğü payı alınır. 2008 öncesinde 2.000 günü olan bir sigortalının ikinci dönem oranı bu yüzden 2.000 günle değil, emekli olduğu gündeki toplam günle hesaplanır.

Üç Döneme Göre Aylık Bağlama Oranı Hesaplama

Aylık bağlama oranı (ABO), ortalama kazancın yüzde kaçının aylık olarak bağlanacağını gösteren orandır. Üç dönemde oranlar farklı kanun hükümlerine dayanır.

Dönem Dayanak Oran kuralı Üst sınır
2000 öncesi 506 s.K. mülga m.61/A %60, 5.000 günden fazla her tam 240 gün +1, eksik her tam 240 gün −1 %85
01.01.2000–30.09.2008 506 s.K. mülga m.61 (4447 s.K.) Her 360 gün için ilk 3.600 günde %3,5, sonraki 5.400 günde %2, sonrasında %1,5 Araç sınır uygulamaz
01.10.2008 sonrası 5510 s.K. m.29/3 Her 360 gün %2, 360 günden eksik süre orantılı %90

Aynı gün sayısı sonraki dönemlerde daha düşük oran üretir. 3.600 günün tamamı 2000–2008 kurallarıyla sayılsaydı oran %35 olurdu, Ekim 2008 sonrası kuralıyla ise %20‘de kalır.

Aylık Bağlama Oranı 1, 2 ve 3 Ne Demek?

Aylık bağlama oranı 1, 2 ve 3, prim günlerinin geçtiği üç döneme ayrı ayrı uygulanan oranlardır. Numaralar dönem sırasını izler. İlki 2000 öncesine, ikincisi 01.01.2000–30.09.2008 dönemine, üçüncüsü Ekim 2008 sonrasına aittir.

Bu oranlar toplanmaz, her biri yalnız kendi döneminin kısmi aylığında kullanılır. Oranları %80, %69,17 ve %55,56 olan bir sigortalının aylığı ortalama kazancın %204,73’ü değil, üç kısmi aylığın toplamıdır.

Birinci oranın %63 gibi %60’ın üstünde görünmesi, toplam günün 5.000’i aştığını ya da yaş artırımı uygulandığını gösterir. %60’ın altındaki bir birinci oran ise 5.000 günden eksik her tam 240 gün için yapılan indirimden gelir.

Ekim 2008 Sonrası Oran ve %3 Tamamlama Kuralı

Ekim 2008 sonrasının oranı, toplam prim gününün her 360 günü için %2‘dir ve %90‘ı geçemez.[ref]5510 sayılı Kanun, madde 29/3 (5754 sayılı Kanun madde 17 ile değişik).[/ref] Tamamı bu dönemde geçen 9.000 günde oran %50, 16.200 günde %90 olur. Bu noktadan sonra ödenen prim oranı artırmaz.

2008 öncesi sigortalılar için önemli bir istisna var. 2008 öncesi günleri toplamı 3.600’den az olan sigortalıda, 2008 sonrası günlerin bu açığı 3.600’e tamamlayan kısmı her 360 gün için %3 ile hesaplanır. 2008 öncesinde 2.000 günü olan biri için 1.600 gün %3’ten, kalan günler %2’den sayılır.

2000–Eylül 2008 Dönemi Oranı

Bu dönemde 506 sayılı Kanun’un 4447 sayılı Kanun’la değişik 61. maddesindeki kademeli oran uygulanır. Her 360 gün için ilk 3.600 günde %3,5, sonraki 5.400 günde %2, daha sonraki günlerde %1,5 sayılır.[ref]506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, mülga madde 61 (4447 sayılı Kanun ile değişik hali).[/ref] Hükümde 360 günden eksik süre için düzenleme bulunmadığından araç kesirli günleri orantılı hesaplar.

Bir sınırlama daha var. 01.01.2000 ile 30.09.2008 arası 8 yıl 9 aydır ve bu dönemde en çok 3.150 prim günü olabilir, araç daha yüksek değer girildiğinde uyarı verir.

2000 Öncesi Dönem Oranı

2000 öncesinde 506 sayılı Kanun’un mülga 61/A maddesine göre oran %60‘tan başlar. 5.000 günü aşan her tam 240 gün için 1 puan eklenir, 5.000’den eksik her tam 240 gün için 1 puan düşülür ve oran %85‘i geçemez.[ref]506 sayılı Kanun, mülga madde 61/A (2422 sayılı Kanun ile eklenen, 2564 sayılı Kanun ile değişik hali).[/ref] Toplam günü 10.000 olan sigortalıda 5.000 günlük fazlanın tam 240 gün sayısı 20’dir ve oran %80 olur.

Aylık Bağlama Oranını Yükselten Etkenler

Oranı yükselten kanuni unsur prim günüdür. Kazanç oranı değiştirmez, doğrudan aylığın tutarını etkiler. Her dönemin oranı toplam gün üzerinden bulunduğu için Ekim 2008 sonrasında ödenen her 360 gün, 2000 öncesi ve 2000–2008 oranlarını da yükseltir.

Artışın sınırı dönemlere göre değişir. Tamamı Ekim 2008 sonrasında geçen sigortalılıkta oran 16.200 günde %90 tavanına ulaşır ve sonraki primler yalnız kazanç ortalamasına girer, 2000 öncesi oran ise %85’i geçemez. 2008 öncesi günü 3.600’den az olan sigortalıda açığı kapatan günler %3’ten sayıldığından oran ilk yıllarda daha hızlı artar.

2000 öncesi, 2000-2008 ve Ekim 2008 sonrası aylık bağlama oranı kurallarını gösteren kart

Ortalama Aylık Kazancın Bugünkü Değerle Girilmesi

Araç her dönem için bugünkü değerle ortalama aylık brüt kazanç ister. Tek bir değer girerseniz üç döneme aynı kazanç uygulanır, dönem kazançları farklıysa isteğe bağlı alanlar ayrı ayrı doldurulabilir.

SGK’nın gerçek hesabı her yılın prime esas kazancını aylık başlangıcına kadar taşır. 2008’e kadarki kazançlar TÜFE ve GSYH büyümesinin tamamıyla, sonrası ise TÜFE artışına büyümenin %30’unun eklendiği güncelleme katsayısıyla güncellenir. Bu seriyi yıl yıl bilmek mümkün olmadığından araç taşıma işini sizin girdiğiniz bugünkü değerli kazanca bırakır, kanuni oranları ise birebir uygular.

Brüt kazanç, bordrodaki prime esas kazançtır, net ele geçen ücret değil. Net ücretle hesap yapan biri aylığını olduğundan düşük görür.

En Düşük Emekli Aylığına Tamamlama

Kısmi aylıkların toplamı 23.552 TL‘nin altında kalırsa 5510 sayılı Kanun’un ek 19. maddesi gereği ödeme bu tutara tamamlanır, aradaki fark Hazineden karşılanır.[ref]5510 sayılı Kanun, ek madde 19/1-2. Tutar 7590 sayılı Kanun madde 16 ile 2026 Temmuz ödeme döneminden itibaren 23.552 TL (RG 31.07.2026, 33326).[/ref] Araç hesaplanan aylığı ve ödenecek aylığı bu yüzden ayrı satırda gösterir.

Tamamlama, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesiyle bağlanan kısmi aylıklara uygulanmaz.

Taban tutarın aylık zamlarla nasıl değiştiği ve dosya türlerine göre ödenen aylıklar ayrı yazının konusu. Hangi yaş ve gün şartıyla aylığa hak kazanıldığı ise EYT başvuru şartları ve kademeli emeklilik teklifi ve şartları yazılarında anlatılıyor. Araç şartların dolup dolmadığını denetlemez.

4/a Emekli Maaşı Hesaplama Örnekleri

Aşağıdaki dört örnek, araçla aynı kurallarla elle hesaplanmıştır.

Gün (2000 öncesi / 2000–2008 / 2008 sonrası) Ortalama kazanç ABO Hesaplanan aylık Ödenecek aylık
0 / 0 / 7.200 30.000 TL %40 12.000 TL 23.552 TL
0 / 2.000 / 5.000 50.000 TL %53,89 / %43,33 23.174,60 TL 23.552 TL
3.000 / 2.500 / 4.500 60.000 TL %80 / %69,17 / %55,56 39.775 TL 39.775 TL
0 / 0 / 16.500 40.000 TL %90 (tavan) 36.000 TL 36.000 TL

Üçüncü satırdaki sigortalının toplam günü 10.000‘dir. 2000 öncesi oranı %80, 2000–2008 oranı 3.600 gün için %35, 5.400 gün için %30 ve kalan 1.000 gün için %4,17 olmak üzere %69,17‘dir. 2008 öncesi günü 5.500 olduğundan %3 kuralı işlemez ve son dönem oranı 10.000 gün üzerinden %55,56 çıkar.

Kısmi aylıklar 60.000 × %80 × 3.000/10.000 = 14.400 TL, 60.000 × %69,17 × 2.500/10.000 = 10.375 TL ve 60.000 × %55,56 × 4.500/10.000 = 15.000 TL’dir. Toplam 39.775 TL tabanın üzerinde kaldığından ödenecek aylık da budur.

İkinci satırda 2008 öncesi gün 2.000 olduğundan 2008 sonrası 5.000 günün 1.600’ü %3’ten sayılır ve son dönem oranı %38,89 yerine %43,33 olur. Dördüncü satırda ham oran %91,67 çıkar, %90’a indirilir.

4/a emekli aylığının beş adımda hesaplanma sırasını gösteren kart

Aracın Hesaba Katmadığı Unsurlar

Araç sonucu tahminidir. Kesin tutarı SGK, tahsis talebinde hizmet dökümünüze göre hesaplar ve aşağıdaki noktalar araçta bilerek sadeleştirilmiştir.

2000 öncesi gösterge tablosu araçta kullanılmaz. SGK bu dönemde kazancı değil, son 5 yılın kazancından tabloyla bulunan göstergeyi esas alır. Araç girilen kazancı kullandığından 2000 öncesi payı büyüdükçe sapma artar.

2000 öncesi oranında kadında 50, erkekte 55 yaşından sonraki her tam yaş için 1 puanlık yaş artırımı öngörülmüştür. Araç bunu eklemez, gerçek oran daha yüksek çıkabilir.

Kısmi emeklilik gibi bazı yollarda 2000 öncesi orandan 5.000 gün altı indirimi yapılmaz. Araç indirimi her durumda uygular.

5454 sayılı Kanun’daki ek ödeme ile aylığın başladığı yılın Ocak ve Temmuz artışları sonuca eklenmez.

Askerlik borçlanması ile doğum borçlanmasının tarihe etkisi, fiili hizmet zammı, 4/a dışında statüde geçen süreler ve yurt dışı hizmetli kısmi aylıklar da ayrıca değerlendirilir.

Dönem günlerini doğru girmek sonucu en çok etkileyen adımdır. e-Devlet’ten alınan 4/a hizmet dökümünde günler yıl ve ay bazında görünür, 31.12.1999 ve 30.09.2008 tarihleri sınır alınarak toplanır. Bütün günleri tek alana yazmak, özellikle %3 kuralından yararlanacak sigortalıda oranı gerçekte olduğundan düşük gösterir.

SGK’nın e-Devlet’teki 4A emekli aylık bilgisi hesaplama hizmeti kazançları kendi kayıtlarından aldığı için araçtan farklı tutar verebilir. Dönem günleri ve aylık bağlama oranları ise iki hesapta aynı kanun hükümlerine dayanır, bu yüzden oranlar arasında fark çıkıyorsa önce dönem günlerinin dağılımı kontrol edilmelidir.

4/a Emekli Maaşı Hesaplama Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hesap sırasında en çok takılınan noktalar aşağıda.







SGK 4/a Emekli Maaşı Hesaplama 2026: Aylık Bağlama Oranı yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/4a-emekli-maasi-hesaplama/feed/ 0
Sel Felaketinde İdareden Tazminat Nasıl Alınır? https://www.harbiyehukuk.com/sel-zararinda-idareden-tazminat-almak/ https://www.harbiyehukuk.com/sel-zararinda-idareden-tazminat-almak/#respond Thu, 15 Oct 2026 12:04:33 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1007565 Sel felaketinde belediyenin sorumluluğu, sorumlu idarenin yükümlülüklerine yerine getirip getirmemesi olgusuna göre değişir. Mazgalı tıkalı bir cadde ile ıslah edilmemiş bir dere, aynı yağışta farklı sonuç verir. Tazminat davası da bu farkın belgelenmesine dayanır. Sel sebebiyle tazminat talepleri çoğu zaman hukuki gerekçeden önce, kaçırılan süre ve delillerin toplanmaması sebebiyle olumsuz şekilde sonuçlanabilir. Hak kaybının önlenmesi […]

Sel Felaketinde İdareden Tazminat Nasıl Alınır? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sel felaketinde belediyenin sorumluluğu, sorumlu idarenin yükümlülüklerine yerine getirip getirmemesi olgusuna göre değişir. Mazgalı tıkalı bir cadde ile ıslah edilmemiş bir dere, aynı yağışta farklı sonuç verir. Tazminat davası da bu farkın belgelenmesine dayanır.

Sel sebebiyle tazminat talepleri çoğu zaman hukuki gerekçeden önce, kaçırılan süre ve delillerin toplanmaması sebebiyle olumsuz şekilde sonuçlanabilir. Hak kaybının önlenmesi ve tazminatın alınabilmesi için davalı idarenin ya da idarelerin doğru seçilmesi, başvuru süreleri ve delil toplama işlemlerine en doğru şekilde riayet edilmelidir.

Sel Felaketinde Belediyenin Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası, idareyi kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü kılar.[ref]Anayasa m.125/son fıkra.[/ref] Sel zararında bu yükümlülük hizmet kusuru üzerinden işlemektedir. Hizmetin hiç yapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibi yapılmaması idareyi sorumlu hale getiren bu kusur durumunun temelini oluşturur.

Belediyenin görevi kanunda açıkça yazılıdır. 5393 sayılı Kanunun 14/a maddesi imar ile su ve kanalizasyon hizmetlerini kentsel alt yapı hizmeti sayar. Atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılması ise 15/e maddesine göre belediyenin yetkisindedir.[ref]5393 sayılı Belediye Kanunu m.14/a ve m.15/e.[/ref]

İdarenin sel baskınında zarar görenlerin zararlarını tazmin etmesi için kusurlu olması tek başına yeterli olmaz. Uğranılan zarar ve idareinin ihmali arasında nedensellik bağı kurulması da gerekir. Örneğin yoldaki bir mazgal açık olsaydı su baskını olmayacaksa ve buna bağlı zarar da oluşmayacaksa bu durumda bağ var demektir. Eğer idare sorumluluğunu yerine getirse de bu durum oluşacaksa nedensellik bağının kurulması zorlaşır.

Kavramın genel çerçevesi İdarenin Hizmet Kusurundan Kaynaklanan Tazminat Davaları yazısında anlatılıyor.

Sel Zararında Hangi İdareye Dava Açılır?

Aynı sokaktaki su baskınında üç dört kurumun adı geçebilir. Tablo, mevzuatta açıkça yazılı görevleri gösteriyor.

İdare Mevzuattaki görev Dayanak
Büyükşehir belediyesi Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, derelerin ıslahını yapmak 5216 sayılı Kanun m.7/r
İlçe belediyesi Büyükşehire verilenler dışındaki yerel hizmetler, atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılması 5216 sayılı Kanun m.7, 5393 sayılı Kanun m.15/e
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İstanbul’da su ve kanalizasyon hizmeti, yağmur suyu tesisleri ilgili belediyenin harcamayı karşılaması şartıyla 2560 sayılı Kanun m.1 ve m.25
DSİ’nin bağlı olduğu bakanlık Su baskınına uğrayabilecek yerlerde önleyici tedbirleri almak 7269 sayılı Kanun m.3
Valilik Afet halinde acil tedbirleri almak, kurtarma ve yardım programlarını düzenlemek 7269 sayılı Kanun m.1 ve m.4

Sorumluluğu belirleme konusunda sıkça hata yapılmaktadır. Yanlış hasımla açılan davada mahkeme, 2577 sayılı Kanun m.15/1-c uyarınca dilekçeyi gerçek hasma tebliğ eder.

Eylül 2009 İstanbul selinde eşyaları zarar gören kişilerin dosyasında büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, su idaresi ve bakanlık farklı paylarla sorumlu tutuldu. Danıştay 8. Daire bu dağılımı 16.06.2025 tarihli kararıyla onadı ve yalnızca faiz başlangıcını düzeltti.[ref]Danıştay 8. Daire, E.2022/969, K.2025/5712, 16.06.2025.[/ref] Olaydan karara on altı yıl geçmişti. İstanbul dışındaki illerdeyse su idaresinin görevi kendi kuruluş düzenlemesine bağlıdır.

Doğal Afet Savunması Tek Başına Neden Yetmez?

Belediyelerin söz konusu tazminat davalarında sundukları cevaptaki savunmalar genellikle standarttır. Bu savunma “Beklenenin üstünde ve hayatın olağan akışına aykırı bir yağış olduğu için sorumluluk doğmamaktadır.” beyanıdır. Bu savunma hukukta mücbir sebep hali iddiasıdır.

Danıştay 8. Daire’nin 08.09.2025 tarihli kararı bu savunmanın sınırlarını belirler.[ref]Danıştay 8. Daire, E.2024/256, K.2025/6538, 08.09.2025.[/ref] Ankara’da bir işyerini basan Haziran 2021 yağışını idare mahkemesi afet saymış ve davayı reddetmişti, istinaf da sonuç vermemişti. Daire, bölge idare mahkemesinin kararını oybirliğiyle bozdu.

Hukuki değerlendirme bölümündeki ilgili cümle şöyledir.

“kategorik olarak da her afet olayının, zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kestiğinin kabulü mümkün değildir.”

Daire, dosyada afet bölgesi ilanına dair bilgi veya belge bulunmadığını da not etti. Yağış afet boyutunda olsa bile idarenin hizmetinin zararı artırmış olabileceğini belirtti. Bu durumdan görüleceği üzere afet vasfı davalarda ödenmesi talep edilen tazminatı doğrudan sıfırlamaz, idarenin kusuru oranında indirim sebebi olarak görülebilir.

Ayrıca doğru bilirkişi raporu da mahkemenin hükmüne esas alınması açısından çok önemlidir. Aşırı yağışa bağlı sel dosyalarında bilirkişi heyetinde meteoroloji mühendisinin de bulunması gerektiği aynı kararda yazılıdır. Heyette bu uzman yoksa rapora bilirkişi raporuna itiraz dilekçesiyle itiraz ederek, dosyanızın yeni bir bilirkişiye tevdii edilmesini isteyebilirsiniz.

Doğal Afet Savunmasına Karşı Dikkat Edilecek Noktalar

Doğal Afet Savunmasına Karşı

Öngörülebilirlik durumuna bir örnek olarak Van’ın bir köyünde 2011 selinde ölen kişinin yakınlarının açtığı davaya bakalım. Köyde daha önce de 2007 ve 2008’de de sel yaşanmıştı.

Danıştay 10. Daire, DSİ’nin olay gününe kadar hiçbir ıslah çalışması yapmamasını hizmet kusuru saydı.[ref]Danıştay 10. Daire, E.2022/1994, K.2024/1033, 21.03.2024.[/ref] Oysa kamu kurumları ıslahı gerekli gören bir rapor yazmış, halk da defalarca başvuruda bulunmuştu. Bilirkişinin bulduğu %70 kusur oranı esas alındı.

Bilirkişinin ek raporunda, on yılda bir görülebilecek şiddetteki yağış için idarenin payından %10 indirim yapılmıştı. Kuvvetli yağış, ihmal edilmiş bir derede sorumluluğu ortadan kaldırmadı.

Sel Baskınında Belediyenin Kusuru Nasıl Kanıtlanır?

Sel felaketinde belediyenin sorumluluğu belgelerle kanıtlanır. Kusur türüne göre aranan delil ve belgeler değişir.

  • Mazgal ve yağmur suyu hattı: Temizlik ve bakım kayıtları, hat kapasite hesabı, aynı noktadaki eski şikayetler.
  • Dere yatağı ve menfez: Islah projesi, kurumlar arası yazışmalar, önceki taşkın tutanakları, halkın eski başvuruları.
  • İmar ve yapılaşma: İmar planı değişiklikleri, yapı ruhsatı tarihleri, taşkın sınırı haritası.
  • Uyarı ve müdahale: Meteoroloji uyarısı, itfaiye ve 112 çağrı kayıtları, tahliye yapılıp yapılmadığı.
  • Otopark ve bodrum kat: Yapı ruhsatı, iskan belgesi, pompa ve set bulunup bulunmadığı, binanın yol kotuna göre konumu.

5216 sayılı Kanun m.8 uyarınca büyükşehirlerde alt yapı yatırım programları, alt yapı koordinasyon merkezinde birleştirilir. Hat için program yapılmamış ya da ertelenmişse bu kayıt ihmalin ispatında kullanılabilir.

İstanbul’da bir işyerinin emtia zararı buna örnek olarak verilebilir. Açılan davada idare mahkemesi taşkının nedenini mazgalların yetersiz kapasitesi ya da atıklarla tıkanması olarak saptadı. Aynı caddede benzer taşkınların daha önce yaşandığını ve su idaresinin bunu bildiğini de kayda geçirdi.

İşyerinin zemin katı yoldan yaklaşık 30 santim aşağıdaydı ve tekrar eden taşkınlara rağmen set yapılmamıştı. Mahkeme su idaresine %70, işyeri sahibine %30 kusur verdi. Danıştay 8. Daire 15.06.2023 tarihli kararında temyiz istemini reddederek hükmü oybirliğiyle onadı.[ref]Danıştay 8. Daire, E.2018/1859, K.2023/3117, 15.06.2023.[/ref]

Zarar görenin kendi kusuru varsa alacağı tazminat kendi kusuru oranında azaltılır. Tacir davacılarda basiret ölçüsü de gündeme gelir. Ankara’daki işyeri dosyasında Danıştay dairesi, ticari faaliyetin mevzuata uygunluğunu ve davacı şirketin basiretli tacir olarak müterafik kusurunu araştırılacak konu olarak saymıştır.

Delil Toplama ve Delil Tespiti Nasıl Yapılmalıdır?

Su baskını sonrası sular çekildiğinde belediye temizlik işlerine başladığı için deliller ortadan kaybolmaktadır. Bu sebeple 3 gün içerisinde delillerin toplanması hayati olabilmektedir.

  • Su izi çizgisini ve elektrik prizlerindeki su seviyesini tarihli fotoğraf ve videoyla kaydedin.
  • Mazgalı, kanal ağzını ve sokağın eğimini gösteren görüntü alın.
  • İtfaiye, 112 ve belediye çağrılarını başvuru kayıt numaralarıyla saklayın.
  • Tanık olabilecek komşu ve esnafın iletişim bilgisini, gördüklerini de yazılı alın.
  • Hasarlı eşyayı atmadan önce tek tek listeleyin, sigorta ihbarını yapın.

İlk fotoğrafı temizlikten önce, su izi duvarda görünürken çekin. Eşya atılacaksa ya da duvar boyanacaksa delil tespiti istenmelidir. HMK m.400’e göre dava açılmadan önce keşif, bilirkişi incelemesi ya da tanık dinletilmesi talep edilebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolma ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali varsa bu istekte hukuki yarar kabul edilir.

Dava henüz yoksa talep, davaya bakacak mahkemeden ya da incelenecek şeyin bulunduğu yerdeki sulh mahkemesinden istenir (HMK m.401). Karşı tarafa haber verilmeden de tespit yapılabilir, ancak bu yalnızca haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hallerde mümkündür (HMK m.403). İdari yargıda delil tespiti konusunda da HMK uygulanır (2577 sayılı Kanun m.31).

Talebin yazımında delil tespit talebi dilekçe örneği yol gösterir. Tespit dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır (HMK m.405).

Sel Sonrası İlk Üç Günde Yapılacaklar

Sel Sonrası İlk Üç Gün

İdareye Başvuru ve Dava Süreleri

Sel zararı bir idari eylemdir. Dava açmadan önce 2577 sayılı Kanun m.13 uyarınca ilgili idareye yazılı başvuru yapılır. Sıra şöyledir.

  1. Yazılı başvuru. Zararı öğrenmekten itibaren bir yıl, her halde olaydan itibaren beş yıl içinde yapılır.
  2. İdarenin cevabı. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
  3. Dava. Ret tebliğinden ya da otuz günün bitiminden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde açılır.

Bir yıllık başvuru süresi kaçarsa dava süre aşımından reddedilir. Yıkım gibi yazılı bir işlemde dava süresi tebliğden itibaren altmış gündür (2577 sayılı Kanun m.7). Aynı Kanunun m.11’indeki üst makama başvuru bu süreyi durdurur ve başvuruya kadar geçen süre hesaba katılır. Eylem başvurusunda (m.13) ise altmış gün ancak ret ya da zımni retle başlar.

Genel işleyiş için tam yargı davası nasıl açılır yazısına bakılabilir. Diğer dava türlerinin süreleri idari yargıda süreler yazısındadır.

Sel Zararında İdareye Başvuru ve Dava Süreleri

Sel Zararında Süreler

Belediyeye Tazminat Başvuru Dilekçesi Örneği

Örnek dilekçe, yazılı başvurunun hangi unsurları taşıması gerektiğini gösterir. Boş bırakılan yerler olaya göre doldurulur.

Sel Zararı İçin İdareye Tazminat Başvurusu

………… BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA
(Varsa ………… SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE)

BAŞVURU SAHİBİ
Ad Soyad
T.C. Kimlik No
Adres

KONU: …/…/… tarihli sel nedeniyle uğranılan zararın 2577 sayılı Kanun m.13 uyarınca tazmini talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. …/…/… tarihinde ………… Mahallesi ………… Sokak No … adresinde yağış sonrası su baskını yaşanmış, taşınmazım/aracım/işyerim zarar görmüştür.

2. Su baskınında yağmur suyu hattının ve mazgalların bakımsızlığı, kapasite yetersizliği ve olay öncesinde önlem alınmaması etkili olmuştur. Aynı noktada …/…/… tarihlerinde de benzer baskınlar yaşanmış, idareye başvurular yapılmıştır.

3. Zararım ………… kalemlerinden oluşmaktadır. Fotoğraf, video, ekspertiz raporu, fatura ve delil tespit dosyası ekte sunulmuştur.

4. Sigorta veya devlet yardımı kapsamında …/…/… tarihinde ………… tutarında ödeme almıştım. Talebim bu ödemenin karşılamadığı kısma ilişkindir.

SONUÇ VE İSTEM

Açıklanan nedenlerle zararımın ………… TL’sinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminini, otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde talebimin reddedilmiş sayılacağını bildirir, gereğini saygılarımla arz ederim.

…/…/…
Ad Soyad
İmza

EKLER
1. Fotoğraf ve video kayıtları
2. Ekspertiz/bilirkişi raporu
3. Fatura ve belgeler
4. Delil tespit dosyası
5. Kimlik ve tapu/ruhsat fotokopisi

Sel Zararında Hangi Kalemler İstenebilir?

İstenecek kalem, zarar görenin konumuna göre değişir. Tablo sık görülen grupları ayırıyor.

Kim İstenebilecek kalem İspat belgesi
Mülk sahibi Onarım bedeli, boş kalan dönem için kira kaybı Ekspertiz ve bilirkişi raporu, kira sözleşmesi
Kiracı Kendi eşya ve demirbaşının zararı. Bina zararını kural olarak mülk sahibi ister Eşya listesi, fatura, fotoğraf
İşyeri sahibi Stok ve makine zararı, çalışılamayan günlerin kazanç kaybı Defter, fatura, beyannameler
Araç sahibi Onarım ya da rayiç bedel, olayın özelliğine göre değer kaybı Servis ve ekspertiz raporu, kasko ödeme belgesi
Ölenin yakınları Cenaze gideri, destekten yoksun kalma, manevi tazminat Nüfus kaydı, gelir belgeleri, ölüm belgesi
Yaralanan kişi Tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, manevi tazminat Sağlık raporları, faturalar, bordro

Ölüm ve yaralanmada tazminat kalemleri Borçlar Kanunu m.53 ve m.54’te sayılır. TBK m.55 ise Kanun hükümlerinin idari eylemlerin yol açtığı ölüm ve bedensel zarar davalarında da uygulanacağını belirtir. İdare mahkemesi bu zararları özel hukuktaki hesap ilkeleriyle belirler.

TBK m.56’nın ikinci fıkrası, ölüm ya da ağır bedensel zararda yakınlara da manevi tazminat verilebileceğini yazar. Danıştay 10. Daire’nin Van’daki sel dosyasında anne ve babanın yanında kardeşler için de manevi tazminata hükmedilmişti.

TBK m.55’e 7589 sayılı Kanunla eklenen faiz ve mahsup fıkraları, yürürlük tarihi olan 31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Daha önceki olaylarda maddenin eski hükmü geçerlidir.

Devlet Yardımı ve Sigorta Ödemesi Tazminatı Etkiler mi?

Devlet yardımı her sel olayında kendiliğinden doğmaz. 7269 sayılı Kanun, yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören yerlerde uygulanır ve su baskınını bu afetler arasında sayar.[ref]7269 sayılı Kanun m.1.[/ref] Zararın genel hayata etkili olup olmadığına kanun, yönetmelik esaslarına göre idarenin karar vermesini bırakır. Bir sokak ya da mahalle ölçeğindeki taşkında kanun devreye girmeyebilir, o zaman zarar görenin elinde tazminat yolu kalır.

Kanun dört yardım türü öngörür.

  • Acil yardım. Kurtarma, barındırma ve iaşe gibi hizmetler valiliklerce hazırlanan programlarla yürütülür (m.4). Yedirme, giydirme, barındırma ve onarım için afetzedelere nakdi ödeme yapılması, ilgili bakanlığın muvafakatine bağlıdır (m.6/3).
  • Geçici barınma. Baraka ya da konut sağlanabilir. Bunlar kısa sürede yapılamıyorsa geçici barınmayı kendileri sağlamak isteyenlere nakdi yardım da yapılabilir (m.13/d).
  • Konut veya kredi. Yıkılan ya da ağır hasar gören binalarda oturan hak sahibi ailelere konut yaptırılır veya kredi verilir (m.29).
  • İşyeri kredisi. Ekonomik ve sosyal hayatı kesintiye uğratan dükkan ve fırın gibi binalar için borçlandırma hükümleri dairesinde inşaat kredisi verilebilir (m.29).

Bu yardımlar tazminat değildir. Konut ve inşaat yardımları borçlandırmaya bağlanır. Konut için borçlandırma faizsizdir, dükkan ve fırın gibi yerler için yıllık yüzde dört faiz uygulanır.[ref]7269 sayılı Kanun m.40.[/ref] Eşya, araç ve ticari mal zararını karşılayan ayrı bir kalem ise kanunda sayılmaz.

Konut yaptırmak ya da inşaat kredisi almak isteyenler, mahalli ilan tarihinden itibaren iki ay içinde mahallin en büyük mülki amirine yazılı başvuru yapmak ve taahhütname vermek zorundadır. Yetkili bakanlık bu süreyi bir ay uzatabilir.[ref]7269 sayılı Kanun m.28/1.[/ref] Bu başvuru, belediyeye karşı yapılacak tazminat başvurusundan ayrıdır ve onun yerine geçmez.

Olay 7269 sayılı Kanun kapsamında afet sayılırsa kanunun 13. maddesi, fen kurullarınca hasar tespit raporu düzenlenmesini öngörür. Rapora mahalli ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir.

Gayrimenkulü hasarsız tespit edilenler ya da hasar tespiti hiç yapılmayanlar için kanun, yargıya gitmeden önce aynı sürede ilgili idareye başvuruyu zorunlu kılar. Güvenli yol, bu başvuruyu ve belediyeye yönelik 2577 sayılı Kanun m.13 başvurusunu ayrı ayrı ve süresinde yapmaktır.

Kanunun tam metni mevzuat.gov.tr adresindedir. Hak sahipliğinin şartları 29. maddede toplanır.[ref]7269 sayılı Kanun m.29.[/ref] Aynı maddedeki sigorta hükmü şöyledir.

“Hasarlı bina veya işyeri sigortalı ise yapılacak yardımdan sigorta tutarı indirilmez.”

Aynı maddeye göre bazı kişiler hak sahibi sayılmaz. Başkasının arsasında ruhsatsız yapı yapanlar ile imar planında su baskını gibi sebeplerle yapı yapılması sakıncalı belirlenen yerlerde ruhsatsız yapı yapanlar bu gruptadır. Aynı yerde kendisine veya eşine ait müstakil hasarsız başka bir bina ya da dairesi olan ailelere kredi verilmez. Mülkiyeti tüzel kişiye ait binalara da yardım yapılmaz.

Maddenin son fıkrasına göre zorunlu deprem sigortası kapsamındaki binalarda, sigorta yaptırılmamış olmasının tespitiyle Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri ortadan kalkar. Bu hükmün sel zararlarında nasıl uygulanacağı kanun metninden açıkça anlaşılmaz. Binanız DASK kapsamındaysa poliçenin varlığını yardım başvurusundan önce netleştirin.

7269 sayılı Kanunda yardımın sonradan tazminattan düşülüp düşülmeyeceğini düzenleyen açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu yüzden alınan her ödeme başvuru dilekçesinde belirtilmelidir.

Sigortalı olanlar için Türk Ticaret Kanunu m.1472/1 geçerlidir. Sigortacı ödeme yaptığında sigortalının yerine geçer ve dava hakkı ödediği kadar ona intikal eder. Kısmi ödemede sigortalı, kalan zarar için sorumlulara karşı hakkını korur (m.1472/2). Aracınız için kasko poliçesi varsa sel hasarında ödemenin kapsamını kasko araçtaki sel hasarını karşılar mı yazısında okuyabilirsiniz.

Sel Sonrası Araç Zararında Görevli Yargı Yolu

Araç hasarında hangi yargı yoluna gidileceği her dosyada sabit değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.110, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini yazar. Kanun maddesi, işleteni veya sahibi kamu kuruluşu olan araçların sebep olduğu zararları da kapsar.

Kanun, karayolundaki sel ve su birikintisi zararını ismen anmaz. Bu zararın “bu Kanundan doğan sorumluluk” sayılıp sayılmayacağı, yani davanın adli mi idari yargıda mı görüleceği tartışmalıdır. Görev, olayın niteliğine göre belirlenir.

Konut ve işyeri zararlarında görevli mahkeme nettir. Bu yazıda anılan Danıştay kararları, belediye ve su idaresine karşı açılan bu davaları idari yargıda esastan karara bağlamıştır.

Yanlış yargı yoluna gitmek hakkı hemen kaybettirmez ama süreyi daraltır. Adli yargıdaki görevsizlik kararı kesinleşince, kesinleşmeyi izleyen günden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilir (2577 sayılı Kanun m.9/1). Adli yargıya başvuru tarihi, idari yargıya başvuru tarihi sayılır.

Aynı maddenin ikinci fıkrası ek bir imkan verir. Otuz gün geçmiş olsa bile idari dava süresi henüz dolmamışsa o süre içinde dava açılabilir. Tam yargı davasında ayrıca m.13/2 gereği, görevsiz adli yargıya açılan davanın görev yönünden reddi halinde idareye ön başvuru şartı aranmaz.

Yargı yolundan emin değilseniz idareye yazılı başvuruyu süresi içinde yine de yapın. Bu, idari yargı yolunu açık tutar.

Sel Baskınında İdarenin Sorumluluğu Hakkında Sorular

Sel davalarında en sık karşılaşılan sorular kısa cevaplarıyla verilmiştir.

Sel Felaketinde İdareden Tazminat Nasıl Alınır? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/sel-zararinda-idareden-tazminat-almak/feed/ 0
Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Nedir? https://www.harbiyehukuk.com/kisisel-verilerin-yurt-disina-aktarilmasi/ https://www.harbiyehukuk.com/kisisel-verilerin-yurt-disina-aktarilmasi/#respond Wed, 14 Oct 2026 14:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006899 Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, Türkiye’de yerleşik bir veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından elde edilen verilerin yabancı ülkedeki kişilere, kuruluşlara ya da sunuculara iletilmesi veya bu verilere yurt dışından erişim sağlanmasıdır. Bulut tabanlı yazılımların kullanılması, yabancı e-posta hizmetlerinden yararlanılması veya verilerin uluslararası veri merkezlerinde depolanması da bu kapsama girer. Aktarım fiziki belge gönderimiyle sınırlı […]

Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Nedir? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, Türkiye’de yerleşik bir veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından elde edilen verilerin yabancı ülkedeki kişilere, kuruluşlara ya da sunuculara iletilmesi veya bu verilere yurt dışından erişim sağlanmasıdır. Bulut tabanlı yazılımların kullanılması, yabancı e-posta hizmetlerinden yararlanılması veya verilerin uluslararası veri merkezlerinde depolanması da bu kapsama girer. Aktarım fiziki belge gönderimiyle sınırlı değildir, dijital işlemleri de kapsar.

Konunun hukuki çerçevesi 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu‘nun[ref]KVKK m.9[/ref] hükmünde düzenlenmiştir. Türkiye sınırları içindeki paylaşımlar bu yazının konusu değildir, o süreç için Kişisel Verilerin Aktarılması yazısına bakılabilir. Yurt dışı aktarım, verinin ulaştığı ülkedeki koruma düzeyinin farklılık göstermesi nedeniyle daha sıkı kurallara tabidir.

Çok uluslu şirketler, yabancı yazılım sağlayıcıları ve çevrim içi platformların yaygınlaşması sınır ötesi veri transferlerini iş hayatının olağan bir parçası haline getirmiştir. Ancak her aktarım otomatik olarak hukuka uygun sayılmaz, kanunda öngörülen şartların sağlanması gerekir.

Yurt Dışına Aktarımın Hukuki Dayanakları

Kanun koyucu, verinin ülke dışına çıkabilmesi için öncelikle işlenmesini haklı kılan bir hukuki sebep arar. Bu kapsamda[ref]KVKK m.5[/ref] ve özel nitelikli veriler için[ref]KVKK m.6[/ref] hükümleri yurt dışı aktarımda da geçerliliğini korur. Hukuka uygun işlenemeyen bir verinin yurt dışına aktarılması da mümkün değildir.

Veri işleme şartlarının varlığı tek başına yeterli değildir, ayrıca yeterlilik kararı, uygun güvenceler veya kanunda sayılan arızi haller gibi ek şartlardan birinin sağlanması gerekir. Uluslararası ticari faaliyet yürüten şirketler bakımından bu dayanağın doğru belirlenmesi büyük önem taşır, aksi halde idari yaptırım ve tazminat riskiyle karşılaşılabilir.

Kanunda öngörülen aktarım mekanizmaları ve bunların temel şartları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir, her mekanizmanın ayrıntısı takip eden başlıklarda ele alınmaktadır.

Aktarım Mekanizması Temel Şartı Uygulama Alanı
Açık Rıza Verinin hangi ülkeye, hangi amaçla aktarılacağı konusunda bilgilendirilmeye dayanan özgür irade beyanı Tekil veya süreklilik arz etmeyen aktarımlar
Yeterlilik Kararı Kurul tarafından ilgili ülke, sektör veya kuruluşun yeterli koruma sağladığının tespiti Yeterlilik kararı bulunan ülkelere yapılan aktarımlar
Standart Sözleşme Kurul tarafından kabul edilen sözleşme metninin esaslı değişiklik yapılmaksızın imzalanması ve Kurula bildirilmesi Yeterlilik kararı bulunmayan ülkelerdeki alıcılarla aktarım
Bağlayıcı Şirket Kuralları Aynı şirketler topluluğu bünyesinde ortak veri koruma politikasının Kurul esaslarına uygun hazırlanması Farklı ülkelerdeki grup şirketleri arasındaki aktarım
Arızi Haller Sürekli veya sistematik nitelik taşımayan, kanunda sayılan istisnai durumların gerçekleşmesi İstisnai, tek seferlik aktarım ihtiyaçları
Yurt Dışı Aktarımda 4 Mekanizma

Yurt Dışı Aktarımda 4 Mekanizma

Açık Rıza ile Yurt Dışına Veri Aktarımı

[ref]KVKK m.3[/ref] açık rızayı belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan onay olarak tanımlar. Yurt dışı aktarımda alınacak rızada hangi verinin hangi ülkeye aktarılacağı, amacı ve olası sonuçları ilgili kişiye anlaşılır şekilde açıklanmalıdır.

Her aktarım için rızaya dayanılması doğru bir yaklaşım değildir. Kanunda öngörülen diğer mekanizmalar mevcutken yalnızca rızaya güvenilmesi, rızanın sonradan geri çekilmesi halinde hukuki risk doğurabilir. İnternet siteleri ve mobil uygulamalarda alınan rızaların aydınlatma metninden ayrı düzenlenmesi önerilir.

Uyarı: Yalnızca açık rızaya dayanılarak yapılan aktarımlar, rızanın geri alınması halinde hukuki risk doğurabilir.

Yeterlilik Kararı Nedir?

Yeterlilik kararı, kişisel verilerin aktarılacağı ülke, sektör veya uluslararası kuruluşta yeterli düzeyde koruma bulunduğunun Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından tespit edilmesidir. Bu değerlendirmede ilgili ülkenin mevzuatı, bağımsız denetim mekanizmaları ve uluslararası yükümlülükleri dikkate alınır.

Yeterlilik kararının bulunması aktarım sürecini kolaylaştırır, ancak veri sorumlusunun diğer yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Aktarım sırasında[ref]KVKK m.4[/ref]’te yer alan hukuka uygunluk ve ölçülülük ilkelerine uyulmaya devam edilmelidir.

Bilgi: Yeterlilik kararı, ülke bazında değil sektör veya uluslararası kuruluş bazında da verilebilir.

Uygun Güvenceler Kapsamında Aktarım

Aktarım yapılacak ülke hakkında yeterlilik kararı bulunmasa dahi belirli güvencelerin sağlanması halinde yurt dışına aktarım mümkündür. Bu güvenceler arasında standart sözleşmeler, bağlayıcı şirket kuralları ve Kurul tarafından kabul edilen diğer mekanizmalar sayılabilir.

Standart Sözleşme ile Aktarım

Standart sözleşme, veri aktaran ile yurt dışındaki alıcı arasında Kurul tarafından kabul edilen metinlerin esaslı değişiklik yapılmaksızın imzalanmasıyla uygulanır. Veri sorumlusundan veri sorumlusuna, veri sorumlusundan veri işleyene gibi farklı senaryolar için ayrı sözleşme tipleri öngörülmüştür ve imzalanan sözleşmenin Kurula bildirilmesi gerekir.

Bağlayıcı Şirket Kuralları

Bu mekanizma, aynı şirketler topluluğu bünyesindeki farklı ülkelerdeki grup şirketleri arasında veri aktarımını kolaylaştırır. Grup şirketlerinin ortak bir veri koruma politikası oluşturması ve bu kuralların Kurul esaslarına uygun hazırlanması şarttır.

Arızi Hallerde Yurt Dışına Veri Aktarımı

Sürekli veya sistematik nitelik taşımayan bazı durumlarda, yeterlilik kararı veya uygun güvence bulunmasa dahi belirli arızi şartların gerçekleşmesiyle aktarım yapılabilir. Bu kapsamda örnek gösterilebilecek haller:

  • İlgili kişinin riskler hakkında bilgilendirilerek açıkça rıza göstermesi
  • Bir sözleşmenin ifası için zorunluluk bulunması
  • Üstün bir kamu yararının bulunması

Bu istisnalar sürekli veri transferine imkan tanıyan genel bir dayanak olarak değerlendirilmemelidir. Arızi aktarımın gerçekten istisnai nitelikte kalması ve ilgili kişinin haklarını gereksiz şekilde zedelememesi gerekir.

Önemli: Arızi haller sürekli veri aktarımı için genel bir dayanak olarak kullanılamaz, yalnızca istisnai durumlarda uygulanır.

Yurt Dışı Aktarımda Dikkat Edilecekler

Yurt Dışı Aktarımda Dikkat Edilecekler

Bulut Sistemleri ve Uluslararası Şirketlerde Veri Aktarımı

Kullanılan bulut hizmetinin sunucularının yurt dışında bulunması veya verilerin yabancı veri merkezlerinde depolanması[ref]KVKK m.9[/ref] kapsamında yurt dışına aktarım sayılabilir. Bu nedenle yalnızca verinin yüklenmesi değil, yurt dışındaki sistemlerde muhafaza edilmesi de hukuki açıdan önem taşır.

Çok uluslu şirketler insan kaynakları, finans ve tedarik zinciri süreçlerinde sıklıkla sınır ötesi aktarım yapar. Bu şirketlerin hangi verinin hangi ülkeye aktarıldığını ve aktarımın hukuki sebebini açıkça belirlemesi, ayrıca VERBİS kaydı yükümlülüklerini gözetmesi gerekir.

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması

Sağlık bilgileri, biyometrik veriler ve genetik veriler gibi özel nitelikli veriler yurt dışına aktarılırken hem[ref]KVKK m.6[/ref]’daki şartların hem de[ref]KVKK m.9[/ref]’daki yurt dışı aktarım mekanizmalarının birlikte sağlanması gerekir. Bu tür verilerin uluslararası paylaşımında veri minimizasyonu ilkesine uyulmalı ve güçlü teknik güvenlik tedbirleri uygulanmalıdır.

Hukuka Aykırı Yurt Dışı Aktarımının Sonuçları

[ref]KVKK m.18[/ref] uyarınca Kanunda öngörülen yükümlülüklere aykırı davranan veri sorumluları hakkında idari para cezası uygulanabilir. Kurul, hukuka aykırı aktarım faaliyetinin durdurulmasına da karar verebilir.

Zarara uğrayan kişiler genel hükümler çerçevesinde tazminat talep edebilir. Fiilin niteliğine göre[ref]5237 sayılı TCK m.136[/ref]’da düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.

Uyarı: Hukuka aykırı yurt dışı aktarım hem idari para cezasına hem de TCK kapsamında cezai sorumluluğa yol açabilir.

Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışı veri transferine ilişkin sık sorulan sorular aşağıda cevaplanmıştır.

Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Nedir? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/kisisel-verilerin-yurt-disina-aktarilmasi/feed/ 0
KVKK Şikayeti Nasıl Yapılır? https://www.harbiyehukuk.com/kvkk-sikayeti-nasil-yapilir/ https://www.harbiyehukuk.com/kvkk-sikayeti-nasil-yapilir/#respond Tue, 13 Oct 2026 10:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006879 KVKK şikayeti, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işlenen bir kişinin önce veri sorumlusuna başvurması, bu başvurudan sonuç alamaması halinde ise Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na yazılı veya elektronik yolla yaptığı ikinci aşama başvurudur. Doğrudan Kurum’a şikayetle işe başlanamaz, kanun veri sorumlusuna ön başvuruyu zorunlu bir usul şartı olarak öngörür. Bu yazı, şikayetin ihlal türleri veya olası […]

KVKK Şikayeti Nasıl Yapılır? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
KVKK şikayeti, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işlenen bir kişinin önce veri sorumlusuna başvurması, bu başvurudan sonuç alamaması halinde ise Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na yazılı veya elektronik yolla yaptığı ikinci aşama başvurudur. Doğrudan Kurum’a şikayetle işe başlanamaz, kanun veri sorumlusuna ön başvuruyu zorunlu bir usul şartı olarak öngörür. Bu yazı, şikayetin ihlal türleri veya olası cezalar gibi genel çerçevesine değil, başvuru sürecinin adımlarına, sürelerine ve gerekli belgelere odaklanmaktadır. Konunun genel çerçevesi ve idari yaptırımlar için KVKK Şikayeti ve Suçları yazımıza bakabilirsiniz.

Kurum’a Şikayet İçin Ön Şart: Veri Sorumlusuna Başvuru

[ref]KVKK m.14[/ref] uyarınca ilgili kişi, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na şikayette bulunmadan önce mutlaka veri sorumlusuna başvurmak zorundadır. Bu ön başvuru, veri sorumlusuna ihlali kendi imkanlarıyla giderme ve talebi değerlendirme fırsatı tanır.

Doğrudan Kurum’a yapılan ve veri sorumlusuna ön başvuru şartını taşımayan şikayetler usulden değerlendirmeye alınmaz. Bu nedenle sürecin ilk adımı her zaman veri sorumlusuna yöneltilen bir talep olmalıdır.

Önemli: Veri sorumlusuna ön başvuru yapılmadan doğrudan Kurum’a yapılan şikayetler usulden değerlendirmeye alınmaz.

Veri Sorumlusuna Başvuru Nasıl Yapılır?

Başvuru yazılı olarak, kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi üzerinden, güvenli elektronik imza veya mobil imza kullanılarak ya da veri sorumlusunun kendi belirlediği diğer yöntemlerle yapılabilir. Başvuruda kimlik ve iletişim bilgileri, talep konusu, ihlale ilişkin somut açıklamalar ve varsa destekleyici belgeler yer almalıdır.

Veri sorumlusu, kendisine ulaşan başvuruyu en geç otuz gün içinde ve kural olarak ücretsiz sonuçlandırmakla yükümlüdür. İşlemin ayrıca bir maliyet gerektirdiği durumlarda mevzuatta belirlenen ücret talep edilebilir.

Veri Sorumlusunun Cevabından Sonra Ne Yapılmalı?

Veri sorumlusu başvuruyu kabul ederse talep doğrultusunda işlem yapar. Talebin reddedilmesi, yetersiz cevap verilmesi veya otuz gün içinde hiç yanıt gelmemesi halinde ise ilgili kişinin Kurum’a şikayet hakkı doğar.

Otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda talep zımnen reddedilmiş sayılır ve süre bu andan itibaren işlemeye devam eder. Bu nedenle başvuru ve cevap tarihlerinin dikkatle takip edilmesi büyük önem taşır.

KVK Kurulu'na Şikayet Süresi

KVK Kurulu’na Şikayet Süresi

KVK Kurulu’na Şikayet Süresi Ne Kadardır?

[ref]KVKK m.14[/ref]‘te düzenlenen başvuru süreci, aşağıdaki tabloda gösterilen hak düşürücü sürelere tabidir:

Aşama Süre Başlangıç Anı
Veri sorumlusunun başvuruya cevap vermesi 30 gün Başvurunun veri sorumlusuna ulaşması
Kurul’a şikayet (birinci eşik) 30 gün Veri sorumlusunun cevabının öğrenilmesi
Kurul’a şikayet (ikinci eşik, her halükarda) 60 gün Veri sorumlusuna yapılan başvuru tarihi

Süresinde yapılmayan şikayetler usulden reddedilebilir, bu yüzden başvuru ve cevap tarihlerinin kayıt altına alınması gerekir.

Uyarı: Otuz ve altmış günlük süreler hak düşürücüdür; süresinde yapılmayan şikayetler usulden reddedilebilir.

KVK Kurulu’na Şikayet Başvurusu Nasıl Yapılır?

Şikayet yazılı dilekçeyle, posta yoluyla, elden teslimle veya Kurum’un elektronik başvuru yöntemleri kullanılarak yapılabilir. Dilekçede başvuru sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri, veri sorumlusunun unvanı, ihlalin konusu, veri sorumlusuna yapılan başvurunun tarihi ve varsa alınan cevabın içeriği yer almalıdır.

Kurum, şikayet üzerine gerekli incelemeyi yapar ve ihlalin varlığına kanaat getirirse veri sorumlusu hakkında idari yaptırım uygulanmasına veya hukuka aykırılığın giderilmesine karar verebilir. Kurul, gerekli gördüğü hallerde resen inceleme yetkisini de kullanabilir.

Şikayet Dilekçesinde Olması Gerekenler

Şikayet Dilekçesinde Olması Gerekenler

Şikayet Dilekçesinde Hangi Bilgiler Yer Almalıdır?

Dilekçe açık, anlaşılır ve somut olaylara dayalı şekilde kaleme alınmalıdır. Aşağıdaki unsurların eksiksiz yer alması, başvurunun usulden reddedilme riskini azaltır:

  • Başvuru sahibinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, adres ve iletişim bilgileri.
  • Şikayet edilen veri sorumlusunun unvanı veya kimlik bilgileri.
  • İhlalin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğine dair somut açıklama.
  • Veri sorumlusuna yapılan önceki başvurunun tarihi ve varsa verilen cevap.
  • Talep ve sonuç kısmında ihlalin tespiti, durdurulması veya verilerin silinmesi gibi net istekler.

Yazışmalar, ekran görüntüleri, e-postalar veya mesaj kayıtları gibi destekleyici belgelerin dilekçeye eklenmesi iddiaların güçlendirilmesine katkı sağlar.

E-Devlet Üzerinden KVKK Şikayeti Yapılabilir Mi?

Bazı başvuru ve şikayet işlemleri e-Devlet sistemi veya Kurum’un elektronik başvuru altyapıları üzerinden yürütülebilir. Kimlik doğrulaması elektronik sistem aracılığıyla sağlanır ve ihlale ilişkin açıklamalar, önceki başvuru bilgileri ile destekleyici belgeler sisteme yüklenebilir.

Elektronik başvuru fiziki başvuru imkanı bulunmayan kişiler için pratik bir alternatiftir, ancak veri sorumlusuna ön başvuru şartı bu yöntemde de aranmaya devam eder.

Şikayette Delil Sunulmasının Önemi Nedir?

Kurum’a yapılan başvurularda ihlalin soyut iddialardan ziyade somut verilerle desteklenmesi beklenir. Delil olarak e-posta yazışmaları, SMS kayıtları, ekran görüntüleri, çağrı kayıtları, banka işlem dökümleri ile veri sorumlusuna yapılan başvuru ve ona verilen cevap sunulabilir.

Özellikle veri sorumlusuna yapılan ön başvuru ve alınan yanıtın ibraz edilmesi zorunlu unsurlar arasındadır, çünkü Kurul incelemesi bu ön koşulun sağlandığını görmek ister. Delillerin tarih ve kapsam bakımından tutarlı olması inceleme sürecini hızlandırır.

İpucu: Veri sorumlusuna yapılan başvuru ile alınan cevabı saklamak, Kurul incelemesini hızlandırır.

Kurul İncelemesi Sonrasında Hangi Yollar İzlenebilir?

Kurum, yaptığı inceleme sonucunda ihlalin varlığını tespit ederse veri sorumlusu hakkında idari yaptırım uygulayabilir ve hukuka aykırılığın giderilmesine yönelik kararlar verebilir. İdari para cezalarının kapsamı ve tutarları hakkında KVKK Şikayeti ve Suçları yazımızda ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Kurul kararlarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca ihlal nedeniyle maddi veya manevi zarara uğrayan kişiler, Kanun ve Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine dayanarak ayrıca tazminat davası açabilir.

KVKK Şikayet Sürecinde Avukat Desteğinin Rolü Nedir?

Şikayet süreci belirli süreler, ön başvuru zorunluluğu ve şekil şartları gibi teknik kurallara tabidir. Usule ilişkin küçük bir hata, başvurunun incelenmeden reddedilmesine yol açabilir.

Avukat desteği, veri sorumlusuna yapılacak ilk başvurunun doğru hukuki zeminde hazırlanmasını, sürelerin takip edilmesini ve şikayet dilekçesinin mevzuata uygun şekilde kaleme alınmasını sağlar. Vekaletname ile hareket eden bir avukat, şikayeti başvuru sahibi adına sunabilir ve süreci baştan sona takip edebilir.

KVKK başvuru ve şikayet süreçlerinde danışmanlık almak isteyenler Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) eğitimi içeriğimizi inceleyebilir. 6698 sayılı Kanun’un tam metnine 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bağlantısından, Kurum’un elektronik başvuru sistemine ise Kişisel Verileri Koruma Kurumu resmi sitesinden ulaşılabilir.

KVKK Şikayeti Nasıl Yapılır Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Başvuru sürecine ilişkin en çok sorulan sorular aşağıda yanıtlanmıştır.

KVKK Şikayeti Nasıl Yapılır? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/kvkk-sikayeti-nasil-yapilir/feed/ 0
İnternet Sitelerinin Tescili ve Korunması https://www.harbiyehukuk.com/internet-sitelerinin-tescili-ve-korunmasi/ https://www.harbiyehukuk.com/internet-sitelerinin-tescili-ve-korunmasi/#respond Mon, 12 Oct 2026 06:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006859 İnternet sitelerinin tescili ve korunması, bir web sitesini oluşturan alan adı, marka, tasarım ve yazılım unsurlarının hukuki olarak kayıt altına alınması ve belirli bir kişi veya kuruma ait olduğunun resmiyet kazanmasıdır. Bu kavram günlük kullanımda tek bir işlem gibi görünse de aslında farklı hukuki mekanizmaları kapsayan bir şemsiye terimdir. İnternet sitesi tescili denildiğinde ilk akla […]

İnternet Sitelerinin Tescili ve Korunması yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İnternet sitelerinin tescili ve korunması, bir web sitesini oluşturan alan adı, marka, tasarım ve yazılım unsurlarının hukuki olarak kayıt altına alınması ve belirli bir kişi veya kuruma ait olduğunun resmiyet kazanmasıdır. Bu kavram günlük kullanımda tek bir işlem gibi görünse de aslında farklı hukuki mekanizmaları kapsayan bir şemsiye terimdir.

İnternet sitesi tescili denildiğinde ilk akla gelen alan adı (domain name) tescilidir. Bunun yanında sitenin adı veya logosu bir marka olarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilebilir, siteye özgü tasarım unsurları ve yazılımlar ise fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunur.

Dolayısıyla internet sitesi tescili yalnızca teknik bir kayıt işlemi değildir. Sitenin kimliğini, marka değerini ve hukuki sahipliğini güvence altına alan çok yönlü bir koruma sistemidir.

Domain (Alan Adı) Tescili Nasıl Yapılır?

Domain tescili, bir internet sitesinin adresinin yetkili kayıt kuruluşları aracılığıyla belirli bir kişi veya kurum adına tahsis edilmesidir. Süreç birkaç aşamadan oluşur.

  • Alan adı seçimi: seçilen adın daha önce alınmamış ve tescilli bir markayla çakışmıyor olması gerekir
  • Uygunluk kontrolü: seçilen adın müsait olup olmadığı yetkili kayıt firmalarının sisteminde sorgulanır
  • Kayıt kuruluşu seçimi: tescil, ICANN yetkili operatörleri veya Türkiye’de TRABİS sistemi üzerinden yürütülür
  • Kayıt ve ödeme: alan adı genellikle 1 ila 10 yıl arasında değişen sürelerle tahsis edilir
  • DNS ayarları ve yenileme: alan adı mülkiyet değil kiralama esasına dayanır, süre sonunda yenilenmezse başkası tarafından tescil edilebilir

Uyarı: Alan adı mülkiyet değil kiralama esasına dayanır. Süresinde yenilenmeyen alan adı başkası tarafından tescil edilebilir.

Marka ile Alan Adı Arasındaki Hukuki İlişki

Marka ile alan adı, ikisi de işletmenin dijital kimliğini temsil etse de farklı hukuki sistemlere tabidir. Marka, mal veya hizmeti diğerlerinden ayırt etmeye yarayan ve sahibine ülke çapında tekel niteliğinde koruma sağlayan bir işarettir. Alan adı ise internet üzerindeki bir sitenin adresini ifade eden, doğrudan bir fikri mülkiyet hakkı olmayan teknik bir tahsis biçimidir.

Marka ile alan adı arasında uyuşmazlık çıktığında genellikle öncelik ilkesi tartışılır. Tescilli bir markayla aynı veya karıştırılacak kadar benzer bir alan adı sonradan alınmışsa, marka sahibi bu alan adının kötü niyetle alındığını ileri sürerek iptal veya devir talep edebilir.

Bu konuyu da okuyabilirsinizDomain (Alan Adı) Nedir?

Marka tescilinin kendisi, sağladığı haklar ve başvuru süreci hakkında ayrıntılı bilgi için Marka Nedir? Marka Tescili Nasıl Yapılır? yazımıza bakabilirsiniz.

Domain ve Marka Korumasının 3 Katmanı

Domain ve Marka Korumasının 3 Katmanı

İnternet Sitesi İsim Hakkı Nasıl Korunur?

Türk hukukunda “site ismi” tek başına bağımsız bir hak türü olarak düzenlenmemiştir. Ancak farklı hukuk alanları üzerinden dolaylı ve etkili koruma sağlanır. En güçlü koruma yolu, site isminin marka olarak tescil edilmesidir. Bu tescil sahibine Türkiye genelinde tekel kullanma hakkı ve ihlal durumunda dava açma yetkisi verir.

Site isminin domain olarak kaydedilmesi teknik bir koruma sağlasa da tek başına marka hukuku kadar güçlü değildir. Başkasının site ismini kullanarak karışıklık yaratılması ise[ref]TTK m.54[/ref] kapsamında haksız rekabet sayılır ve kullanımın durdurulması ile tazminat talep edilmesine imkan tanır.

Önemli: Alan adı kaydı teknik bir tahsis sağlar, ancak marka tescili kadar güçlü bir hukuki koruma sunmaz. En etkili koruma yöntemi site isminin marka olarak tescil edilmesidir.

Alan Adı Uyuşmazlığında Başvuru Yolları

Alan Adı Uyuşmazlığında Başvuru Yolları

Alan Adı Uyuşmazlıklarında Hukuki Başvuru Yolları

Alan adı uyuşmazlıkları genellikle marka hakkı, haksız rekabet ve kötü niyetli tescil ekseninde ortaya çıkar. Uzantıya göre başvurulacak yetkili sistem ve aranan temel şartlar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Alan Adı Uzantısı Yetkili Sistem Aranan Temel Şartlar
.tr uzantılı alan adları TRABİS Alan adının kötü niyetle tescil edilmiş olması veya marka hakkını ihlal etmesi
.com, .net, .org gibi uluslararası uzantılar UDRP (Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy) Markayla aynı veya karıştırılacak kadar benzerlik, alan adı sahibinin meşru bir hakkının bulunmaması, tescilin kötü niyetli olması

Marka Hakkını İhlal Eden Domainlere Karşı Yapılabilecekler

Marka hakkını ihlal eden alan adlarına karşı ilk adım genellikle ihtarname (cease & desist) gönderilmesidir. Bu adım kullanımın durdurulmasını, alan adının devrini veya içeriğin kaldırılmasını talep eder ve çoğu uyuşmazlıkta hızlı çözüm sağlar.

İhtarın sonuç vermemesi halinde “.tr” uzantılı alan adlarında TRABİS’e, uluslararası alan adlarında UDRP sürecine başvurulabilir. Tescilli markaya dayanılarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tecavüzün tespiti ve durdurulması davası, alan adının devri veya iptali davası ile maddi ve manevi tazminat davası da açılabilir.

Marka hakkına tecavüzün diğer şekilleri ve bu davaların genel işleyişi için Marka Hakkının İhlali yazımıza bakabilirsiniz.

İnternet Sitesi İçeriklerinin Telif Hakkı Koruması

Web sitelerinde yer alan yazı, görsel, video, yazılım kodu ve tasarım gibi özgün unsurlar, eser niteliği taşıması şartıyla telif hakkı korumasına konu olur. Bu koruma Türkiye’de[ref]5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu[/ref] kapsamında sağlanır ve tescil şartı aranmaz, eser oluşturulduğu anda hak kendiliğinden doğar.

Telif hakkı ihlali durumunda eser sahibi tecavüzün durdurulması davası, tazminat davası açabilir ve ihlalin kasıtlı ve ticari ölçekte olması halinde ceza şikayetinde bulunabilir. Sınai mülkiyet hakları ise marka, tasarım tescili ve alan adı gibi unsurları kapsar ve[ref]6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu[/ref] uyarınca tescile bağlıdır. Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Kopya Web Sitelerine Karşı Hukuki İşlemler

Bir sitenin tasarımının, içeriğinin veya yazılımının izinsiz kopyalanması genellikle telif hakkı ihlali, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kapsamında değerlendirilir. İlk adım kopya sitenin noter tespiti, ekran görüntüleri ve dijital zaman damgası ile ispatlanabilir şekilde tespit edilmesidir.

Kopyalanan içerik eser niteliği taşıyorsa FSEK kapsamında, tescilli bir markayı izinsiz kullanıyorsa Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında dava açılabilir. Tüketiciyi yanıltan veya ticari itibarı zedeleyen kopya siteler bakımından ise Türk Ticaret Kanunu’na dayalı haksız rekabet davası gündeme gelir.

Domain Siber İşgal (Cybersquatting) Nedir?

Cybersquatting, başkalarına ait tescilli marka veya tanınmış isimlerin internet alan adı olarak kötü niyetle kaydedilmesi ve bu kayıt üzerinden haksız kazanç sağlanması veya hak sahibinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Marka ile birebir aynı veya karıştırılacak derecede benzer domainlerin alınması, yazım hatalarına dayalı tescil (typosquatting) veya toplu kayıtlar bu kapsamda değerlendirilir.

Bu davranışlar marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kapsamında değerlendirilir, bazı durumlarda dolandırıcılık veya bilişim suçu niteliği de taşıyabilir. Alan adının iptali veya devri, kullanımın durdurulması ve tazminat bu tür ihlallere karşı gündeme gelen yaptırımlardır.

Alan Adı Tahkim Süreci Nasıl İşler?

Alan adı tahkimi, alan adı uyuşmazlıklarının mahkemeye gitmeden hızlı ve idari bir yöntemle çözülmesini sağlayan alternatif bir mekanizmadır. Hak sahibi tarafından yetkili bir tahkim kuruluşuna yapılan başvuruda, alan adının markayla benzerliği, sahibinin meşru bir hakkının bulunmaması ve tescilin kötü niyetli olması somut delillerle ortaya konur.

Değerlendirme sonucunda hakem heyeti alan adının iptaline, hak sahibine devrine veya başvurunun reddine karar verebilir. Uluslararası alan adlarında ICANN kuralları çerçevesinde yürütülen UDRP sistemi, Türkiye’de ise TRABİS kapsamındaki mekanizmalar bu sürecin en bilinen örnekleridir. Süreç genellikle 1 ila 3 ay içinde tamamlanır.

Şirketler İçin Marka ve Domain Koruma Stratejileri

Etkin bir koruma stratejisinin ilk adımı, markanın mümkün olan en erken aşamada tescil edilmesidir. Şirketlerin yalnızca ana marka adını değil, olası yazım farklılıklarını ve farklı uzantıları da alan adı olarak önceden tescil etmesi cybersquatting riskini azaltır.

Bu konuyu da okuyabilirsinizMarka Tescil Başvurusu Nasıl Yapılır?

Marka ve domain ihlallerinin düzenli olarak izlenmesi, ihlal durumunda hızlı ihtarname gönderilmesi ve gerektiğinde tahkim veya mahkeme yoluna gidilmesi etkili hukuki araçlardır. Kurumsal kimliğin tüm platformlarda tutarlı kullanılması, olası uyuşmazlıklarda da güçlü bir delil niteliği taşır.

İpucu: Şirketlerin yalnızca ana marka adını değil, olası yazım farklılıklarını ve farklı uzantıları da alan adı olarak önceden tescil etmesi cybersquatting riskini azaltır.

İnternet Sitesi Sahiplerinin Hukuki Sorumlulukları

Site sahipleri yayımladıkları tüm içeriklerden sorumludur. Telif hakkı ihlali, kişilik haklarının ihlali veya hukuka aykırı içerik yayımı FSEK ve Türk Medeni Kanunu kapsamında hukuki sorumluluk doğurabilir.

Kullanıcı verilerini işleyen site sahipleri 6698 sayılı KVKK kapsamında veri sorumlusu sıfatını taşır ve kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesi ile korunmasından yükümlüdür. Ticari faaliyet yürüten siteler bakımından ayrıca haksız rekabet hükümleri ve tüketicinin korunması mevzuatı da devreye girer.

İnternet Sitelerinin Tescili ve Korunması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İnternet sitesi tescili ve korunmasına ilişkin sık sorulan sorulara aşağıda yer verilmiştir.

İnternet Sitelerinin Tescili ve Korunması yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/internet-sitelerinin-tescili-ve-korunmasi/feed/ 0
Fuhuş Sitelerine Erişimin Engellenmesi https://www.harbiyehukuk.com/fuhus-sitelerine-erisimin-engellenmesi/ https://www.harbiyehukuk.com/fuhus-sitelerine-erisimin-engellenmesi/#respond Sat, 10 Oct 2026 14:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006839 Fuhuş sitelerine erişimin engellenmesi, fuhşa aracılık eden, fuhşu teşvik eden veya bu amaçla ilan ve tanıtım yapan internet sitelerine, URL’lere ya da alan adlarına Türkiye sınırları içinden erişimin idari veya yargısal bir kararla kısıtlanmasıdır. Bu tedbirin amacı yalnızca ilgili yayının durdurulması değildir. Kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması, insan ticareti ile cinsel sömürüyle mücadelenin güçlendirilmesi […]

Fuhuş Sitelerine Erişimin Engellenmesi yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Fuhuş sitelerine erişimin engellenmesi, fuhşa aracılık eden, fuhşu teşvik eden veya bu amaçla ilan ve tanıtım yapan internet sitelerine, URL’lere ya da alan adlarına Türkiye sınırları içinden erişimin idari veya yargısal bir kararla kısıtlanmasıdır.

Bu tedbirin amacı yalnızca ilgili yayının durdurulması değildir. Kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması, insan ticareti ile cinsel sömürüyle mücadelenin güçlendirilmesi ve özellikle çocukların dijital ortamda korunması da erişim engelinin gerekçeleri arasında yer alır.

Fuhuş fiilleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir. Bu fiillere ilişkin internet içeriklerine erişimin engellenmesi ise[ref]5651 sayılı Kanun m.8[/ref] çerçevesinde uygulanır.

Bu konuyu da okuyabilirsinizFuhuş Suçu ve Cezası (TCK 227. Madde)

Fuhuş Amaçlı Yayın Yapan Sitelerin Tespiti

Fuhuş amaçlı yayın yapan sitelerin tespiti, kolluk birimleri ile adli makamların birlikte yürüttüğü teknik bir süreçtir. Süreç genellikle ihbar, resen inceleme veya kolluk faaliyeti sonucunda başlar.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve il emniyet müdürlükleri, kamuya açık internet siteleri ile sosyal medya hesaplarını teknik yöntemlerle takip edebilir. Şüphe doğuran içerikler kayıt altına alınarak adli mercilere iletilir.

Vatandaş ihbarları, Cumhuriyet başsavcılıklarına yapılan şikayetler ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) iletilen bildirimler de soruşturmanın başlamasına neden olabilir.

Erişim Engelinin Hukuki Dayanağı

Fuhuş içerikli sitelere erişimin engellenmesi esas olarak 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında uygulanır. Kanunun 8. maddesi, katalog suç sayılan içeriklere yönelik erişim engelinin usulünü düzenler. Kanunun tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Bu katalog suçlardan biri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenen fuhuş suçudur. Bir internet içeriğinin[ref]TCK m.227[/ref] kapsamında suç oluşturduğu değerlendirildiğinde,[ref]5651 sayılı Kanun m.8[/ref] uyarınca erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Erişim engeli için sitede yalnızca yetişkinlere yönelik içerik bulunması yeterli değildir. İçeriğin fuhşa teşvik, fuhşa aracılık, fuhuş amacıyla iletişim kurulmasını sağlama veya bu faaliyetlerin reklamını yapma gibi fiillerle bağlantılı olduğu somut delillerle ortaya konmalıdır.

Erişimin Engellenmesi Kararını Kim Verir?

Erişimin engellenmesi kararı kural olarak sulh ceza hakimliği tarafından verilir. Hakim, kolluk tutanakları, dijital deliller, URL kayıtları ve bilirkişi raporlarını inceleyerek tedbirin şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısı da karar verebilir. Hangi merciin ne zaman yetkili olduğu ve buna bağlı süre şartları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Karar Veren Merci Yetkili Olduğu Durum Süre Şartı
Sulh ceza hakimliği Genel kural olarak her zaman Kanunda ayrı bir süre öngörülmemiştir
Cumhuriyet savcısı Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Karar 24 saat içinde hakim onayına sunulur, hakim de 24 saat içinde karar verir

Uyarı: Savcı kararı 24 saat içinde hakim onayına sunulmazsa veya hakim bu süre içinde karar vermezse, savcılığın erişim engeli kararı kendiliğinden geçersiz hale gelir.

Sulh ceza hakimliğinin erişimin engellenmesine ilişkin kararları kesin değildir.[ref]CMK m.267[/ref] ve devamı hükümleri uyarınca ilgililer bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurabilir.

Erişim Engeli Kararını Kim Verir?

Erişim Engeli Kararını Kim Verir?

BTK’nın Süreçteki Rolü

BTK, erişim engeli kararlarını doğrudan veren bir makam değil, kanunla kendisine verilen yetkiler çerçevesinde kararların uygulanmasını sağlayan idari otoritedir. Kurum ihbarları değerlendirir, erişim sağlayıcıların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini denetler.

5651 sayılı Kanun’un bazı hükümleri BTK Başkanına doğrudan erişim engeli kararı verme yetkisi tanısa da bu yetki fuhuş suçu bakımından geçerli değildir. Fuhuş suçu nedeniyle erişim engeli kararları sulh ceza hakimliği, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısı tarafından verilir.

Not: BTK, fuhuş suçu kapsamındaki erişim engeli kararlarını doğrudan veremez. Bu yetki sulh ceza hakimliği ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına aittir.

Yurt Dışından Yayın Yapan Sitelere Erişim Engeli Uygulanabilir mi?

Yurt dışından yayın yapan ve fuhuş suçuna ilişkin içerik barındıran sitelere Türkiye’den erişimin engellenmesi mümkündür. İnternet sitesinin sunucusunun ya da içerik sağlayıcısının yurt dışında bulunması, Türk hukukunun uygulanmasına engel oluşturmaz.

Erişim engeli kararı yalnızca Türkiye sınırları içindeki kullanıcılar bakımından sonuç doğurur. Site diğer ülkelerde yayınına devam edebilir, ancak Türkiye’deki kullanıcılar içeriğe erişemez.

Uygulamada yurt dışı kaynaklı fuhuş sitelerinin alan adlarını sık değiştirmesi nedeniyle erişim engeli kararlarının güncellenmesi gerekebilir. Soruşturma makamları ve teknik birimler yeni alan adlarını takip ederek gerektiğinde yeni kararlar alır.

Alan Adı ve URL Bazlı Erişim Engeli Arasındaki Fark

5651 sayılı Kanun’un benimsediği temel ilke, erişim engelinin mümkün olduğunca yalnızca hukuka aykırı içeriğin bulunduğu URL’ye uygulanmasıdır. Böylece aynı sitedeki hukuka uygun içeriklere erişim devam ederken yalnızca suç teşkil eden sayfaya ulaşım engellenir.

Aşağıdaki durumlarda ise alan adı (domain) bazlı erişim engeli gündeme gelir.

  • Hukuka aykırı içeriğin sitenin tamamına yayılmış olması
  • Suç teşkil eden içeriklerin sürekli farklı URL’lere taşınması
  • URL bazlı engellemenin teknik olarak mümkün olmaması veya etkisiz kalması
  • Sitenin tamamının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş olması

Alan adı bazlı erişim engeli, tamamı suç teşkil eden içeriklerden oluşan siteler bakımından uygulanan istisnai bir yöntemdir.

Aynı İçeriğin Farklı Alan Adlarında Yeniden Yayımlanması

Erişimi engellenen fuhuş içerikli sitelerin kısa süre içinde farklı alan adları veya URL’ler kullanılarak yeniden yayına başlaması sık karşılaşılan bir sorundur. Tek bir alan adına yönelik erişim engeli bu nedenle çoğu zaman yayının tamamen sona ermesi için yeterli olmaz.

Aynı içeriğin farklı alan adlarında yeniden yayımlanması halinde yeni yayınlar hakkında da inceleme yapılarak yeni erişim engeli kararları alınabilir. Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) ve BTK, yeni alan adlarına ilişkin kararların erişim sağlayıcılar tarafından hızla uygulanmasını takip eder.

Her yeni alan adı bakımından hukuka aykırılığın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Aynı içeriğin farklı bir adreste tespit edilmesi, otomatik olarak o adrese de erişimin engelleneceği anlamına gelmez.

Fuhuş Sitelerinde Yayınlanan Kişisel Verilerin Kaldırılması

Fuhuş amacıyla faaliyet gösteren sitelerde kişilere ait ad-soyad, telefon numarası, fotoğraf veya sosyal medya hesabı gibi bilgilerin rıza olmaksızın yayımlanması, erişim engeli meselesinin ötesinde kişisel verilerin korunması bakımından da hukuki sorun doğurur. Bu durumda birkaç yol birlikte değerlendirilebilir.

Önemli: Sitenin erişime kapatılması, üzerinde yayımlanan kişisel verilerin otomatik olarak silindiği anlamına gelmez. Verilerin kaldırılması için ayrıca başvuru yapılması gerekir.

  • Veriyi yayımlayan site işletmecisine (veri sorumlusuna) doğrudan başvurarak kaldırma talep edilmesi
  • Başvurunun reddedilmesi veya yanıtsız kalması halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikayette bulunulması
  • Özel hayatın gizliliğinin de ihlal edildiği hallerde[ref]5651 sayılı Kanun m.9/A[/ref] kapsamında hukuki yollara başvurulması

Bu ihtimalde yalnızca sitenin erişime kapatılmasını talep etmekle yetinilmemeli, kişisel verilerin kaldırılması ve kişilik haklarının korunması bir arada değerlendirilmelidir. Konuyla ilgili detaylı bilgi için erişimin engellenmesi ve içerik kaldırma sürecine ilişkin yazımıza bakılabilir.

Arama Motorlarından Fuhuş İçerikli Sonuçların Kaldırılması

Yalnızca kaynak siteye erişimin engellenmesi bazen yeterli olmaz. Site erişime kapatılsa dahi ilgili sayfalar arama motorları tarafından önceden indekslenmiş olabileceğinden kullanıcılar başlık ve açıklamalarla karşılaşmaya devam edebilir.

Kaynak içeriğin kaldırılması ile arama motoru sonuçlarından çıkarılması farklı işlemlerdir. Bir sayfa arama motorundan kaldırılsa dahi kaynak sitede varlığını sürdürebilir. Bu nedenle hangi yöntemin uygulanacağı ihlalin niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

Fuhuş Sitesi Şikayetinde İzlenecek Yol

Fuhuş Sitesi Şikayetinde İzlenecek Yol

Fuhuş İçerikli Siteler Hakkında Şikayet Nasıl Yapılır?

Fuhuş içerikli siteler hakkında şikayet öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Dilekçede sitenin alan adı, ilgili URL, suç teşkil ettiği düşünülen içerikler ve varsa ekran görüntüleri gibi dijital deliller sunulmalıdır.

İpucu: Şikayet dilekçesine sitenin URL’si, ekran görüntüleri ve tarih bilgisi gibi somut delilleri eklemek, sürecin hızlanmasına yardımcı olur.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Başkanlığına veya il emniyet müdürlüklerinin ilgili şube müdürlüklerine de ihbarda bulunulabilir. BTK bünyesindeki ihbar mekanizmaları da bir diğer başvuru kanalıdır.

Şikayette yalnızca sitenin yetişkinlere yönelik içerik yayımladığı iddiası yeterli değildir. İçeriğin fuhşa teşvik, fuhşa aracılık veya bu faaliyetlerin reklamını yapma gibi TCK m.227 kapsamında suç teşkil eden fiillerle bağlantısının somut olgularla ortaya konması gerekir.

Erişim Engelleme Kararına Uyulmaması Halinde Ne Olur?

Erişim sağlayıcının kendisine bildirilen kararı uygulamaması veya karara aykırı şekilde erişimi sürdürmesi halinde olayın niteliğine göre idari yaptırımlar gündeme gelir. Kararın uygulanmaması, kararın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kararı hukuka aykırı bulan ilgililerin yapması gereken karara uymamak değil, kanunda öngörülen itiraz yollarına başvurmaktır. Erişim engeline rağmen VPN gibi tekniklerle siteye ulaşılması da kararın hukuki geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için VPN kullanmanın hukuki durumuna ilişkin yazımız incelenebilir.

Fuhuş Sitelerine Erişimin Engellenmesinde Avukat Desteğinin Önemi

Fuhuş sitelerine erişimin engellenmesi sürecinde avukat desteği, başvuruların doğru mercilere yöneltilmesi ve delillerin usulüne uygun sunulması bakımından önem taşır. Erişim engelleme kararının uygulanması, yeni alan adları üzerinden yayının sürdürülmesi veya karara itiraz gibi aşamalarda da hukuki destek sürecin etkin yürütülmesini sağlar. Rıza dışı paylaşılan görüntüler için İfşa ve Yetişkin İçerikli Sitelerden Video ve Fotoğraf Kaldırma, forum ve sosyal medya kaynaklı benzer ihlaller için Forum Sitelerinden İçerik Kaldırma ve X (Twitter)’dan İçerik Kaldırma yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Fuhuş Sitelerine Erişimin Engellenmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Fuhuş içerikli sitelere erişim engeli sürecine ilişkin sık sorulan sorulara aşağıda yer verilmiştir.

Fuhuş Sitelerine Erişimin Engellenmesi yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/fuhus-sitelerine-erisimin-engellenmesi/feed/ 0
Memura Kira Yardımı Var mı? Yasal Durum ve Lojman Farkı https://www.harbiyehukuk.com/memura-kira-yardimi-var-mi-yasal-durum-ve-lojman-farki/ https://www.harbiyehukuk.com/memura-kira-yardimi-var-mi-yasal-durum-ve-lojman-farki/#respond Fri, 09 Oct 2026 06:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006819 Memura kira yardımı aramasının arkasında genellikle “böyle bir hak resmen var mı” sorusu yatıyor. Oysa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda tüm memurları kapsayan, doğrudan nakit olarak ödenen genel bir kira yardımı düzenlemesi bulunmuyor. Kanun, konut ihtiyacına ilişkin olarak nakit yardım yerine ayni bir imkanı, yani kamu konutu (lojman) tahsisini esas almış durumda. Bu ayrımın gözden […]

Memura Kira Yardımı Var mı? Yasal Durum ve Lojman Farkı yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Memura kira yardımı aramasının arkasında genellikle “böyle bir hak resmen var mı” sorusu yatıyor. Oysa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda tüm memurları kapsayan, doğrudan nakit olarak ödenen genel bir kira yardımı düzenlemesi bulunmuyor. Kanun, konut ihtiyacına ilişkin olarak nakit yardım yerine ayni bir imkanı, yani kamu konutu (lojman) tahsisini esas almış durumda. Bu ayrımın gözden kaçması, konuyu her toplu sözleşme döneminde yeniden gündeme taşıyan asıl neden.

Memura Kira Yardımı Diye Genel Bir Ödeneğin Bulunmaması

Anayasa’nın 128. maddesine göre memurların aylık, ödenek ve diğer mali haklarının kanunla ya da mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleriyle belirlenmesi gerekir.[ref]2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 128[/ref] Bu ilke gereği hiçbir kamu kurumu, yasal dayanağı bulunmayan bir ödemeyi kendi kararıyla “kira yardımı” adı altında memuruna veremez. 657 sayılı Kanun’un sosyal haklar ve yardımlar bölümünde aile yardımı ödeneği (madde 202), ölüm yardımı ödeneği (madde 208) gibi kalemler tek tek sayılmışken, bunlar arasında nakdi bir kira yardımı kalemine yer verilmemiştir.

Kanunun konutla ilgili hükümleri de aynı çizgide ilerler ve para yardımı yerine ayni bir imkanı öngörür. “Kira yardımı var mı” sorusunun yanıtının hayır olması, büyük ölçüde bu tercihten kaynaklanıyor.

657 Sayılı Kanunda Memur Konutuna İlişkin Hükümler

657 sayılı Kanun’un 192, 193 ve 194 üncü maddeleri memur konutu konusunu düzenler, ancak üçü de birbirinden farklı bir mekanizma öngörür. Madde 192, T.C. Emekli Sandığına tabi hizmeti 10 yıl ve daha fazla olan memurlara, istekleri halinde Toplu Konut Fonundan özel şartlarla konut kredisi verilmesine imkan tanır. Bu bir yardım değil, geri ödemeli bir kredidir.[ref]657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, madde 192[/ref] Madde 193, lüzum ve zaruret görülen yerlerde memurların kiralık konut ihtiyacının, Cumhurbaşkanınca onanacak programlar çerçevesinde bütçeye konulacak ödeneklerle karşılanmasını öngörür ve maddenin uygulamasını özel kanunlara bırakır.[ref]657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, madde 193[/ref] Madde 194 ise bazı memurlara doğrudan konut tahsisini düzenliyordu. Bu madde 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nun 12. maddesiyle 1983 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.[ref]657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, madde 194, Mülga: 9/11/1983-2946/12 md.[/ref]

Madde 194’ün kaldırılmış olması, konut tahsisinin asıl çerçevesinin bugün artık 657 sayılı Kanun değil, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu olduğu anlamına gelir. Kurumlar lojman işlemlerini uygulamada bu ikinci kanuna ve ona bağlı yönetmeliğe göre yürütür.

Kamu Konutları (Lojman) Tahsisi İle Kira Yardımının Farkı

2946 sayılı Kanun’un amacı, kamu konutlarının tahsis biçimini, oturma süresini, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin ilkeleri belirlemektir. Kanun, konutları şu dört gruba ayırır.

  • Özel tahsisli konutlar.
  • Görev tahsisli konutlar.
  • Hizmet tahsisli konutlar.
  • Sıra tahsisli konutlar.

Öğretmenlerin zorunlu hizmet bölgelerinde kaldığı lojmanlar ile bekçi veya orman muhafaza memuru gibi görevlerin ikametle iç içe geçtiği konutlar, genellikle görev veya hizmet tahsisli konut kategorisine girer.

Lojman burada bir “yardım” değil, kiralanabilir bir konuttur. Tahsis edilen konutun aylık kira bedeli, rayiç kira birim fiyatı ile brüt inşaat alanının çarpılmasıyla hesaplanır ve personelin maaşından peşin olarak, bordro üzerinden kesilir. Kesilen tutar, genel bütçeli kurumlarda hazineye, diğer kurumlarda kendi bütçelerine gelir kaydedilir.

Danışmanlık başvurularında en sık karşılaşılan yanlış anlama tam olarak burada ortaya çıkıyor. Lojmanda oturan memur para almaz, tam tersine devlete kira öder. Sağladığı avantaj, bu bedelin genellikle serbest piyasa kirasının altında kalmasından ibarettir.

Üç farklı uygulamanın birbirine karıştırılması yaygın bir hata. Aşağıdaki tabloda bu ayrım gösterilmektedir.

Uygulama Yasal Dayanağı Niteliği
Lojman (kamu konutu) tahsisi 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu Ayni imkan. Memur piyasa altı bedelle kira öder
Konut kredisi 657 sayılı Kanun madde 192 Geri ödemeli kredi; 10 yıl ve üzeri hizmet şartı arar
Nakdi kira yardımı Yürürlükte genel bir düzenleme bulunmuyor Sendikaların toplu sözleşme talebi
Memurun Konutla İlgili 3 Yasal İmkanı

Memurun Konutla İlgili 3 Yasal İmkanı

Lojmandan Yararlanamayan Memurların Durumu

Kamu konutu stoku sınırlı olduğundan sıra tahsisli lojmanlarda bekleme listeleri oluşur ve her memura talep ettiği anda konut tahsis edilemez. Sırada bekleyen ya da görev yaptığı yerde hiç lojman bulunmayan memur için 657 sayılı Kanun’da veya 2946 sayılı Kanun’da alternatif bir nakdi ödeme öngörülmemiştir. Bu durumdaki memur, konut ihtiyacını piyasadan kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kalır.

Bazı kurumlar sözleşmeli statüdeki personeline farklı ücret bileşenleri belirleyebilir. Ancak bu uygulamalar 657’ye tabi kadrolu memur için geçerli bir kira yardımı anlamına gelmez ve kurumdan kuruma, sözleşme türünden türüne değişir.

Toplu Sözleşmelerde Kira Desteği Talepleri ve Gelinen Nokta

Kamu görevlileri sendikaları, lojmandan yararlanamayan memurlara aylık kira desteği verilmesini yıllardır toplu sözleşme masasına taşıyor. Bazı sendikalar, lojman imkanı bulunmayan personele en düşük memur brüt aylığının belirli bir oranında aylık kira yardımı ödenmesini talep etmiştir. Görüşmelerin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na taşındığı dönemlerde bu talep nihai toplu sözleşme metnine girmemiştir.

2026 yılı itibarıyla yürürlükte, tüm memurları kapsayan kalıcı bir nakdi kira yardımı düzenlemesi bulunmuyor. Konu, önümüzdeki toplu sözleşme dönemlerinde yeniden masaya gelebilecek bir talep olarak duruyor. “Memura kira yardımı çıktı mı” sorusunun güncel yanıtı, ilgili dönemin toplu sözleşme metninin Resmi Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığına bakılarak verilmeli. Bugünden kesin bir tarih vermek mümkün değil.

Kira Yardımıyla Karıştırılan 2 Ödenek

Kira Yardımıyla Karıştırılan 2 Ödenek

Aile Yardımı ve Diğer Sosyal Haklarla Karıştırılmaması

657 sayılı Kanun’da yer alan aile yardımı ödeneği (madde 202), evli memura eşi ve çocukları için aylık olarak ödenir ve maaş bordrosuna yansır. Bu kalem nakdidir, ancak kira yardımıyla hiçbir ilgisi bulunmuyor. Adından da anlaşılacağı gibi ailevi statüye bağlı ayrı bir sosyal haktır. Aynı şekilde ölüm yardımı ödeneği (madde 208) de farklı bir riske karşılık gelen, bağımsız bir düzenlemedir.

Bu kalemlerin bazı sendika duyurularında veya sosyal medya paylaşımlarında “memura ek destek” başlığı altında bir arada anılması, okuyucuda kira yardımının da fiilen ödendiği izlenimini yaratabiliyor. Maaş bordrosunda görünen kalemlerden hangisinin hangi maddeye dayandığını netleştirmek, bu karışıklığı önlemenin en pratik yolu.

Kira Yardımı Talebiyle Hukuki Yol Aranabilir mi?

Yürürlükte doğrudan bir hak bulunmadığından, bireysel bir memurun idareye başvurarak kira yardımı talep etmesi, mevcut mevzuat çerçevesinde kabul görmeyecektir. Buna karşılık lojman tahsisinde yaşanan usulsüzlükler, sıra listesinin haksız işletilmesi ya da tahsis sonrası kira bedelinin hatalı hesaplanması gibi uyuşmazlıklar idari yargının konusu olabilir. Bu tür ihtilaflarda 2946 sayılı Kanun’un tahsis ve tahliye hükümleri ile kurumun kendi yönetmeliği birlikte değerlendirilir.

Lojman tahsisi, sıra bekleme süresi ya da tahliye işlemleriyle ilgili somut bir uyuşmazlık yaşayan memurların, dosyalarını İdare Hukuku alanında çalışan bir avukatla değerlendirmesi, hak kaybını önlemek açısından daha güvenli bir yol olur. İdari işleme karşı itiraz ve dava süreçlerinin genel işleyişi için İdari İşlemlere İtiraz Nasıl Yapılır? yazımıza da bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Memura kira yardımı konusunda okuyuculardan en çok gelen sorular aşağıda yanıtlanmıştır.

Memura Kira Yardımı Var mı? Yasal Durum ve Lojman Farkı yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/memura-kira-yardimi-var-mi-yasal-durum-ve-lojman-farki/feed/ 0
Limited Şirket Ortağının Şahsi Sorumluluğu Ne Zaman Doğar? https://www.harbiyehukuk.com/limited-sirket-ortaginin-sahsi-sorumlulugu-ne-zaman-dogar/ https://www.harbiyehukuk.com/limited-sirket-ortaginin-sahsi-sorumlulugu-ne-zaman-dogar/#respond Wed, 07 Oct 2026 14:00:00 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/?p=1006799 Limited şirkette ortağın şirket borcundan dolayı şahsi sorumluluğu kural olarak yoktur, sorumluluk şirketin sermayesiyle ve ortağın taahhüt ettiği esas sermaye payıyla sınırlıdır. Bu koruma mutlak değildir. Ödenmeyen vergi ve SGK borçlarında ortak sermaye payı oranında, şirketi temsile yetkili müdür ise bazı hallerde borcun tamamından şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulabilir. Limited şirketin kuruluşu ve temel unsurları hakkında […]

Limited Şirket Ortağının Şahsi Sorumluluğu Ne Zaman Doğar? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Limited şirkette ortağın şirket borcundan dolayı şahsi sorumluluğu kural olarak yoktur, sorumluluk şirketin sermayesiyle ve ortağın taahhüt ettiği esas sermaye payıyla sınırlıdır. Bu koruma mutlak değildir. Ödenmeyen vergi ve SGK borçlarında ortak sermaye payı oranında, şirketi temsile yetkili müdür ise bazı hallerde borcun tamamından şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulabilir.

Limited şirketin kuruluşu ve temel unsurları hakkında bilgi için Limited Şirket Nedir? Nasıl Kurulur? yazımıza bakabilirsiniz.

Limited Şirkette Sınırlı Sorumluluk İlkesi

Türk Ticaret Kanunu’na göre limited şirket, esas sermayesi belirli olan ve bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşan bir sermaye şirketidir. Ortaklar şirket borçlarından sorumlu tutulmaz; yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ek ödeme ile yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.[ref]6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.573[/ref]

Şirket, doğan borç ve yükümlülüklerinden yalnızca kendi malvarlığıyla sorumludur. Alacaklı bir tedarikçi, kiraya veren ya da banka, şirketin borcunu ödeyemediği gerekçesiyle doğrudan ortağın kişisel banka hesabına veya evine yönelemez.[ref]6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.602[/ref] Anonim şirketten farkı burada değil, pay devri ve yönetim yapısındaki esneklikte ortaya çıkar. Sorumluluk rejimi iki sermaye şirketi türünde de benzer mantıkla kurulmuştur.

Sık karışan bir nokta, ortağın şirkete koyduğu sermaye payının zaten şirketin malvarlığına girmiş olması ve bu tutarın borç ödemesinde tükenebilmesidir. Ortağın ayrıca cebinden ödeme yapma zorunluluğu, ancak aşağıda sayılan istisnai hallerde doğar.

Ortağın Şirket Borcundan Şahsen Sorumlu Tutulacağı Haller

Sınırlı sorumluluk ilkesi dört ayrı başlıkta kırılır.

  • Şirket sözleşmesinde öngörülen ek yükümlülükler.
  • Ortağın kendi imzasıyla üstlendiği kişisel taahhütler.
  • Kamu alacakları.
  • Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektiren istisnai durumlar.

Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülüğü

Şirket sözleşmesine hüküm konularak ortaklara, kayıp durumunda esas sermaye payının üzerinde ek ödeme yapma veya ayni-nakdi yan edimlerde bulunma yükümlülüğü getirilebilir. Bu yükümlülük sözleşmede açıkça düzenlenmediği sürece hiçbir ortağa dayatılamaz. Şirket kuruluşunda veya sonraki bir tadille sözleşmeye böyle bir madde konmamışsa ortaktan bu gerekçeyle şahsen talep edilemez.

Şahsi Kefalet ve Teminat Verilen Borçlar

Bankalar limited şirkete kredi açarken çoğunlukla ortaktan veya müdürden şahsi kefalet, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza ya da ipotek talep eder. Bu durumda sorumluluğun kaynağı Türk Ticaret Kanunu değil, ortağın bizzat imzaladığı kefalet sözleşmesidir. Kefil olan ortak, şirketin kredi borcunu ödeyememesi halinde kefalet sözleşmesinin şartları çerçevesinde tüm malvarlığıyla takip edilebilir.

Bu noktada sınırlı sorumluluk ilkesi devre dışı kalmaz. Ortak burada kendi iradesiyle ayrı bir borç ilişkisine taraf olmuştur.

Ortağın Şahsen Sorumlu Olduğu 4 Durum

Ortağın Şahsen Sorumlu Olduğu 4 Durum

Vergi ve SGK Borçlarında Ortağın Sermaye Payı Oranında Sorumluluğu

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi, limited şirket ortaklarının kamu borçlarındaki konumunu düzenler. Buna göre limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olur ve bu kanun hükümlerine göre takibe tabi tutulur.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.35/1[/ref]

Bu sorumluluk ikincildir. Vergi dairesi veya SGK, alacağını önce şirketin malvarlığından tahsil etmeye çalışmak, gerekirse haciz ve diğer cebri icra yollarını tüketmek zorundadır. Şirketten tahsilin imkansız olduğu ya da kısmen mümkün olduğu tespit edildikten sonra bakiye alacak için ortağa, sahip olduğu hisse oranında başvurulur.

Sermaye Payını Devreden Ortağın Durumu

Ortak payını devrettiğinde sorumluluğu otomatik olarak sona ermez. Kanun, payı devreden ile devralan kişileri devir tarihinden önceki döneme ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutar.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.35/2[/ref] Aynı şekilde borcun doğduğu ve ödenmesi gereken tarihlerde pay sahipleri farklı kişilerse, bu kişiler de birinci fıkra hükmüne göre müteselsil sorumlu sayılır.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.35/3[/ref] Hisse devrinin noter huzurunda ve ticaret siciline tescil ettirilerek yapılması, geçmiş döneme ait vergi ve SGK borçlarındaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Kanuni Temsilcinin (Şirket Müdürünün) Kamu Borçlarından Sorumluluğu

Ortaktan ayrı bir sorumluluk hattı, şirketi temsile yetkili müdürü ilgilendirir. 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığından bu kanun hükümlerine göre tahsil edilir.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, mükerrer m.35/1[/ref]

Buradaki fark önemlidir. Ortak, borcun yalnızca sermaye payı oranındaki kısmından sorumluyken kanuni temsilci sıfatıyla müdür, tahsil edilemeyen kamu alacağının tamamından sorumlu tutulabilir. Ortak aynı zamanda müdür sıfatını taşıyorsa iki ayrı sorumluluk rejimi kendisi için birlikte işleyebilir. Şirketin tasfiye edilmiş veya tasfiye haline girmiş olması da müdürün tasfiyeden önceki döneme ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, mükerrer m.35/3[/ref]

Kanun, bu şekilde kamuya ödeme yapan müdüre, ödediği tutar için asıl borçlu şirkete rücu hakkı tanır.[ref]6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, mükerrer m.35/4[/ref]

Vergi daireleri, önce ortağa mı yoksa müdüre mi başvuracağı konusunda bağlı bir sıra gözetmez, her iki takip türünü ayrı ayrı yürütebilir. Şirket müdürlüğünden istifa eden ama ticaret siciline tescil ettirmeyen kişi, fiilen görevden ayrılmış olsa da kanuni temsilci sıfatı sicildeki kayıt terkin edilene kadar devam eder ve bu süre boyunca doğan borçlardan sorumluluğu sürer.

Müdürün Özel Hukuk Borçlarından Kusura Dayalı Sorumluluğu

Kamu alacakları dışındaki adi ticari borçlarda müdürün şahsi sorumluluğu otomatik değildir, kusura bağlıdır. Türk Ticaret Kanunu, limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu konusunda anonim şirketlere ilişkin hükümlere atıf yapar. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülükleri kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacakları düzenlenmiştir.[ref]6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.644/1-a atfıyla m.553[/ref]

Bu sorumluluk, örneğin müdürün şirket kaynaklarını kişisel amaçla kullanması, mali tabloları gerçeğe aykırı düzenlemesi veya borca batıklık bildirimini kasten geciktirmesi gibi somut bir kusurun varlığını gerektirir. Sadece şirketin zarar etmesi veya borcunu ödeyememesi, müdürün otomatik olarak şahsi sorumluluğuna yol açmaz. Alacaklının bu yolla tazminat talep edebilmesi için müdürün kusurunu ve zararla arasındaki illiyet bağını ispatlaması gerekir.

Genel kurulun devredemeyeceği yetkiler arasında müdürlerin atanması ve görevden alınması sayılırken, müdürlerin kendi aralarında da devredemeyecekleri temel yönetim görevleri bulunur. Bu görevlerin ihmal edilmesi kusur değerlendirmesinde sık karşılaşılan bir dayanak oluşturur.

Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması

Doktrinde ve Yargıtay kararlarında yerleşik olan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesi, kanunda ayrı bir madde olarak düzenlenmemiştir ancak dürüstlük kuralına dayanan istisnai bir mekanizma olarak uygulanır. Bu ilke, hakim ortağın şirket tüzel kişiliğini kendi çıkarları için bir araç gibi kullanması ve bu yolla alacaklıları zarara uğratması halinde, şirketin ayrı kişiliği göz ardı edilerek arkasındaki ortağın doğrudan sorumlu tutulmasını sağlar.

Perdenin kaldırılması genellikle üç durumda gündeme gelir: şirketin amacına uygun olmayacak derecede yetersiz sermayeyle kurulup alacaklıların bilerek zarara uğratılması, hakim ortağın şirket üzerindeki hakimiyetini kötüye kullanması ve şirket malvarlığıyla ortağın ya da kardeş şirketin malvarlığının birbirine karıştırılarak hangi işlemin kime ait olduğunun ayırt edilemez hale gelmesi. Mahkemeler bu yola son derece ölçülü yaklaşır. Sınırlı sorumluluk kural, perdenin kaldırılması istisna olduğundan kötüniyet ve alacaklıya kasıtlı zarar verme unsurunun somut delillerle ortaya konması beklenir.

Şirketin Tasfiyesi Sürecinde Ortak ve Müdürün Sorumluluğu

Şirket tasfiye edilip ticaret sicilinden silindikten sonra dahi geçmişe dönük sorumluluk tamamen bitmez. Tasfiye öncesi döneme ait olup sonradan tespit edilen vergi ve SGK borçlarından ortaklar yine sermaye payları oranında, kanuni temsilciler ise mükerrer 35. madde çerçevesinde sorumlu tutulmaya devam eder.

Tasfiye memurunun kanuna aykırı davranması ise ayrı bir sorumluluk kaynağıdır. Alacaklılara ödeme yapılmadan şirket malvarlığının ortaklara dağıtılması, borçların gizlenmesi veya tasfiye bilançosunun gerçeği yansıtmaması hallerinde, zarar gören alacaklı tasfiye memuruna ve bilgisi dahilinde hareket eden ortağa karşı tazminat talebiyle başvurabilir. Bu nedenle tasfiye kararı alınmadan önce şirketin tüm kamu ve özel borçlarının tespit edilmesi, uygulamada ileride açılacak sorumluluk davalarının önüne geçen en etkili adımdır.

Ortağın şirketteki payının kendi şahsi borcu nedeniyle haczedilmesi ise burada anlatılanın tam tersi bir durumdur ve Şirket Hissesinin Haczedilmesi başlıklı yazıda ayrıca ele alınmıştır.

Ortak ve Müdürün Sorumluluk Karşılaştırması

Ortak ve Müdürün Sorumluluk Karşılaştırması

Ortak ve Müdür Sorumluluğunun Karşılaştırması

Ortağın ve müdürün sorumluluk kapsamı sık karıştırıldığından aşağıdaki tabloda iki sıfatın farkları gösterilmektedir.

Sorumluluk Türü Sorumlu Kişi Kapsam Yasal Dayanak
Adi ticari borç (kural) Yalnızca şirket Şirket malvarlığı ile sınırlı TTK m.573, m.602
Vergi/SGK borcu Ortak Sermaye payı oranında 6183 sayılı Kanun m.35
Vergi/SGK borcu Kanuni temsilci (müdür) Borcun tamamından 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35
Kusurlu yönetim fiili Müdür Kusur ve zarar oranında TTK m.644/1-a, m.553
Kötüniyetli hakimiyet Hakim ortak Somut olaya göre değişken Doktrin ve Yargıtay içtihadı

İcra dosyalarının önemli bir kısmında alacaklı önce şirket aleyhine takip başlatır, şirketten tahsil mümkün olmayınca aynı anda hem ortağa hem müdüre ayrı haciz yolu açabildiğini gözden kaçırır. Bu ihtimalin baştan hesaba katılması, hem ortak hem de müdür sıfatını taşıyan kişiler için özellikle önemlidir.

Şirket borcu nedeniyle şahsınıza yönelen bir icra takibiyle karşılaşırsanız, sorumluluğun hangi sıfatla ve hangi kanun maddesiyle size yüklendiğinin tespiti dava stratejisini doğrudan belirler. Bu konuda hukuki destek almak isterseniz Harbiye Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Limited şirket ortağının ve müdürünün sorumluluğuna ilişkin en sık gelen sorular aşağıda yanıtlanmıştır.

Limited Şirket Ortağının Şahsi Sorumluluğu Ne Zaman Doğar? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/limited-sirket-ortaginin-sahsi-sorumlulugu-ne-zaman-dogar/feed/ 0
Boşanmada Erkeğin Hakları Nelerdir? https://www.harbiyehukuk.com/bosanmada-erkegin-haklari-nelerdir/ https://www.harbiyehukuk.com/bosanmada-erkegin-haklari-nelerdir/#respond Wed, 07 Oct 2026 11:18:16 +0000 https://www.harbiyehukuk.com/bosanmada-erkegin-haklari-nelerdir/ Erkeğin boşanmada nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı haklarını TMK maddeleriyle anlatıyoruz.

Boşanmada Erkeğin Hakları Nelerdir? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Boşanmada erkeğin hakları, kadının haklarıyla aynı kanun maddelerine dayanır. Türk Medeni Kanunu nafaka, tazminat, mal rejimi ve velayeti “eş”, “taraf” ya da “ana ve baba” diye düzenler, erkek ile kadın arasında ayrım yapmaz.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.174, m.175, m.236 ve m.336[/ref] Sonucu belirleyen cinsiyet değil kusur, gelir durumu ve çocuğun yararıdır.

İşte bu noktada hatalı bir işlem yapmamak adına alanında uzman bir boşanma hukuku avukatı ile irtibata geçmek için buraya tıklayabilirsiniz. Harbiye Hukuk Bürosu’nun uzman boşanma avukatlarından danışmanlık hizmeti almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Boşanmada Erkeğin Yasal Hakları Listesi

Erkek boşanma sürecinde dava açma, geçici önlem isteme, nafaka ve tazminat talep etme, mal rejiminden doğan alacağını isteme, velayet ve çocukla kişisel ilişki haklarına sahiptir. Başlıca haklar aşağıdaki listede yer alır.

  • Boşanma davası açma ve karşı dava açma hakkı
  • Dava sürerken geçici önlem (tedbir nafakası, barınma, çocukla ilgili düzenleme) isteme hakkı
  • Şartları varsa yoksulluk nafakası isteme hakkı
  • Kendisinden istenen nafakaya itiraz etme hakkı
  • Maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı
  • Edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağını isteme hakkı
  • Aile konutu üzerinde şerh isteme hakkı
  • Velayet talep etme hakkı
  • Velayet kendisinde değilse çocukla kişisel ilişki kurma hakkı
Boşanmada Erkeğin Hakları

Boşanmada Erkeğin Hakları

Dava Sürerken Erkeğin Hakları (Geçici Önlemler)

Boşanma davası açılınca hakim, dava boyunca eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.169[/ref]

Tedbir nafakası da bu önlemlerden biridir ve kanun onu kadına özgü bir hak olarak düzenlemez. Geçimi için nafakaya ihtiyaç duyan erkek kendi lehine tedbir isteyebilir, kendisinden istenen tedbir nafakasına karşı da savunma yapabilir. Evden ayrılmak zorunda kalan erkek, barınma ve çocuğun bakımı konusunda da hakimden geçici düzenleme isteyebilir.

Erkeğin Yoksulluk Nafakası Talep Edebilmesi

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek erkek, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Kanun maddesi “taraf” der, “kadın” demez.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.175[/ref]

Anayasa Mahkemesi aynı maddedeki “süresiz olarak” ifadesini iptal etti ve iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.[ref]Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, RG 30.09.2026/33386[/ref] Kararın nafakaya etkisini süresiz nafaka iptal kararı yazımızda ayrıca anlattık.

Mahkeme talebi değerlendirirken tarafların gelirini, malvarlığını ve boşanmadaki kusurlarını birlikte inceler. Erkeğin hangi durumlarda nafaka alabildiği erkek nafaka alabilir mi yazısında açıklanıyor.

Erkeğin Nafakaya İtiraz Hakkı

Kendisinden nafaka istenen erkek, nafakanın şartlarının oluşmadığını ileri sürerek talebe itiraz edebilir. İtiraz gerekçeleri aşağıdaki tabloda toplandı.

İtiraz Gerekçesi Açıklama
Nafaka isteyenin kusuru Kusuru daha ağır olan taraf yoksulluk nafakası isteyemez.
Yoksulluğa düşmeme Nafaka isteyenin kendisini geçindirecek düzenli geliri veya malvarlığı varsa boşanma yüzünden yoksulluğa düşmez.
Yeniden evlenme veya ölüm İrat biçiminde ödenen nafaka alacaklının yeniden evlenmesiyle ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar.
Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat Bu hallerde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
Mali durumun değişmesi İradın artırılması veya azaltılması istenebilir.

Bu gerekçelerin dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. ve 176. maddeleridir.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.175[/ref][ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.176[/ref]

Gelir durumu nafakanın en belirleyici unsurlarından biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının çalıştığı ve sürekli, düzenli geliri bulunduğu, erkeğin de emekli olduğu ve gelirlerin birbirine denk olduğu bir dosyada kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasını erkek yararına bozdu.[ref]Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/10361, K.2026/5315, T.11.05.2026[/ref] Daire bu sonucu gerekçesinde şöyle ifade etti.

“4721 sayılı Kanun’un 175 inci maddesinde aranan koşullar somut olayda kadın yararına gerçekleşmemiştir.”

Nafaka yükümlülüğünün hangi hallerde doğmadığını erkek hangi hallerde nafaka ödemez yazısında topladık.

Erkeğin Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı

Tazminatta ölçüt cinsiyet değil kusurdur. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.174[/ref]

Eşi tarafından aldatılan, şiddete uğrayan veya hakarete maruz kalan erkek, bu şartlar oluşmuşsa tazminat davası açabilir. Boşanmada kusurlu bulunan erkeğin talebi ise kabul edilmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğinin sarsılmasında erkeği ağır, kadını az kusurlu bulan bir dosyada kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmeden, erkeğin tazminat taleplerini reddeden kararı onadı.[ref]Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/21, K.2023/3736, T.05.07.2023[/ref] Tazminatın nasıl hesaplandığı boşanma davasında maddi ve manevi tazminat yazısında anlatılıyor.

Mal Rejiminden Doğan Haklar ve Katılma Alacağı

Eşler arasında aksine sözleşme yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.202[/ref] Bu rejimde her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve alacaklar takas edilir.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.236/1[/ref]

Artık değer, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.231[/ref] Kadın çalışıp mal edinmişse erkek de o malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı isteyebilir.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.236/2[/ref] Mal paylaşımının ayrıntıları için boşanmada mal paylaşımı davası yazısına göz atabilirsiniz.

Aile Konutu Şerhi ve Ortak Evin Tahsisi

Aile konutunun maliki olmayan eş, tapu müdürlüğünden konutla ilgili şerh verilmesini isteyebilir. Ev kadın adına kayıtlıysa bu haktan erkek yararlanır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.194/3[/ref]

Şerh, eşlerden birinin diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devretmesini veya konut üzerindeki hakları sınırlamasını engeller.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.194/1[/ref] Dava sürerken barınma ihtiyacı geçici önlem olarak hakimden de istenebilir.

Şiddet söz konusuysa 6284 sayılı Kanun’a göre hakim, şiddet uygulayanı müşterek konuttan uzaklaştırıp konutu korunan kişiye tahsis edebilir.[ref]6284 sayılı Kanun, m.5/1-b[/ref] Şerhin nasıl konulduğunu aile konutu şerhi nedir yazısında bulabilirsiniz.

Boşanma Davasını Erkek Açtığında Velayet Kime Verilir?

Velayeti davayı kimin açtığı belirlemez, boşanmada velayet çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Kanunda anneye öncelik tanıyan bir karine de yoktur.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.336/3[/ref]

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi velayette ölçütü şu cümleyle koyar.

“Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.”

Daire bu kararda, idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmış olsa bile anne ve babanın yaşam koşulları ile çocuğa bakım olanakları araştırılmadan velayet hakkında karar verilmesini eksik inceleme sayarak bozdu.[ref]Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/25456, K.2016/9145, T.04.05.2016[/ref]

Kusur dağılımı velayeti kendiliğinden belirlemez. Bir dosyada ilk derece mahkemesi evlilik birliğinin sarsılmasında erkeği ağır kusurlu bulduğu halde ortak çocukların velayetini babaya verdi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı onadı.[ref]Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/21, K.2023/3736, T.05.07.2023[/ref]

Çocuğun yararının nasıl belirlendiği çocuğun üstün yararı nedir yazısında, ortak velayet seçeneği boşanma davasında ortak velayet kararı yazısında anlatılıyor.

Velayeti Alamayan Babanın Çocukla Kişisel İlişki Hakkı

Velayeti alamayan baba çocuğuyla kişisel ilişki kurma hakkını korur. Kanun ana ve babadan her birine, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı tanır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.323[/ref]

Mahkeme boşanma kararında ana ve babanın çocukla kişisel ilişkisini düzenler ve bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.182[/ref]

Velayet kendisine bırakılan taraf kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.324/3[/ref] Ayrıntılar için velayetin değiştirilmesi davası ve çocukla kişisel ilişki kurulması yazılarına bakılabilir.

Şiddete Uğrayan Erkeğin Hakları

6284 sayılı Kanun’un koruma tedbirleri yalnızca kadınlarla sınırlı değildir. Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınların yanında çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da kapsar.[ref]6284 sayılı Kanun, m.1/1[/ref]

Kanun şiddeti ve şiddet mağdurunu cinsiyet belirtmeden tanımlar.[ref]6284 sayılı Kanun, m.2/1-d ve m.2/1-e[/ref] Eşinden fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet gören erkek de hakimden tedbir isteyebilir. Tedbirler arasında şiddet tehdidi ve hakaretten kaçınma, korunan kişiye yaklaşmama ve müşterek konuttan uzaklaştırma yer alır.[ref]6284 sayılı Kanun, m.5/1[/ref]

Bu başvurulardan ve kararların uygulanmasından harç ve masraf alınmaz.[ref]6284 sayılı Kanun, m.20/1[/ref] Boşanma davasında ise bu olaylar kusur belirlemesini ve tazminat taleplerini etkiler.

Eşinin kendisine pek kötü davranması veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunması da başlı başına bir boşanma sebebidir. Bu sebebe dayanan dava, olayın öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her halde sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.162[/ref]

Uzaklaştırma kararının şartları için uzaklaştırma kararı nedir, ceza boyutu için evlilikte şiddetin cezası ve sonuçları yazılarını okuyabilirsiniz.

Boşanmada Erkeğin Hakları Davalarında Avukat Desteğinin Önemi

Nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet taleplerinin her biri ayrı bir dayanağa ve ispat yüküne bağlıdır. Taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.[ref]4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.6[/ref]

İstanbul boşanma avukatı Harbiye Hukuk Bürosu, boşanma davalarında nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet taleplerinin planlanmasında danışmanlık verir. Dosyanıza uygun yolu belirlemek için avukata sor sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Boşanmada Erkeğin Hakları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Konuyla ilgili en çok sorulan soruları kısa cevaplarıyla aşağıda topladık.



Boşanmada Erkeğin Hakları Nelerdir? yazısı ilk önce Harbiye Hukuk üzerinde ortaya çıktı.

]]>
https://www.harbiyehukuk.com/bosanmada-erkegin-haklari-nelerdir/feed/ 0